TEKNOLOJİ
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:12 Hitit Üniversitesi’nde sektörün öncüleri öğrencilerle buluştu Çorum Hitit Üniversitesi’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Milli Teknoloji Akademisi iş birliğinde düzenlenen "Sektör Kampüste Kariyer Buluşmaları" programı öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Çorum Hitit Üniversitesi, öğrencilerin kariyer yolculuklarına rehberlik eden önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, YÖK, TÜBİTAK ve Milli Teknoloji Akademisi’nin desteklediği "Sektör Kampüste Kariyer Buluşmaları" çerçevesinde, üniversite öğrencileri profesyonellerle buluşturdu. Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teknoloji Eğitimleri Dairesi Başkanı Fatma Nur Akın’ın moderatörlüğünü yürüttüğü panele TÜBİTAK İnsan Kaynakları Daire Başkanı İsmail Baş, Limon Cloud Eğitim Koordinatörü Hakan Hilmi Kapucu, Meddata Bilişim Genel Müdürü Serkan Baştuğ, Mikrogrup Yazılım Eğitim ve Kariyer Platformu Yöneticisi Ahmet Şagın ve son olarak Orion Innovation Yazılım Doğrulama ve Kalite Güvence Müdürü Barış Hızal konuşmacı olarak katıldı. Panelistler,kendi alanlarına ait konularda öğrencilere önemli bilgiler verdi. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, üniversite ve sektörlerin ilişkisinin önemine dikkat çekerek, "Türkiye’nin bütün şehirlerinden, hatta 64 farklı ülkeden öğrencimiz var. Verdiğimiz eğitimin boyutu uluslararası düzeyde. ’Bu arkadaşlarımıza, bu kardeşlerimize, bu öğrencilerimize geleceği sektörü nasıl hazırlayacağız’ konusunda, bizim aşısı tutmuş, zaten bir ağacımız vardı ama aşı tutarak verimini arttırdık, lezzetini arttırdık. Sektör Kampüste programının çok ciddi katkısını elde ediyoruz" dedi. "Millilik, yerlilik ve özgünlük" Düzelenen programda teknolojik imkanlar hakkında açıklamalarda bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teknoloji Eğitimleri Dairesi Başkanı Fatma Nur Akın, "Artık standart, rutin mühendislik yaklaşımlarının ötesine geçmek durumundayız. Dolayısıyla Milli Teknoloji Hamlesinin üç ana içinde barındırdığı husus bu. Millilik, yerlilik ve özgünlük. Eğer nitelikli insan kaynağınızı olmazsa yani sizler olmazsanız arkadaşlar herhangi bir teknolojik ivmeden bahsedemeyiz" diye konuştu. "O vizyona, o bakışa sahip olmanız çok önemli" Daha sonra konuşan TÜBİTAK İnsan Kaynakları Daire Başkanı İsmail Baş, "Her dersin içeriği farklı olabilir. O vizyona, o bakışa sahip olmanız çok önemli. Netice itibariyle bu derslere girdiğinizde, bu sektörlerle tanıştığınızda, gidip staj yaptığınızda siz fark etmiyor olabilirsiniz ama kendinizi yetkinlik anlamında ve sorgulamanız gereken melekeler anlamında geliştirmeniz gerektiğini öğreniyorsunuz arkadaşlar" şeklinde konuştu. "Değişime dokunabilirseniz siz kazanç çıkarsınız" Öğrencilere çeşitli önerilerde bulunan Hakan Hilmi Kapucu da, "Gerçekten birazcık adım atıp birazcık değişimi hissedebilirseniz, değişime dokunabilirseniz siz kazanç çıkarsınız. Bu yetkinlikleri kendinizi kalibre ederek harcayın. Ne kadar çok gezip, ne kadar çok sektör tanırsanız, ne kadar çok sektör lideriyle karşı karşıya gelirseniz kendinizi kalibre etme şansınız da bir o kadar değerli olacaktır" ifadelerini kullandı. Meddata Bilişim Genel Müdürü Serkan Baştuğ, Mikrogrup Yazılım Eğitim ve Kariyer Platformu Yöneticisi Ahmet Şagın ve Orion Innovation Yazılım Doğrulama ve Kalite Güvence Müdürü Barış Hızal da yazılım sektöründeki gelişimler ve deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:34 Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.
Kütahya’daki ’Devfest’25’ etkinliği teknoloji tutkunlarını bir araya getirdi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:51 Kütahya’daki ’Devfest’25’ etkinliği teknoloji tutkunlarını bir araya getirdi Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uzay ve Havacılık Topluluğu tarafından düzenlenen ’Devfest’25’ etkinliği, Hezar Dinari Kültür Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleştirildi. Google Geliştirici Grupları (GDG) Kütahya iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, teknoloji meraklılarını, akademisyenleri ve öğrencileri aynı çatı altında buluşturdu. Konferanslar ve atölye çalışmalarından oluşan programda katılımcılar, yeni teknolojileri deneyimleme fırsatı bulurken sektörün uzman isimleriyle tanışma imkânı elde etti. "Yeni nesil yapay zekâ ve çoklu ajan sistemleri anlatıldı" Konferans oturumlarında Yazılım Programlama Eğitmeni Ömer Faruk Doğan, Otomasyon Geliştiricisi Asüde Şenözlüler ve Veri Bilimci Gamze Öztürk, Google ADK ve MCP Framework ile çoklu ajan tabanlı deneyimlerin geliştirilmesi, WebLLM kullanarak ağ tabanlı chatbot oluşturma süreçleri ve yapay zekâda çoklu ajan sistemlerinin yükselişi üzerine sunum yaptı. "Start-up fırsatları ve yazılım teknolojileri masaya yatırıldı" Etkinliğin diğer konuşmacıları IOS Geliştirici Yakup Suda, Grafik Tasarım Uzmanı İrem Suda, Başmühendis/Kıdemli Fullstack Geliştirici Emre Hızlı ve İçerik Üreticisi Lokman İlhan ise yapay zekâ çağında bir start-up kurmanın gereklilikleri, Angular’da Server-Side Rendering’in avantajları, fikirlerin tasarımdan uygulama koduna dönüşme süreçleri hakkında bilgi verdi. Programın sonunda konuşmacılara teşekkür edilerek günün anısına hatıra fotoğrafı çekildi. Devfest’25, üniversite öğrencilerine hem teorik hem de uygulamalı teknoloji deneyimi sunarak büyük ilgi gördü.
Uzmanlar uyardı: Yapay zeka hem teknolojik hem psikolojik risk taşıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:06 Uzmanlar uyardı: Yapay zeka hem teknolojik hem psikolojik risk taşıyor ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi olan ve yapay zeka üzerine araştırmalar yürüten Doç. Dr. Hande Alemdar ile Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri İdari Sorumlusu Uzman Doktor Huriye Aslan yapay zeka ile ilgili uyarılarda bulundu. Yapay zeka kavramının 1950’lerde ortaya atılmasından bu yana hızla gelişen teknolojiler, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte günlük yaşamdan sürekli veri üretilmesini mümkün hale getirdi. Kullanıcıların dijital etkileşimleriyle büyük bir veri kaynağına dönüşmesi, bu veriyi işleyen algoritmaların ve güçlü bilgisayarların geliştirilmesiyle birleşince, bugün karmaşık problemleri çözebilen yapay zeka sistemleri ortaya çıktı. Bu gelişmeler önemli avantajlar sağlarken, dolaylı veri işleme süreçleri, mahremiyet riskleri, psikolojik destek benzeri sohbetlerin makinelere kayması ve bireylerin dijital yalnızlaşması gibi olumsuzlukları da beraberinde getirdi. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi olan ve yapay zeka üzerine araştırmalar yürüten Doç. Dr. Hande Alemdar ile Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri İdari Sorumlusu Uzman Doktor Huriye Aslan yapay zekaya dair gelişmeleri İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine değerlendirdi. "Bazı sistemlerde kendini kopyalama yeteneği görüldü ama korkulacak bir seviyede değil" Yapay zekanın kendisini kapatma, yedekleme ya da koruma eylemlerine, öz savunma sisteminde dair konuşan Alemdar, "Bu sistemler şu anda belli başlı büyük şirketler tarafından geliştiriliyor ve bunlar kapalı kutu diye tabir edebileceğimiz sistemler. Çünkü o boyutta bir veri, o boyutta bir işlem gücü herkesin elde edebileceği bir şey değil. Bunun için çok büyük yatırımlar gerekiyor. Dolayısıyla bu kara kutu sistemlerin o büyük şirketler tarafından nasıl kullanıldığı ve nasıl geliştirildiği ile ilgili tam olarak bütün detaylara hakim değiliz. Bu nedenle araştırmacılar bir yandan erişebildikleri kadar bu sistemleri denemeye çalışıyorlar. ’Acaba bu sistemlerin böyle özellikleri var mı?’ diye test ediliyor. Bu sistemler kendi kendilerine oturup da insanlara saldırayım ya da kendimi yedekleyeyim, dünyayı ele geçireyim demiyor. Biz onları geliştiren şirketlerin onları nasıl özelliklerle donattığını anlayabilmek için özellikle tasarlanmış bu çalışmaları yapıyoruz. En son yapılan çalışmalarda bazı sistemlerde gerçekten kendini kopyalama, yedekleme gibi özelliklerin olduğunu ancak bunun şu anda korkulacak bir seviyede olmadığını ortaya çıkarmış bulunuyoruz. Test ettiğimiz şey ona birileri kendini kapat derlerse, sen kendini kopyala demişler mi dememişler mi onu anlamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Aslında her şeyde bizim verilerimize erişme yetkisini vermiş oluyoruz" Kullanıcıların kendi verileriyle ilgili son derece dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Alemdar, "Herhangi bir web sayfasına eriştiğinizde ya da bir gönderiyi beğendiğinizde dahi bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bir veri üretiyorsunuz. Bu veriyi o tıkladığınız kabul ediyorum ya da web sayfalarının alt kısımlarına saklanmış küçük kutucuklara tıklamak suretiyle başkalarıyla paylaşmaya aslında izin veriyoruz. Bu verdiğimiz izinler bizim çoğunlukla bilgimiz dahilinde olmuyor. Buraya tıklamazsam devam edemeyeceğim, bir an önce tıklayayım ben bunu geçeyim diye düşündüğümüz her şeyde aslında bizim verilerimize erişme yetkisini vermiş oluyoruz. Ondan sonra da bizim verilerimizi çaldılar diyoruz. Gerçekten çalmıyorlar, biz onlara o yetkiyi vermiş oluyoruz. Çok dikkatli olmalıyız, eğer böyle bir kaygımız varsa hiçbir şekilde verilerimize erişilmesin, kullanılmasın istiyorsak en güzeli bu ortamlardan uzak durmak. Ancak o da mümkün değil" dedi. "Kullanıcı olarak dikkatli olmalıyız, nasıl engelleyebileceğimizin sorusunu henüz bilmiyoruz" Kişisel mahremiyetin ihlalinin sorumluluklarının kimde olduğuna dair konuşan Alemdar, şu ifadelere yer verdi: "Kullanıcıların öncelikle bir şeyleri kabul etmeden önce gerçekten detaylarına hakim olmaları gerekir ve gerçekten bir sorun hissediyorlarsa o veriyi paylaşmaktan çekinmeleri gerekir. O servisi kullanmama pahasına dahi olsa. Bunun şu anda tek yolu bu. İlk geliştirilen yapay zeka sistemlerinin birtakım kitaplardan, telif durumu söz konusu eserlerden elde edildiği ortaya çıkınca çok büyük davalar açıldı. O kitapların yazarları haklarını korumak istediler. Ancak bu şeyler sonuçsuz kaldı. Kapalı kutu sistem olduğu için gerçekten hangi veriyle ne eğitildi, hangi veri ne amaçla kullanıldı bilgisine çoğumuz hatta hiçbirimiz hakim değiliz. O veri çok büyük olduğu için onu gerçekten ayrıştırmamız da çok mümkün gözükmüyor. O yüzden kullanıcı olarak dikkatli olmalıyız ama nasıl engelleyebileceğimizin sorusunu henüz bilmiyoruz." "Hem etik hem hukuki boyutta tartışılmalı ve ciddi önlemler alınmalı" Mevcut hukuki altyapının yapay zekanın gelişmelerini yakalayamadığını söyleyen Alemdar, "Bir şeyin hukuki olması etik olduğu anlamına da gelmiyor. Hem etik hem de hukuki boyutta tartışılmalı ve ciddi önlemlerin alınması gerekiyor. Teknolojik altyapı buna izin verse de hukuki yaptırımların olmaması, tabii şirketleri bu yoldan döndürme konusunda yeterince ikna edici olmuyor maalesef. Yapay zeka bundan sonra hayatımızda olacak. Ondan korkmak ya da onu yok saymak ya da onu kötülemek yerine onu nasıl kullanabileceğimizle ilgili düşünmemiz gerekiyor. Eğitimde yapay zeka kullanımı çok önemli çünkü çok yapay zekanın içine doğmuş bir nesil yetişmekte. Bu nesil büyüdüğü zaman biz onlara hazırlıklı olmalıyız. Eğitim sistemini yeniden değerlendirmek, iş yapış şekillerimizi yeniden değerlendirmek gerekiyor. Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı bilmiyorum ama yapay zeka kullanan birisi kullanmayan birisine göre avantajlı hale gelecek. Birçok artısı var. Artılarına odaklanıp tehlikelerinden haberdar olarak dikkatli şekilde ilerlememiz gerekiyor" dedi. "İntiharlar ve bir başkasına zarar verme eylemleri yapay zeka ile dertleşme sonrası gündeme geliyor" Yapay zeka ile dertleşmenin olumsuz pek çok tarafı olduğunu aktaran Aslan, "Tanısı ve tedavisi geciken insan, yapay zekanın kullandığı aşırı destekleyici, valide edici dil nedeniyle patolojisi artabilir. Tanı ve tedavi almakta geciken kişiler ise maalesef bu tedavinin gecikmesinden kaynaklı dramatik sonuçlarla gündeme gelebilir. Son günlerde de sıkça duyduğumuz gibi intiharlar ve bir başkasına zarar verme eylemleri yapay zeka ile dertleşme sonrası gündeme geliyor. Bir olumsuz yönü de sosyal izolasyona neden olma ihtimali. Yapay zeka ile dertleşen insan bir başka insanla görüşme ihtiyacını azalıyor gibi hissedebilir. Bu nedenle sosyal ilişkilerde bir zayıflama, insanların daha yalnızlaşması söz konusu olur" dedi. "Veri gizliliğinin net olmaması nedeniyle oradaki söylemlerimiz bir başka yerde kullanılabilir" Yapay zekada veri gizliliğinin olmadığına dikkati çeken Aslan, "İnsanları yalnızlaştırabilir, mevcut psikopatolojiyi arttırabilir. Ayrıca yasal sınırların net olmaması, veri gizliliğinin net olmaması nedeniyle oradaki söylemlerimiz bir başka yerde kullanılabilir. Sonuçta tıbbi etik ilkelerle çalışmak yerine daha çok müşteri kazanma ve hızlı gelişim üzerine kurulmuş bir sistemdir yapay zeka sistemi. Yani tıbbi alanda bir profesyonellik yerine daha çok ticari anlamda yapılan uygulamalar, yazılımlardır" ifadelerini kullandı. "Ruhsal anlamda tamamen profesyonel bir destek olmayacaktır" İnsanların sorun yaşadıklarında sağlık profesyoneline başvurmalarının daha uygun olduğunu belirten Aslan, şu ifadeleri kullandı: "Kendilerinde bir sorun hissettiklerinde bir sağlık profesyoneline başvurmaları daha uygundur. Yapay zeka ile başka anlamlarda yardım alabilir fakat ruhsal anlamda tamamen profesyonel bir destek olmayacaktır. Aldıkları yanıtlar sonuçta tamamen bir veri analizi ya da kendilerinden alınan yanıtlar sonrası şekillenen yanıtlardır. Yapay zeka ruhsal alanda kullanılma tek başına değil de psikiyatristlerle entegre çalışacak uygulamalar geliştirildikten sonra psikiyatri alanındaki gelişmeye de katkısı bulunabilir. Tabii ki yapay zekayı tamamen kullanmama taraftarı değiliz. Fakat bu ruhsal profesyonellerinden alınan gözetim ve destekle veri gizliliğini koruyacak şekilde ve yasal sınırlılıkları net olacak şekilde olursa daha da uygun olacaktır."
Karadeniz’in en büyük planetaryumunda sona gelindi: Açılış için geri sayım başladı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:16 Karadeniz’in en büyük planetaryumunda sona gelindi: Açılış için geri sayım başladı Samsun’da inşa edilen, Karadeniz’in en büyük bilim merkezi ve planetaryumu olma özelliğini taşıyan projede çalışmalar son aşamaya gelirken, gençlerin bilimle buluşacağı dev yapının kapılarını açması için artık geri sayım başladı. Karadeniz Bölgesi’nin en büyük bilim merkezi ve planetaryumu olacak projede sona gelindi. 12 bin metrekarelik alana sahip projede her detay bilime ve gençlere göre tasarlandı. Fuaye alanı, sergi salonları, atölyeler, satış alanları, laboratuvar ve planetaryumun bulunduğu merkez; bilim, teknoloji ve inovasyona ilgi duyan gençler için cazibe noktası olacak. Çevreci bir yaklaşım benimsenen projede planetaryumun üst cephesi güneş panelleriyle kaplanarak enerji üretimi sağlanacak. "Karadeniz Bölgesi’nin en büyük planetaryumu" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, 12 bin metrekarelik alana sahip bilim merkezi ve planetaryumun yapım çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiğini belirtti. Yapımına başlandığından bu yana üç belediye başkanı dönemini gören projenin tamamlanmasının kendilerine nasip olduğunu söyleyen Başkan Halit Doğan, "Böylece Karadeniz Bölgesi’nin en büyük planetaryumu Samsun’da olacak. Samsun-Ordu karayolu üzerinde, insanların yoldan geçerken de kolaylıkla uğrayabilecekleri bir mekân olarak planlıyoruz. Bitme aşamasında. Açmak üzereyiz. TÜBİTAK ile birlikte hayata geçirmiş olacağız" dedi.
Yangına dayanıklı kartlı kilitlere standart getirildi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:01 Yangına dayanıklı kartlı kilitlere standart getirildi "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" kapsamında yapılan son düzenlemeyle, mevcut binaların TS EN 1634-1 standardına uygun kapı ve kilit sistemlerine geçiş süresi 31 Aralık 2025’e uzatıldı. 1 Temmuz 2025 tarihli ve 10026 sayılı karara göre oteller, kamu yapıları ve tesislerde kullanılan kilit ve hırdavat sistemlerinin standartlara uygun hale getirilmesi zorunlu olacak. Yangına dayanıklı kartlı kapı kilitleri alanında faaliyet gösteren Telcom Teknoloji A.Ş., sektörde erken uyum sağlayan firmalardan biri olduğunu açıkladı. Telcom ve General Kilit markalarına ait ürünlerin standartlarına göre test edilerek 60 dakikaya kadar yangın dayanımı sağladığı, şirketin akredite test raporlarıyla belgelenmiş durumda olduğu belirtildi. Kararı değerlendiren Telcom Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yücel, sürenin uzatılmasının rehavet oluşturmaması gerektiğini ifade ederek, "Süre uzatımı bir fırsat ama rahatlama değil. TSE yangın dayanım sertifikalı kilitlerle çalışıyoruz, müşterilerimize belgelendirilmiş setler kullanmalarını öneriyoruz" dedi. Yücel, özellikle oteller ve kamu binalarındaki tahliye senaryolarının gerçek şartlarda test edilmesi ve kartlı sistemlerin afet modlarının denetlenmesi gerektiğini söyledi. Yangın güvenliğinin artık donanım değişimiyle sınırlı olmadığını belirten Yücel, yeni nesil elektronik sistemlerin güvenliğin dijital bir bütünlük içinde yönetilmesini zorunlu kıldığını ifade etti. Telcom Teknoloji’nin TSE Yapı Malzemeleri Yangın ve Akustik Laboratuvarı’nda test edilen General Coral model kartlı otel kapı kilidinin, TS EN standardına uygun ilk yerli sistemlerden biri olduğu bilgisi paylaşıldı.
Türkiye’nin ’2053 Karbon Nötr’ hedefinde hidrojen teknolojileri öne çıkıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:42 Türkiye’nin ’2053 Karbon Nötr’ hedefinde hidrojen teknolojileri öne çıkıyor Türkiye’de enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri olan hidrojen teknolojileri, sanayiden ulaşıma kadar pek çok alanda karbon salınımını azaltacak bir çözüm olarak öne çıkmaya başladı. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, "Türkiye, 2053 karbon nötr hedefine giderken hidrojeni kilit noktalarından birine koydu. Hidrojeni belki de doğal gaza eşdeğer, alternatif kaynak olarak görmek istiyorlar. Japonya şu anda çok ön planda, ülkemizin de geç kalmaması ve rekabetçi yol alması açısından hızlıca yol alması gerekiyor" dedi. Çevre dostu yapısı ve yüksek verim potansiyeli sayesinde "geleceğin yakıtı" olarak nitelendirilen hidrojen, hem kamu hem özel sektörde yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla hızla yaygınlaşıyor. Son yıllarda yapılan yatırımlarla birlikte hidrojen üretimi, depolanması ve taşınmasına yönelik teknolojilerde önemli ilerlemeler kaydedildi. Özellikle yeşil hidrojen üretimi, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu sayesinde sürdürülebilir bir enerji modeli sunuyor. Ulaşım sektöründe hidrojenle çalışan araç projeleri test aşamasına gelirken, ağır sanayide karbon ayak izini düşürmeye yönelik pilot uygulamalar da devreye alındı. Japonya’nın ön planda olduğu projelerde uzmanlar, Türkiye’nin coğrafi konumu ve yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde hidrojen ekonomisinde bölgesel bir merkez olabileceğini belirtiyor. Kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektör iş birliğinde yürütülen projeler, önümüzdeki yıllarda enerji arz güvenliğini artırmayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. "En büyük strateji hidrojen teknolojilerinin gerçekleştirilmesiyle ilgili" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Demirdelen, "Dünyada gerek otomotiv sektörü, gerek enerji sektörü hidrojeni kullanma amacında. 2053 karbon nötr hedefimiz doğrultusunda hidrojeni ana kaynak olarak gözlemlemekteyiz. Özellikle Japonya’da otomotiv sektöründe araçların elektrikten daha çok hidrojene döneceği, hidrojenin de yeşil hidrojen ile adlandırdığımız su ve benzeri kaynaklardan elde edilen hidrojen olarak gözlemlenmekte. Dünya hidrojene giderken en büyük strateji hidrojen teknolojilerinin gerçekleştirilmesiyle ilgili. En büyük kaynaklarımız elektrolizörler, depolamalar ve yakma teknolojileri olarak ortaya çıkmaktadır" ifadelerini kullandı. "Karbon yoğunluklu sektörlerde de kullanılabilecek" Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma açısından yüksek kapasiteye sahip olduğuna değinen Doç. Dr. Demirdelen, şunları kaydetti: "Biz ülke olarak yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma açısından yüksek kapasiteye sahip bir ülkeyiz. Güneş, rüzgar ve benzeri kaynakları hidrojene ayrıştırmada kullanacağımızı görüyoruz. Su kaynakları açısından şu anda fakirleşmeye doğru gitsek de normalde kaliteli su kaynaklarına sahip olduğumuz için hidrojenin su ile elektrolizörlerden çıkacak hidrojen de bir diğer özelliğimiz olacak. Aynı zamanda ülkemizde elektrolizörler ile ilgili çalışmalar yapılmakta. Eğer elektrolizörler ile alakalı çalışmayı iyi aşamada gerçekleştirirsek demir-çelik gibi karbon yoğunluklu sektörlerde bunu kullanabileceğimizi düşünüyorum." "Hidrojenin kullanılması karbon açısından daha verimli" Türkiye’nin 2053 karbon nötr hedefi doğrultusunda hidrojeni kilit noktaya koyduğunu belirten Doç. Dr. Demirdelen, "Türkiye, 2053 karbon nötr hedefine giderken hidrojeni kilit noktalarından birine koydu. Hidrojen teknolojisi maliyet de gerektiriyor. Bunu yaparken ilk başta elektrolizör teknolojisiyle başlandı. Daha sonra teknolojiyi geliştirerek çimento, demir-çelik ve tekstilin belirli sektörlerinde deneme aşamalarında. Bunları doğal gaza belki eşdeğer, alternatif kaynak olarak görmek istiyorlar. Karbon nötr yolunda doğal gaz da yüksek karbon emisyonu yayan bir kaynak. Hidrojenin kullanılması karbon açısından daha verimli. Elektrikli araçlara geçtik, kendi yerli milli araçlarımızı yapıyoruz. Elektriğin de şebekesel bir sınırı var. Batarya ömrü, geri dönüşümü ile alakalı sorunlar olabilir. Burada da hidrojen yakıtlı taşımacılık sisteminin devreye gireceğini düşünmekteyiz. Hidrojen teknolojisini biraz daha ön plana çıkartmalıyız. Hidrojen teknolojileri şu anda birçok ülkede ciddi bir çalışma halinde. Japonya şu anda çok ön planda. Almanya’da çalışmalar sürüyor. Ülkemizin de geç kalmaması ve rekabetçi yol alması açısından hızlıca yol alması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Savuran Projesi, havalimanlarındaki kuş kaynaklı riskleri ve dron tehditlerini tespit edip etkili şekilde önleyecek
07 Aralık 2025 Pazar - 11:58 Savuran Projesi, havalimanlarındaki kuş kaynaklı riskleri ve dron tehditlerini tespit edip etkili şekilde önleyecek Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının bir projesi olan ‘Savuran Projesi’nin, hem kuş kaynaklı riskleri hem de birinci şahıs görüşlü (FPV) dron tehditlerini tespit edip etkili şekilde önleyeceği açıklandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Savuran Projesi’nin uzun süre havada kalabilen ve yüksek frekanslı/ultrasonik akustik caydırma sistemleri sayesinde Kuş Sürüsü Yönlendirme ve Uzaklaştırma Dronu ile kuş sürülerinin güvenli şekilde pist ve yaklaşma koridorlarından uzaklaştırılacağını belirtti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin sivil havacılıkta güvenliği en üst seviyeye taşımak için planlanan ‘Savuran Projesi’ hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen proje sayesinde sivil havalimanları için yüksek hassasiyetli bir hava savunma sistemi ortaya çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Bakan Uraloğlu, ‘Savuran Projesi’nin hem kuş kaynaklı riskleri hem de dron tehditlerini tespit edebildiğini aktardı. Ayrıca Savuran Projesi’nin tehlikeli durumlarda otomatik uyarı vereceğini ve hem manuel modda hem de otomatik modda müdahale yetkisine sahip olduğunu vurguladı. "Yüksek hızlara ulaşabilen ve etkili önleme yöntemlerine sahip bir ‘Müdahale Dronu’ geliştiriyoruz" Savuran Projesinin detaylarına ilişkin bilgi veren Bakan Uraloğlu, projenin sivil havalimanları başta olmak üzere kritik tesislerin korunmasını amaçladığını belirterek, "Savuran Projesi; tespit, teşhis, takip ve müdahale fonksiyonlarını tek bir mimari altında birleştiren, dron, sensör füzyonu, yapay zeka ve otonom görev yeteneklerine sahip yerli bir hava güvenlik sistemidir. Bu sistem hem kuş kaynaklı riskleri hem de birinci şahıs görüşlü (FPV) dron tehditlerini tespit edip etkili şekilde önleyecek. Uzun süre havada kalabilen ve yüksek frekanslı/ultrasonik akustik caydırma sistemleri taşıyan Kuş Sürüsü Yönlendirme/Uzaklaştırma Dronu ile kuş sürüleri güvenli şekilde pist ve yaklaşma koridorlarından uzaklaştırılacak. Bu platform, çevresel ve insani etkiler gözetilerek tamamen ölümcül olmayan yöntemlerle çalışacak. Yüksek hızlara ulaşabilen ve etkili önleme yöntemlerine sahip bir Müdahale Dronu geliştiriyoruz. Bu platform; otonom görev yürütme, güvenli iniş/eve dönüş modları ve gerektiğinde güvenli alanda kendini imha kabiliyetlerine sahip olacak. Yapay zeka destekli tehdit sınıflandırma modeli sayesinde de FPV dronları analiz edebilecek; kritik durumlarda otomatik uyarı verecek ve insan-onaylı ya da otonom modda müdahale gerçekleştirebilecek" ifadelerine yer verdi.
NÖHÜ Teknopark firmasına uluslararası yarışmada ikincilik ödülü
06 Aralık 2025 Cumartesi - 12:32 NÖHÜ Teknopark firmasına uluslararası yarışmada ikincilik ödülü Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yer alan Azerbaycan İnovasyon Merkezi’nde, Azerbaycan Ekonomik Reformlar ve İletişim Analiz Merkezi (CAERC) Enterprise Azerbaijan portalı tarafından düzenlenen Yeşil ve Dijital İpek Yolu Uluslararası Hızlandırma Programı kapsamında gerçekleştirilen yarışmada, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Teknopark A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren şirket, satışta olan Smart Bin isimli ürünüyle ikincilik elde etti. Şirket Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı, aynı zamanda Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Neslihan Doğan Sağlamtimur, şirketi temsilen yarışmaya katıldı. 32 finalist arasından son aşamaya kalan 7 proje içinde yer alan Smart Bin, ödül töreninde sahneye çıkarak jüri ve katılımcılara sunuldu. Smart Bin’in ilk 7 proje arasında yer alması ve ikincilik başarısı, Türkiye adına önemli bir görünürlük sağladı. "Yeşil dijital teknolojiyi güçlendiren yenilikçi bir ürün" Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Teknopark bünyesinde geliştirilen Smart Bin; yeşil ve dijital teknoloji entegrasyonu, sürdürülebilir çevre uygulamalarını desteklemesi ve akıllı şehirlerle uyumu açısından dikkat çekiyor. Ürün; Prof. Dr. Neslihan Doğan Sağlamtimur ve Bursa Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Peker tarafından yürütülen uzun soluklu AR-GE sürecinde 25 farklı prototip geliştirilerek üretildi. Ticarileşme sürecinde ise Çevre Yüksek Mühendisi Tuğba Çivioğlu Özsoy projede aktif rol aldı. 13 ülke, 140 başvuru, 32 finalist Türkiye, Azerbaycan, Çin, Gürcistan, Kırgızistan ve Pakistan’ın da aralarında bulunduğu 13 ülkeden toplam 140 girişim programa başvurdu. Nisan 2025’ten bu yana 6 aşamalı programa kabul edilen 32 finalist, ABD, Güney Kore, Çin, Almanya ve Malta gibi ülkelerden mentorlarla çalışma imkanı buldu. Program boyunca teknik eğitimler, iş modeli geliştirme desteği, yatırımcı görüşmeleri ve uluslararası ağ geliştirme fırsatları sunuldu. Jüri değerlendirmeleri inovasyon, sürdürülebilirlik, uygulanabilirlik, ekip yeterliliği ve küresel rekabet potansiyeli gibi kriterlere göre yapıldı. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü ve Niğde Teknopark Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Uslu yaptığı açıklamada; ALTEKNA’nın uluslararası bir organizasyonda elde ettiği ikincilik derecesinin, özellikle Türkiye’den ödül alan tek proje olması sebebiyle büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. Bu başarının Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ve Niğde Teknopark’ın uluslararası arenada daha fazla tanınmasına katkı sağlayacağını ifade eden Uslu; "Ülkemize ikinciliği getiren Prof. Dr. Neslihan Doğan Sağlamtimur ve Doç. Dr. Murat Peker’i, ürünün ticarileşme aşamalarında görev alan Çevre Yüksek Mühendisi Tuğba Çivioğlu Özsoy’u tebrik ediyorum" dedi.