TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Türk bilim adamı, nanoteknoloji ve fotonik algılama sistemlerinde çığır açtı
19 Aralık 2024 Perşembe - 11:56 Türk bilim adamı, nanoteknoloji ve fotonik algılama sistemlerinde çığır açtı Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu’nun geliştirdiği ’zamana bağlı foto tepki ölçüm sistemi’ sağlık, biyoteknoloji ve nanoteknoloji gibi birçok alanda kullanılabilirliğiyle dikkat çekiyor. Yerli ve milli olan bu benzersiz teknoloji, Türkiye’nin ileri teknoloji ihracatında önemli bir yer edinmeyi hedefliyor. Fırat Üniversitesi (FÜ) Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, Fırat Teknokent’te kurduğu Fytronix Yüksek Teknoloji şirketinde geliştirdiği ’zamana bağlı foto tepki ölçüm sistemi’ ile dünya çapında ses getirdi. Bu benzersiz teknoloji, sensörlerin ışığa verdiği tepkileri analiz ederek sağlık, biyoteknoloji ve nanoteknoloji gibi birçok alanda kullanılabilirliğiyle dikkat çekiyor. Prof. Dr. Yakuphanoğlu, bu cihazın Türkiye’de geliştirilip üretildiğini ve dünyada bir muadili olmadığını belirterek, “Zamana bağlı olarak sensörlerin ışığa verdiği tepkileri ölçen bu sistemi, fotonik teknolojisini kullanarak geliştirdik. Sistem, sensörlerin elektriksel özelliklerini analiz ederek görünür, ultraviyole (UV) ve infrared (kızılötesi) bölgelerde kolaylıkla test imkânı sunuyor” dedi. Cihazın özellikle sağlık ve gıda güvenliği alanlarında önemli bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Yakuphanoğlu, sistemin yeni doğanlarda sarılık tedavisinde fototerapi desteği sunarak evde tedavi imkanı sağlayabildiğini kaydetti. Ayrıca, biyoteknoloji ve nanoteknoloji alanlarında da kullanılabilen cihaz, kanser tedavisinde nano partiküllerle uygulanabilir çözümler sunduğunu ifade etti. Üç buçuk yıllık bir AR-GE süreciyle geliştirilen ve tamamen yerli üretim olan cihaz, hem yurt içinde hem de yurt dışında ilgi görüyor. Türkiye’de İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve çeşitli üniversitelere satılan cihaz, yurtdışında ilk olarak Pakistan’a ihraç edildi. İkinci ihracat ise Amerika Birleşik Devletlerindeki bir üniversiteye yapıldı. Öte yandan, şu anda bu cihaz için 10 farklı ülkeden teklifler alındığı bildirildi. Cihaza yoğun talep var Dünya çapında fark oluşturan bu sistemin, Türkiye’nin ileri teknoloji ihracatında önemli bir yer tutması beklendiğini ifade eden Yakuphanoğlu, ’’Üretmiş olduğumuz sistem ’Time Resolved Photoresponse Measurement’ dediğimiz zamana bağlı olarak bir sensörün ışığa olan tepkisini analiz eder. Bu sistemi ilk olarak biz gerçekleştirdik. Yani üretimini Türkiye’de yaptık. Bu cihazın benzeri ve muadili şu anda dünyada yoktur. Bu cihaz özellikle ’Fotonik’ teknolojisini kullanarak sensörlerin elektriksel özelliklerini dediğimiz foto tepki, foto duyarlık time resolved yani rise (artış) ve decay (azalış) ölçümlerini yaparak bir sensörün ışık altındaki tepkilerini analiz eden bir sistem. Bu sistemde özellikle ’UV’ bölgesinde çalışan sensörleri, görünür bölgede (VIS) çalışan sensörleri ve ’Infrared’ bölgede çalışan sensörleri kolaylıkla analiz edebilirsiniz. Bu sensörü siz hastanede kullanacaksanız, hastanede özellikle tanı tedavisinde işe yarar. Örnek verecek olursak, genellikle yeni doğan bir çocukta ilk olarak sarılık hastalığı olur. Sarılık hastalığı belli bazı etkiler sonucu her yeni doğanda oluşur. Dolayısıyla bu sarılık hastalığını özellikle bu kullanmış olduğumuz sistemdeki ışık sistemiyle yani fototerapi sistemiyle kolaylıkla yeni doğanı evde tedavi edebilirsiniz’’ diye konuştu. Cihaza yurt içi ve yurt dışında talep olduğuna dikkat çeken Yakuphanoğlu, ’’Biz bu sistemde kullanılan sensörleri siz üretip kendi sisteminize tanıttığınızda sistem otomatik olarak bu bilgileri kaydederek sizin ürünlerinizin güvenli olup olmadığını kolaylıkla, bu bilgiyi kontrol ederek verir. Foto tepki sistemi, ultraviyole, görünür bölge foto tepki sistemi ve İnfrared foto tepki sistemi olarak bu üç bölgeyi farklı alanda kullanabilirsiniz. Böyle bir sistemi siz ürün olarak kullanmak istediğinizde özellikle sensör teknolojisinde biyoteknolojide nanoteknolojide sağlık teknolojisinde nanomedicine uygulamalarında kullanılabilir. Böyle bir sensör sistemini kanser tedavisinde vücuda nano partikül enjekte ederek kullanabilirsiniz dolayısıyla üretmiş olduğumuz sistem şu anda Türkiye’de ve yurtdışındaki bilim insanları tarafından ihtiyaç duyulan bir foto sensör sistemidir. Cihazımız Türkiye’de İzmir İleri Teknoloji Enstitüsüne sattık. Daha sonrasında aynı sistemi Türkiye’ deki birkaç üniversiteye ve yurtdışına ihracat olarak ilk ürünümüzü Pakistan’a gönderdik. İkinci ürünümüzü ise Amerika’da bir Üniversiteye gönderdik. Şu anda bu hazır üretmiş olduğumuz sistemin mevcut olarak tekliflerini minimumda 10 farklı ülkeye vermiş olduk” şeklinde konuştu.
BUÜ’deki Teknoloji Fuarı’nda sektör temsilcileri öğrencilerle bir araya geldi
19 Aralık 2024 Perşembe - 10:46 BUÜ’deki Teknoloji Fuarı’nda sektör temsilcileri öğrencilerle bir araya geldi Bursa Uludağ Üniversitesi Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİJİMER) tarafından düzenlenen Teknoloji Fuarı’nda stant açan firmalar, öğrencilerden yoğun ilgi gördü. BUÜ DİJİMER’in bu yıl ikincisini gerçekleştirdiği Teknoloji Fuarı açıldı. 18-19 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, akademik ve idari personel, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Törende konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, “Günümüzde teknolojinin gelişimini ve içeriğini anlayamadan peşinden koşmaya başladığımız bir süreci yaşıyoruz. Eskiçağlarda tekerleğin icadı, abaküsün kullanılmaya başlanması gibi süreçlerden bugünlerde yapay zeka, nanobotlar, nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarları gibi teknolojik yeniliklere gelindi. Artık önemli olan teknoloji, dijital dönüşüm ve bu sürecin içerisinde olabilmektir. O yüzden hangi branşta çalışılırsa çalışılsın, mutlaka dijital çağa ayak uydurmaya gayret edilmelidir. Sevgili öğrencilerimize mesleklerini mutlaka bu alanlarla beslemelerini, bilgi sahibi olmalarını tavsiye ediyoruz. Çünkü gelecekte, firmaların büyük bir kısmı dijital konularda ne kadar bilgi sahibi olduğunuzu değerlendirmek isteyecektir” ifadelerini kullandı. Çiftçi, fuara destek veren ve katılan herkese teşekkür etti. BUÜ Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kurtuluş Kaymaz ise, Bursa’daki ekonomik verilere atıfta bulunarak, “Şehrimiz, yaklaşık 17.5 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle çok önemli bir yere sahip. Bursa’da 17 aktif sanayi bölgesi, onlarca şirket ve 50 binin üzerinden kayıtlı firma bulunuyor. Bursa endüstrisinin yatay düzeyde genişleme yerine daha teknolojik ürünlerin üretileceği dikey bir biçimlenmeye ihtiyaç var. Uluslararası ortak girişim sayısının arttırılması ve insan odaklı yaklaşımların geliştirilmesi gerekiyor. Piyasa değeri yüksek teknoloji şirketleri kurmak zorundayız. Üniversitelerimiz ve bilgi üreten kurumlar ile işbirlikleri de bu anlamda her zamankinden çok daha büyük bir önem taşıyor” şeklinde konuştu. DİJİMER Müdürü Kaymaz, Bursa’nın dijital dönüşümü ile ilgili bir olgunluk raporu hazırladıklarını ve son derece önemli sonuçlara ulaştıklarını da sözlerine ekledi. BUÜ DİJİMER tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen fuar ve üniversite-sanayi-kamu işbirliğine katkı sağlaması hedeflenen fuar 19 Aralık mesai bitimine kadar devam edecek. Fuarda, başta öğrenciler olmak üzere tüm akademik ve idari personel, güncel teknolojik gelişmeler ile ilgili uzmanlarla görüş alışverişinde bulunabilecek.
Dijital dönüşümde Tokat’tan örnek proje
19 Aralık 2024 Perşembe - 10:20 Dijital dönüşümde Tokat’tan örnek proje Tokat’ta düzenlenen “Dijital Girişimcilik: Oyun Geliştirme Atölyesi” ile gençler, sanal gerçeklik ve oyun geliştirme alanında temel beceriler kazanıyor. Tokat’ta, gençlerin dijital girişimcilik becerilerini geliştirmek ve Türkiye’nin dijital oyun sektöründe ilerlemesine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen “Dijital Girişimcilik: Oyun Geliştirme Atölyesi” yoğun ilgiyle başladı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) iş birliğiyle hayata geçirilen proje, Yeşilırmak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki BİTOKA salonunda gerçekleştiriliyor. 2 Aralık’ta eğitimlerine başlayan atölyeye, yoğun başvurular arasından seçilen 24 genç katılımcı dahil oldu. Katılımcılar, 48 saatlik yoğun eğitim programında “Unreal Engine ile Oyun Geliştirme” ve “XR Uygulama Geliştirme” gibi ileri düzey içeriklerle dijital oyun sektörü hakkında kapsamlı bilgi edinme fırsatı yakalıyor. “Gençleri geleceğin teknolojisi olan sanal gerçeklik konusuna hazırlıyoruz” Bilgisayar öğretmeni Kemal Özlü, atölyenin gençlere sanal gerçeklik teknolojisiyle oyun geliştirme becerileri kazandırmayı hedeflediğini belirterek, “Oyun oynamayı seven gençlerimizi, bu oyunları üretebilecek seviyeye getirmek istiyoruz. Özellikle sanal gerçeklik teknolojisiyle gençlerimizi geleceğin teknolojilerine hazırlıyoruz. Bu kurs, başlangıç seviyesinde olsa da katılımcıları temel kodlama ve sanal gerçeklik uygulamaları geliştirecek bir seviyeye ulaştırmayı amaçlıyor,” dedi. Atölye, Tokat ve çevresinde yerli ve milli yazılımcılar yetiştirerek Türkiye’nin teknoloji alanındaki gelişimine katkı sunmayı hedefliyor.
ETÜ Laboratuvarlarında yapılan çalışma patent aldı
19 Aralık 2024 Perşembe - 10:19 ETÜ Laboratuvarlarında yapılan çalışma patent aldı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektör Yardımcısı, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Makine Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fatih Yetim’in danışmanlığında yürütülen ve lisansüstü öğrencisi Dr. Merve Taftalı Köseoğlu tarafından tamamlanan yüksek lisans tezinden üretilen Seçici Lazer Ergitme (SLE) ile Farklı Yüzey Profilleri Oluşturarak Dental Kuronların Statik/Dinamik Dayanımlarının Artırılması” isimli çalışma Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından patent almaya hak kazanarak tescillendi. Ayrıca patentte ETÜ öğretim üyelerinden Prof. Dr. Fatih Yıldız, Prof. Dr. Salih Akpınar ve Atatürk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yakup Uzun’un da hak sahipliği bulunuyor. Konuyla ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Fatih Yetim ve Dr. Merve Taftalı Köseoğlu: “Bu buluş kapsamında, mevcut klasik yöntem ile üretilmiş metal alt yapıların metal-seramik bağlantısını iyileştirmek adına gelişen teknolojinin sunduğu yeni nesil eklemeli üretim tekniği olan seçici lazer ergitme yöntemi (SLE) kullanılmıştır. Farklı yüzey profillerine sahip metal alt yapılar tasarlanmış ve tasarlanan metal alt yapılara statik ve dinamik testler yapılarak geleneksel yöntemler ile üretilen metal alt yapılar (kuron) ile karşılaştırılmıştır. Geliştirilen yeni yüzey profillerine sahip kuron ile çiğneme hareketini simüle eden bir ortamda oluşan bası yüklemelerine maruz kalan metal alt yapılı seramik, kuronların metal-seramik arası bağlantısını iyileştirilmiş ve yükleme durumlarına karşı dayanımını yükselterek kullanım ömürlerini artırmıştır” şeklinde konuştu.
Dijital dönüşümde Tokat’tan örnek proje
19 Aralık 2024 Perşembe - 10:13 Dijital dönüşümde Tokat’tan örnek proje Tokat’ta düzenlenen “Dijital Girişimcilik: Oyun Geliştirme Atölyesi” ile gençler, sanal gerçeklik ve oyun geliştirme alanında temel beceriler kazanıyor. Tokat’ta, gençlerin dijital girişimcilik becerilerini geliştirmek ve Türkiye’nin dijital oyun sektöründe ilerlemesine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen “Dijital Girişimcilik: Oyun Geliştirme Atölyesi” yoğun ilgiyle başladı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) iş birliğiyle hayata geçirilen proje, Yeşilırmak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki BİTOKA salonunda gerçekleştiriliyor. 2 Aralık’ta eğitimlerine başlayan atölyeye, yoğun başvurular arasından seçilen 24 genç katılımcı dahil oldu. Katılımcılar, 48 saatlik yoğun eğitim programında “Unreal Engine ile Oyun Geliştirme” ve “XR Uygulama Geliştirme” gibi ileri düzey içeriklerle dijital oyun sektörü hakkında kapsamlı bilgi edinme fırsatı yakalıyor. “Gençleri geleceğin teknolojisi olan sanal gerçeklik konusuna hazırlıyoruz” Bilgisayar öğretmeni Kemal Özlü, atölyenin gençlere sanal gerçeklik teknolojisiyle oyun geliştirme becerileri kazandırmayı hedeflediğini belirterek, “Oyun oynamayı seven gençlerimizi, bu oyunları üretebilecek seviyeye getirmek istiyoruz. Özellikle sanal gerçeklik teknolojisiyle gençlerimizi geleceğin teknolojilerine hazırlıyoruz. Bu kurs, başlangıç seviyesinde olsa da katılımcıları temel kodlama ve sanal gerçeklik uygulamaları geliştirecek bir seviyeye ulaştırmayı amaçlıyor,” dedi. Atölye, Tokat ve çevresinde yerli ve milli yazılımcılar yetiştirerek Türkiye’nin teknoloji alanındaki gelişimine katkı sunmayı hedefliyor. (Yk-FA-
Gençlere AB’den dijital dönüşüm desteği
19 Aralık 2024 Perşembe - 09:14 Gençlere AB’den dijital dönüşüm desteği Yaşar Üniversitesi’nin paydaşı olduğu, Avrupa Birliği destekli DIGI-YOUTH 2.0 Projesi kapsamında gençler, dijital interaktif uygulama ve araçlarla tanışarak 25 oyun senaryosu tasarladı. Proje kapsamında 5 farklı dilde internet ortamında oluşturulan DIGI-YOUTH Ortak Çalışma Alanı sayesinde gençlik çalışanları, dünyanın farklı yerlerindeki meslektaşlarıyla fikir, bilgi ve deneyim paylaşımında bulunabilecek. Türkiye’den Yaşar Üniversitesi, Yunanistan, Slovakya, Slovenya ve Bulgaristan’dan farklı üniversitelerin paydaşı olduğu DIGI-YOUTH Projesi’nin ilki başarıyla tamamlanmıştı. Yaşar Üniversitesi, Avrupa Birliği destekli DIGI-YOUTH 2.0 Projesi kapsamında ise “Dijital Gençlik Çalışmalarının Geleceğini Birlikte Şekillendirelim” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Etkinlikte, gençlerin dijital beceriler kazanması için geliştirilen yenilikçi uygulamalar ve araçlar tanıtıldı. Katılımcılar, dijital kütüphanelerden simülasyon oyunlarına kadar pek çok interaktif uygulamayla tanıştı. DIGI-YOUTH 2.0 Projesi, gençlere hem yerel hem uluslararası alanda dijital dönüşümü anlatmayı ve bu alanda geliştirmeyi hedefliyor. Proje boyunca teknolojinin öğrenme süreçlerine entegre edilerek geliştirilen dijital eğitim platformları, mentorluk programları ve simülasyon oyun tasarımı uygulamalarıyla gençler geleceğin dünyasına daha donanımlı ve hazırlıklı bir şekilde adım atıyor. Gençlerle tasarlanan oyunlaştırılmış deneyim Proje boyunca üretilen “DIGI-YOUTH Simülasyon Oyunu” kapsamında, beş farklı ülkeden gençlik çalışanlarının deneyimleri ışığında, 25 oyun senaryosu tasarlandı. Gençlerin sıklıkla karşılaştığı 25 farklı durumu simüle eden oyunlaştırılmış deneyimin yanı sıra simülasyon tasarlayıcı araç ile gençlere kendi oyunlarını tasarlayacakları bir alan yaratıldı. Uluslararası DIGI-YOUTH ortak çalışma alanı Tüm bu araçların yer aldığı ve proje kapsamında gençlik çalışanları için tasarlanan DIGI-YOUTH Ortak Çalışma Alanı (digi-youth.com) Türkçe, İngilizce, Slovence, Yunanca ve Bulgarca dillerinde hazırlandı. DIGI-YOUTH Ortak Çalışma Alanı’nda, gençlik çalışanlarının Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok yerinden meslektaşları ile iletişime geçebilecekleri; fikir, bilgi, deneyim ve etkinlik paylaşımı için etkileşimli bir alan yaratıldı. Aynı zamanda, DIGI-YOUTH Ortak Çalışma Alanı’nda dijital gençlik çalışmaları ve dijital medyanın kullanıldığı, emsal alınabilecek projelerden oluşan bir İyi Uygulama Örnekleri Haritası da yer alıyor. Dijitalleşme ve oyunlaştırma Projenin koordinatörlüğünü yürüten Yaşar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Efthymia Staiou proje ile ilgili şunları söyledi: “Günümüzde gençlik çalışmaları gençlik hareketliliğiyle, küreselleşen dünyayı daha iyi anlamak ve kültürlerarası bir köprü kurmak için başat rol oynuyor. Aynı zamanda oyun ve oyunlaştırma, günümüzde farklı sektörlerde kullanılan faydalı bir yöntem. Gençlik çalışmalarının geleneksel yöntemlerin yanı sıra dijitalleşmeye ayak uydurarak nasıl daha geniş kitlelere ulaşabileceğini göstermek istedik. Pandemi öncesinde adımlarını attığımız projenin bugün bu noktaya ulaşması bizi mutlu ediyor. Gençliği geliştirmek ve güçlendirmek için attığımız her adım geleceğe bir fayda olarak yansıyacağına inanıyoruz.”
Canik’te Veli-Çocuk Atölye etkinlikleri
18 Aralık 2024 Çarşamba - 17:15 Canik’te Veli-Çocuk Atölye etkinlikleri Samsun Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü Veli-Çocuk Atölye etkinlikleriyle aileler, bilim ve teknoloji eğitimiyle buluşuyor. Milli Teknoloji Hamlesi idealini merkezine alan eğitim ve konferans programlarıyla farkındalık oluşturmaya devam eden Canik Belediyesi, ilçede gerçekleştirdiği etkinliklerle bilim ve teknoloji seferberliğini sürdürüyor. Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde gerçekleştirdiği Veli-Çocuk Atölye etkinlikleriyle aileleri 9 farklı atölyede bilim, teknoloji ve kişisel gelişim eğitimleriyle bir araya getiren Canik Belediyesi, etkinliklerle aile içi iletişimin güçlenmesini sağlarken aileleri, bilim ve teknoloji alanında eğitimlerle bir araya getiriyor. Yeni nesil teknolojiler Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü Veli-Çocuk Atölyeleri ile aileleri bilim ve teknoloji alanında eğitimler ile eğitici ve eğlenceli aktivitelerle bir araya getirdiklerini ifade eden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsümüz, 7’den 70’e tüm hemşehrilerimizin yeni nesil teknolojilerle tanışma fırsatı bulduğu bir merkez. Veli-Çocuk Atölyelerimizle de ailelerimizi, bilim ve teknoloji alanında uygulamalı eğitim programlarıyla, eğitici ve eğlenceli aktivitelerle bir araya geliyoruz. Eğitimlerimizde, Milli Teknoloji Hamlesi ve sürdürülebilir teknoloji konularında bilgiler veriyoruz. Ailelerimizi bilim ve teknoloji etrafında bir araya getiriyor, yeni bilgiler eşliğinde birlikte zaman geçirmelerine ve aile içi iletişimin güçlenmesine katkılar sunuyoruz.” Yoğun ilgi Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde devam eden Veli-Çocuk Atölyeleri’nde aileler Matematik Atölyesi, Teknoloji Atölyesi, Doğa Bilimleri Atölyesi, Fizik Atölyesi, Astronomi Havacılık ve Uzay Atölyesi, Kimya ve İnsan Bilimleri Atölyesi, Kişisel Gelişim Atölyesi, Destekleyici Eğitimler Atölyesi ve Girişimcilik Atölyesi olmak üzere 9 farklı atölyede, bilim ve teknoloji eğitimleri başta olmak üzere çeşitli temalarda eğitim programları ve etkinliklerle bir araya geliyor. Etkinliklere yoğun ilgiyle katılan aileler Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde gerçekleştirilen eğitim programları ve veli-çocuk atölyelerinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı’nın eğitime yönelik projelerini ve çalışmalarını ilgiyle takip ettiklerini ifade etti.
Bursa’da kebap salonunda garson robotlar çalışıyor
18 Aralık 2024 Çarşamba - 12:09 Bursa’da kebap salonunda garson robotlar çalışıyor Bursa’da bir kebap salonunda robot garson ilgi görüyor. Mutfaktan aldığı yemekleri masalara kadar götüren robot, müşterilerine farklı bir deneyim sunuyor. Bursa’da bir işletmede müşterilerine robot garsonla hizmet veriyor. Üzerindeki 4 tepsiyle mutfaktan alınan yemekleri masalara kadar götürüyor. Robot tarafından taşınan siparişler, masaya garson tarafından servis ediliyor. Ayrıca doğum günü gibi özel günlerde masalara şarkı söyleyerek hizmet eden robot müşterilere benzersiz bir deneyim sunuyor. Müşteriler robot garsondan memnun Robot garsonun müşterileri tarafından beğenildiğini kaydeden İşletmeci Bahadır Tanrıverdi, “Kömürde gerçek Bursa döner kebabını bir kültür olarak sunuyoruz. Gelenekten geleceğe bir durum söz konusu, servisimizi yapay zekalı bir robotla sunumunu yapıyoruz. Bunu yapma sebebimiz tabi ki bizim işimize yarıyor kominin yaptığı görevleri yapıyor aynı zamanda onun haricinde ise gelen minik misafirlerimize özellikle z kuşağına ve diğer misafirlerimize bu kültürü aşılayabilmek için böyle bir uygulamaya geçtik. Çıkan bir ürünü masaya kadar götürebiliyor, tabi burada yine garson arkadaşlarımızın ihtiyacı oluyor masaya sunum şeklinde olan boşları tekrar bulaşıkhaneye götürüyor. Özel günlerde özellikle doğum günlerinde farklı bir mod ile şarkı söyleyerek masaya gidiyor. İnsanlarda güzel bir ilgi görüyor, 7’den 70’e herkesin ilgisini çekiyor” şeklinde konuştu. “Bahşiş verilirse kabul ediyor” Günümüz çağında teknolojiyi doğru kullanmanın önemini vurgulayan Tanrıverdi, “Robotumuz bahşiş verirlerse kabul ediyor vermezler ise niye vermediniz de demiyor, yemek yemiyor su içmiyor EYT’den yararlanamadı 15 günden kaybetti, hiç izin kullanmadan çalışabiliyor bir çok artıları var ama insan gücü olmazsa olmazımız ama teknolojiden ise faydalanmamız gerekiyor ve çağa ayak uydurmamız gerekiyor yenilikçi olmamız gerekiyor” dedi. “İzin günü yok, tatili yok memnunuz” Robot garsonun az maliyetli olması sebebiyle işletmeci olarak memnuniyetini dile getiren Tanrıverdi, “İlk başta insanların bir işletmenin içerisinde gezinen bir cihazı görmeleri çok ilgi çekici oluyor. Minik misafirlerimizin yemek yemesi içinde eğer yemeğini bitirirsen bu robot sana bir ödül getirecek diyoruz. Türkiye’de çok bulunan bir ürün değil belli başlı bir sayıda bulunuyor, bizde Bursa’da ilk işletmelerden bir tanesiyiz. İşletme olarak 3 seneden beri kullanıyoruz, oldukça da memnunuz her şeyden öte dediğim gibi bir kominin yapabileceği görevi yapıyor ürünü getiriyor ve götürüyor işletmede çok yer kaplamıyor, izin günü yok tatil yok bu tarz işletmeye avantajları oluyor” ifadelerini kullandı. Bir porsiyon Bursa Kebabı, 480 liradan menüde yerini alırken, 1,5 porsiyon ise 720 liradan satışa sunuldu.
Casper’dan tasarımcılara ve mimarlara kolaylık sağlayan tablet
18 Aralık 2024 Çarşamba - 11:49 Casper’dan tasarımcılara ve mimarlara kolaylık sağlayan tablet Türkiye’nin teknoloji markası Casper hem profesyonel hem de kişisel kullanımlar için geliştirdiği VIA tabletleriyle, yüksek performans arayanların ilk tercihi oluyor. Geniş ekrana, 4.5G özelliğine, ince ve modern bir tasarıma sahip olan Casper VIA L50, 8 çekirdekli MTK Helio G99 işlemcisiyle de hızlı kullanım imkanı sağlıyor. Casper, 11’’ geniş ekrana, 1920x1200 FHD+ IPS ekran çözünürlüğüne, 8000 mAh yüksek batarya kapasitesine ve 512GB’a kadar artırılabilir hafızaya sahip Casper VIA L50’nin tasarımcılara ve mimarlara sağladığı 5 faydayı paylaşıyor. "1. Mobil Hareket Özgürlüğü: Kolay taşınabilir ve minimal yapısı ile kullanım rahatlığı sunan Casper VIA L50, 7.4 mm inceliği ve 666 gr hafifliği sayesinde yüksek mobilite imkanı sağlıyor. Sahip olduğu 4.5 LTE bağlantı özelliğiyle, hızlı ve kesintisiz internet erişimi sunarak kullanıcıların her an çevrimçi kalmalarını mümkün kılıyor. Bu sayede, özellikle freelance çalışan tasarımcı ve mimarlara mobil hareket özgürlüğü sağlayarak istedikleri her yerde çalışma imkanı tanıyor. 2. Dijital Tasarım Yetenekleri: İnce, modern görünümlü çerçevesi ve dokunmatik ekranıyla verimliliği artıran bir dijital tasarım deneyimi sunan Casper VIA L50 not alma, belge düzenleme ve günlük görevleri takip etme işlemlerini pratik hale getiriyor. 11” FHD+ IPS ekranı ve sunduğu 500 NIT parlaklığı ile renklerin en doğal halini, net bir şekilde aktaran Casper VIA L50, çalışmalar için ince detayları bile gözler önüne seriyor. 3. Geniş Hafıza Desteği: Yüksek performansının yanı sıra 128GB dahili hafızası ile aynı anda tasarımcıların ve mimarların ihtiyaç duyduğu birçok uygulamanın kullanılmasına yardımcı oluyor. Birçok fotoğraf, video ve dosyanın saklanmasına ve depolanmasına imkan sağlayan Casper VIA L50, micro SD özelliği sayesinde hafıza belleğinin 512GB’a kadar artırabilme seçeneği de sunuyor. 4. Yüksek Pil Kapasitesi: 8000 mAh batarya kapasitesine sahip Casper VIA L50, uzun soluklu kullanım avantajı sayesinde tabletten maksimum verim alınmasını sağlıyor. Günlük hayatında sık seyahat eden kullanıcılar için ideal özellikler sunan tablet, 200+ saat açık kalma süresi, 13 saat video izleme ve 20+ saat müzik dinleyebilme imkanı sunarak kesintisiz bir deneyim sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar günlük kullanımlarında pil yüzdesini kontrol etmek zorunda kalmıyor. 5. Yüksek Performans, Yenilikçi Teknoloji: En güncel teknolojiye sahip Casper VIA L50, 8 çekirdekli MTK Helio G99 işlemcisi sayesinde en zorlu uygulamaları bile sorunsuz çalıştırıyor. 8 GB RAM ve ek 8 GB VRAM ile toplamda 16 GB kapasite sunan cihaz, multitasking performansını üst seviyeye taşıyor. Bu sayede kullanıcılar en zorlu uygulamaları dahi takılmadan çalıştırabilirken, aynı anda birden fazla işlemi rahatlıkla gerçekleştirebiliyor. Gelişmiş donanımı sayesinde oyun, tasarım ve video düzenleme gibi yüksek performans gerektiren kullanımlarda beklentileri fazlasıyla karşılıyor".