ÇEVRE - 17 Mayıs 2025 Cumartesi 14:09

Terör bitti, mağaralar turizme kazandırılıyor

A
A
A
Terör bitti, mağaralar turizme kazandırılıyor

Şırnak’ta halk arasında "Ulya Şeyhan" olarak bilinen apartman mağaraları, hem tarihi hem de doğal dokusuyla dikkat çekiyor. İsmini bölgede yaşamış, görev yapmış ve burada vefat etmiş bir şeyhten alan mağaralar, çevre halkı tarafından manevi bir ziyaret noktası olarak kabul ediliyor. Terörün yerini huzura bıraktığı bölgedeki mağaraların turizme kazandırılması için çalışma başlatıldı.


Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Akdizgin köyü yakınlarında bulunan Ulya Şeyhan mağaralar (Apartman Mağaraları) Şırnak Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından kültür envanterine alınarak, hem doğa hem de inanç turizmine kazandırılıyor. Mağaralarda incelemelerde bulunan Şırnak Kültür ve Turizm İl Müdürü Celal Baz, mağara yapısına bakıldığı zaman medrese eğitimi, dini eğitim ve koruma amaçlı yapıldığının görüldüğünü, bölgede bir çok yapının bulunduğunu ve bu yapıların yapılacak olan çalışmaların ardından kültür envanterine ekleneceğini belirterek, doğa ve inanç turizmi için vatandaşların bölgeyi mutlaka ziyaret etmeleri gerektiğini belirtti. Baz, "Bu mağaralar, halk arasında Ulya Şeyhan olarak bilinen bir şeyhten ismini almış. Burada yaşamış, görev yapmış, burada vefat etmiş bir şeyhin eseri olduğu bilinmektedir, düşünülmektedir. Ulya kelimesi Arapça’da ulu, büyük anlamlarına geliyor. Bu bölgede görev yapmış Şeyh Ebubekir isimli bir şeyhinde mezarının bulunduğu bilinmektedir. Akdizgin köylülerinin festival yaptıkları, kurban kestikleri alanda yine bu şeyhin mezarının olduğu bir alan olarak bilinmektedir. Yöremizde, Şırnak ilimizde, bölgede benzeri gezi alanları mağaralar çok sayıda bulunmaktadır. Tabii halkımız güven ve huzur içerisinde buraları gelip görebilirler, gezebilirler, yürüyüşlerini yapabilirler. Şuanda Türkiye’nin en huzurlu, en güvenli şehirlerinden birisidir Şırnak. Şırnak, aynı zamanda Hz. Nuh’un Hut Suresi’nin 44’üncü ayetinde geçtiği gibi, Ya Rabbim beni huzurlu, güvenli ve bereketli topraklara indir dediği yerdir burası. Dolayısıyla yine günümüzde bereketin, huzurun, hürmetin, ev sahipliğinin vücut bulduğu bir şehirdir Şırnak" dedi.


Türkiye’nin dört bir yanından gelecek ziyaretçilere Şırnak’ın eşsiz doğasını, tarihi derinliğini ve kültürel zenginliğini keşfetmeleri çağrısında bulunan Baz, "Yazılı kaynaklarda bir bilgi olmamakla birlikte, incelediğimiz kadarı ile buranın bir eğitim merkezi olduğu düşünülmektedir. Çeşitli inançlar tarafından inşa edildiği, yapıldığı bilinmekle birlikte ama bir medrese eğitimi veya bir din eğitimi alındığı ve aslında koruma amaçlı da yapıldığı düşünülüyor. Şırnak’ın bir çok alanında, bir çok doğa alanında çok huzurla ve güvenle yürüyüş yapabileceğimiz yerler olduğu bilinmektedir. Bundan sonraki süreçte insanlarımızın Türkiye’nin her bölgesinden, her yöresinden gelip burada günübirlik yürüyüşünü yapabilirler, pikniklerini yapabilirler. İnanılmaz bir doğa, doğal alanları mevcut ve insanlar hakikaten huzur ve güven içerisinde burada doğa turizmini gerçekleştirebilirler. Kültür Turizm Bakanlığımız olarak, bölgede ki bu tip yapıların hemen hemen hepsini tescilinin ardından envanterlerimize kazandırmak için çalışmalarımız devam ediyor. Bölgede ki bu tür alanların tescil çalışmalarına devam etmekle birlikte tüm alanların kültür envanterine kayıt çalışmaları devam etmektedir" ifadelerini kullandı.



Terör bitti, mağaralar turizme kazandırılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kozan’da taziye ve kültür evi dualarla açıldı Adana’nın Kozan ilçesinde bir iş insanı desteği ile Kozan Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan "Kültür ve Taziye Evi" törenle kapılarını açtı. Açılışın ardından kurulan iftar sofrasında vatandaşlar oruçlarını açtı. Adana’nın Kozan ilçesinde Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı’nın öncülüğünde ilçeye bir iş insanı desteği ile taziye ve kültür evi kazandırılarak açılışı yapıldı. Açılış töreninde konuşan Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçede ilk kez taziye ve kültür evini bir iş insanın desteği ile ilçeye kazandırdıklarını kaydederek, "İlçemizdeki kültür ve taziye evlerinin sayısını artırmayı hedefliyoruz. İlçemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. İlçemizin gelişmesi ve büyümesi için dayanışma içinde olmaktan mutluyuz" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı ise taziye ve kültür evininin yapımında emeği geçenlere teşekkür ederek, "İlçemizde memleket sevdalısı insanların olması bizleri gururlandırıyor. Birlik ve beraberlik içinde Kozan için çalışmaya devam ediyoruz. İlçemize 5-10 adet yeni halı saha kazandıracağız. Ayrıca Jandarma taşındığında yerine Aile Sağlığı Merkezi açacağız" şeklinde konuştu. Şevkiye Mahallesi, Şehit Şefik Uçak Sokak üzerinde, toplam 3 bin 672 metrekarelik alan üzerine inşa edilen merkez, sadece bir taziye evi değil, sosyal bir yaşam alanı olarak kullanılacak. Tesisin 250 metrekarelik kapalı alanı, cenaze merasimlerinin yanı sıra; özellikle dar gelirli vatandaşların nişan, düğün ve sünnet gibi sosyal etkinliklerini ücretsiz olarak gerçekleştirebilmeleri için tahsis edilecek. Açılış konuşmalarının ardından protokol ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla açılış gerçekleştirildi. Program sonrasında katılımcılar kurulan iftar sonrasında oruçlarını açtı.
Denizli Merkezefendi Basket zorlu Bahçeşehir Koleji maçına bileniyor Yukatel Merkezefendi Belediyesi Denizli Basket Başantrenörü Zafer Aktaş, Beşiktaş Gain’e deplasmanda mağlup oldukları karşılaşmanın ardından değerlendirmelerde bulundu. Deneyimli çalıştırıcı, takımının ortaya koyduğu mücadeleden memnun olduğunu belirtirken, önlerindeki Bahçeşehir Koleji maçının büyük önem taşıdığını vurguladı. FIBA arası sonrasında oynanan mücadeleyi değerlendiren Aktaş, eksik kadroya ve yoğun fikstüre rağmen oyuncularının sahada büyük bir mücadele ortaya koyduğunu söyledi. Milli takımlardan dönen oyuncuların kısa süre içinde maça çıkmak zorunda kaldığını hatırlatan Aktaş, buna rağmen takımın güçlü rakibine karşı son ana kadar mücadele ettiğini ifade etti. Zafer Aktaş açıklamasında, "FIBA arası dönüşünde deplasmanda Beşiktaş Gain’e karşı oyuncularımın gösterdiği mücadeleden büyük oranda memnunum. Eksik kadromuza, daha salı günü milli takımlarından dönen oyuncularımızın yorgunluklarına ve sakat oyuncularımızın olmayışına rağmen oyuncularım canla başla güçlü rakiplerine karşı mücadele ettiler. Bu karakteri ve mücadeleyi ligin kalan bölümünde de sahaya yansıtmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Ligde son 9 haftaya girildiğini hatırlatan tecrübeli başantrenör, her karşılaşmanın artık daha fazla önem kazandığını dile getirdi. Özellikle cuma günü oynanacak Bahçeşehir Koleji maçının kritik bir mücadele olacağını belirten Aktaş, "Ligin son 9 haftasına giriyoruz ve her maçın değeri çok daha fazla. Cuma günü saat 20.00’de sahamızda oynayacağımız Bahçeşehir Koleji maçı bizim için çok önemli. Bu maç için hemen çalışmalara başlayıp en iyi şekilde hazırlanmak istiyoruz" dedi. Denizli temsilcisinin başantrenörü ayrıca taraftarlara da çağrıda bulundu. Takımın kalan haftalarda tribün desteğine büyük ihtiyaç duyacağını ifade eden Zafer Aktaş, "Taraftarlarımızın desteği bizim için çok kıymetli. Cuma günü oynayacağımız Bahçeşehir Koleji maçında salonu doldurarak bizi desteklemelerini istiyoruz. Onların vereceği enerjiyle sahada çok daha güçlü olacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu.
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "8 Mart; milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımıyla "Üç Hilalin Aydınlığında Altaylar’dan Tuna’ya Türk Kadını" temalı "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" programı düzenlendi. Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul, "Bugün burada, insanlık tarihinin en ağır yükünü sırtlanmış, en büyük bedelleri ödemiş, fakat buna rağmen vakarından, fedakârlığından ve dirayetinden asla ödün vermemiş Türk Kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı günde, Türk kadınının değerini devlet ve millet hayatının merkezine alan duruşuyla bizlere istikamet çizen; milli ve manevi hassasiyetleriyle Türk ailesini ve Türk kadınının vakarını daima savunan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun liderliği ve kararlı duruşu, bu kürsüden dile getirilen her sözün fikri ve ahlaki zeminini oluşturmaktadır" dedi. "8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamından bahseden Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır. Biz kadın meselesine Batı’nın dar kalıplarıyla değil; binlerce yıllık Türk devlet aklının, töresinin ve inancının penceresinden bakıyoruz. Bizim medeniyetimizde kadın geride bırakılmış değildir; tarihin tam merkezindedir. Orta Asya bozkırlarında Hakan ile birlikte toyda söz alan Hatun da bizimdir, cephede mermi taşıyan Nene Hatun da bizimdir, istiklalin bedelini evladıyla ödeyen analar da bizimdir" diye konuştu. "Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil, irade sahibidir" MHP Lideri Bahçeli’nin "Kadın, Türk milletinin teminatıdır. Türk kadını fedakarlığın, sabrın ve vefanın adıdır" sözlerini hatırlatan Yurdakul, şunları kaydetti: "Türk kadını yalnızca doğurmamış; yoğurmuş, yetiştirmiş, korumuş ve diriltmiştir. Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri’nde milleti anlatırken, anayı temel direk olarak tarif etmesi boşuna değildir. Çünkü biliriz ki, ana güçlü ise millet güçlüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil irade sahibidir. Slogan değil sorumluluktur. Günümüzde kadın meselesi, Batı merkezli ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınırken, özgürlük kavramı, çoğu zaman toplumsal bağlardan koparılmaktadır. Bu çevrelerde kadını ailesinden ve toplumsal bütünlükten yalıtan bir anlayış dayatılmaktadır. Kadının çalışma hayatındaki emeği, aileyle rekabet eden bir kimlik üzerinden tanımlanmakta ve annelik değersizleştirilmektedir."