TEKNOLOJİ
Van Gölü Havzası’nın sismik risk haritası çıkarıldı 31 Mart 2026 Salı - 10:34:48 Van YYÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, Van Gölü Havzası’ndaki fay hatlarını inceleyerek, kısa vadede bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem öngörmediklerini ancak zemin yapısının zayıflığı nedeniyle tedbirli olunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin deprem gerçeğiyle en sık yüzleşen şehirlerinden biri olan Van, çok sayıda fay hattının buluştuğu bir noktada yer alıyor. Uzmanlar, yerin altındaki hareketliliği her an takip ederken, özellikle şehir merkezinin zemin yapısı dikkat çekiyor. Van’ın büyük bir bölümü, geçmişte göl sularının çekilmesiyle oluşan yumuşak bir toprak yapısına sahip olmasıyla risk oluşturuyor. Kayalık bölgeler sarsıntıyı daha az iletirken, Van şehir merkezi gibi yumuşak zeminli yerlerde yapı güvenliği hayati önem taşıyor. "Gölün doğusu batısına göre daha yüksek stresli görünmektedir" Konuya ilişkin konuşan Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, Van Gölü çevresinde çok sayıda aktif fay hattı bulunduğunu ve özellikle gölün doğu kısmında daha yüksek bir enerji birikimi gözlemlediklerini belirtti. Birçok farklı bilimsel veriyi birlikte analiz ettiklerini ifade eden Alkan, "Van Gölü ve civarına baktığımızda gölün çevresinde birçok fay ve fay zonu bulunmaktadır. Özellikle gölün doğusuna baktığımızda kuzeyde Çaldıran, güneyde Hasan Timur, Başkale ve Saray fay zonları bizim için oldukça önemlidir. Bu zonlar aynı zamanda doğuya doğru İran içerisine giren Hoy ve Salmas gibi fay zonlarıyla da etkileşim halindedir. Yaptığımız çalışmalardan elde ettiğimiz sonuçlara göre, tek bir parametreden değil de birden çok parametreyi hesaplayıp o parametreler üzerinden bir değerlendirme yapmaya çalışıyoruz ki doğru olan yöntem de budur. Birden çok parametreyi hesapladığımızda, gölün doğusu göreceli olarak batısına göre daha yüksek stresli görünmektedir. Biz bunları Coulomb stres parametresi, B değeri değişimi, sismik durgunluk, RIPI skor algoritması, depremlerin derinlikleri, odak mekanizması çözümleri ve depremlerin yıllara göre dağılımı gibi birçok parametreden faydalanarak belirliyoruz" dedi. "7’den büyük bir deprem beklemenin doğru bir öngörü olmadığını gördük" Geçmişteki büyük depremlerin tekrarlanma süreleri dikkate alındığında, kısa vadede Van Gölü ve civarında 7’den büyük bir deprem beklemenin doğru bir yaklaşım olmayacağını dile getiren Alkan, "Yakın zamanda büyük depremlerin olmasıyla ilişkili olarak geri dönüşüm ve tekrarlama periyotlarını hesapladığımızda, kısa vadede Van Gölü ve civarında 7’den büyük magnitüdlü bir deprem beklemenin doğru bir öngörü olmadığını gördük. Tabii ki bu durum önlem almayacağımız anlamına gelmez; çünkü büyük depremlerin belli bir geri dönüşümü, fayların göreceli hareketlerine göre de bir enerjinin birikmesi ve boşalması durumu vardır. Burada asıl dikkat etmemiz gereken konu, Van şehir merkezi ve civarının, yani Van Gölü havzasının jeolojisidir. Şehir merkezinin özellikle göle yakın kısımlarında göl çökelleri dediğimiz kalın alüvyal sedimanter birimler mevcuttur. Edremit ilçesinden batıya gittiğinizde metamorfik, yani daha sağlam bir yapı varlığından bahsedebiliyoruz. Erciş ve civarına baktığınızda ise göle yakın yerlerde yumuşak birimler varken, uzaklaştıkça volkanizmanın arttığını görüyoruz. Dolayısıyla şehir merkezi ve civarında çok sağlam olmayan bir zemine sahibiz. Ancak güncel deprem yönetmeliğini dikkate alarak yapılarımızı bu şekilde inşa ettiğimizde, bu sorunun da üstesinden gelmiş oluruz" diye konuştu.
31 Mart 2026 Salı - 10:25 Müslüm Gürses’in hologramı, 5G teknolojisi sayesinde sanatçılarla düet yaptı Türk Telekom, yenilikçi teknolojilerdeki rolüyle Türkiye’yi geleceğe taşımaya devam ediyor. Güçlü fiber altyapısı, uzun yıllardır sürdürdüğü 5G odaklı yatırımları, Ar-Ge çalışmaları, milli 5G ekosistemini büyüten stratejik adımları ve saha uygulamalarıyla yeni döneme güçlü bir giriş yapmaya hazır olan Türk Telekom, 1 Nisan’da kullanıma sunulacak 5G teknolojisine dair vizyonunu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilen 5G gala gecesinde kamuoyuyla paylaştı. "Herkes için 5G" vizyonuyla müşterileri için eşit bir dijital gelecek inşa etmeyi hedefleyen Türk Telekom, 81 ili uçtan uca bağlayan güçlü fiber altyapısı, 5G’de kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonları, abone başına en yüksek 5G kapasitesi ve müşteri deneyimi odaklı mobil stratejisiyle 5G deneyimini Türkiye’nin her köşesinde herkes için sunmaya hazır olduğunu duyurdu. 5G’nin sunduğu ultra düşük gecikme, yüksek hız ve eş zamanlı bağlantı özelliklerinden faydalanarak hologram teknolojisi sayesinde bir ilke imza atan Türk Telekom, hayatını kaybeden sanatçı Müslüm Gürses’i sahneye taşıdı. Yapay zeka aracılığıyla daha önce hiç söylemediği yeni şarkılara ses veren Müslüm Gürses’in 5G tabanlı hologramı birbirinden önemli sanatçılarla birlikte konser verdi. Türk Telekom; 5G teknolojisinin yüksek hız, düşük gecikme ve eş zamanlı bağlantı gibi yenilikçi özelliklerine dikkat çekmek adına sürpriz bir sahne gösterisi düzenledi. Hayatını kaybeden Müslüm Gürses’in 5G tabanlı hologramı ile rap müzik sanatçısı Sefo’nun 5G sayesinde kesintisiz sahnelenen düeti geceye damga vurdu. Sefo’nun en çok dinlenen şarkılarından olan “Bilmem mi” isimli parça yapay zeka teknolojisi ile Müslüm Gürses tarafından seslendirildi. Müslüm Gürses’in 5G tabanlı hologramı ile Sefo “Bilmem mi” isimli şarkıyı sahnede birlikte söyleyerek katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Sefo’nun yanı sıra sevilen sanatçılar Fatma Turgut ve Levent Yüksel de sahnede yer isimler arasındaydı. Fatma Turgut hologramı ile Müslüm Gürses’e eşlik ederken Türk Telekom’un ekran yüzü komedyen Tolga Çevik’te sahnede sanatçılara eşlik etti. "5G herkes için geliyor" 5G gala gecesinde yaptığı konuşmada, asırları aşan köklü mirasın omuzlarına yüklediği tarihi sorumluluğa ve 5G’nin Türkiye için bir teknoloji geçişinden çok daha fazlası olduğuna dikkat çeken Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "186 yıl öncesinde uzakları yakın kılmak amacıyla başlayan hikayemiz Türkiye’yi geleceğe ulaştırma şiarıyla devam ediyor. Bu toprakların hafızasını, kültürünü ve tarihini genetik kodlarında taşıyan bir kurum olarak dijital geleceği bu zengin miras ve teknoloji birikimimizle inşa ediyoruz. İlmek ilmek oluşturduğumuz dijital omurgayla Türkiye’nin her bir hücresine dokunan Türk Telekom olarak, bugün sadece yeni bir teknolojiye geçiş yapmakla kalmıyor, ülkemizi geleceğe taşıma yolunda yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Sağlıkta erişilebilirlik, eğitimde fırsat eşitliği, üretimde verimlilik ve enerjide tasarrufa imkan sağlayan 5G teknolojisinin bir bağlantı hızının ötesinde ekonomik ve sosyal ilerlemeyi hızlandıracak itici bir güç olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşümü için 2005’ten bu yana 23 milyar doları aşan yatırım yaptık. Son dört yıldır ise sektörün yatırım lideri olarak ülkemizi yenilikçi teknolojilere hazırlayarak dijital dünyanın inşasında emin adımlarla ilerliyoruz. Yıllardır yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı bu bilinçle 5G uyumlu olarak gerçekleştirdik. Sağlıktan sanayiye, tarımdan spora ve kültür sanata farklı alanlarda öncü 5G kullanım senaryolarını hayata geçirdik. Yarım milyon kilometreyi aşan fiber altyapımız 5G’nin yüksek veri taşıma kapasitesinin en büyük teminatı olurken, 5G’nin can damarı olan fiberle bağlı istasyonu oranında dünya genelinin 2030 hedeflerini şimdiden aşmış bulunuyoruz. 81 ilin her köşesine uzanan fiber ağımız, yaygın 5G altyapımız, 5G uygulamalarındaki deneyimimiz, yüzde 61’ini fiberle bağladığımız LTE baz istasyonlarımız ve 5G’de sahip olduğumuz müşteri başına en yüksek kapasiteyle herkes için en kapsayıcı 5G deneyimini sunmaya hazırız. "Herkes için 5G" vizyonumuzla dijital uçurumları kapatmayı ve teknolojiyi bir lüks olmaktan çıkararak milli egemenliğin üzerinde yükseldiği sarsılmaz bir temel haline getirmeyi hedefliyoruz. Köklerimizden aldığımız güç, yenilikçi vizyonumuz, uzman mühendislerimiz ve yüksek teknoloji birikimimizle ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. "Mobildeki yükselişimiz 5G döneminde de sürecek" Mobildeki yükseliş ivmesini 5G döneminde de sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Ebubekir Şahin, "Mobil alandaki gücümüzü ve başarılı stratejimizi 2025 yılındaki başarılı sonuçlarla taçlandırdık. Yılı tarihin en yüksek net abone kazanımı ile tamamladık ve mobil numara taşıma pazarında dört yıl üst üste en çok tercih edilen operatör olduk. Müşteri deneyimi odaklı uzun vadeli stratejimiz ile bu alanda büyümeyi sürdürürken, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) 2025 üçüncü çeyrek verilerine göre mobil sektörde sıralamayı değiştirerek tarihi bir başarıya imza attık. 5G’deki güçlü kapasite konumumuz ve yapay zeka destekli müşteri deneyimi yönetimi ile mobildeki yükseliş ivmemizi yeni dönemde de sürdürmeyi hedefliyoruz. Proaktif bir anlayışla müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve teklifler tasarlamaya ve her temas noktasında müşterilerimize değerli hissettiren bir dijital ekosistem sunmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "5G alanında 70’in üzerinde uluslararası patentimiz bulunuyor" 5G’de milli çalışmalara odaklandıklarını belirten Ebubekir Şahin, "Ülkemizin teknolojide dışa bağımlılığını azaltmak ve küresel teknoloji liginde üst sıralara taşımak adına, Ar-Ge çalışmalarımızın yanı sıra milli çözümler üreten firmalara yatırım yapıyoruz. Milli ekosistemimizi güçlendirecek iş birlikleri ve projeleri hayata geçirerek ülkemizi ileriye taşıyacak her hamleye Türk Telekom imzasını atıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı 5G odaklı ‘Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’ni açılışını gerçekleştirdik. Bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde dijital geleceğin mimarı olarak 2025 yılında 921 milli patent başvurusu ile dijital dönüşüme liderlik etmenin gururunu yaşıyoruz. Ülkemizin yüksek teknoloji ihraç etme hedefine katkı sunmak amacıyla çalışmalar yürüten grup şirketlerimiz Argela ve Silikon Vadisi’ndeki iştiraki Netsia’nın 5G alanında 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor" dedi.
31 Mart 2026 Salı - 09:30 Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dönmez: "Yapay zekâ insanları tembelleştirebilir ama doğru kullanılırsa güçlü bir asistan" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve illüstrasyon sanatçısı Adem Dönmez, yapay zekânın insanları tembelleştirip tembelleştirmediği yönündeki tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde sıkça gündeme gelen yapay zekâ konusuna değinen Dönmez, teknolojinin kullanım biçimine göre farklı sonuçlar doğurduğunu belirtti. Yapay zekâyla ilk kez tanışan ve temel çizim eğitimi olmayan kişiler için tembelleştirici bir etki söz konusu olabileceğini ifade eden Dönmez, buna mukabil el çizimi pratiği bulunan ve bu alışkanlığını sürdüren kişiler için aynı durumun geçerli olmadığını söyledi. Özellikle gençler açısından bu durumun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Dönmez, oyun sektöründe faaliyet gösteren bazı firmaların işe alım süreçlerinde değişikliğe gittiğini aktardı. Daha önce dijital portfolyolar üzerinden yapılan değerlendirmelerin yerini, yalnızca kurşun kalem ve beyaz kağıtla yapılan çizim sınavlarının aldığını belirten Dönmez, bu uygulamayla adayların temel becerilerinin ölçüldüğünü ifade etti. Dönmez, "Portfolyosu güçlü görünen bazı adayların, temel çizim becerilerinde yetersiz kaldığı gözlemleniyor" dedi. Yapay zekânın hayatımıza beklenenden daha hızlı adapte olduğunu vurgulayan Dönmez, bu teknolojinin sunduğu sonuçların ise hâlâ tartışmaya açık olduğunu dile getirdi. Konuya ilişkin birçok deney yapıldığını belirten sanatçı, kendi çalışma yönteminde yapay zekâyı doğrudan bir üretim aracı olarak kullanmadığını ifade etti. "Yapay zekâyı asistan olarak kullanıyorum" Yapay zekâyı daha çok bir yardımcı araç olarak değerlendirdiğini belirten Dönmez, "Farklı eskizler ürettiriyorum, ardından içlerinden en uygun olanı seçerek kendi çalışmamı geliştiriyorum" diye konuştu. Gelecekte yapay zekânın en doğru kullanım biçiminin "asistanlık" olacağını ifade eden Adem Dönmez, bu süreci grafik tasarım yazılımlarının geçmişteki gelişimine benzetti. Adobe Photoshop ve Adobe Illustrator gibi programların ilk dönemlerinde oldukça sınırlı özelliklere sahip olduğunu hatırlatan Dönmez, yapay zekâ araçlarının da benzer bir gelişim sürecinden geçtiğini söyledi. Mevcut yapay zekâ teknolojilerinin daha çok amatör kullanıcılara yönelik gibi göründüğünü dile getiren Dönmez, daha gelişmiş sistemlerin yüksek maliyetlerle ya da sınırlı erişimle kullanılabildiğini belirtti. Yapay zekâya gereğinden fazla anlam yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, "Şu anki haliyle çok yeterli değil" ifadelerini kullandı.
31 Mart 2026 Salı - 09:21 Dicle Elektrik’ten Kayapınar’a 917 milyon liralık altyapı hamlesi Dicle Elektrik, Diyarbakır’ın en hızlı büyüyen ilçelerinden Kayapınar’da elektrik altyapısını güçlendirmek için 2026 yılında 917 milyon liralık yatırım gerçekleştirecek. Dicle Elektrik Diyarbakır İl Müdürü Uğur Yaka, kent genelinde enerji altyapısını güçlendirmeye devam ettiklerini belirterek, "Merkez dışındaki 9 ilçemizde elektrik altyapısını yüzde 100 oranında yeniledik. 2026 yılında en önemli yatırımlarımızdan birini ise gelişimini sürdüren Kayapınar ilçemize yapacağız" dedi. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, hızla gelişen yerleşim alanlarında altyapı yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi, artan nüfusu ve genişleyen yerleşim alanları doğrultusunda şirketin öncelikli yatırım bölgeleri arasında yer alıyor. Kayapınar büyüdükçe yatırımlar artıyor Diyarbakır’ın en kalabalık ilçesi olmasının yanı sıra Türkiye genelinde 32 ilden daha fazla nüfusa sahip olan Kayapınar’da, elektrik altyapısı büyüme hızına paralel olarak güçlendiriliyor. 2013 yılındaki özelleşmeden bu yana geçen 13 yılda ilçeye toplam 3,8 milyar lira yatırım yapan Dicle Elektrik, 2026 yılı için planladığı 917 milyon liralık yeni yatırımla bölgedeki şebekeyi daha da modernize etmeyi hedefliyor. Dicle Elektrik Diyarbakır İl Müdürü Uğur Yaka, yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip Diyarbakır’da abonelere kesintisiz ve kaliteli enerji sunmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Yaka, "Şehrimizdeki şebekenin yenilenerek güçlendirilmesi için 2026 yılı dahil toplam yatırım tutarımız 20 milyar 818 milyon liraya ulaştı. Bu yatırımların 17,9 milyar liralık kısmını 2013-2025 yılları arasında tamamladık. Merkez dışındaki 9 ilçe merkezinde elektrik altyapısını yüzde 100 oranında yeniledik. 2026 yılında en önemli yatırımlarımızdan birini ise gelişimini sürdüren Kayapınar ilçemize yapacağız" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 450 bin nüfusuyla birçok ili geride bırakan Kayapınar, Diyarbakır’ın modern yüzünü temsil ediyor. Yoğun göç alan ve sürekli genişleyen ilçede yeni yerleşim alanları hızla artarken, Dicle Elektrik de bölgenin enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamak amacıyla yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor.
Sıcaklarda cep telefonunuzu uzun süre şarjda bırakmayın
10 Haziran 2024 Pazartesi - 09:10 Sıcaklarda cep telefonunuzu uzun süre şarjda bırakmayın Aşırı sıcak havada cep telefonlarının uzun süreli şarjda bırakılmaması konusunda uyarılarda bulunan telefon tamircileri, sahte bataryalara karşı da vatandaşları uyardı. Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle cep telefonlarının bataryalarının ısınması bazı problemlere neden olabiliyor. En çok meydana gelen problemlerden biri olarak kaynaklı şarj entegrelerinin bozulması göze çarpıyor. Cep telefonlarının bataryalarını şarj edildikten sonra fazla sürede prizde bırakmak şişmeden kaynaklı cihazın ömrünü kısaltabiliyor. Cep telefon tamircileri sıcak havalarda cep telefonlarının şarjda uzun saatlerde kalmaması gerektiğini tavsiye ederken, sahte bataryalara karşı da uyarılarda bulundu. Erzincan’da cep telefon tamirciliği yapan Murat Koç, sıcak aylarda telefon bataryalarının aşırı ısınmasından dolayı cihazda da ısınma problemi yaşandığına dikkat çekti. Tamirci Koç, telefonlarda sahte bataryaların kullanılmasını önermediklerini belirterek şunları ifade etti: “Yaz dönemlerinde bataryalar çok fazla ısındığı için aynı zamanda telefonlar da ısınıyor, bunlarla birlikte batarya şişiyor ve bazı problemler oluyor. Yaz döneminde telefonlarda en çok sıcaklıklardan kaynaklı şarj entegreleri bozuluyor. Bu da aynı şekilde bataryayla bağlantılı bir durum. Sahte bataryalarda aslında çok fazla patlama meydana gelmiyor. Ama çabuk şişebiliyorlar, telefon ömrünü kısaltabiliyorlar ve cihaz verimini düşürebiliyorlar. Dolayısıyla sahte bataryalar pek önerilmiyor. Piyasada bazı kaliteli markalar var, daha çok onlar tercih edilebiliyor. Normal esnaf telefoncularda her modelin orijinal telefon bataryası bulunamayabiliyor. Bazı modellerin bataryaları sadece teknik servisinde bulunuyor. Ondan dolayı piyasadaki çeşitli kaliteli markalar kullanılıyor. Bu markaları öneriyoruz, onları kullanıyoruz ama A kalite batarya diye de zaten belirtiyoruz. Kaliteli de olsa yan sanayi olduğunu açıkça söylüyoruz. Bizim gibi esnaflarda vatandaşlar telefonlarını batarya değişimi için verdikleri zaman 1 saat sonra geri alabiliyor. Servislerde her zaman her modelin parçaları bulunamadığı için 1 hafta, 10 gün ya da yasal süreçte 1 ay şeklinde bir zaman verebiliyor. Teknik servisler de bazı işlemler geciktiğinden ve biz daha kolay erişilebilir olduğumuz insanlar yine daha çok bizi tercih ediyor. Vatandaşlar yaz döneminde telefonlarını özellikle fazla şarjda tutmamaya dikkat etmeliler. Çünkü şarj esnasında telefon ısınır. O yüzden batarya dolduğu zaman fiş çekilmeli. Böylelikle hem telefonun hem de pilin ömrü daha uzun olur. Ayrıca hiçbir cihaz güneşe maruz kalmamalı.”
Aksaray Bilim Festivali’nde Alper Gezeravcı rüzgarı
09 Haziran 2024 Pazar - 18:48 Aksaray Bilim Festivali’nde Alper Gezeravcı rüzgarı Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer’in öncülüğünde bu yıl 3.’sü düzenlenen Bilim Festivali büyük bir coşkuyla 3 gündür devam ederken festivale bugün Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı damgasını vurdu. Aksaray Belediyesi tarafından organize edilen ve bu yıl 3.’sü gerçekleştirilen Bilim Festivali coşkuyla devam ediyor. Festivalin bugünkü konuğu Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı oldu. Tacin Mahallesi Bilim Merkezi arkasındaki alanda gerçekleştirilen festivalde Aksaraylılarla buluşan Gezeravcı Türkiye’nin uzay yolundaki adımları ve gelişmeleri hakkında bilgiler vererek uzaydaki yaşantıyı ve uzay eğitimlerini, deneylerini aktardı. Binlerce insanın katıldığı söyleşide konuşan Alper Gezeravcı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin güçlü iradesi ile 100 yıldır adım atmadığımız bir alanda bugün burada genç kardeşlerimizin, çocuklarımızın gelecekte hayallerine sınır koymalarını gerektirmeyecek şekilde ilham alacakları bir hikayenin sadece başlangıç noktasını yaptık. Bugün burada duyacaklarınız ilerleyen süreçte altına sizlerin de imzanızı atacağınız bir yolun sadece başlangıç noktası, bir yere varış hikayesi değil. Geçtiğimiz 15 - 20 yıllık süreçte zaten havacılık ve uzay alanında yaptığımız işler dünyada ses getirmeye başlamıştı. Uzay alanına uzak bir ülke değiliz biz. Aslında uzay alanında yapmış oluğumuz uydular yıllardır dünyanın farklı yörüngelerinde uçmaya ve ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor. Bizim eksik olduğumuz sadece insanlı uzay görevi alanıydı. Buna yönelik olarak da Ocak ayında attığımız ilk adımın ardından belki haberlerden takip etme imkanı bulanınız vardır, 2. adımı da dün yörünge altı araştırma uçuşuyla yaptık. Israrla vurguluyorum, bu sadece bir hikaye bir heves değildi. Bu bir hikayenin başlangıç noktasıydı, bir yere varış hikayesi değildi. Dolayısı ile çıktığımız bu yolda bundan sonra devletimizin iradesiyle varlık göstermeye devam edeceğiz. Bundan sonra bu işlerin devamı niteliğinde daha birçok haberi duymaya devam edeceksiniz. Bulunduğumuz coğrafyada uzay alanında faaliyet gösteren ülkelerin içerisinde uzay ajansı en genç, en az tecrübeye sahip olan ülkeyiz. 2018 yılının Aralık ayında ülkemizin uzay alanında yapmış olduğu faaliyetleri tek bir çatı altında bir araya getirmek için Türkiye uzay ajansı kuruldu. Tecrübe eksikliğine ve bu alanda kurulmuş en son, en genç uzay ajansı olmasına rağmen sadece 2 yıllık bir hazırlığın ardından uzay ajansımız tarafından 2021 yılının Şubat ayında sahnede gördüğünüz bu 10 hedef belirlendi. Bugün burada bu 10 hedeften sadece 1 tanesinin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Önümüzdeki süreçte bu listede gördüğünüz kendi planlamaları dahilinde devam eden daha nice gururları yaşıyor olacaksınız” dedi. “Aya kendi yapmış olduğumuz roketle araştırma modül görevi planlaması yapılıyor” 2026-2028 yılları arasında aya araştırma modülü görevi planlandığına dikkat çeken Gezeravcı, “Ay araştırma programı kapsamında ülkemiz 2026 ile 2028 aralığında aya kendi yapmış olduğu bir roketin kendi motoruyla ulaştırıp önce sert iniş, yani çarptırma, ardından da buradan elde edilen tecrübe ile ikinci seferde üzerinde bir araştırma modülü ile görev planlaması yapılıyor. Bundan uzak değiliz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hali hazırda zaten uzayın yasal limiti olan 100 kilometreyi geçen roketleri var. Savunma alanında hakikaten ileri bir noktaya erişmiş durumdayız. Bizim bu savunma alanındaki roketlerimizi test etmek ilerleyen süreçte uzaya erişim noktasında yeni projelerimizi hayata geçirmek için artık kendi kontrolümüzde olan başka topraklarda ya da kendi ülkemizin içerisinde bu süreçleri yürütebileceğimiz alanlara ihtiyacımız var. Sadece bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için değil, başka ülkelerin ihtiyacını da karşılayıp artık bu yaptığımız yatırımlardan artık katma değer elde etmeye başlayacağız” diye konuştu. “100 yerli ve milli Türk uydusunu Amerika Birleşik Devletlerine doğru yola çıktı” 8 Temmuz haftasında TÜRKSAT 6A’nın uzaya fırlatıldığına değinen Gezeravcı, “84 yılından bu yana uzay alanında, uydu yapımı alanında elde edilen tecrübelerle bilsat, rasat, göktürk ve imece uydularının yapım aşamalarında Türk mühendislerinin edinmiş olduğu tecrübenin neticesinde nihayet en sonunda yüzde 100 yerli ve milli imkanlarla, kendi mühendislerimizin elinden yapılmış bir Türk uydusunu fırlatmak için Amerika Birleşik Devletlerine doğru yola çıktı ve ulaştı. 8 Temmuz haftasında kısmet olursa, yüzde 100 kendi mühendislerimizin elinden çıkmış olan haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı uzaya fırlatıyor olacağız. Yaklaşım 36 bin kilometre irtifaya” şeklinde konuştu. Gezeravcı, uzaya çıkmak için aldığı eğitimlerden uzayda yaptığı deney ve tüm faaliyetlere kadar Aksaraylılara anlattı. Daha sonra vatandaşların merak ettiği soruları da bir bir yanıtlayan Gezeravcı, Türkiye’nin uzay yolunda emin adımlarla ilerlediğini kaydetti. “Çok önemli bir tecrübe, çok önemli bir vizyon” Ardından sahneye çıkan Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer, “Alper Gezeravcı’ya buraya geldikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Gerçekten çok önemli bir tecrübe, çok önemli bir vizyon. Sayın Cumhurbaşkanımızın çıkmış olduğu hedef doğrultusunda Türk milleti adına, Türk insanı adına uzay yolculuğu yapmış ilk insanımız tarihe ismini altın harflerle yazdırmış ve bugün de siz gençlerimizi, vatandaşlarımızı motive eden çok önemli çalışmalar gerçekleştiriyor kendisi. Bu yönüyle kendisini bir kez daha tebrik ediyoruz. Allah razı olsun, Cenabı Allah sayılarını artırsın inşallah. Gezeravcı zaten uzay yolculuğunu yaptığında bu vizyonu ülkemizin gençliğine çok güzel şekilde çizdiler. Bu yönüyle de çalışmalarımız ilerleyerek devam ediyor. Bilim merkezimizde, bilim festivalimizde bu vizyon çerçevesinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. İnşallah içimizden gençlerimiz, çocuklarımızdan Alper Gezeravcı’yı örnek alarak ilerleyen zamanlarda inşallah iyi adımlarla devam etmelerini umut ediyoruz” diye konuştu. Konuşmaların ardından Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu ve Belediye Başkanı Evren Dinçer tarafından Gezeravcı’ya plaket verildi. Gezeravcı, protokol üyeleriyle birlikte bilim festivali stantlarını da gezerek vatandaşlarla görüştü.
Geleceğin temiz hava projesi "aLgaç"
09 Haziran 2024 Pazar - 13:37 Geleceğin temiz hava projesi "aLgaç" Burdur’da MAKÜ’lü bilim insanları tarafından atmosferdeki oksijenin yüzde 70’ini oluşturan alglerden bir günde 5-6 ağacın tuttuğu karbondioksiti tutabilen ve güneş enerjisiyle çalışan “aLgaç” adı verilen fotobiyoreaktör geliştirildi. İlk olarak karbondioksiti tutup biyokütleye dönüştüren aLgaç içerisinde bulunan algler, daha sonra yem katkı maddesi olarak kullanılabilme özelliği taşıyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Füsun Akgül tarafından lisans bitirme öğrencileri ile birlikte Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı “Yenilikçi Gıda ve Yem Katkı Maddesi Olarak Yeşil Bir Kaynak: Mikroalgler (YeYeM)” projesi çerçevesinde aLgaç geliştirildi. "aLgaç", her geçen gün salınımı artan, sera gazlarının en önemlisi olan karbondioksiti kullanarak atmosferdeki karbondioksit oranını düşürme ve oksijen oranını artırmaya yönelik ekolojik bir uygulama modeli olarak hazırlandı. Alg ve ağaç kelimelerinden türetilerek aLgaç adı verilen panel tipi mikroalg fotobiyoreaktörü, bir günde 5,6 adet 25 yaşında ağacın tuttuğu karbondioksiti tutarak biyokütleye dönüştürme kapasitesine sahip. İhtiyacı olan elektriği güneş enerjisi sistemiyle karşılayan aLgaç, minimum sarfiyat yapacak şekilde, kendi kendine yeten kapalı bir sistem olarak yapıldı. Hava kirliliğinin yoğun olduğu, ağaçlandırma yapılacak alan ve zamanın olmadığı durumlarda kullanılmak üzere tasarlanan aLgaç, araç ve nüfus yoğunluğunun, dolayısıyla karbondioksit emisyonunun fazla olduğu büyük şehirlerde alternatif bir karbon tutma kaynağı olarak kullanılabilir. aLgaç’ın dünyada birkaç örneği olmakla birlikte ülkemizde ilk ve tek olma özelliğine sahip. aLgaç’ın, küçük hacim ile yapılan tasarımları ile hastane ve okul gibi kalabalık kapalı mekanlarda oksijen konsantrasyonunu artırmak amacıyla da kullanılabilir. Proje yürütücüsü Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Füsun Akgül projesi hakkında yaptığı açıklamada, "Dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olduğunu biliyoruz ve bu sulak alanlarda en fazla mikroalg ve makroalg dediğimiz, fotosentetik birincil üretimden sorumlu olan canlılar yaşamaktadır. Yapılan çalışmalar, atmosferdeki oksijenin yüzde yetmişini alglerin ürettiğini göstermektedir. Ayrıca bilindiği üzere dünyada karbondioksit salınımı her geçen gün artmakta. Sera gazlarının en önemlisi olan karbondioksiti azaltmak için farklı çalışmalar yapılmaktadır. Karbondioksitin artması küresel iklim felaketlerine, küresel çevre sorunlarına, farklı iklim sıkıntılarına sebep olmaktadır. Biz de bu düşünceden hareketle alg ve ağaç kelimelerinden türettiğimiz ’aLgaç’ adı verdiğimiz bir tasarım gerçekleştirdik. Burada mikroalglerin yüksek karbondioksit tutma kapasitesinden faydalanarak yine mikroalg biyokütle üretim potansiyeli yüksek olan bir mikroalg türünü seçtik ve onunla bir panel tipi fotobiyoreaktör tasarladık. Çalışmalarımızın optimizasyon ön çalışmalarını laboratuvar ortamında gerçekleştirdikten sonra dışarıya adapte ettik. Güneş enerjisi panelleri ile havalandırma için gerekli olan elektrik karşılanmakta. Herhangi bir elektrik sarfiyatı yapmayan, kendi kendine yeten kapalı bir sistem olarak tasarladık. Bu yönüyle oldukça ekolojik ve ekonomik bir ürün. Büyük hacimlerde tasarladık bunu çünkü dış mekan için düşündük. Özellikle kalabalık şehirlerde hava kirliliğin yoğun olduğu, karbondioksit emisyonunun yoğun olduğu, ağaç yetiştirmek için yeterli zaman ve mekanın olmadığı durumlarda aLgaç, inovatif bir çözüm olarak, karbon tutucu olarak düşünülebilir. Yine daha küçük hacimlerde tasarlanarak estetik bir şekilde tasarlanarak okul, hastane gibi kapalı alanlarda da oksijen konsantrasyonu arttırmak amacıyla kullanılabilir aLgaç. Farklı alanlarda yine yaygınlaştırılabilir" dedi. 200 litrelik fotobiyorektör günde 5-6 ağacın tutabildiği karbondioksiti tutuyor Yapılan bu fotobiyoreaktörün bir günde 5,6 ağacın tutabildiği karbondioksiti tuttuğunu dile getiren Doç. Dr. Füsun Akgül, "Yaptığınız biyokütle hesaplamalarına göre 200 litrelik bir hacimle tasarladık ve karbon tutma oranını bir günde 25 yaşındaki 5,6 ağacın tutabildiği karbondioksit tutabilir şekilde bir tasarım yaptık. Bu yönüyle aslında bir karbon yutağı olarak iş görecek şekilde tasarımımızı gerçekleştirdik. Bir diğer önemi de bu çalışmanın Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen ülkemizin de dahil olduğu sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de hizmet etmekte. Bunlardan bir tanesi sürdürülebilir şehir ve topluluklar, yine sağlıklı ve kaliteli yaşam hedefi, yine karasal yaşam hedefi gibi pek çok sürdürülebilir kalkınma hedefine hizmet eden bir çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayla hem öğrencilerimizin hem de halkımızın mikroalg biyoteknolojisi ve bunun faydaları hakkında farkındalık kazanmasını amaçladık" şeklinde konuştu. MAKÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Aleyna Gülşen ise, "Mikroalglerin biyoteknolojisinde kullanılan çalışmalar dünya üzerinde de her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde de bu alanın öncüsü olarak üniversitemizi görmekteyiz. Yaptığımız bu çalışma Türkiye’de ilk özelliği taşımaktadır. Projede yer aldığım için çok mutluyum" sözlerini ifade etti. Bir diğer öğrenci Özge Korkmaz ise, "Sera gazlarının en önemlisi olan karbondioksit salınımı her geçen gün artmaktadır ve bu da küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Atmosferde artan bu karbondioksiti azaltmaya yönelik yaptığınız bu çalışmada yüksek oranda karbondioksit tutabilen mikroalg kullanarak düz panel tipi fotobiyoreaktör tasarımı gerçekleştirdik. Bu çalışmada yer aldığım için çok mutluyum" dedi. Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Batuhan Gürakan da proje hakkında, "Güneş enerjisinden elde edilen elektrikle, kendi yetebilen kapalı bir sistemdir. Mikroalg biyokütlesi, biyogübre ve yem katkı maddesi kullanımı potansiyeline sahiptir ve bu yönüyle tasarımımız ekolojik ve ekonomiktir. Bize bu fırsatı verdiği için Füsun hocamıza çok teşekkür ederim" sözlerini sarf etti.
Türkiye’nin ilk ve tek milli uMAYA ürün ailesi bileşeninden SD-WAN çözümü
09 Haziran 2024 Pazar - 13:14 Türkiye’nin ilk ve tek milli uMAYA ürün ailesi bileşeninden SD-WAN çözümü uMAYA ürün ailesi bileşeni tarafından geliştirilen SD-WAN çözümü sayesinde geniş alan ağ altyapıları daha güvenli, kolay yönetilebilir ve düşük maliyetli hale getirilecek. ULAK Haberleşme, geniş alan ağ altyapılarını daha güvenli, kolay yönetilebilir ve düşük maliyetli hale getirmek amacıyla geliştirdiği SD-WAN (Software Defined Wide Area Networking) çözümünü tanıttı. Bu yenilikçi SD-WAN çözümü, uMAYA ürün ailesinin bir bileşeni olarak Türkiye’nin ilk ve tek milli ağ çözümü olma özelliğini taşıyor. Kurum ve kuruluşlar, SD-WAN teknolojisi ile ağ yönetimini merkezi hale getirerek maliyetleri düşürüyor ve performansı artırıyor. Farklı bağlantı türlerini destekleyerek esneklik sağlayan bu teknoloji, trafiği optimize ederek uygulama performansını iyileştiriyor. Ayrıca, güvenlik özellikleri ile ağ güvenliğini artırıyor ve kesintilere karşı iş sürekliliğini sağlıyor. Bu sayede, çoklu şube yapıları ve uzaktan çalışma gibi modern iş gereksinimlerini etkin bir şekilde karşılıyor. Proje, merkezi yönetim, ağ soyutlama, ağ otomasyonu ve artırılmış siber güvenlik gibi kullanıcıları doğrudan etkileyen fonksiyonları içeriyor. Projenin hedefleri arasında, uç noktaların hızlı ve basit bir şekilde devreye alınması, merkezi kontrol ve erişim sağlanması, gelişmiş NFV (Ağ Fonksiyonları Sanallaştırması) sayesinde şebekede bütüncül bir siber güvenlik altyapısının oluşturulması ve hibrit iletişim için altyapı sağlanması yer alıyor. Şebekelerde taşınan kritik veriler, yüksek güvenlikli ve millî şifreleme algoritmalarıyla güvence altına alınıyor. SD-WAN çözümü, ağ fonksiyonlarının sanallaştırılması, yazılım tabanlı müşteri uç cihaz yönetimi, fiziksel altkatman üzerinde çalışan sanal üstkatman şebeke, IPsec tünelleme ile güvenli veri iletimi ve farklı overlay tüneller üzerinden yazılım tabanlı trafik yönetimi gibi birçok ileri teknoloji barındırıyor.
Terör gazisi teknolojik çalışmalarıyla dikkat çekiyor
09 Haziran 2024 Pazar - 11:46 Terör gazisi teknolojik çalışmalarıyla dikkat çekiyor Sivas’ta yaşayan ve 1997 yılında Şırnak’ta katıldığı operasyonda gazi olan Bayram Uslu, hiçbir eğitim almamasına rağmen geliştirdiği teknolojik ürünlerle dikkat çekiyor. Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğup büyüyen Bayram Uslu, 1997 yılında askerlik hizmetini yerine getirmek için Şırnak’a gitti. Katıldığı bir operasyonda yaralanan arkadaşını çıkardığı sırada yaralanan Bayram Uslu, gazilik ünvanı aldı. 1997 yılından bu yana birçok ameliyata giren Bayram Uslu, bu süre zarfında kendini teknolojiye adadı. Tedavi gördüğü sırada yazılım öğrenmeye başlayan Bayram Uslu, hem karada hem de suda gidebilecek araç tasarladı. Telefon ile otomobilini kontrol edebileceği bir devre de hazırlayan Gazi Bayram Uslu, yaklaşık 30 sayfalık yazılım geliştirdi. Bayram Uslu bilişim teknolojilerine ilgisinin merakla başladığını belirterek, "1997 yılında Şırnak’ın Cudi Dağı’nda girmiş olduğumuz bir operasyonda yaralı arkadaşımı çıkarırken vuruldum. Bu elektronik tutkusu çocukluğumdan gelen bir şey. Merak üzerine başladım. Sürekli araştırarak deneme, yanılma yöntemiyle yapacağım şeyleri yapıyorum. Bugüne kadarki en büyük projem telefonla aracı uzaktan kontrol etmekti. En çok zorlandığımda onun yazılımıydı. Tekerin üzerine herhangi bir cisim konulduğunda telefonuma mesaj geliyordu. Benden habersiz kapısı açıldığı takdirde mesaj geliyordu. Araba ben istediğim zaman çalışıyordu. Bunun mesafe olayı yoktu. GSM’in çektiği her yerde çalışabiliyordu. Elektrikli fayton yaptım. Sürekli şarja takıp çıkarmak yerine çözüm bulmak istedim ve güneş paneli yerleştirdim, şu anda kullanıyorum" dedi. Tasarladığı amfibi aracı hurdacıya satmak zorunda kaldı Yaklaşık 5 yıl önce tasarladığını aracı destek göremediğini için aracı hurdacıya satmak zorunda kalan Uslu, "Hem karada hem de denizde gidebilecek bir araç yaptım. Amfibi bir araçtı. Şarkışla Barajı’nda da defalarca test ettim. Buradan binip gidiyorsunuz, suya girip geri geliyorsunuz. Bazı parçalarını ben yapamadım. Sanayiye gittiğimde benim çizimim sorgulanıyordu. Sürekli gidiyordum, parçaları yaptıramadım. Yeniçubuk’a gidiyordum, orası da masraf ve maneviyat açısından sorun oluyordu. Benden ondan bıkarak hurdacıya sattım” şeklinde konuştu.
Marmaris’te öğrenciler yapay zeka ile sürdürülebilir şehirler tasarladı
08 Haziran 2024 Cumartesi - 17:48 Marmaris’te öğrenciler yapay zeka ile sürdürülebilir şehirler tasarladı Muğla’nın Marmaris ilçesinde ortaokul öğrencileri yapay zeka ile sürdürebilir şehirler tasarlıyorlar. Türkiye, Yunanistan ve Tunus’tan öğretmenler ve öğrencilerin katıldığı proje kapsamında Marmaris Evren Paşa ortaokulu kurucu ortak olarak yer alıyor. Marmaris Evren Paşa Ortaokulu’ nun kurucu ortak olarak yer aldığı Türkiye, Yunanistan ve Tunus’ tan toplam 8 öğretmen 120 öğrencinin işbirliği ile yürütülen "An AI Driven City" eTwinning Projesi kapsamında öğrenciler yapay zeka ve makine öğrenmesi desteği ile sürdürülebilir şehirler tasarlıyorlar. Yapay zeka ve makine öğrenmesinin çalışma mantığını anlamak ve uygulamalar oluşturmak, çevre duyarlılığı ve bilinci geliştirmek, takım çalışması ve iletişim becerilerini geliştirmek, yabancı dil becerilerini geliştirmek projenin amaçları ile yürütülen Proje sürecinde öğrenciler kendi okul takımlarıyla ve eşleştirildikleri ülke takımlarıyla çalışmalar yaptılar. İlk olarak sürdürülebilir şehirler ve küresel kalkınma amaçları ile ilgili araştırma yapan öğrenciler yapay zeka yardımı ile şehirlerdeki en acil sorunları araştırdılar . Öğrencilerin araştırmaları sonucu, Ulaşım, Güvenlik, Sağlık, Geri Dönüşüm, Yeşil Çevre, Enerji ve Refah alanları ile ilgili çözümler üretilmesini tespit ederek,ortak oldukları platformda paylaştılar. Ayrıca Öğrenciler MIT Medya Laboratuvarı tarafından geliştirilen Raise AI Playground blok tabanlı kodlama platformunu kullanarak her bir başlıkla ilgili bir model eğitip programladılar ve eTwinning platformunda sunum yaptılar.
Vodafone Freezone ve Fut Esports’tan Brawl Stars Yaz Turnuvası
08 Haziran 2024 Cumartesi - 11:31 Vodafone Freezone ve Fut Esports’tan Brawl Stars Yaz Turnuvası Oyun ve espordaki gelişimin en büyük destekçilerinden biri olan Vodafone FreeZone, ana sponsoru olduğu FUT Esports işbirliğiyle yeni bir turnuva düzenleyecek. Brawl Stars Yaz Turnuvası’nda toplam 32 takımdan 96 oyuncu mücadele edecek. Online olarak gerçekleşecek turnuvaya Türkiye’nin her yerinden katılım olacak. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, gençlik markası Vodafone FreeZone ile oyun ve espordaki gelişimin en büyük destekçilerinden biri olmaya devam ediyor. Gençlik markasının ana sponsoru olduğu FUT Esports işbirliğiyle 28-29-30 Haziran tarihlerinde yeni bir turnuva düzenleyecek. Vodafone FreeZone Brawl Stars Yaz Turnuvası’nda toplam 32 takımdan 96 oyuncu mücadele edecek. İlk 2 gün grup elemelerinin yapılacağı turnuvanın final günü ise 8 takım çeyrek, yarı ve büyük finalde karşılaşacak. Online olarak gerçekleşecek turnuvaya Türkiye’nin her yerinden katılım olacak. Tanınmış oyun influencer’ları Rozetmen, Onur Bilge, OyunGemisi34 ve Oyunların Ustası’nın liderlik edeceği 4 takımın da yarışacağı turnuva YouTube’dan izlenebilecek. Brawl Stars Yaz Turnuvası, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin ve FUT Esports Kurucu Ortağı Cesur Sünnetçioğlu’nun katılımıyla, Avrupa’nın en büyük oyun evlerinden FUTHOUSE’ta düzenlenen etkinlikte tanıtıldı. Turnuva detaylarının yanı sıra Brawl Stars oyununun dinamik ve taktiklerinin de paylaşıldığı etkinlikte, tabletlerle sahnede Brawl Stars oyunu deneyimlendi. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: “Vodafone FreeZone olarak, Türkiye’de oyun ve espordaki gelişimin en büyük destekçilerinden biriyiz. Bugüne kadar bu geniş ekosistemin büyümesine destek olduk, bundan sonra da olmaya devam etmek amacındayız. Espor pazarına 8 yıl önce girdik. Bu süreçte yaklaşık 63 milyon TL’lik yatırım yaptık. Esporu destekleyen marka olarak baktığımızda, sektörümüzde birinci sıradayız. Espor alanında pek çok önemli sponsorluğa da imza attık. 2022’den bu yana başarıyla sürdürdüğümüz FUT Esports işbirliğiyle sponsorluk alanımızı genişletip tek bir oyuna değil birçok oyuna ve dolayısıyla daha geniş bir oyuncu kitlesine ulaşma imkânı bulduk. Ayrıca, FUT Esports ile birlikte çeşitli oyun turnuvaları düzenliyoruz. Bugün duyurusunu yaptığımız Brawl Stars Yaz Turnuvası da bunlardan biri. Online olarak gerçekleşecek turnuvamıza Türkiye’nin her yerinden katılım olacak. Tüm takımlara şimdiden başarılar diliyoruz.” Turnuvayı değerlendiren FUT Esports Kurucu Ortağı Cesur Sünnetçioğlu, “Vodafone FreeZone sponsorluğunda FUT Esports olarak birçok farklı branşta şampiyonluk yaşadık. Bu branşlardan bir tanesi de Brawl Stars. 2023 senesinde EMEA şampiyonluğu sonrasında dünya finallerinde mücadele edip ülkemizi temsil ettik. Brawl Stars 2024 senesinde Türkiye’de en fazla oynanan mobil oyun konumunda ve esporun yanında casual olarak da çok büyük kitlelere ulaşıyor. Biz de ortağımla vakit buldukça, ya beraber ya da karşı karşıya oynuyoruz. Değerli ana sponsorumuzun katkılarıyla harika bir turnuva bizi bekliyor. Çok keyifli geçeceğine eminim. Tüm katılımcılara başarılar diliyor, yayıncılara ve emek veren herkese teşekkür ediyorum.” Sürpriz ödüller verilecek Yapılan açıklamaya göre, Brawl Stars Yaz Turnuvası kapsamında hem katılımcılar, hem de kazananlar için sürpriz ödüller verilecek. Turnuvada birinci gelen takım üyelerine akıllı telefon, ikinci gelen takım üyelerine tablet ve üçüncü gelen takım üyelerine akıllı saat hediye edilecek. Ayrıca, turnuvadaki katılımcı oyunculara Brawl Stars oyun içi kod hediyeleri de verilecek. FUT Esports işbirliğiyle genç oyunseverlere destek oluyor Vodafone FreeZone, FUT Esports işbirliğiyle, hem esporu takip eden gençleri hem de espor ekosistemini destekliyor. Türkiye’nin en büyük espor kulüplerinden biri olan FUT Esports’un ana sponsoru olan gençlik markası, bu işbirliği kapsamında bir yandan oyun endüstrisini geliştirecek yeni ve faydalı içerikler üretiyor, bir yandan da oyun turnuvaları ve Twitch yayınlarında hem takımın hem esporseverlerin yanında yer alarak Türkiye’deki espor ekosisteminin gelişmesine katkıda bulunuyor. Vodafone, esporda önemli işbirliklerine imza attı Operatör, espor alanında bugüne kadar pek çok sponsorluk gerçekleştirdi. 2017’de esporun güçlü takımlarından Bahçeşehir SuperMassive Esports iş ortaklığıyla ilk adımını atan operatör, 2018’de Riot Games ile daha kapsamlı ve büyük bir adım atarak, Türkiye’deki en büyük profesyonel espor ligi Vodafone FreeZone Şampiyonluk Ligi’ne isim sponsoru oldu. 2019 sonunda Türkiye Espor Federasyonu’nun düzenlediği ilk resmi espor turnuvası TESFED Vodafone FreeZone Türkiye Kupası’na ismini veren operatör, 2021’de oyun portföyüne Riot Games’in mobil oyunu Wild Rift’i kattı. Aynı yıl Lokum Games ile beraber Zula FreeZone CUP 2021’i gerçekleştiren operatör, 2022’nin ilk aylarında ise Free Fire 5G Turnuvası’nı düzenledi. 2022’de FUT Esports ile sponsorluk anlaşmasına imza atan operatör, bu işbirliği kapsamında, 2023’te 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel olarak, Türkiye’nin en büyük iki espor takımı olan FUT Esports ve BBL Esports’un karşı karşıya geldiği 100. Yıl VALORANT Gösteri Maçı’na ana sponsor olarak en büyük desteği sağladı. Gerçek zamanlı strateji oyunu Supercell tarafından 2017’de tanıtılan Brawl Stars, 6-16 yaş arası oyuncuların 3’er kişilik gruplarla oynadığı bir çokoyunculu gerçek zamanlı strateji oyunu. Brawl Stars’ta, karşı takımdan önce haritada yer alan bayrağı ele geçirmek ve kendi takımının üssüne taşımak amaçlanıyor. Takımların üsleri, oyunda yer alan haritanın farklı uçlarında yer alıyor. Toplam 44 karakterin bulunduğu oyunda düzenlenen maçlar ortalama 3 dakika sürüyor.
ZBEÜ OVAT markası tescil edildi
07 Haziran 2024 Cuma - 14:56 ZBEÜ OVAT markası tescil edildi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi tarafından yapılan başvurunun kabulüyle ZBEÜ OVAT markası tescil edildi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Teknoloji Transfer Ofisi Sınai Mülkiyet Hakları Birimi tarafından 22.02.2024 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurusu yapılan ve ZBEÜ Teknoloji Takımları Koordinatörlüğü bünyesinde faaliyet gösteren "ZBEÜ OVAT” ibareli ve logolu marka, Marka Tescil Belgesi almaya hak kazandı. ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, ZBEÜ’nün özellikle son dönemde giderek artan başarı ivmesinin bu marka tescil haberiyle taçlandığını ifade ederek bundan büyük bir memnuniyet duyduğunu aktardı. Üniversite olarak her geçen gün gerek akademik, kültürel, sanatsal ve sportif anlamda gerekse teknolojik gelişmeler anlamında önemli ilerlemeler kat ettiklerini sözlerine ekleyen Rektör Özölçer, ZBEÜ OVAT markasının fikir düzeyinden marka tescil düzeyine kadar her aşamasında katkılarını sunan başta ZBEÜ Teknoloji Transfer Ofisi olmak üzere, tüm akademik ve idari personel ve öğrenciler ile OVAT/ZBEÜ Otomasyon ve Ar-Ge Takımı’na teşekkürlerini sundu. ZBEÜ “OVAT/ZBEÜ” Otomasyon ve Ar-Ge Takımı’nın, Teknofest Robotaksi Binek Otonom Araç Yarışması’nda 2 adet Türkiye 3.’lüğü, 1 adet Türkiye 4.’lüğü ve 2 adet “En İyi Takım Ruhu” ödülleri bulunuyor.