TEKNOLOJİ - 04 Nisan 2026 Cumartesi 12:51

Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"

A
A
A
Uzmanı uyardı:  "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi.


Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte, bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin, bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor.


Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, açıklamalarda bulundu. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı.


"Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor"


Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Sefer Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte, anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi, insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımız da insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi.


"Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor"


Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamaları, firmaları kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazıları da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda, ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu.


"Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"


Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 32 sanatçı, sokak hayvanları için tek bir şarkıda buluştu Farkındayım projesi kapsamında "Bir Patinin Nesi Var?" isimli projede 32 sanatçı, tek bir şarkıda buluştu. Sanatın iyileştirici gücünü doğrudan toplumsal faydaya dönüştürülmesi amaçlanan bu şarkının çekimleri Türkiye’nin 9 farklı şehrinde, 17 hayvan barınağında gerçekleşti. Şarkı tüm dijital platformlarda yer alırken her dinleme başına patili dostlara bir bağış oluşturacak. "Bir Patinin Nesi Var?" isimli projede 32 sanatçı, tek bir şarkıda buluştu. Şarkının lansmanı ünlü ses sanatçıları ve sağlık personellerinin katılımıyla tanıtıldı. Carmed CEO’su Mustafa Can, "Her izlenme ve her dinlenme, herhangi bir ek adım gerektirmeden, doğrudan hayvanlar için bir desteğe dönüşüyor. Proje kapsamında elde edilen tüm gelirler, hayvanlarla ilgili dernek ve vakıflarla şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Bu yönüyle, izleyiciyi pasif bir takipçiden aktif bir katkı sağlayıcıya dönüştürürken; projeye destek veren kurumlar için de sosyal etkinin doğrudan üretildiği güçlü bir model sunmaktadır. Sanat ve toplumsal faydanın kesiştiği bu yapı, birlikte üretmenin ve birlikte iyileştirmenin de mümkün olduğunu göstermektedir" dedi. "Sokak hayvanlarını sahiplendirmemiz gerekiyor" Sokak hayvanı kavramının bitmesi gerektiğine değinen Mustafa Can, "Biz gelişmiş bir ülke olarak sokak hayvanları kavramının bitmesi gerektiğini düşünüyorum. Önceden çevre ve insan için müzik yaptılar. Biz patili dostlarımız için Türkiye’nin 37 ilindeki barınaklarda Türkiye’nin ünlü ses sanatçıları ile bir şarkı söyledik. Bu şarkının gelirleriyle patili dostlarımızı sahiplendirmek ve tedavi etmek için böyle bir çalışma içine girdik" ifadelerini kullandı. "Her video izlenmesi bir bağış demek" Carmed İlaç Marka Sorumlusu Ceren Can, "Bizi en çok heyecanlandıran insanların her video izlenmesiyle bağış yapabilecek olmaları. Sadece markaların destek verdiği bir proje olmasından ziyade tüm halkımızı bu projeye katabildiğimiz için çok heyecanlıyım. Umarım herkes videoyu izleyerek, müzik platformlarında şarkıyı dinleyerek projeye destek olurlar" şeklinde konuştu. "Sanat ve Sağlık buluştu" Dr. Öğretim Üyesi Selin Aktar Kiremitçi, "Eşim müzikle uğraşıyor ben ise sağlık, düşününce sanat ve sağlık bir araya gelsin istedik. Biz hep insan sağlığına dokunduk şimdide patili dostlarımıza dokunalım istedik. Hayvan sağlığı ile ilgili çalışmalar yapalım istedik ve farkındalık oluşturmak gerektiğini düşündük. Böylelikle bu projede bir araya gelmiş olduk" dedi. "Projenin yanındayım" Oyuncu Umut Oğuz, "37 şehirde 37 barınak cümlesinin okuduğum andan itibaren burada olmam gerektiğini hissettim. Elimden geldiğince destek olmak istiyorum. Bağış yapmanın da bu kadar kolay olduğu bir sistem insanları da buraya teşvik edecektir. Bende Farkındayım projesinin yanındayım ve destekliyorum" ifadelerini kullandı. Şarkıda yer alan sanatçılar ise Furkan Kızılay, Can Kiremitci, Özgür Can Öney, Hazal Filiz Küçükköse, Aslı Bekiroğlu, Ertunç, Böyleyken Böyle (Mustafa Kır), Özkan Sağın, Egemen Akkol, Aytaç Şahin, Gökhan Ulusoy, Yiğit Seferoğlu, Selin İrman, Arda İrman, Ufuk Sinkil, Canay Doğan, Emre Kayacan, Muharrem Salcı, Aşarhan, Doğukan Oltulu, Buse Durak, Mesut Çakır, Levent Batu, Kaan Cengiz, Beste Dağdelen, Asena Bayat, Gizem Kosif, Marlen (Tolgahan Yıldırım), Nilay UzunSelin Baycan, Eda Akman ve İbrahim İven.
Karabük Karabük’te Ju Jitsu Şampiyonası başladı Karabük’te düzenlenen Türkiye Ju Jitsu Çocuklar Şampiyonası, 260 sporcunun katılımıyla başladı. Karabük’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen şampiyona, Yeni Mahalle Spor Salonu’nda başladı. Toplamda 18 ilden toplam 260 sporcunun katıldığı organizasyonun açılış seremonisi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından protokol konuşmaları gerçekleştirildi. Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, Türkiye Muaythai & Ju Jitsu Federasyonu Başkanı Hasan Yıldız ve As Başkan Hulusi Elmas katılımcılara hitap etti. İl Müdürü Coşkun Güven konuşmasında, organizasyonun sporun birleştirici gücünü yansıttığını belirterek, farklı illerden gelen sporcuların azim ve disiplinle geleceğin şampiyonları olma yolunda önemli bir adım attığını ifade etti. Karabük’ün böyle önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Güven, sporun çocukların fiziksel gelişiminin yanı sıra sosyal ve ahlaki gelişimlerine de katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca 3 Nisan Karabük’ün il oluş yıl dönümünü de kutladı. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen geçit töreni renkli görüntülere sahne oldu. Törenin ardından müsabakalara geçilirken minik sporcular minderde kıyasıya mücadele etmeye başladı. Üç gün sürecek şampiyona boyunca farklı kategorilerde yapılacak karşılaşmalarla Türkiye’nin en yetenekli genç sporcuları belirlenecek.
Van Van’da deprem sonrası enkaz altından yaralı çıkarılan kuzular tedavi altına alındı Van’ın Tuşba ilçesinde 5.2 büyüklüğündeki deprem sonrası enkaz altından yaralı çıkarılan kuzular tedavi altına alındı. Tuşba ilçesinde saat 08.52’de yerin 7 kilometre derinliğinde 5.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem sonrası Van İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürlüğü koordinesinde birçok kurum alan taramasına çıktı. Bölgede yapılan alan taramasında Ermişler Mahallesi’nde bir ahırın çöktüğü ihbarını alan ekipler bölgeye gitti. Yıkılan ahırın enkazında 15 koyun telef olurken, 7 kuzu ise yaralı olarak kurtarıldı. Yaralı kuzular, Van Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kozat öncülüğünde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne getirildi. Burada Prof. Dr. Lokma Aslan ve ekibi tarafından kuzuların röntgenleri çekildi. Ayağı kırık olan kuzular tedaviye alındı. Van’ın deprem bölgesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Lokman Aslan, "Van eskiden beri deprem bölgesi. Son olarak da bugün Van genelinde bir deprem meydana geldi ve bu depremde de ahırlarda hafif hasar olduğu bildirildi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’ne göçen yerden yaralı kuzular getirildi ve bunun için gerekli bütün tedbirleri aldık. Her zaman olduğu gibi afet yönetiminde veteriner hekimsiz olmaz. Kuzuların yaptığımız muayenesinde vücutlarının çeşitli yerlerinde kırık olduğu ve bu kırıkların kırık tedavisini yapacağız. Bu konuda Van biraz daha tecrübeye sahip. Hem 5,2’lik hem 7,2’lik depremlerde Türkiye’ye örnek olarak çalışmalar yapıldı. O zaman da oda başkanı olarak bu faaliyetleri de yapmıştık. Şimdi de oda başkanı bizim o yolumuzdan yürüyerek gelip çalışmalara katıldı. İlk aşamadan bu tarafa hem Van YYÜ Rektörlüğü, hem Veteriner Fakültesi Dekanlığı hem de yörenin hekimleri olarak olaya el attık. Depremde insan ölümü şu ana kadar bildirilmemesi bizi sevindirdi. Bu yavruların da tedavisini yapıp hayvan sahibine teslim edeceğiz" dedi. Van Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kozat, "Van Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı olarak bu sabah bilindiği üzere ilimizde bir deprem olayı meydana geldi. Van deprem bakımında her zaman deprem görülen illerimiz arasında. Depremle ilgili olarak ilk haberi Afet ve Acil Durum Müdürlüğü bana bildirdi. Daha önce de Başkale’de de deprem olmuştu. Bu konuda odamızın bir afet yönetim merkezi ve afet timi var. Bana bilgi aktarıldığında hemen gerekli yerlerle görüşüp en kısa sürede bölgeye gittik. Ermiş köyümüzdeki yaptığımız incelemelerde bir tane ahırın yıkıldığını tespit ettik. Orada 15 tane hayvanımız telef olmuştu. Yaralı olan 7 tanesini de hemen Van YYÜ Veteriner Fakültesi’ne getirdik. Şu anda Lokman hocamızla beraber ayakları kırık olan hayvanların tedavilerini yapıyoruz. En kısa sürede tedavilerini yapıp hayvan sahiplerine teslim edeceğiz. Bundan sonraki hastaların takibini de biz oda olarak tekrar yapacağız. Her zaman her söylüyorum. Biz veteriner hekimler olarak afette her zaman gönüllü olarak gönüllük ilkesini benimsemiş olan bir odayız. Bundan sonra inşallah bu tür olaylar yaşanmaz" diye konuştu.