TEKNOLOJİ
Canikli öğrenciler finalde 30 Nisan 2026 Perşembe - 20:30:47 Samsun Canik 15 Temmuz Ömer Halisdemir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, ’SOS-DES-OKUL’ projesiyle SOSYALFEST 2026 finalistleri arasına adını yazdırdı. Canik 15 Temmuz Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, bireylerde toplumsal duyarlılığı, merhamet ve sorumluluk bilincinin artırmayı hedeflediği ’SOS-DES-OKUL’ adlı projesiyle Sosyal Bilimler Festivali’nde (SOSYALFEST 2026) finale yükseldi. Bu yıl 4 ana kategoride düzenlenen yarışmanın İlahiyat Kategorisi’nde finale yükselen Canikli öğrenciler, hazırladıkları projeyle yapay zeka araçlarının gündelik yaşamda sosyal bir hatırlatıcı görevi üslenmesini sağlayarak toplumsal duyarlılığı artırmayı ve akran zorbalığı gibi sosyal problemlerin önüne geçmeyi hedefliyor. Türkiye ve yurt dışı merkezli birçok üniversitenin kurumsal paydaşlığında gerçekleştirilen yarışmada Canikli genç zihinlerin elde ettiği başarı alkışları topladı. Canik 15 Temmuz Ömer Halisdemir Anadolu Lisesi öğrencileri Şaban Konuşuk, Mustafa Alperen Aslan, Refik Eren Yoldaş ve İhsan Tüfekçi tarafından geliştirilen projenin danışmanlığını ise okulun Felsefe Grubu Öğretmeni Aslı Akyüz Gündüz tarafından gerçekleştiriliyor. Okul Müdürü Muammer Kayhan, yarışmada hedeflerinin birincilik olduğunu ifade ederek finale kalan öğrencileri başarılarından dolayı tebrik etti. Canik 15 Temmuz Ömer Halidemir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, 10-11 Mayıs tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde düzenlenecek olan yarışmanın finalinde jüri karşısına çıkacak.
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:22 TÜRGEV’den üniversite gençliğine "Sağlıklı yaşam ile bağımsız kampüs" çalıştayı Üniversite gençliğinin bağımlılık, hareketsizlik ve aidiyet sorunları, 29 Nisan’da İstanbul İbn Haldun Üniversitesi’nde düzenlenen "Sağlıklı Yaşam ile Bağımsız Kampüs" çalıştayında ele alındı. TÜRGEV, Yeşilay ve İHÜ iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, farklı üniversitelerden 100 öğrenci bu alanlara ilişkin politika önerileri geliştirdi. İbn Haldun Üniversitesi önderliğinde düzenlenen "İHÜ Yüzyıla Değer Öğrenci Çalıştayları" serisi üçüncü 29 Nisan 2026’da İstanbul’da gerçekleşti. Çalıştay, İHÜ Sanat Kültür ve Spor Daire Başkanlığı koordinasyonunda; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (REDAM), Yeşilay ve TÜRGEV iş birliğiyle gerçekleştirildi. Program kapsamında geliştirilen öneriler, raporlanarak ilgili kurumlarla paylaşılacak. Bağımlılık toplumsal boyutuyla ele alındı Yeşilay’ın 2026 yılını "Bağımsızlık Yılı" ilan etmesi, çalıştayın ana çerçevesini oluşturdu. Bu kapsamda bağımlılıkla mücadele bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal bir başlık olarak ele alındı. Çalıştayda, önleyici yaklaşımlar ve farkındalık çalışmaları öne çıkarken, öğrenciler bağımlılıklara karşı geliştirilebilecek yöntemler üzerine görüşlerini paylaştı. Gençlerin gündeminde üç kritik başlık Öğrenciler üç oturumda kendi deneyimlerinden yola çıkarak sorunların nedenlerini tartıştı ve politika önerileri geliştirdi. Teknoloji ve sosyal medya kullanımı, hareketsiz yaşam alışkanlıkları ile kampüslerde aidiyet duygusu öğrencilerin bakış açısından ele alındı. Bağımlılık başlığında; teknoloji, sosyal medya, dijital oyunlar ve kumarın üniversite öğrencileri üzerindeki etkileri gündeme geldi. Bu alışkanlıklara yönelimde yalnızlık, stres ve akademik baskının etkili olduğu vurgulandı. Kampüs içi sosyal alanların artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması önerileri öne çıktı. Hareketsiz yaşam başlığında ise düzenli fiziksel aktivitenin önündeki engeller tartışmaya açıldı. Ders yoğunluğu, artan ekran süresi ve kampüslerde spor imkanlarının sınırlılığı başlıca nedenler arasında gösterildi. Aktif yaşamı destekleyen kampüs düzenlemeleri ve spor imkanlarının artırılması öğrencilerin öne çıkan önerileri arasında yer aldı. Aidiyet başlığında ise öğrencilerin kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetme düzeyi ele alındı. Büyük şehirlerde artan yalnızlık ve sosyal kopukluk sorunlarına dikkat çekilirken, iletişimi güçlendirecek ve sosyal etkileşimi artıracak programların önemi vurgulandı. 100 öğrenci ortak akılla öneri geliştirdi Farklı üniversitelerden ve disiplinlerden, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer alan 100 öğrenci "beyin fırtınası" yöntemiyle çalıştı. Oturumlarda ortaya çıkan fikirler politika önerilerine dönüştürüldü. Sürece, farklı alanlardan akademisyenlerin yer aldığı Akademik Danışma Kurulu da katıldı. Tüm çalışmalar dijital ortamda yürütüldü; katılımcılar kendi bilgisayarlarıyla sürece dahil oldu. Çalıştayda üretilen öneriler rapor haline getirilerek ilgili kurumlarla paylaşılacak. Katılımcılara program sonunda katılım belgesi verildi.
İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40 İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
Uzmanı uyardı:  "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20 Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Yapay zeka ile yazılan dilekçeler cezaları katlayabilir
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:02 Yapay zeka ile yazılan dilekçeler cezaları katlayabilir Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, yapay zeka aracılığı ile yazılan hukuki dilekçelerde olmayan kanun ve kararların sunulabileceği ihtimali olduğunu ve bu durumun dava kayıpları ile cezaların katlanmasına neden olabileceğini söyledi. Yapay zekanın bilgi sahibi olmayan insanları yanlış yönlendirebileceğini söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, "Yapay zeka birçok alanda kullanıldığı gibi hukuk alanında da kullanılmaya çalışılıyor. Bunu bazen avukatlar, bazen de dava sahibi insanlar yapabiliyorlar. Herhangi bir konuda dilekçeyi yazdırabileceklerini düşünüyorlar. Tabii ki yazdırılabilir ama eğer o konuda hiçbir bilginiz yoksa yanlış yönlendirebilir ya da yanlış, olmayan bir kanunu ve kararı varmış gibi göstererek yanlış bir dilekçe yazmanıza sebebiyet verebilir. Haliyle bu durumda da hukuki anlamda çok zor durumlara düşülebilir. Bunun bir örneği var mı diye araştırdığımız zaman da Amerika’da bir örneğini görebiliriz. Normal şartlar altında bir dava için verilen ceza 14 katına çıkmış. Yani yapay zeka ile bir dilekçe yazılmış. Bu dilekçedeki usul ve sistemdeki eksiklikler sebebi ile de hakim daha yüksek cezalar vermiş. Bu da çok büyük bir örnek olarak karşımıza çıkmış durumda" dedi. Topuzoğlu, hukuk sisteminin yapılan yanlışı suiistimal olarak görebileceğini ve cezaların katlanabileceğini söyleyerek, "Yapay zeka cezaları katlayabilir diyebiliriz. Eğer siz yanlış kararlarla yola çıktıysanız ya da olmayan bir kararı var gibi gösterdiyseniz haliyle de hukuk sistemi bunun doğru olmadığını fark ettiği için de bir suiistimal düşünebilir ve daha büyük cezalar verebilir" ifadelerini kullandı.
Uzmanı uyardı:  "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:51 Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte, bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin, bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, açıklamalarda bulundu. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Sefer Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte, anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi, insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımız da insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamaları, firmaları kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazıları da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda, ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Bakan Kacır, yeni nesil 407 yazılımcı gencin heyecanını paylaştı
03 Nisan 2026 Cuma - 21:51 Bakan Kacır, yeni nesil 407 yazılımcı gencin heyecanını paylaştı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kocaeli’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen "42 Türkiye Mezuniyet Töreni"nde, temel müfredatı başarıyla tamamlayan 407 yeni nesil yazılımcının sevincine ortak oldu. Türkiye’de yeni yazılımcıların yetiştirilmesi için Bilişim Vadisi bünyesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde kurulan 42 Türkiye’nin ilk mezuniyet töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende konuşan Bakan Mehmet Fatih Kacır, yazılımın küresel güç dengelerinde belirleyici bir rol oynadığına dikkati çekti. Dünyanın en değerli 10 şirketinden 9’unun teknoloji ve yazılım odaklı olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, akıllı sistemlerden otonom araçlara, siber güvenlikten üretim hatları ve sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda katma değer sağlayan asli unsurun yazılım olduğunu ifade etti. Meseleye sadece ekonomik bir yarış olarak bakılmaması gerektiğinin altını çizen Kacır, "Kriz anlarında, kaynak koduna erişemediğiniz, nasıl çalıştığını bütünüyle denetleyemediğiniz bir sistem öncelikle onu yazanın tercih ve önceliklerine hizmet eder. İşte bu yüzden yazılımda tam bağımsızlık ilkesi, Türkiye’nin istikbali ve bekasıyla doğrudan ilişkilidir" dedi. Kacır, temel müfredatı tamamlayan öğrencilerin yapay zeka, siber güvenlik, oyun geliştirme ve web teknolojileri gibi alanlarda uzmanlaştığını belirterek, "Eğitim süreci boyunca teorik birikimlerini gerçek dünya deneyimiyle taçlandıran gençlerimiz, zorunlu staj programları sayesinde henüz mezun olmadan sektörün mutfağına girme imkanı elde ediyor" diye konuştu. "Bugüne kadar 98 bin 575 başvuru aldık" Yeni nesil yazılım okullarına gösterilen yoğun ilgiye de değinen Bakan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı: "Kuruluşundan bu yana yoğun ilgi gören okullarımıza bugüne kadar 98 bin 575 arkadaşımız başvurdu. Çevrimiçi testi geçen ardından da 4 haftalık yoğun havuz eğitiminde başarı elde eden 2 bin 124 aday okullarımıza kayıt yaptırdı. Bugün de temel müfredat eğitimini tamamlayan 407 öğrencimizin başarısını kutlamak üzere bir aradayız. Ortaya çıkan tablo bize şunu açıkça gösteriyor; burada gençlerimize gerçek fırsatlar sunan güçlü bir model var. Burada iş dünyasıyla buluşmaya hazır, analitik düşünebilen, problem çözebilen, üretim kültürünü içselleştirmiş nitelikli bir yetenek havuzu var. Burada ülkemizin yazılımcı ve teknoloji yeteneği ihtiyacına doğrudan cevap verebilecek stratejik bir yapı var. Bugün mezuniyet heyecanı yaşayan her bir gencimizin; yarının teknolojilerini inşa eden, geliştirdiği yazılımlarla hayatın farklı alanlarına dokunan, kurduğu girişimlerle ekonomik değer üreten ve ortaya koyduğu yenilikçi çözümlerle ülkemizin küresel rekabet gücünü daha da ileriye taşıyan bireyler olarak Türkiye’nin geleceğinde önemli roller üstleneceğine yürekten inanıyorum."
Teknoloji Fuarı’nda sektör temsilcileri öğrencilerle buluştu
03 Nisan 2026 Cuma - 14:37 Teknoloji Fuarı’nda sektör temsilcileri öğrencilerle buluştu Bursa Uludağ Üniversitesi Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİJİMER) tarafından düzenlenen Teknoloji Fuarı’nda stant açan firmalar, öğrencilerden yoğun ilgi gördü. BUÜ DİJİMER’in üçüncü kez gerçekleştirdiği Teknoloji Fuarı 1-2 Nisan tarihleri arasında Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapıldı. Organizasyonda farklı sektörlerden çok sayıda kurum ve kuruluş temsilcileri yer aldı. Gençler tarafından ziyaretçi akınına uğrayan fuarda öğrenci kulüpleri de stant açarak projelerini sergiledi. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cafer Çiftci ve Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu da stantları ziyaret etti. Programda gençlerle ve sektör temsilcileriyle sohbet eden Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, BUÜ’nün sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda nitelikli projelerin üretildiği büyük bir bilim yuvası olduğuna işaret etti. Üniversite-Sanayi işbirliğinin geliştirilmesi adına da önemli bir köprü görevi gören fuara iş dünyasının da ciddi bir ilgi gösterdiğini aktaran Yılmaz; "Burada sadece firmaların ürünlerini değil, genç yeteneklerimize ilham verecek vizyon sergileniyor. Bu fuarı aynı zamanda ortak projelerin, staj imkanlarının ve yerli teknoloji hamlesinin değerli bir başlangıcı olarak görüyoruz. İlgi ve katılım bizi mutlu etti. Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz" dedi. BUÜ Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kurtuluş Kaymaz ise fuarın çok olumlu geçtiğini belirterek, tüm katılımcılara teşekkür etti.
Canik’te genç kâşifler uzayla buluşuyor, gökyüzünü öğreniyor
03 Nisan 2026 Cuma - 14:29 Canik’te genç kâşifler uzayla buluşuyor, gökyüzünü öğreniyor Samsun Canik Belediyesi’nin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü okullara kurduğu planetaryumla öğrenciler unutulmaz anlar yaşıyor; yıldızlar, gezegenler ve gök cisimleri hakkında bilgi sahibi oluyor. Canik Belediyesi, bilim ve teknoloji atölyelerini okullara taşımaya, öğrencileri astronomi, havacılık ve uzay bilimleri alanında uygulamalı eğitimler, eğitici ve eğlenceli aktivitelerle buluşturmayı sürdürüyor. Canik Belediyesi’nin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü tarafından okullarda kurulan mobil planetaryum öğrencilerin yoğun ilgisine sahne oluyor. Planetaryumla öğrenciler yıldızların oluşumunu, güneş sistemini ve gezegenleri öğreniyor. 360 derecelik projeksiyon sistemleriyle gezegen ve gökyüzü simülasyonlarıyla bir araya gelen öğrencilere mobil planetaryumda ayrıca Milli Uzay Programı, Türkiye Uzay Ajansı, uluslararası uzay istasyonu ve hava olayları hakkında filim ve animasyon gösterimleri gerçekleştiriliyor. "Öğrenciler eğlenirken öğreniyor" Planetaryum etkinliklerinin yanı sıra okullara teknoloji atölyeleri de kurduklarını söyleyen ve sürdürülebilir eğitim uygulamalarının önemine değinen Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Eğitimde farkındalık oluşturan çalışmalarımızla öğrencilerimizin yeni bilgiler öğrenmelerini ve yeteneklerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Okullarımızda kurduğumuz planetaryum, doğa ve teknoloji atölyeleriyle öğrencilerimizi uygulamalı eğitimler, eğlenirken öğrenmelerine imkan sunan aktivitelerle bir araya getiriyoruz. Bu eğitim programlarımızın yanı sıra öğrencilerimize Milli Teknoloji Hamlesi’yle geliştirilen ve kullanımda olan yerli ve milli eserlerimiz hakkında da bilgiler veriyoruz. Canik’te geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyor, bilim ve teknoloji atağımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Başkan Sandıkçı ayrıca öğrencilerin hazırladığı TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine destek vermeye devam ettiklerini sözlerine ekledi.
Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor
03 Nisan 2026 Cuma - 13:44 Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin uzaya giden ikinci astronotu olan Tuva Cihangir Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlayan Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da bir araya geldiği öğrencilerle uzay yolculuğu deneyimlerini paylaştı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Tuva Cihangir Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Atasever, Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor
03 Nisan 2026 Cuma - 13:36 Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da öğrencilerle bir araya gelerek uzay yolculuğu deneyimlerini ve geleceğin uzay projelerini anlattı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Türkiye’nin, uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu.
TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nı kazananlar belli oldu
03 Nisan 2026 Cuma - 10:44 TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nı kazananlar belli oldu Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı tarafından Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 20. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nın ödül töreni gerçekleştirildi. Kültür Sitesi’nde düzenlenen etkinliğe; Kayseri Vali Yardımcısı Mehmet Türköz, Niğde Vali Yardımcısı Baha Büyükkaymakçı, ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, Niğde İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek, Kayseri Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Emel Kızılkaya Aydoğan ilçe milli eğitim müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan Kayseri Vali Yardımcısı Mehmet Türköz, yarışmaya katılan öğrenciler tebrik etderek; "Okuyacağız. Çok okuyacağız. Okuduğumuzu anlayacağız. Düşüneceğiz, sorgulayacağız. Bizim buna ihtiyacımız var" dedi. Niğde Vali Yardımcısı Baha Büyükkaymakçı da konuşmasında bilim yolculuğunda öğrencilerin her zaman destekçileri olduklarını belirterek; "Sevgili öğrenciler, gösterdiğiniz azim, merak ve üretkenlik her türlü taklidi üzerindedir. Bilimsel başarı süreçte kazanılan deneyimle başlar. Bu deneyimleri erken yaşta kazanmış olmanız bilim yolunda attığınız bu adımlar sizlerin eğitim yolculuğunu çok daha ileri götürecektir. Bu yolculukta düşünmeyi, üretmeyi, bilim yolunda var olmayı tercih ettiğiniz için sizleri gönülden tebrik ediyorum" diye konuştu. ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan ise yaptığı konuşmada öğrencileri ERÜ kampüsünde misafir etmekten dolayı mutlu olduklarını söyledi. Erciyes Üniversitesi’nin ciddi başarılar elde eden bir üniversite olduğunun altını çizen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özkan, şunları kaydetti; "Bizler diyoruz ki; bilimin yolu Erciyes’ten geçer. Bu yolda sizinle karşılaşmaktan dolayı gururluyuz, mutluyuz. İnşallah üniversite hayatınızda da yine Erciyes Üniversitesi’nde sizler ile birlikte olmaktan gurur duyacağımızı ifade etmek istiyorum. Çünkü Erciyes Üniversitesi, ciddi başarılar elde etmiş bir üniversitedir. Üniversite olarak bilim hayatına yön veren çalışmalarımız var. Burada Türkiye’de, dünyada ses getiren çalışmalar ortaya konuldu. Bu anlamda da bugün çıktığınız yolculuğa çıktığınız bilim hayatınızdaki projelerinizde inşallah ileride bizimle birlikte veya diğer üniversitelerle birlikte yeni projeler ile katkı sağlayacağınıza yürekten inanıyorum." Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, öğrencileri tebrik etti. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, Niğde İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek de birer konuşma yaparak, yarışmaya katılan öğrencileri kutladı. Kayseri Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Emel Kızılkaya Aydoğan ise konuşmasında yarışmaya desteklerinden dolayı ERÜ yönetimine teşekkür ederek, "Bir projeye emek vermek, bir fikri sonuna kadar taşımak, vazgeçmemek, işte bunlar hayatın en büyük kazanımlarıdır. Çünkü bilim sadece alkış alanların değil, denemeye devam edenlerin yoludur. Belki bu salonda oturan bir öğrenci yarın dünyada bir ilke imza atacak. Belki biriniz insanlığın en büyük sorunlarından birine çözüm bulacaksınız. Belki de en önemlisi biriniz başka bir çocuğun ‘Ben de yapabilirim’ demesine vesile olacaksınız" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından 10 alanda 100 proje arasında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi.