ÇEVRE - 29 Mayıs 2025 Perşembe 16:10

Birecik ilçesinde yarım asırlık hasret Gülpınar ile sona eriyor

A
A
A
Birecik ilçesinde yarım asırlık hasret Gülpınar ile sona eriyor

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından Birecik’e kazandırılacak 17 milyon Avro değerindeki Atık Su Arıtma Tesisinin temeli atıldı.


Modern teknolojisi ve yüksek arıtma kapasitesiyle bölgenin çevre ve halk sağlığına önemli katkı sağlayacak tesisin temelini atan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, "Çevre dostu bir şehir anlayışıyla çalışmaya ve Şanlıurfa’mızın her karış toprağını hak ettiği hizmetlerle buluşturmaya devam edeceğiz. Görünmeyen ama hayati hizmetler üretiyoruz" dedi.


Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ŞUSKİ Genel Müdürlüğü, Birecik Atık Su Arıtma Tesisini, FRIT (Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Aracı) hibe fonu kapsamında toplam 17 milyon Avro (770 Milyon TL) maliyetle hayata geçiriyor.


Birecik ilçesine bağlı Mezra Mahallesi’nde 51 bin metrekarelik geniş bir alan üzerine kurulacak tesisin temeli, düzenlenen görkemli törenle atıldı. Günlük 18 bin 360 metreküp atık suyu arıtarak doğaya zarar vermeden yeniden kazandıracak olan proje tamamlandığında, sadece Birecik’e değil; Fırat Nehri’ne, tarım arazilerine ve bölge ekosistemine de önemli katkılar sağlayacak.


Temel atma törenine; Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Birecik Kaymakamı Mustafa Gürbüz, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Murat Beşikci, Birecik Belediye Başkan Vekili Mehmet Çetin, İlbank Bölge Müdürü Mustafa Tansel, Birecik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Halise Hocaoğlu, yüklenici firma Gündoğdu İnşaat’ın Genel Müdürü Savaş Birgili, mahalle muhtarları, STK temsilcileri, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda konuşma yapan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, altyapının görünmeyen ama hayati bir hizmet olduğuna dikkat çekerek, "Bugün burada sadece bir tesisin değil; Birecik’in geleceğine, çevresine, suyuna ve toprağına duyduğumuz saygının temelini atıyoruz. Su varsa hayat vardır, temiz çevre varsa sağlık vardır, planlı altyapı varsa huzur vardır" dedi.


ŞUSKİ Genel Müdürlüğü’nün merkez ve tüm ilçelerde içme suyu şebekelerini yenilemekten kanalizasyon hatlarını modernize etmeye kadar birçok çalışmaya imza attığını vurgulayan Başkan Gülpınar, yeni tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte Şanlıurfa’nın yıllık atıksu arıtma kapasitesinin 65 milyon metreküpten 72 milyon metreküpe çıkarılacağını da belirtti.


"Çocuklar için temiz bir gelecek"


Gülpınar konuşmasının devamında çevreci yatırımların gelecek kuşaklar için taşıdığı öneme değinerek, "Bu tesisin hayata geçmesi, Fırat’ın suyunun daha temiz akması, toprağımızın daha bereketli kalması, tarımsal üretimin korunması ve çocuklarımızın daha sağlıklı bir çevrede büyümesi anlamına geliyor" diye ifade etti.


Göreve geldiklerinden bu yana işlerine odaklanmış olduklarını dile getiren Gülpınar, çalışma arkadaşlarıyla beraber gece gündüz çalışarak bu yatırımları memlekete kazandırdıklarına dikkat çekti.


Konuşmasının sonunda projede emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür eden Gülpınar, "Halka hizmet, Hakk’a hizmettir" anlayışıyla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.


Birecik Kaymakamı Mustafa Gürbüz de, yaptığı konuşmada, vatandaşların temiz suya ulaşması noktasında Birecik Atık Su Arıtma Tesisinin önemli bir yatırım olduğunu belirterek, yaklaşık 770 milyon TL değerindeki tesisin Birecik’e ve şehre katkı sağlanacak olmasından dolayı Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve emeği geçenlere teşekküre etti.


Dualarla temel atıldı


Konuşmaların ardından Mezra Mahalle Muhtarı Şükran İmrak ve Bağlarbaşı Mahalle Muhtarı Mehmet Öztürk, Başkan Gülpınar’a teşekkür plaketi takdim etti. Daha sonra yapılan dualar eşliğinde protokol üyeleri hep birlikte butona basarak tesisin temelini attı.


Birecik ve çevre için yeni bir nefes


Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve AFD (Fransız Kalkınma Ajansı) ile İLBANK’ın da katkı sunduğu proje, modern arıtma teknolojileri ile donatılacak. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin çevreci projelerinden biri olan Birecik Atık Su Arıtma Tesisi, sadece ilçenin değil, tüm bölgenin çevre sağlığına yönelik önemli bir adım. Tesis, atık suların güvenli bir şekilde bertaraf edilmesini sağlayarak Fırat Nehri’nin temiz kalmasına ve bölgedeki ekolojik dengenin korunmasına destek olacak. Aynı zamanda, modern arıtma süreçleriyle suyun yeniden kullanımı için fırsatlar oluşturacak. Böylelikle Tesisin tamamlanmasıyla birlikte Birecik, daha temiz, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir ilçe olma yolunda büyük bir adım atmış olacak.



Birecik ilçesinde yarım asırlık hasret Gülpınar ile sona eriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Yüzlerce yıllık ’taş baskı’ motifleri modern sanatla buluştu, eserler hayran bıraktı Kastamonu’da üniversite öğrencisi yüzlerce yıllık yöresel taş baskı motiflerini dijital baskı yöntemini kullanarak sanatla buluşturdu. 17 adet motif kullanılarak yapılan eserler büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner tarafından, Prof. Dr. Metin Uçar danışmanlığında hazırlanan proje ile Kastamonu’nun yüzlerce yıllık geçmişe sahip taş baskı motifleri dijital sanatla buluşturuldu. TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan proje çerçevesinde, yapılan araştırmaların ardından Kastamonu’ya ait 17 taş baskı motifi dijitale aktarıldı. Daha sonra, 17 taş baskı motifi kullanılarak yapılan 25 eser, dijital baskı yöntemiyle tablolara aktarıldı. Eserler, Turhan Topçuoğlu Sergi Salonunda açılan sergide beğeniye sunuldu. Eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Öte yandan, dijital sanata uyarlanan taş baskı motiflerinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmesi için çalışma yürütüleceği belirtildi. "Motifleri günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye düşündük" Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Uçar, proje sürecinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin Tekstil Bölümünün Kastamonu’daki taş baskı motifleriyle ilgili yaptığı araştırmadan faydalandıklarını dile getirerek, "Sadece Kastamonu’da kullanılan motifleri ele aldık. Bunları daha çağdaş bir şekilde günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye biraz düşündük. Bunu proje olarak sunduk.Projemiz önce motiflerin tespit edilmesi arkasından da dijital baskıyla bir sergi açılması ve katalog haline getirilmesinden oluşuyordu. Şu anda sergi aşamasındayız. Bir de açabilirsek kampüste aynı sergiyi açmayı planlıyoruz. Burada sergiyi açmamızın sebebi de’ halkla daha iç içe olması içindi. Ama açıkçası ilgi çok da düşündüğümüz gibi olmadı" dedi. "Motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim" Proje süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner de, "Bu motifler sandıklarda duruyordu. Sadece şalvarın üstüne ve masa örtülerinin üzerine basılıyor. Bunu halkımız bilmiyor, bunu gençlik bilmiyor. Bu motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim. Sadece sandıklarımız da kalmasını istemedim. O yüzden dijital sanata uyarladım. Modern bir dille dijital olarak tekrar konumlandırdım ve çalışmalarımı bu şekilde ilerlettim. Bunları masa örtüsü, çarşaf deseni olarak da kullanılabiliriz. Ayrıca patent için de gerekli mecralara başvuracağım. Yeni bir dille, yeni bir çağdaş yorumla tekrar bu taş baskı motiflerini kullanabileceğiz. Motifleri taş baskı olarak sadece siyah beyaz olarak değil, rengarenk fularlarda, çarşaf desenlerinde, etek baskılarında, çanta kılıflarında birçok mecrada bunları tekstil ürünü olarak tabii ki kullanabiliriz. Şu anda gördüğünüz bu taş baskı motifleriyle yapılmış bir şal. Ama tek bir şal, çağdaş bir yorum ya da resimsel bir göz ya da sanatsal bir göz yok. Sadece taş baskı motifinin direk üzerine işlemişler. Bu da bir örnek" şeklinde konuştu. Serginin 20 Mayıs’a kadar açık kalacağı belirtildi.
Gümüşhane Gümüşhane Üniversitesi’nde akademisyenler için "meyve bahçesi" oluşturuldu Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde akademisyenler adına yerel meyve fidanları dikilerek yaklaşık 1 hektarlık alanda bahçe oluşturuldu. Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde düzenlenen etkinlikte, son bir yıl içerisinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan akademisyenler adına elma ve armut başta olmak üzere yerel meyve fidanları toprakla buluşturuldu. Gümüşhane’nin geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle öne çıkan bir şehir olduğu vurgulanırken, bu kadim mirasın yaşatılması amacıyla yerel türlerden oluşan bahçe oluşturulduğu belirtildi. Etkinlikte Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi yerel türlere ait 80 fidan dikilirken, alana ayrıca dut fidanları da eklendi, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla genişletileceği ifade edildi. Dikilen her fidan akademisyenlerin unvanlarıyla ilişkilendirilirken, koordinatlarının kendilerine verildiği ve ağaçlara sahip çıkmalarının istendiği kaydedildi. Gümüşhane’de meyvecilik kültürünün korunması ve üniversite yerleşkesinde kalıcı bir yerel meyve bahçesi oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. "Kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde bir meyve dikim etkinliği gerçekleştirdik. Gümüşhane, geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle meyvecilik geleneğini sürdüren, meyvesiyle ünlü şehirlerden biridir. Üniversiteler akademisyenlerin yetiştiği kurumlardır. Biz de son bir yıl içinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan hocalarımıza anlamlı bir jest yapmak istedik. Bu kapsamda, her biri için Gümüşhane’ye özgü elma ve armut fidanlarından yaklaşık 1 hektarlık alanda bir bahçe oluşturduk. Gümüşhane meyveleriyle meşhur bir şehirdir. Nitekim Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde bu şehrin meyvelerinin lezzetinden övgüyle bahseder. Akademisyenlerimizin her biri adına, koordinatlarını da verdiğimiz yerel meyve ağaçları diktik. Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi birçok yerel türü bu alanda bir araya getirdik. Ayrıca dut fidanları da diktik, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla alanı genişleteceğiz. Hocalarımıza sadece tebrik belgesi vermek yerine bir sorumluluk da verdik: Ağaçlarına sahip çıkmalarını, onları büyütmelerini istedik. Bu geleneği sürdürerek Gümüşhane’de geçmişten gelen meyve türlerini korumayı ve üniversite içerisinde kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. "Atanan her akademisyen için bir fidan dikilecek" Fidan dikim etkinliğinden memnuniyetini dile getiren Gümüşhane Üniversitesi Tasarım Bölümü Grafik Programı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Piyadeoğlu, "Biraz şaşırdık, bu etkinlik beklediğimiz bir şey değildi ama keyifli oldu. Akademik anlamda kurumunuza bir sadakat, bağlılık hissettirmenin yollarından biri olarak iyi düşünülmüş bir etkinlik. Hepimizin ismini taşıyan, atamalarımızı temsil eden bu fidanların dikilmesi motive ediciydi. Keyifli anlar geçirdik, toprakla haşır neşir olduk. Hepimizin bir meyve ağacı oldu. Bundan sonra her atanan akademisyen için de bu bir geleneğe çevrilecek" diye konuştu. Gümüşhane TEMA Vakfı Başkanı ve akademisyen Neva Doğan ise, "Kampüsümüzde çeşitli yeşillendirme faaliyetleri yürütüyoruz sağ olsun rektörümüz de bu konuda çok özverili çok destek sağlıyor. İnşallah kampüsümüzü daha yeşil daha yaşanabilir bir hale getireceğiz. Bu tip etkinliklere katılmaktan da çok büyük zevk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara TCMB Başkanı Karahan: "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, "Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplanan TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nu bilgilendirme amacıyla sunum gerçekleştirdi. Karahan sunumunda, küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde Merkez Bankası’nın uyguladığı politikalar ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. "ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı" Karahan, son dönemde jeopolitik gelişmelerin ekonomik programlar üzerinde belirleyici rol oynadığını dile getirdi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin süregelen belirsizliklerin jeopolitik gelişmelerden ötürü belirgin şekilde yükseldiğini ifade eden Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde" açıklamasında bulundu. "2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor" Küresel ekonominin mevcut gerilimlerden ötürü önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu. "Fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak için daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Karahan, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı oldu olduğuna vurgu yaptı. Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyleyen Karahan, "Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" değerlendirmesinde bulundu. Karahan, TCMB’nin yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerini de aktardı. Sıkı para politikalarının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ettiğini söyleyen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini dile getirdi. Hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiği bilgisini veren Karahan, bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretiminin azaldığına dikkati çekti. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini dile getiren Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergelerin ise yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış olduğunu söyleyen Karahan, yılbaşından bu yana tüketim malı ithalatının da gerilemekte olduğuna vurgu yaptı. "2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz" Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını ve milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade ederek, "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor" dedi. "Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda enflasyonun gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz" Yılın ilk çeyrekteki enflasyon görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını fakat yüksek seyrini de koruduğunu kaydetti. Karahan, şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor." "Eşel mobil istemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı" Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını söyleyen Karahan, "Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor" değerlendirmesinde bulundu. "kira verileri, kira enflasyonunda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" Karahan, son bir yıllık dönemde kira ve eğitim hizmetleri enflasyonunda önemli düşüşler yaşandığının altını çizerek, "Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" şeklinde konuştu. "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinen Karahan, "Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. "Attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu" Ocak ayında, para politikası adımlarının büyüklüğünü gözden geçirdiklerini ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini anımsatan Karahan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla tedbirler aldıklarını sözlerine ekledi. Karahan, söz konusu tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: "2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu. Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık. Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk." "KKM hesaplarında çok sınırlı bir bakiye kaldı" Karahan, TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerini sıkı parasal duruşunu desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerini söyleyerek, "TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini kaydeden Karahan, geçen yılın son çeyreğinden itibaren TL ticari kredilerin önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü bildirdi. Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkilerine değinerek, "Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini olumsuz etkiliyor. Bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" açıklamasında bulundu. Komisyon, Karahan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.