TEKNOLOJİ
Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor 11 Mart 2026 Çarşamba - 15:47:20 Amazon’un Türk yöneticisi Dr. Ruhi Sarıkaya, Yıldız Teknik Üniveristesi’nde verdiği konferansta yapay zekanın geleceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Çin’in bu alanda hızla ilerlediğini belirten Sarıkaya ABD’nin çip ambargosuna rağmen 10 yıl sonra dengelerin değişebileceğini vurguladı. Amazon Alexa Yapay Zeka Başkan Yardımcısı Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekada küresel rekabetin hızla derinleştiğini söyledi. Sarıkaya, ABD’nin çip ambargosu uyguladığı Çin’in yapay zekada çok hızlı ilerlediğini belirterek, "10 sene içinde ABD’yi yakalayacak çipler inşa edebilirler" dedi. YTÜ Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Yapay Zekada Yeni Dönüşüm" başlıklı konferansı öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Ruhi Sarıkaya’nın yapay zekanın geleceği, küresel teknoloji rekabeti ve girişimcilik ekosistemine dair değerlendirmeleri ilgi gördü. YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in de katıldığı programda Sarıkaya, öğrencilerin sorularını da cevapladı. "AI ABD için varoluşsal bir mesele" Alexa’da 700 kişilik yapay zeka ekibine liderlik yapan Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekanın artık yalnızca bir teknoloji alanı değil, ülkeler arasında stratejik rekabetin merkezinde yer alan bir güç olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekayı "varoluşsal bir mesele" olarak gördüğünü belirten Sarıkaya, hükümetin bu alanda hızlı ilerlemeyi destekleyen bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Yapay Zeka kimin elindeyse dünyayı o yönetecek" Sarıkaya, şöyle konuştu: "Amerika’nın yaklaşımı, ‘mümkün olduğunca engelleri kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerleyin.’ Çünkü yapay zekayı kim kazanırsa dünyayı o yönlendirecek düşüncesi var. Avrupa ise uzun süre bunun tam tersini yaptı. Hatta bu durumu anlatan bir ifade var: ‘Amerika yenilik üretir, Avrupa düzenleme yapar.’ Avrupa teknoloji henüz filizlenmeden düzenlemelere odaklandı. Bunun sonucu olarak Avrupa’da çok güçlü üniversiteler ve çok yetenekli insanlar olmasına rağmen, birçok girişimci şirketlerini Amerika’da kurmayı tercih etti. Çünkü yoğun düzenlemeler start-up’ların enerjisinin büyük bölümünü mevzuata uyum sağlamaya harcamasına yol açabiliyor." "Çin 10 sene içinde kendi çipini inşa edebilir" Çin’in de yapay zeka alanında hızla yükseldiğini vurgulayan Sarıkaya, akademik çalışmaların önemli bir bölümünün Çin’den geldiğini ifade ederek, "Çin’in geliştirdiği modeller, Amerika’nın yaklaşık 9 ay gerisinde. Çin bu alanda çok güçlü bir şekilde ilerliyor. Ancak Çin’in karşılaştığı en büyük darboğaz ileri çip teknolojisi. Nvidia’nın en yeni çiplerini kullanamıyorlar ve daha eski versiyonlarıyla çalışıyorlar. Huawei kendi çiplerini geliştirmeye çalışıyor ama çip teknolojisi derin mühendislik bilgisi gerektiren ve yıllar içinde oluşan bir birikim. Bu nedenle kısa vadede Nvidia seviyesine ulaşmaları zor görünüyor. Fakat 10 sene içinde bir önceki versiyonunu yakalayarak çipler inşa edebilirler" diye konuştu. Geleceğin sorusu: ABD’ye mi Çin’e mi bağımlısın Bugün ileri seviyedeki bir yapay zeka modelini eğitmenin maliyetinin 1 milyar doların üzerine çıktığını söyleyen Sarıkaya, "Türkiye gibi ülkelerde ise yapay zeka farkındalığı yeni yeni oluşuyor. Bu nedenle gelecekte şu soru önemli olacak: Kullandığımız yapay zekâ sistemleri ne kadar Amerika ve Çin’e bağımlı" diye konuştu. Yapay zekanın performansı birçok alanda insanı geçti Konuşmasında yapay zeka sistemlerinin bilişsel görevlerdeki performansına da değinen Sarıkaya, araştırmacıların insan zihninin yaptığı görevleri ölçmek için kullanılan benchmark veri setleri üzerinden karşılaştırmalar yaptığını belirtti. Sarıkaya, özellikle 2016 sonrası dönemde yapay zekanın bu testlerde insan seviyesini hızla aştığını söyledi: "Konuşma tanıma, dil anlama, kodlama, matematik ve soru yanıtlama gibi birçok alanda yapay zeka sistemlerinin performansı insan seviyesini geçti. Yeni bir benchmark tanımlandığında, yapay zeka çok kısa sürede bu seviyeyi aşabiliyor. Bu yüzden sürekli yeni testler geliştirmek gerekiyor." "Yapay zekanın insan zekasını geçtiği yeri göremiyoruz" Yapay zeka ile insan zekası arasındaki ilişkiyi değerlendiren Sarıkaya, yaygın ancak eksik bir yaklaşımın yapay zekayı insan zekasının içinde daha küçük bir alan olarak konumlandırdığını söyledi. Sarıkaya, daha doğru modelin iki zekanın kesişen ancak aynı zamanda birbirinden bağımsız alanlara sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yapay zekayı insan zekasının içinde küçük bir elips gibi düşünmek yaygın ama doğru bir model değil. Daha doğru model, insan zekasıyla yapay zekanın bazı alanlarda kesiştiğini ancak yapay zekanın insanın kavrayamadığı alanlara da sahip olduğunu gösteriyor. Biz bu alanı gözlemleyemiyor olabiliriz ama bu onun var olmadığı anlamına gelmez." Genel Yapay Zeka tahminleri hızla öne çekildi Konuşmasında Genel Yapay Zeka (Artificial General Intelligence - AGI) kavramına da değinen Sarıkaya, AGI’nin tüm bilişsel görevleri insan seviyesinde gerçekleştirebilen sistemler anlamına geldiğini söyledi. Geçmişte bu hedefe ulaşmanın onlarca yıl uzakta görüldüğünü hatırlatan Sarıkaya, son gelişmelerin tahminleri dramatik biçimde değiştirdiğini belirterek, "Deep learning gelişmeden önce yapılan tahminlerde genel yapay zekaya ulaşmak için ortalama 80 yıl gibi süreler konuşuluyordu. GPT-3 ve benzeri büyük modellerin ortaya çıkmasıyla bu tahminler hızla aşağı indi. Bugün bazı analizler AGI’ye 2-5 yıl içinde ulaşılabileceğini söylüyor. Benim kişisel tahminim ise 2030 civarı" ifadelerini kullandı. Sarıkaya’ya göre artık tartışma "genel yapay zekaya ulaşılıp ulaşılamayacağı" değil, "ne zaman ulaşılacağı" üzerine yoğunlaşıyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:17 TOGÜ kampüsünde temiz enerji hamlesi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı süren 2 megavat kapasiteli yeni Güneş Enerji Santrali’nin tamamlanmasıyla birlikte kampüsün elektrik ihtiyacının tamamının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Taşlıçiftlik Kampüsü’nde sürdürülebilir enerji hedefleri doğrultusunda yürütülen Güneş Enerji Santrali (GES) projesinde çalışmalar hızla devam ediyor. TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, yapımı süren GES alanında incelemelerde bulunarak yetkililerden proje hakkında bilgi aldı. İncelemeye rektör yardımcıları, rektör danışmanları ve genel sekreter de eşlik etti. Kampüse yeni GES inşaa ediliyor Üniversitede hayata geçirilen yeni GES yatırımıyla birlikte kampüsün elektrik ihtiyacının tamamının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Proje kapsamında kampüste daha önce kurulan 1 megavat kapasiteli santrale ek olarak yeni bir güneş enerji santrali daha inşa ediliyor. "Çevreye duyarlı kampüsü oluşturacağız" İncelemeler sırasında açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversitenin sürdürülebilir enerji kullanımı konusunda önemli bir adım attığını belirterek, "Yeni Güneş Enerji Santrali ile hem enerji maliyetlerimizi azaltacak hem de çevreye duyarlı bir kampüs oluşturacağız. Bu tür yatırımlar, geleceğe yapılan en önemli yatırımlar arasında yer alıyor" dedi. Yeni tesis 2 megavat güce sahip olacak Yapımı devam eden yeni Güneş Enerji Santrali’nin 2 megavat kurulu güce sahip olacağı ve yaklaşık 23 bin metrekarelik alan üzerine kurulduğu bildirildi. Modern altyapı ile inşa edilen santralde 2 bin 500 güneş paneli yer alacak. Paneller aracılığıyla elde edilen güneş enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülerek doğrudan kampüsün enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak. Yaklaşık 80 milyon lira maliyetle hayata geçirilen projenin tamamlanmasının ardından, kampüste mevcut bulunan 1 megavat kapasiteli santral ile birlikte toplam kurulu güç 3 megavata ulaşacak. Böylece Taşlıçiftlik Kampüsü’nün elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünün güneş enerjisinden karşılanması planlanıyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:18 Türk Telekom’dan çocuklara güvenli dijital dünya Okul öncesi çağdaki çocukların güvenli koşullarda dijital dünyayla tanışmasını amaçlayan Türk Telekom, yerli teknoloji şirketi Düşyeri tarafından geliştirilen Uppy’nin ‘Tüm Ekranların Çocuk Modu’ özelliğiyle, dijital dünyayı güvenli ve verimli hale getirerek çocukların bilişsel gelişiminde ebeveynlere destek oluyor. Farklı yaş grupları için tasarladığı özel iletişim paketleri ve sağladığı fırsatlar ile dijital çağın olanaklarını herkes için erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan Türk Telekom, çocukların teknoloji ile tanışmasının daha güvenilir koşullarda gerçekleşmesi için yenilikçi uygulamalar hayata geçiriyor. Şirket, yerli eğitim teknolojileri şirketi Düşyeri’nin geliştirdiği Uppy uygulaması ile okul öncesi çağdaki çocukların (2-6 yaş) dijital dünyada güvenli ve verimli vakit geçirmelerini amaçlıyor. ‘Tüm Ekranların Çocuk Modu’, çocukların ilgi ve gelişim ihtiyaçlarına uygun oyun ve uygulamaları uzmanlar tarafından hazırlanan güvenli bir ekosistem içinde sunuyor. Çocukların dijital dünyada vakit geçirirken zihinsel gelişimine de destek olan Uppy, gelişmiş ölçme değerlendirme modelleri ile ebeveynlerin çocuklarının ilgi duyduğu alanları keşfetmesine de olanak tanıyor. "Çocukların güvenliği ve zihinsel gelişimi en büyük önceliğimiz" Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü olarak ülkemizi geleceğe taşırken, aynı zamanda önemli sorumluluklarımız da bulunuyor. Teknolojiyi ve dijital çağın olanaklarını herkes için ulaşılabilir kılmak adına Türkiye’nin 81 ilinin her köşesinde durmaksızın çalışıyoruz. Farklı yaş grupları ve farklı profiller için özel tasarlanmış iletişim paketleri ve avantajlar sunarak dijital dünyayı herkes için erişilebilir hale getiriyoruz. Dijital dünya birçok faydayı ve fırsatı beraberinde getirse de özellikle çocukların güvenliği dikkat edilmesi gereken konuların başında bulunuyor. Cumhurbaşkanımızın imzaladığı "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" küresel ölçekte örnek teşkil eden önemli bir adım oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız da 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesini içeren önemli bir çalışma yürütüyor. Dijital dönüşümün öncü kurumu olarak biz de dijital dünyada çocukların güvenliğini sağlamak adına önemli çalışmaları hayata geçiriyoruz. Son olarak yerli eğitim teknolojileri şirketi Düşyeri’nin geliştirdiği Uppy ile çocuklarımızın dijital dünya ile bağlantısını güvenli hale getiriyoruz. Uzmanlar tarafından hazırlanan zengin içerikler çocukların zihinsel gelişimine katkı sağlarken, ebeveynlerin çocuklarının ilgi alanlarını keşfetmesine de olanak tanıyor. Dünya çapında örnek olan bu uygulama ile 2-6 yaş grubundaki çocuklarımızın teknoloji ile güven içinde tanışmasını sağlıyoruz. Başta çocuklarımız olmak üzere herkes için güvenli ve erişilebilir bir dijital dünya inşa etmek amacıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. Dünyanın en iyi eğitim teknolojileri uygulamalarından biri Yapılan açıklamaya göre, tüm cihazların çocuk modu vizyonu ile geliştirilen Uppy’de; çocukların ve ebeveynlerin tercih ettiği oyunlar ile mobil uygulamalar Türk bilim insanları ve mühendisler tarafından özel olarak hazırlandı. Uppy oyun mağazasında 130’dan fazla mobil oyun; TV uygulamasında 20’den fazla dizi ve 5 binin üzerinde video; kitap uygulamasında 260’tan fazla kitap, oku, izle ve dinle seçeneği ile yer alıyor. Uppy’nin güvenli ve kişiselleştirilmiş YouTube uygulamasında uzmanlar tarafından seçilen 35 bini aşkın video; meditasyon uygulamasında 9 farklı kategoride 100’den fazla içerik; uyku uygulamasında 5 farklı kategoride 100’ü aşkın uyku içeriği; müzik uygulamasında 100’den fazla çocukların gelişimini destekleyen klasik müzik içeriği yer alıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Nvidia’nın AI iş ortaklığı kapsamında Türkiye’den seçtiği ilk eğitim teknolojileri uygulaması olan Uppy, farklı kıtalardan gelişmiş ve yükselen ekonomileri aynı platformda bir araya getiren uluslararası G20 oluşumunun 2023’te Hindistan’da gerçekleştirdiği zirvede eğitim teknolojileri kategorisinde dünyanın en iyi ikinci girişimi seçildi. Türk Telekom müşterileri, dijital kanallar (Türk Telekom uygulaması ve online işlemler) üzerinden mobil veya evde internet faturalarına ek olarak Uppy üyeliğini satın alabilecek. Kullanıcılar, App Store veya Google Play mağazalarından Uppy uygulamasını indirerek akıllı cihazlarında kullanabilecekler. Sebit, UppyEdu platformunu okul öncesi öğrencilerine ve öğretmenlere sunacak Türk Telekom’un eğitim teknolojileri şirketi Sebit de Düşyeri ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında UppyEdu platformunu, kurumsal anlaşması bulunan okullarda okul öncesi öğrencilerinin ve öğretmenlerinin hizmetine sunacak. Vitamin, Raunt ve Sebit VCloud gibi Türkiye’de milyonlarca öğrenci ve öğretmen tarafından kullanılan eğitim çözümlerinin üreticisi Sebit; MEB Okul Öncesi Öğretim Programı’na uygun hazırlanan ve okul öncesi eğitim materyali ihtiyaçlarına yönelik geniş, modüler bir kütüphane sunan UppyEdu ile öğretmenlere zengin içerik ve sınıf yönetimi desteği sağlayacak.
11 Mart 2026 Çarşamba - 11:10 Dicle Elektrik Diyarbakır’ın tarihi mirasına ışık tutuyor İslam aleminin 5’inci Haremi Şerifi olarak kabul edilen Diyarbakır Ulu Cami, Dicle Elektrik tarafından özel bir projeyle aydınlatıldı. 1,5 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen proje sayesinde binlerce yıllık ibadethane, yeni aydınlatmasıyla geceleri de dikkat çekiyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefliyle hizmet veren Dicle Elektrik, insan ve kültür odaklı projeleriyle bölgenin değerlerine sahip çıkmayı sürdürüyor. Anadolu’nun en eski camilerinden biri olan Diyarbakır Ulu Cami, gerçekleştirilen yeni aydınlatmasıyla Ramazan ayı nedeniyle kente gelen ziyaretçilerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Tarihi mirasa modern ve kalıcı dokunuş Camideki mevcut aydınlatma altyapısının zamanla işlevini yitirmesi üzerine, tarihi yapının kimliğine uygun ve uzun ömürlü bir sistem kurulması amacıyla Dicle Elektrik tarafından kapsamlı bir çalışma başlatıldı. 1,5 milyon liralık yatırımla cami avlusundaki tüm sütunlar, şadırvan, ibadet alanlarının dış cepheleri ve minare özel ekipmanlarla yeniden aydınlatıldı. Proje kapsamında şehrin önemli simgelerinden Dört Ayaklı Minare de ışıklandırma sistemine dahil edildi. Tarihi mekanların aydınlatılmasında dünya genelinde tercih edilen ileri teknoloji wallwasher sistemleriyle hayata geçirilen çalışma, Mardin’den getirilen taş ustalarının katkısı ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü uzmanlarının gözetiminde titizlikle tamamlandı. Yapılan özel aydınlatma uygulamasıyla birlikte, özellikle akşam saatlerinde Ulu Cami ve çevresinde ziyaretçi yoğunluğunun daha da arttığı görülüyor. Gerçekleştirilen çalışma, kentin kültür ve inanç turizmine katkı sağlarken, Diyarbakır’ın tarihi değerlerinin daha görünür hale gelmesine de önemli destek sundu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: "Harita ve navigasyon uygulamalarında milli çözümleri ileri düzeylere taşıyacağız"
17 Haziran 2025 Salı - 10:07 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: "Harita ve navigasyon uygulamalarında milli çözümleri ileri düzeylere taşıyacağız" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, harita ve navigasyon uygulaması geliştirme projeleri çağrısında bulunarak, "Dijital egemenliğimizi güçlendirmek hedefiyle harita ve navigasyon uygulamalarında milli çözümleri ileri düzeylere taşıyacağız" dedi. Bakan Kacır, Rekabet Öncesi İş birliği Programı kapsamında stratejik öneme sahip konum tabanlı hizmetler alanında millî çözümler geliştirmek ve inovatif uygulamaların önünü açmak hedefiyle ‘Harita ve Navigasyon Uygulaması Geliştirme Projeleri Çağrısı’ başvurularının başladığını duyurdu. "Yatırımcılarımızı ve sektör paydaşlarımızı davet ediyorum" Kacır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, dijital egemenliği güçlendirmek hedefiyle, harita ve navigasyon uygulamalarında millî çözümleri ileri düzeylere taşıyacaklarını belirterek, "Stratejik öneme sahip konum tabanlı hizmetler alanında millî çözümler geliştirmek ve inovatif uygulamaların önünü açmak hedefiyle ’Harita ve Navigasyon Uygulaması Geliştirme Projeleri Çağrısı’ nı başlatıyoruz. Çağrı kapsamında, ülkemizdeki kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun, 112 ile iletişime geçebilen, karbon ayak izi hesaplayabilen, gerçek zamanlı trafik verisi sunabilen yenilikçi özellikleri ile yüksek performanslı, kullanıcı dostu ve yapay zekâ destekli navigasyon uygulamaları geliştirilmesini amaçlıyoruz. Dijital egemenliğimizi tahkim etmek, harita ve navigasyon alanında yerli ekosistemi güçlendirmek ve uluslararası rekabet gücümüzü artırmak amacıyla başlattığımız programa, yatırımcılarımızı ve sektör paydaşlarımızı davet ediyorum" diye konuştu. Kesintisiz ve bağımsız navigasyon uygulaması hizmetine erişim Harita ve Navigasyon Uygulaması Geliştirme Projeleri Çağrısı ile uluslararası rekabet gücünü artırarak harita ve navigasyon uygulaması pazarında marka oluşturulması, ulusal ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş, kapsayıcı, eşit, güncel, kesintisiz ve bağımsız navigasyon uygulaması hizmetine erişim sağlanması, uygulama geliştirme, veri analitiği ve altyapı kurulumunda yerli geliştiricilerin desteklenmesi, dışa bağımlılığı azaltacak stratejik yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi ve ihraç edilebilmesi, savunma sanayi, güvenlik güçleri ve kamu hizmetleri gibi alanlar için özelleştirilmiş navigasyon sistemlerinin oluşturulabilmesi hedefleniyor. Başvurular, https://rip.sanayi.gov.tr/anasayfa/Home/Duyurular internet adresi üzerinden 15 Ağustos 2025 tarihine kadar yapılabilecek.
ADÜ Teknokent’te, hasar gören beyin hücrelerinin onarımı için çalışma başlatıldı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 17:53 ADÜ Teknokent’te, hasar gören beyin hücrelerinin onarımı için çalışma başlatıldı ADÜ Teknokent’te faaliyetlerini sürdüren ve birbirinden ilginç çalışmaları ile gündeme gelen Karya Farma HBX Ar-Ge şimdi de endemik bitkilerden oluşturduğu özel bitkisel nutrasötik bileşim ile başta stres olmak üzere değişik nedenlerden dolayı hasar gören beyin hücrelerinin tamiri için koku oluşturdu. Yapılan bu çalışma ile alzheimer, parkinson, demans, epilepsi, MS ve ALS gibi sinir sistemi hastalıklarının önlenmesinde ve semptomların hafifletilmesinin hedeflendiği belirtildi. Yaptıkları çalışmanın Türk Patent ve Marka Kurumu Tarafından HBX-HPA1442(2020/16279), numarası ile tescillendiğini belirten Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, "Bu çalışmada özel bitkisel nutrasötik bileşim oluşturduk. Bu bileşim ile nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde önemli bir dönüm noktası olmayı hedefliyoruz" dedi. Bugüne kadar yaptıkları çalışmalara 18 ayrı patent aldıklarını ve insanlığa faydalı olmak için çalıştıklarını belirten Başlık "Nörodejenerasyon; beynin sinir hücrelerinde ilerleyici hasar, işlev kaybı ve nihayetinde hücre ölümüne yol açan karmaşık bir süreçtir. HBX-HPA1442 buluşu; hastalığın temelinde yer alan oksidatif stres, inflamasyon ve hücresel enerji yetersizliği gibi mekanizmaları hedef alarak, hücresel düzeyde koruyucu ve onarıcı etkiler oluşturmayı amaçlamaktadır. Alzheimer ve parkinson hastalıkları, özellikle 65 yaş üstü bireylerde sıkça karşılaşılan ve mevcut tedavilerde yalnızca semptomatik çözüm sunulan önemli sağlık sorunlarıdır. HBX-HPA1442(2020/16279) formülasyonu, bitkisel özütlerin antioksidan ve nöroprotektif etkilerini bir araya getirerek hastalığın ilerleyişini yavaşlatmayı ve yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Çalışmada elde ettiğimiz ürünü nebülizatör cihazları aracılığıyla doğrudan solunum yoluyla verilmesi ile etken maddeler hızla sistemik dolaşıma katılır. Akciğerlerden direkt emilimle biyoyararlanım artar. Koku siniri (olfaktör yol) üzerinden merkezi sinir sistemi erişimi kolaylaşır. Bu özellikleri sayesinde HBX-HPA1442, geleneksel oral formların karşılaştığı kan-beyin bariyeri engelini kısmen aşabilir ve hedef doku olan sinir sistemine çok daha etkin ulaşabilir. HBX-HPA1442 adını verdiğimiz bu çalışma; MS, Alzheimer, Parkinson ve Behçet hastalığı gibi sinir sistemi ve bağışıklık sistemi etkileşimli hastalıklarda kullanılmak üzere tasarlandı" diyerek bu yöntem ile hafıza kaybı ve bilişsel işlev bozuklukları, motor koordinasyon problemleri, inflamasyon kaynaklı nöronal hasarlar, serbest radikal hasarına bağlı hücre yıkımları gibi sorunların ilerlemesini durdurmaya çalıştıklarını belirtti. Nörodejeneratif hastalıklarda genetik, epigenetik ve çevresel faktörlerin ortak rol oynadığı günümüzde; bağışıklık sistemini ve hücresel savunmayı destekleyen bu tarz bitkisel kombinasyonların öneminin giderek arttığını da kaydeden Ar-Ge ekibinden Kimyager Aslı Aktaş, "HBX-HPA1442 formülasyonu da tam bu noktada; bilimsel literatürde yer alan antioksidan ve anti-inflamatuvar etki profiline sahip fitokimyasalları bir araya getirerek yenilikçi bir tedavi desteği sunmaktadır. Klinik çalışmalar preklinik faz protokolleri ve ileri faz insan denemeleri için HBX AR-GE ekibi hazırlıklarını sürdürüyor. HBX-HPA1442 formülasyonu sadece bir bitkisel bileşim değil; aynı zamanda vücudun kendi biyolojik ritmine ve nefes mekanizmasına uyum sağlayacak şekilde tasarlandı. Nefes çalışmaları sırasında gözlemlediğimiz hücresel oksijenlenme artışı ve vagus sinir aktivasyonuyla formülasyonun birleşimi, sinir hücrelerinin enerji metabolizmasını destekleyici güçlü bir sinerji oluşturuyor" dedi.
Merkezefendi’de elektrikli araçlar için yeni dönem başladı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 17:49 Merkezefendi’de elektrikli araçlar için yeni dönem başladı Merkezefendi Belediyesi tarafından elektrikli araçlar için ‘Şarj İstasyonları’ projesi hayata geçirildi. Sürdürülebilir bir yaşam için ilçeyi geleceğe taşıma çalışmalarına devam eden Merkezefendi Belediyesi, enerji ihtiyacına yönelik çevre dostu ve yenilikçi çözümler sunma hedefiyle 5 farklı noktada elektrikli araç şarj istasyonlarının kurulumunu gerçekleştirdi. Kurulan bu istasyonlar, farklı marka ve modellerle uyumlu, hızlı şarj kapasitesine sahip ve akıllı sistemlerle entegre olup hem çevreci hem de geleceğe uygun olarak ilçede bulunan vatandaşlara hizmet verecek. Merkezefendi’ye her zaman yenilikçi bir anlayış ile hizmet ettiklerini ifade eden Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Dünyanın değişimine biz de ayak uyduruyor, Merkezefendimizi geleceğe taşıyor, söz verdiğimiz bir projeyi daha hayata geçiriyoruz. Sokaklarımızda, caddelerimizde her geçen gün daha fazla elektrikli araç görüyoruz. Biz de bu dönüşümün farkında olarak elektrikli araçlar için ilk şarj istasyonlarımızı Merkezefendi’mizin 5 ayrı noktasına kurduk. Kurduğumuz bu istasyonlar, farklı marka ve modellerle uyumlu, hızlı şarj kapasitesine sahip ve akıllı sistemlerle entegre olup hem çevreci hem de geleceğe uygun olarak hizmet verecek. İstasyonlarımızın sayısını artırmaya, çevremizi korumaya, daha yaşanabilir bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Merkezefendimiz kendi kendine yetecek, enerjisi tüm Denizli’yi şarj edecek" dedi. Şarj istasyonu kurulan yerler Şarj istasyon noktaları; Merkezefendi Kültür Merkezi önü, Selçukbey Spor Eğitim Merkezi önü, Adalet Mahallesi Eski Muhtarlık yanı, Kırçiçeği Düğün Salonu ve Sosyal Tesisler Otoparkı ve Bereketler Toplantı ve Sergi Salonu Otoparkı’nda vatandaşlara hizmet veriyor.
ALKÜ’lü bilim insanı Yuluğ’un çalışması, dünya bilim literatüründe öne çıktı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 15:28 ALKÜ’lü bilim insanı Yuluğ’un çalışması, dünya bilim literatüründe öne çıktı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Nöroloji ve Sinir Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burak Yuluğ, dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Frontiers in Aging Neuroscience’ta yayımlanan kapsamlı bibliyometrik analizde, öne çıkan araştırmacı ve kurumlar arasında gösterildi. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Nöroloji ve Sinir Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burak Yuluğ, yeni bir başarıya daha imza attı. Prof. Dr. Burak Yuluğ, alzaymır (alzheimer) hastalığı ve transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) konusundaki çalışmalarıyla dünya bilim literatürüne önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Saygın bilimsel dergilerden biri olan Frontiers in Aging Neuroscience’ta yayımlanan ve alanın en kapsamlı bibliyometrik analizlerinden biri olan makalede, Dr. Yuluğ’un ismi ve bağlı bulunduğu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, dikkat çeken araştırmacı ve kurumlar arasında yer aldı. ALKÜ iş birliklerini artırıyor Yüzlerce bilimsel yayının incelendiği analizde; alzaymır hastalığı ve TMS konularında küresel yayın eğilimleri, araştırma merkezleri ve önde gelen bilim insanları detaylı şekilde ele alındı. Dr. Burak Yuluğ’un uluslararası düzeyde yaptığı bilimsel katkılar, yazar iş birliği ağlarında görünürlük kazanarak kendisinin bu kritik alandaki aktif rolünü ve akademik etki gücünü ortaya koydu. Aynı zamanda Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, yapılan kurumlar arası iş birliği analizinde yer alarak Türkiye’deki genç üniversitelerin küresel bilimsel arenada nasıl yükselişe geçtiğinin somut bir örneğini sundu. Üniversitenin adının Harvard, Toronto ve Oxford Üniversitesi gibi dünyaca tanınan kurumlarla birlikte anılması; uluslararası bilimsel iş birliği kapasitesini ve araştırma kalitesini de ortaya koymuş oldu. Prof. Dr. Yuluğ’un çalışmaları bilime yol gösteriyor Alzaymır hastalığı; dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir nörodejeneratif hastalık olarak dikkat çekerken TMS teknolojisi bu alanda umut vadeden, yenilikçi ve non-invaziv bir tedavi yöntemi olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Yuluğ’un öncülük ettiği araştırmalar, bu teknolojinin klinik uygulamaları ve nörolojik etkileri konusunda bilimsel topluluğa yol gösteriyor. Bu önemli başarı hakkında konuşan Prof. Dr. Burak Yuluğ, "Bu tür uluslararası çalışmalarda yer almaktan hem şahsım hem de üniversitemiz adına büyük bir gurur duyuyorum. Bilimsel üretkenliğimizin küresel düzeyde görünür olması, Türkiye’deki üniversitelerin nitelikli araştırmalarla ne kadar ileriye gidebileceğinin bir göstergesidir. ALKÜ, bilimsel yayınları ve araştırmalarıyla hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde yenilikçi sağlık çözümleri ve nörobilim alanında öncü çalışmalar yapmaya devam edecektir" dedi.
MTÜ’den Yeşil ve Dijital dönüşüm hamlesi
16 Haziran 2025 Pazartesi - 15:05 MTÜ’den Yeşil ve Dijital dönüşüm hamlesi Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ), geleceğin mesleklerine yönelik stratejik bir adım atarak "Yeşil ve Dijital Dönüşüm" odaklı yeni ön lisans programlarını açıyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) öncülüğünde gerçekleştirilen çalıştaylar doğrultusunda açılan programlar, çevresel sürdürülebilirlik, dijital tarım ve sağlıkta dijitalleşme gibi alanlarda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi amaçlıyor. MTÜ bünyesinde açılacak yeni programlar arasında Darende Bekir Ilıcak Meslek Yüksekokulu’nda Yeşil ve Ekolojik Bina Teknikerliği, Yeşilyurt Meslek Yüksekokulu’nda Yenilenebilir Enerji Teknikerliği, Battalgazi Meslek Yüksekokulu’nda ise Dijital Tarım Teknolojileri ve Akıllı Sera Teknolojileri programları yer alıyor. Ayrıca Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda Tıbbi Veri İşleme Teknikerliği programı da eğitime başlayacak. Çevre dostu ve sürdürülebilir yapılar için eğitim Darende’de açılan Yeşil ve Ekolojik Bina Teknikerliği programı, yapı sektöründe çevre dostu ve sürdürülebilir yapıların inşasında görev alacak uzman teknikerler yetiştirecek. Bu programla enerji tasarrufu sağlayan, karbon ayak izini azaltan, doğaya duyarlı yapı sistemlerine katkı sunacak meslek elemanları yetiştirilecek. Yenilenebilir enerjiye katkı Yeşilyurt Meslek Yüksekokulu’nda hayata geçirilen Yenilenebilir Enerji Teknikerliği programı ise güneş, rüzgar, biyokütle ve hidroelektrik gibi kaynakların etkin kullanımına odaklanıyor. Program, ülkemizin enerji bağımsızlığı hedefine katkı sağlamayı amaçlıyor. Tarımda dijital dönüşüm başlıyor Battalgazi MYO’da açılacak Dijital Tarım Teknolojileri ile Akıllı Sera Teknolojileri programları, sensör, yapay zeka, veri analitiği ve IoT gibi teknolojilerle entegre tarım uygulamaları konusunda uzman teknik personel yetiştirmeyi hedefliyor. Bu programlar, tarımda verimlilik artışı ve modernizasyon için kritik bir rol üstlenecek. Sağlıkta dijitalleşmeye akademik destek 24 Ocak 2025’te YÖK ve Sağlık Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen "Sağlıkta Dijitalleşme Çalıştayı" kapsamında açılan Tıbbi Veri İşleme Teknikerliği programı, sağlık verilerinin dijital ortamda güvenli şekilde işlenmesi, analiz edilmesi ve yönetilmesini sağlayacak uzmanların yetiştirilmesini sağlayacak. "Yarının mesleklerine hazır gençler yetiştireceğiz" Konuya ilişkin açıklama yapan MTÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, yeni açılan programların yalnızca üniversiteye değil, Türkiye’nin stratejik kalkınma hedeflerine de katkı sağlayacağını belirtti. Rektör Bentli, "Üniversite olarak sadece bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını da öngörerek hareket ediyoruz. Açtığımız yeni programlarla ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunacak, geleceğin meslekleri arasında yer alan alanlarda nitelikli personeller yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Bu programlarla gençlerimiz, hem bölgesel hem ulusal düzeyde önemli katma değerler üretecek" dedi Rektör Bentli ayrıca, çevreye duyarlı mühendislik yaklaşımlarının destekleneceğini, teknolojik donanımı yüksek tarım uzmanlarının yetiştirileceğini ve sağlıkta dijitalleşmenin taşıyıcısı olacak gençlerin sektöre kazandırılacağını vurguladı.
Geleneksel turşular bilime konu oldu
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:59 Geleneksel turşular bilime konu oldu Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ), yürüttüğü bilimsel çalışmada turşu fermantasyonunda doğal olarak oluşan laktik asit bakterilerinin, bitki hastalıklarına karşı biyolojik bir mücadele aracı olabileceğini ortaya koydu. Yüzyıllardır Türk mutfağının vazgeçilmezi olan turşular, sadece lezzetleriyle değil içerdikleri yararlı bakterilerle de dikkat çekiyor. Özellikle fermantasyon sürecinde doğal olarak ortaya çıkan laktik asit bakterileri, yalnızca turşunun bozulmasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda bitki hastalıklarına karşı da doğal bir savunma aracı olma potansiyeli taşıyor. Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) bünyesinde yürütülen bilimsel bir çalışmada bu yararlı bakteriler tarımda pestisitlere alternatif biyolojik bir çözüm olarak ele alındı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Akbaba, farklı illerden topladıkları çok sayıda turşu örneklerinden faydalandıklarını belirterek, "Buradaki temel prensibimiz, turşuların hiç açılmadan 3 ila 6 ay arasında fermantasyona tabii tutulmuş olmalarıdır. Çünkü sadece fermente ürünlerde laktik asit bakterisi bulabiliyoruz. Sadece usulüne uygun olarak yapılmış ve dinlendirilmiş turşu örneklerinde aradığımız laktik asit bakterisi ile karşılaştık" dedi "Önemli bir görev üstlendiğini gördük" Mustafa Akbaba, yararlı bakterilerin kullanımını çalışmaların odağına koyduklarını belirterek, "Özellikle bitki hastalıklarının mücadelesinde kullanılan pestisitler bazen istenmeyen sonuçlara yol açıyor ve bazı ürünlerimizde pestisit kalıntısı sorunu bulunuyor. Bu pestisitlerin çevre, insan ve hayvan sağlığı açısından problemlere neden olması gibi sorunlara alternatif bir yol olarak, yararlı bakterilerin kullanımını çalışmalarımızın odağına koymuş bulunmaktayız. Binlerce yıldır gıda sanayinde kullanılan turşuların içerisinde fermantasyona yardımcı olan yararlı bakterilerin, laktik asit bakterilerinin bitki korumada kullanılabilirliği hangi düzeyde, nasıl olmalı fikrini bir çözüm yolu olarak araştırmaya karar verdik. Sivas ili ve çevresinde bulunan 10 ilde, yaklaşık 50’ye yakın farklı turşu çeşidini örneklendirdik. Bu örneklemelerden laktik asit bakterilerini izole ettik. İzole ettiğimiz bakterilerle ön testlerimizi yaptık. Ön testlerimizi yaptıktan sonra bitkilerdeki özellikle fungus türü hastalıklarla mücadele açısından önemli bir görev üstelendiğini gördük" dedi. "Başarılı projeler ortaya koymaya çalışacağız" Kullanılan pestisitlerin zararlı etkilerini azaltmak amacıyla domateste patojen olan bakterilere karşı etkili olabilecek laktik asit bakteri elde edeceklerini söyleyen Akbaba, "Turşularda zaten bu görevi yerine getiren bakteriler turşudaki küf, fungus gibi zararlı mikroorganizmaların gelişmesini engelleyen metobolikler salgılıyor. Bunlar da doğal olarak turşuda zararlı mikroorganizmaların gelişmesine engel oluyor. Bu fermantasyon süreci sağlıklı ürünlerin, evlerimizdeki sofralarımıza ulaşmasına imkan sağlıyor. Aynı etki mekanizmaları, bitki patojeni olan bakteri ve funguslara karşı etkin bir şekilde kullanılabiliyorlar. Bununla ilgili dünyada çok fazla çalışmayla karşılaşıyoruz. 1980’lerden sonra bu çalışmalara odaklanıldığı görülüyor. Domates üretiminde yoğun pestisit kullanılıyor. Kullanılan pestisitlerin zararlı etkilerini azaltmak amacıyla domateste patojen olan bakterilere karşı etkili olabilecek laktik asit bakteri izolatları elde edeceğiz. Elde ettiğimiz bu bakterileri hem laboratuvar hem de arazi şartlarında deneyeceğiz. Başarı olanlarla daha ileri projeler ortaya koymaya çalışacağız" diye konuştu. "Birçok turşudan yararlandık" Sadece fermente ürünlerde laktik asit bakterisi bulabildiklerini ifade eden Akbaba, "Sivas ili ve çevresinde bulunan Kahramanmaraş, Malatya, Ordu, Kayseri, Yozgat ve Tokat gibi illerde vatandaşlarımızın kendi evinde kurdukları, herhangi bir katkı maddesi kullanılmayan biber, salatalık, domates, lahana, şeker pancarı, istiridye mantarı, kavun ve karpuz gibi bitkilerden yapılmış olan çok sayıda turşudan faydalandık. Buradaki temel prensibimiz, turşuların hiç açılmadan 3 ila 6 ay arasında fermantasyona tabii tutulmuş olmalarıdır. Çünkü sadece fermente ürünlerde laktik asit bakterisi bulabiliyoruz. Sadece usulüne uygun olarak yapılmış ve dinlendirilmiş turşu örneklerinde aradığımız laktik asit bakterisi ile karşılaştık. Bu laktik asitleri izole ederek laboratuvar stoklarımıza aldık" şeklinde konuştu.
Muğla’da geleceğin bilim insanları sahneye çıktı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:59 Muğla’da geleceğin bilim insanları sahneye çıktı Muğla’nın Menteşe ilçesinde bulunan Şahidi Ortaokulu, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006 C Bilim Fuarı’na ev sahipliği yaptı. Fuarda Muğla genelinden öğrenciler tarafından hazırlanan toplam 50 proje sergilendi. Öğrencilerin yıl boyunca titizlikle üzerinde çalıştığı projeler büyük ilgi görürken, fuar renkli görüntülere sahne oldu. Fuarın açılış törenine Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Munise İlkay Konuk, Menteşe İlçe Milli Eğitim Müdürü İdris Kömürcü, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda veli katıldı. Törende konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin vizyonuyla örtüşen projelere ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bugün, Muğla’mızın dört bir yanından gelen öğrencilerimizin bilime olan merakını ve emeklerini sergiledikleri Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006 Bilim Festivali’ne hepiniz hoş geldiniz. Sergilenen her proje, gençlerimizin araştıran, sorgulayan, üretken bireyler olarak yetiştiğini gösteriyor" dedi. Fuarda sergilenen projeler, katılımcılar tarafından ilgiyle incelenirken, etkinlik öğrencilerin bilime olan ilgisini artıran ve onları yenilikçi düşünmeye teşvik eden anlamlı bir adım olarak değerlendirildi.
Yapay zeka yapay bela olabilir
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:53 Yapay zeka yapay bela olabilir Avukat Nimet Türe, yapay zeka ile yapılan eylemlerin hukuki yaptırımlar doğurabileceğini belirterek, "Yapay zeka kullanırken bilinçli olmak ve herhangi bir hukuki yaptırımla karşı karşıya kalabileceğimizin bilinci ile hareket etmek gerekiyor" dedi. Avukat Nimet Türe, konuyla ilgili açıklamasında yapay zeka ile yapılan eylemlerin hukuki yaptırımlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Yapay zeka kullanılarak hukuki ihlal meydana geldiğinde kişilerin doğrudan sorumluluğu olacağını söyleyen Türe, "Yapay zeka insana özgü davranışların taklit edildiği öğrenme, kabiliyet geliştirme gibi işlevlerin geliştirilerek bir algoritma veya sistem aracılığıyla taklit edilmesidir. Geniş anlamda karar alabilme eyleme geçebilme gibi komutlarla oluşturulan bir sistemdir. Yapay zekayı ceza hukuku açısından değerlendirdiğimizde cezai sorumluluğa sahip bir tüzel kişilik ya da öge değildir. Bu sebeple yapay zekada sorumluluk her zaman uygulama geliştiricisi, sahibi ya da aktif kullanıcısına aittir. Bu yapay zeka kullanılarak bir hukuki ihlal ya da cezai sorumluluğu doğan bir eylem gerçekleştirildiğinde bu kişilerin doğrudan sorumluluğu meydana gelecek. Ceza ya da manevi tazminat gibi yaptırımlarla karşı karşıya gelme gibi durumlar söz konusu olacaktır. Yapay zeka kullanımı itibariyle kişinin komutlarına bağlı olarak içerik geliştirme üzerine kurulu bir algoritmadır. Eğer biz yapay zeka ile yalan bir haber içeriği oluşturur ya da bir kişiye ait fotoğraf yada videoyu kullanım amacı dışında geliştirip içerik üreterek yayılmasına sebebiyet verirsek, bu artık iftira, yalan haber yayma, halkı yanıltıcı bilgiyi yayma, sahte bir belge oluşturarak dolandırıcılık suçunun meydana gelmesi gibi suçlara konu olabilecek eylemleri meydana getirebilir" dedi. "Suç teşkil edebilecek bir eylem içeriğinde kullandığımızda muadil suçlara bakacağız" Türe, yapay zeka kullanılırken hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalınacağı bilinci ile hareket etmek gerektiğini belirterek, "Bunun önüne geçilebilmesi için de yaptığımız hukuki eylem doğurabilecek eylemleri yapay zekaya komut verirken bunu doğru bir şekilde yönlendirmek önem arz edecektir. Günümüz hukuk sisteminde pozitif hukukta yapay zekanın mevzuatsal bir karşılığı bulunmamaktadır. Bu yüzden yapay zekayı kullanımı dışında suç teşkil edebilecek bir eylem içeriğinde kullandığımızda muadil suçlara bakacağız. Örneğin kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kullanılması, dolandırıcılık, sahte belge üretimi gibi durumlara maruz kaldığımızda hakimlerimiz bu kanun içeriğine uygun suçlar bakımından hukuki süreçleri ya da yargılama süreçlerini başlatacaktır. Bizim burada alanı daraltmak ve sorumluluğumuzu azaltmak için öncelikle uygulama geliştiricilerinin yapay zekada kullanım sözleşmesi ön görmesi gerekmektedir. Tüzel kişiliklerin ya da kurumsal şirketlerinde bir etik kurulu veya hukuk danışmanlığı platformu oluşturarak yapay zekalarını buna ilişkin kullanmaları gerekmektedir. Kullanıcıların ya da aktif yapay zeka sahiplerinin ise yapay zekaya komut verirken verdikleri komutun hukuki bir sorumluluğu olacağı bilinci ile yönlendirmeleri gerekmektedir. Yapay zeka kullanırken bilinçli olmak ve herhangi bir hukuki yaptırımla karşı karşıya kalabileceğimizin bilinci ile hareket etmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Geleneksel turşular bilime konu oldu
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:49 Geleneksel turşular bilime konu oldu Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ), yürüttüğü bilimsel çalışmada turşu fermantasyonunda doğal olarak oluşan laktik asit bakterilerinin, bitki hastalıklarına karşı biyolojik bir mücadele aracı olabileceğini ortaya koydu. Yüzyıllardır Türk mutfağının vazgeçilmezi olan turşular, sadece lezzetleriyle değil içerdikleri yararlı bakterilerle de dikkat çekiyor. Özellikle fermantasyon sürecinde doğal olarak ortaya çıkan laktik asit bakterileri, yalnızca turşunun bozulmasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda bitki hastalıklarına karşı da doğal bir savunma aracı olma potansiyeli taşıyor. Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) bünyesinde yürütülen bilimsel bir çalışmada bu yararlı bakteriler tarımda pestisitlere alternatif biyolojik bir çözüm olarak ele alındı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Akbaba, farklı illerden topladıkları çok sayıda turşu örneklerinden faydalandıklarını belirterek, "Buradaki temel prensibimiz, turşuların hiç açılmadan 3 ila 6 ay arasında fermantasyona tabii tutulmuş olmalarıdır. Çünkü sadece fermente ürünlerde laktik asit bakterisi bulabiliyoruz. Sadece usulüne uygun olarak yapılmış ve dinlendirilmiş turşu örneklerinde aradığımız laktik asit bakterisi ile karşılaştık" dedi "Önemli bir görev üstlendiğini gördük" Mustafa Akbaba, yararlı bakterilerin kullanımını çalışmaların odağına koyduklarını belirterek, "Özellikle bitki hastalıklarının mücadelesinde kullanılan pestisitler bazen istenmeyen sonuçlara yol açıyor ve bazı ürünlerimizde pestisit kalıntısı sorunu bulunuyor. Bu pestisitlerin çevre, insan ve hayvan sağlığı açısından problemlere neden olması gibi sorunlara alternatif bir yol olarak, yararlı bakterilerin kullanımını çalışmalarımızın odağına koymuş bulunmaktayız. Binlerce yıldır gıda sanayinde kullanılan turşuların içerisinde fermantasyona yardımcı olan yararlı bakterilerin, laktik asit bakterilerinin bitki korumada kullanılabilirliği hangi düzeyde, nasıl olmalı fikrini bir çözüm yolu olarak araştırmaya karar verdik. Sivas ili ve çevresinde bulunan 10 ilde, yaklaşık 50’ye yakın farklı turşu çeşidini örneklendirdik. Bu örneklemelerden laktik asit bakterilerini izole ettik. İzole ettiğimiz bakterilerle ön testlerimizi yaptık. Ön testlerimizi yaptıktan sonra bitkilerdeki özellikle fungus türü hastalıklarla mücadele açısından önemli bir görev üstelendiğini gördük" dedi. "Başarılı projeler ortaya koymaya çalışacağız" Kullanılan pestisitlerin zararlı etkilerini azaltmak amacıyla domateste patojen olan bakterilere karşı etkili olabilecek laktik asit bakteri elde edeceklerini söyleyen Akbaba, "Turşularda zaten bu görevi yerine getiren bakteriler turşudaki küf, fungus gibi zararlı mikroorganizmaların gelişmesini engelleyen metobolikler salgılıyor. Bunlar da doğal olarak turşuda zararlı mikroorganizmaların gelişmesine engel oluyor. Bu fermantasyon süreci sağlıklı ürünlerin, evlerimizdeki sofralarımıza ulaşmasına imkan sağlıyor. Aynı etki mekanizmaları, bitki patojeni olan bakteri ve funguslara karşı etkin bir şekilde kullanılabiliyorlar. Bununla ilgili dünyada çok fazla çalışmayla karşılaşıyoruz. 1980’lerden sonra bu çalışmalara odaklanıldığı görülüyor. Domates üretiminde yoğun pestisit kullanılıyor. Kullanılan pestisitlerin zararlı etkilerini azaltmak amacıyla domateste patojen olan bakterilere karşı etkili olabilecek laktik asit bakteri izolatları elde edeceğiz. Elde ettiğimiz bu bakterileri hem laboratuvar hemde arazi şartlarında deneyeceğiz. Başarı olanlarla daha ileri projeler ortaya koymaya çalışacağız" diye konuştu. "Birçok turşudan yararlandık" Sadece fermente ürünlerde laktik asit bakterisi bulabildiklerini ifade eden Akbaba, "Sivas ili ve çevresinde bulunan Kahramanmaraş, Malatya, Ordu, Kayseri, Yozgat ve Tokat gibi illerde vatandaşlarımızın kendi evinde kurdukları, herhangi bir katkı maddesi kullanılmayan biber, salatalık, domates, lahana, şeker pancarı, istiridye mantarı, kavun ve karpuz gibi bitkilerden yapılmış olan çok sayıda turşudan faydalandık. Buradaki temel prensibimiz, turşuların hiç açılmadan 3 ila 6 ay arasında fermantasyona tabii tutulmuş olmalarıdır. Çünkü sadece fermente ürünlerde laktik asit bakterisi bulabiliyoruz. Sadece usulüne uygun olarak yapılmış ve dinlendirilmiş turşu örneklerinde aradığımız laktik asit bakterisi ile karşılaştık. Bu laktik asitleri izole ederek laboratuvar stoklarımıza aldık" şeklinde konuştu.
GMKA desteği İle havacılık eğitiminde yeni ufuklar
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:06 GMKA desteği İle havacılık eğitiminde yeni ufuklar Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından başarılı bulunarak desteklenen Balıkesir Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yararlanıcı olduğu, Şehit Prof. Dr. İlhan Varank ve Altıeylül Bilim Sanat Merkezleri öğretmenlerine yönelik düzenlenen "Havacılık Eğitimi" başarıyla gerçekleştirildi. Proje kapsamındaki eğitim programı üç ana eksende ilerledi; havacılık tarihi, model uçak tasarımı ve uçuş simülasyonları. 10 gün süren eğitimlerin ilkinde sektörün kökenleri ve dönüm noktalarının ele alındığı seminerlerde, katılımcılar uluslararası havacılık mevzuatı ve güncel gelişmeler hakkında bilgilendirildi. Ardından atölye çalışmalarında; malzeme seçimi, aerodinamik prensipler ve model uçak montaj teknikleri pratiğe döküldü. Son eğitimlerde ise gelişmiş uçuş simülatörleri ve test uçuşlarıyla teorik bilgi, somut deneyime dönüştürüldü. Bölgede havacılık bilinci yaygınlaştırılacak Eğitim süreci sonunda, bölgede havacılık kültürünün yerleşmesi ve toplumda bu alana yönelik farkındalığın artırılması adına önemli bir zemin oluşturuldu. Eğitimler sonucunda elde edilen kazanımların, yalnızca bireysel gelişime değil, aynı zamanda bölgesel kalkınma hedeflerine de katkı sunması bekleniyor. Öte yandan, TUBİTAK ve TEKNOFEST gibi ulusal düzeyde prestij taşıyan bilimsel ve teknolojik yarışmalara yönelik hazırlık süreçlerinde kullanılmak üzere altyapı ve tasarım geliştirme faaliyetleri de yürütülmüş oldu. Bu kapsamda, çeşitli model ve uygulamalara ilişkin ön prototipler başarıyla tamamlandı ve ilerleyen süreçte yarışma platformlarına entegre edilebilecek nitelikte çıktılar üretildi. "Hedefimiz, öğrencilerimizi havacılıkta da görünür kılmak" Proje konusunda konuşan GMKA Genel Sekreteri Onur Adıyaman, "Eğitimde kaliteyi artırmak, bölgesel kalkınmanın en stratejik adımıdır. Bu program; öğretmenlerimizin yetkinliklerini pekiştirirken, Balıkesir’in bu arenada rekabet gücünü de yükselterek yeni nesil havacılık altyapısına zemin hazırladı. Hedefimiz, özel eğitim öğrencilerimizi havacılıkta da görünür kılmak ve onları geleceğin mühendis adayları olarak yetiştirilmesine destek olmaktır" diye görüş bildirdi.
Düzce Üniversitesi’ne milli teknoloji atölyeleri proje desteği
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:25 Düzce Üniversitesi’ne milli teknoloji atölyeleri proje desteği Düzce Üniversitesi bilimsel araştırmalar ve teknolojik gelişmeleri destekleme vizyonu doğrultusunda önemli bir başarıya daha imza attı. Düzce Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ile Araştırma Dekanlığı’nın ortak çalışmalarıyla hazırlanan "Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği" başvurusu, TÜBİTAK tarafından yapılan değerlendirme sonucunda kurul onayı alarak desteklenmeye hak kazandı. TÜBİTAK 4003-T Milli Teknoloji Atölyeleri Destek Programı kapsamında desteklenen proje ile Düzce Üniversitesi bünyesinde modern, kapsamlı ve çok disiplinli bir teknoloji atölyesi kurulması planlanmaktadır. Kurulacak olan atölye, öğrenci ve akademisyenlerin araştırma-geliştirme faaliyetlerini destekleyecek; girişimcilik ve inovasyon çalışmalarına zemin hazırlayacak; öğrencilerin ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenen teknoloji yarışmalarına etkin şekilde hazırlanmalarına, öğrenci ve araştırmacılara yönelik uygulamalı eğitim programları düzenlenerek teorik bilginin pratikle bütünleştirilmesine katkı sağlayacaktır. Proje kapsamında, atölyenin kurulumu için gerekli olan makine, ekipman ve teknik donanım temin edilerek atölye, başta mühendislik ve fen bilimleri olmak üzere farklı disiplinlerde uygulamalı çalışmalara imkân tanıyacak şekilde donatılması planlanmaktadır. TÜBİTAK tarafından sağlanan bu destekle Düzce Üniversitesi, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna katkı sunmaya devam ederek; bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda bilimsel ve teknolojik gelişmelere öncülük ederek genç yeteneklerin gelişimine önemli katkılar sağlamayı hedeflemekte.