GÜNDEM - 04 Ağustos 2025 Pazartesi 12:07

Unutulmaya yüz tutmuş boyamacılık geleneksel yöntemlerle yapılıyor, doğanın renkleri yeniden hayat buluyor

A
A
A
Unutulmaya yüz tutmuş boyamacılık geleneksel yöntemlerle yapılıyor, doğanın renkleri yeniden hayat buluyor

Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nde tamamen geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen doğal boyama çalışmaları, hem doğaya hem insan sağlığına zarar vermeyen ürünler ortaya çıkarıyor. Unutulmaya yüz tutmuş doğal boyacılık, el emeğiyle yeniden hayat buluyor.


Sivas Olgunlaşma Enstitüsü unutulmaya yüz tutmuş doğal boyama tekniklerini geleneksel yöntemlerle sürdürerek kültürel mirasa sahip çıkıyor. Enstitüde gerçekleştirilen çalışmalarda, doğadan toplanan bitkilerle iplik ve kumaşlar tamamen doğal yollarla boyanıyor. Kullanılan tüm malzemeler, insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyecek şekilde özenle seçilerek, Sivas’ın zengin bitki örtüsünden faydalanıyor. Kumaş ve iplikler doğal boya karışımına batırılıyor, ince kazanlarda kaynatılıyor ve son olarak kurutma işlemine geçiliyor. Kuruduktan sonra ise iplikler ve kumaşlar dokuma alanında değerlendirilerek halı ve kilimlere dönüştürülüyor. Aynı zamanda doğal ve ekolojik baskı çalışmalarında da kullanılıyor. Doğal boyama süreci sonrası oluşan atıklar da doğaya zarar vermeyerek, gübre olarak da kullanılabiliyor.


"Sivas zengin bir bölgedir"


Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nde görevli Usta öğretici Ayşegül Baş, yapılan doğal boyama işlemlerinin tamamen doğal olduğunu ifade ederek, "Kurumumuzda yapılan doğal boyama işlemleri tamamen geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Kullandığımız iplikten boyaya kadar her şey tamamen doğaldır. Boyalarımızı kendimiz doğadan topluyoruz. Sivas bu açıdan çok zengin bir bölgedir. Yöre olarak zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Buna bağlı olarak bitkilerimizi kendimiz topluyor, kurutuyoruz. Doğal boyalarımızın yüzde 80’ini kendimiz temin ediyoruz. Toplayıp kuruttuğumuz doğal boyaları depoladıktan sonra, kullanacağımız zaman iplerimize veya kumaşlarımıza doğal olarak uyguluyoruz ve önce yıkıyoruz. Yıkama aşamasından sonra mordanlıyoruz. Mordanlama aşaması tamamlandıktan sonra, hangi rengi kullanacaksak o rengi hazırlıyoruz. İpimizi ve kumaşlarımızı boyanın içerisine batırıp kaynatıyor ve ardından kurutmaya alıyoruz. Kuruduktan sonra, eğer arkadaşlarımız dokuma alanında kullanılacaksa halı ve kilim olarak dokuma işlemi yapmaktadır. İplerimiz ve kumaşlarımız aynı zamanda doğal baskı ve ekolojik baskı olarak da kurumumuzda değerlendirilmektedir" dedi.


"Geçmişten günümüze kullanılan bir yöntemdir"


Sentetik boyalar insan sağlığına zarar verdiği için doğal boyaların tercih edildiğin söyleyen Baş, "Ürettiğimiz kumaşlarımız ipek, pamuk ve yün olmak üzere tamamıyla doğaldır. İçerisinde insan sağlığına zarar verebilecek hiçbir kimyasal madde bulunmamaktadır. Yaprakların kendi rengini aktarmasını sağlayarak, günümüze uygun doğal ürünler üretmekteyiz. Doğal boyamacılık, geçmişten günümüze kullandığımız bir yöntemdir. Geçmişte atalarımız, kıyafetlerini ve ürünlerini tamamen doğal yöntemlerle boyamışlardır. Bir dönem ‘cehri’ denilen boyanın 1 kilogramı, altınla yarışacak değerdeymiş. Bu boyaların yurt dışına ihracatı da yapılmaktaymış. Ama 17. ve 18. yüzyıllarda sentetik boyaların ortaya çıkmasıyla doğal boyalar unutulmaya yüz tutmuş, zamanla sentetik boyalar öne geçmiştir. Günümüzde tekstil ve diğer alanlarda kullanılan sentetik boyalar insan sağlığına zarar verdiği için bizim yapmış olduğumuz doğal boyalar tamamen zararsız olup, bu nedenle tercih edilmektedir. Kullandığımız tüm atık maddeler, doğaya döküldüğünde gübre olarak geri dönmekte ve doğaya hiçbir zararı olmamaktadır" diye konuştu.


"Kendimiz topluyoruz"


Boyanan ipleri daha sonrasında gübre olarak kullandıklarını belirten Baş, "Çalışma mantığımız üretim sırasında kişiye zarar vermemesi, kullanım sırasında zararsız olması ve işlemler sonunda doğaya zarar vermemesidir. Sentetik boyalar tamamen makinelerle yapılmaktadır ve üretim sırasında insan sağlığına da zarar verebilmektedir. Ancak bizim kullandığımız doğal boyalar tamamen el emeğiyle yapılmaktadır. Kendimiz topluyor, kurutuyor, dövüyor ve ince kazanlarda kaynatarak ipleri boyadıktan sonra gübre olarak doğayla buluşturuyoruz" şeklinde konuştu.



Unutulmaya yüz tutmuş boyamacılık geleneksel yöntemlerle yapılıyor, doğanın renkleri yeniden hayat buluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Çanakkale cephesinde ele geçirilen düşman telgrafları, 111 yıl sonra gün yüzüne çıktı Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği emirler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Bulunan emirde, Mustafa Kemal’in 19. Fırka Kumandanlığı yaptığı sırada düşman telgrafını ele geçirerek savaş stratejisi belirlediği görülüyor. Bulunan emir ile ilgili konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Zaferlerinin yıl dönümünde yeni emirler ortaya çıktıkça, özellikle Çanakkale cephesindeki Cevat Paşa, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk gibi önemli komutanların emirleri ve içerikleri ortaya çıktıkça savaşın ve zaferlerin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaya başlandı" dedi. 19. Fırka Kumandanı Mustafa Kemal’in imzasını taşıyan emirde, şu ifadeler yer alıyor: "Karşımızdaki düşman kumandanı telsiz telgrafla (buraya imdat gemileri yetiştiriniz) diye müracaat eylediği mevki müstahkemden çalınan telsiz telgraftan anlaşılmıştır. Binaenaleyh karşımızda bir liv yani 4 tabur vardır. Düşmanın takviye kıtaatı almasına meydan vermeyerek harekat-ı taaruziyeye devam ve düşmanı mevzilerinden tard ediniz. Bunun için bundan evvelki emrimle bildirdiğim vecihle 125. Alay bir taburunu 27. Alaya gönderecek ve diğer kuvvetiyle 14. Alayın ihtiyatını teşkil edecektir. Gerek 14. ve gerekse 27. Alaylarla sol cenahımızdaki diğer kuvvetler hemen alayın gerideki ihtiyatlarını düşmana seri ve kat’i darbeyi vurmak üzere ileri atılınız. 15. Alay hat-ı harb gerisine hareket etti. 13. Alay da harekete hazırdır. Bütün topçu grupları piyademizin ileri hareketini müteakiben takip ve himaye edeceklerdir." "Çanakkale ruhu inşallah ebediyen var olacaktır" Her şeyin Çanakkale’de başladığını görmenin Mustafa Kemal’le alakalı daha da farklı anlamlara büründürdüğünü dile getiren İsmail Kaşdemir, "Özellikle Anafartalar kahramanı olarak nam salmış ve tarih sahnesine Çanakkale’de adım atmış ve daha sonra Milli Mücadelemizin başkomutanlığını yaparak arkadaşlarıyla beraber kurduğu cumhuriyeti aslında Çanakkale’de her şeyin başladığını görmek Mustafa Kemal’le alakalı bizleri daha da farklı anlamlara büründürüyor. Çünkü Çanakkale cephesinde bir mukayese yaptığımız zaman bize saldıranlara karşı bir zayıflığımız söz konusu teçhizat olarak, malzeme olarak ama gerçekten Mehmetçiğin vatan sevgisi ve imanıyla birleşince de oradaki akıllı yönetimde zaferleri getirmiş oldu. Çanakkale, Türk milleti için Çanakkale ruhunun ortaya çıktığı yani vatan ve millet söz konusu olduğunda her şeyin bir kenara bırakıldığı bir karakterdir, bir ruhtur. Çanakkale ruhu da inşallah ebediyen var olacaktır" dedi. Çanakkale Kara Muharebelerinin 111. yılında zor şartlarda büyük kahramanlık ortaya koyanları minnetle anan Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale ruhuna sahip Mehmetçik ve komutanlar Çanakkale’yi geçilmez yapmışlardır. O zor şartlara dahi Türk milletinin birliğini ve beraberliğini muhafaza ettiği zaman ne kadar büyük işler başarabileceğini de ortaya koymuş olmakta. O yüzden Çanakkale’nin bütün kahramanlarına başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cevat Paşa’mıza, Seyit Onbaşı’mıza, Bigalı Mehmet Çavuş’umuza, Ezineli Yahya Çavuş’umuza bütün isimsiz kahramanlara Çanakkale’den, Çanakkale Zaferinin 111. yıl dönümünden bin selam olsun" şeklinde konuştu.
Mersin Türk Kızılay Silifke Şubesi’nden Ramazan’da Büyük dayanışma Türk Kızılay Silifke Şubesi, aşevinde günde bin 500 kişiye sıcak yemek hizmeti veriyor. Türk Kızılay’ı, 113 yıllık köklü geçmişi ve güçlü yapısıyla bölge insanına destek olmaya devam ediyor. Gücünü hayırsever bağışçılar ve fedakâr gönüllülerden alan Kızılay Silifke Şubesi, yılın 12 ayı sürdürdüğü yardım faaliyetlerini Ramazan ayında daha da artırdı. Silifke’de hizmet veren aşevinde günlük 400 kişilik sıcak yemek hizmeti, Ramazan ayı dolayısıyla bin 500 kişiye çıkarıldı. Bucaklı, Camikebir, Sayağzı, Bolacalı-Koyuncu ve Tosmurlu mahallelerinde oluşturulan dağıtım noktalarında ve aşevinde hafta içi her gün vatandaşlarla iftar sofralarının bereketi paylaşılıyor. Ramazan ayı boyunca sosyal incelemeleri tamamlanan 226 aileye toplam 678 bin TL nakdi yardım yapılırken, bugüne kadar 950 adet gıda kolisi ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldı. Ramazan ayı sonuna kadar gıda kolilerinin dağıtımının devam edeceği bildirildi. Öte yandan Kızılay Butiği de ihtiyaç sahipleri için hizmet vermeyi sürdürüyor. Her Cuma günü açık olan butikte ihtiyaç sahibi vatandaşlar kendileri ve çocukları için bayramlık kıyafetlerini temin edebiliyor. Türk Kızılay Silifke Şube Başkanı Murat Yıldırım, yapılan çalışmaların bağışçı ve gönüllülerin destekleriyle mümkün olduğunu belirterek, "Bize destek veren tüm hayırsever bağışçılarımıza ve gönüllülerimize şükranlarımı sunuyorum. Unutmayalım, iyilik paylaştıkça çoğalır" dedi.