TEKNOLOJİ
Bu proje ile öğrenciler kodlamayı öğrenecek 16 Mart 2026 Pazartesi - 15:07:40 Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kentte öğrenim gören öğrencilerin dijital çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılması amacıyla hazırlanan "Kod 37 Mobil Uygulama Geliştirme Projesi"nin tanıtımı yapıldı. Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından dijital çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve üretim yetkinliklerinin öğrencileri geliştirmesini desteklemek ve gençlerin yazılım, robotik ile teknoloji alanındaki yetkinliklerinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla "Kod 37 Mobil Uygulama Geliştirme Projesi" hayata geçirildi. Proje ile lise seviyesindeki 30 öğrenciye 10 hafta süresince kodlama eğitimi verilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda Kastamonu Halk Eğitim Merkezinde projenin tanıtım toplantısı yapıldı. Programda konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, "İçinde yaşadığımız çağ, bilgi ve teknolojinin hızla geliştiği ve hayatın her alanını şekillendiren en güçlü araçlardan biri haline geldiği bir çağdır. Ancak önemli olan, teknolojiyi yalnızca kullanan değil, onu üreten, geliştiren ve yön veren bireyler yetiştirebilmektir. Günümüzde dünyada fark oluşturan toplumlar, teknolojiyi sadece kullanan değil, onu geliştiren, tasarlayan ve üreten toplumlardır. Sizlerden beklentimiz de tam olarak budur. Telefonlarımızda kullandığımız bir uygulamanın, bir oyunun ya da hayatımızı kolaylaştıran bir dijital çözümün arkasında, hayal kuran, merak eden ve çok çalışan insanlar vardır. Belki de yarın milyonlarca insanın kullanacağı bir uygulamayı geliştirecek olan kişiler bugün bu salonda oturan sizlersiniz. Kastamonu’nun gençlerinin bu alanda çok önemli başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum" dedi. "Artık teknolojik gelişmeleri uzaktan izleyen, ihtiyaç duyduğunda ithal etmek zorunda olan bir Türkiye yok, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye var" ifadelerine yer veren Vali Dallı, "Bugün artık biliyoruz ki bizim bilim insanlarımız, bizim gençlerimiz; uçak da yapar, SİHA da yapar, uydu da yapar, yapay zeka teknolojisine de yön verir, tıp alanında da çığır açar. Bizler de devlet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gençlerimizin potansiyeline sonuna kadar inanıyor ve sizlerin önünü açacak her türlü çalışmayı desteklemeye devam ediyoruz. Bu düşüncelerle programımızın hayırlı olmasını diliyor, İl Millî Eğitim Müdürlüğümüze, Saat Teknoloji’ye, Mustafa Mertcan ve Mustafa Yıldız beyler ile katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Sevgili gençlerimize başarılarla dolu bir eğitim süreci temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Projeyle ilgili bilgi verenKastamonu Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise, "Dünya üzerinde söz sahibi ülkelere baktığımızda, yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi üreten, algoritmalar geliştiren ve kod yazan ülkelerin öne çıktığını görmekteyiz. Biz de inanıyoruz ki ülkemiz, siz gençlerimiz sayesinde üreten, tasarlayan ve geliştiren bir ülke olacaktır. Son yıllarda bu hedefler doğrultusunda önemli adımlar atıldığını ve büyük ilerlemeler kaydedildiğini görüyoruz. Ancak biz bununla yetinmiyoruz. Gençlerimizin dijital çağın gerekliliklerine uygun şekilde hareket etmelerini istiyoruz. Bu doğrultuda birçok iş birliği gerçekleştiriyor, çeşitli programlar ve eğitim faaliyetleriyle gençlerimizi yenidünyaya emin adımlarla hazırlamaya çalışıyoruz. Çünkü gelecek kendiliğinden şekillenmeyecektir. Gelişim ve dönüşüm için geleceği tasarlamak ve inşa etmek gerekir. Günümüzde bu tasarım ve inşanın dili ise kodlar ve algoritmalardır. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda gençlerimizin, ülkemizin hedeflerini gerçekleştirecek ve Milli Teknoloji Hamlesine katkı sunacak bireyler olarak yetişeceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda her türlü desteği vermeye, program ve eğitim faaliyetlerini sürdürmeye kararlıyız. Sonuç olarak ülkemizin yürüdüğü bu kutlu yolda ter dökmeye ve var gücümüzle çalışmaya hazırız. Bu yolda her zaman koşmaya devam edeceğimize inanıyorum" ifadelerini kullandı. Ardından proje ortağı firmanın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Mustafa Mertcan ise yeni teknoloji olan yapay zeka hakkında sunum yaptı. Sunumunun ardından Mertcan, öğrencilerin merak ettiği soruları yanıtladı.
16 Mart 2026 Pazartesi - 12:08 BTÜ sesle kimlik doğrulamada güvenliği artıracak Bursa Teknik Üniversitesi akademisyenleri bankacılık, çağrı merkezleri ve dijital hizmetlerde kullanılan sesle kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliğini artırmayı hedefliyor. Yapay zekâ ve makine öğrenmesi tekniklerinin kullanılacağı çalışmada, sesli kimlik doğrulama sistemleri sahte seslere karşı daha güçlü hale getirilecek. BTÜ’lü akademisyenler tarafından hazırlanan ve sesli biyometrik sistemlerde güvenli kimlik doğrulamayı konu alan "Saldırıdan Haberdar Konuşmacı Doğrulama İçin Derin Öğrenme ve Öz Denetimli Öğrenme Tabanlı Çözümlerin Geliştirilmesi" başlıklı proje, desteklenmeye hak kazandı. Projenin yürütücülüğünü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Hanilçi üstleniyor. Araştırma ekibinde ise Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Aykut Büker ile Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Araştırma Görevlisi Dr. Oğuzhan Kurnaz yer alıyor. Proje kapsamında iki doktora öğrencisine de burs veriliyor. Bu öğrenciler, sesli kimlik doğrulama ve sahte ses tespiti üzerine çalışmalar yaparak hem bilimsel araştırmalara katkı sağlayacak hem de bu alanda uzman araştırmacıların yetişmesine destek olacak. Bankacılık, çağrı merkezi, dijital hizmetler Proje, bankacılık, çağrı merkezleri ve dijital hizmetlerde kullanılan sesle kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliğini artırmayı hedefliyor. Günümüzde yapay zekâ ile üretilen sahte sesler veya kayıtların yeniden oynatılması gibi yöntemlerle bu sistemlerin kandırılabilmesi önemli bir güvenlik riski oluşturuyor. BTÜ’lü akademisyenler, bu tür saldırılara karşı daha dayanıklı sistemler geliştirmek için çalışma yürütecek. "Sahte sesleri tespit edeceğiz" Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Cemal Hanilçi, "Çalışmamızda bir kişinin sesinin gerçekten o kişiye ait olup olmadığını belirleyen otomatik konuşmacı doğrulama sistemleri ile sahte sesleri tespit eden güvenlik mekanizmaları birlikte ele alacağız. Bu kapsamda yapay zekâ ve makine öğrenmesi tekniklerini kullanarak sesli kimlik doğrulama sistemlerinin sahte seslere karşı daha güçlü hale getirmeyi amaçlıyoruz. Çalışmanın sonunda elde edeceğimiz sonuçların, kamu kurumları ve özel sektörde kullanılan sesli kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliğini artırmasını bekliyoruz. Böylece dijital ortamlarda kimlik doğrulama süreçlerinin daha güvenli hale gelmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi. Rektör Çağlar: Çözüm üreten araştırmaları destekliyoruz BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise dijital güvenliğin günümüzde stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin hızla geliştiği bir dönemde, dijital kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliği her zamankinden daha kritik hale gelmiştir. Üniversitemiz akademisyenlerinin yürüttüğü bu çalışma, yalnızca bilimsel literatüre katkı sunmakla kalmayacak, aynı zamanda bankacılık, çağrı merkezleri ve dijital hizmetler gibi birçok alanda kullanılan sistemlerin daha güvenli hale gelmesine de yardımcı olacaktır. BTÜ olarak toplumsal ihtiyaçlara çözüm üreten, teknoloji odaklı ve yenilikçi araştırmaları desteklemeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
16 Mart 2026 Pazartesi - 10:21 Altıeylül Belediyesporun sporcuları bilim dünyasını keşfetti 8-14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında Altıeylül Belediyespor sporcuları, düzenlenen özel bir etkinlikte bilim ve teknolojiyle iç içe bir gün geçirdi. Genç sporcular, bir bilim ve teknoloji kurs merkezine gerçekleştirilen ziyaret sayesinde hem eğlendi hem de öğrenme fırsatı yakaladı. Alanında uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilen sunumlar ve uygulamalı çalışmalar, sporculara bilimsel düşünmenin kapılarını araladı. Bilimle Tanışan Sporcular Etkinlik kapsamında sporculara bilim ve teknolojinin günlük yaşamda ve sporda nasıl önemli bir rol oynadığı anlatıldı. Uzman eğitimciler tarafından yapılan sunumlarda genç sporcular, farklı bilimsel konular hakkında bilgi edinirken merak ettikleri soruları da sorma fırsatı buldu. Program boyunca sporcular yalnızca dinleyici olmakla kalmadı; aynı zamanda bilimsel süreçleri yakından gözlemleme imkânı da elde etti. Bu sayede gençler, teorik bilgilerin pratiğe nasıl dönüştüğünü görerek bilimin dinamik ve keşfe açık dünyasıyla tanıştı. Deneyler ve Küçük İcatlarla Öğrenme Etkinlikte sporcular, kısa deneyler gerçekleştirerek ve küçük icatlar üzerinde uygulamalar yaparak bilimin eğlenceli yönünü birebir deneyimledi. Merak, keşif ve üretme duygusunun ön plana çıktığı etkinlikte öğrenciler, takım çalışması içinde farklı fikirler geliştirerek bilimsel düşünme becerilerini geliştirme fırsatı yakaladı. Yapılan deneyler sayesinde genç sporcular hem problem çözme yeteneklerini kullandı hem de bilimsel yöntemlerin nasıl işlediğini öğrenmiş oldu. Etkinliğin sonunda sporcular, bilimle iç içe geçen bu deneyimden büyük bir heyecan duyduklarını ifade etti. Altıeylül Belediyespor sporcuları için düzenlenen ziyaret, gençlerin hem bilimsel düşünmeye yönelmesini hem de öğrenme motivasyonlarını artırmasını sağladı.
Bilim adamlarından organik atık yiyen siyah asker sineği böceği: "Yiyemedikleri hiçbir şey yok"
26 Şubat 2025 Çarşamba - 10:42 Bilim adamlarından organik atık yiyen siyah asker sineği böceği: "Yiyemedikleri hiçbir şey yok" Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, özel laboratuvarlarda ürettikleri "siyah asker sineği böceği"nin hemen hemen bütün organik atıkları yediğini, bazı besinleri aynı anda yiyebilen başka bir canlı grubunun olmadığını, özelikle gelişmiş ülkelerin bu tür böceklere büyük önem verdiğini söyledi. Organik atıkları hızlıca yiyebilen bu böceğin dışkısından gübre elde edildiğini belirten Yanar, "Biz istiyoruz ki dünyada aynı anda, eş güdümlü şekilde bu böceği kullanalım. Özellikle yerel yönetimlerin bize kulak vermelerini istiyoruz" dedi. Pazar atıklarından hal atıklarına, restoran atıklarından balık atıklarına kadar birçok atığı saatler içerisinde tüketen "siyah asker sineği böceği", OMÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde üretiliyor. Üretilen bu böcekler üzerinde Doç. Dr. Oğuzhan Yanar ve ekibi AR-GE çalışması yapıyor. Evde yemek yaparken soyulan patatesin, patlıcanın, küflenen peynirin ya da bozulan gıdaların bu böcek sayesinde doğaya tekrar döndürebildiğini ifade eden Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, böcekten çok kaliteli bir gübre de elde edildiğini söyledi. "Özellikle gelişmiş ülkelerin üzerinde durduğu, son derece önem verdiği bir böcek" Yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, "Dünyada güncel olan atıkların ortadan kaldırılması, özellikle de organik atıkların ortadan kaldırılması noktasında böceklerle ilgili bir çalışmamız var. Bu tür bize gelecekte atıkların dönüştürülmesi, hatta sıfır atığa dönüştürülmesi noktasında son derece umut vadediyor. Şu anda laboratuvarımızda AR-GE çalışmamızı devam ettiriyoruz. Ziraat fakültesinde değerli hocalarımızla beraber bitki yetiştiriciliği, sera uygulamaları gibi uygulamalarımız devam ediyor. Bu böcek, özellikle gelişmiş ülkelerin üzerinde durduğu, son derece önem verdiği bir böcektir. Atık tüketim oranları çok yüksektir. Organik atık noktasında hemen hemen yiyemedikleri hiçbir şey yok. Patatesin kabukların, balığın yenilmeyen baş kısmı gibi akla gelen organik anlamda ne varsa hepsini tüketebiliyor. Türün güzelliği şudur; Organik atıkları tükettiriyorsunuz ve sonrasında çok kaliteli bir gübre elde ediyorsunuz. Bunun yanı sıra böcek tavuk veya balık yetiştiriciliğinde yem olarak kullanılabiliyor. Pet yemi olarak değerlendirebiliyor. AR-GE çalışması sürüyor. Biz istiyoruz ki dünyada aynı anda, eş güdümlü şekilde bu böceği kullanalım. Atıklarımızın hepsini bertaraf edemeyeceğiz ama en azından kurtarabileceğimiz atıkları geri dönüştürelim" diye konuştu. "Bazı besinleri aynı anda yiyebilen başka bir canlı grubu yok" Yerel yönetimlere seslenen Doç. Dr. Yanar, "Özellikle yerel yönetimlerin bize kulak vermelerini istiyoruz. Böceği beslerken biz bir yem rasyonu yapıyoruz. Örneğin karnabahar yaprağı, çürümüş portakal, çürümüş mandalina, balığın iç organları gibi besinleri aynı anda yiyebilen başka bir canlı grubu yok. Bunların hepsinin dışkılarının mükemmel bir gübreye dönüştüğünü bilimsel yaptığımız analizlerle kanıtlamış durumdayız" şeklinde konuştu. Çalışmalar devam ediyor Doç. Dr. Oğuzhan Yanar ve ekibi, Ondokuzmayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ve Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Yalçın’ın tam desteğini arkalarına alarak bu konuda AR-GE ve yüksek lisans tez çalışmaları yürütmeye devam ediyor.
Cumhurbaşkanlığı uyardı, uzmanı yorumladı
26 Şubat 2025 Çarşamba - 10:36 Cumhurbaşkanlığı uyardı, uzmanı yorumladı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka kullanımının artması ile birlikte sorunların da arttığını vurgulayarak, Cumhurbaşkanlığı’nın risklere karşı yayınladığı 10 maddelik bilgilendirme hakkında açıklamalarda bulundu. İnsanların gündelik hayatta kullanmaya başladığı yapay zekâ teknolojisi bazı durumlarda hayatı kolaylaştırırken, bazı durumlarda ise kaosa neden olabiliyor. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, vatandaşları yapay zeka kullanımına ilişkin hazırladığı video ile 10 maddede uyardı. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin hazırladığı videoyu değerlendiren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, "Yapay zeka kullanımının artmasıyla beraber sorunlar da kendisini göstermeye başladı. Buna yönelik bilgilendirmelerin Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından yapıldığını görüyoruz" dedi. "Önemli noktalardan bir tanesi" Doç. Dr. Darıcı, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin yapay zeka kullanımının artmasıyla beraber riskleri de içeren 10 maddelik bir içerik yayınladığını belirterek, "Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, yapay zeka kullanımının artmasıyla beraber riskleri de içeren 10 maddelik bir içerik yayınladı. Bunlardan en önemlisi, birinci maddesi kişisel bilgilerimizi ve görsellerimizi yapay zekayla paylaşmamamız gerektiği. Özellikle kimlik bilgileri, resmi bilgiler, banka bilgileri ve diğer kişisel görseller yapay zekayla paylaşıldığı zaman ileride bunların nasıl kullanılacağı noktasında sıkıntı ve problem oluşturabilir. İkinci en önemli nokta ise yanlış içeriklere karşı dikkatli olunması ve sonuçların değerlendirilmesi gerekiyor. Yapay zeka, kullanım sırasında halüsinasyon adı verilen aslında var olmayan bilgileri metinlerin içerisinde veya içeriklerin içerisinde sizlere sunabiliyor. Özellikle sağlıkla ilgili, hukukla ilgili, finansla ilgili, yani çok daha önemli içeriklerde, çok daha önemli konularda ve hayatımızı ilgilendiren, çok daha derinden ilgilendiren konularda yapay zekanın sunmuş olduğu içeriklere karşı çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Üçüncü en önemli maddesi; gizlilik politikalarının okunması. Farklı yapay zeka uygulamaları üreten kuruluşların gizlilik politikasına ne kadar riayet ettiği önemli bir konu. Özellikle ilgili yapay zeka uygulamasını üreten şirketin daha önce bu gizlilik politikalarını ihlal edip etmediği, verileri güvenli bir şekilde saklayıp saklamadığı, buna ilişkin kullanıcılarına bir bilgilendirme yapıp yapmadığı da önemli noktalardan bir tanesidir" dedi. "Dikkat edilmesi gerekiyor" Doç. Dr. Darıcı, kimlik avına karşı da uyanık olunması gerektiğini belirterek, "Kimlik avına karşı da uyanık olunması gerekiyor. Popüler yapay zeka araçlarına benzer uygulamalar ve web siteleri var. Yani çok popüler olarak kullanılan bu yapay zeka araçlarını birebir kopyalamış olan başka uygulamalar da söz konusu olabiliyor. Bu açıdan özellikle çeşitli bağlantılar buraya yönlendirilebiliyor. Bu noktada da dikkat edilmesi gerekiyor. Bu zararlı yazılımların kendi içerisinde virüs taşıyanları söz konusu olabilir ya da kimlik avı için yine kullanılanlar olabilir. Bu noktada dikkat etmek gerekiyor. Telif haklarına da dikkat edilmesi gerekiyor. Telif hakları, bazen yapay zeka farklı ipuçlarını alarak, birleştirerek farklı bir içerik oluşturabiliyor. Telif hakkı alınmış içerikler, semboller, görsellerden faydalanarak bunları üretebiliyor. Bazen bu bir metin içerisinde, bazen bir ses içerisinde olabileceği gibi bazen bir kodun kendisinde de söz konusu olabiliyor. Yani bir bilgisayar kodunun kendisinin de telif hakkı alınmış olabilir. Bunda dahi söz konusu olabiliyor. Günümüzde aslında en önemli maddelerinden bir tanesi yedinci maddesidir. Propaganda ve yanıltıcı bilgilere karşı şüpheli yaklaşılması gerekiyor" diye konuştu. "İhlale sebep olabilir" Güçlü parola kullanımının önemine dikkat çeken Darıcı, "Yapay zeka, netice itibari ile eğitildiği verilerden beslenen bir yapı olduğu için kimi zaman ön yargılı olabiliyor. Yani hangi içerikle eğitildiyse, kendisini eğitenler hangi içerikleri ona sunduysa o içerikler doğrultusunda yanıtlar verebiliyor. Bu da sizi yanlış yönlendirebiliyor veya bir propagandaya alet edebiliyor ve size yanıltıcı içerik sunabiliyor. Yapay zeka görselleri, videoları, içerikleri, sesleri manipüle edebilir. Çok gerçekçi görünebilir ki, çıplak gözle ayırt etmemiz imkansız hale gelebilir. Dokuzuncusu; güçlü parola kullanımı lazım. Yani özellikle çift faktörlü parola koruma sistemleri aktifleştirilirse çok daha yararlı olacaktır. Çünkü farklı uygulamalar sizin bu şifre verilerinize de erişebilir. Kamuya açık olmayan verilerin paylaşılmaması noktasında en önemli vurgu da onuncu maddede. Şahsi, kişisel ve özel bilgilerin, kamuya açık olarak yayınlanmayan bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiği. Bu özellikle kamu görevlileri açısından da çok önemli. Herhangi bir kamuya açık olmayan verinin, bir belgenin yapay zeka ile paylaşılması her güvenlik noktasında ihlale sebep olabilir" şeklinde konuştu.
EÜ Nükleer Bilimler Enstitüsü radyasyon konusunda toplumu bilinçlendiriyor
26 Şubat 2025 Çarşamba - 10:27 EÜ Nükleer Bilimler Enstitüsü radyasyon konusunda toplumu bilinçlendiriyor Ege Üniversitesi (EÜ) Nükleer Bilimler Enstitüsü, 42 yıldır nükleer bilimler alanında çalışmalarını sürdürüyor. Multidisipliner yapıya sahip üç anabilim dalı olan Enstitü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UEAE) projeleriyle başarılara imza atmaya devam ediyor. Enstitünün çalışmalarını anlatan Prof. Dr. Sabriye Yuşan, "Nükleer Bilimler Enstitüsü, başta kamu kurumları olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok kuruluşla iş birliği yapıyor. Bilimsel projelerimizin yanı sıra sosyal sorumluk projeleri ile topluma katkı sunuyoruz. MEB ile bu yıl üçüncüsünü yapacağımız protokol kapsamında, gençleri radyasyon konusunda bilinçlendiriyoruz. Ortaokul ve lise seviyesindeki öğrencilerle ‘Radyasyon Her Yerde’ projemiz aracılığıyla buluşuyoruz. Hocalarımız, belirlediğimiz okullarda öğrencileri radyasyon hakkında bilgilendiriyorlar. Bunun yanında küçük yaştaki çocuklarda bilime merak uyandırmak ve sevdirmek adına da sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz" dedi. "İnternette yoğun bilgi kirliliği var" Toplumun bilinç düzeyini yükseltmek için neler yapılması gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Sabriye Yuşan, "Toplumu bilinçlendirmek gerekiyor. Bilinçsizlik büyük oranda okumamaktan kaynaklanıyor. İnternette yoğun bir bilgi kirliliği var. Örneğin, sanılanın aksine X-ray cihazlarından yayılan radyasyon insan sağlığına zarar verecek ölçüde değildir. İnsanlar bu bilgiyi bilmedikleri için X-ray cihazından geçmekten kaçınıyorlar. Bu durumun önüne geçmek için daha çarpıcı reklamlar, TV yayınları, kamu spotları ve en önemlisi okuma oranının yükselmesi gerekir. Okullarda yürüttüğümüz çalışmalar ile çocuklardaki yanlış öğrenmelerin önüne geçmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. "Dezavantajlı gruplara ulaşıyoruz" Enstitü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Elçin Ekdal Karalı ise, "Ege Üniversitesi çok köklü bir üniversite. Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın desteğiyle güçlenen altyapımız başarılarımıza da yansıyor. Birçok sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyoruz. Bireysel sorumluluk projelerimiz de var. Hocalarımız ve öğrencilerimiz, bilgiye erişmek açısından dezavantajlı olan gruplara radyasyon konusunda bilgi veriyor. Özellikle ilköğretim düzeyindeki öğrencilere bilgilendirme çalışmaları yapılıyor. Eğitimlerin yanında öğrencilerin eğitim-öğretim alanındaki teknik imkansızlıklarını da karşılamaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl Kemalpaşa Cumhuriyet İlkokulunda ‘Bilim Şenliği’ düzenledik ve deneyler serisi gerçekleştirdik. Kemalpaşa’daki bir köy okulundaki öğrencilere Bilim Teknik dergisi üyeliği sağladık. Çocuklarda bilime ilgi küçük yaşta aşılanmalıdır" dedi.
ETÜ Milli Teknoloji Atölyesi kurmak için hazır
26 Şubat 2025 Çarşamba - 09:28 ETÜ Milli Teknoloji Atölyesi kurmak için hazır Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin 81 ilinde açılması planlanan Milli Teknoloji Atölyelerinin sorumlusu TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanı Ömer Kökçam, Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak’ı ziyaret etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Çakmak, konuğuyla Milli Teknoloji Atölyesi’nin ETÜ Kristal Girişimcilik Merkezi bünyesinde kurulması için yapılan başvuru hakkında fikir alışverişinde bulundu. İkili daha sonrasında Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi içerisinde atölye olarak tahsis edilmesi planlanan fiziki alanda incelmelerde bulundu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, alanın Milli Teknoloji Atölyesi için uygun olduğu ve mevcut fiziki altyapının bu kapsamda yeterli olduğu belirtildi. ETÜ’de kurulması planlanan Milli Teknoloji Atölyesi ile ilgili olarak sürecin destekleneceğini belirten Kökçam, bu girişimin öğrencilerin ve akademisyenlerin yerli ve milli teknoloji üretimi alanında daha etkin çalışmalar yapabilmesi için büyük bir fırsat sunacağını ifade etti. Rektör Çakmak ise Milli Teknoloji Atölyesi projesinin hayata geçirilmesiyle birlikte hem Erzurum hem de bölge için teknoloji odaklı yenilikçi projelere öncülük etmek istediklerine dikkat çekerek, yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesine katkı sunacak her türlü girişimi desteklemeye devam edeceklerini söyledi.
Alper Gezeravcı: "Ay yüzeyine iniş yapan 6’ncı ülke olmayı hedefliyoruz"
25 Şubat 2025 Salı - 16:13 Alper Gezeravcı: "Ay yüzeyine iniş yapan 6’ncı ülke olmayı hedefliyoruz" Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, GÜNKAF 2025’te gençlerle buluştu. Uzay misyonundaki deneyimlerini paylaşan Gezeravcı, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki büyük hedeflerine dair ilham verici mesajlar verdi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda düzenlenen Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF), Türkiye’nin ilk astronotu olan ve uzay yolculuğunda önemli bir misyonu üstlenen Alper Gezeravcı’yı ağırladı. Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde ve 7 üniversitenin paydaşlığında gerçekleştirilen etkinlik, öğrencilere ilham verici bir deneyim sundu. 11 ayda 300 buluşma Alper Gezeravcı’nın sunumu öğrenciler tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, uzay yolculuğundaki deneyimlerini, bilimsel çalışmalarını ve astronot olma sürecinde yaşadığı zorlu eğitim süreçlerini öğrencilerle paylaştı. Öğrencilerin merakla dinlediği konferansta Gezeravcı, Türkiye’nin uzay çalışmaları ve bu alandaki büyük hedefleri hakkında da önemli bilgiler verdi. Uzay misyonu sonrası 300 etkinlikte gençlerle buluştuğunu anlatan Alper Gezeravcı, "Geçen yıl mart ayından bu yana, aradan geçen 11 aylık sürenin içerisinde bugün tesadüfen rakamları sıfırladık. Antalya 140’ıncı şehir değişimi ile 300’üncü programı yaptığımız yer. Buraya gelip tecrübelerimizi sizinle paylaşmakla biz, siz öğrencilere lütfetmiş değiliz. Bu bizim görevimiz" diyerek, uzay yolculuğunun sadece kişisel bir başarı değil, aynı zamanda Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik gelişimine katkı sağlama, gençlere ilham olma amacını taşıdığını belirtti. Türkiye’nin teknolojik ilerlemesi ve uzay hedefleri Alper Gezeravcı, 5 yaşından itibaren gökyüzüne ilgisi olduğunu ancak o dönemde uzay alanında hayal kurmanın bile imkansız görüldüğünü belirterek, bugünkü Türkiye’nin uzay çalışmalarında ulaştığı noktanın gurur verici olduğunu kaydetti. Türkiye’nin artık pek çok teknolojik gelişme ile dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda yer aldığını anlatan Alper Gezeravcı, "Haberleşme uydusu kabiliyeti alanında dünyanın 11 ülkesinden biriyiz. Tankların zırhında ve can yeleğinde kullanılan bor karbür üretebilen dünyada sadece 3 ülke var. Birisi biziz. Taaruzi İHA üreten dünyada sadece 4 ülke var, birisi biziz. Baz istasyonu üretebilen dünyada sadece 5 ülke var, bir tanesi biziz. Elektrikli araba, uçak ve helikopterini kendi bünyesinde üretebilen sadece 6 ülke var. Birisi biziz. Kendi jet motorunu ve hava-hava füzesini kendi kapasitesiyle üretebilen 7 ülke var. Bir tanesi biziz. Türkiye Cumhuriyeti" ifadelerini kullandı. "Uzay için Avrupa’dan 22 bin, Türkiye’den 36 bin kişi başvurdu" Türkiye’de uzay farkındalığının Avrupa’dan daha ileri olduğunu vurgulayan Alper Gezeravcı, "27 ülkeyi çatısı altında bulunduran Avrupa Uzay Ajansı yıllardır uzaya astronot gönderiyor. Uydu programları yürütüyorlar. Bundan önce 2008 yılında en son bir astronot sınıfı seçmişlerdi. Ardından 2021 yılında yeni bir astronot sınıfı daha seçtiler. Avrupa Uzay Ajansı Başkanı, ‘Biz uzay farkındalığını o kadar üst seviyeye taşıdık ki, tarihimizde ilk defa astronot seçim sürecine rekor kişi başvurdu’ dedi. Kaç kişi başvurdu biliyor musunuz? 27 ülkeden 22 bin 525 kişi sürece başvurmuş. Türkiye Cumhuriyeti olarak gerçekleştirmiş olduğumuz astronot seçimi sürecine 36 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı başvuru yaptı. Bizim geleceğe yönelik yürüttüğümüz projelerde en güvendiğimiz şey toprağın altındaki doğal kaynaklarımız değil, toprağımızın üstündeki gerçek değerimiz, gençlerimiz" ifadelerini kullandı. Milli uzay programı ve 2026-2028 hedefi Gezeravcı, Türkiye’nin Milli Uzay Programı ve 2026-2028 arasında gerçekleştirilecek insanlı uzay misyonu hakkında da bilgiler verdi. Gezeravcı, "2026-2028 aralığında kendi bilimsel ünitemizi, kendi sistemimizle aya ulaştırmayı planlıyoruz. Ay yüzeyine iniş yapan yalnızca 5 ülke var, biz de 6. ülke olmayı hedefliyoruz. Proje şu an çok ciddi seviyeye gelmiş durumda." diyerek, Türk uzay programının hızla ilerlediğini vurguladı. Ayrıca, Ekvator hattı civarında bir uzay limanı projesi üzerinde çalıştıklarını belirten Alper Gezeavcı, "Detayları devlet büyüklerimiz halkımızla zamanı gelince paylaşacaktır." şeklinde konuştu. "Öğrencilere motive edici mesajlar Alper Gezeravcı, konferans sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayarak motivasyon aşıladı. Bilim, teknoloji, savunma sanayi, milli bağımsızlık ve Türkiye’nin gelecekteki hedefleri gibi önemli konularda öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Alper Gezeravcı, gençlere yalnızca bilim ve teknoloji alanında değil, aynı zamanda millî bilinç, vatan sevgisi ve büyük hedeflere ulaşma yolunda cesaretli bir şekilde çalışmalarını sürdürmeleri gerektiğini belirtti. Gezeravcı "Anne babanın duası, öğretmenlerin yol gösterici ışığı ve devletimizin güçlü iradesi ile gerçekleştiremeyeceğimiz başarı yok. Kendinize ve ülkenize güvenin ve çok çalışın gençler. Herhangi bir konuda motivasyona ihtiyaç duyduğumda kendime her zaman şunu söylüyorum. Bu işi dünyada daha önce yapmış bir insan var mı? Cevap evetse o zaman ben de yapabilirim diyorum. Sizler de yapabilirsiniz. Yeter ki hedefleriniz ve hayalleriniz olsun ve onlara ulaşmak için çok çalışın" diyerek, Türk gençlerine cesaret verdi. Gezeravcı, sunum boyunca öğrencilere ilham vererek onların potansiyellerini keşfetmelerine katkı sağlamayı başardı. Program sonunda, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Özen ve Prof. Dr. Cengiz Toker, Alper Gezeravcı’ya teşekkür plaketi takdim etti.
Bakan Kacır: "Türkiye savunma ve havacılıkta Avrupa’nın parlayan yıldızıdır"
25 Şubat 2025 Salı - 15:11 Bakan Kacır: "Türkiye savunma ve havacılıkta Avrupa’nın parlayan yıldızıdır" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye savunma ve havacılıkta Avrupa’nın parlayan yıldızıdır. Savunma sanayinde öz yeterliliği yakalamak isteyen, yüksek teknoloji yarışında hızlanmak isteyen Avrupa için Türkiye en ideal paydaş ve teknoloji ortağıdır" dedi. Bakan Kacır, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi iş birliğinde gerçekleşen, havacılık sektörünün önde gelen paydaşlarını bir araya getiren 2’nci SAHA Milli Havacılık Endüstrisi Çalıştayı’na katıldı. "Kendi jet eğitim uçağını, helikopterlerini üretebilen bir Türkiye var" Türkiye’nin havacılık sanayinde erken yıllarda cesur adımlar attığını belirten Kacır, "Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre gibi vizyoner girişimcilerimizin gayretleri, çeşitli engellerle akamete uğratılmıştı. Türkiye’nin havacılıktaki tam bağımsızlık yolculuğu, uzun yıllar boyunca kapağı açılmamak üzere rafa kaldırılmıştı. Artık gökyüzüne imzasını atan bir Türkiye var. Bayraktar, Akıncı, Kızılelma, Anka, Aksungur’uyla; silahlı insansız hava araçlarında dünya lideri, beşinci nesil savaş uçağımız Kaan’ı gökyüzüyle buluşturan; kendi jet eğitim uçağını, helikopterlerini üretebilen bir Türkiye var" ifadelerini kullandı. "7 milyar doları aşan savunma ve havacılık ihracatımıza önemli katkı sundu" Gökyüzündeki gurur kazanımlarının Türk havacılığının adeta küllerinden yeniden doğduğunun ispatı niteliğinde olduğuna değinen Kacır, "Havacılık endüstrisinde sivil sahada da ülkemiz son yıllarda büyük bir atılım gerçekleştirdi. Bir yolcu uçağının gövdesinde yer alan tüm parçaları üretme kabiliyetine sahibiz. Küresel havacılık devlerinin imalat ve tedarik zincirlerindeki rolünü her geçen gün perçinleyen firmalarımız, havacılık yapısallarında geçtiğimiz yıl bir milyar dolar ihracat hacmine ve 10 milyar dolar sözleşme büyüklüğüne ulaştı. 7 milyar doları aşan savunma ve havacılık ihracatımıza önemli katkı sundu" diye konuştu. "Küresel ölçekte üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesine sahip olduk" Dünyanın her yerinde yolcu uçaklarının büyük çoğunluğunda; Türk mühendislerinin, teknisyenlerinin izini, emeğini ve katkısını görmekten iftihar duyduğunu aktaran Kacır, "Bir uçağın kalbi neresidir dediğimizde aklımıza motor geliyor. Dünyanın en zor teknolojileri arasında yer alan uçak motoru üretiminde ülkemiz son yıllarda önemli mesafeler kat etti. Uçak motoru üretiminden bakıma, yenilikçi teknoloji geliştirmeden test ve kalibrasyona değer zincirinin farklı halkalarında çalışan 5 bini aşkın nitelikli insan kaynağımızla, küresel ölçekte üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesine sahip olduk" şeklinde konuştu. "GÖKBEY, yerli motorumuzla uçtu" SOM, ATMACA ve ÇAKIR gibi füze sistemlerinde kullanılan turbojet motorlarını Kale Havacılık şirketinin ürettiğini kaydeden Kacır, "TEİ tarafından helikopterler için geliştirilen TS1400 turboşaft motoru ilk uçuş testlerini başarı ile tamamladı. GÖKBEY, yerli motorumuzla uçtu. İHA’lar için geliştirilen PD170 turbodizel motoru kalibrasyon ve test faaliyetleri sonunda seri üretim aşamasına geldi. KAAN ve KIZILELMA gibi platformlarımıza entegre edilecek turbofan motorumuz TF6000’in prototipini geliştirdik" dedi. "Türkiye savunma ve havacılıkta Avrupa’nın parlayan yıldızıdır" Mükemmeliyetin, hassasiyetin ve koordinasyonun ön planda olduğu havacılık endüstrisinde elde edilen tüm bu başarıların takım oyunu ile kazanıldığını belirten Bakan Kacır, "Artık kimsenin reddedemeyeceği hakikat şudur; Türkiye savunma ve havacılıkta Avrupa’nın parlayan yıldızıdır. Savunma sanayinde öz yeterliliği yakalamak isteyen, yüksek teknoloji yarışında hızlanmak isteyen Avrupa için Türkiye en ideal paydaş ve teknoloji ortağıdır. Havacılık sanayinde elde ettiğimiz birikim ve deneyimi en az havacılık kadar zorlu bir alan olan uzay sanayine taşımak önümüzdeki dönemde önceliklerimiz arasında" açıklamasında bulundu. "İlk milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderdik" Son bir yılda; insanlı ilk uzay bilim misyonunun başarıyla tamamladığını dile getiren Kacır, "Yüzde 80’in üzerinde yerlilikle ürettiğimiz, ilk milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderdik. Dünyada haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olduk. Milli Uzay Programı hedeflerimiz doğrultusunda önümüzdeki dönemde; millî imkânlarla geliştirdiğimiz itki sistemine sahip, kendi mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın tasarlayarak ürettiği uzay aracıyla aya erişeceğiz. İHA’larımız başta olmak üzere, pek çok kritik alanda haberleşme altyapısı sunan Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemlerinde milli çözümümüzü geliştireceğiz" diye vurguladı. "Küresel uzay ekonomisinden aldığımız payı artıracağız" Türkiye’nin uzay çalışmaları kapsamında bağımsızlığın teminatı olarak uzay limanı projesini de hayata geçireceklerini ifade eden Kacır, "2035’e kadar 1,8 trilyon dolara ulaşması öngörülen küresel uzay ekonomisinden aldığımız payı artıracağız. Türkiye artık gökyüzünde kendi rotasını çiziyor, havacılık tarihine Türk milleti mührünü vuruyor. Bugün çalıştayımız vesilesiyle 22 yıla sığdırılan asırlık kazanımlarımızı değerlendirme, hafızaları tazeleme imkânı bulacağız. Havacılık, doğası gereği; kuralları ve prosedürleri kanla yazılmış bir alan" ifadelerine yer verdi. Türkiye’nin en nitelikli havacılık lisesi olacak Bakan Kacır, Türkiye’nin en nitelikli havacılık lisesini Ankara’ya kuracaklarını belirterek, Fen Lisesi ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi olarak hayata geçirilecek projenin Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi için de hayırlı olmasını diledi.
Lise öğrencileri kapalı ortamları sterilize edecek cihaz ve odun külünden sirke üretti
25 Şubat 2025 Salı - 14:31 Lise öğrencileri kapalı ortamları sterilize edecek cihaz ve odun külünden sirke üretti SAMSUN (İHA) – Samsun’da düzenlenen yarışmada lise öğrencileri yaptıkları projeleri sergiliyor. Samsun’da faaliyet gösteren bir okul, kapalı ortamları sterilize edecek cihaz yaptı. Ordu’da bir özel okul öğrencileri de odun külünden sirke üreterek kedi kumunu daha steril hale getirmeyi amaçladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlen "Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması" devam ediyor. Samsun Atakum Bilim Sanat Merkezi öğrencilerinden Yaşar Yiğit Toraman, Kerem Bekdemir, Nevin Emek Avcı, ’Otonom Ortam Sterilizasyon Sistemi’ adını verdikleri bir proje yaptı. Proje çerçevesinde öğrenciler, UVC radyasyonu ve ozon gazını kullanan bir cihaz geliştirdi. Proje hakkında bilgi veren Yaşar Yiğit Toraman, "Projemiz amacı kapalı ortamları temassız bir şekilde UVV radyasyonu ve ozon gazının kanıtlanmış antimikrobiyal yeteneklerini kullanarak sterilize etmektedir. UVC radyasyonu ve ozon gazını tercih etme sebeplerimiz ikisinin de doğal, kalıntı bırakmayan dezenfektanlar olmasıdır. Sistemimiz bu dezenfeksiyon sisteminin yanında insan algılama sistemi barındırmaktadır. Bu insan algılama sisteminin olayı da ozon gazı ve UVC radyasyonunun zararlı etkilerinden insanları sakınmaktır. Bu sistem çalışırken odaya herhangi bir insan girdiğinde insan algılama sistemimiz insanı anında algılamakta, sistemi direk durdurmaktadır. Bu sistemi deneyler ile kanıtlamış bulunmaktayız. Hastane ortamları, hastane odaları, poliklinikler, MR odaları, ameliyathane odaları bir sürü yerde kullanılabilecek bir sistemdir. Normalde baktığımızda sadece ozon gazının maliyeti 18-20 bin TL iken, bizim cihazımız bir UVC sistemi, ozon sistemi, insan algılama sistemini toplamda 25 bin TL’lik bir maliyet getiriyor. Zamandan tasarruf sağlıyor. 10 dakika boyunca UVC yapması, 25 dakika ozon jeneratörünün çalışması gerekiyor. Bu şekilde 40 dakika içinde bir ortamı sterilize edebiliyor" dedi. Odun külünden sirke Ordu bulunan bir özel lise öğrencileri Bilgenur Altun ve Dilay Ceren Çekver, odun külünü sirke yaparak, kedi kumunu daha steril hale getirmeyi amaçladı. Proje hakkında bilgi veren Dilay Ceren Çekver, "Odun külünün kedi kumundaki potansiyelini araştırıyoruz. Odun külümüzü değirmenlerde çektirerek, ardından meşe odunumuzu sıcak bir şekilde elma suyuna ilave ederek üstüne kaya tuzumuzu ve balımızı ilave ederek 6 ay beklettik. Sirke elde ettik. Bu odun külü sirkemizi alternatif tıp yanında hayvan dostlarımıza yardım amaçlı kullandık. Hayvan dostlarımıza hem daha iyi bir hijyenik ortam sağlayabilmek hem de onları için ekosisteme faydalı bir ortam oluşturmak istedik" diye konuştu. "Alternatif tıpta kullanılabilir" Bilgenur Altun ise "Odun külü sirkemizi spreyleme yöntemi ile kedi kumuna aktardık. Aktarma işlemi sonucunda kedi kumunda anti bakteriyel özelliğinin çok fazla olduğunu görmüş olduk. Bu projemizde odun külü sirkemizi ön plana çıkarmayı amaçladık. Odun külü sirkesini çevremizde aldığımız duyumlar üzerine alternatif tıpta çok önemli bir özelliğini görmüş olduk. Odun külü sirkesinin göbek bölgesi çevresindeki yağları erittiği, grip gibi salgın hastalıklara iyi geldiği, damar tıkanıklığı ve benzeri rahatsızlıklara alternatif tıp için bir çözüm olduğu duyumunu aldık. Bunun araştırılması gerekiyor" diye konuştu.
Lise Araştırma Projeleri yarışması bölge finali başladı
25 Şubat 2025 Salı - 13:39 Lise Araştırma Projeleri yarışması bölge finali başladı Balıkesir’de düzenlenen 56. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmaları Bölge Finalleri, BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezindeki açılış töreni ile başladı. Açılış programı; saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Bursa Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Aytaç Yıldız’ın açılış konuşması ile başladı. Etkinlik açılışında konuşan Balıkesir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Satıl’da Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Bursa Bölge Finali’ne ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdiği konuşmasında Balıkesir Üniversitesi olarak, bilimsel çalışmalar ve araştırmalar konusunda öğrencilere her zaman destek olmayı hedeflediklerini belirterek yarışmaya katılan tüm öğrencilere başarılar diledi. Üniversite tercihlerinde sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bilimsel çalışmalara destek olacak, araştırma dünyasına yönlendirecek, hem ulusal hem de uluslararası alanda var olmak için Balıkesir Üniversitesi’nin doğru bir tercih olacağını vurgulayan Prof. Dr. Fatih Satıl, öğrencilere sosyal, kültürel ve sportif alanlarda da kendilerini geliştirme fırsatı sunduğunu ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından etkinlik açılış programı Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmaları Bursa Bölge Sergisi açılışı ve stant ziyaretleri ile devam etti. 26 Şubat 2025 tarihine kadar açık olacak. Malazgirt Konferans Salonunda gerçekleştirilen açılış törenine; Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Fatih Satıl, Bursa Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Aytaç Yıldız, BAÜN Genel Sekreteri Yemliha Yanar, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Mustafa Uras, Hüseyin Aşık, Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürü Sami Günnü, Altıeylül İlçe Milli Eğitim Müdürü Çetin Keren, Bigadiç İlçe Milli Eğitim Müdürü Şinasi Özulus ve 7 ilden toplamda 100 projenin temsilcileri katıldı.
Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak
25 Şubat 2025 Salı - 12:06 Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak Salda Gölü’nde kurulan bilim merkezi, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında yürütülecek akademik çalışmalar ve eğitim programlarıyla ulusal ve uluslararası bilim insanlarını bir araya getirecek. Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, Salda Gölü’nün doğal bir laboratuvar olduğunu belirterek, "Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölgenin jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak" dedi. Türkiye’nin en önemli doğal güzelliklerinden biri olan Salda Gölü, kurulan bilim merkezi ile akademik çalışmalara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ‘Salda Gölü Bilim, Eğitim ve Doğa Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi’, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında ulusal ve uluslararası bilim insanlarını bir araya getirerek önemli araştırmalara imza atacak. Salda Gölü, kendine özgü ekosistemi ve barındırdığı endemik türlerle dikkat çekiyor. Ayrıca, jeolojik yapısı Mars yüzeyine benzetilerek büyük bir araştırma potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, kurulan bilim merkezi, gölde gerçekleştirilecek akademik çalışmaların yanı sıra ekosistem koruma projeleri ve doğa eğitimi programları gibi kritik faaliyetleri yürütecek. Merkez, 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Salda Gölü’nün özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesiyle birlikte kurulma sürecine girdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda, bilim merkezi 16 Şubat 2025 tarihinde resmi olarak faaliyete geçti. Bu yeni yapılanma, gölde gerçekleştirilecek araştırmaların yanı sıra biyolojik çeşitliliğin araştırılması ve doğa bilincinin artırılması hedefleri doğrultusunda önemli katkılar sağlayacak. Salda Bilim Merkezi ile birlikte uzmanlar, göldeki hidrobiyolojik yapıyı inceleyerek su kalitesi ve ekolojik dengenin uzun vadeli korunmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Ayrıca, Mars yüzeyi ile benzerlik taşıyan stromatolit yapılarının detaylı analizleri yapılacak ve bu süreçte uluslararası bilim insanları ile iş birliği içinde çalışmalar yürütülecek. Salda Gölü Bilim Merkezi, yalnızca bilim insanlarına değil, öğrencilere ve doğa tutkunlarına da kapılarını açacak. Lise, lisans ve lisansüstü öğrenciler, burada saha çalışmaları ve laboratuvar araştırmaları yaparak doğa bilimleri alanında değerli tecrübeler kazanacak. Bunun yanı sıra, halka yönelik bilgilendirme programları, bilim kampları ve ekolojik farkındalık projeleri düzenlenecek. Böylece, Salda Gölü’nün eşsiz ekosistemi bilimsel temellerle korunacak ve toplumda çevre bilincinin artırılması sağlanacak. Salda Gölü’nün UNESCO’nun jeolojik miras listesine girmesiyle bilimsel açıdan daha da önem kazandığını vurgulayan uzmanlar, bilim merkezinin doğa koruma ve eğitim alanlarında büyük katkılar sunacağını belirtiyor. Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi’nin kuruluş aşamasını anlatan Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, Salda Bilim Merkezi’nin kuruluş aşamasının Salda Gölü ve çevresinin özel çevre koruma bölgesi olarak 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde ilan edilmesi ile başladığını hatırlattı. Sonrasında burası bir özel çevre koruma bölgesi ilan edilerek bilim merkezi haline getirildiğini aktaran Gülle, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından daha sonra gelişen süreçte bu bilim merkezi üniversitemize bir protokol çerçevesinde on yıllığına devrediliyor ve şu anda bilim merkezinin faaliyete geçmesi için üniversitemizde Salda Gölü Bilim Eğitim ve Doğa Koruma Merkezi adlı bir merkez kurduk. Burada bir uygulama ve araştırma merkezi oluşturduk. Bu merkezin yönetmeliği 16 Şubat 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi ve şu andan itibaren Salda Gölü Bilim Merkezi resmi hüviyetine kavuşmuş oldu" ifadelerini kullandı. "Salda Gölü doğal bir laboratuvar" Salda Gölü’nün yapısı gereğiyle adeta doğal bir laboratuvar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülle, "Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölgenin jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak. Bilim merkezinin şu anda tam olarak oturmuş bir bilimsel işleyişi yok, ancak üç tema üzerinde duruyoruz. Birincisi, bu bölgeye ülkemizin her tarafından özellikle lise ve üniversitelerden öğrencilerin planlanmış programlar çerçevesinde doğa eğitimi almak üzere gelmeleri. Burada biyoloji, jeoloji, coğrafya gibi konularda deneyim kazanmalarını sağlamayı hedefliyoruz. Özellikle Salda Gölü’ndeki organizmaların tanıtılması, Mars’a benzerliği konusunda ilham veren stromatolitlerin araştırılması ve bu bölgedeki mikrolitlerle şekillenen mikroorganizmaların tanıtılması çok önemli. Ayrıca, göl ve çevresinde yaşayan dört adet endemik balığın ve on kadar endemik bitkinin tanınması ve korunması da kritik" açıklamasında bulundu. "Salda Gölü UNESCO tarafından verilen madalyası ile bir ön laboratuvar niteliği taşıyor" Salda Gölü’nün UNESCO tarafından en iyi 200 jeolojik sit alanından biri seçilmesi ile birlikte madalyalı bir ön laboratuvarın tescillenmiş olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülle, "Salda Gölü’nün Mars’taki benzerliğine gelince, 2024 yılında ülkemizde Maden Teknik Arama’nın UNESCO Doğa Bilimleri İktisat Komisyonu’nun çabalarıyla Salda Gölü, dünyanın en iyi 200 jeolojik sit alanından biri ilan edildi. Dolayısıyla artık buranın UNESCO tarafından verilmiş bir madalyası var. Tüm bu güzellikler ve oluşumlar bir araya geldiğinde Salda Gölü, ideal bir bilim merkezi konumuna gelmiş oluyor. Bu bilim merkezinin üniversitemize devredilmesinden sonra, yılın en az sekiz ayında ülkemizin her yerinden ziyaretçilerin hizmetine sunulması için çalışmalarımız başladı. Özellikle ülkemizden ve yurt dışından gelecek hidroloji, jeoloji ve göl oluşumu konularında çalışan bilim insanları için burası bir ön laboratuvar niteliği taşıyor. Onlarla iş birliği yaparak, ortak projeler geliştirerek ulusal ve uluslararası çalışmalara katılmayı hedefliyoruz" dedi. Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak Salda Bilim Merkezi ile birlikte burada bilimsel araştırmalar, eğitimler ve bilim turizmi faaliyetlerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Prof. Dr. Gülle, "Ayrıca, göllerle ilgili, su kaynakları ve doğa alanlarıyla ilgili uluslararası çalıştaylar, sempozyumlar yapmayı planlıyoruz. Vatandaş bilimi de çok önemli. Salda Gölü, özel konumu nedeniyle yılda yüz binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Gelen turistlerin büyük bir kısmı manzara odaklı bir seyir zevkindeler. Ancak bu gelen insanların burada gölün oluşumu, özellikleri ve ekosistem bilinci hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu bilim merkezimiz, vatandaşlar tarafından anlık olarak da ziyaret edilebilecek ve bilimsel araştırma, gençlerin eğitilmesi ve vatandaşların bilgilendirilmesi konularında odaklanmayı düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Salda Gölü’nün eşsiz ekosistemi ve bilimsel potansiyeli ile gelecek nesiller için önemli bir kaynak olacağı vurgulanıyor.
Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak
25 Şubat 2025 Salı - 12:03 Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak Salda Gölü’nde kurulan bilim merkezi, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında yürütülecek akademik çalışmalar ve eğitim programlarıyla ulusal ve uluslararası bilim insanlarını bir araya getirecek.-Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, Salda Gölü’nün doğal bir laboratuvar olduğunu belirterek," Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölgenin jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak" dedi. Türkiye’nin en önemli doğal güzelliklerinden biri olan Salda Gölü, kurulan bilim merkezi ile akademik çalışmalara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ‘Salda Gölü Bilim, Eğitim ve Doğa Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi’, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında ulusal ve uluslararası bilim insanlarını bir araya getirerek önemli araştırmalara imza atacak. Salda Gölü, kendine özgü ekosistemi ve barındırdığı endemik türlerle dikkat çekiyor. Ayrıca, jeolojik yapısı Mars yüzeyine benzetilerek büyük bir araştırma potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, kurulan bilim merkezi, gölde gerçekleştirilecek akademik çalışmaların yanı sıra ekosistem koruma projeleri ve doğa eğitimi programları gibi kritik faaliyetleri yürütecek. Merkez, 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Salda Gölü’nün özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesiyle birlikte kurulma sürecine girdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda, bilim merkezi 16 Şubat 2025 tarihinde resmi olarak faaliyete geçti. Bu yeni yapılanma, gölde gerçekleştirilecek araştırmaların yanı sıra biyolojik çeşitliliğin araştırılması ve doğa bilincinin artırılması hedefleri doğrultusunda önemli katkılar sağlayacak. Salda Bilim Merkezi ile birlikte uzmanlar, göldeki hidrobiyolojik yapıyı inceleyerek su kalitesi ve ekolojik dengenin uzun vadeli korunmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Ayrıca, Mars yüzeyi ile benzerlik taşıyan stromatolit yapılarının detaylı analizleri yapılacak ve bu süreçte uluslararası bilim insanları ile iş birliği içinde çalışmalar yürütülecek. Salda Gölü Bilim Merkezi, yalnızca bilim insanlarına değil, öğrencilere ve doğa tutkunlarına da kapılarını açacak. Lise, Lisans ve lisansüstü öğrenciler, burada saha çalışmaları ve laboratuvar araştırmaları yaparak doğa bilimleri alanında değerli tecrübeler kazanacak. Bunun yanı sıra, halka yönelik bilgilendirme programları, bilim kampları ve ekolojik farkındalık projeleri düzenlenecek. Böylece, Salda Gölü’nün eşsiz ekosistemi bilimsel temellerle korunacak ve toplumda çevre bilincinin artırılması sağlanacak. Salda Gölü’nün UNESCO’nun jeolojik miras listesine girmesiyle bilimsel açıdan daha da önem kazandığını vurgulayan uzmanlar, bilim merkezinin doğa koruma ve eğitim alanlarında büyük katkılar sunacağını belirtiyor. Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi’nin kuruluş aşamasını anlatan Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, Salda Bilim Merkezi’nin kuruluş aşamasının Salda Gölü ve çevresinin özel çevre koruma bölgesi olarak 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde ilan edilmesi ile başladığını hatırlattı. Sonrasında burası bir özel çevre koruma bölgesi ilan edilerek bilim merkezi haline getirildiğini aktaran Gülle, " Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından daha sonra gelişen süreçte bu bilim merkezi üniversitemize bir protokol çerçevesinde on yıllığına devrediliyor ve şu anda bilim merkezinin faaliyete geçmesi için üniversitemizde Salda Gölü Bilim Eğitim ve Doğa Koruma Merkezi adlı bir merkez kurduk. Burada bir uygulama ve araştırma merkezi oluşturduk. Bu merkezin yönetmeliği 16 Şubat 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi ve şu andan itibaren Salda Gölü Bilim Merkezi resmi hüviyetine kavuşmuş oldu." ifadesinde bulundu. "Salda gölü doğal bir laboratuvar" Salda Gölü’nün yapısı gereğiyle adeta doğal bir laboratuvar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülle; "Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölgenin jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak. Bilim merkezinin şu anda tam olarak oturmuş bir bilimsel işleyişi yok, ancak üç tema üzerinde duruyoruz. Birincisi, bu bölgeye ülkemizin her tarafından özellikle lise ve üniversitelerden öğrencilerin planlanmış programlar çerçevesinde doğa eğitimi almak üzere gelmeleri. Burada biyoloji, jeoloji, coğrafya gibi konularda deneyim kazanmalarını sağlamayı hedefliyoruz. Özellikle Salda Gölü’ndeki organizmaların tanıtılması, Mars’a benzerliği konusunda ilham veren stromatolitlerin araştırılması ve bu bölgedeki mikrolitlerle şekillenen mikroorganizmaların tanıtılması çok önemli. Ayrıca, göl ve çevresinde yaşayan dört adet endemik balığın ve on kadar endemik bitkinin tanınması ve korunması da kritik." açıklamasında bulundu. "Salda Gölü UNESCO tarafından verilen madalyası ile bir ön laboratuvar niteliği taşıyor" Salda Gölü’nün UNESCO tarafından en iyi 200 jeolojik sit alanından biri seçilmesi ile birlikte madalyalı bir ön laboratuvarın tescillenmiş olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülle; "Salda Gölü’nün Mars’taki benzerliğine gelince, 2024 yılında ülkemizde Maden Teknik Arama’nın UNESCO Doğa Bilimleri İktisat Komisyonu’nun çabalarıyla Salda Gölü, dünyanın en iyi 200 jeolojik sit alanından biri ilan edildi. Dolayısıyla artık buranın UNESCO tarafından verilmiş bir madalyası var. Tüm bu güzellikler ve oluşumlar bir araya geldiğinde Salda Gölü, ideal bir bilim merkezi konumuna gelmiş oluyor. Bu bilim merkezinin üniversitemize devredilmesinden sonra, yılın en az sekiz ayında ülkemizin her yerinden ziyaretçilerin hizmetine sunulması için çalışmalarımız başladı. Özellikle ülkemizden ve yurt dışından gelecek hidroloji, jeoloji ve göl oluşumu konularında çalışan bilim insanları için burası bir ön laboratuvar niteliği taşıyor. Onlarla iş birliği yaparak, ortak projeler geliştirerek ulusal ve uluslararası çalışmalara katılmayı hedefliyoruz." dedi. Salda Gölü bilim, eğitim ve turizmin buluşma noktası olacak Salda Bilim Merkezi ile birlikte burada bilimsel araştırmalar, eğitimler ve bilim turizmi faaliyetlerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Prof. Dr. İskender Gülle; "Ayrıca, göllerle ilgili, su kaynakları ve doğa alanlarıyla ilgili uluslararası çalıştaylar, sempozyumlar yapmayı planlıyoruz. Vatandaş bilimi de çok önemli. Salda Gölü, özel konumu nedeniyle yılda yüz binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Gelen turistlerin büyük bir kısmı manzara odaklı bir seyir zevkindeler. Ancak bu gelen insanların burada gölün oluşumu, özellikleri ve ekosistem bilinci hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu bilim merkezimiz, vatandaşlar tarafından anlık olarak da ziyaret edilebilecek ve bilimsel araştırma, gençlerin eğitilmesi ve vatandaşların bilgilendirilmesi konularında odaklanmayı düşünüyoruz." şeklinde konuştu. Salda Gölü’nün eşsiz ekosistemi ve bilimsel potansiyeli ile gelecek nesiller için önemli bir kaynak olacağı vurgulanıyor. (SK-
Antalya’da lise öğrencileri geri dönüşüm malzemelerinden deniz temizleme robotu yaptı
25 Şubat 2025 Salı - 11:33 Antalya’da lise öğrencileri geri dönüşüm malzemelerinden deniz temizleme robotu yaptı Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Karatay Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya geldi. Kocagöz, geri dönüşüm malzemelerinden deniz temizleme robotu (AKDAHA) yapan gençleri kutlayarak "Kepez Belediyesi olarak her zaman yanınızdayız" dedi. Antalya’nın Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Karatay Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya geldi. Okul girişinde öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılanan Başkan Kocagöz, öğretmenler odasında eğitimcilerle sohbet etti. Ziyaret sırasında, üç öğrencinin geri dönüşüm maddesinden geliştirdiği AKDAHA adlı deniz temizleme robotu da Başkan Kocagöz’e tanıtıldı. TÜBİTAK 2204 Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Konya finaline katılan projede, su arıtma cihazlarında kullanılan atık filtrelerin geri dönüştürülmesiyle denizleri temizleyen bir robot geliştirildiği anlatıldı. Gençler projelerini tanıttı Öğrenciler, projelerine Türk mitolojisinde "kutsal ejderha" veya beyaz ejderha" anlamına gelen AKDAHA adını verdiklerini belirttiler. Robotun, deniz yüzeyindeki katı ve sıvı atıkları temizleme prensibiyle çalıştığını dile getiren öğrenciler, sıvı atıkları üzerindeki karbon filtreyle, katı atıkları ise ön kısmındaki file sistemiyle topladıklarını ifade ettiler. Okulun Bilişim Teknolojileri öğretmeni Dr. Gökhan Cantürk ve projenin mucidi Eyyüp Hakan Varol, Kayra Ulucan ve Taner Cığıloğlu adlı öğrencileri tebrik eden Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Aferin size çocuklar! Kepez Belediyesi olarak gençlerimizin her zaman yanında olmaya hazırız" dedi. "Kepez’i birlikte yönetelim" Öğretmenlerin toplumun temel taşları olduğuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, "Herkesin bir hayali var, benim de hayalim öğretmenlerimizin hak ettikleri değeri gördüğü bir ortam oluşturmaktır. Onların hayatını kolaylaştırmak için üzerimize düşen her ne varsa yapmaya hazırız" dedi. Kocagöz, "1300 öğrencinin ve 82 öğretmenin bulunduğu bir okulda çok güzel fikirler ortaya çıkacaktır. Gelin, Kepez’i birlikte yönetelim. Hepiniz kendinizi bir belediye başkanı gibi düşünün ve şehrimize nasıl katkı sunabiliriz diye fikir üretin. Biz, Kepez Belediyesi olarak bu fikirleri hayata geçirmeye hazırız" diye konuştu.