Son Dakika
|
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Trump: "İran’ın cehennemi yaşamasına 48 saat kaldı"
ABD'de ortalama benzin fiyatı 2022'den bu yana ilk kez 4 doların üzerinde
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İstanbul’da
Kamyon dehşet saçtı: Yaşlı adam feci şekilde can verdi
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
"Dur" ihtarına uymayıp 3 polisi darbeden alkollü sürücünün ceza belli oldu: Tam 646 bin lira
Zelenskiy: "Ukrayna, Suriye ve Türkiye'nin bir araya geldiği üçlü bir görüşme yapıldı"
ABD’de kayıp mürettebat operasyonu öncesi İran’ın "tuzak" kurduğu şüphesi
İran’dan düşürülen askeri uçakta ABD askerine ait vücut parçasının tespit edildiği iddiası
İran’dan İsrail füze saldırısı: 4 yaralı
Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Devlet Başkanı eş-Şara ile bir araya geldi
Dışişleri Bakanı Fidan, Suriyeli ve Ukraynalı mevkidaşları ile üçlü görüşme gerçekleştirdi
TEKNOLOJİ
Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor
05 Nisan 2026 Pazar - 10:56:45
Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
05 Nisan 2026 Pazar - 10:52
Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı Türkiye Finallerinde
Muğla Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X takımı Türkiye Uzay Ajansı tarafından "Astro Hackathon 2026" yarışmasında il birincisi olarak Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandı. Muğla’da TUA Astro Hackathon başarıyla gerçekleştirildi. TUA Astro Hackathon’da gençler; bilim, teknoloji ve hayal gücünü bir araya getirerek 2 gün boyunca süren yarışmalarda sınırları zorlayıp, geleceğin dünyasına bugünden yön verecek projeler ortaya koydu. Takım ruhu, üretim kültürü ve keşfetme heyecanının ön plana çıktığı bu güçlü deneyim; gençlerin potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Marmaris’te düzenlenen TUA Astro Hackathon Muğla yarışmasında birincilik elde eden ve ili Türkiye finallerinde temsil edecek olan Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen, Okul Müdürü İbrahim Turgut, Müd. Yrd. Zafer Ersoy ile birlikte Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu’yu ziyaret etti. Göstermiş oldukları başarıdan dolayı öğrencileri tebrik eden Kaymakam Kumcu, TUA Astro Hackathon Türkiye Finallerinde başarılar diledi. Heyet daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen’e ziyaret gerçekleştirdi. Şen, öğrencileri tebrik ederek, Türkiye Finallerinde başarılar diledi. Ayrıca hediye takdiminde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40
İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20
Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:16
Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı
2
04 Nisan 2026 Cumartesi- 13:20
Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 14:01
I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu
4
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:51
İzmitli robotik takımlar, Turknet’in teknoloji altyapısıyla FRC’de yarıştı
5
03 Nisan 2026 Cuma- 09:28
Düzce Üniversitesi’nde savunma sanayi ve teknoloji zirvesi
26 Mart 2024 Salı - 11:00
Sanal gözlükle Mersin’i keşfettiler
Mersin Büyükşehir Belediyesince düzenlenen etkinlikte vatandaşlar, Sanal Gerçeklik Yöntemi ile Bilişim Tabanlı Mersin Tanıtım’ videosunu VR gözlüklerle izleyerek, kentin tarihi, turistik ve ören yerlerini sanal gerçeklik deneyimi ile gezme ve görme imkanı buldular. Kültürel, tarihi ve ören yerleri, zengin mutfağı ve gastronomisi ile Akdeniz’in incisi Mersin’in, ulusal ve uluslararası düzeyde daha geniş kitlelerce tanınması için çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, bu kez bir AVM’de kurduğu etkinlik alanı ile vatandaşların Mersin’i yeniden keşfetmesini sağladı. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen etkinlikte vatandaşlar, ‘Sanal Gerçeklik Yöntemi ile Bilişim Tabanlı Mersin Tanıtım’ videosunu VR gözlüklerle izleyerek, kentin tarihi, turistik ve ören yerlerini sanal gerçeklik deneyimi ile gezme ve görme imkânı buldular. Ziyaretçiler Büyükşehir Belediyesinin hazırlamış olduğu ‘Antik Mersin’ projesine ait tanıtım filmini izleme şansı buldular. ‘Antik Mersin’ projesi tanıtım filmi; FPV drone ile yenilikçi bir yaklaşımla ünlü sanatçı Mazlum Kiper tarafından seslendirilerek anlatıldı. Vatandaşlar, belediyenin bu uygulaması sayesinde kenti baştan başa benzersiz bir deneyimleme fırsatı buldukları için memnuniyet duydular. “Büyükşehir Belediyesi olarak, yenilikçi teknolojileri takip ediyoruz” Vatandaşlara sanal gerçeklikle Mersin’in bilişim tabanlı tanıtımını yaptıklarını kaydeden Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığında görev yapan Göktürk Şener; Mersin’in tanıtılması için 360 derece tanıtım videolarına önem verdiklerini belirterek, vatandaşlara VR gözlükler aracılığıyla kenti bir ucundan bir ucuna gezme ve görme hissini yaşattıklarını ifade etti. Ulusal ve uluslararası fuarlarda da Mersin’i tanıtmak için yer aldıklarını söyleyen Şener, “En son yapılan EMIT Fuarında da Mersin’in tanıtımını gerçekleştirdik. ‘Antik Mersin’ projesi tamamlanmak üzere. Proje ile Mersin’in tarihi yerlerinin illüstrasyonları çizilerek tanıtılmasını sağlıyoruz. Vatandaşlarımız, VR gözlükleri takarak Mersin’in tarihi, turistik ve ören yerlerini fotoğraf ve video ile izleme şansı buluyor” dedi. Büyükşehir Belediyesinin, yenilikçi teknolojileri takip eden bir belediye olduğunu aktaran Şener, “Yaptığımız projelerin sürdürülebilir olması, bizim için önem arz ediyor. Yeni teknolojileri takip ediyor ve bunu projelerimizde uygulayarak vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz” diye konuştu. Vatandaşlar, Mersin’i VR gözlükler sayesinde yeniden keşfetti Etkinliğe katılan Selin Kırmızı, yapılan etkinliği çok beğendiğini söyleyerek, “Harikaydı ve videoyu izlerken uçuyormuş gibi hissediyorsun. Daha önce görmediğim yerleri gördüm. Tarsus Şelalesini çok merak ediyordum. Gitmemize gerek kalmadan, sanki oradaymışım gibi hissettim. Çok beğendim ve herkese tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı. Etkinliğe katılan çocuklardan Çağan Çekiç ise “Çok güzeldi. Mersin’in anıtları vardı. Çok büyüleyiciydi. Bugün güzel ve değişik bir deneyim yaşadım” şeklinde konuştu.
26 Mart 2024 Salı - 10:47
Türkiye’deki 38 farklı kazıdan toplanan 6 bin iskelet öğrencilerin ve bilimin hizmetinde
2013 yılından itibaren yaptıkları çalışmalar ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılan 38 kazıdan toplanan 6 binin üzerinde insan iskeleti arşivi ile MAKÜ Antropoloji Bölümü öğrencileri, tarihi görerek öğreniyor. Yapılan kazılarda elde edilen kemikler ve fosiller üzerinde yapılan çalışmalarda eski zamanlarda yaşanan bir cinayet ve kanserli hasta tespit edilirken bu bölgede yaşayan bir file ait tek örnek olan diş fosili ortaya çıkarıldı. Geçmişten günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve binlerce antik kenti içinde barındıran Anadolu coğrafyası antropologlar için büyük bir çalışma ortamı oluşturuyor. Türkiye’deki birçok üniversite de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte bu antik kentlerde çalışmalar yaparak tarihi gün yüzüne çıkarıyor. Yapılan bu çalışmalar sonucunda tarihe olan ilginin artmasıyla birlikte birçok üniversite de açılan Antropoloji bölümü, öğrencilerine teorik derslerin yanında kazı alanlarından toplanan farklı dönemlere ait kemiklerden oluşan arşivleriyle uygulamalı eğitimler veriyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversite Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Fiziki Antropoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek ve Doç. Dr. Alper Yener Yavuz da öğrencilerin antropoloji derslerini uygulayarak öğrenmeleri açısından üniversiteye büyük bir kemik arşivi oluşturmuş durumda. 2013 yılında başlayan Antalya Doğu Garajı kazısıyla birlikte birçok kazıda görev alan ve farklı medeniyetleri inceleme fırsatı bulan akademisyenler üniversite arşivine yaklaşık 38 kazıdan 6 bin bireyin üzerinde insan iskeleti kazandırdı. Bu iskeletler üzerinde öğrenciler ile birlikte yapılan incelemelerde çok önemli bulgular da elde eden akademisyenler Anadolu tarihine ışık tutmaya devam ediyorlar. Yapılan çalışmalar ve oluşturulan arşiv hakkında bilgi veren Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Antropoloji Bölümü Fiziki Antropoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek; “Buradaki çalışmalarımız 2013 yılında başladı. Kars’tan Antalya’ya, Çorum’dan İzmir’e kadar Türkiye’nin birçok yerinde 30’dan fazla antik kentte çalışmalarımız devam ediyor. Bu antik kentlerden çıkan insan ve hayvan iskeletlerinin birçoğunu laboratuvarlarımızda çalışıyoruz. Bazılarını direkt antik kentlerde, bazılarını buraya getirip buradaki laboratuvarlarımızda çalışıyoruz. Şu anda yaklaşık 6 binin üzerinde bireye ait iskeletimiz var ve yine bu 2024 yılı içerisinde izinlerini beklediğimiz, buraya gelecek bireylerle bu yıl sonunda muhtemelen 7 bin bireyi geçeceğiz ki bu sayı da muhtemelen Türkiye’deki en büyük iskelet koleksiyonu haline getiriyor laboratuvarımızı. Elimizde Neolitik dönemden Bizans dönemine kadar çok farklı zaman aralıklarından hem insan hem hayvan iskeletleri var. İnsan iskeletlerinde yaş, cinsiyet gibi temel demografik verileri belirledikten sonra bireyler nasıl bir yaşam sürmüş, hangi çevre şartlarında yaşamış ve bazı durumlarda da bireylerin mesleğine kadar fikirler yürütebiliyoruz. Bireyle hangi hastalıkları yaşamış, ölüm sebepleri ne gibi yine önemli bilgileri de hem bireysel bazda hem de toplumsal bazda elde edebiliyoruz. Yine ilerleyen teknoloji ile beraber DNA çalışmaları gibi birçok önemli çalışmaları da gerçekleştirerek toplumlar hakkında çok önemli verilere ulaşabiliyoruz. Elimizdeki iskelet yoğunluğu genel itibari ile Muğla ve Antalya bölgesinden olmakla beraber Türkiye’nin birçok yerinden de farklı iskelet grupları üzerinde birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. İnsan haricinde hayvan iskeletleri üzerinde de yine birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Böylelikle o kentlerde ne tür hayvanlar tüketilmiş, insan hayvan ilişkileri ne durumda, vahşi ya da evcilleştirilmiş hayvanların tüketimleri ile ilgili yine önemli bilgileri ortaya çıkarıyoruz.” dedi. “En büyük iskelet nüfusu bizim üniversitemizde” Yaptıkları çalışmalar sonrası elde ettikleri iskelet arşivi ile en büyük arşivin kendilerinde olduğunu dile getiren Doç. Dr. Aytek; “Türkiye’deki antropolojinin kurucu üniversitelerine baktığımızda Ankara Hacettepe ve İstanbul öne çıkan köklü üniversiteler. En geniş iskelet ağlarının buralarda olduğunu söyleyebiliriz. Ancak özellikle bizim burada son 4-5 yıl içerisinde hızlı gelişen iskelet sayımızın bu üniversiteleri de geçtiğini düşünüyoruz. Çünkü bu üniversitelerdeki hocalarla da genelde irtibat halindeyiz. Zaten küçük bir camia, birbirimizi tanıyoruz. Dolayısıyla şu anki insan iskelet bireyi açısından tabii ki her üniversiteyi tek tek sayamayız ama en kalabalık iskelet koleksiyonunun bizde olduğunu düşünüyoruz. 6 bin çok büyük bir sayı. Ankara’daki üniversitelerde dahi bu sayının olduğunu düşünmüyoruz. Genel olarak söyleyebiliriz ki en büyük iskelet nüfusu bizim üniversitemizdeki laboratuvarda mevcuttur.” şeklinde konuştu. “Türkiye’nin önemli birçok kazı alanlarında çalışıyoruz” Türkiye’deki farklı birçok kazı alanında çalıştıkları da söyleyen Doç. Dr. Aytek; “ Biz çalışmalarımızın büyük çoğunluğunu Muğla, Burdur ve Antalya’da ki antik kentlerde yapıyoruz. Örneğin Antalya’da Patara, Side, Aspendos gibi Türkiye’nin çok önemli kazalarında çalışıyoruz. Yine yakın zamanda Alanya Kalesi ve Syedra Antik Kenti’nde çalışmalar yaptık. Burdur’da kazı çalışmaları üniversitemizdeki hocalarımız tarafından yürütülen Kibyra Antik Kenti’nin iskeletleri de bizde. Muğla’ya baktığımızda yine Muğla tabii arkeolojik anlamda Türkiye’nin en zengin kenti. Yine çok önemli antik kentler olan Stratonikeia, Kaunos, Pedesa, Myndos gibi birçok antik kentin de antopolojik çalışmalarını biz yürütüyoruz. Ama tabi alanımız sadece bununla sınırlı değil. Karaman Ermenek’ten yine önemli iskeletlerimiz var, Çorum’daki yine Türkiye’nin en eski antik kentlerinden biri olan Alacahöyük’te çalışmalar gerçekleştiriyoruz.” açıklamasında bulundu. “Geçen sene bir kanser türü ve bir cinayet tespit ettik” İnsan kemikleri üzerinde yaptıkları çalışmalarda bir cinayeti ve kanser türünü bulduklarını belirten Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek; “İnsan ya da hayvan iskeletleri üzerinde yapılan çalışmalarda çok önemli bir grubu da patolojik çalışmalar oluşturuyor. Nasıl ki günümüzde birçok hastalık geçiyorsak ve bunlar bizim vücudumuza nasıl yansıyorsa insan iskeletleri üzerine de bazı hastalıklar yansımakta. Elimizde yine çok geniş bir patolojik seri var. Bununla ilgili çok önemli çalışmalar yaptık. Örneğin geçen sene Muğla ilinde bulunan bir bireyde bir kanser türü tespit ettik ve antik dönem için kayıt olarak bunu yayınladık. Bu da hem Muğla için hem de Türkiye antropolojisi için çok önemli bir yayındı. Uluslararası bir ekiple beraber dünyanın patoloji anlamdaki en iyi dergisinde yayınladık. Yine onun dışında birçok farklı patolojiye ait örnekler var. Yine Muğla’da Stratonikeia Antik Kenti’nde cinayete kurban gitmiş bir bireyin kafa tasındaki büyük bir kesi yine önemli bir dergide yayınladı. Bu tip patolojilerde antropolojik çalışmaların çok önemli bir bölümünü oluşturuyor.” sözlerini dile getirdi. “Anadolu’da yaşayan bir fil türünün ilk örneğini bulduk” Yapılan çalışmalar esnasında keşfedilen hayvan fosilleri arasında Anadolu’da yaşayan bir fil türünün ilk örneğini keşfettiklerini de söyleyen Doç. Dr. Aytek; “Antropolojik çalışmalarda iskeletlerin yanı sıra fosiller de yine çalışmalarımızın çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yapılan paleontolojik çalışmalar için antropologlar yetkilendirilmiş, yani bizler bu çalışmaları yürütüyoruz. Biz Denizli’de 2017-2020 yılları arasında beş yıllık yüzey araştırması gerçekleştirdik ve birçok farklı alanda önemli fosiller tespit ettik. Bunlardan en önemlisi de Tavas ilçesindeki Kayaca Fosil Lokalitesi’ydi. 2022 ve 2023 yılında da Denizli Müze Müdürlüğü başkanlığında yine bizimle beraber farklı disiplinlerden hocalarımızın bilimsel sorumluluğunda iki senedir orada kazı çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Burada yaklaşık yedi ile dokuz milyon yıl arasında tarihlendirilen döneme ait birçok hayvana ait önemli fosiller bulduk. Bazıları Anadolu’da çok nadir fosiller. Hatta Beyağaç’ta bir file ait diş bulduk. Bu fil türünün Türkiye’deki ilk örneğini bulduk ve geçen sene 2023 yılında yine dünyanın en önemli dergilerinden birinde bu fili de yayınladık. Onun dışında alanda 30’a yakın farklı hayvan fosilleri bulduk. Bunlarla ilgili bilimsel çalışmalarımız devam ediyor.” dedi. Laboratuvarda yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Alper Yener Yavuz ise; “Burada aslında yapılan çalışmaları üç ayrı disipline ayırabiliriz. Bunlar Zooarkeolojik çalışmalar, Paleontolojik çalışmalar ve Paleoantropolojik çalışmalardır. Paleoantropolojik çalışmalar kapsamında pek çok arkeolojik kazı ile birlikte çalışıyoruz. Çalıştığımız kazılardaki insan ve hayvan kemiklerini laboratuvarımıza ve depolarımıza getiriyoruz. Depolarımıza getirdikten sonra insan iskeletleri ve hayvan iskeletleri üzerinde antropolojik çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunlarla ilgili bilimsel çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra yine kendi kazımız olan Denizli’deki Kayaca Fosil Lokalitesi’nden çıkan fosilleri de yine laboratuvarımızda çalışıyoruz.” diye konuştu. “Anadolu’nun farklı yerlerinden yaklaşık 38 farklı kazıdan iskelet arşivimiz var” Bir gazete başlığı ile başladıkları kazı çalışmalarından günümüze kadar 38 farklı kazıdan arşiv elde ettiklerini dile getiren Doç. Dr. Alper Yener Yavuz; “2009 yılında bir gazete haberinde gördüğümüz Antalya Doğu Garajı’nda yapılan “Arkeolojik Çalışmalar Başladı” başlıklı bir haberden sonra iletişime geçtik biz Antalya Müzesi ile. İlk başta kendimiz de kazıya dahil olduk, oraya gittik ve Doğu Garajı’nın gerçekten çok büyük bir nekropol alanı olduğunu gördük. Zaten müzesi de açılmak üzere ya da açıldı. Doğu Garajı ile birlikte birikmeye başlayan iskelet koleksiyonumuz şimdi 37 -38 farklı kazıya ulaşmış durumda. Bu kazılardan hem hayvan hem de insan iskeletlerimiz mevcut. Aslında biraz Doğu Garajı’ndan bahsetmek lazım burada. Çünkü Doğu Garajı belki de Türkiye’deki uzun süreli mezarlık olarak kullanılan en önemli yerlerinden bir tanesi. Yaklaşık olarak 2 bin 500 yıl Doğu Garajı bir metropol olarak kullanılmış. Yaklaşık 12-13 çeşit farklı mezar tipi ile karşılaşıyoruz. Hatta hala da Doğu Garajı’nın arka tarafı günümüzde de Geç Osmanlı Dönemi’nde de mezarlık olarak kullanılmış. Dolayısıyla oradan çok sayıda iskeletimiz var. Yine bunun yanı sıra da Anadolu’nun farklı yerlerinden yaklaşık 38 farklı kazıdan depolarımızda ve laboratuvarımızda çeşitli iskeletler var.” dedi. Öğrenciler bu arşiv sayesinde birinci sınıftan itibaren iskeletler ile tanışmış oluyor” Elde edilen arşiv sayesinde öğrencilerin birinci sınıftan itibaren iskeletler ile tanışıp uygulayarak öğrendiklerini söyleyen Doç. Dr. Yavuz; “Öğrenciler birinci sınıftan başlayan Osteoloji dersi ile birlikte iskeletler ile tanışmış oluyorlar, iskeletleri tanımış oluyorlar ve sadece insan iskeletlerinin değil bunun yanı sıra hayvan iskeletlerinin de olması sayesinde insan kemikleri ile hayvan kemiklerinin arasındaki farkları da çok erken dönemlerde öğrenmeye başlıyorlar. Dolayısıyla aslında şuradan bakmak lazım, birçok şeyi görselden görmekle elle ellemek arasında elle temasla öğrenmek arasında çok önemli bir fark var dolayısıyla birinci sınıfta öğrenciler bunun sonucuna varabiliyorlar. Bu da onlara büyük bir katkı sağlıyor” diyerek bu arşivin öğrenciler üzerindeki olumlu etkilerinden bahsetti. Antropoloji bölümü için oluşturulan bu arşivin öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri ilerleyen dönemlerde yapılacak kazılarda görev alacak olan geleceğin akademisyenlerinin artmasında büyük fayda sağlayacağı ön görülüyor.
26 Mart 2024 Salı - 10:35
Öğrenciler Türkiye’deki 38 farklı kazıdan toplanan 6 bin iskelet öğrencilerin ve bilimin hizmetinde
2013 yılından itibaren yaptıkları çalışmalar ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılan 38 kazıdan toplanan 6 binin üzerinde insan iskeleti arşivi ile MAKÜ Antropoloji Bölümü öğrencileri, tarihi görerek öğreniyor. Yapılan kazılarda elde edilen kemikler ve fosiller üzerinde yapılan çalışmalarda eski zamanlarda yaşanan bir cinayet ve kanserli hasta tespit edilirken bu bölgede yaşayan bir file ait tek örnek olan diş fosili ortaya çıkarıldı. Geçmişten günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve binlerce antik kenti içinde barındıran Anadolu coğrafyası antropologlar için büyük bir çalışma ortamı oluşturuyor. Türkiye’deki birçok üniversite de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte bu antik kentlerde çalışmalar yaparak tarihi gün yüzüne çıkarıyor. Yapılan bu çalışmalar sonucunda tarihe olan ilginin artmasıyla birlikte birçok üniversite de açılan Antropoloji bölümü, öğrencilerine teorik derslerin yanında kazı alanlarından toplanan farklı dönemlere ait kemiklerden oluşan arşivleriyle uygulamalı eğitimler veriyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversite Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Fiziki Antropoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek ve Doç. Dr. Alper Yener Yavuz da öğrencilerin antropoloji derslerini uygulayarak öğrenmeleri açısından üniversiteye büyük bir kemik arşivi oluşturmuş durumda. 2013 yılında başlayan Antalya Doğu Garajı kazısıyla birlikte birçok kazıda görev alan ve farklı medeniyetleri inceleme fırsatı bulan akademisyenler üniversite arşivine yaklaşık 38 kazıdan 6 bin bireyin üzerinde insan iskeleti kazandırdı. Bu iskeletler üzerinde öğrenciler ile birlikte yapılan incelemelerde çok önemli bulgular da elde eden akademisyenler Anadolu tarihine ışık tutmaya devam ediyorlar. Yapılan çalışmalar ve oluşturulan arşiv hakkında bilgi veren Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Antropoloji Bölümü Fiziki Antropoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek; “Buradaki çalışmalarımız 2013 yılında başladı. Kars’tan Antalya’ya, Çorum’dan İzmir’e kadar Türkiye’nin birçok yerinde 30’dan fazla antik kentte çalışmalarımız devam ediyor. Bu antik kentlerden çıkan insan ve hayvan iskeletlerinin birçoğunu laboratuvarlarımızda çalışıyoruz. Bazılarını direkt antik kentlerde, bazılarını buraya getirip buradaki laboratuvarlarımızda çalışıyoruz. Şu anda yaklaşık 6 binin üzerinde bireye ait iskeletimiz var ve yine bu 2024 yılı içerisinde izinlerini beklediğimiz, buraya gelecek bireylerle bu yıl sonunda muhtemelen 7 bin bireyi geçeceğiz ki bu sayı da muhtemelen Türkiye’deki en büyük iskelet koleksiyonu haline getiriyor laboratuvarımızı. Elimizde Neolitik dönemden Bizans dönemine kadar çok farklı zaman aralıklarından hem insan hem hayvan iskeletleri var. İnsan iskeletlerinde yaş, cinsiyet gibi temel demografik verileri belirledikten sonra bireyler nasıl bir yaşam sürmüş, hangi çevre koşullarında yaşamış ve bazı durumlarda da bireylerin mesleğine kadar fikirler yürütebiliyoruz. Bireyle hangi hastalıkları yaşamış, ölüm sebepleri ne gibi yine önemli bilgileri de hem bireysel bazda hem de toplumsal bazda elde edebiliyoruz. Yine ilerleyen teknoloji ile beraber DNA çalışmaları gibi birçok önemli çalışmaları da gerçekleştirerek toplumlar hakkında çok önemli verilere ulaşabiliyoruz. Elimizdeki iskelet yoğunluğu genel itibari ile Muğla ve Antalya bölgesinden olmakla beraber Türkiye’nin birçok yerinden de farklı iskelet grupları üzerinde birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. İnsan haricinde hayvan iskeletleri üzerinde de yine birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Böylelikle o kentlerde ne tür hayvanlar tüketilmiş, insan hayvan ilişkileri ne durumda, vahşi ya da evcilleştirilmiş hayvanların tüketimleri ile ilgili yine önemli bilgileri ortaya çıkarıyoruz.” dedi. “En büyük iskelet nüfusu bizim üniversitemizde” Yaptıkları çalışmalar sonrası elde ettikleri iskelet arşivi ile en büyük arşivin kendilerinde olduğunu dile getiren Doç. Dr. Aytek; “Türkiye’deki antropolojinin kurucu üniversitelerine baktığımızda Ankara Hacettepe ve İstanbul öne çıkan köklü üniversiteler. En geniş iskelet ağlarının buralarda olduğunu söyleyebiliriz. Ancak özellikle bizim burada son 4-5 yıl içerisinde hızlı gelişen iskelet sayımızın bu üniversiteleri de geçtiğini düşünüyoruz. Çünkü bu üniversitelerdeki hocalarla da genelde irtibat halindeyiz. Zaten küçük bir camia, birbirimizi tanıyoruz. Dolayısıyla şu anki insan iskelet bireyi açısından tabii ki her üniversiteyi tek tek sayamayız ama en kalabalık iskelet koleksiyonunun bizde olduğunu düşünüyoruz. 6 bin çok büyük bir sayı. Ankara’daki üniversitelerde dahi bu sayının olduğunu düşünmüyoruz. Genel olarak söyleyebiliriz ki en büyük iskelet nüfusu bizim üniversitemizdeki laboratuvarda mevcuttur.” şeklinde konuştu. “Türkiye’nin önemli birçok kazı alanlarında çalışıyoruz” Türkiye’deki farklı birçok kazı alanında çalıştıkları da söyleyen Doç. Dr. Aytek; “ Biz çalışmalarımızın büyük çoğunluğunu Muğla, Burdur ve Antalya’da ki antik kentlerde yapıyoruz. Örneğin Antalya’da Patara, Side, Aspendos gibi Türkiye’nin çok önemli kazalarında çalışıyoruz. Yine yakın zamanda Alanya Kalesi ve Syedra Antik Kenti’nde çalışmalar yaptık. Burdur’da kazı çalışmaları üniversitemizdeki hocalarımız tarafından yürütülen Kibyra Antik Kenti’nin iskeletleri de bizde. Muğla’ya baktığımızda yine Muğla tabii arkeolojik anlamda Türkiye’nin en zengin kenti. Yine çok önemli antik kentler olan Stratonikeia, Kaunos, Pedesa, Myndos gibi birçok antik kentin de antopolojik çalışmalarını biz yürütüyoruz. Ama tabi alanımız sadece bununla sınırlı değil. Karaman Ermenek’ten yine önemli iskeletlerimiz var, Çorum’daki yine Türkiye’nin en eski antik kentlerinden biri olan Alacahöyük’te çalışmalar gerçekleştiriyoruz.” açıklamasında bulundu. “Geçen sene bir kanser türü ve bir cinayet tespit ettik” İnsan kemikleri üzerinde yaptıkları çalışmalarda bir cinayeti ve kanser türünü bulduklarını belirten Doç. Dr. Ahmet İhsan Aytek; “İnsan ya da hayvan iskeletleri üzerinde yapılan çalışmalarda çok önemli bir grubu da patolojik çalışmalar oluşturuyor. Nasıl ki günümüzde birçok hastalık geçiyorsak ve bunlar bizim vücudumuza nasıl yansıyorsa insan iskeletleri üzerine de bazı hastalıklar yansımakta. Elimizde yine çok geniş bir patolojik seri var. Bununla ilgili çok önemli çalışmalar yaptık. Örneğin geçen sene Muğla ilinde bulunan bir bireyde bir kanser türü tespit ettik ve antik dönem için kayıt olarak bunu yayınladık. Bu da hem Muğla için hem de Türkiye antropolojisi için çok önemli bir yayındı. Uluslararası bir ekiple beraber dünyanın patoloji anlamdaki en iyi dergisinde yayınladık. Yine onun dışında birçok farklı patolojiye ait örnekler var. Yine Muğla’da Stratonikeia Antik Kenti’nde cinayete kurban gitmiş bir bireyin kafa tasındaki büyük bir kesi yine önemli bir dergide yayınladı. Bu tip patolojilerde antropolojik çalışmaların çok önemli bir bölümünü oluşturuyor.” sözlerini dile getirdi. “Anadolu’da yaşayan bir fil türünün ilk örneğini bulduk” Yapılan çalışmalar esnasında keşfedilen hayvan fosilleri arasında Anadolu’da yaşayan bir fil türünün ilk örneğini keşfettiklerini de söyleyen Doç. Dr. Aytek; “Antropolojik çalışmalarda iskeletlerin yanı sıra fosiller de yine çalışmalarımızın çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yapılan paleontolojik çalışmalar için antropologlar yetkilendirilmiş, yani bizler bu çalışmaları yürütüyoruz. Biz Denizli’de 2017-2020 yılları arasında beş yıllık yüzey araştırması gerçekleştirdik ve birçok farklı alanda önemli fosiller tespit ettik. Bunlardan en önemlisi de Tavas ilçesindeki Kayaca Fosil Lokalitesi’ydi. 2022 ve 2023 yılında da Denizli Müze Müdürlüğü başkanlığında yine bizimle beraber farklı disiplinlerden hocalarımızın bilimsel sorumluluğunda iki senedir orada kazı çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Burada yaklaşık yedi ile dokuz milyon yıl arasında tarihlendirilen döneme ait birçok hayvana ait önemli fosiller bulduk. Bazıları Anadolu’da çok nadir fosiller. Hatta Beyağaç’ta bir file ait diş bulduk. Bu fil türünün Türkiye’deki ilk örneğini bulduk ve geçen sene 2023 yılında yine dünyanın en önemli dergilerinden birinde bu fili de yayınladık. Onun dışında alanda 30’a yakın farklı hayvan fosilleri bulduk. Bunlarla ilgili bilimsel çalışmalarımız devam ediyor.” dedi. Laboratuvarda yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Alper Yener Yavuz ise; “Burada aslında yapılan çalışmaları üç ayrı disipline ayırabiliriz. Bunlar Zooarkeolojik çalışmalar, Paleontolojik çalışmalar ve Paleoantropolojik çalışmalardır. Paleoantropolojik çalışmalar kapsamında pek çok arkeolojik kazı ile birlikte çalışıyoruz. Çalıştığımız kazılardaki insan ve hayvan kemiklerini laboratuvarımıza ve depolarımıza getiriyoruz. Depolarımıza getirdikten sonra insan iskeletleri ve hayvan iskeletleri üzerinde antropolojik çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunlarla ilgili bilimsel çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra yine kendi kazımız olan Denizli’deki Kayaca Fosil Lokalitesi’nden çıkan fosilleri de yine laboratuvarımızda çalışıyoruz.” diye konuştu. “Anadolu’nun farklı yerlerinden yaklaşık 38 farklı kazıdan iskelet arşivimiz var” Bir gazete başlığı ile başladıkları kazı çalışmalarından günümüze kadar 38 farklı kazıdan arşiv elde ettiklerini dile getiren Doç. Dr. Alper Yener Yavuz; “2009 yılında bir gazete haberinde gördüğümüz Antalya Doğu Garajı’nda yapılan “Arkeolojik Çalışmalar Başladı” başlıklı bir haberden sonra iletişime geçtik biz Antalya Müzesi ile. İlk başta kendimiz de kazıya dahil olduk, oraya gittik ve Doğu Garajı’nın gerçekten çok büyük bir nekropol alanı olduğunu gördük. Zaten müzesi de açılmak üzere ya da açıldı. Doğu Garajı ile birlikte birikmeye başlayan iskelet koleksiyonumuz şimdi 37 -38 farklı kazıya ulaşmış durumda. Bu kazılardan hem hayvan hem de insan iskeletlerimiz mevcut. Aslında biraz Doğu Garajı’ndan bahsetmek lazım burada. Çünkü Doğu Garajı belki de Türkiye’deki uzun süreli mezarlık olarak kullanılan en önemli yerlerinden bir tanesi. Yaklaşık olarak 2 bin 500 yıl Doğu Garajı bir metropol olarak kullanılmış. Yaklaşık 12-13 çeşit farklı mezar tipi ile karşılaşıyoruz. Hatta hala da Doğu Garajı’nın arka tarafı günümüzde de Geç Osmanlı Dönemi’nde de mezarlık olarak kullanılmış. Dolayısıyla oradan çok sayıda iskeletimiz var. Yine bunun yanı sıra da Anadolu’nun farklı yerlerinden yaklaşık 38 farklı kazıdan depolarımızda ve laboratuvarımızda çeşitli iskeletler var.” dedi. Öğrenciler bu arşiv sayesinde birinci sınıftan itibaren iskeletler ile tanışmış oluyor” Elde edilen arşiv sayesinde öğrencilerin birinci sınıftan itibaren iskeletler ile tanışıp uygulayarak öğrendiklerini söyleyen Doç. Dr. Yavuz; “Öğrenciler birinci sınıftan başlayan Osteoloji dersi ile birlikte iskeletler ile tanışmış oluyorlar, iskeletleri tanımış oluyorlar ve sadece insan iskeletlerinin değil bunun yanı sıra hayvan iskeletlerinin de olması sayesinde insan kemikleri ile hayvan kemiklerinin arasındaki farkları da çok erken dönemlerde öğrenmeye başlıyorlar. Dolayısıyla aslında şuradan bakmak lazım, birçok şeyi görselden görmekle elle ellemek arasında elle temasla öğrenmek arasında çok önemli bir fark var dolayısıyla birinci sınıfta öğrenciler bunun sonucuna varabiliyorlar. Bu da onlara büyük bir katkı sağlıyor.” diyerek bu arşivin öğrenciler üzerindeki olumlu etkilerinden bahsetti. Antropoloji bölümü için oluşturulan bu arşivin öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri ilerleyen dönemlerde yapılacak kazılarda görev alacak olan geleceğin akademisyenlerinin artmasında büyük fayda sağlayacağı ön görülüyor.
26 Mart 2024 Salı - 10:22
Dijital imza teknolojileri, Hastane Bilgi Yönetim Sistemi’ne entegre ediliyor
Tüm dijital imza teknolojilerini tek çatı altında toplayan Tap&Sign, son üç yıldır sağlık sektörünün önde gelen hastane, klinik ve hastaların imza işlemlerinin hızlı ve güvenli şekilde tamamlanmasına destek oluyor. DDTech İnovasyon Grubu bünyesinde 2018 yılından bu yana 120’den fazla kurumsal müşterisinin, 100 milyonu aşkın imza atmasını sağlayan Tap&Sign, sağlık sektöründeki dijital dönüşüme de öncülük edenler arasından yer alıyor. Tap&Sign Genel Müdürü Enis Yazırlıoğlu, sundukları dijital imza altyapısının 20’den fazla hastanede ve yüzlerce ambulansta kullanıldığını söyledi. Yazırlıoğlu, ’’Hastanelerde üç tip form var. İlk tip formu hem hasta hem sağlık personeli imzalıyor. Diğerinde sadece hasta imzalıyor. Son form tipinde ise sadece sağlık personeli imza atıyor. Biz tüm bu form/onam tiplerinde kullanıcıların en uygun imza yöntemi ile formu imzalamasını sağlıyoruz” diye konuştu. Hastanelere tedarik ettikleri uyumlu tabletler üzerinden imza süreçlerini dijitalleştirerek kağıtsızlaşma sürecine önemli katkıda bulunduklarının altını çizen Yazırlıoğlu, ’’İmza verilerini Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Dairesi’nin kriminal inceleme yapabileceği şekilde işliyoruz. Ayrıca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) gibi teknik konulara da tam uyumluluk sağlıyoruz” dedi. HBYS ile entegre çalışıyor Şirketin hastanelerdeki dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında ‘Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri’ (HBYS) şirketleriyle çalıştığını kaydeden Enis Yazırlıoğlu, ’’İş ortaklıklarımız kapsamında hastanelerin yazılım altyapılarına entegre oluyoruz. Bu alanda çalışan önemli şirketlerle anlaşmalarımız mevcut” ifadelerini kullandı. Yazırlıoğlu, önümüzdeki dönemde sağlık sektörünün dijitalleşme sürecine yeni ürün ve hizmetlerle destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
26 Mart 2024 Salı - 09:46
Hemşirelik öğrencileri TÜBİTAK projeleriyle bilime katkı sunacak
Hemşirelik öğrencilerinin araştırma projelerine TÜBİTAK’tan destek geldi. Öğrencilerin 3 projesi, TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı tarafından yürütülen “2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı” 2023/2 dönemi kapsamında kabul aldı. Doğuş Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu’nda eğitim gören hemşirelik öğrencilerinin projelerine TÜBİTAK’tan destek geldi. Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karatana’nın danışmanlığında yürütülen projelerden ilki, Beyzanur Buldu tarafından hazırlanan "Üniversite Öğrencilerinde Sağlığın Sosyal Belirleyicileri, Uyku Kalitesi ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişki" başlığını taşıyor. Bu araştırma, gençlerin sağlık alışkanlıklarının sosyal faktörlerle olan ilişkisini ve uyku kalitesinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisini inceleyerek önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor. Dr. Öğr. Üyesi Karatana’nın danışmanlığında gerçekleştirilen bir diğer proje ise Ceren Sultan Öker tarafından yürütülüyor. ‘Kadınlarda Dini Tutumun Genital Hijyen Davranışlarına Etkisi’ başlığını taşıyan bu araştırma, kadınların dini inançlarının cinsel sağlıkla ilişkisini anlamak ve bu alanda bilgiyi artırmak amacıyla yapılmış önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor. Üçüncü projede ise Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Öztürk Yıldırım’ın danışmanlığında Elif Oğuz tarafından ‘Sağlık Çalışanlarının Akıllı Telefon Bağımlılığının Çalışma Yaşam Kalitesine Etkisi’ başlığı altında bir araştırma yürütülüyor. Bu proje, sağlık çalışanlarının akıllı telefon kullanım alışkanlıklarının iş performansı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlıyor.
25 Mart 2024 Pazartesi - 17:06
Onkoloji ünitesinde yeni robotik ilaç hazırlama cihazıyla maksimum verim
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Ünitesi bünyesinde hizmete giren robotik ilaç hazırlama cihazı ile hizmet kalitesi daha da arttı. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Eşbah, robotik ilaç hazırlama cihazı hakkında bilgiler verdi. Robotik ilaç hazırlama cihazının sitotoksik ilaçların el değmeden, gravimetrik (tam dozda) dolum ile hazırlanmasını sağladığını ifade eden Eşbah, antineoplastik ilaç hazırlama robotunun; uygulayıcıya, çevreye ve ilaç hazırlanmasına yönelik riskleri ortadan kaldırmak için geliştirilmiş tam kapalı bir sistem olduğun kaydetti. “İlaç tasarrufu sağlıyor” Yeni robotik ilaç hazırlama cihazının Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaklaşık 1 aydır kullanıldığını bildiren Onur Eşbah, robotik sistemden önce 3 yıl boyunca tam otomatik sistem ile hizmet verdikleri bilgisini paylaştı. Robotik cihazın bir önceki sistemden farklarını sıralayan Prof. Dr. Eşbah, “Önceki cihaza göre robotik sistemde, gravimetrik dolum, volumetrik dolum bulunmaktadır. 5 adet hepa filtre bulunmaktadır. Yani ilaç çok daha hassas ölçüm ile hazırlanmaktadır. Kapalı sistem atık yönetimi bulunmaktadır. Bu da içerdeki ilaçlı ortamı kişiye nüfuz etmeden dış ortama atılımını sağlamaktadır. Yapılan dolumların mg ve ml cinsinden bilgisi verilmektedir. Geriye dönük izleme yapılabilmektedir. İlaç tasarrufu yapmaktadır” dedi. Robotik ilaç hazırlamanın üstün bir doz keskinliği sunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Onur Eşbah, “Antineoplastik ilacı; işlemin başında ve sonunda tartarak, enjektör pozisyonunu da sürekli denetleyerek istenilen pozolojinin tam olarak uygulanmasını sağlar” diye konuştu. Robotik ilaç hazırlama cihazının hazırlayıcı ve kullanıcıları sitotoksik ajanlara maruz kalmasını önlediğini belirten Eşbah, “Doğru dozlama yapabiliyoruz. Enjektör kaynaklı oluşacak hataları en alt seviyeye indirebiliyoruz. Yine atık yönetimi sayesinde, kullanıcı sitotoksik ilaç maruziyetine uğramamaktadır” diye konuştu. “İlaç dozu en hassas düzeyde alabilmekte” Kemoterapide önemli olanın doğru dozlamayı maksimum seviyede yapabilmek olduğunun altını çizen Düzce Üniversitesi öğretim üyesi Onur Eşbah, “Hasta, bu hassas ayarlama sayesinde hekimin belirlediği ilaç dozunu en hassas düzeyde alabilmektedir. Kapalı sistemde çalışılan robotun ile hazırlayıcı ilaca maruz kalmıyor, ilacı soluma riski engelleniyor. Geçmişe yönelik verilen ilaçların takibi yapılabiliyor. Ayrıca İlaç kaybı önlenerek ilaç tasarrufu yapılmış oluyor” dedi. “Uygulayıcı kaynaklı hatalar azaltılır” Son zamanlarda yapılan çalışmaların tehlikeli ilaçlara maruz kalmanın sağlık alanında çalışanlarda infertilite, düşük, doğum kusurları, lösemi ve diğer kanser tiplerine yol açabildiğine işaret eden Prof. Dr. Eşbah, “Buharlar, aerosoller, sızıntılar, dökülmeler ve kazaen iğne batması yaralanmalarının hepsi potansiyel risk taşımaktadır. Robotik ilaç hazırlama cihazı sayesinde bu tür risklerin de önüne geçmek hedeflenmektedir. Robotik uygulamalar ile hastanelerde antineoplastik ilaç hazırlama aşamalarında tam doz eldesi yanında; uygulayıcı kaynaklı hatalar azaltılır, daha yüksek bir etkinlik ve hizmet kalitesi sağlanır” şeklinde açıklamasını tamamladı.
25 Mart 2024 Pazartesi - 16:55
Türkiye’nin 5’incisi Düzce’de kurulacak
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’de ilk, Türkiye’nin 5’inci Afet Koordinasyon ve Eğitim Merkezi tanıtım toplantısını yaptı. İlgili kurumların Düzce temsilcilerinin yanı sıra arama kurtarma derneklerinin üyelerinin de katıldığı toplantıda Düzce İtfaiyesi çatısı altında oluşturulacak toplanma merkezinin detayları anlatıldı. Düzce Belediyesi, afetlere hazırlık konusunda hem teoride hem de pratikte hazır durumunu güçlendirmeye devam ediyor. Belediye Başkanı Faruk Özlü’nün girişimleri ile özellikle Kahramanmaraş depremi sonrası çalışmaları hızlandırılan Afet Koordinasyon ve Eğitim Merkezi’nde proje alanı ve detayları belli oldu. Mergiç Mahallesi’nde Düzce Belediyesi’ne ait 4 bin 500 metrekare alanda inşa edilecek merkez, Düzce’deki arama kurtarma ekiplerinin eğitim, toplanma ve afet müdahale stratejilerini belirleyecekleri yer olacak. Afet Koordinasyon ve Eğitim Merkezi hakkında katılımcılara bilgiler aktaran Başkan Özlü, çalışmayı çok önemsediğini belirterek “Geçtiğimiz süreçte itfaiye teşkilatımızı güçlendirdikten sonra ki biliyorsunuz bölgenin en güçlüsü haline getirdik. Özellikle Kahramanmaraş depreminden sonra bölgeye gittiğimde yaşananlardan çok etkilendim. Orada arama kurtarma ekipleri var çok fedakarca çalışıyorlar. Çalışanların desteklenebileceği üniteler eksikti. İstişare zamanımız oldu. Düzce’ye geldiğimizde İtfaiye teşkilatımız ile görüştük. Diyelim ki saat gece 04:00 bir yerde deprem oldu. Düzce’de çok sayıda arama kurtarma ekibi var herkes arabaya binip gidiyor. Oysa bizim bir toplanma alanımız, merkezimiz olsun. Gönüllülerin teçhizatlarını saklayabilecekleri bir yer olsun. Bizim Mergiç Mahallesi’nde 4,5 dönüm bir arsamız vardı. Orayı bu iş için tahsis ettik. Düzce’de toplanma merkezi burası olacak” dedi. İtfaiye batı müfrezesi de bu merkezde yer alacak Başkan Faruk Özlü itfaiye teşkilatını şehrin her noktasına yakın hale getirecek çalışmaya da destek olacak merkezin sadece Düzce için değil, bölge için de önemli olduğunu ifade ederek “İlk saatlerde kurtarmak çok önemli. Ulusal düzeyde afetleri koordine edecek olan AFAD var. Biz burada kendi ölçeğimizde gönüllüler ile İtfaiyemizi koordine etmek üzere çalışma yaptık. Organik bağ kurmak üzere bu işe giriştik. Ancak bu bölgemize ve Türkiye’nin her yanına müdahalede etkili olacak. Severek bu işi yapan arkadaşlar var beraber çalışmak istiyoruz. Bu merkezde ne olacak? Her derneğimiz için konteyner hazırlayacağız yarısı teçhizat deposu yarısı ofis olacak. Ayrıca İtfaiyemizin Batı Müfrezesi’ni de buraya kuracağız. Yine alanda okullara, kurum ve şirketlere afet eğitimi vermek üzere uygulama alanları olacak. Yangına müdahale, enkaz, trafik kazası kurtarma, yüksek açı kurtarma gibi konularda vatandaşlarımıza eğitim vereceğiz. İtfaiye temalı çocuk parkı gibi tam donanımlı bir merkez olacak. Şimdiden ilimize ve bölgemize hayırlı olsun” ifadelerinde bulundu. Tanıtım toplantısının ardından fuaye alanında sergilenen arama kurtarma teçhizatlarının incelenmesi ile program sona erdi.
25 Mart 2024 Pazartesi - 15:06
Ağrı Milli Eğitim Müdürü Kökrek, TÜBİTAK Yarışmasında dereceye giren gençleri ödüllendirdi
Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, TÜBİTAK tarafından düzenlenen 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmalarında dereceye giren öğrencileri ödüllendirdi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen törene, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek’in yanı sıra ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, okul yöneticileri, danışman öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Kökrek, törende yaptığı konuşmada, TÜBİTAK’ın lise öğrencilerini bilimsel araştırmaya teşvik etmek için önemli bir platform olduğunu söyledi. Ağrı’dan 5 projenin Van Bölge Finali’ne katılmaya hak kazandığını ve 4 projenin derece elde ettiğini belirten Kökrek,"Bu projelerden 2 tanesi Ankara’da gerçekleşecek olan Türkiye finaline de katılmaya hak kazanmıştır. Türkiye finaline katılmaya hak kazanan projeler coğrafya ve tarih alanlarında olup coğrafya alanında bölge birincisi olan proje Merkez Hüseyin Celal Yardımcı Fen Lisesi’nden danışman öğretmen Melek Güçlü ve öğrencisi Muhammed İkbal Kaya tarafından hazırlanmıştır. Tarih alanında bölge birincisi olan proje ise Tutak Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden danışman öğretmen Gamze Nur Aytekin, öğrencileri Merve Nur Altay, Hiranur Duran ve Yağmur Kılıç tarafından hazırlanmıştır. Taşlıçay Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden danışman öğretmen Gizem Kahraman, öğrencileri Ece Kızılırmak ve Ruken Kaya ile hazırladıkları proje ile biyoloji alanında bölge ikincisi; Merkez Şerife Bacı Anadolu Lisesi’nden danışman öğretmen Bahar Beyazkaya, öğrencileri Sevda Yanar ve Nurullah Yardımcı ile hazırladıkları proje ile coğrafya alanında bölge üçüncülüğü; Doğubayazıt Rıza Ertuğrul Eryılmaz Anadolu Lisesi’nden ise danışman öğretmen Ezgi Ergünhan, öğrencileri Muhammed Emin Sonar ve Medinenur Özhan ile hazırladıkları proje ile teknolojik tasarım alanında bölge beşincisi olmuştur."dedi. Kökrek, dereceye giren tüm öğrencileri ve danışman öğretmenlerini tebrik ederek, başarılarının devamını diledi. Törende, dereceye giren öğrencilere plaket ve çeşitli hediyeler verildi.
25 Mart 2024 Pazartesi - 14:36
Bakan Kacır: “Ne yapıyorsak, kalbine, Türk gençliğini, Teknofest kuşağını koyuyoruz”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı Erzurum’da öğrencilerle buluştu. Erzurum Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Konferans Salonu’na girişte öğrenciler tarafından karşılanan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Alper Gezeravcı’ya yoğun bir ilgi oldu. Programda ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi birer konuşma yaptı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin yerli ve milli uydusu Türksat 6A’nın 8 Temmuz haftasında uzaya göndermeye hazırlandıklarını belirterek, “40 yıllık rüyamız gerçek oluyor. TÜRKSAT6A ile artık Türkiye, haberleşme uydularını milli geliştirebilen, yerli üretebilen 11 ülkeden birisi. Dünyayı yenilikçi teknolojiler değiştiriyor, dönüştürüyor. Bütün dünyada yenilikçi teknolojilere gencecik insanların kurduğu teknoloji takımları, teknoloji ekipleri, teknolojik girişimlere imza atıyor. Biz bu anlayışla milli teknoloji hamlesi adına Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ne yapıyorsak her daim kalbine Türk gençliğini, Teknofest kuşağını koyuyoruz. Bu anlayışla Türk gençliğiyle birlikte beş yıldır dünyanın en büyük teknolojik festivallerini düzenliyoruz. Bunlar gerçekten çok değerli ve çok kıymetli. Çünkü dünyayı yenilikçi teknolojiler dönüştürüyor ve yenilikçi teknolojilere bütün dünyada sizler gibi gencecik insanların kurduğu teknoloji girişimleri imza atıyor” dedi. “Gençlerimizin yanında olacağız” Türk gençliğinin önündeki engelin kaldırılması halinde her türlü başarıyı yakalayacağına inandıklarını vurgulan Bakan Kacır, “Bizim en büyük kuvvet çarpanımızın genç ve dinamik nüfusumuz olduğunun bilincindeyiz. Bizim nüfusun ortanca yaşı 33, Avrupa’nın ortanca yaşı 43, Almanya’nın ortanca yaşı 47-48 ve bizden 15 yaş daha yaşlılar, biz onlardan 15 yaş daha genciz. Gençliğimizin önünü açmaya devam edersek Allah’ın izniyle Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimize bir bir ulaşacağız. Hepimiz onların yanında olursak alanında dünyanın en iyisi işleri başarabilecek kabiliyete ve yetkinliğe sahip olduklarına inanıyorum. Türk gençleri bunu ispat etti. Son 22 yılda Milli Teknoloji Hamlesinde elde ettiğimiz kazanımlar, Türkiye’nin kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve rekabetçi bir şekilde dünyaya ihraç eden bir ülke olma yolculuğu hep sizler gibi gencecik insanların sayesinde oldu” şeklinde konuştu. “Devletimizin güçlü iradesi var” Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’da gençlerin hayallerine ulaşmak için hiçbir engelli tanımamaları gerektiğini anlatarak sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji hızla değişiyor ve gelişiyor. Biz bu derece ilerleyen bir bilimsel alandan geri kalamayız. Bu alanda bu günden ortaya konulan vizyonlarla atılan adımlar yadırganırsa, yarın çok daha yadırganacak hale düşmek durumunda kalırız. Bir alanda daha ’keşke’ diyeceğimiz bir pişmanlık sahası ortaya çıkar. Dolayısıyla devletimizin bu güçlü iradesine, ortaya koyduğu vizyona ve bu günlerin zor şartlarında yine de sizlerin geleceğinin çalınmasına müsaade etmeden zor imkanlarla sizlerin geleceğine yatırım yaptığı için devletimize minnettarım”. “İnsanoğlu günün birinde Mars’a erişecek" Gezeravcı çocukluğundan itibaren havacılıkla ilgili bir hevesi, bir hayali zihninde taşıyabilmiş, bu hayalin peşinde koşabilmiş, uçma şansı bulabilmiş birisi olmasına rağmen, iş uzaya geldiğinde bir adım durup boynunu bükmek zorunda kaldığını belirterek, “O güne kadar belgesellerde, sinemalarda, internette, kitaplarda uzayla ilgili bir şey geçtiğinde, belki bulunduğum yaşın olmaması gerektiği şekilde çok daha üstüne bir olgunlukla kendime şunu terk ediyordum, ‘bu hayal başka milletlerin çocuklarının hayali. Elinde olan mutlulukla geçinmeyi bil.’ Dolayısıyla iş uzay konusuna geldiğinde ısrarla kendimi bu alanda hayal kurmaktan uzak tutuyordum. O günün şartlarında ülkemizin imkanlarıyla bunu gerçekleştirmenin mümkün olmadığının idrakı içerisinde kesinlikle bu hayalden uzak duruyordum. 1 tane görevi tamamladık. 9 tane görev alanında, Türkiye’nin koymuş olduğu hedeflerle ilgili çalışmalar devam ediyor. Deneyler de tıpkı bizim astronot seçim süreci gibi yine Türkiye Uzay Ajansı’nın kontrolünde bir deney seçim sürecinin sonunda belirlerdi. Burada amaç Türkiye Cumhuriyeti’nin bundan sonraki uzay alanında yapmaya çalıştığı ve koyduğu hedeflere erişme yolunda, ileride daha da büyüyen uzay ekosisteminden pay almaya imkan tanıyacak, uzayda kurulacak farklı ekosistemlerde bir alt birleşen oluşturabilecek deney alanlarındaki çalışmalardı. İnsanoğlu günün birinde Mars’a erişecek ve bu süre çok uzak değil.” diye konuştu. Konuşmalardan sonra Bakan Kacır ve Alper Gezeravcı, sahneye çıkarak davetlilerle birlikte özçekim yaptı.
25 Mart 2024 Pazartesi - 13:54
MediaMarkt, yapay zekâ destekli yenilikçi insan kaynakları sistemini hayata geçirdi
MediaMarkt Türkiye, dijital dönüşüm adımlarının bir parçası olarak yapay zekâ (AI) entegrasyonlu işe alım sistemi AI’M Hiring’i hayata geçirdi. Şirket, AI’M Hiring’i sistemi üzerinden ön mülakat sürecini yapay zekâ tabanlı AI’DA ile daha kolay ve hızlı hale getirecek. Avrupa’nın önde gelen elektronik perakendecilerinden MediaMarkt, dijital dönüşüm adımlarının bir parçası olarak işe alım süreçlerini daha kolay ve hızlı hale getirmek amacıyla yapay zekâ entegrasyonlu İnsan Kaynakları sistemi AI’M Hiring’i uygulamaya geçirdi. Türkiye’de 98 mağaza ve 3 bin 600’ün üzerinde çalışanıyla hizmet veren ve yeni mağazalar açarak ülke genelinde istihdama katkıda bulunmaya devam eden şirketin, başlangıç ve orta kademe pozisyonlarda işe alım sürecini hızlandırmak amacıyla, MediaMarkt’a başvuran adayların ön mülakatları AI’DA üzerinden gerçekleştirilecek. Yapılan açıklamaya göre, açık pozisyonlara uygun nitelikteki adaylar, e-posta üzerinden yapay zekâ destekli işe alım programı AI’M Hiring’e link üzerinden davet ediliyor. Daveti kabul eden adaylar sisteme kaydolup giriş yaptıktan sonra AI’DA’nın bilgilendirme videosuyla karşılaşıyor. Bilgilendirme videosunu izleyen adayın ön mülakat süreci başlatılıyor ve adaya MediaMarkt ile ilgili yetkinliklerini kapsayan Türkçe ve İngilizce sorular yöneltiliyor. Daha sonra, sorulara verdiği yanıtlar çerçevesinde, adayın şirket yetkinliklerine göre ‘ısı haritası analizi’ yapay zekâ tarafından gerçekleştiriliyor. Bu ısı haritası analizi de işe alım uzmanlarına işe alıma yönelik kısa bir liste sunarak, ilk 5 sırada yer alan adayların ikinci aşamaya geçmesini ve işe alım yöneticisiyle görüşmesini sağlıyor. Bu yöntem sayesinde açık pozisyona aday kişilerin, ön elemeleri titizlikle ele alınırken, kısa sürede daha fazla adaya ulaşılması hedefleniyor. Ayrıca hem aday hem de işveren için zamandan tasarruf sağlıyor ve operasyonel anlamda sürece verimlilik kazandırıyor. Şirket, işe alımlarda kolay video mülakatı ile süreçleri hızlandıran yenilikçi işe alım sistemi AI’M Hiring’in geliştirilmesinde Vire Up ile iş birliği yaptı. Geçtiğimiz hafta aktif olan sistem video mülakat uygulamalarına başladı.
25 Mart 2024 Pazartesi - 13:33
Uşak Üniversitesi gerçekleştirdiği projelerle bilim dünyasındaki yükselişini sürdürüyor
2023 yılı 2. dönem öğrenci projelerinde 76’sını daha ekleyen Uşak Üniversitesi, kabul alan proje sayısını iki katına çıkararak, TR33 bölgesindeki üniversiteler arasında 2’nci olmayı başardı. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından yürütülen 2209A ve 2209B projelerinde Uşak Üniversitesindeki ön lisans ve lisans bölüm ve programlarından aktif öğrenciler ile proje danışmanı akademik personel tarafından programın 2023 yılı ikinci dönem çağrısına toplam 112 adet araştırma projesiyle başvuru yapıldı. 2209A kapsamında 73 ve 2209B kapsamında 3 öğrenci projesi destek almaya hak kazandı. ‘‘Geçen dönemki kabul alan proje sayımızı 2 katına çıkardık.’’ Konuyla ilgili açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş, Uşak Üniversitesinin geçen dönemki kabul alan proje sayısını iki katına çıkararak TR33 Bölgesindeki üniversiteler arasında 2’nci olmayı başardığını belirtti. Uşak Üniversitesinin ‘Bölgesel Kalkınma’ odaklı bir üniversite olarak ürettiği projelerle ülke kalkınmasına da katkıda bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Savaş, ‘‘Akademisyenlerimizin ve öğrencilerimizin yürüttüğü bilimsel çalışmaların başarıları aldığımız bu sonuçlarla taçlanıyor. Özellikle öğrencilerimizin proje kültürünü her geçen dönem daha da benimsemiş olmaları ve kabul sayılarını arttırmalarından dolayı mutlu ve gururluyuz. Bu başarıya imza atan tüm öğrenci ve akademisyenlerimizi tebrik ediyor, kıymetli destekleri için Başkanımız Prof. Dr. Hasan Mandal ve YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi. 12 Fakülte ve 2 Meslek Yüksekokula 2209-A Proje Desteği Devam eden projelerden söz eden Rektör Savaş, “2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı 2023 yılı ikinci dönem sonuçlarına göre 12 fakültemizden ve 2 meslek yüksekokulumuzdan toplam 73 proje destek almaya hak kazandı. Üniversitemizden en fazla sayıda destek alacak akademik birim 20 öğrenci araştırma projesiyle Ziraat Fakültemiz oldu. Program kapsamında, kayıtlı öğrencileri ile proje danışmanı öğretim elemanlarının destek alacağı birimlerimiz ve proje sayıları Ziraat Fakültesi 20, Diş Hekimliği Fakültesi 6, Eğitim Fakültesi 6, Fen-Edebiyat Fakültesi 10, Güzel Sanatlar Fakültesi 1, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 3, İslami İlimler Fakültesi 4, Mühendislik Fakültesi 2, Sağlık Bilimleri Fakültesi 3, Spor Bilimleri Fakültesi 4, Tıp Fakültesi 4, Uygulamalı Bilimler Fakültesi 5, Eşme MYO 2 ve Banaz MYO 2 şeklindedir. Ayrıca Mühendislik Fakültemiz 2209B kapsamında 3 adet proje desteği almaya hak kazanmıştır” dedi.
25 Mart 2024 Pazartesi - 12:09
Öğretim Üyesi Dr. Aydın, “Sosyal medyanın yetiştirmiş olduğu bir nesil ile karşılaşabiliriz”
İnönü Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Arif Aydın, “Yerli ve milli bir nesil oluşturmak için kendi kültür ve adetlerimize uygun geleceğimizi emanet edeceğimiz bir nesli kendimiz yetiştirmeliyiz sosyal medya değil “ dedi. Dünyanın her geçen gün biraz daha dijitalleştiğini belirten İnönü Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Arif Aydın, durumdan Türkiye’nin de etkilendiğini kaydederek, “Neslimizi yerli ve milli dimağları bozmadan yetiştirmemiz lazım” şeklinde konuştu. Adeta dijital bir dünyanın içerisinde yaşandığını kaydeden İnönü Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Arif Aydın, “İçinde bulunduğumuz zaman dilimi içerisinde adeta dijital bir dünya içerisindeyiz. Akademik çalışmalara baktığımız zaman milyarlarca cihazın internete bağlı olduğunu ve sayının çok daha fazla olduğunu ifade edebilirim. Bireysel seviyede olaya bakacak olursak insanların her birinin cep telefonu, akıllı saati, tableti var. Bu dijitalleşmenin her seferinde olumlu etkileri var mıdır, aslında bu kısmı irdelemek gerekiyor. Dijitalleşmenin her zaman olumlu yönleri yok, sağlık yönlerinde problemleri olabilir artıları eksileri olabilir. Dijital olan bir dünyada mevcut olan sistemlerin kullanılması bizim hayatımızı kolaylaştırabilir. Bu noktada olumlu yönleri var, öte yandan bir de bunun olumsuz yönleri var. Özellikle gençlerimizin üzerindeki etkiye dikkat çekmemiz lazım. Çünkü bir çok alanda yerli ve milli ürünler geliştirmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli olan ürünleri geliştirerek teknoloji sahasında ön planı çıkıp kendi adeta bağımsızlığımızı ilan etmek istiyoruz. Bunu devam ettirmek adına yerli ve milli dimağları bozmadan gerçekleştirmemiz lazım. Bu noktaya çok dikkat etmek zorundayız“ dedi. “Sosyal medya araçlarının yetiştirmiş olduğu bir nesil ile karşılaşabiliriz” Dijitalleşmekten kaçışın olmadığını aktaran İnönü Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Arif Aydın,“ Kendi gelişimini tamamlayamamış olan genç ve çocuklara dijitalleşmenin sunduklarını faydalı bir şekilde sunamaz isek bu anlamda gelecekte için özlediğimiz nesli kendimiz değil sosyal medya araçlarının yetiştirmiş olduğu bir nesil ile karşılaşabiliriz. Bu noktada hepimize görevler düşüyor. Özellikle anne okuldur, ev okuldur çocuklarımız daha 2-3 yaşında iken anne baba demeden cep telefonu kullanmayı öğreniyor. Bu noktada ebeveynlere ciddi sorumluklar düşüyor. Çocuk internette gezindiği zaman istediğini izleyebilir burada ki kısıtlamaları ailelerin çok ciddi bir biçimde dikkate alması gerektiğine inanıyorum. Yerli, milli, kültür ve adetlerimize uygun geleceğimizi emanet edeceğimiz bir nesli kendimiz yetiştirmeliyiz gençlerimizi sosyal medya yetişmemeli“ ifadelerini kullandı. “Dijital dünya bir prangadır ne zaman patlayacağını bilmediğimiz bir bombadır” Milli değerlerinden kopmayan nesillerin yetiştirilmesinin önemine dikkat çeken Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Arif Aydın, bu noktada toplumun her kesimindeki insanlara görevler düştüğünü kaydederek,” Bizden kopmayan milli değerlerinden kopmayan benliğini bir tarafa bırakmayan nesillere ihtiyacımız var. Dijital dünya bir prangadır ne zaman patlayacağını bilmediğimiz bir bombadır. Eğer bunun önlemini alamaz isek gençlerimiz üzerinde telafisi mümkün olmayan problemleri ortaya çıkarabilir. Bu noktada topyekun hepimize görev düşüyor. Hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız. Tabi ki dijital dünyanın artılarını bir kenara itmiyorum lakin özellikle bilinç seviyesi kazanıncaya kadar çocuklarımıza, gençlerimize ebeveynlerimizin, öğretmenlerimizin ciddi manada sorumluluk bilincinde olmalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder