Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
TEKNOLOJİ
Yıldırımlı minik bilim insanları Türkiye şampiyonu
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:33:29
Bursa’da Yıldırım Belediyesi’nin çocukları bilim, teknoloji ve sanatla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği Molla Yegan Çocuk Üniversitesi, başarılarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Üniversite bünyesinde eğitim alan Molla Yegan Çocuk Üniversitesi Robot Takımı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen KODELİG’26 Ulusal Robot Yarışması’nda önemli bir başarıya imza attı. Genç bilim insanları "Temel Çizgi İzleyen Robot" kategorisinde yarışan 754 takım arasında Türkiye birincisi olarak Yıldırım’a büyük bir gurur yaşattı. Başkan Yılmaz’dan tebrik Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz elde edilen başarıya ilişkin yaptığı açıklamada, çocukların potansiyeline inandıklarını ve bu doğrultuda yatırımlar yaptıklarını belirtti. Başkan Yılmaz, "Molla Yegan Çocuk Üniversitemiz, çocuklarımızın hayal gücünü gerçeğe dönüştürdüğü çok kıymetli bir eğitim yuvası. Burada yetişen evlatlarımız sadece bugünün değil, yarının dünyasında söz sahibi olacak bireyler olarak yetişiyor. KODELİG’26’da elde edilen bu birincilik bizleri son derece gururlandırdı. Çocuklarımızın azmi, öğretmenlerimizin emeği ve ailelerimizin desteğiyle bu başarı geldi. Yıldırım’da bilimle büyüyen bir nesil yetiştirmeye kararlıyız" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 12:22
MASKİ’den yeni teknoloji hamlesi
Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, vatandaşların hayatını kolaylaştıran teknolojik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Su ve abonelik işlemlerini tamamen dijital ortama taşıyan "MASKİ Online" mobil uygulaması hizmete girdi. Bu uygulama sayesinde aboneler, kuruma gitmelerine gerek kalmadan birçok işlemi cep telefonları üzerinden hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebilecek. MASKİ Genel Müdürlüğü, dijital belediyecilik vizyonu doğrultusunda Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen projeyi tamamladı. Vatandaşlar, App Store ve Play Store üzerinden indirebilecekleri "MASKİ Online" uygulamasına bireysel veya kurumsal giriş yaparak işlemlerini kolayca yönetebilecek. Dijitalleşme çalışmalarının hız kesmeden sürdüğünü belirten Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Fehmi Özcan, şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşlarımızın abonelik ve su yükleme işlemlerini daha hızlı ve güvenli yapabilmeleri için ‘MASKİ Online’ uygulamasını hayata geçirdik. Uygulamayı indiren kullanıcılar; aboneliklerini görüntüleyebilir, fatura detaylarını inceleyebilir, ödeme geçmişine ulaşabilir, destek başvurusu oluşturabilir ve güncel su kesintilerini anlık olarak takip edebilirler" Kartlı sayaçlarda NFC dönemi Özellikle kartlı sayaç kullanan aboneler için büyük bir kolaylık sağlandığını vurgulayan Özcan, NFC (Yakın Alan İletişimi) teknolojisinin sunduğu avantajlara dikkat çekti: "NFC özelliği sayesinde su kartınızı telefonunuza okutarak saniyeler içinde yükleme yapabilirsiniz. ‘NFC ile yükle’ seçeneği ile alınan kredi, doğrudan su kartına aktarılıyor. Tamamen kurum içi kaynaklarımızla geliştirdiğimiz bu uygulama ile abonelerimize zahmetsiz bir hizmet deneyimi sunmayı hedefliyoruz"
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:28
Gençlerden ‘akıllı egzersiz’ makinesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı özel bir makine geliştirdi. Proje, Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde finale kaldı. İEÜ Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı makine geliştirdi. Ortasında geniş bir ekranın bulunduğu, prototipi de hazırlanan cihaz, sağ ve sol kısmındaki kol makaraları ve alt kısmında sürekli dönen el çarkları sayesinde tek başına rahatlıkla kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile dikkat çeken makinenin patenti için başvuru aşamasına gelindi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri Berk Fevzi Yoğurtçuoğlu, Muhammet Polatlı, Sude Rüdar, Ayça Selimoğlu, Duru Karaçelik, Emir Gül ve Alperen Yılmaz’dan oluşan 7 kişilik ekip, proje üzerinde yaklaşık iki ay çalıştı. Elektrik-elektronik, endüstri, mekatronik, makine ve biyomedikal gibi farklı alanlarda eğitim alan İEÜ Engineering For Good Kulübü’nden gönüllü gençler, projeyi en ince ayrıntısına kadar tasarladı. Genç mühendislerin projesi, 5-7 Mayıs tarihleri arasında Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde de finale kaldı. "Güvenle kullanılabilir" Projeye ilişkin bilgiler veren İEÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Sude Rüdar, "Yaptığımız saha ziyaretleri ve ihtiyaç analizleri sonucunda yaşlı bireylerin günlük hareketleri yeteri kadar yapamadığını tespit ettik. Çalışmaya başlarken temel amacımız, yaşlı bireylerin ve hareket kabiliyeti kısıtlı kişilerin güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir şekilde fiziksel egzersiz yapabilmelerini desteklemekti. Bu doğrultuda yaşlıların güvenli ve bağımsız bir şekilde kullanabileceği mekanizmayı tasarladık. Sistemimiz, elektrik gerektirmeyen şarjlı ekran yapısı, çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile hem yatalak hem de yatalak olmayan bireylerin güvenle kullanabileceği bir yapı sunuyor. İlerleyen zamanlarda projeyi yapay zeka ile birleştirerek daha da geliştirmeyi, fonksiyonel hale getirmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Düşük maliyetli ve erişilebilir" Makineyi kendileri üzerinde deneyerek mekanik güvenliği ile ergonomik uygunluğu doğruladıklarını dile getiren Rüdar, "Düşük maliyetli ve erişilebilir bu sistemin yaşlılarımızın bağımsız yaşam becerilerini desteklemesi, en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Biz, bu makine sayesinde fiziksel hareketleri oyunlaştırarak eğlenceli bir hale getirdik. Sisteme kişinin hareketleri yaptıkça puanlar kazanacağı, aşama kaydedeceği bazı oyunlar da ekledik. Makinede el koordinasyonunu sağlayan iki kol mekanizması var. Makinenin alt kısmında da komut verdikçe dönebilen diskler, hareketi sağlayabilen çarklar mevcut. Kullanıcı, makinenin karşısına geçerek bu sayede el, kol ve omuzların gelişimine yönelik fiziksel aktiviteleri kolaylıkla yapmış oluyor. Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı’nın (ÜNİDES) desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu proje, yaşlı bireylerin ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin motivasyonunu, enerjisini güçlendirecektir" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:10
Dijital reklamlarda yapay zekalı ‘sahtekarlık’
Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, yapay zeka aracılığı ile hiç alakası olmayan kişilerin markalara reklam yüzü yapıldığını söyleyerek, ortaya çıkan durumun direkt markaya zarar verdiğini söyledi. Toplumda dijital okur yazarlığın öneminin büyük olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, "Yapay zeka baş döndürücü şekilde gelişiyor, geliştiriliyor ve gerçekten de artık hayatımızın her alanında. Bunu iyi amaçlarla kullanan insanlar olduğu gibi elbette suistimal etmek isteyen, kötü amaçlarla kullanan insanlar da var. Bu bir takım hukuki sorunları da yanında getirse de birçok olayda gördüğümüz gibi ne yazık ki hukuk biraz daha geriden geliyor ve daha hızlı hareket etmek gerekebiliyor. Son dönemde de özellikle güvenilir ya da bildik insanların bir konudaki konuşmaları ya da röportajları ya da bir basın açıklamaları alınarak bunun reklam amaçlı kullananlar olduğunu görüyoruz. Aslında burada bizim tüketici olarak daha dikkatli olmamız, daha uyanık olmamız gerekiyor. Yani her zaman yine belirttiğimiz gibi dijital okuryazarlık gerçekten toplumun her kesiminde çok büyük önem arz etmekte. Bir reklamda bir kişiyi gördüm diye hemen o reklama inanıp da o ürüne yönelmemek aslında şu anda yapılabilecek en doğru adımlardan biri. Yapılan işlemler markaya da şu şekilde zarar vermekte. Elbette hiç alakası olmayan ilgisi olmayan bir kişi bir reklam yüzü olarak kullanılıyor ve dolaylı değil direkt bir şekilde de o markaya da zarar veriyor. Çünkü ürün satmak isteyen aracı ya da satıcı bu ürünü satmak için her şey olabilir ya da mübahtır mantığında yaklaşabiliyor ama elbette bu işin ucu direkt ana markaya da zarar vermekte" dedi. Topuzoğlu, reklamlarda kullanılan görseller konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyerek, "O yüzden bizim yapay zeka ile geliştirilmiş ya da reklamlarda kullanılan görseller, yazılar, videoları biraz daha dikkatli olmamız, hukuki anlamda da resmi kurumların bu konularda daha hızlı aksiyon alabilmeleri büyük önem taşımakta. Yani bir yargı sürecine dahi gerek kalmadan böyle bir şey varsa bir şikayet varsa bu çok hızlı bir şekilde anlaşılarak o reklamın durdurulması, yayınlanmasının engellenmesi ya da o firmanın bir daha bu konularda çalışma yapmasının önüne teknik olarak da geçmek mümkün. Aslında yine sözü açılmışken de söylemek istiyorum reklamların herhangi bir kontrolün olmaması şu anda en büyük sıkıntımız. Yani bir dijital mecradaki reklamları yöneten kontrol eden bir mekanizma oluşturularak aslında bu süreçte daha da kısaltılmış olacaktır" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:13
ADÜ Teknokent’te bahar alerjisi çalışması
2
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:28
Gençlerden ‘akıllı egzersiz’ makinesi
3
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:10
Dijital reklamlarda yapay zekalı ‘sahtekarlık’
4
29 Nisan 2026 Çarşamba- 17:37
TOGÜ’de geleceği şekillendiren fikirler yarıştı
5
26 Nisan 2026 Pazar- 09:45
Arnavutköylü gençler ABD’de düzenlenen ‘Dünya Robot Şampiyonası’nda’ ülkemizi temsil etti
23 Mart 2026 Pazartesi - 13:05
Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve beraberindeki akademisyenler, uydu radar verilerini inceleyerek Türkiye’yi ikiye bölen "Orta Anadolu Geçiş Zonu"nu tespit etti. Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu gerilim bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. Yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz" dedi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ve Fırat Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Elif Akgün, yıllar uydu radar verilerinden yararlanarak Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceledi. Akademisyenlerin "Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi’nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar" adıyla hazırladığı çalışma uluslararası bir bilimsel dergide yayımlandı. "Orta Anadolu geçiş zonu karşımıza çıkıyor" Araştırmanın detaylarını anlatan Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, "Şimdi normalde Anadolu bloğunun doğudan Arap plakası, batıda şuradan Afrika plakasının sıkıştırmasıyla Ege denizine doğru böyle batıya doğru bir kaçış yaptığını biliyoruz zaten. İyi bilindiği üzere Anadolu bloğu, Türkiye’nin tamamını kapsayan Anadolu, Ege denizine doğru batıya doğru bir hareket yapıyor, bir kaçma hareketi yapıyor. Biz bu hareketi bileşenlerine ayırdık, kuzey ve doğuya yönlü hareketlerini ayrıştırdık. Bunun neticesinde karşımıza şöyle bir tablo çıktı. Doğu kısma göre aşağıya güneye doğru hareket ediyor ve burada ortada bir geçiş zonu karşımıza çıkıyor. Biz buradaki geçmişten günümüze meydana gelen depremleri de inceledik ve burada şunu tespit ettik: Şu bölgede Doğu Anadolu fayı burada görüyorsunuz, Arap plakası burada Doğu Anadolu fayını sıkıştırıyor. Buradan da Afrika plakası daha yavaş bir hareketle sıkıştırıyor. Bunun neticesinde şurada ortada bir gerilim bölgesi ortaya çıkıyor. Bunun da 4.5 milyon yılda yani şuradaki S şekliyle aynı zaman diliminde meydana geldiğini görüyoruz. Depremler meydana gelebilir ama ilerleyen zamanda, Anadolu’nun milyonlarca yıldan bahsediyoruz tabii ki burada, milyonlarca yıl sonra her iki tarafının birbirinden ayrışması, ortadan ikiye bölünmesi söz konusu." dedi. Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye sıfır hattı Türkiye’nin doğusunun kuzeye, batısının ise güneye hareket ettiğini belirten Kutoğlu, "Uzun yıllardır uydu radar verisiyle Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceliyoruz. Bu yer kabuğu hareketlerini daha derin bir analize tabi tuttuğumuzda, Ankara’nın doğusunda kalan kısmının kuzeye doğru hareket ettiğini, batısında kalan kısmının da güneye doğru hareket etmiş olduğunu tespit ettik. Tabii bunun neticesinde de Antalya’dan yukarıya doğru, Karadeniz Ereğli’ye doğru bir beyazla görmüş olduğumuz bir sıfır hattının olduğunu tespit ettik. Bu sıfır hattının doğusu yukarıya, batısı da aşağıya doğru hareket ettiği için sıfır hattı etrafında bir gerilim bölgesi meydana geliyor. Buna biz Orta Anadolu geçiş zonu adını verdik yaptığımız yayında. Bu Orta Anadolu geçiş zonu etrafında geçmiş yıllarda irili ufaklı depremler meydana gelmiş. Bu da bu hattın varlığını doğrular nitelikte. Bu durum bize şunu gösteriyor: Bu gerilim devam ettiği sürece, bu şekilde devam ettiği sürece, Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. İlerleyen zamanda, yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz, büyük gerilimler birikerek burada büyük boyutta depremlerin de meydana gelmesi söz konusu olabilir." ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu Fayı V şeklini aldı Arap ve Afrika plakalarının hız farkının Doğu Anadolu fayını şekillendirdiğini vurgulayan Kutoğlu, "Bu yaptığımız çalışmada tespit ettiğimiz şeylerden bir tanesi de şu, Doğu Anadolu fayının bugünkü şeklini almasında da bu hareketlerin önemli bir nedeni var. Ortaya çıkan bu tablo, Arap plakasının Afrika plakasından yılda 1.2 santimetre daha hızlı hareket etmesinden kaynaklanıyor. Doğu Anadolu fayı geçmişte, Kuzey Anadolu fayına bu hareket dikkate alındığında, Kuzey Anadolu fayına dik bir konumda bulunuyor olmalı. Ama zaman içerisinde Afrika plakası hızla Anadolu’nun içerisine girerek Doğu Anadolu fayının bir V şeklini almasına neden olmuş. Tabii bu hareket devam ettiği içerisinde, devam ettiği için de zaman içerisinde Doğu Anadolu fayının kuzeyinin giderek Kuzey Anadolu fayına yaklaşması ve sonunda onunla birleşmesiyle sonuçlanabilir uzun jeolojik süreçler içerisinde. Hatay’dan yukarıya doğru da yine Kuzey Anadolu fayını kesen bir dik fay hattının meydana gelmesi söz konusu olabilir. Bu çalışma bize bu sonuçları gösterdi." şeklinde konuştu. "Tam kapanma meydana gelebilir" Plakaların hareketiyle gelecekte yeni fay oluşumlarının görülebileceğine dikkat çeken Kutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Anadolu.. Afrika... itibaren Anadolu bloğunu sıkıştırıyor. Bu demektir ki buradaki hareketlere., baktığımız zaman zamanında Afrika bloğu buradan Kuzey Anadolu fayına yaklaşacak ve bir süre sonra da kapanma, tam kapanma meydana gelebilir. Ama bu süpürme neticesinde de şuradan yukarıya doğru bir yeni oluşumun meydana gelmesi söz konusu."
23 Mart 2026 Pazartesi - 12:19
Selçuk Bayraktar ata toprağı Sürmene’de bilim merkezi projesini inceledi
Selçuk Bayraktar, ata toprağı olan Trabzon’un Sürmene ilçesini ziyaret etti. Eşi Sümeyye Erdoğan Bayraktar ile ilçeyi ziyaret eden Selçuk Bayraktar, yapılması planlanan bilim merkezine ilişkin proje sahasında incelemelerde bulundu. BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve eşi Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Trabzon’un Sürmene ilçesini ziyaret etti. Milli Teknoloji Hamlesi’nin öncüsü Özdemir Bayraktar’ın memleketiyle bağını sürdüren Selçuk Bayraktar, Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu’nu ziyaret ederek, ilçede yapılması planlanan bilim merkezine ilişkin proje sahasında incelemelerde bulundu. Sürmene’de hayata geçirilmesi hedeflenen bilim merkeziyle, özellikle gençlerin teknolojiye erişiminin artırılması ve bilimsel üretim süreçlerine dahil edilmesi amaçlanıyor.
22 Mart 2026 Pazar - 12:25
5G’li akıllı yolda testler başlıyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi kapsamında kritik bir eşiğin daha aşıldığını bildirdi. Bakan Uraloğlu, "Pilot olarak belirlenen İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasındaki 40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G altyapısını tamamladık. Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz. Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ulaşım altyapısını yerli ve milli akıllı ulaşım altyapısına kavuşturacak olan Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi kapsamında önemli bir eşiğin aşıldığını duyurdu. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi (UDHAM) Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş iş birliğinde hayata geçirilen projenin tamamen yerli-milli bir AR-GE çalışması olarak öne çıktığını anlatan Uraloğlu, projede 5G ve fiber altyapısı kurulumlarını tamamladıklarını ve test sürecinin yakında başlayacağını bildirdi. 40 kilometrelik pilot koridor Bakan Uraloğlu, proje kapsamında belirlenen pilot alanın İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik bir koridor olduğunu belirterek, yoldaki trafik güvenliğinin ve yol konforunun en üst düzeye çıkartılacağını ve seyahat süresinde de önemli oranda düşüş yaşanmasının hedeflendiğini açıkladı. Uraloğlu, "Pilot olarak belirlenen İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasındaki 40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G altyapısını sağladık" diye konuştu. "Yol kullanıcıları anında bilgilendirilecek" Yolda meydana gelebilecek kaza, duran araç, gizli buzlanma, yola düşen nesne ya da şerit kapama gibi tüm durumların sistem tarafından anlık olarak tespit edileceğini de kaydeden Uraloğlu, "Yol kullanıcıları anında bilgilendirilecek. Kamera, yol sensörleri, yapay zeka tabanlı görüntü işleme, olay algılama, meteorolojik bilgi sistemleri ve değişken mesaj işaretleri devreye girecek. Bu sayede hem vatandaşlarımızın güvenliği artacak hem de yol ağımız daha etkin ve verimli kullanılacak. Artık yollardaki gereksiz beklemeler de en aza inecek" ifadelerini kullandı. Test süreci başlıyor Bakan Uraloğlu, "Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz. Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz. 5G destekli akıllı ulaşım altyapımızı, farklı trafik senaryoları ve değişken hava şartları altında kapsamlı şekilde test ederek en yüksek performansa ulaştırmayı hedefliyoruz. Elde edeceğimiz sonuçlarla sistemi daha da geliştireceğiz" açıklamasında bulundu. Yerli ve milli Merkezi Yazılım Platformu devreye alınacak Uraloğlu, kara yolu altyapısını inşa ederken teknolojideki gelişme ve küresel trendleri dikkate aldıklarının altını çizerek, akıllı ve otonom teknolojiler sayesinde hızlı ve emniyetli yol altyapısı sağladıklarını vurguladı. Araçların otonom sürüş sistemleri için yeni gelişen altyapıyı hazır hale getirmeye devam ettiklerinin de altını çizen Bakan Uraloğlu, "Yollarımızı ulaşımda ’aklın yolu’ dediğimiz akıllı ulaşım sistemleri ile donatmaya devam ederken, tüm sistemlerin de yerli ve milli olmasına özen gösteriyoruz. Karayolları Genel Müdürlüğü Ana AUS Merkezi’nde tüm kurulacak sistemlerin yazılım altyapısını oluşturacak Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nı da devreye alacağız" şeklinde konuştu. Teknolojik bağımsızlık hedefi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, proje kapsamında kurulacak AUS Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nın tüm sistemin kalbi olacağını belirterek, Türksat tarafından geliştirilen platformda iş zekâsı ve karar destek sistemiyle yüzlerce sensörden toplanan verilerin analiz edileceğini, böylece karayollarında güvenlik ve verimliliğin en üst seviyeye çıkacağını söyledi. Uraloğlu, yine Türksat imzasıyla geliştirilen Karayolları Mobil Uygulaması sayesinde vatandaşların anlık trafik ve güvenlik bilgilerine erişebileceğini vurguladı.
22 Mart 2026 Pazar - 12:02
5G’li akıllı yolda testler başlıyor
5G’li akıllı yolda testler başlıyor- Hasdal-İstanbul havalimanı arasında akıllı ulaşım koridoru tamamlandı- Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:- "40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G- "Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz"- "Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz" ANKARA (İHA) - Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi kapsamında kritik bir eşiğin daha aşıldığını bildirdi. Bakan Uraloğlu, "Pilot olarak belirlenen İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasındaki 40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G altyapısını tamamladık. Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz. Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz." dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ulaşım altyapısını yerli ve milli akıllı ulaşım altyapısına kavuşturacak olan Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi kapsamında önemli bir eşiğin aşıldığını duyurdu. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi (UDHAM) Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş iş birliğinde hayata geçirilen projenin tamamen yerli- milli bir AR-GE çalışması olarak öne çıktığını anlatan Uraloğlu, projede 5G ve fiber altyapısı kurulumlarını tamamladıklarını ve test sürecinin yakında başlayacağını bildirdi. 40 kilometrelik pilot koridor Bakan Uraloğlu, proje kapsamında belirlenen pilot alanın İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik bir koridor olduğunu belirterek, yoldaki trafik güvenliğinin ve yol konforunun en üst düzeye çıkartılacağını ve seyahat süresinde de önemli oranda düşüş yaşanmasının hedeflendiğini açıkladı. Uraloğlu, "Pilot olarak belirlenen İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasındaki 40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G altyapısını sağladık" diye konuştu. "Yol kullanıcıları anında bilgilendirilecek" Yolda meydana gelebilecek kaza, duran araç, gizli buzlanma, yola düşen nesne ya da şerit kapama gibi tüm durumların sistem tarafından anlık olarak tespit edileceğini de kaydeden Uraloğlu, "Yol kullanıcıları anında bilgilendirilecek. Kamera, yol sensörleri, yapay zeka tabanlı görüntü işleme, olay algılama, meteorolojik bilgi sistemleri ve değişken mesaj işaretleri devreye girecek. Bu sayede hem vatandaşlarımızın güvenliği artacak hem de yol ağımız daha etkin ve verimli kullanılacak. Artık yollardaki gereksiz beklemeler de en aza inecek" ifadelerini kullandı. Test süreci başlıyor Bakan Uraloğlu, "Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz. Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz. 5G destekli akıllı ulaşım altyapımızı, farklı trafik senaryoları ve değişken hava şartları altında kapsamlı şekilde test ederek en yüksek performansa ulaştırmayı hedefliyoruz. Elde edeceğimiz sonuçlarla sistemi daha da geliştireceğiz" açıklamasında bulundu. Yerli ve Milli Merkezi Yazılım Platformu devreye alınacak Uraloğlu, kara yolu altyapısını inşa ederken teknolojideki gelişme ve küresel trendleri dikkate aldıklarının altını çizerek, akıllı ve otonom teknolojiler sayesinde hızlı ve emniyetli yol altyapısı sağladıklarını vurguladı. Araçların otonom sürüş sistemleri için yeni gelişen altyapıyı hazır hale getirmeye devam ettiklerinin de altını çizen Bakan Uraloğlu, "Yollarımızı ulaşımda ’aklın yolu’ dediğimiz akıllı ulaşım sistemleri ile donatmaya devam ederken, tüm sistemlerin de yerli ve milli olmasına özen gösteriyoruz. Karayolları Genel Müdürlüğü Ana AUS Merkezi’nde tüm kurulacak sistemlerin yazılım altyapısını oluşturacak Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nı da devreye alacağız" şeklinde konuştu. Teknolojik bağımsızlık hedefi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, proje kapsamında kurulacak AUS Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nın tüm sistemin kalbi olacağını belirterek, Türksat tarafından geliştirilen platformda iş zekâsı ve karar destek sistemiyle yüzlerce sensörden toplanan verilerin analiz edileceğini, böylece karayollarında güvenlik ve verimliliğin en üst seviyeye çıkacağını söyledi. Uraloğlu, yine Türksat imzasıyla geliştirilen Karayolları Mobil Uygulaması sayesinde vatandaşların anlık trafik ve güvenlik bilgilerine erişebileceğini vurguladı.
22 Mart 2026 Pazar - 11:22
Geleceğin kaşifleri olacak depremzede çocuklar ‘Hataybot’ Robot Yarışması’na hazırlanıyorlar
Hatay’da resmi kurumların iş birliğinde yapılacak olan ödüllü ‘Hataybot’ robot yarışmasına hazırlanan depremzede çocuklar, 2-3-4 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek yarışma öncesi çalışmalarını sürdürüyorlar. Vali Mustafa Masatlı, geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen yarışmada 522 takımın başvurduğunu ve bin 44 öğrencinin yarıştığını belirterek ‘Hayalinizi projeye dönüştürün, merakınızı üretime taşıyın ve Hatay’ın yarınlarını hep birlikte kuralım’ dedi. Depremin ardından eğitim yuvalarının yeniden inşa edildiği Hatay’da öğrencilerin gelişimleri için yeni projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde 2’nci robot yarışması yapılacak. Teknoloji ve inovasyonun ön planda olduğu yarışmaya katılmak isteyen öğrenciler, başvurularını gerçekleştirdiler. Depremzede çocuklar, yarışmada zafer elde ederek ödülü kazanmak için; 2-3-4 Nisan 2026 tarihlerine gerçekleştirilecek olan ‘Hataybot’ Robot Yarışmasına kadar çalışmalarını sürdürecekler. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, geleceğin kaşifleri olacak öğrencilere yarışmada başarılar diledi. "Tüm öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi bu büyük heyecana ortak olmaya, 2’nci Hatay Robot Yarışması’na katılmaya davet ediyorum" Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Hatay Robot Yarışması’nın Türkiye ve Hatay’a hayırlı olmasını temenni eden Vali Masatlı, "Hatay’ın yarınları; sınıflarda, atölyelerde, bilimle zihinlerde ve üretime dönüşen hayallerde şekillenecektir. Bu anlayışla çocuklarımızın ve gençlerimizin 21. yüzyılda beceriyle donanmasını, bilimi ve teknolojiyi tüketen değil, üreten bireyler olarak yetişmesini, tasarım odaklı düşünme, analitik akıl, problem çözme, takım çalışması ve yenilikçi bakış açısı kazanmasının hedefleyen 2’nci ‘Hataybot Robot’ yarışmasını düzenliyoruz. Geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz organizasyona; 522 takımın başvurması, bin 44 öğrencimizin ve 522 öğretmenimizin işin içerisine dahil olması, Hatay’ın bilim ve teknoloji alanında ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Bu yıl hedefimiz bu heyecanı daha büyütmek ve fazla takımın yarışmaya dahil olmasını da sağlamaktır. Diğer tarafta öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin üretimle buluştuğu hayallerinin projelerle başarıya dönüştü. Böylece Hatay’ın başarı hikayesini hep birlikte yeni bir sayfada ekleyeceğimize yürekten inanıyorum. Buradan özellikle çocuklarımıza, gençlerimize ve öğretmenlerimize sesleniyorum. Geliniz hayalinizi projeye dönüştürün, geliniz merakınızı üretime taşıyın ve geliniz Hatay’ın yarınlarını hep birlikte kuralım. Tüm öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi bu büyük heyecana ortak olmaya, 2’nci Hatay Robot Yarışması’na katılmaya davet ediyorum. Başvurular devam ediyor. Başvurular 13 Mart’a kadar devam edecek. Ben şimdiden ikinci Hatay Robot Yarışması’nın Hatay’ımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Hatay Robot Yarışması’nda kendimizi göstermek için buradayız" Bu yılki Hatay Robot Yarışması’na iyi hazırlanıp kazanmayı hedeflediklerini ifade eden öğrenci Bekir Koluksa, "Burada bazı çalışmalar yapıyoruz. Bilgisayarlarla ahşap atölyelerde çalışmalarımız oluyor. Bu yıl 2 ila 4 Nisan arasındaki Hatay Robot Yarışması’na hazırlanıyoruz. Bu yarışmada başarılar göstermek istiyoruz. Arkadaşlarımızla çalışmalar yapıyoruz. İyi çalışarak yarışmayı kazanmak istiyoruz. Yarışmada hedefimiz ilk 3’e girip birinci olmak. Robot yapmak çok zor bir şey ve takım çalışmasıyla bunu yapabiliriz. Azimle, kararlılıkla ve kendine güvenerek yapılabilir. Şupi çok güzel bir karikatür. Hatay Robot Yarışması’nda kendimizi göstermek için buradayız" şeklinde konuştu. "Hedefimiz bütün kategorilerde derece almak olacak ve yarışma için heyecanlıyım" Hatay Robot Yarışması’nda dereceye girmek istediklerini söyleyen öğrenci Beray Solo, "Burada steam yaklaşımına yönelik dersler alıyoruz. Yakında olacak Hatay Robot Yarışması’na tüm takımlar olarak hazırlanıyoruz. Hedefimiz bütün kategorilerde derece almak olacak. Yarışma için heyecanlıyım. Şupi’nin tasarımı çok güzel oldu" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 10:21
ASO’dan ‘Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye’de derinlik ve dönüşüm arayışı’ raporu
Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) hazırladığı ‘Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye’de Derinlik ve Dönüşüm Arayışı’ raporu, Türkiye’nin yükseköğretimde erişim sorununu büyük ölçüde çözdüğünü; artık asıl meselenin nitelik, derinlik ve sanayiyle bütünleşme olduğunu ortaya koydu. Ankara Sanayi Odası (ASO), yayımladığı raporlarla Türk sanayisinin değişime uyumunu hızlandıran, yalnızca mevcut tabloyu analiz eden değil, geleceğe yön veren bir perspektif ve politika önerileri ortaya koymaya devam ediyor. Bu kapsamda hazırlanan ‘Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye’de Derinlik ve Dönüşüm Arayışı’ başlıklı raporda, üniversitelerin ileri araştırma, yetkin insan kaynağı ve ticarileşen inovasyonla sanayinin teknoloji ortağına dönüşmesi gerektiğini vurgulandı. Üniversite-sanayi hattı, artık yalnızca eğitim kurumları ile üretim tesisleri arasındaki bir temas alanı değil; Türkiye’nin rekabet kapasitesini, verimlilik artışını ve teknoloji üretme gücünü belirleyecek stratejik bir ana damar olarak ele alındı. ‘Yeni dönem: Erişimden derinliğe geçiş’ Raporda, Türkiye’nin son 30 yılda yükseköğretimde önemli bir erişim hamlesi gerçekleştirdiği, milyonlarca gencin üniversiteyle buluştuğu ancak nitelik olarak bunun karşılığının alınmadığına dikkat çekilerek, yeni dönemin ‘erişimden derinliğe geçiş’ olması gerektiği belirtildi. Günümüzde küresel rekabetin yalnızca üretim kapasitesinde değil; bilgi, yetenek ve teknoloji üretme gücünde de sertleştiği vurgulandı. Türkiye açısından meselenin sadece eğitim sisteminin iyileştirilmesi olmadığı; orta teknoloji tuzağının aşılması, yüksek katma değerli üretimin güçlendirilmesi ve küresel teknoloji yarışının dışında kalınmaması gerektiği ifade edildi. Türkiye yükseköğretim sistemini Güney Kore, Almanya ve ABD gibi ülkelerle karşılaştırmalı olarak analiz eden raporda; ileri araştırma kapasitesi, nitelikli insan kaynağı yetiştirme, sanayi ile ortak proje hacmi ve ticarileşme performansı gibi temel göstergeler esas alındı. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin yükseköğretimde erişimde önemli bir mesafe katettiğini ancak sanayinin ihtiyaç duyduğu derinlik ve teknoloji üretiminde ciddi bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Yüksek öğretim yükü, düşük araştırma derinliği Çalışmada, üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil; bilgi, ileri beceri, inovasyon ve rekabet gücü üreten stratejik yapılar haline gelmesi gerektiğinin altı çizildi. Rapora göre Türkiye, yaklaşık 7,1 milyon öğrenci ve yüzde 45 mezuniyet oranı ile yükseköğretimde güçlü bir erişim performansı sergiliyor. Ancak akademisyen başına düşen öğrenci sayısının 32,1 gibi yüksek bir seviyede olması; Almanya’da 7,1, ABD’de ise 13,1 olan oranlarla kıyaslandığında, temel araştırma kapasitesinin sınırlı kaldığına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye’nin yükseköğretimde ‘geniş ama seyrelmiş’ bir yapı görünümü verdiğini ortaya koyuyor. AR-GE’de derinlik ve yetenek açığı Türkiye’de yüksek lisans ve doktora mezunu oranı yüzde 3-4 bandında kalırken, bu oran Güney Kore’de yüzde 20, Almanya’da yüzde 18 seviyesinde bulunuyor. Yıllık doktora mezunu sayısının Türkiye’de yaklaşık 10 bin 500 olması; Almanya’da 30 bin, ABD’de ise 75 bin seviyesine ulaşması, ileri araştırma kapasitesindeki farkı ortaya koyuyor. Raporda, alan dağılımındaki dengesizlik de dikkat çekiyor. Türkiye’de doktora mezunlarının yaklaşık yüzde 50’si sosyal bilimler alanından gelirken, mühendislik ve fen bilimlerinin payı yüzde 20 bandında kalıyor. Buna karşılık gelişmiş ülkelerde teknik alanların payı yüzde 60-70 seviyesinde bulunuyor. Bu durum, sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle üniversitenin yetiştirdiği insan kaynağı arasındaki uyumsuzluğu ortaya koyuyor. İşverenlerin yüzde 72’sinin aradığı nitelikte eleman bulamaması da sorunun yalnızca işsizlik değil; yetenek ve beceri açığı olduğunu gösteriyor. Raporda bu nedenle derinleşmenin; doktora mezun sayısını artırmak, doktora içindeki STEM ağırlığını büyütmek, özel sektör Ar-Ge payını yükseltmek ve üniversiteyi bilgi üreten yapıdan girişim üreten yapıya dönüştürmek üzerinden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Demografik risk: Zaman daralıyor Raporda, yaşlanmaya başlayan Türkiye nüfusunun genç nüfustan kaynaklı demografik avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulanıyor. OECD projeksiyonlarına göre 2030 sonrasında demografik fırsat penceresi kapanmaya başlayacağı tahmin ediliyor. Gelecek 10 yıl içinde yaklaşık 7 milyon mevcut üniversite öğrencisinin sadece istihdam edilebilirliğinin değil, teknolojiyi tasarlama ve yönetme yetkinlikleriyle donatılmasının sanayinin üretkenlik sıçramasını sağlayacak kritik bir unsur olduğu vurgulandı. Raporda, "Aksi halde, Türkiye zenginleşmeden yaşlanan bir ülke kategorisinde yer alacaktır" değerlendirmesi yapılarak yükseköğretimde derinlik hamlesinin ertelenebilir bir eğitim reformu değil; zamanla yarışan bir sanayi ve rekabet politikası olduğu belirtildi. "Üniversiteler sanayi 4.0 yolculuğumuzun doğal yol arkadaşı" Raporu değerlendiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, üniversite-sanayi ilişkisinin artık yeni bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirerek, küresel rekabette asıl farkın üretimin derinliğiyle oluştuğunu vurguladı. Başkan Ardıç, şu değerlendirmeleri yaptı: "Sanayimiz yapay zeka, otomasyon, veri, ileri malzeme ve biyoteknoloji ekseninde Sanayi 4.0 yolculuğuna çıkmıştır. Üniversitelerimiz ise bu yolculuğun doğal yol arkadaşı ve destekleyicisidir. Ancak şunu da açıkça ifade etmeliyiz: Üniversite 2.0’da kalan bir sistem, Sanayi 4.0 sürecine gerekli desteği vermekte zorlanabilir. Sanayinin ihtiyaç duyduğu teknoloji; doktorayla, ileri araştırma altyapısıyla, kamu-sanayi eş fonlu projelerle ve ticarileşen inovasyonla üretilir. Bu zinciri kurabilen üniversiteler, yalnızca mezun değil; gelecek üretecektir. Bugün mesele yalnızca eğitim sistemi meselesi değildir; bu aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji yarışında güçlü kalması, kendi bilgi ve teknoloji kapasitesini büyütmesi meselesidir." "Üniversiteleri sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz" Türkiye’nin son 30 yılda milyonlarca genci üniversiteyle buluşturduğuna dikkat çeken Başkan Ardıç, artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Şimdi önümüzde çok daha kritik bir görev vardır. Yükseköğretimdeki niceliksel başarıyı, niteliksel bir sıçramaya dönüştürmek. Mezun vermekle değil yetkinlikle, yayınla değil teknolojiyle, nicelikle değil rekabet gücüyle derinliğin ölçüleceği bir sistem, Türkiye için önemli kazanımlar getirecektir. Üniversiteleri sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca diploma üreten değil; araştırma yapan, ürün geliştiren, patent çıkaran, girişim doğuran ve sanayinin dönüşümüne omuz veren üniversitelerdir." ASO’nun raporunun Türkiye için yeni bir üniversite vizyonu önerdiğini ifade eden Ardıç, "Az sayıda ama güçlü, odaklanmış ama küresel, bilgi üreten ama aynı zamanda değer oluşturan üniversiteler. Bu vizyon; son dönemde de tekrar gündeme gelen geleneksel bir yapıyla yani üniversite, sanayi ve kamunun birlikte hareket ettiği güçlü bir ‘Üçlü Sarmal’ anlayışıyla hayat bulacaktır" dedi. Ardıç, Ankara’nın bu dönüşüm için güçlü bir pilot alan sunduğunu, ASO’nun da bu süreçte yalnızca destek veren değil; yön gösteren, tasarlayan ve hızlandıran bir rol üstlenmeye hazır olduğunu vurguladı. Başkan Ardıç, raporun yükseköğretim-sanayi ilişkilerinin derinleştirilmesine yönelik veriye dayalı bir başlangıç çerçevesi sunduğunu belirterek, "Ortaya konulan tespit ve önerilerin, paydaşlarla yürütülecek tematik çalıştaylar, pilot uygulamalar ve geri bildirim mekanizmalarıyla olgunlaştırılması hedeflenmektedir" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 09:08
Kütahya’da araç sayılarındaki artış "durmak" bilmiyor
Kütahya’da motorlu kara taşıtı sayısı artışını sürdürerek yeni bir rekora ulaştı. Kentteki toplam araç sayısı 285 bin barajını aşarken, bu rakam merkez ilçe ile Pazarlar ve Dumlupınar ilçelerinin toplam nüfusunu geride bıraktı. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Şubat ayı verilerine göre, Türkiye genelinde 121 bin 791 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Kütahya’da ise araç sayısı artış trendini sürdürerek 285 bin 57’ye yükseldi ve kent kendi rekorunu tazeledi. Motosiklet sayısı 70 bini aştı Açıklanan verilere göre Kütahya’daki araç türleri sıralamasında ilk üç değişmedi. Otomobil sayısı 129 bin 898 ile ilk sıradaki yerini korurken, motosiklet sayısı 71 bin 422’ye ulaşarak 70 bin barajını geçti ve ikinci sırada yer aldı. Traktör sayısı ise 38 bin 246 olarak kaydedildi. Kütahya’nın da içinde bulunduğu TR33 Bölgesi’nde de araç sayılarındaki artış dikkat çekti. Şubat ayı itibarıyla Manisa’da araç sayısı 850 bin 618’e ulaşırken, Afyonkarahisar’da 327 bin 279, Uşak’ta ise 191 bin 137 olarak açıklandı.
21 Mart 2026 Cumartesi - 12:32
Bakan Kacır: "Milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu"
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "TÜBİTAK SAGE imzalı milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu" dedi. Bakan Kacır, resmi sosyal medya hesaplarından TÜBİTAK SAGE tarafından milli imkanlarla geliştirilen seyir füzesi SOM-J’nin canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testini başarıyla tamamladığını duyurdu. Bakan Kacır, SOMJ füzesinin kabiliyetlerini gösteren videoyu paylaştı. "Milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu" SOM-J’nin stratejik sahada Türkiye’nin caydırıcılığını önemli ölçüde artıracağını vurgulayan Kacır, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "TÜBİTAK SAGE imzalı milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu. Alçaktan uçuş kabiliyeti ve yüksek manevra yeteneğiyle kritik taarruz görevleri için geliştirilen füzemiz; yüksek hassasiyet ve düşük görünürlük özellikleriyle sahada önemli bir güç çarpanı olacak." Füzenin özellikleri Kacır, SOM-J’nin KAAN ve KIZILELMA platformlarına entegrasyon sürecinin de tüm hızıyla sürdüğünü bildirdi. Füzenin teknik özelliklerine ilişkin bilgi veren Kacır, SOM-J’nin düşük görünürlük, yüksek manevra kabiliyeti, atış sonrası kontrol ve ağ destekli harekat yetenekleriyle öne çıktığını belirtti. Kacır, füzenin kızılötesi görüntülemeli arayıcı başlık, otomatik hedef algılama ve zırh delici harp başlığına sahip olduğunu; kara hedeflerinin yanı sıra sabit ve hareketli su üstü unsurlara karşı da etkin şekilde kullanılabildiğini kaydetti. Aynı zamanda Kacır açıklamasında, "Bu başarıda katkısı olan tüm paydaşlarımızı, gece gündüz gayret gösteren mühendislerimizi ve teknisyenlerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum
Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32
Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı
Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00
Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler
Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
17 Mart 2026 Salı - 14:03
Sivaslı öğrenciler, robot yarışmasında gövde gösterisi yaptı
Sivas Selçuk Anadolu Lisesi öğrencileri, İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Fibonacci Robot Olimpiyatları Marmara Bölgesi Turnuvası’nda katıldıkları 5 robotun tamamıyla dereceye girdi. İstanbul’da düzenlenen ve teknolojiye gönül veren gençleri bir araya getiren Uluslararası Fibonacci Robot Olimpiyatları Marmara Bölgesi Turnuvası, büyük bir rekabete sahne oldu. Toplam 300 takımın kıyasıya mücadele ettiği dev organizasyona, Sivas Selçuk Anadolu Lisesi öğrencileri de katıldı. Turnuvaya 5 robotla katılan öğrenciler, tüm robotlarıyla derece elde etti. Rakiplerini geride bırakan öğrenciler, "Labirent Çözen" ve "Mini Sumo" kategorilerinde şampiyonlukların yanı sıra 3 farklı madalya almaya hak kazandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder