ASAYİŞ - 28 Eylül 2023 Perşembe 21:40

Siirt’te uyuşturucu operasyonunda 2 tutuklama

A
A
A
Siirt’te uyuşturucu operasyonunda 2 tutuklama

Siirt’in Kurtalan ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.



İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ile Jandarma Suç Araştırma Timince (JASAT) uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede ekipler, E.S. ve A.S’nin Batman’dan Siirt’e uyuşturucu getireceği bilgisi üzerine harekete geçti.


Fiziki takip sonucu şüphelilerin bulunduğu araç, Gözpınar Jandarma Karakol Komutanlığı önünde durduruldu. Araçta yapılan aramada, 512 gram eroin ve bir miktar esrar ile 92 bin lira ve 3 cep telefonu ele geçirildi, 2 kişi gözaltına alındı.


Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Başiskele Sahili’nde trafik ve yaya düzeni yenileniyor Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Başiskele Sahili bölgesinde ulaşım akışını rahatlatmak amacıyla trafik düzenlemesini hayata geçiriyor. Buna göre mevcut çift yönlü sahil yolunun (Liman Caddesi) Gölcük istikameti ile Eski Bağdat Caddesi ve Cevher Dudayev Caddesi İzmit yönüne tek yön olarak kullanılacak. Büyükşehir Belediyesi Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığınca yürütülen düzenlemelerle yürüyüş alanlarının daha güvenli ve konforlu hale getirilmesi sağlanacak. Buna göre Başiskele Sahili’nde yoğun yaya trafiğini rahatlatmak amacıyla mevcut bisiklet yolu kaldırılarak, yaya yolu genişletilecek. Bisiklet kullanıcıları için Liman Caddesi üzerinde 2,5 metre genişliğinde ve yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda yeni bir bisiklet yolu inşa edilecek. Yeni hat, tek yönlü trafik düzenine uygun şekilde planlandı. Sahil yoluna bağlanan Tertip Sokak, Mesane Sokak ve Piri Reis Caddesi çift yönlü kalırken, diğer sokaklar tek yönlü olacak. Bu sokakların büyük bölümünde kaldırım çalışmaları yapılırken, toplam uzunluğu yaklaşık 3 kilometreyi bulan alanlarda araç park cepleri oluşturuldu. Proje kapsamında yaklaşık 100 araç kapasiteli 5 yeni otopark alanı oluşturuldu. Cadde ve sokaklardaki ek düzenlemelerle birlikte bölgede toplam 850 araçlık düzenli park kapasitesine ulaşıldı. Böylece hem düzensiz parkın önüne geçilmesi hem de kapasitenin artırılması sağlandı. Sahil genelinde şerit çizgileri, yön işaretleri, yaya geçitleri ve kavşak düzenlemeleri baştan sona yenilenecek. Ayrıca mevcut yol ve kaldırımlardaki bozukluklar onarılacak. Eski Bağdat Caddesi ve Cevher Dudayev Caddesi ile bu caddelere bağlanan sokaklarda asfalt yenileme çalışmaları yapılacak. Liman Caddesi’nde ise mevcut asfalt üzerine asfalt yolların ömrünü uzatmak için kullanılan micro surfacing (ince bir yüzey koruma yöntemi) kaplaması uygulanacak. Yağmur suyu altyapısı kapsamında ise yaklaşık 500 metrelik hat döşenecek, su birikintilerini önlemek için de 100’e yakın yağmur suyu ızgarası yapılacak. Düzenlemelerle birlikte Başiskele Sahili’nde araç trafiğinin daha düzenli işlemesi, yaya güvenliğinin artırılması ve otopark sorununa kalıcı çözüm sağlanacak.
Samsun Karadeniz’in en büyük macera parkı 19 Mayıs’ta açılıyor Samsun’un Canik ilçesinde yapımı tamamlanan ve Karadeniz Bölgesi’nin en büyük macera parkı olma özelliği taşıyan "Canik Macera Parkı", 19 Mayıs’ta kapılarını ziyaretçilere açıyor. Dev oyun alanları, yürüyüş parkurları ve adrenalin dolu aktivitelerle donatılan parkın, bölge turizmine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Canik Belediyesi tarafından Hasköy Mahallesi Meşe Orman Parkı içerisinde hayata geçirilen proje için geri sayım başladı. Doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen vatandaşlara hitap edecek parkta, çocuklar ve yetişkinler için ayrı aktivite bölümleri yer alıyor. Ağaçlar arasına kurulan parkurlar ve yüksek adrenalin içeren oyun alanlarıyla ziyaretçilere farklı bir deneyim sunulacak. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, Canik Macera Parkı ile ilçeye yeni bir cazibe merkezi kazandırdıklarını belirterek, "Karadeniz Bölgesi’nin en büyük macera parkı olan Canik Macera Parkı’yla heyecana ortak oluyoruz. Dev adrenalin oyun gruplarının yanı sıra ailelerimizin doğayla iç içe vakit geçirebileceği yürüyüş yolları ve aktivite alanları da bulunuyor. Hem ilçemiz hem de bölgemiz turizmine katkı sağlayacak bu projede tüm hemşehrilerimizi ve maceraseverleri ağırlamaktan mutluluk duyacağız" dedi. 19 Mayıs 2026 Salı günü hizmete başlayacak parkta zipcoaster, tırmanma duvarları, kader atlayışı, trambolin, dev salıncak, ip parkurları, yürüyüş yolları ve gökyüzü merdiveni gibi birçok aktivite alanı bulunuyor. Parkın çalışma saatlerinin ise 10.00 ile 18.00 arasında olacağı bildirildi.
Erzurum 48 yıldır engelli evlada adanmış bir ömür ve vefakar Erzurumlu annenin hayalleri Keziban Demir Yumruk, 48 yıldır engelli oğlu Memet’e sabırla, şefkatle, inançla ve sevgiyle bakıyor. "O benim can yoldaşım" diyen vefakar ve fedakar annenin üç hayali var. Bir gün Çanakkale’de şehitlerin başında dua etmek ve ağlamak, Mescid-i Aksa’da namaz kılmak ve umreye gidebilmek. Şimdi Keziban annenin bir hayali Erzurum Müftülüğü’nün ve hayırsever insanların desteği gerçeğe dönüşüyor. Erzurum Müftüsü Yaşar Çapçı, Müftü Yardımcısı Özlem Gülbe, TDV İl Sorumlusu Kadriye Bilici’nin girişimleri ve hayırseverlerin desteğiyle, 48 yıldır özel ihtiyaçlı evladı Memet’e fedakarlıkla bakan Keziban Demiryumruk’un en büyük hayallerinden birisi gerçeğe dönüştürüldü. Yarım asırlık bir sabrın ve vakarlı duruşun ödülü olan kutsal yolculuk arzusu, dayanışma ruhu ve gönüllülerin desteğiyle hayat buldu. Hürmet ve dua ile kutsal topraklara uğurlanacak olan Keziban Demiryumruk’un duygu dolu hikayesi, iyiliğin gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bir annenin sessiz ama dik duruşu Hayat bazı anneler için yalnızca bir ömür değil, adanmışlığın en derin adı olarak karşımıza çıkıyor. İşte Keziban Demiryumruk’ta böyle bir anne. Erzurum’daki mütevazı evinin kapısından içeri girildiğinde karşınıza çıkan ilk şey, yılların yorgunluğuna rağmen dimdik duran bir annenin sessiz mücadelesi. Eşini 26 yıl önce kaybeden Keziban Demiryumruk, "Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Varlıkla yoklukla bugünlere geldik. Şükürler olsun. Altmış dokuz yaşındayım, kırk sekiz yıldır zihinsel engelli oğluma hem anne hem baba hem yol arkadaşı oldum. Maddi imkansızlıkların gölgesinde hayatın tüm yükünü omuzlarımda taşıdım. Eşimi kaybettiğimde henüz kırk üç yaşındaydım. Oğlum Memet’i beş yaşında akşam yatırdık, sabah bayıldı. Aldık doktorlara götürdük. Doktor belinden su alınmasını gerektiğini söyledi. O zaman eşim yaşıyordu ve çocuk ölür diye hastaneden alıp eve getirdik. Şimdi bu halde" dedi. Sabırla, inançla, sevgiyle ördü ömrünü Keziban Demiryumruk’ta acısına yenilmek yerine oğluna umut olmayı seçti. "Ben onsuz yaşayamam, Memet benim her şeyim. Canım, yoldaşım, arkadaşım" sözü onun hayatını anlatan en güçlü cümlelerden birisi sadece. Yıllar boyunca her zorluğa karşı şükrü dilinden hiç düşürmedi. Sabırla, inançla, sevgiyle ördü ömrünü. Anne Keziban Demiryumruk oğlu için göz oldu, kulak oldu, dünyası oldu. "Hep onun peşinden gezerim, ne istese yapmaya çalışırım" diye özetliyor onunla olan bağını ve sonra şöyle devam ediyor anne Keziban Demiryumruk, " Ağladı mı alır dışarı çıkarırım, gezdiririm. Gece saat üçte de ağladı mı alırım giderim dışarı. Onun gönlünü yaparım. Bazen iki sefer banyo yaptırırım ki ağlamasın, biraz da olsa ağrıları dinsin. Onunla yatarım, uyurum. Bensiz hiçbir şeyi yok. Beni de çok sever. Babası yaşarken çok yardımcı oluyordu. Bir gün iftar sofrasına oturuyorduk. Memet ağladı, babası aldı arkasında dolandırdı. Eşim sonradan öldü. Bu sefer yük hep bana kaldı. Ama çok şükür. Buna da şükürler olsun. Asla şikayetçi olmadım, olmam. O benim evladım, her şeyim. Rabbimin bana en güzel hediyesi, emaneti. Yemeğini yiyor, ama kaşık tutmak bilmez. Bir de eline şey versen yiyor. Çocuk gibi yemeğini yediririm. Deli değil ama mantığıyla gidip buzdolabını açıyor. Kimseye değmez, dolaşmaz. Kendi halindedir hep. Hep diyorum ki, Allah’ım sen şefaatinde mahrum etme" şeklinde konuştu. "Çanakkale’de şehitlerin başında ağlamak isterdim" Keziban Demiryumruk, üç hayalinin olduğunu ve bunları çok istediğini belirterek, "Çanakkale’ye gidip orada şehitlerin başında ağlamayı çok isterim. Bir de Mescidi Aksa’da namaz kılmak ve umreye gitmek. Şimdi hayallerimden birisi gerçek olacak inşallah. Müftülükten de, devletimizden de, milletimizden de sebep olanlardan Allah razı olsun. Önceden hep kendi kendi kendime "Nerede nasip olacak. Ben nasıl giderim umreye" derdim. Ama şimdi hayalime kavuşacağım. Çok mutluyum. Rabbim herkese nasip etsin" dedi.
İzmir Teknolojiye inat hasır dokumacılığı Tire’de yaşatılmaya devam ediyor Gelişen teknoloji ve plastik üretimi nedeniyle kaybolmaya yüz tutan hasır dokumacılığı geleneği, mesleğe çocuk yaşta başlayan Zuhal Narin tarafından İzmir’in Tire ilçesinde yaşatılmaya çalışılıyor. Yarım asırdır tezgah başında olan Narin, doğal hasırın yerini alan plastik ürünlerin sağlıksız olduğuna dikkat çekerek gençlere mesleği sürdürme çağrısı yapıyor. Boynuyoğun köyünde doğup büyüyen Zuhal Narin, mesleğe henüz 10 yaşındayken annesinin yanında küçük kabuk hasır tezgahlarında adım attı. Çocukluk yıllarında arkadaşlarının sokakta oynadığı saatleri tezgah başında geçiren Narin, bugün Tire ilçesindeki atölyesinde büyük hasırların yanı sıra seccade, çanta, Amerikan servisi ve sandalye gibi ürünler üreterek geleneksel zanaatını günümüze uyarlıyor. Geçmişte hasırın her evin vazgeçilmezi olduğunu belirten Narin, bu doğal malzemenin önemini vurguladı. Narin, "Eskiden halı yokken hasır vardı. Yemek orada yenir, orada uyunurdu. Halıların altına izolasyon olsun diye serilirdi. Ne nem geçirirdi ne de rutubet. Şimdi plastikleri çıktı, renkli ve ucuz ama buz gibi ve sağlıksız. Bizim hasırımız mikrop barındırmaz, kir tutmaz. Biz doğallığı bıraktık, hastalıklar çoğaldı" diye konuştu. "Usta çırak zinciri kopma noktasında" Eskiden Boynuyoğun köyünde her evin bir atölye olduğunu ve evlerde aynı anda iki veya üç tezgahın çalıştığını ifade eden Narin, köyünde bu işin bitmiş olmasından büyük üzüntü duyduğunu dile getirdi. Kendi çocuklarına bu sanatı öğretmesine rağmen onların farklı sektörlere yöneldiğini söyleyen Narin, usta çırak ilişkisinin koptuğunu aktardı. Halk Eğitim Merkezi bünyesinde dersler vererek sanatını aktarmaya çalışan Narin, "Mesleğimden gurur duyuyorum. Gençlerin bu işi sadece bir hobi olarak değil, meslek olarak yaşatmasını temenni ediyorum. Öğrenciler tezgaha oturduğunda büyük keyif alıyor ancak devamlılığı gelmiyor. Dileğim, bu güzelliğin bizden sonra da yaşaması ve yeni nesillere aktarılmasıdır" ifadelerini kullandı.
İstanbul ’Küresel Rekabette Denizler ve Koridorlar’ paneli Bakan yardımcılarıyla öğrencileri buluşturdu Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ’Küresel Rekabette Denizler ve Koridorlar’ paneline ev sahipliği yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakan yardımcıları Durmuş Ünüvar ve Osman Boyraz’ın da katıldığı etkinlikte, ‘Mavi Vatan’dan, ulaşım koridorlarına birçok konu ele alındı. Bakan Yardımcısı Ünüvar, Mavi Vatan’la ilgili yaptığı konuşmada "Mavi Vatan ve Misak-ı Milli Haritaları hafızamıza kazınmalı, nesilden nesile aktarılmalıdır" dedi. Denizcilikle ilgili birçok konunun konuşulduğu ’Küresel Rekabette Denizler ve Koridorlar’ paneli Beşiktaş’taki BAU Güney Kampüs’te gerçekleştirildi. Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kulübü tarafından gerçekleşen etkinlikte Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan yardımcıları Durmuş Ünüvar ve Osman Boyraz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Burak Aykan, İMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Tamer Kıran ve BAU Yönetim Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Rahmi İncekara konuşma yaptı. Etkinliğe, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, BAU Mütevelli Heyeti Üyesi Saygın Şenel, akademisyenler ve öğrenciler de katıldı. Etkinlikte "Türk Denizciliği ve Mavi Vatan" başlığıyla sunum eşliğinde konuşma yapan Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Kuzey Kutbu deniz rotasından İran, İsrail, ABD savaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına; Ukrayna - Rusya krizinin etkilerinden, Husiler’in Kızıldeniz’i gemilere kapatmasına kadar birçok konuya değinen Ünüvar, dünyada ticaret taşımacılığının büyük bir kısmının gerçekleştirildiği deniz rotalarının önemine de vurgu yaptı. ‘Mavi Vatan, Misak-ı Milli hafızamıza kazınmalı nesilden nesile aktarılmalı’ Bakan Yardımcısı Ünüvar, Türkiye’nin Libya’yla olan ilişkilerine ve Mavi Vatan Haritası’nın önemine dikkat çekerek, "Mavi Vatan Haritası ve Misak-ı Milli Haritası hafızamıza kazınmalı ve nesilden nesile aktarılmalıdır. Bunu asla unutmamalıyız" diyerek Türkiye’nin Libya’yla olan ilişkilerine de değindi. Türkiye’nin Libya’daki savaşta inisiyatif almasının çok önemli olduğunun altını çizen Ünüvar "2019 yılında Türkiye ile Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması yaptı. Bu şu demek belirlenen hat üzerinde diyelim denizden gaz çıkarılacak, petrol çıkarılacak, ya da fiber optik haberleşme cihazları kabloları deniz altından geçirilecek dendiği zaman, ülkemizin onayı olmadan Türkiye’den Avrupa’ya, denizden hiçbir şey götüremezsiniz. Hani hatırlarsınız bize ‘Libya’da ne işiniz var’ dediler. Biz Libya’ya gittik, bize "ne işi var Türkiye’nin Libya’da" diyen herkes oradaydı. Eğer orada olmasaydık bugün hapsedilmiş bir Türkiye olacaktı. Bu iş çok büyük kararlılıkla, çok büyük bedellerle ve kahramanlıklarla yapılmış iştir. Müthiş bir iştir" dedi. Ünüvar, Montrö’de 1936’da imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’ne de dikkat çekerek, anlaşmanın çok önemli olduğunu dile getirdi. ‘Türkiye olmadan koridor olmaz’ Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, "Türkiye Yüzyılı’nda Ulaştırma Vizyonu" başlığıyla gerçekleştirdiği sunumunda, Türkiye çevresindeki ulaşım yollarından ve ülkemizde ulaşımla ilgili çalışmalara değindi. Ülkemizin önemli bir kavşak noktasında olduğuna da vurgu yapan Boyraz, "Türkiye olmadan koridor olmaz" sözünü motto olarak kullandığını belirtti. Türkiye’yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’ne de değinen Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Hürmüz Boğazı’nda yaşananların bu projenin önemini ortaya koyduğunu ifade ederek "Kalkınma Yolu Projesi, Hürmüz Boğazı’ndaki yaşanan hadiseden sonra ne kadar kıymetli bir hale geldiğini gördük. İnşallah 2030 yılında bunu tamamlayacağız. 1200 kilometrelik bu hat ülkemize gelecek ve Türkiye’nin içinden de Avrupa’ya doğru uzanacak" dedi. Zengezur Koridoru ve Atatürk’ün öngörüsü Zengezur Koridoru’nun öneminden bahsederek Atatürk’ün Iğdır’daki Dilucu’nu almasındaki öngörüsüne değinen Boyraz şunları söyledi: "Dilucu’nu haritada şöyle gözünüzün önüne getirin, karga burnu gibi şöyle çıkıyor. Orası olmasaydı bugün burada Bakü’yle birlikte bağlantısını yapacağımız Zengezur Koridoru olma şansı yoktu. Onun için de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle yad edelim. Çünkü ta o zaman, yakın gelecekte Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile bir bağ kurması gerektiğini, gelecek yüzyılda bunun da Dilucu’nun üzerinden geçmek zorunda olduğunu gördü. Dilucu, o gün maalesef İran topraklarındaydı. Stratejik hamlelerle ve görüşmelerle savaşsız bir şekilde 1930’lu yıllarda Dilucu Türkiye sınırlarına dahil edildi. Bugün eğer bu koridor konuşuluyorsa, 100 yıl önceki öngörünün ve vizyonun ortaya koymuş olduğu bir durumdur." (NŞ-