ÇEVRE - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 14:28

Tekirdağ’da çevre ve iklim zirvesi: Sıfır atık için ortak çağrı

A
A
A
Tekirdağ’da çevre ve iklim zirvesi: Sıfır atık için ortak çağrı

Tekirdağ’da düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı’nda çevre sorunları, su kaynaklarının korunması ve israfla mücadele konularına dikkat çekildi.


Sıfır Atık Vakfı tarafından "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temasıyla organize edilen "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları" çerçevesinde Tekirdağ’da gerçekleştirilen program, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla yapıldı. Çalıştayda çevre bilincinin artırılması, su kaynaklarının verimli kullanılması ve sürdürülebilir yaşam politikalarının güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.


Çalıştay sonunda hazırlanan sonuç bildirgesinde, çevre ve iklim değişikliğiyle mücadelede yerelden ulusala uzanan politikaların önemine dikkat çekildi.



"İnşallah bu sene ciddi su sorunu yaşamayız"


Tekirdağ’da artık Ergene Nehrine sanayi atıklarının salınmadığının altını çizen Vali Recep Soytürk, "Geçen sene su konusunda tüm Türkiye’de olduğu gibi ciddi sıkıntılar oldu. Naip Barajı’nda su çok azaldı ve ölü hacim denilen eksi bölümünden su çekmeye başladık ve tarımsal sulamada kullanılan göletlerden su almaya başladık. Bu sene çok şükür, çok güzel yağmurlar yağdı, yağmaya devam ediyor. Geçen sene yüzde 11 olan Naip Barajı bu sene yüzde 22’de. Devlet Su İşleri Müdürümüz her hafta doluluk oranını bize bildiriyor, yüzde 22’nin üzerine çıkamadık çünkü bir taraftan şehre su veriyoruz. Bir taraftan yağmur yağıyor, inşallah bu sene ciddi su sorunu yaşamayız. TESKİ bununla ilgili çalışmalar yapıyor, inşallah zamanında bitirir ve yine bu sene su sıkıntısı çekmeyiz" dedi.



"İlimizin en önemli konularından biri arıtmalar"


Arıtma tesislerinin önemine dikkat çeken Vali Soytürk, "İlimizin en önemli konularından bir tanesi de arıtmalar. Arıtmaların doğru yapılması ve bu arıtma çamuru ile ilgili yapılan çalışmalar var. Ergene Derin Deşarj projesi önemli bir proje. Belki de dünyada böyle büyük bir proje yoktur. OSB’lerin atıkları büyük bir projeyle arıtılıyor. Arıtma tesisi kuruldu ve derin deşarjla Marmara Denizi’ne veriliyor. Marmara Denizi’ne verilirken de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu değerleri takip ediyor, bir sorun görüldüğü zaman hemen müdahale ediliyor. Çok şükür bu saate kadar bir sıkıntımız olmadı. Bu ne anlama geliyor Ergene Nehri’ne Organize Sanayi Bölgelerinden artık herhangi bir atık gitmiyor ya da kirletici bir unsur gitmiyor. Bu çok önemli bir şey’’ diye konuştu.



"Allah korusun 2 sene üst üste yağmur yağmazsa ne yazık ki muhtemelen barajımızda su kalmayacak"


Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise yaptığı açıklamada, ‘’Biz Sıfır Atık Vakfı olarak Sayın Erdoğan hanımefendinin liderliğinde küresel sorunlara yerelde çözüm arıyoruz. Biz bu çalıştayları neden yapıyoruz sorusunu kendimize sorduğumuzda illerimizde, ilçelerimizde, köylerimizde, yaşam alanlarımızda çevreye dair, iklime dair büyük problemler var. İsrafa dair büyük problemler var. Ve biz bu problemleri çözmezsek, bu problemlere çözüm üretmezsek yarın bizden sonra gelecek neslin geleceği tehlike altında. Bugün geldiğimiz noktada dünyada tarım alanlarımız artık tükenme noktasına geldi. Her geçen gün tarım alanlarımızı erezyona ve iklim değişikliğine bağlı sebeplerden dolayı kaydediyoruz. Ne yazık ki Valimiz de ifade etti. Tekirdağ’ımızın barajının doluluk oranı yüzde 22. Allah korusun 2 sene üst üste yağmur yağmazsa ne yazık ki muhtemelen barajımızda su kalmayacak" ifadelerini kullandı.



"Su kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız"


Su kayraklarına dikkat çeken Ağırbaş, "Biz Türkiye olarak su sitesi altında olan bir ülkeyiz. Ne yazık ki bizim su kaynaklarımız bolca değil ve su kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız ve bu doğru kullanımının başında ise israfı önlemek geliyor. Ne yazık ki 2026 yılında yaşıyoruz. Dünya nüfusu 8 milyar. Dünyanın bir tarafındaki topluluklar obezite ilaçlarının fiyatının düşürülmesiyle alakalı lobi çalışması yaparken dünyanın diğer tarafında ise insanlar bir bardak suya muhtaç olarak hayatlarını kaybediyorlar. Birkaç hafta önce Kenya’nın Nairobi şehrindeydim. 1 milyondan fazla insanın yaşadığı bir gecekondu mahallesine ziyarette bulundum. Ne yazık ki 5-6 metrekare teneke evlerde 6-7 kişi yaşıyorlar. O insanların evlerinde alt yapı yok, bırakın alt yapıyı o gün yiyecek içecek sularının, gıdalarının olmadığı günler oluyor. Evlerinde tuvalet yok ve bir tuvalet ihtiyaçları için yarım saat yürümek zorundalar. Yılda 8 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği bir dünyada bir şeyleri değiştirmek zorundayız. Bir şeyler ile alakalı farkındalık oluşturmak zorundayız. Bugün dünyadaki sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ile 10’u gıda israfı kaynaklı oluyor" dedi.



"86 milyon insanımıza sahip çıkmalıyız"


Ağırbaş, "Bizler sıfır atık vakfı olarak bu işin farkındalık tarafındayız. MEB ile okullarımızdaki müfredatlara sıfır atık bilincini ekledik, bugün 1. sınıftan, 12. sınıfa kadar tüm yaş gruplarında sıfır atık konusu işleniyor. Biz bu sıfır atık konusunu neden önemsiyoruz konusuna geldiğimiz zaman ve neden konuyu 86 milyonla beraber başaracağımıza inanıyoruz sorusuna geldiğimiz zaman çünkü bu problem hepimizi ilgilendiriyor. Hava kirliliği, çevre felaketler, su problemleri ve israf siyasi parti ve siyasi ideoloji gözetmez. O şehirde ve o ülkede yaşayan bütün insanları etkiler ve biz Türkiye’de yaşayan 86 milyon olarak, dünyadaki 8 milyar insan olarak geleceğimize sahip çıkmak zorundayız" diyerek sözlerini noktaladı.


Konuşmaların ardından çalıştaya katkı sunan kurum müdürlerine teşekkür sertifikaları takdim edildi.


Programa Tekirdağ Valisi Recep Soytürk’ün yanı sıra Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Tekirdağ İl Müdürü Ali Kemal Atlı, İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, İl Jandarma Komutanı Albay Ali Güngör, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Arzu Çebi Topçu ile kurum müdürleri ve öğrenciler katıldı.



Tekirdağ’da çevre ve iklim zirvesi: Sıfır atık için ortak çağrı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da yurtta yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükseldi Çorum’un Sungurlu ilçesinde KYK yurdunda akşam yemeği yedikten sonra zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükselirken, tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Çorum’un Sungurlu ilçesinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenciler dün akşam yemeğinden sonra kusma, ishal ve mide bulantısı şikayetleri yaşamaya başladı. Şikayetleri yaşayan öğrenciler, Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Konuyla ilgili Çorum Valiliği’nden yapılan açıklamada, hastaneye başvuran öğrenci sayısının 77’ye yükseldiği ve tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği, tedavileri süren öğrencilerin herhangi bir hayati riskinin bulunmadığı duyuruldu. Yurttan yemek ve su numunelerinin incelenmek üzere alındığının belirtildiği açıklamada, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "5 Mayıs’ta tarihinde, Çorum ili Sungurlu ilçesinde bulunan KYK yurdunda akşam yemeği tüketen öğrencilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu şikayetler üzerine öğrenciler, bugün saat 08.10’dan itibaren Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurmaya başlamışlardır. Bugün saat 17.30 itibarıyla toplam başvuru sayısı 77 olup, bu başvuruların tamamı ayaktan yapılmıştır. 35 öğrenci tedavilerinin ardından taburcu edilmiştir. Başvuran öğrencilerin genel sağlık durumları iyi olup herhangi bir hayati risk bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak Sungurlu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli incelemeler başlatılmış, su numuneleri alınmıştır. Ayrıca Sungurlu İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yemek numuneleri alınarak analiz edilmek üzere Çorum İl Gıda Kontrol laboratuvar Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Süreç ilgili kurumlarımız tarafından yakından takip edilmekte olup konuyla ilgili Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma ve Valiliğimizce idari soruşturma başlatılmıştır."
Kırklareli Vali Turan: "Okul çevrelerinde denetimler artırılacak" Kırklareli Valisi Uğur Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurguladı. Okul ve çevresinde güvenliğin artırılmasına yönelik alınacak tedbirlerin ele alındığı "Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri Toplantısı" Vali Uğur Turan başkanlığında ilgili kurum yöneticilerinin katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda; okul çevrelerinde alınan mevcut güvenlik tedbirleri, denetim faaliyetleri, servis güvenliği, okul giriş-çıkış saatlerinde yaşanan yoğunluk, bağımlılıkla mücadele çalışmaları, trafik düzenlemeleri ve risk oluşturan unsurlar ele alınarak kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan Vali Turan, çocukların ve gençlerin güvenli bir eğitim ortamında bulunmasının en öncelikli konuların başında geldiğini belirtti. Turan, "Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın huzur ve güven içerisinde eğitimlerini sürdürebilmeleri için tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. Okul ve çevresinde alınacak her türlü tedbir, sadece güvenliği değil aynı zamanda eğitim kalitesini de doğrudan etkilemektedir" dedi. Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurgulayarak, öğrencilerin güvenliği için tüm imkanların seferber edildiğini ifade etti. Toplantı, ilgili kurumların sunumları ve alınacak tedbirlerin değerlendirilmesinin ardından sona erdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için karar alınmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
Karabük Karabük’te minibüs esnafından "haksız rekabet" tepkisi Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, belediyenin toplu taşıma uygulamalarının minibüsçü esnafını olumsuz etkilediğini belirterek, mahkeme kararına uyulması çağrısında bulundu. Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, yaptığı açıklamada yalnızca bir meslek grubunun sorunlarını değil, kentte hukukun ve esnaf onurunun da zedelendiğini savunduklarını ifade etti. Minibüsçü esnafının yıllardır zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getiren Topçu, pandemi döneminde artan maliyetlerin esnafı ekonomik açıdan zorladığını kaydetti. Topçu, "Pandemi döneminde artan maliyetler altında ezilen, kontak kapatma noktasına gelen toplu taşıma esnafına el uzatması gereken eski belediye yönetimi; çözüm üretmek yerine esnafın ekmeğine kan doğramıştır. Mevcut duruma çözüm bulmak yerine 60 adet dolmuş alarak belediyeyi bir ’minibüs işletmesine’ çevirmek, 30 yıllık esnafın rızkına göz dikmektir. Belediye, esnafı yaşatmakla mükelleftir, esnafıyla rekabet edip onu bitirmekle değil" dedi. Emeklilere yönelik ücretsiz ulaşım uygulamasının da esnafı zor durumda bıraktığını iddia eden Topçu, "Emeklilerimize yönelik ücretsiz ulaşım kararı, esnafın sırtından yapılan bir siyasi şovdur. Sosyal belediyecilik, bir kesime iyilik yaparken başka bir kesimi açlığa mahkûm etmek değildir. Artan akaryakıt fiyatları, amortisman giderleri, ağır vergi ve SGK yükleri altında beli bükülen şoför esnafı, bir de belediyenin haksız rekabetiyle siyasete kurban edilmiştir" diye konuştu. Konuya ilişkin yargıya başvurduklarını ve mahkemenin kendilerini haklı bulduğunu belirten Topçu, "Mahkeme kararı açıktır. Bu uygulamadan derhal dönülmesi gerektiği belirtilmiştir" dedi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya çağrıda bulunan Topçu, mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Belediye yönetimini ivedilikle mahkeme kararına uymaya ve haksız rekabeti sonlandırmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Topçu, aksi halde hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve demokratik haklarını kullanacaklarını sözlerine ekledi.