TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Kenevir kabinlerinde melezleme yöntemiyle yeni kenevir çeşitleri elde etmeye çalışıyorlar
06 Ocak 2025 Pazartesi - 11:49 Kenevir kabinlerinde melezleme yöntemiyle yeni kenevir çeşitleri elde etmeye çalışıyorlar Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) tarafından kurulan kenevir kabinlerinde, yerli kenevir çeşitlerinin lif oranını artırılması için yüksek lif oranına sahip yabancı çeşitler ile melezleme yapılarak yeni çeşitler elde edilmeye çalışıyor. OMÜ, ayrıca bu çalışma ile dünyadaki tüm kenevir genotiplerinin gen bankasını oluşturmayı amaçlıyor. OMÜ Kenevir Araştırmaları Enstitüsü yeni kenevir çeşitleri ortaya çıkarma, kenevirden katma değeri yüksek ürünler elde etmek, bütün kenevir genotiplerinin gen bankasını oluşturmak amacıyla yıllardır çalışmalar yürütüyor. Enstitüsünün hemen yanında kurulan serada kenevir yetiştirilerek akademik çalışmalar yürütülüyor. Sera içinde bulunan kenevir kabinlerinde yeni kenevir çeşitleri elde etmek için yoğun bir çalışma yaptıkları söyleyen Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, "Bu kabinler kenevir genotiplerini melezleme kabinleridir. Kabinlerde çelik profille yapıldı ve etrafı polen geçirmeyecek örtülerle sarıldı. Biz burada melezleyeceğimiz genotipleri belli bir sıra halinde içine ekmekteyiz. Orada toz alışverişi istediğimiz anne ve baba arasında olur. Meydana gelen yavru istediğimiz genotip özelliklerle sağlanmış olur. Kabinler dışarıya polen veremezler. Dışarıdan da polen alamazlar. Kendi içerisinde bizim seçeceğimiz ebeveynler oluşacağı için ıslah çalışmalarında bu kabinleri kullanmaktayız. Buradaki 16 kabinde 16 farklı genotip melezlemesini burada yapabilmekteyiz. Yıl içerisinde bu kabinlerde birkaç jenerasyon yapmak suretiyle arzu ettiğimiz 32 veya daha yüksek kombinasyonda melezleme çalışması yapıyoruz. Bu kombinasyonlar daha sonra gözlem bahçelerine dönüştürülüyor. Belki onlarca, yüzlerce genotip elde ediyoruz. Bunların içerisinde gerek ölçüm gerekse de laboratuvar çalışmalarımız sonucunda yeni adaylarımız ortaya çıkıyor. Burada lif oranı, verimlilik, tohum verimi gibi özellikler araştırılarak yeni çeşitlere yol çıkarmaktayız. Aynı zamanda ilaç etkin maddesi amaçlı üretim çalışmalarımız önce laboratuvar ortamında ve kabinlerde devam ediyor" dedi. "Gen bankası oluşturmak istiyoruz" "Bütün kenevir genotiplerinin gen bankasını oluşturmak istiyoruz" diyen Prof. Dr. Aytaç şunları söyledi: "Bizim için önemli olan üniversitemiz bünyesinde dünyadaki bütün kenevir genotiplerinin gen bankasını oluşturmaktır. Gen bankasını geliştirme çalışmamız var. Burada asıl amacımız genetik varyasyon oluşturmaktır. Bugün dünyada esmeri, sarısı, beyazı her türlü insan var. Kenevirinde her türlü genetiğini bulunduran genotipleri elde etmek istiyoruz. Kısa boyludan uzun boyluya, dallı olandan dalsız olana , tohumu iri olandan küçük olana gibi mümkün olduğunca farklı varyasyonlar oluşturmak istiyoruz."
Liseliler ‘oyun geliştirmek’ için buluştu
05 Ocak 2025 Pazar - 10:29 Liseliler ‘oyun geliştirmek’ için buluştu İzmir Ekonomi Üniversitesi Meslek Yüksekokulu, ‘Gameathon 4.0’ etkinliğini düzenledi. Etkinlikte, 72 lise öğrencisi 24 saat boyunca oyun tasarlamak için çaba gösterdi. Etkinlik sonunda geliştirilen 17 oyun, oyun firmalarında çalışan jüri üyeleri tarafından taktir topladı. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Meslek Yüksekokulu, hızla gelişen oyun sektörüne liseli gençlerin ilgisini artırmak amacıyla ‘Gameathon 4.0’ etkinliğini gerçekleştirdi. İzmir’deki liselerde eğitim gören 72 öğrenci, 24 saat boyunca en iyi oyunu tasarlamak için çalıştı. Zamanın önemini vurgulamak için ‘Bir Saniye Daha’ temasıyla düzenlenen etkinlikte 17 oyun geliştirildi. Macera, strateji, spor ve aksiyon gibi farklı konularda oyunlar hazırlayan gençler, etkinlik sonunda düzenlenen yarışmada birinciliğe ulaşmak için kıyasıya yarıştı. Gençlerin projeleri, farklı oyun firmalarında çalışan jüri üyeleri tarafından büyük beğeni topladı. İEÜ Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Öğretim Görevlileri Dr. Hüseyin Tokat, Burak Evrentuğ ve Turgay Zülam’ın koordinasyonunda başarıyla düzenlenen Gameathon 4.0 etkinliğinin sponsoru ise bir teknoloji firması oldu. İEÜ Konferans Salonu’nda bir araya gelen gençler, oyun sektörünü tanıdı ve kendilerine doğru bir kariyer rotası belirlemek için tecrübe edindi. İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu da etkinliği ziyaret ederek hem çalışmaları inceledi hem öğrencilerle sohbet etti. İEÜ Bilgisayar Programcılığı öğrencileri ise, liseli gençlere rehberlik yaparak oyun geliştirmeye ilişkin tüm süreçlerde destek sağladı. İlk 3’e ödül Geliştirilen tüm oyunlar, etkinlik sonunda jüri tarafından değerlendirildi. Oyun takımlarından Expendables, birinciliğe uzanarak 30 bin TL’lik ödülün sahibi oldu. Steel Ball Run ikinci olarak 15 bin TL’lik ödülü alırken, üçüncülüğe ulaşan Kosh90 takımı ise 10 bin TL ile ödüllendirildi. Seneye de devam edecek İEÜ Bilgisayar Programcılığı Programı Öğretim Görevlisi Turgay Zülam, Gameathon etkinliğini önümüzdeki yıllarda da devam ettireceklerini belirterek, “Üniversitemize konuk olan öğrencilerimiz, 24 saat boyunca farklı oyun yazılımları kullanarak yenilikçi projeler geliştirdi. Oyun projelerini tamamlamak için oldukça yoğun bir şekilde gece geç saatlere kadar çalıştılar. Heyecan ve coşku dolu bir süreci tamamladık. Bizim amacımız, oyun sektörü ile öğrencileri tanıştırarak gençlerimizin 21’inci yüzyıl problem çözme becerilerini geliştirmelerine katkı sağlamaktı. Bunlara ek olarak, öğrencilerin oyun sektörü hakkında bilgi sahibi olmalarını da istedik. Liseli gençler, hem üniversite ortamını gördü hem de sektör temsilcileriyle birebir konuşma imkanı buldu” diye konuştu.
Yapay zeka ile işe yerleştirmeler 10 kat arttı
04 Ocak 2025 Cumartesi - 09:55 Yapay zeka ile işe yerleştirmeler 10 kat arttı İş dünyası, teknolojinin gücüyle yeniden tanımlanıyor. Yapay zeka ile işe yerleştirmeler 10 kart arttı. İşe alım süreçlerinde devrim olarak tanımlanan yapay zeka, aynı zamanda geri bildirimleriyle de iş verenler ile çalışanlar arasında, insan odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir yaklaşım sunuyor. Onenewone Ono kurucusu Tunç Erman, “İnsan kaynaklarında yapay zeka kullanımı büyük bir hızla gelişti. 2024’te yapay zeka ile işe yerleştirmeler bir önceki yıla oranla 10 kat arttı. Sigorta, banka, perakende ve enerji sektörleri yapay zeka ile işe alımda başı çekiyor. 2025 yılı sonuna kadar bu sektörler başta olmak üzere işe alımlarda yüzde 80 oranında adaylarla ilk görüşmeleri yapay zeka yapacak. Yapay zeka tabanlı işe alım süreçleri aynı zamanda önemli bir data toplanmasına da imkan veriyor. Bu sayede iş verenler ile çalışanlar arasında insan odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir yaklaşım sunuyoruz” dedi. Geleneksel yöntemlerle 23 saate ulaşan aday arama süresi yapay zeka ile bir saniyeye iniyor. Yapay zekanın işe alım süresi, geleneksel platformlara göre yaklaşık 4 kat daha hızlı sonuç veriyor. 42 günden 12 güne düşüyor. Yapay zeka asistanlarının gerçekleştirdiği ön mülakatlarda, adayların yüzde 80’i doğrudan işe alınıyor. Bu da sürecin doğruluğunu ve etkisini kanıtlıyor. En çok işe alım yapılan alan teknoloji sektörü (yüzde 34), bunu satış (yüzde 22) ve insan kaynakları (yüzde 12) takip ediyor. Yapay zeka ile İstanbul’dan sonra en çok işe alım yapan şehir Kocaeli. Çalışma modellerinde hibrit çalışma (yüzde 42) hızla yükselirken, uzaktan çalışma modeli (yüzde 12) kadınlar arasında daha çok tercih ediliyor. Kadınlar uzaktan çalışmayı, erkekler hibrit çalışmayı seviyor. Y kuşağı (yüzde 52) ofis ortamını benimserken, Z kuşağı (yüzde 59) hibrit çalışma düzenini tercih ediyor. Bu trend, yeni nesil iş gücünün beklentilerini ve iş modellerini şekillendiriyor. Çalışanlar arasında en sevilen yan hak doğum günü izni olurken, iş hayatında öne çıkan kırmızı çizgiler; saygısızlık, iş ahlakı ve dürüstlük ve mobbing olarak sıralandı. Yabancı dilde yüzde 96 oranında İngilizce ön plana çıkıyor.
Genç girişimcinin yerli SİHA projesi Ankara’dan davet aldı
03 Ocak 2025 Cuma - 14:07 Genç girişimcinin yerli SİHA projesi Ankara’dan davet aldı Muş Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi 17 yaşındaki genç girişimci Sedat Subaşı, geliştirdiği SİHA projesi “SUBAŞ” ile Milli Savunma Bakanlığından davet aldı. Muşlu lise öğrencisi, geliştirdiği yenilikçi SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) projesiyle savunma sanayisinde devrim yapmaya hazırlanırken aldığı güzel haber ile hayallerine bir adım daha yaklaştı. Projenin tasarım ve geliştirme sürecinde Muşlu iş adamı Ferhat Olcay’dan büyük destek gören genç girişimci, bu süreçte hayallerini gerçeğe dönüştürerek Milli Savunma Bakanlığından projesini tanıtmak için davet aldı. Subaşı’nın tasarladığı SİHA, sessiz motor teknolojisi, radara yakalanmama, hafif malzeme kullanımı, uzun menzil kapasitesi ve yüksek enerji verimliliği gibi nitelikleriyle sektörde fark oluşturmaya hazırlanıyor. SUBAŞ ismini verdiği projenin ilk prototipini yaptığını söyleyen Sedat Subaşı, “Projeme sponsor olan Ferhat Olcay’a çok teşekkür ederim. Muş’umuzun haber kaynaklarından yapmış olduğumuz haber sayesinde projemden haberdar olan Milli Savunma Bakanlığından davet geldi. İnşallah bu ay içerisinde gidip projemizi sunacağız. Türkiye’nin bağımsızlığı için çok güzel bir proje olacağına canı gönülden inanıyorum. Benim hayalim Türkiye’de Selçuk Bayraktar gibi önemli bir şahsiyet olmak. Projemin amacı ise Türkiye’de şehit sayısını azaltmak. Özellikle kış aylarında Türkiye’deki İHA ve SİHA’lar çok fazla faaliyet göstermemekle beraber bende bu projemi ortaya koydum. Projemiz inşallah dünyadaki diğer İHA ve SİHA’lar ile eşdeğer olacak” dedi. Muş Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Erhan Kasımoğlu ise “Öğrencimiz savunma sanayisi ile ilgili İHA ve SİHA tasarımı ve projesiyle bize geldi. Bizde bunu değerlendirip okulda ona bir yer verdik. Gerekli çalışmalarında destek olduk. Muş Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilimizdeki farklı alanlarla ilgilenen sanayi ve iş adamlarıyla irtibata geçerek bazı kaynaklarda destek için etkimiz oldu. Bazı öğretmen arkadaşların girişimleriyle Milli Savunma Bakanlığı ile irtibata geçilip projenin örneklerini onlara gönderdik. Öğrencimiz kendisini ve çalışmalarını daha iyi anlatabilmesi için ara tatilde Ankara’ya davet edildi. Bizim de desteklerimizle ülkenin savunma saniyesine ciddi katkısı olacağına inanıyoruz. Bu anlamda bize gelen her öğrenciye destek olup önlerini açıp, onların fikirlerini dinleyip kendi fikrimizi de katıp ufuklarını genişletmek için sürekli yanlarındayız. Öğrencilerimize her türlü katkı ve desteği sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı. Sedat Subaşı’nın geliştirdiği projeye danışmanlık yapan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Arzu Gürsoy da, “Öncelikle çok mutlu ve gururluyuz. Sedat bize böyle bir proje ile geldiğinde ve projeyi anlattığı zaman çok gurur duydum. Böyle bir projenin 17 yaşındaki bir öğrencinin yapması bizi çok duygulandırdı. Sedat’ın bu yöndeki attığı her adımda her zaman yanında durmaya çalışıyorum. Elimizden gelen yardımı yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda okul, öğretmen ve arkadaşları olarak Sedat’a gerekli desteği sağlamaya gayret ettik. Sedat’ın öne sürdüğü bu çalışma alanında ilk olması açısından bizim için elbette önemli. Savunma sanayisinde çığır açacak bir proje. İnşallah önü daha da açık olup daha da ilerleyecek” şeklinde konuştu.
TSK’ya depremde hayat kurtaran “duvar arkası radar” teslimatları sürüyor
03 Ocak 2025 Cuma - 09:56 TSK’ya depremde hayat kurtaran “duvar arkası radar” teslimatları sürüyor Türk savunma sanayii firması STM tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ve 6 Şubat depremlerinde 50’den fazla vatandaşın enkaz altından sağ olarak çıkarılmasını sağlayan “STM Duvar Arkası Radar (DAR)” cihazının yeni teslimatları Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) yapıldı. Türk savunma sanayiinde ileri teknolojiler ve milli çözümlere imza atan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., savunma teknolojilerinde elde ettiği deneyimle günlük hayatta umut olan milli sistemler için de çalışmalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde çalışmalarını sürdüren STM, askeri ve sivil kullanım amacıyla geliştirdiği STM Duvar Arkası Radar (DAR) sisteminin güncellenen konfigürasyonu ile yeni teslimatlarını gerçekleştirdi. SSB ile STM arasında imzalanan sözleşme gereği Türk Silahlı Kuvvetleri’ne çeşitli sayıda DAR teslimatı yapıldı. Milli teknoloji DAR, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli birliklerinde enkaz altında canlı tespit radarı olarak kullanılacak. "Ülkemizin ve milletimizin güvenliğine katkıda bulunmaya devam edeceğiz" Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, “Milli mühendislik kabiliyetlerimizle sadece askeri alana değil, sivil yaşama da katkı sağlayacak dokunuşlar yapıyoruz. 6 Şubat’ta yaşanan asrın felaketinde onlarca canımızın kurtarılmasına vesile olan ’STM Duvar Arkası Radar (DAR)’ teknolojimizin daha geniş bir kullanım alanı için güncellenen konfigürasyonla yeni teslimatlarını Türk Silahlı Kuvvetlerimize gerçekleştirdik. Savunma sanayiimizde çift kullanım (dual use) konseptine de önemli bir örnek teşkil eden ‘STM DAR’ ürünümüzde emeği geçen STM ailesine teşekkür ediyorum. Savunmadan sivil hayata kadar uzanan kapsamlı çözümlerimizle ülkemizin ve milletimizin güvenliğine katkıda bulunmaya devam edeceğiz” dedi. "Ülkemizin doğal afetlere hazırlık seviyesini artırmayı hedefliyoruz" STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz de şunları kaydetti: “Güvenlik güçlerimizin özel operasyonlarda bina içindeki canlı hedefleri tespit etmesi için geliştirdiğimiz ve güvenlik güçlerimizin envanterine kattığımız milli teknolojimiz duvar arkası radar, geçen yıl yaşadığımız depremde 50’den fazla vatandaşımızın enkaz altında konumunu tespit ederek, kurtarılmasını sağladı. DAR’ı bu yıl Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına ve deprem kuşağında yer alan Erzincan’ın İl Özel İdaresi envanterine kazandırdık. Şimdi ise Savunma Sanayii Başkanlığımız ile imzaladığımız sözleşme ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ‘STM DAR’ın kabullerini ve teslimatlarını tamamladık. Ülkemiz savunmasının yanı sıra ulusal ve uluslararası çapta yaşanan doğal afet ve krizlerde nitelikli personeli ile kritik görevler üstlenen ordumuza milli teknolojimiz ile güç vereceğiz. Deprem ülkesiyiz ve buna karşı önlemleri almamız gerekiyor. DAR’ı arama kurtarma ekiplerimiz, itfaiye teşkilatlarımız başta olmak üzere bu alanda faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşlarımızın envanterinde genişletmeyi ve böylece ülkemizin doğal afetlere hazırlık seviyesini artırmayı hedefliyoruz.” STM Duvar Arkası Radar DAR, Ultra Geniş Bant (UGB) sinyaller vasıtasıyla görsel erişim imkanının olmadığı kapalı mekânlarda bulunan sabit ve hareketli hedef unsurlara ait konum bilgilerini iki boyutlu olarak elde etmek için kullanılıyor. Rehine kurtarma, terörle mücadele ve iç güvenlik operasyonları gibi askeri alanlarda kullanılabilen DAR; deprem, çığ, yangın gibi çeşitli afetler sonrasında arama kurtarma faaliyetleri, insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı ile mücadele gibi sivil alanlarda da aktif görev yapabiliyor. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde arama ve kurtarmada aktif olarak kullanılan DAR, 50’den fazla kişinin enkaz altındaki konumunu tespit ederek, sağ kurtarılmasını sağladı. Sistem, enkaz altında bulunan canlının nefes alıp vermesi esnasındaki göğüs ve el kol hareketlerinden, mikro-makro hareketlerden yerini tespit edebiliyor. Yaklaşık 6,5 kilogram ağırlığında olan DAR, yaydığı RF sinyalleri ile duvarın/engelin arkasında bir canlının olup olmadığını cihaz üzerine anlık aktarıyor ve canlının kaç metre derinlikte ve hangi noktada olduğunu tespit edebiliyor. Tek kişi tarafından elde kullanılabilecek şekilde tasarlanan milli sistem, tripod ve benzeri araçlar yardımıyla hedef bölgeye yerleştirilerek tablet bilgisayar ile uzaktan kumanda edilebilme özelliğine de sahip. DAR, sahip olduğu batarya teknolojisi ile 4 saatten fazla kesintisiz şekilde görev yapabiliyor.
Doğuş Üniversitesi robotik inovasyonun merkezi olmaya hazırlanıyor
30 Aralık 2024 Pazartesi - 12:56 Doğuş Üniversitesi robotik inovasyonun merkezi olmaya hazırlanıyor Doğuş Üniversitesi, 18 Kasım 2024 tarihinde Türkiye’nin önde gelen robotik ve teknoloji firmalarını Robotik Sektör Buluşması kapsamında bir araya getirdi. Üniversitenin Dudullu Kampüsü’nde düzenlenen etkinlik, robotik sektöründe yenilikçi çözümler üretmek ve sektörel iş birliğini güçlendirmek amacıyla önemli bir platform sundu. Doğuş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkut Altındağ’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, Dudullu OSB Başkanı Murat Önay ve Hisense HVAC Türkiye Genel Müdürü Dr. Turhan Karakaya, sektörel gelişmelere ilişkin görüşlerini ve öngörülerini katılımcılarla paylaştı. Robotik sektörü temsilcilerinin yapay zekâ destekli teknolojiler, endüstriyel otomasyon sistemleri ve robotik inovasyon konularında bilgi paylaşımında bulunduğu etkinlikte, sektörün geleceğine yön verecek stratejik iş birliklerinin temelleri atıldı. Doğuş robotik ve ileri araştırmalar merkezi (DRAAM) kuruluyor Etkinlikte açıklanan en önemli gelişmelerden biri, Doğuş Robotik ve İleri Araştırmalar Merkezi’nin (DRAAM) kurulacağının duyurulması oldu. Bu yeni merkez, yapay zekâ, robotik mühendislik, otonom sistemler ve endüstriyel otomasyon gibi ileri teknolojilerde yenilikçi projeler geliştirmek amacıyla tasarlandı. DRAAM, üniversitenin akademik bilgi birikimini sanayi ihtiyaçlarıyla buluşturarak bir ekosistem oluşturmayı hedefliyor. Hem öğrencilere hem de araştırmacılara dünya standartlarında bir altyapı sunacak olan merkez, sektörün lider firmalarıyla gerçekleştirilecek iş birlikleriyle teori ve pratiği bir araya getirecek. Doğuş Üniversitesi, Robotik Sektör Buluşması ile yalnızca bir etkinlik düzenlemekle kalmayıp, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren bir platform sunarak teknoloji ve inovasyon alanında önemli adımlar atmaya devam ediyor. Katılımcılar, bu tür etkinliklerin sektörel iş birliğini artırdığına ve sektörün geleceğini şekillendiren stratejik kararların alınmasına imkan tanıdığına dikkat çekti. Ayrıca, Doğuş Üniversitesi 26 Aralık tarihinde gerçekleşen İstanbul Eğitim ve Kariyer Günleri’nde lise öğrencileriyle buluştu. Etkinlikte Doğuşun köpek robotu büyük ilgi gördü. Katılımcılar, robot teknolojisinin gelecekteki uygulamaları hakkında detaylı bilgi edinme fırsatı yakaladı. Doğuş Üniversitesi, bilim ve teknoloji alanındaki yenilikçi projelere liderlik etmeye devam edecek.
Muğla’nın ilk Drone takımı TEK Koleji; ulusal Drone liginde yarıştı
30 Aralık 2024 Pazartesi - 12:21 Muğla’nın ilk Drone takımı TEK Koleji; ulusal Drone liginde yarıştı Muğla Teknoloji ve Kültür Koleji (TEK) ilkokul ve ortaokul öğrencilerinden oluşan drone takımları, geçtiğimiz günlerde Codeix firması tarafından Ankara’da ulusal çapta düzenlenen “Codeix Drone League 2024” (Programlanabilir Drone Turnuvası) / Ulusal Drone Ligi’ne katıldı. Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinden 25 okulun katıldığı yarışmada Muğla adına ilk kez Tek Koleji yer aldı. Bilişim Teknolojileri, Yazılım ve Kodlama Öğretmeni Hüseyin Emence’nin rehberliğinde Tek Koleji ilkokul öğrencileri ‘Minik Pilotlar Takımı’ olarak 6 kişiyle, ortaokul öğrencileri ise ‘Kartallar Takımı’ olarak 9 kişiyle yarıştı. Öğrencilerin bu yarışmada ‘Bilişim Teknolojileri ve Kodlama Dersi’ kapsamında öğrendikleri programlama dersi içeriklerini gerçek hayatta pratik olarak uygulama fırsatı bulmalarının öneminden bahseden Öğretmen Hüseyin Emence; “Öğrencilerimiz bu alanda yıllardır ulusal ve uluslararası düzeyde yarışma tecrübesi olan takımlarla yarıştı ve oldukça güzel bir takım mücadelesi ile harika bir performans ortaya koydular. Cesaretleri ve emekleri dolayısıyla öğrencilerimizi tebrik ediyor, bize güvenen ve her zaman yanımızda olan velilerimize, Tek Koleji Yönetimimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. TEK Koleji ilkokul öğrencilerinden oluşan ‘Minik Pilotlar Takımı’ ilkokul kodlama etabını birincilikle tamamlarken, ilkokul genel sıralamada 7’inci sıraya yerleşti. TEK Koleji ortaokul öğrencilerinden oluşan ‘Kartallar Takımı’ ise ortaokul kodlama etabı 2’ncisi olurken, ortaokul genel sıralamada 11’inci olarak yarışmayı tamamladı.