GÜNDEM - 21 Nisan 2025 Pazartesi 16:06

En tatlı yarışma

A
A
A
En tatlı yarışma

Tekirdağ’da Turizm Haftası kapsamında düzenlenen tatlı yarışmasında, yöreye ait çok sayıda tatlı damakları şenlendirdi.


Tekirdağ Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasında kutlanan Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında bu yıl ev hanımları arasında "Tekirdağ Yöresi Tatlı Yarışması" düzenlendi. Yarışma, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nin fuaye salonunda gerçekleşti. Bölgenin zengin mutfak kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlenen etkinlikte 25 farklı yöresel tatlı jüri tarafından değerlendirildi.


Vali Yardımcısı Çek: "Turizmde rekor yılı"


Tatlı yarışmasına katılan Tekirdağ Vali Yardımcısı Mustafa Çek, Türkiye’nin turizmde büyük bir ivme kazandığını belirterek, "Ülkemizde turizm açısından 2024 yılı rekorlar yılı oldu. Dışarıdan ülkemize 60 milyona yakın insan geldi. Bunlardan 5 milyonu kendi vatandaşımız ama 55-56 milyonu yabancı. 50 milyarın üzerinde bir döviz kazancımız oldu. Bacasız sanayi diye hitap ediliyor. Birçok sektör bu hareketten olumlu etkileniyor" dedi.


Tatlıların içinde "şıra tarhanası"


Jüri üyesi Necla Karahalil, yarışmanın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, yarışmada yer alan tatlıların yöresel olmasının çok değerli olduğunu belirtti. Şıra tarhanası tatlısını ilk kez tattığını aktaran Karahalil, "Göçmenlerin bir tatlısıymış. Evde deneyeceğim ve onu burada öğrendim" dedi.


Bu tür yarışmaların adını bile duymadığımız lezzetlerin tanıtımı için büyük bir fırsat sunduğunu kaydeden Karahalil, "Yöresel mutfağın yaşatılması açısından bu organizasyonlar çok önemli" ifadelerini kullandı.


Jüri üyelerinin oylamalarından sonra dereceye giren tatlıların sahiplerine çeşitli ödüller verildi.


Jüri üyelerinin oylaması sonucunda 25 tatlı içerisinde 1. Oturtma Tatlısı, 2. Erik Aşı, 3 ise Gaziler Helvası oldu.



En tatlı yarışma

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de 100 göletle hayvanlara can suyu İzmir Büyükşehir Belediyesi, kuraklığın kırsaldaki etkisini azaltmak amacıyla 80 göleti tamamladı. Toplamda 100 göletin yapılacağı belirtilirken, hem üretici hem yaban hayatının bu sayede nefes alacağı, göletlerin aynı zamanda yangınlarda kullanılacağı bildirildi. İzmir’de küresel iklim değişikliği ve kuraklık sebebiyle özellikle mera hayvancılığının yoğun olduğu Bakırçay ve Gediz havzalarında suya erişim kritik bir sorun haline geldi. Bu soruna çözüm olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen hayvan içme suyu göletleri, hem üreticilerin hem de yaban hayatının su ihtiyacını karşılayan önemli yapılar olarak öne çıkıyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi tarafından yürütülen çalışmalarda 80 hayvan içme suyu göleti tamamlandı, hedef yıl sonuna kadar 100 yeni göleti tamamlamak. Ayrıca bakım, onarım yapılan gölet sayısının da 250’yi bulması bekleniyor. Göletlerin yangın gibi afetlerde kullanılabilir olması faydasını daha da artırıyor. Mera hayvanlarına ve yaban hayata katkı sağlıyor Hayvan içme suyu göletlerinde proje mühendisi ve yapı denetim görevlisi olarak çalışan ziraat mühendisi Necla Dokcu, "Hayvan içme suyu göletleri, özellikle su kaynağı bulunmayan meralarda hayvancılığı desteklemek, meraların verimini artırmak ve yaban hayatının su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan küçük ölçekli su depolama yapılarıdır. Yağış sularının doğal yöntemlerle biriktirilmesiyle oluşturulan göletler, yaz aylarında arazide bulunan hayvanlar için adeta birer yaşam kaynağına dönüşüyor. Aynı zamanda bu alanlar, kırsalda biyolojik çeşitliliğin korunmasına da katkı sağlıyor" dedi. 350 hayvan içme suyu göleti sürdürülebilirliğine ulaşılıyor İzmir genelinde yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir altyapı oluşturulduğunu belirten Dokcu, "Aliağa, Bergama, Bornova, Dikili, Kınık, Menemen ve Urla ilçelerinin kırsalında yer alan toplam 190 hayvan içme suyu göletinde periyodik bakım, temizlik ve genişletme çalışmaları tamamlandı. Ayrıca 80 yeni hayvan içme suyu göleti yapımı da gerçekleştirildi. Bergama ve Kınık ilçelerinde çalışmalarımız devam ediyor. Bu yıl sonuna kadar, 100 yeni hayvan içme suyu göleti yapımını tamamlamış olmayı hedefliyoruz. Bakım, onarım yapılan gölet sayısının da 250’yi bulması bekleniyor" dedi. Hayvan içme suyu göleti projelerinin tamamının belediyenin öz kaynaklarıyla yapıldığını belirten Dokcu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni yapılan ve bakım onarımlarına başlayarak daha derin ve daha geniş hale getirilecek göletlerle birlikte İzmir, toplamda 350 hayvan içme suyu göleti sürdürülebilirliğine ulaşmış olacak." Yangınlarda helikopterler su alabiliyor Hayvan içme suyu göletlerinin yalnızca hayvancılık için değil, yangınla mücadele açısından da stratejik önem taşıdığını belirten Necla Dokcu, "Özellikle orman yangınlarına müdahalede su teminini kolaylaştıran göletler, afet anlarında kritik bir rol üstleniyor. Menemen ilçesine bağlı Göktepe, İğnedere, Görece, Çukurköy, Alaniçi, Karaorman, Haykıran, Hasanlar ve Bozalan mahalleleri ile Bornova Karaçam Mahallesi’nde yapılan 10 hayvan içme suyu göleti, olası orman yangınlarında aktif olarak kullanılıyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul Bosch’un ‘köpek annesi’ reklamı, tepkiler üzerine yayından kaldırıldı Bosch’un anneliği kavramını evcil hayvan sahipliği üzerinden ele alan Anneler Günü reklamı tepki gördü. RTÜK söz konusu reklam için inceleme başlatırken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da reklamı "kabul edilemez" buldu. Tepkilere neden olan reklam filmi yayından kaldırıldı. ‘Tam bi anne hikayesi’ başlığıyla yayınlanan, anneliği evcil hayvan sahipliği üzerinden ele alan reklam, annelik ve aile kavramına ilişkin göndermeleri nedeniyle sosyal medyada gündem oldu. Tepki çeken reklamda, bir Bosch mağazası içinde iki kadın, annelik üzerine yaptıkları sohbette çocuk olarak köpeklerinden bahsettiği anlaşılıyor. Sosyal medyada büyük tepki gören reklamın aile yapısını ve çocuk kavramını değersizleştirdiğini belirten bir çok paylaşım yapıldı. Bakan Göktaş’tan ‘Annelik’ vurgusu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş da konuyla ilgili sosyal medya paylaşımında, Bosch’un Anneler Günü için hazırladığı reklam filmine tepki gösterdi. "Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir." ifadesini kullanan Göktaş, şunları kaydetti: "Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın-biyolojik ya da koruyucu-gerçek bir annedir. Bu bağ, sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir. Sevginin her biçimi elbette kıymetlidir. Ancak annelik gibi derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz. Annelik, bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur." RTÜK inceleme başlattı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, Bosch’un reklam filme ile ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı. RTÜK Başkanı Daniş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Anne sevgisi; insan hayatındaki en derin, en kurucu ve en vazgeçilmez bağdır. Kainattaki tüm canlılara duyulan sevgi elbette kıymetlidir. Hayvanlara merhamet, bizim kültürümüzün de inancımızın da önemli bir parçasıdır. Buna itirazımız yok. Ancak anne-evlat bağı gibi derin, kurucu ve toplumsal devamlılığın temelini oluşturan bir değerin ticari kaygılarla esnetilmesi, sembolleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kabul edilemez. Annelik; bir metafor, bir reklam dili ya da bir iletişim kurgusu değildir" dedi. Reklam filmi hakkında RTÜK tarafından inceleme başlatıldığını açıklayan Daniş, şunları kaydetti: "Annelik; bir nesli büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan en güçlü bağdır. Anayasamızın 41. maddesinde aile yapısının temel unsurları bellidir: Anne, baba ve çocuk. Ailenin kurucu unsurları dışındaki her türlü konumlandırma, hayatın olağan akışına aykırı bir anlatıdır. Bu yaklaşım ne hayvan sevgisini doğru temsil eder ne de annelik kavramına hak ettiği değeri verir. Bizler hem tüm canlılara duyulan sevgiyi savunuruz hem de annelik gibi yüce bir değerin değersizleştirilmesine karşı dururuz. Çünkü annelik reklamla tanımlanmaz, hayatla anlam bulur. Cumhurbaşkanımızın ‘Nüfus ve Aile On Yılı’ ilanıyla ortaya koyduğu vizyon da bize anneliğin bireysel değil, toplumsal bir emanet olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak aile kavramı üzerinden ekranlarda bir değer erozyonuna hiçbir suretle izin vermeyeceğimizi önemle hatırlatıyor, ilgili reklam filmi hakkında Üst Kurulumuzca inceleme başlatıldığını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz".
Denizli Denizli’nin yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili oldu Denizli’de geçtiğimiz hafta mevsim normalleri üzerine çıkan hava sıcaklıkları yerini kar ve soğuk havaya bıraktı. Kentin yüksek kesimlerinde etkili olan kar yağışı zaman zaman ulaşımda aksamalara neden oldu. Geçtiğimiz haftayı mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklılarıyla geçiren Denizli’de, dün öğle saatlerinden itibaren yaşanan ani sıcaklık düşüşü vatandaşları şaşırttı. Kent genelinde akşam saatlerinde başlayan sağanak, ilerleyen saatlerde yüksek kesimlerde yerini kara bıraktı. Denizli’nin merkez ilçelerinin yüksek kesimleri başta olmak üzere Buldan, Babadağ, Acıpayam, Çal, Serinhisar, Çameli, Çivril, Kale ve Beyğaç’ta gece boyu etkisini sürdüren kar yağışı, Mayıs ayında soğuk kış günlerini aratmadı. Etkili olan kar yağışı nedeniyle Denizli - Antalya ve Denizli - Muğla karayollarında zaman zaman araç kuyrukları uluştu. Trafik ekipleri, turizm güzergahı olan bu yollarda kazaların yaşanmaması için önlem aldı. Gece boyu etkisini sürdüren kar yağışı nedeniyle, kentin birçok bölgesi beyaz örtüyle kaplandı. Başta yeni filiz veren asmalar olmak üzere meyveye dönmek üzere olan ağaçların karla kaplanması ve ani sıcaklık düşüşü üreticileri endişelendirdi. Bölgenin önemli üzüm üretim merkezleri olan Çal ve Buldan’da bugün tarım arazilerinde inceleme yapılacağı bildirildi.
Bursa Ekşi maya köy ekmeğiyle başarı hikayesi yazıyor, fırınlara meydan okuyor Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı kırsal Ürünlü Mahallesi’nde yaşayan 58 yaşındaki Nuran Öz, evinin önündeki taş fırında annesinden öğrendiği ekşi maya köy ekmeğini yaparak büyük fırınlara meydan okuyor. 1250-1300 gram ağırlığındaki ekmeği 70 liradan satan Öz, hem sağlıklı hem de uygun fiyatlı bir alternatif sunuyor. Çocukluğunda annesinden ekşi maya köy ekmeği yapımını öğrenen Öz, annesinin vefatından sonra ablalarıyla birlikte kendi tüketimleri için ekmek yapmaya devam etti. Son 8 yıldır ise satmak amacıyla üretime başladı. Öz, "İki küçük köy fırınım var. Önceden Bursa’nın birçok köyünde olurdu, şimdi pek kalmadı ben ve komşum yapıyor satmak amaçlı" dedi. Öz, ekmeğinin sırrını mutlaka ekşi maya kullanılmasına bağlıyor ve "Bugünün hamurundan bırakıyorum ekşidikten sonra dolaba alıyoruz. Aynı hamurdan sürekli üretiyoruz ekşi mamayı. Sabah tekrar hamur yoğuruyoruz. Bu döndü hergün devam ettiği için ekşi mayamız eksik olmuyor" ifadesini kullandı. İki taş fırınının olduğunu ve aynı anda 55 ve 57 ekmek pişirebildiğini anlatan Öz, haftada 20 çuval un bitirdiğini ve talebe göre haftada farklı sayılarda ekmek çıkardığını kaydetti. Bursa’nın dört bir tarafından hatta şehir dışından bile ekmek almak için gelenler olduğunu belirten Öz, "Bizi duyanlar, ekmeği tadanlar geliyor, şehir dışından bile gelenler oluyor. Benden alıp il dışına hatta yurt dışına gönderenler oldu. İsviçre, Avusturya ve Almanya’ya gönderenler oldu" diye konuştu. Ekmeğin sağlıklı yapısı ve bozulmaması da tüketicilerin ilgisini çekiyor. Öz, "Benden sürekli ekmek alan gıda mühendisleri var. Benden alıp bazı noktalarda arabasıyla satanlar var" ifadelerini kullandı. Büyük fırınlardaki ekmeklerin ekşi maya olup olmadığı konusunda şüpheleri olduğunu dile getiren Öz, "Fırınlarda 100 liradan aşağıya satılmıyor. Onların da ekşi maya olup olmadıkları belli değil" dedi. Bilinçli tüketiciler, sağlıklı ve uygun fiyatlı olan Öz’ün ekşi maya köy ekmeğini tercih ediyor. Nuran Öz, geleneksel lezzeti yaşatarak ve büyük fırınlara rakip olarak başarı hikayesi yazmaya devam ediyor.