SAĞLIK - 28 Şubat 2026 Cumartesi 10:22

Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"

A
A
A
Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kanserin biyolojik olarak yaşlanma süreciyle ilişkili olduğunu belirterek, "Bugün şunu biliyoruz ki yaşayan her hücrenin sonu kanser. Sadece hangi organ ve ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyoruz" dedi.


Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaşayan her hücrenin potansiyel olarak kansere dönüşebileceğini vurgulayarak, kansere yakalanma yaşının genetik faktörler, sigara ve çevresel etkenlerle değiştiğini belirtti. Prof. Dr. Özkaya, insan ömrünün 150-170 yaşına kadar uzaması halinde, başka bir hastalıktan hayatını kaybetmeyen bireylerde mutlaka kanser gelişeceğinin öngörüldüğünü ifade etti. Bir kişinin kansere yakalanma yaşının genetik olarak kodlandığını dile getiren Özkaya, sigara ve kanserojen maddelere maruziyetin bu süreci erkene çektiğini söyledi. Özkaya, "Örneğin 150 yaşında akciğer kanseri gelişecek bir kişi, sigara içiyorsa bu yaş 100’e düşebilir. Ailede kanser öyküsü varsa bu yaş daha da erkene çekilebilir ve 45 yaşından sonra her an kanser gelişme riski ile karşı karşıya kalınabilir" diye konuştu.



"Yeni vakaların yüzde 37’si önlenebilir"


Prof. Dr. Özkaya, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından küresel analize dikkat çekerek, "Bugün elimizde çok net veriler var. 2022 yılında dünyada görülen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yani yaklaşık 7,1 milyon vaka aslında önlenebilir nedenlerle ortaya çıkmış. Bu son derece çarpıcı bir oran. Demek ki her üç kanserden birinden fazlasını doğru politikalar ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla engellememiz mümkün. 185 ülkeden ve 36 kanser türünden elde edilen verilerin incelendi. Çalışmada tütün, alkol, yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon ve enfeksiyonlar dahil 30 önlenebilir risk faktörü değerlendirildi. Tütün kullanımı tek başına tüm yeni kanser vakalarının yüzde 15’inden sorumlu. Enfeksiyonlar yüzde 10, alkol ise yüzde 3 oranında etkili. Yani sigara hâlâ açık ara birinci sırada" şeklinde konuştu.



"Erkeklerde önlenebilir risk daha yüksek"


Kanser türlerine de değinen Özkaya, "Akciğer kanseri büyük oranda sigara ve hava kirliliğiyle ilişkili. Mide kanseri çoğunlukla helicobacter pylori enfeksiyonuna bağlanabiliyor. Rahim ağzı yani serviks kanseri ise neredeyse tamamen insan papilloma virüsünden (HPV) kaynaklanıyor. Bu da bize aşılama ve enfeksiyon kontrolünün ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Verilere baktığımızda erkeklerde yeni kanser vakalarının yüzde 45’i önlenebilir nedenlerle ilişkiliyken, kadınlarda bu oran yüzde 30. Erkeklerde sigara kullanımı tek başına yüzde 23’lük bir paya sahip. Enfeksiyonlar yüzde 9, alkol yüzde 4 oranında etkili. Kadınlarda ise enfeksiyonlar yüzde 11 ile ilk sırada, sigara yüzde 6 ve yüksek vücut kitle indeksi yüzde 3 oranında karşımıza çıkıyor. Bu tablo, yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle erkekler açısından çok daha kritik olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte akciğer, mide ve serviks kanserlerinin hem erkeklerde hem kadınlarda önlenebilir kanserlerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu üç kanser türüne odaklanmak bile milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir" ifadelerini kullandı.



"Kanserle mücadelede üç aşama var"


Türkiye’de kanserle mücadelenin üç temel aşamada yürütüldüğünü ifade eden Özkaya, şöyle devam etti:


"Birinci aşama korunma. Sigara ve alkolden uzak durmak, kanserojen maddelere maruziyeti azaltmak, sağlıklı beslenmek ve hareketli bir yaşam sürmekle kansere yakalanma riskimizi ciddi şekilde düşürebiliriz. Risk faktörlerini azalttıkça, kansere yakalanma yaşını ileriye öteleriz. İkinci aşama erken tanıdır. Tarama programları sayesinde kanseri erken evrede yakaladığımızda, çoğu zaman cerrahiyle tamamen tedavi edebiliyoruz. Toplumda ‘kanser bıçak değerse yayılır’ gibi yanlış bir inanış var. Eğer kanser erken evrede yakalanmışsa, ameliyatla tamamen kurtulmak mümkündür. Bu nedenle korkmadan tedavi sürecine girmek gerekir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri ile KETEM birimleri ücretsiz hizmet veriyor. Vatandaşları tarama programlarına katılmaya davet ediyorum."



"İleri evrede hedefimiz yaşam süresini ve kalitesini artırmak"


Kanserle mücadelenin üçüncü aşamasının ileri evre hastalar olduğunu belirten Dr. Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı:


"Maalesef ülkemizde birçok hastaya ileri evrede tanı koyuyoruz. İleri evre kanserlerde olağanüstü bir tedavi yok. Ancak artık genetik analizlerle hastayı kanserle buluşturan moleküler mekanizmaları tespit edebiliyoruz. Hedefe yönelik ve kişiye özel tedavilerle hastalarımızın yaşam süresini uzatabiliyor, yaşam kalitelerini artırabiliyoruz. İleri evrede amacımız hastalığı tamamen yok etmekten çok, onu kontrol altında tutarak hastamıza daha uzun ve konforlu bir yaşam sunmak."



Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri Ramazan’da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" dedi. Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, "Ramazan’da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor" Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, "Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" diye konuştu.
Konya Başkan Kavuş: "Hep birlikte Meram’a değer katmaya devam ediyoruz" Konya’nın merkez Meram İlçe Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, "Meram büyük bir aile. Bu ailedeki birlik beraberliğimizden güç alarak muhtarlarımız ve hizmet neferleri ilçe kurum müdürlerimizle birlikte Meram’a değer katmaya devam ediyoruz" dedi. Meram Belediye Başkanı Kavuş, Meram muhtarları ve ilçede görev yapan kamu kurumlarının müdürleriyle iftar sofrasında bir araya geldi. Başkan Mustafa Kavuş, Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz’ın da katıldığı iftar programında Meram muhtarları ve ilçe kurum müdürleri ile istişarelerde bulundu, belediye hizmetleri hakkında bilgi verdi ve mahallelerin ihtiyaçlarını muhtarlardan dinledi. Başkan Kavuş: "Hep birlikte Meram’a değer katmaya devam ediyoruz" Başkan Kavuş, iftar öncesinde muhtarlar ve kurum müdürleriyle yakından ilgilenerek mahallelerin ihtiyaçları, devam eden yatırımlar ve planlanan projeler hakkında görüş alışverişinde bulundu. Yerel yönetim ile mahalleler arasındaki en güçlü bağın muhtarlar olduğunu vurgulayan Kavuş, onların sahadaki gözlemlerinin ve geri bildirimlerinin hizmet kalitesini artırdığını ifade etti. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik ayı olduğuna dikkat çeken Başkan Kavuş, "Meram’ımız için omuz omuza görev yapan kıymetli muhtarlarımız ve kamu kurumlarımızın değerli müdürleriyle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Meram büyük bir aile. Bu ailedeki birlik beraberliğimizden güç alarak muhtarlarımız ve hizmet neferleri ilçe kurum müdürlerimizle birlikte Meram’a değer katmaya devam ediyoruz" dedi. Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz da yaptığı konuşmada kamu kurumları ile belediye arasında güçlü bir koordinasyon bulunduğunu belirtti. Bu uyumun ilçeye yapılan yatırımlara ve vatandaş memnuniyetine doğrudan yansıdığını dile getiren Kaymakam Yılmaz, ortaya konulan birlik ve beraberliğin en büyük kazanım olduğunu ifade ederek, "Birlikte hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir mesele yoktur. Ortak akıl ve istişare kültürüyle Meram’ı daha güzel yarınlara taşımaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.