ÇEVRE - 04 Nisan 2025 Cuma 16:54

Prof. Dr. Aytaç: "Kenevir sektörü ülkemizde yeniden canlanıyor"

A
A
A
Prof. Dr. Aytaç: "Kenevir sektörü ülkemizde yeniden canlanıyor"

"Kenevirde Güncel Yaklaşımlar Çalıştayı"nda konuşan Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, "Kenevir, inşaat sektöründen ilaç endüstrisine, gıdadan polimer malzeme üretimine kadar geniş bir yelpazede kullanım imkânı buluyor. Ülkemizde de bu alandaki çalışmalar hız kazanmış durumda" dedi.


OMÜ Kenevir Araştırmaları Enstitüsü ile Amerika Oregon Üniversitesi Kenevir İnovasyon Merkezi arasındaki öğrenci, öğretim üyesi, proje iş birlikleri ve deneyim paylaşımları yapmak amacıyla "Kenevirde Güncel Yaklaşımlar Çalıştayı" düzenlendi. Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayda ilk olarak konuşan Prof. Dr. Selim Aytaç, "Kenevir sektörü ülkemizde yeniden canlanıyor. Kenevirin tarih boyunca birçok alanda kullanıldı ancak psikoaktif kanabinoid içeriği nedeniyle zaman zaman geri plana itildi. Son yıllarda düşük psikoaktif madde içeren endüstriyel kenevir türlerinin ıslah edilmesiyle birlikte, bu değerli bitkinin kullanım alanlarının giderek arttı. Özellikle son on yılda birçok ülke kenevirle ilgili mevzuatlarını yeniden düzenledi. Kenevir, inşaat sektöründen ilaç endüstrisine, gıdadan polimer malzeme üretimine kadar geniş bir yelpazede kullanım imkânı buluyor. Ülkemizde de bu alandaki çalışmalar hız kazanmış durumda. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin kenevir üzerine çalışmalarına 1992 yılında bir doktora tezi ile başladı. Üniversite bu alandaki küresel gelişmeleri yakından takip ediyor. 2019 yılında kurulan Kenevir Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde, tarım ve ıslah, gıda, yem ve ilaç, sanayi ve pazarlama olmak üzere üç ana bilim alanında çalışmalar yürütülüyor. Araştırmalarda hem üniversite bünyesindeki akademisyenler hem de Samsun ve Türkiye genelindeki paydaşlar yer alıyor. Enstitü olarak güncel sorunlara yönelik araştırmaların yanı sıra eğitim çalışmaları, lisansüstü programlar ve kamu bilgilendirme faaliyetleri yürütüyoruz. Uluslararası gelişmeleri yakından takip ediyor ve iş birliklerini artırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.



"7 bin 500 bilimsel makale yayımlandı"


OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise "Kenevir, insanlık tarihinin en eski tarımsal bitkilerinden biridir. Önceleri sadece giyecek ve lif gereksinimini karşılamak için kullanılan kenevir, zamanla gıda, tekstil, tıp, kozmetik, inşaat, otomotiv ve biyoteknoloji gibi birçok farklı alanda da önemli bir yer edinmiştir. Çeşitli yasal düzenlemeler nedeniyle bir dönem göz ardı edilen bu değerli bitki, günümüzde bilimsel araştırmaların ışığında yeniden hak ettiği değeri kazanmaktadır. Özellikle medikal alanda kenevirin tedavi edici etkileri üzerine yapılan çalışmalar, umut verici sonuçlar ortaya koymaktadır. Son 5 yılda yalnızca tıbbi kenevirle ilgili olarak PubMed veri tabanında yaklaşık 7 bin 500 bilimsel makale yayımlanmıştır. Bu rakam, kenevirin medikal araştırmalar açısından ne kadar büyük bir ilgi gördüğünü ve sağlık sektöründe önemli bir yer edinmeye başladığını göstermektedir. Endüstriyel kenevirin yaklaşık 25 bin farklı ürünün üretiminde kullanılması nedeniyle küresel pazar büyüklüğü her geçen yıl artmaktadır. Bugün gelinen noktada; kenevir lifi pazar değeri, 2022 yılında 7,55 milyar ABD dolar iken, 2030 yılına kadar bu değerin 10 kat artması beklenmektedir. Günümüzde sadece ekonomik potansiyeli değil, aynı zamanda sürdürülebilir üretim modellerine katkısı ve çevre dostu özelliklerinin olması, keneviri ekolojik dengeyi koruma noktasında geleneksel lifli bitkilere kıyasla daha stratejik bir alternatif haline getirmektedir. Kenevir yetiştirildiği alanlarda daha fazla karbon yakalayarak karbon ayak izini azaltmaktadır. Yetiştirilmesinde daha az su tüketimine ve daha az kimyasal gübre veya pestisit kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. İnşaat sektöründe kullanılan kenevir bazlı biyokompozitler ve yalıtım malzemeleri, karbon depolama kapasitesi sayesinde çevre dostu yapı malzemeleri olarak öne çıkmaktadır. Plastik kirliliğine çözüm olarak, biyo-bozunur kenevir bazlı plastikler, geleneksel fosil bazlı plastiklere sürdürülebilir bir alternatif oluşturmaktadır.


Bütün bu veriler, kenevirin yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayan stratejik bir kaynak olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından Amerika Birleşik Devletleri Oregon Üniversitesi Kenevir İnovasyon Merkezinin koordinatörü Prof.Dr.Wu Zhaohu da bir sunum yaptı. Sunumun ardından Doç. Dr. Serkan Ateş (Oregon Ünv.) :Genel Tanıtım ve Projenin Kapsamı, Doç. Dr. Massimo Bionaz (Oregon Ünv.):Kenevirin Hayvan Beslenmesinde Potansiyel Kullanımı Doç. Dr. Chat Higgins (Oregon Ünv.) : Kenevirde Sulama Yöntemi ilgili panel verdi.


Çalıştayda ayrıca kenevirden yapılan elbise, örgü ve kozmetik ürünlerde sergilendi. Gerçekleştirilen etkinliğe ayrıca Oregon Üniversitesi, ABD Tarım Bakanlığı, Fransa ve Norveç’ten akademisyenler de katıldı.



Prof. Dr. Aytaç: "Kenevir sektörü ülkemizde yeniden canlanıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "Faili meçhul dosyalarında devlet olarak kararlı bir irade ortaya koyuyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul suçların aydınlatılması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde özel bir daire başkanlığı kurduklarını belirterek, "Şu ana kadar mahkemelerden 638 dosya alındı. Burada amacımız savcılık makamının yerine geçmek değil, teknik destek sağlayarak dosyaların yeniden değerlendirilmesini sağlamak" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı TGRT canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özellikle toplumda hassasiyet oluşturan faili meçhul dosyalar üzerinde yoğunlaştıklarını söyleyen Gürlek, "Rabia Naz, Gülistan Doku, Rojin Kabaiş gibi toplum vicdanını yaralayan olaylarda devlet olarak sonuna kadar kararlı bir şekilde süreci takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "638 faili meçhul dosya yeniden inceleniyor" Faili meçhul suçlarla mücadele amacıyla yeni bir yapılanmaya gittiklerini ifade eden Gürlek, "Bir daire başkanlığı kurduk. Altında yeteri kadar tetkik hakimimiz bulunuyor. Bu birim şu ana kadar 638 dosyayı yeniden incelemeye aldı. Burada savcıların soruşturma yetkisine müdahale etmiyoruz. Sadece teknik destek veriyor, eksik delil ya da yeniden değerlendirilebilecek hususlar olup olmadığına bakıyoruz" diye konuştu. Dosyaların tamamının yeniden açılacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Gürlek, "Savcı bütün delilleri toplamış ve doğru bir karar vermiş olabilir. Ancak bazen gözden kaçan bir detay ya da sonradan ortaya çıkan yeni bir delil olabilir. Bizim yaptığımız, bu süreçlerde devletin kararlı olduğunu göstermektir" dedi. Gülistan doku davasında ABD’ye firar eden Umut Altaş’ın kilit isim olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, "Amerika’da firari biz bunun hakkında kırmızı bülten çıkarttık. Orada bizim Adli Müşavir arkadaşımız var, o da takip ediyor. Özellikle biz Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik. Sağ olsun onlar da hassasiyet gösteriyor" dedi. "İfade vereceğini düşünüyorum" Bakan Gürlek, Umut Altaş’ın Türkiye’ye geldiği zaman olayın çözüleceğini ifade etti. Bakan Gürlek, "Ben ifade vereceğini düşünüyorum. Sonuçta o da şu an suç ortağı, suçlu birisi olarak gözüküyor. Eğer üzerinde bir leke kalmamasını istiyorsa bildiklerini samimi olarak anlatması gerekiyor" dedi. Umut Altaş’ın en yakın görgü tanığı olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, "Abisiyle de görüşmeler yapıldı. Abisi de kardeşinin gelmesi konusunda olumlu irade beyan etti. Yani Umut Altaş gelirse mutlaka bu olaya ilişkin anlatacakları vardır" diye konuştu. "İkrarlar, tanık beyanı, maddi deliller de önemli" Faili meçhul cinayetlerde cesedin önemli bir delil olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek şöyle konuştu: "Burada zaten verilmiş yüzlerce içtihat var. Cesedin ortaya çıkarılmasına gerek yok. Mutlaka ceset önemli bir delil ama onun haricinde ikrarlar, tanık beyanları, diğer maddi deliller. Burada bunlar yeterli. Yani cesedin olmaması olayın cinayet olmadığını göstermez. Bu halk nezdinde böyle bir düşünce var, bunun üzerine altını çizmek istiyorum." "Ceset olmadan da cinayet soruşturması yürütülebilir" Kamuoyunda tartışılan "ceset olmadan cinayet soruşturması olur mu?" sorusuna da değinen Gürlek, "Yargıtay’ın bu konuda çok sayıda kararı var. Ceset önemli bir delil ancak cesedin bulunmaması olayın cinayet olmadığı anlamına gelmez" açıklamasında bulundu. "Yargılamaların uzun sürmesi vatandaşta memnuniyetsizlik oluşturuyor" Göreve geldikten sonra en büyük sorunlardan birinin uzun süren yargılamalar olduğunu gördüğünü söyleyen Gürlek, "Bir boşanma davası 12 yıl, kira tahliye davası 4 yıl sürmez. Vatandaşın en büyük şikayetlerinden biri bu. Biz empati yapıyoruz. Uygulamayla ilgili sorunları biliyoruz" dedi. Hakim ve savcıların hedef süre uygulamasına uyması gerektiğini kaydeden Gürlek, "Hedef süre aşılırsa bunun gereği sorulacak. İş yoğunluğu veya personel eksikliği olabilir ancak hakimin şahsından kaynaklanan bir problem varsa bununda gereğini yapacağız. Burada makul süre hedef süre var. Herkes ona uyacak yapmak istediğimizde bu" diye konuştu. "Yasa dışı bahis gençliğin en büyük problemlerinden biri" Yasa dışı bahisle mücadelede kararlı olduklarını vurgulayan Gürlek, "Göreve başladığım ilk gün 81 ilin başsavcısına genelge gönderdim. Yasa dışı bahis, uyuşturucu ve yolsuzluk suçlarıyla mücadelede kararlı olunmasını istedim. Ben başsavcılıkta yaparken yasadışı bahis gençliğin en büyük problemi. Devlet gençlerimizin hem fiziken hem ruhen korumak zorunda. Bizde yasadışı bahis oynamak kanunumuzda suç değil. Oynatan, yer ver imkan sağlayan, para transferini yapan, aracılık yapanlar hakkında Türk Ceza Kanununda düzenlemeler var. Yasadışı bahisle mücadele etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Uyuşturucu kullanma yaşı çok düştü" Uyuşturucu ile mücadele konusunda da değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Uyuşturucu kullanma yaşı maalesef çok düştü. Özellikle çocukların ve gençlerin korunmasına yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz. Uyuşturucu gençlerimizde sıkıntı oluşturuyor. Mücadele etmemiz gerekiyor" dedi. Uyuşturucu suçlarında kullanıcıdan başlayarak dağıtıcı ve organizasyon yapısına ulaşıldığını belirten Gürlek, "Kullanıcıyı yakaladığınızda size kimden aldığını söylüyor. Bu şekilde zincirin üst halkalarına ulaşılıyor. 1 ay içerisinde İstanbul’da kokain yakalandı, silsileyi yakalamanız gerekiyor. Bizim amacımız uyuşturucunun kötü olduğunu, gençlerimizin özenmemesini istiyoruz. İstanbul’daki kokain haritasını çözdük. Yani İstanbul’a gelen kokain miktarı, kimlerin getirdiği altı tane büyük dağıtıcı. Bunların hepsini tek tek biz bulduk. Sağ olsun Emniyet Müdürlüğümüzde camların komutanlarımızda çok güzel çalışmalar. Sürekli olarak da operasyon yapılıyor" diye konuştu. TGRT Ankara Temsilcisi Fatih Atik’in belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili sorusuna Gürlek, "Yani ben savcı olarak da görev yaptığım için diyorum; bütün arkadaşlarımız dosyanın tarafına bakmaz, kapağına bakmaz. Şahsın belediye başkanı olması, A partisinde olması, B partisinde olmasına bakmaz ki söylediğiniz gibi, geçen de açıkladık rakamları; AK Partili belediyelere de operasyon yapıldı. Yakın zamanda Halfeti, biliyorsunuz kayyımdı, operasyon yapıldı. Bildiğim kadarıyla tutuklandı. Şimdi burada bütün suç örgütlerinin bir amacı var. Biz sizin söylediğiniz, şu an yargılamaya konu, iddianameyi yazım aşaması tamamlandığı için diyorum, suç örgütünün bir elbette amacı var. Bir yolsuzluk havuzu oluşturuyor. Bu yolsuzluk havuzu ile aynı şekilde bir Cumhurbaşkanlığı fonu oluşturuyor. Yani sonuçta şahıs Cumhurbaşkanlığı adayı olmak istiyor. Burada havuzda biriken paralar da fonla birlikte bir Cumhurbaşkanı adayı olmak için bir yol haritası çiziyor. Bir de bir partiyi dizayn etme olayı var. Bunu da biz belirttik; yani biliyorsunuz delegelere para verilmesi, rüşvet dağıtılması. Bunlar iddianamede yazıyor" dedi. "Özkan Yalım’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlıktan beyanda bulunduğunu duydum" Bakan Gürlek, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla yürütülen geniş çaplı soruşturma kapsamında tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in etkin pişmanlıktan faydalandığını açıkladı. Gürlek, "Özkan Yalım’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlıktan beyanda bulunduğunu duydum. Etkin pişmanlıktan faydalanacak olanların samimi olması lazım, bildiklerinin tamamını anlatması lazım. Gökhan Böcek’in de etkin pişmanlık beyanları alındı. Bu devam eden bir soruşturma süreci" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocuklarla ilgili cezalar artırılacak" Çocukların suç örgütleri tarafından kullanıldığına dikkat çeken Gürlek, "Bunlarla ilgili 12. yargı paketinde bir kısım düzenlemeler yapmayı düşünüyoruz. Bu konuda meclisimize gönderdik sayın milletvekillerimizin takdirinde. Özellikle bizim sistemimizde çocuk kavramı suça sürüklenen çocuk kavram 12 ve 18 yaş aralığında. Bizde ikili bir sistem var. 12 ve 15 yaş, 15-18 yaş. Özellikle verilen cezaların çocuklara verilen cezaların toplumda cezasızlık algısı oluşturduğunu kanaat getirdik. Bu konuda cezaların bazı suçlarda adam öldürme işte dolandırıcılık, ırza karşı suçlar, uyuşturucu, ticareti gibi suçlarda arttırılmasına ilişkin bir teklif hazırladık. Aynı şekilde biliyorsunuz suça sürüklenen çocuklar konusunda infaz sistemi farklı. Yani ceza evinde yaptıkları bir gün iki gün sayılıyor. Örgütler cezai indirimleri bildikleri için çocukları kullanıyor. Bu nedenle bazı suçlarda çocuklara yönelik cezaların artırılmasına ilişkin düzenleme hazırladık" dedi. Özellikle adam öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel suçlar gibi ağır suçlarda infaz sisteminin değiştirileceğini kaydeden Gürlek, "Toplumdaki cezasızlık algısını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Muğla Sinan Kaloğlu: "Bu çocukların emeklerini çaldılar" Pendikspor Teknik Direktörü Sinan Kaloğlu, Bodrum FK’ya mağlup oldukları maçın ardından, "Tahkim Kurulu’na yazıklar olsun, bu maçın hakemlerine yazıklar olsun. Gerçekten bu çocukların emeklerini çaldılar. Hepinizi Allah’a havale ediyorum" dedi. Trendyol 1. Lig play-off çeyrek finalinde Pendikspor deplasmanda Bodrum FK’ya 2-0 mağlup olarak elendi. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Pendikspor Teknik Direktörü Sinan Kaloğlu, açıklamalarda bulundu. Kaloğlu, hakemleri eleştirerek hak etmedikleri bir mağlubiyet aldıklarını belirterek, "Maalesef mağlup olduk ve elendik. Rakibimiz Bodrumspor’u tebrik ediyorum, yoluna devam ediyorlar ama tabii bence hak edilen bir galibiyet de değildi, onu da söylemem lazım. İstediğimiz oyunu ilk yarı oynadık, üstün taraftık zaten. Top genel olarak bizdeydi, zaten iyi hazırlanmıştık karşılaşmaya. Saha içinde de bunu bunu gösterdik. Kenarlarda genişledik, iç koridorları kullandık ve ceza sahasına girdik de ama maalesef o beceriyi gösteremedik ilk yarı. İkinci yarı yine iyi başladık ama tabii olmayan bir kornerden bir korner verdi Ömer Hoca. Gerçekten bugün bütün takdir haklarını onlardan yana kullandı. Çok basit onlara faulleri çalıp bizlere sarı kart gösterirken, aynı düşünceyi, aynı yapıyı onlara karşı yapmadı. Açıkçası çok formsuzdu bugün. Zaten çok da iyi bir hakem değil ama maalesef böyle önemli maça böyle atanıyor. Bu arada bir VAR hakemi var, Davut Çelik. Tanımam etmem ama bugün 1-0 iken, lütfen tüm spor kamuoyuna söylüyorum, Wilks’in pozisyonuna bir baksınlar 1-0 iken. Bu pozisyon nasıl olur da penaltı olmaz? Ya bunu bana bir izah etsinler yani. Şimdi Wilks topa vurmuş ceza sahasında ve rakip gelmiş, indirmiş yere, vurmuş ve burada Davut hocamızın söylediği. Pozisyona bir bakın. Nasıl hakkımızın yendiğini göreceksiniz yani, orada penaltıyı verse belki maç 1-1 olacak, şimdi farklı şeyler de konuşacağız. Onun haricinde, buradan Tahkim Kurulu Başkanı’na ve oradaki üyelere de sesleniyorum; Ali Aytemur iyi bir çocuk, ben cezadan yana değilim ama şimdi Amedspor karşılaşmasında bir direkt kırmızı kart görmüş bir oyuncu var ve prosedür gereği de zaten iki maç ceza alması gerekiyor. Hiç kimseye haber vermeden cezası onanmış şekilde bugün, iki maç cezası onanmış şekilde açıklama yapılıyor daha önce. Peki nasıl oluyor da bu karşılaşma öncesi sessiz sedasız Ali Aytemur’un cezası bire indiriliyor? Bizim itiraz etmeye, düşünmeye zamanımız bile olmadı, karşımıza çıktı futbolcu birden maçta. Yani nasıl oluyor? Tüm hazırlıklarımızı biz defanstaki etkili bir oyuncusu olan Ali Aytemur, onun üstüne yapıyoruz; oynamayacak diye biliyoruz. Bir bakıyoruz karşımızda. Pendikspor güzel ve güzide bir kulüp. Çocuklar bütün sezon uğraştılar, play-off’a kaldık. Play-off’tan da umutlarımız vardı, herkesin umutlarını çaldınız. Hepinize yazıklar olsun, Tahkim Kurulu’na yazıklar olsun, bu maçın hakemlerine yazıklar olsun. Gerçekten bu çocukların emeklerini çaldılar. Hepinizi Allah’a havale ediyorum" diye konuştu.
İzmir AK Parti’den Karşıyaka Belediyesi’ne ’yönetim krizi’ tepkisi: "Artık yönetilemiyor" AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediye Meclisinin CHP’li meclis üyelerinin boykotu nedeniyle toplanamamasına tepki göstererek, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir" dedi. İzmir’de Karşıyaka Belediye Meclisinin mayıs ayı ikinci oturumu, CHP’li 18 meclis üyesinin toplantıya katılmaması nedeniyle yeter sayıya ulaşılamadığı için gerçekleştirilemedi. Yaşanan yönetim krizine karşı tavrını ortaya koymak amacıyla AK Parti grubu da meclise katılım sağlamadı. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediyesi’nin siyasi çekişmelerin ve şahsi hesapların esiri haline geldiğini belirtti. "Belediye dışarıdan dayatılan isimlerle yönetilmeye çalışılıyor" Meclisin toplanamamasını CHP içerisindeki çatlağın açık bir göstergesi olarak nitelendiren Köse, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir. Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, Karşıyaka’yı ortak akılla değil, dışarıdan dayatılan isimlerle ve tek merkezden gelen talimatlarla yönetmeye çalışmaktadır" ifadelerini kullandı. Kararların dar bir kadro tarafından alındığını öne süren Köse, sürecin CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve belediyede etkili olduğu iddia edilen Utku Yılmaz üzerinden yürütüldüğünü iddia ederek şunları kaydetti: "Karşıyaka halkının oylarıyla oluşmuş belediye yönetimi bugün fiilen başka isimlerin kontrolüne bırakılmıştır. Meclis iradesi ve Belediye Başkanı’nın iradesi yok sayılmakta, Karşıyaka’nın şansı birkaç kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmaktadır. Özellikle Utku Yılmaz’ın tek imzayla belediyede belirleyici hale gelmesi, CHP’li meclis üyelerinin dahi artık isyan ettiği bir noktaya ulaşmıştır. Karşıyaka’nın taşınmazlarının ve değerlerinin yetkili kişilerin yönettiği iştiraklere devredilmesi, bu yönetim zaafının en somut örneğidir." "Kişisel kavgaların bedelini Karşıyakalılar ödüyor" Mevcut yönetim ile geçmiş dönem Karşıyaka Belediye Başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasındaki siyasi gerilimin ilçeyi felç ettiğini kaydeden Köse, "Karşıyaka Belediyesi’nin her geçen gün kan kaybetmesinin en büyük sebeplerinden biri de Sayın Cemil Tugay ile mevcut yönetim arasında yaşanan siyasi ve kişisel kavgalardır. Karşıyaka halkına hizmet etmek yerine birbirleriyle hesaplaşan bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu kavganın bedelini ise sokakta çöp gören vatandaş, maaşını alamayan işçi ve hizmet bekleyen Karşıyakalı ödemektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık" AK Parti grubunun meclise katılmama kararının siyasi bir şov değil, halka karşı sorumluluğun bir gereği olduğunun altını çizen Başkan Köse, açıklamalarını şöyle tamamladı: "Biz AK Parti grubu olarak bu çürümüş yönetim anlayışına meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık. Çünkü ortada ne mali disiplin ne kurumsal ciddiyet ne de belediyeyi yönetecek irade kalmıştır. İşçisinin maaşını ödeyemeyen, memuruyla kavgalı, esnafıyla karşı karşıya gelen ve kendi meclis çoğunluğunu dahi bir arada tutamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Karşıyaka Belediyesi bugün borç batağı içerisinde, siyasi hiziplerin savaş alanına dönüşmüş durumdadır. Karşıyaka’nın kaybedecek bir günü dahi kalmamıştır. Belediye kişisel hesapların değil, halkın makamıdır."