Son Dakika
|
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran Devrim Muhafızları Ordusu: "ABD'ye ait F-35 vuruldu, ciddi hasar aldı"
Çatalca’da kıyıya vuran füze başlığı imha edildi
Büyükçekmece’de işçi servisi devrildi: 1 ölü, 9 yaralı
Pentagon'un İran savaşı için 200 milyar dolar ek bütçe talep edeceğini doğrulandı
Arakçi: "Altyapımız yeniden hedef alınırsa (saldırılarda) hiçbir kısıtlama olmayacak"
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
Suriye'de kimyasal silah kalıntılarının imhasına yönelik uluslararası görev gücü kuruldu
TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04
Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32
Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı
Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00
Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler
Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
17 Mart 2026 Salı - 14:03
Sivaslı öğrenciler, robot yarışmasında gövde gösterisi yaptı
Sivas Selçuk Anadolu Lisesi öğrencileri, İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Fibonacci Robot Olimpiyatları Marmara Bölgesi Turnuvası’nda katıldıkları 5 robotun tamamıyla dereceye girdi. İstanbul’da düzenlenen ve teknolojiye gönül veren gençleri bir araya getiren Uluslararası Fibonacci Robot Olimpiyatları Marmara Bölgesi Turnuvası, büyük bir rekabete sahne oldu. Toplam 300 takımın kıyasıya mücadele ettiği dev organizasyona, Sivas Selçuk Anadolu Lisesi öğrencileri de katıldı. Turnuvaya 5 robotla katılan öğrenciler, tüm robotlarıyla derece elde etti. Rakiplerini geride bırakan öğrenciler, "Labirent Çözen" ve "Mini Sumo" kategorilerinde şampiyonlukların yanı sıra 3 farklı madalya almaya hak kazandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:00
Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler
2
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:32
Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı
3
23 Temmuz 2025 Çarşamba- 22:12
TUSAŞ ile Ge-Aerospace arasında HÜRJET Jet eğitim uçağının motoru için mutabakat zaptı imzalandı
4
18 Mart 2026 Çarşamba- 14:38
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum
5
17 Mart 2026 Salı- 12:54
Filmler gerçeğe dönüştü, bu teknoloji ile hayvanlar insanlarla konuşabilecek
27 Aralık 2024 Cuma - 09:58
ETÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni yeni laboratuvarlarla güçlendirdi
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde iki laboratuvarın açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde öğrenim gören öğrencilerin daha nitelikli bir eğitim almasına ve teorik bilgilerini pratiğe dökmesine imkan sağlayacak olan Beslenme İlkeleri ve Besin Kimyası Laboratuvarları düzenlenen törenle hizmete girdi. Açılış programına ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Fatih Yetim, Prof. Dr. Naim Ürkmez, Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Genel Sekreter Prof. Dr. Ahmet Dumlu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Dekan Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, yeni laboratuvarların Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne güç katacağını belirterek: “Günümüzde beslenmenin önemini her zamankinden çok daha fazla gündemde görüyoruz. Gıdanın içeriğini doğru anlamak, beslenme ilkelerinin bilimsel temellere dayandırmak ve bireyin yaşam kalitesini arttıracak çalışmalara yön vermek bizler için hem bir sorumluluk hem de bir gelecek vizyonudur. Bu laboratuvarlar yalnızca eğitim ve araştırma alanı değil aynı zamanda öğrencilerimizin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürebildiği, bilimsel bilgiye katkı sağlayabilecekleri ve mesleki yeterliliklerini pekiştirebilecekleri bir ortamdır. Bu vesileyle laboratuvarlarımızın üniversitemize ve fakültemize kazandırılmasında emek harcayan başta Rektörümüz olmak üzere herkese teşekkür ediyor, laboratuvarlarımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. Dekan Karabulutlu’nun ardından konuşan Rektör Çakmak ise laboratuvarların teorik derslerin uygulamasının yapılabilmesi için büyük önem taşıdığına dikkat çekerek: “Halihazırda mevcut bulunan bölümlerimizin tamamında laboratuvar imkanlarımızın en üst düzeyde olması gerekiyor. Bu anlamda eksikliklerimizi gidermek için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Elbette bugün laboratuvar açmanın sevinci ve gururu içindeyiz. Fakat biz her zaman ileriyi düşünerek daha fazlasını yapmamız gerektiğinin de bilincindeyiz. Sağlık alanının insana dokunan bir alan olması hasebiyle öğrencilerimizin nitelikli bireyler olarak buradan mezun olması bizler için çok önemli. Sizlere sunulan imkanları daha da iyileştirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu vesileyle Beslenme İlkeleri ve Besin Kimyası Laboratuvarlarımızın hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
26 Aralık 2024 Perşembe - 15:19
OMÜ’de PCR eğitimi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Karadeniz İleri Teknoloji Araştırma Merkezi (KİTAM) ve Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü arasında imzalanan protokol kapsamında ‘Uygulamalı Moleküler Tanı Yöntemleri Eğitimi’ düzenlendi. Bilimsel araştırmalara önemli katkılar sağlayan eğitim süresince katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra laboratuvar ortamında polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemiyle yapılan uygulamalara da katıldılar. Eğitim, KİTAM’ın Araştırma Geliştirme Laboratuvarı’nda gerçekleştirildi ve OMÜ-BAP06-2024-4894 numaralı projeye ait araştırmalar kapsamında katılımcılara önemli bilgiler sunuldu. Eğitimde, moleküler biyolojinin temel tekniklerinden biri olan polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yönteminin kullanımı detaylı bir şekilde ele alındı. Katılımcılar, PCR tekniklerinin teorik arka planını öğrenirken, uygulamalı oturumlarda bu yöntemin nasıl kullanılacağına dair pratik deneyim kazandılar. Eğitimin içeriği, PCR’ın hayvan, bitki ve mikroorganizmalara ait DNA’ların analizindeki rolü, DNA izolasyonu, PCR ürünlerinin elektroforez ile analizi gibi birçok temel konuyu kapsadı. Katılımcılar aktif katılım gösterdi Toplamda 17 katılımcının olduğu eğitim süresince katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra laboratuvar ortamında PCR yöntemiyle yapılan uygulamalara da katıldılar. Eğitimin en dikkat çekici yönlerinden biri, katılımcıların aktif bir şekilde eğitim sürecine dahil olmaları oldu. Katılımcılar, PCR ile elde edilen ürünlerin yatay elektroforez yöntemiyle incelenmesi ve genetik analizlerin yapılması üzerine deneyim kazandı. Gelişmiş laboratuvar altyapısı ve bilimsel katkı Eğitimin verimli geçmesini sağlayacak olan teknoloji ile güçlendirilen KİTAM’ın araştırma ve geliştirme laboratuvarı, bölgedeki biyoteknolojik araştırma kapasitelerini artırma ve ileri teknoloji uygulamalarını yerel araştırmacılara öğretme adına büyük bir fırsat sundu. Laboratuvarın sağladığı altyapı, katılımcıların PCR uygulamalarını gerçek veriler üzerinde denemelerine imkan tanıdı. İleri araştırmalar ve gelecek planları Eğitim, sadece bir bilgi paylaşımı süreci değil, aynı zamanda bölgedeki biyoteknolojik araştırmaların kalitesini artırmayı ve bu alanda yeni projelerin geliştirilmesini teşvik etmeyi hedefleyen bir adım olarak öne çıktı. Katılımcıların PCR yöntemlerini daha ileri düzeyde uygulama fırsatları bulması, gelecekteki araştırma projelerinde önemli bir etki oluşturması bekleniyor. Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü ve KİTAM arasındaki işbirliği, bilimsel araştırmalara olan katkılarını sürdürmeyi ve bölgedeki biyoteknoloji alanında uzmanlaşmış kadroların yetişmesini sağlamayı hedefliyor. Bu tür eğitimlerin, gelecekte daha geniş kitlelere ulaşarak bilimsel gelişmelere yön verecek önemli bir rol üstlenmesi de bekleniyor.
26 Aralık 2024 Perşembe - 15:08
İHA-122 Havadan Karaya Balistik Süpersonik Füze testi başarıyla gerçekleşti
ROKETSAN tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen İHA-122 Havadan Karaya Balistik Süpersonik Füze testi başarıyla tamamlandı. Füzenin üzerine "TCG Anadolu'ya selam olsun" yazılırken, ROKETSAN Genel Müdür Murat İkinci, “Güç birliği ile tam bağımsız milli teknolojilerimiz için çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
26 Aralık 2024 Perşembe - 15:05
Geleceğin yapay zeka ve siber güvenlik uzmanları bu projeyle yetişecek
Kastamonu’da hayata geçirilen “Dijitale Yön Verecek Gençlik” projesiyle geleceğin yapay zeka ile siber güvenlik uzmanlarının yetiştirilmesi hedefleniyor. Projenin açılış toplantısında konuşan Vali Meftun Dallı, dünyada savunma sanayisinde Türkiye’nin ilk 10 içerisinde yer aldığını belirterek, parmakla gösterilir ülke konumuna geldiklerini kaydetti. Teknoloji dünyasında gençlerin dijital yeteneklerini ve girişimcilik becerilerini geliştirerek dijital geleceğe yön vermeleri amaçlanıyor. Gençlerin gelecekte söz sahibi olmalarını sağlamak, onları dijital dünyanın lideri yapmak için Kastamonu Valiliği koordinesinde Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile AIPA Yapay Zeka Politikaları Derneği iş birliğiyle “Dijitale Yön Veren Gençlik” projesi hayata geçirildi. Kastamonu genelinde her okuldan dijitale meraklı gençlerin yer aldığı proje, 24 hafta sürecek. Bu zaman zarfında öğrencilere yapay zeka, siber güvenlik, kodlama, büyük veri ve teknoloji okuryazarlık eğitimleri verilecek. Dijital dünyanın kapılarını sonuna kadar aralamak, yeniden şekillenen gelecekte söz sahibi olmak için Kastamonu’da öğrenim gören lise kademesindeki 200 öğrenci projeye dahil edildi. Projenin açılış toplantısı ise Kastamonu Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. “24 hafta boyunca alacağınız eğitim, paha biçilmez bir değere sahip” Toplantıda konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, “Bu değişimin başlangıç kısmını bizler yaşımız itibarıyla gördük. Bizim çocukluğumuzda evlerimizde yalnızca radyo vardı. Elektrik ve telefon ise köyümüze ancak 1986’da geldi. Bugün geldiğimiz noktada teknolojinin hızı, takip edilmesi neredeyse imkansız bir seviyeye ulaştı. Sevgili gençler, sizin bu konulara olan ilginiz hepimiz için çok kıymetli. Çünkü tüm bu çalışmaların amacı sizi geleceğe yön verecek bilgiyle donatmaktır. Bu eğitim programını sakın ihmal etmeyin. Bu, kendi kendine bulunabilecek veya parayla satın alınabilecek bir fırsat değil. 24 hafta boyunca alacağınız eğitim, paha biçilmez bir değere sahiptir. Bu tarihi fırsatları iyi değerlendireceğinize inanıyorum. Dünyanın gidişatını defalarca değiştiren Türk milleti olarak bu konuda da gayretle çok güzel sonuçlar elde edeceğimize yürekten inanıyorum” dedi. “Dünyada savunma sanayisinde ilk 10 içerisinde yer alarak parmakla gösterilir bir ülke haline geldik” Savunma sanayisinde Türkiye’nin artık dünyada ilk on ülke arasında yer aldığını belirten Vali Dallı, “Bu başarıların temelinde yapay zeka ve yazılım gibi ileri teknoloji alanlarında yapılan çalışmalar yer alıyor. Öğretmenlerimizden de ricamız, gençlerimizin bu eğitimi en verimli şekilde tamamlamalarını sağlamak ve onları teşvik etmek için ellerinden geleni yapmalarıdır” diye konuştu. “Geleceğe yön verecek gençlerimizin yetişmesini arzu ediyoruz” Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise dünyanın hızlı bir şekilde değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu ifade ederek, “Bu değişim ve dönüşüm en çok teknoloji alanında, yaşamımızın her yönünde kendini hissettirmektedir. Eğitimden ekonomiye, ekonomiden tarıma, tarımdan sağlığa kadar yapay zeka ve buna bağlı teknolojilerin hayatımıza hızla entegre olduğunu görüyoruz. Bu sistemleri geliştiren ve yönlendiren ise nihayetinde insanın zihni, düşüncesi ve becerisidir. Biz de bu teknolojilere yön verecek projelere ağırlık vermemiz gerektiğine inanıyoruz. Bugün valiliğimizin himayelerinde gerçekleştirdiğimiz ’Dijital Çağa Yön Veren Gençlik Projesi’ ile büyük kazanımlar elde edeceğimizi düşünüyoruz. Günümüzde yapay zeka, hologram, nesnelerin interneti, büyük veri gibi pek çok kavramla karşılaşıyoruz. Ancak mesele bu kavramları yalnızca bilmek, görmek ya da tanımak değil, bu kavramların alt bileşenlerini doldurarak üretime dönüştürmektir” şeklinde konuştu. Millet olarak köklü bir geçmişe sahip olduklarını belirten Gümüş, "Dünya genelinde yalnızca değişimi fark etmek bazı avantajlar sağlayabilir. Ancak fark etmek yeterli değildir. Bu farkındalığı üretime dönüştürmek, değişime ayak uydurmak ve hatta bu değişime yön vermek çok daha önemlidir. Az önce yapay zeka asistanımızın da belirttiği gibi mesele burada geleceğe yön verecek gençlerimizin yetişmesidir. Biz, millet olarak binlerce yıllık bir birikime sahibiz. Bu birikimi dijital çağda en iyi şekilde değerlendirip tüm insanlığın hizmetine sunma gücüne sahibiz. Gençlerimize güveniyoruz. Onlara rehberlik eden öğretmenlerimizin desteğiyle çok daha büyük ve güzel işler başaracağımıza inanıyoruz. Bu başarıları elde ederken elbette yalnız değiliz. Çalışmalarımıza destek veren, önümüzü açan ve bizleri cesaretlendiren Sayın Valimize şükranlarımızı sunuyorum. Aynı şekilde bu ve benzeri projelerin hayata geçirilmesinde desteklerini esirgemeyen Yapay Zeka Politikaları Derneği’ne, AIPA Dernek Başkanı Sayın Zafer Bey ve kıymetli yönetimine teşekkür ediyorum. Bu projenin Kastamonu’muza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bizlerin köklerimizden geleceğe uzanan kutlu yürüyüşü yılmadan devam edecek ve bu başarı katlanarak büyüyecektir” ifadelerini kullandı. “Cumhuriyetimizin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girebilmesi için yapay zeka alanında ilerlemesi gerekiyor” Dünyanın büyük bir değişim ve dönüşüme girdiğini söyleyen AIPA Yapay Zeka Politikaları Derneği Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu da, “Dünya yepyeni bir sayfaya geçiyor ve bizler bu dönüşümün tam ortasındayız. Bu sayfanın en önemli dönüştürücü gücü yapay zekadır. Bu kez geç kalırsak, yalnızca geride kalmayız, tamamen oyun dışı olabiliriz. Artık hepimizin, özellikle gençlerimizin yapay zeka ile ilgilenmesi gerekiyor. Çünkü yapay zekanın ekonomiden eğitime, dış politikadan siyasete, iklim değişikliğinden medyaya ve tarıma kadar birçok alanı dönüştüreceğini biliyoruz” dedi. “Gençler olarak bizler artık yarının çocukları değil, bugünün çocuklarıyız” Projeden faydalanan Kastamonu Göl Anadolu Lisesi öğrencisi Zeynep Öztek, “Dijitale yön vermek için gençlerin arasında yer almak benim için çok büyük bir şans. Yarının kodlarını bizler bugünden yazıyoruz. Önemli olan bu konuda bizlerin bir şeyler öğrenebiliyor olmasıdır. Değerler üretmek bizlerin görevi. Gençler olarak bizler artık yarının çocukları değil, bugünün çocuklarıyız. Bugünde değer üretmek amacıyla yapıyoruz bu işleri. Geleceğe yön vermek açısından da yapay zekada, okuryazarlıkta ve siber güvenlikte, özellikle yapay zekanın güvenliğinde ve kendi dijitaldeki güvenliklerimiz açısından önem arz ediyor. Bu eğitimi burada alacağımızı ve 6 ay sonrasında daha iyi yerlere geleceğimizi düşünüyorum. Umarım ilk 10’a girebilirim” dedi.
26 Aralık 2024 Perşembe - 11:17
ETÜ’de teknoloji atağı
Erzurum Teknik Üniversitesi’nde geliştirilen “Bal Peteği Desenine Sahip Yüksek Dayanımlı TiNi/MAX Kompakt Kaplamalar” patent alarak tescillendi. Erzurum Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hikmet Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı, Doç. Dr. İsmail Hakkı Korkmaz ve Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. İhsan Efeoğlu’nun araştırmacı olarak yer aldığı TÜBİTAK-1001 projesi kapsamında üretilen “Bal Peteği Desenine Sahip Yüksek Dayanımlı TiNi/MAX Kompakt Kaplamalar” patent alarak tescillendi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hikmet Çiçek ve Doç. Dr. İsmail Hakkı Korkmaz; “Akıllı malzemeler ile kendi kendini yenileyebilen/onarabilen malzemeleri uygun geometri ve kompozisyonda bir araya getirerek yeni nesil kompakt koruyucu kaplamalar elde ettiklerini ve bu kaplamların makine elemanlarında hasarın önlenmesine ilaveten oluşabilecek hasarların da kendi kendini onarması/yenilmesi sağlanabilmektedir. Literatürde ilk defa MAX fazı filmlere biyomimetrik yapı olan bal peteği deseni verilerek, petek boşlukları ise süper elastik özellikli TiNi filmler ile dolduruldu. Bal peteği deseni MAX fazı filmlere kesme gerilmesi altında esneme özelliği kazandırırken, süper elastik TiNi filmler de bal peteği yapısına hem dolgu maddesi olarak hem de süper elastik yapısı sayesinde belli bir değere kadar esneme fırsatı vermektedir. Üretilen bal peteği desenine sahip TiNi/MAX kompakt kaplamaların özellikle hava-uzay taşıtlarının sürtünme-aşınmaya maruz kalan parçalarında kullanılmasının servis ömrünü önemli derecede artıracağını ve bakım maliyetlerini düşüreceğini öngörülüyoruz” ifadelerini kullandılar.
26 Aralık 2024 Perşembe - 09:31
Çağımızın stratejik müttefiki: yapay zeka
Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü tarafından 5.’si düzenlenen PRTalks Paneli bu yıl, “Yapay Zeka ve İtibar Yönetimi” temasıyla gerçekleşti. İtibar Yönetimi Danışmanı, Yazar Salim Kadıbeşegil dünyanın yapay zeka ile yeni bir toplumsal sözleşmeye doğru gittiğini belirterek, “Yapay zeka bizim en verimli iş ortağımız olabilir ancak bu noktada en önemli tehlike yanlış bilgi ve veri sahteciliği” dedi. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Alikılıç’ın üstlendiği “PR Talks” etkinliğinin beşincisine, İtibar Yönetimi Danışmanı, RepMan Kurucu Başkanı, Yazar Salim Kadıbeşegil, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Behiç Alp Aytekin ve Yapımcı- Yönetmen Can Fakıoğlu konuşmacı olarak katıldı. Yapay zeka ve itibar yönetimi Yapay zekanın itibar yönetimi için yalnızca bir araç değil, aynı zamanda stratejik bir müttefiğimiz olabileceğini belirten Salim Kadıbeşegil şunları söyledi: “Veri analizi ve algı yönetimi çok önemli. Yapay zeka ile sosyal medyada duygu analizi yaparak bir markanın itibar yönetimini nasıl yapabileceğini belirleyebilirsiniz ve idare edebilirsiniz. En önemli tehlike yanlış bilgi ve veri sahteciliği. Burada etik konusu da çok önemli bir kavram olarak ortaya çıkıyor. Yapay zeka şu anda hayatımızda ve bundan sonra da olacak. Önemli olan ondan nasıl faydalanabileceğimiz. Yapay zeka için GO oyununu örnek vermemin bir nedeni var. Orada bir şey bizim kontrolümüzden çıkıyor. İnsanın kontrolünden çıkarak bilgisayarın eline geçiyor. Bu bir dönüm noktası oluyor. Teknoloji insanlık tarihinin başından beri insanlığın hayrına olacağı iddia edilen buluşlarla gelişti. Teknolojiye hakim olmak bize bir kazanım getiriyor. Dünya Wikipedia gibi yani herkesin veri sağladığı ve faydalandığı bir alan olsa, hatta şirketler de bu şekilde yapay zekaya yaklaşsa o zaman çok güzelleyir. Böyle bir sistem etik, adil ve mantıklı olur.” Yapay zekaya ne kadar güvenebiliriz sorusunun da güncelliğini koruduğunu vurgulayan Kadıbeşegil, “Tabi ki bu teknolojiden destek alıyoruz. Bir tarafta Çin ve Hindistan var dünya nüfusunun yarısı. Diğer tarafta devletlerin bile üstünde 5 adam var. Yapay zeka dahil her şeyi kontrol ediyorlar. Elon Musk, Jeff Bezos gibi yeni yönetici sistemlerinin olduğu. Artık dünya sınırları kalktığı bambaşka bir toplumsal sözleşmeye doğru gidiyor. Peki İnsanlık nasıl bir toplumsal sözleşmeden geçiyor? Gönlümden geçen Wikipedia gibi bir dünya ama böyle mi olacak bilemiyoruz” diye konuştu. İnsana rakip mi? Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Behiç Alp Aytekin de yapay zeka ile insanın yarıştırıldığı bir ortam oluşturulduğunu belirterek, “Yapay zekadan faydalanmak için doğru üretim araçları nelerdir sorusunu sormamız gerekiyor. Yapay zeka ile birey arasında bir rekabet varmış ikilemi yaratılıyor. Aslında yapay zekayı eğiten aslında birey. Ona komutu yazan bir insan. Dolayısıyla yapay zekayı bir rakip değil müttefik gibi görmek mümkün. İşte bu noktada etik değerler ön plana çıkıyor. Nasıl ki tarih yazarken objektif ya da sübjektif olma durumu varsa bunun için de aynı şey geçerli. Yapay zekanın çıkışı batı olduğu için enformasyonu da onlar oluşturuyor” dedi. Rekabette eşitlik Yapay zekanın dünya tarihinde görmediğimiz bir hızda çok yüksek bir kullanıcı sayısına ulaştığını ifade eden Yapımcı ve yönetmen Can Fakıoğlu da “Yapay zekan, ucuz ve verimli bir hizmet sunuyor. Zaman ve enerjiden tasarruf ederek kullanılan bir uygulama. Duygu barındırmadığı ve 7/24 uyanık çalıştığı için fark yaratacak insanı nüansını koymasa bile hatadan arındırılmış mantıklı çözümü üretebiliyor. Bana göre bizim bunlara çok ihtiyacımız var. Toplumun her alanında karar mekanizmasının başındaki kişiler duygusal hareket ederek toplumun yararını gözetmeyen kararlar verebiliyor. Örneğin iklim krizi, ekonomik krizler küresel olarak hepimiz bu krizlerin içinde yaşıyoruz. Özetle o duygudan arınmış düz mantığı aklıselime ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
25 Aralık 2024 Çarşamba - 14:59
Enerjimiz Eşit Meslek Liseleri Projesi’nin kapanış toplantısı yapıldı
Enerji sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırılması ve fırsat eşitliğinin desteklenmesi amacıyla OEDAŞ ve EBRD iş birliği, ANKON Consulting danışmanlığında yürütülen ‘Enerjimiz Eşit Meslek Liseleri Projesi’nin kapanış toplantısı yapıldı. Proje kapsamında uygulama ili olarak seçilen Afyonkarahisar’daki 9 meslek lisesinde yaklaşık 300 öğrenciye ‘teknik’ ve ‘kişisel gelişim’ eğitimleri verilirken fırsat eşitliği alanında da farkındalık sağlandı. Projeyi değerlendiren OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, “Kadın istihdamının dezavantajlı olduğu sektörümüzde fırsat eşitliği alanında farkındalık oluşturarak kız öğrencilerin enerji sektörüne bakışını değiştirmenin ve kadın teknisyen sayısını artırmanın toplum için önemli bir kazanç olacağına inanıyoruz” dedi. Elektrik dağıtım şirketi Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) iş birliği ve ANKON Consulting danışmanlığında 2023 yılında başlatılan ‘Enerjimiz Eşit Meslek Liseleri Projesi’nin kapanış toplantısı yapıldı. OEDAŞ Kurumsal İletişim Yöneticisi Esat Tayfur İnay, EBRD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ekonomik Kapsayıcılık Ülke Lideri Özen Karaca Tümer ve ANKON Consulting Portfolyo Yöneticisi Ahu Yücesoy Kilianski’nin katılımıyla çevrim içi ortamda düzenlenen toplantıda projenin kazanımları hakkında bilgi verildi. “Fırsat eşitliği toplum için kazançtır” Projeyi değerlendiren OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, kadın istihdamının dezavantajlı olduğu enerji sektöründe fırsat eşitliği oluşturmanın, bu alanda farkındalık oluşturmanın ve kadın teknisyen sayısını artırmanın yalnızca sektör değil, toplum için de kazanç olduğunu söyledi. Yalçın, “Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri (WEP’s) imzacısı bir şirket olarak hem şirketimiz içinde hem de dış paydaşlarımızla birlikte bu anlayışı hayata geçirmek için çalışıyoruz. Enerjimiz Eşit Meslek Liseleri Projesi de bu hedef doğrultusunda attığımız önemli bir adımdır. Projenin başarısında emeği geçen EBRD, ANKON Consulting, eğitime katılan okulların yöneticileri, öğretmenleri ve öğrencilerine içtenlikle teşekkür ederim" dedi. “Hayal etmekten ve çalışmaktan asla vazgeçmeyin” Projeye katılan öğrencilere seslenerek kendisinin de üniversite eğitiminden önce meslek lisesinde okuduğunu belirten Yalçın şöyle devam etti; “Meslek lisesinde aldığım eğitim, bugün bulunduğum noktaya gelmemde önemli bir temel oluşturdu. Sizlerin de bugün kazandığınız bilgi ve becerilerin gelecekte büyük başarılara imza atmanıza imkan sağlayacağına yürekten inanıyorum. Hayal etmekten ve çalışmaktan asla vazgeçmeyin. Enerji sektörü, sizlerin katılımıyla çok daha güçlü ve yenilikçi bir hale gelecek.” “Enerji sektöründe kadının artan rolünü destekledik” ANKON Consulting Portfolyo Yöneticisi Ahu Yücesoy Kilianski, “OEDAŞ’la yürüttüğümüz bu projede amacımız, gençlerin enerji ve elektrik dağıtım sektörüne yönelik becerilerinin ve bu sektördeki istihdam imkanlarına erişimlerinin artırılması, bununla birlikte enerji sektöründe kadının artan rolünün desteklenmesiydi. Başarıyla tamamladığımız pilot eğitimler neticesinde 9 okulda yaklaşık 300 öğrenciye hem teknik hem sosyal beceri geliştirme başlıklarında eğitimler sağladık. Mevcut durum analizi de gerçekleştirerek kadınların enerji ve elektrik dağıtım sektöründe daha görünür olması için yapılması gereken çalışmaları belirlemiş olduk” diye konuştu. “Eğitimlere katılan öğrenciler iş hayatında öne çıkacak” EBRD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ekonomik Kapsayıcılık Ülke Lideri Özen Karaca Tümer, “Bizim rolümüz burada özel sektör ve eğitim kurumlarını bir araya getirmek, eğitim kurumlarının mezun ettiği gençlerin özel sektörün ihtiyacı olan becerilerle donatılmasına destek olmaktır” dedi. Bu projeye finansman sağlamaktaki amaçlarının iş gücü piyasasını daha nitelikli ve çeşitli hâle getirmek olduğunu belirten Tümer, çeşitliliğin enerji ve elektrik dağıtım sektöründe daha fazla kadının temsil edilmesiyle sağlanacağını ifade etti. Tümer ayrıca, eğitimlerden faydalanan gençlerin bu sektörde yer alabilmek için gerekli becerilere daha fazla sahip olarak bir adım daha öne çıkacaklarını umduklarını ve bu projeyle bu amacı desteklemiş olduklarını söyledi. İlham veren hikayeler paylaşıldı Açılış konuşmalarının ardından projenin kazanımlarına yönelik bir sunum yapıldı. Etkinliğin devamında düzenlenen açık oturumda, projeye katılan öğrenciler şirket yetkililerine sorularını yöneltip sektör ve fırsat eşitliğine ilişkin bilgi aldı. Toplantıda ayrıca OEDAŞ’ta çalışan kadın mühendisler öğrencilere ilham veren hikayelerini anlattı. Yaklaşık 300 öğrenciye eğitim verildi Proje kapsamında uygulama ili olarak seçilen Afyonkarahisar’daki 9 meslek lisesinde yaklaşık 300 öğrenciye eğitim verildi. Teknik eğitimlerde elektrik sektöründe dağıtım hizmetleri, yatırım ve planlama, stok kontrol, sistem işletme ile coğrafi bilgi sistemleri ve kamulaştırma konuları ele alınırken kişisel gelişim eğitimleri ise fırsat eşitliği, sunum teknikleri, iletişim ve sürdürülebilirlik konularını içerdi. Ulusal ve uluslararası ödüllü proje Enerjimiz Eşit Meslek Liseleri Projesi, OEDAŞ’ın 2019 yılında başlattığı Enerjimiz Eşit Projesi kapsamında gerçekleştirildi. Kadınların iş hayatına ve enerji sektörüne kazandırılmasına katkı sunmayı amaçladığımız bu proje ile OEDAŞ’ın projenin başladığı yıl yüzde 28 seviyesinde olan ‘beyaz yaka’ kadın çalışan oranı yüzde 34’e yükseldi. Meslek liselerinde verilen son eğitimlerin yanı sıra pandemi döneminde sağlanan çevrim içi staj imkanlarıyla kız öğrencilerin mesleğe bakış açılarının değişmesine ve özgüven kazanmalarına katkı sağlandı. OEDAŞ, Enerjimiz Eşit projesi ile 2021 yılında EBRD’nin düzenlediği Sürdürülebilirlik Ödülleri’nde gümüş madalya alırken 2022 yılında T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye’ye Enerji Veren Kadınlar Ödül Töreni’nde Enerjide Örnek Şirket seçildi. 2023 yılında Kadın Dostu Markalar 2023 Farkındalık Ödülü ile Toplumsal Fayda Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülü kazanıldı. Proje bu yıl da uluslararası bir ödül programı olan Best Business Awards’ta Eşitlik, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Programı kategorisinde ödüle layık görüldü.
25 Aralık 2024 Çarşamba - 13:53
Teknolojinin yeni tehlikesi: Duygusal yapay zeka
Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, duygusal yapay zeka ile çocuk ve hasta bakıcılığı gibi işlerin robotlara bırakılabileceğini söyleyerek, “Yapay zeka yüklü cihazların farklı şekillerde yönetilmesiyle birtakım sorunlar da ortaya çıkabilecek” dedi. Duygusal yapay zeka tanımı ile işlerin farklı noktalara gidebileceğini söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, “Yapay zeka özellikle son bir yıl içerisinde hayatımızı çok ciddi anlamda değiştirdi. Hayatımızın her köşesine dokundu. Yani bir yazı yazarken de, makale yazarken de ya da bir müzik yaparken de yapay zekayı kullanıyorduk. Bunlar kabul edilebilir görülüyordu ama tabii ki şu aşamada duygusal yapay zeka dediğimiz olayla birlikte haliyle işin seyri çok farklı bir yere doğru gidiyor. Duygusal yapay zeka nedir? Yapay zekanın bir insan gibi eğitilerek, yetiştirilerek diyelim o tepkileri vermesi sağlanmak suretiyle farklı iş alanlarına da girmesi anlamına geliyor. Özellikle duygusal yapay zekanın da ortaya çıkması ile birlikte hasta bakıcılar ya da bebek bakıcılığı, çocuk bakıcılığı gibi işleri de artık yapay zeka yüklü olan robotlara bırakmış olacağız. Tabii ki şu anda hala işin içinden çıkılabilmiş durumda değil. Mesela yapay zekayla üretilen bir takım verilerin telif hakları kime aittir? Ya da bununla ilgili hukuki boyut ne olacaktır? Bunların içinden henüz çıkmamışken, haliyle yapay zeka yüklü olan robotlara biz hasta bakıcılığı ya da çocuk bakıcılığı yaptırdığımız zaman burada ne tür sorunlarla karşılayacağımızı şu anda öngörmek çok zor. Ancak şöyle bir durum var; haliyle spekülasyon ya da farklı yönlendirmeye de müsait olduğu için yapay zeka yüklü cihazların farklı şekillerde yönetilmesiyle birtakım sorunlar da ortaya çıkabilecek” dedi. Topuzoğlu, yapay zeka alanında da millileşmenin önemli olduğunu söyleyerek, “Aslında biz hep şunu savunmuştuk; yapay zekayla birlikte birçok alanda çok daha iyi çözümler alabiliyoruz ama bunun farklı kişiler tarafından yönetilmesi mümkün olduğu için haliyle bir soru sorduğu zaman yanlış bilgilerin gelmesi ya da bir robotu biz iyi bir şekilde programlamış olsak bile bir açığının bulunarak hacklenmesi dolayısıyla farklı işler yaptırılması gibi durumlarla karşı karşıya kalabileceğiz, ki bu durumları içeren bir takım filmlerde daha şimdiden vizyona girmiş durumda. Her zaman söylediğimiz gibi, bizim yerli ve milli kendi çözümlerimize ihtiyacımız var. Nasıl ki bugüne kadar farklı alanlarda kendi cihazlarımızı üretebildiysek, kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı yapabildiysek, yapay zeka ve teknolojide de artık millileşmenin zamanı, ulusallaşmanın zamanı geldi diye düşünüyoruz. Eğer biz kontrolü kendi elimize almazsak daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğiz” ifadelerini kullandı.
25 Aralık 2024 Çarşamba - 13:46
Teknolojinin yeni tehlikesi: ‘Duygusal yapay zeka’
Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, yüklenecek duygusal yapay zeka ile çocuk ve hasta bakıcılığı gibi işlerin robotlara bırakılabileceğini söyleyerek, “Yapay zeka yüklü cihazların farklı şekillerde yönetilmesiyle birtakım sorunlar da ortaya çıkabilecek” dedi. Duygusal yapay zeka tanımı ile işlerin farklı noktalara gidebileceğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, “Yapay zeka özellikle son bir yıl içerisinde hayatımızı çok ciddi anlamda değiştirdi. Hayatımızın her köşesine dokundu. Yani bir yazı yazarken de makale yazarken de ya da bir müzik yaparken de yapay zekayı kullanıyorduk. Bunlar kabul edilebilir görülüyordu ama tabi ki şu aşamada duygusal yapay zeka dediğimiz olayla birlikte haliyle işin seyri çok farklı bir yere doğru gidiyor. Duygusal yapay zeka nedir? Yapay zekanın bir insan gibi eğitilerek yetiştirilerek diyelim o tepkileri vermesi sağlanmak suretiyle farklı iş alanlarına da girmesi anlamına geliyor. Özellikle duygusal yapay zekanın da ortaya çıkması ile birlikte hasta bakıcılar ya da bebek bakıcılığı, çocuk bakıcılığı gibi işleri de artık yapay zeka yüklü olan robotlara bırakmış olacağız. Tabi ki şu anda hala işin içinden çıkılabilmiş durumda değil. Mesela yapay zekayla üretilen bir takım verilerin telif hakları kime aittir? Ya da bununla ilgili hukuki boyut ne olacaktır? Bunların içinden henüz çıkmamışken, haliyle yapay zeka yüklü olan robotlara biz hasta bakıcılığı ya da çocuk bakıcılığı yaptırdığımız zaman burada ne tür sorunlarla karşılayacağımızı şu anda öngörmek çok zor. Ancak şöyle bir durum var; haliyle spekülasyon ya da farklı yönlendirmeye de müsait olduğu için yapay zeka yüklü cihazların farklı şekillerde yönetilmesiyle birtakım sorunlar da ortaya çıkabilecek” dedi. Topuzoğlu, yapay zeka alanında da millileşmenin önemli olduğunu söyleyerek, “Aslında biz hep şunu savunmuştuk; yapay zekayla birlikte birçok alanda çok daha iyi çözümler alabiliyoruz ama bunun farklı kişiler tarafından yönetilmesi mümkün olduğu için, haliyle bir soru sorduğu zaman yanlış bilgilerin gelmesi ya da bir robotu biz iyi bir şekilde programlamış olsak bile bir açığının bulunarak hacklenmesi dolayısıyla farklı işler yaptırılması gibi durumlarla karşı karşıya kalabileceğiz ki bu durumları içeren bir takım filmlerde daha şimdiden vizyona girmiş durumda. Her zaman söylediğimiz gibi, bizim yerli ve milli kendi çözümlerimize ihtiyacımız var. Nasıl ki bugüne kadar farklı alanlarda kendi cihazlarımızı üretebildiysek, kendi İHA’larımızı SİHA’larımızı yapabildiysek yapay zeka ve teknolojide de artık millileşmenin zamanı geldi diye, ulusallaşmanın zaman diye düşünüyoruz. Eğer biz kontrolü kendi elimize almazsak daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğiz” ifadelerini kullandı. (EK
25 Aralık 2024 Çarşamba - 12:19
KBÜ öğrencileri Türkiye’nin çip üretiminde bağımsızlık hedefliyor
Karabük Üniversitesi öğrencilerinin oluşan TEKNOFEST takımı Küp X, teknolojide dışa bağımlılığı azaltmak ve Türkiye’nin çip üretimindeki yerini güçlendirmek amacıyla yerli ve milli çip tasarımı üzerinde çalışıyor. Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencilerinden Emre Çoban, Enes Toprak, Ülkü Karayakalı, Yakup Büyükkaya, Medine Çifci ve Elif Sena Dindar’dan oluşan Küp X ekibi, çip tasarımı ve mikroelektronik sistemler üzerine yoğunlaşarak, üniversitenin laboratuvar imkanlarından da faydalanıyor. Ekip, çiplerin enerji verimliliği, güvenlik altyapısı ve yüksek performans sunması için ileri mühendislik tekniklerini kullanıyor. Küp X’in projeleri, ülkenin dijital altyapısını güçlendirecek ve teknoloji dünyasında önemli bir yer edinmesine katkı sunacak potansiyele sahip. Ekip, çalışmalarını tamamladıktan sonra tasarladıkları çiplerin üretim süreçlerini de yerli imkanlarla gerçekleştirmeyi planlıyor. Karabük Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi ve Küp X Takımı kaptanı Emre Çoban, takımının çip tasarımı alanındaki başarılarını ve Teknofest’e katılım sürecini anlattı. 2021 yılında kurularak 4 yıl boyunca yarışmalara katıldıklarını, ilk yıl finale kalarak büyük bir başarıya imza attıklarını ve ikinci yılda ise üçüncülük ödülünü kazandıklarını belirten Çoban, elde ettikleri başarının takımı sürekli olarak geliştirdiğini ve yeniliklere açık hale getirdiğini vurguladı. TEKNOFEST sürecinin oldukça zorlu geçtiğini ifade eden Çoban, takım olarak önce kapsamlı araştırmalar yaptıklarını, ardından raporlar ve diğer teknik çalışmalarla yoğun bir tempo içinde ilerlediklerini belirterek, “TEKNOFEST’e gitmek biraz zorlu bir süreç. Çünkü bu festivalde raporlar ve diğer çalışmalar zorlayıcı olabiliyor. Bizim için şöyle bir süreç var: Öncelikle araştırmamızı yapıyoruz, ardından raporları okuyoruz. Raporları okuduktan sonra devam ediyoruz, ama geceleri sabahlayarak çalışıyoruz. Bu yüzden bizim için çok zorlu bir süreç. Biz TEKNOFEST’e gittiğimizde önce jüriye sunum yapıyoruz. Sunumda hocalara projeyi sunduktan sonra onlardan geri bildirimler alıyoruz. Geri bildirim aldıktan sonra onlarla iletişime geçerek projemizi daha da geliştirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu. Çip tasarımının önemine dikkat çeken Emre Çoban, bu teknolojilerin tüm cihazlarda kritik bir rol oynadığını aktararak şunları söyledi: “Bütün teknolojik cihazlarda çip bulunuyor. Ama bu çiplerin üretimi çok hassas ve çok zorlu bir süreç. Savunma sanayisinden tutun da telefon, televizyon, kamera, aklınıza gelebilecek bütün teknolojik cihazlarda çip bulunuyor. Ancak bu çiplerin belli başlı merkezleri var: Amerika, Çin, Japonya, Kore gibi ülkeler. Biz de bu alanda yeni gelişmeler yaparak, Türkiye adına güzel bir yerlere gelmeye çalışıyoruz.” Bu yılki hedeflerini de paylaşan Çoban, “Bizim bu seneki amacımız dereceye girmek. Bu üniversite için de bizim için de çok önemli bir süreç. Çünkü TEKNOFEST’te birinci olmak çok zorlu bir hedef ve sadece bir takıma ait bir şey. İnşallah birinci olacağız” dedi. Karabük Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi ve Küp X Takımı üyesi Yakup Büyükkaya, takımının TEKNOFEST yolundaki başarılarını ve hedeflerini paylaştı. Küp X Takımı, 2022 yılında dünya çapındaki bazı ülkelerin uyguladığı ambargolar ve kısıtlamalar üzerine bağımsız bir teknoloji altyapısı kurma kararı aldığını anlatan Büyükkaya, “Biz de tam bağımsız bir ülke inşası için, müreffeh yarınlar için ne yapabiliriz diye düşündük ve bu sebeple çalışmalarımıza başladık. Çalışmalarımız esnasında, uykusuz kaldığımız geceler, rapor yazarken kafamızın karıştığı süreçlerin içerisinden geçerek şu anki konumumuza geldik. Bu nedenle, bu sadece bir senelik başarının arkasında yatan emek değil, uykusuz geceler, azim, arkadaşlık ve dostluğun birleştiği çok güzel bir süreçtir. Bununla beraber, inşallah 90’lardan beri süregelen bir paradigma kırılması var, kablolu iletişimden kablosuz iletişime geçiş var. Bu paradigma kırılmasının öznesi olarak bizler, kablolu, büyük ve yüksek maliyetli sistemlerden ziyade düşük maliyetli, kolay entegrasyon gerektiren ve ücret konusunda da teknoloji ithalatı yerine ihracatı yapabileceğimiz sistemler üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca, ürettiğimiz bir çip mevcut. Gelecek zamanlarda, bu çip ile ülkemize katkı sağlamak istiyoruz” diye konuştu. Takım olarak özellikle batarya güç sistemlerinde büyük bir yenilik geliştirmeyi amaçladıklarını kaydeden Büyükkaya, “Bu batarya güç sistemlerinde herkesin bildiği gibi büyük komponentler kullanılıyor. Biz ise büyük komponentler yerine, tümleşik ve kolay entegrasyonu gerektiren bir çip tasarlamaktayız. Şuanda, ülkemizde halihazırda üretilmiş TÜBİTAK tarafından Çakıl projesi bulunuyor. Bu, 65 nanometrede çalışıyor TÜBİTAK laboratuvarlarında. Biz ise 90 nanometrede çalışıyoruz. Ayrık elemanları düşündüğümüzde, mikro düzeyde makro değişimi elde etmek için azimle çalışıyoruz. 90 nanometre ile elde ettiğimiz bu projeyle, ülkemizdeki tasarım ekosistemine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bizim gibi tasarım yapan mühendislerin gelişmesine yardımcı oluyoruz ki, gelecek zamanlarda ülkemizde yabancı yatırımları çekip, bir çip tasarım fabrikası kurduğumuzda, Tayvan’dan değil de Türkiye’den çip tedarik etme hevesindeyiz” dedi. Büyükkaya, ayrıca 10 yıl içinde yerli çip üretimini hayata geçirmeyi ve Türk mühendislerinin katkısıyla bu alanda öncü olmayı hedeflediklerini ve ülkenin savunma sanayisine katkı sağlama amacını yineledi.
25 Aralık 2024 Çarşamba - 12:12
BARÜ’de 8. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı hazırlıkları başladı
Bartın Üniversitesinin (BARÜ) yedincisini yurt içi ve yurt dışından rekor bir katılımla gerçekleştirdiği Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı etkinliğinin sekizincisi için çalışmalar başladı. Bartın Üniversitesinin (BARÜ) 2017 yılından bu yana yoğun bir katılımla gerçekleştirdiği Ar-Ge Proje Pazarında yeni dönem hazırlıkları başladı. Bu yıl ilk defa uluslararası alanda düzenlenerek 9 farklı ülkeden ve Türkiye’nin 35 ilinden araştırmacılarla birlikte 15 bini aşkın ziyaretçinin yer aldığı festivalde daha fazla kişiye ulaşmak hedeflendi. Bu kapsamda BARÜ ile birlikte 6 faklı üniversitenin paydaşlığında organize edilen 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı için Azerbaycan’da çeşitli temaslarda bulunuldu. Ar-Ge Proje Pazarı Düzenleme Kurulu üyeleri Daire Başkanı Turgay Delialioğlu ile Öğr. Gör. Dr. Mehmet Ceylan tarafından gerçekleştirilen ziyaretlerde; ilk olarak Hazar Üniversitesi ile Azerbaycan Teknik Üniversitesinde toplantılar yapıldı. Üniversite yöneticileri ile odak akademik birimlerden akademisyenlerin yer aldığı toplantılarda 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı ile ilgili bilgiler verilerek bilim ve teknoloji temelli kalkınma hedefleri üzerinde duruldu. Oldukça yoğun bir programda başarıyla tamamlanan festivalde sunulan ve dereceye giren projelerin; özgün değer, yenilikçilik, ticarileşme süreci, pazar potansiyeli, yaygın etki, sosyal çevre niteliği, çevresel fayda potansiyeli ve proje takımı niteliğinin görüşüldüğü toplantılarda iş birliğinin artarak devam etmesi yönünde fikir birliğine varıldı. Ayrıca Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesine de geçen BARÜ heyeti, 2025 yılı Kasım ayında gerçekleştirilmesi planlanan festivalin ortak düzenlenmesi başta olmak üzere yapılabilecek muhtemel iş birliği imkânlarını görüştü. Her iki ülkenin bilimsel araştırma kapasitelerinin bir araya getirilmesi yönündeki çalışmalara değinen BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, “yükseköğretimin uluslararasılaşması” yönündeki gösterilen gayretin oldukça önemli olduğunu vurguladı. Rektör Uzun, “Ülkemizin genç üniversitelerinden biri olarak ortak yarınlarımıza değer katma hedefiyle çalışıyor, kazanımlarımızı geleceğe aktarıyoruz. Bu noktada uluslararasılaşma hedeflerimizin bir yansıması olarak bu yıl ilk kez yurt dışından paydaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge Proje Pazarını başarıyla tamamladık. Geçmiş yıllarda olduğu gibi yüzlerce bilim ve teknoloji tutkununun yenilikçi ve ilham verici fikirlerine ortak olmak için bir araya geldiğimiz organizasyonda sunulan projelerden heyecan duyduk. Hedefimiz cesaretle eğilerek her geçen gün gururla ilerlettiğimiz vizyonumuzu daha güçlü bir şekilde ileriye taşımaktadır. Bu düşüncelerle kurumsal ilerleyişimize sunduğu katkılardan dolayı tüm bileşenlerimize teşekkür ediyorum. Bilim ve teknoloji temelli kalkınma stratejilerimiz ile uluslararasılaşma hedeflerimize verdikleri destekler dolayısıyla YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar ile YÖK üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum” şeklinde konuştu.
25 Aralık 2024 Çarşamba - 10:40
Manisa Büyükşehir’den hayatı kolaylaştıran teknolojik yenilik
Manisa Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştırmak ve altyapı hizmetlerine erişimi dijital çözümlerle daha etkin hale getirmek için önemli bir adım daha attı. Geliştirilen, Altyapı Bilgi Sistemi (AYBİS) sayesinde, kazı ruhsatı işlemleri ve altyapı çalışmaları artık belediye binalarına gitmeden, internet üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilebilecek. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “AYBİS’le artık tüm altyapı kazı çalışmalarının kontrolü Manisa Büyükşehir Belediyesinde. 2025’te Manisa’nın altyapısında yeni bir dönem başlıyor. Teknolojik altyapı çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, “daha erişilebilir ve kaliteli hizmet” vizyonuyla, teknolojiyi vatandaşa dokunan her alanda etkin bir şekilde kullanmaya devam ediyor. Altyapı çalışmalarında kurumlar arası koordinasyonu sağlamak ve kazı süreçlerini sistematik bir şekilde takip edebilmek için AYBİS hayata geçiriliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Alt Yapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nın koordinatörlüğünde yürütülen AYBİS ile ilgili olarak Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası’nda toplantı gerçekleşti. Toplantıda; Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından AYKOME ve ilçe belediyesi görevlileri, sistem hakkında bilgilendirilirken katılımcıların da görüşleri alınarak sistemin işleyişi detaylı şekilde ele alındı. AYBİS sayesinde, altyapı çalışmalarında kurumlar arası koordinasyon güçlenip süreç takibi de hem vatandaşlar hem de belediyeler için daha şeffaf ve erişilebilir hale gelecek. Kazı planlamalarını yapacaklar Süreçler Manisa Büyükşehir Belediyesi koordinatörlüğünde yürütülürken kazı izinleri ve ruhsatlandırmalar denetlenmeye devam edilecek. Toplantıda, ayrıca, çalışma yapılan yerlerde belirli bir süreyle kazı işlemi yapılamayacağına ilişkin bilgi, özel firmalara ve kuruluşlara aktarıldı. Her kurumun bu süre kapsamında planlamalarını yapacağı ve çalışmaların bu yönde ilerleyeceği de bildirildi. Vatandaşlar İnternet üzerinden kazı ruhsatı alabilecek AYBİS, vatandaşlara büyük kolaylık sağlayacak. Sistem, Belediyenin resmi internet sitesinde (https://aybis.manisa.bel.tr/) test kullanımına başladı. Test kullanıcı adı ve şifreleri ile sisteme giriş yapan kullanıcılar; kazı başvuru, zemin inceleme, tahakkuk hesaplama, makbuz kontrol ve kazı ruhsatı işlemlerini online olarak yapabilecek. Kazı çalışmaları anlık bildirimlerle takip edilecek 2 Ocak 2025 itibarıyla Yunusemre Belediyesi’nde aktif olarak hizmet vermeye başlayacak sistem, kademe kademe diğer ilçe belediyelerinin de kullanımına sunulacak. AYBİS sayesinde vatandaşlar, harita tabanlı uygulama üzerinden kazı çalışmalarını sokak bazında takip edebilecek ve anlık bildirimlerle bilgi alabilecek. Bu yeni dijital sistem, teknolojiyi halkın hizmetine sunarak hem yaşam kalitesini artırmayı hem de belediyecilik hizmetlerinde öncü olmayı hedefliyor. “Bir tık uzağınızda” Manisa’ya yapılacak teknolojik altyapı çalışmalarına ara vermeden devam edeceklerini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “Daha önceden yapılmamış olan doğalgaz ve elektrik dijital altyapı çalışmalarını tamamladık. Süreçle ilgili çalışmalarımız hızla devam etmekte olup dijital altyapı haritamız tüm Manisa’yı kapsayacak şekilde ivedilikle tamamlanacak. Kazı ve çalışma yapılacak alanlarda artık kurumlar Altyapı Bilgi Sistemi üzerinde eş güdümlü olarak irtibat halinde çalışacak. Yapılan kazıyla tüm kurum ve kuruluşlar çalışmalarını tamamlayacak. Kazı yapılıp çalışmanın bittiği alanda bir daha kazı yapılmayacak ve halkımızın yaşam konforunun düşürülmesine izin verilmeyecek” dedi. Kontrol büyükşehirde “AYBİS’le artık tüm altyapı kazı çalışmalarının kontrolü Manisa Büyükşehir Belediyesinde. 2025’te Manisa’nın altyapısında yeni bir dönem başlıyor” ifadelerini kullanan Zeyrek, sözlerini şöyle tamamladı: “Vatandaşlarımızın günlük yaşamını kolaylaştırmak ve altyapı hizmetlerine erişimi dijital çözümlerle daha da etkin hale getirmek için yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Daha erişilebilir daha kaliteli daha konforlu daha teknolojik ve daha çağdaş bir hizmet mümkün. Hemşerilerimizin beklentilerini asla göz ardı etmeden, yaşamın her alanına dokunan bir hizmet anlayışıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İşte AYBİS böyle bir sistem. Artık altyapı çalışmalarında kurumlar arası koordinasyonu sağlamak ve kazı süreçlerini sistematik bir şekilde takip edebilmek bir tık uzağınızda.”
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder