TEKNOLOJİ
İNÜFEST 2026 ödülleri sahiplerini buldu 07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:51:04 İnönü Üniversitesi tarafından düzenlenen İNÜFEST Bilim ve Teknoloji Festivali, öğrencilerin farklı alanlarda geliştirdiği projeleri sergilemesinin ardından düzenlenen ödül töreniyle tamamlandı. Ödül törenine; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İnönü Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Vatan Karakaya, dekanlar, akademik ve idari personel katıldı. Festivalin kapanış programı, genç istihdam hamleleri kapsamında gençlere yönelik hazırlanan animasyon filminin izlenmesiyle başladı. Film gösteriminin ardından İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat bir konuşma yaptı. Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, büyük bir heyecanla başlayan İNÜFEST 2026’nın üniversite için giderek önemli bir marka değerine dönüştüğünü ifade etti. Bu yıl festivale yoğun bir başvuru yapıldığını belirten Rektör Akpolat, 296 proje başvurusundan 164’ünün sergilenmeye hak kazandığını söyledi. İNÜFEST’in temel amacının gençlere teknoloji ve inovasyon kültürünü kazandırmak olduğunu söyleyen Akpolat, "Burada fikirler büyüdü, hayaller şekillendi. Emek ve projeler görünür hale geldi. Bilimle yoğrulan çabaların, umutla beslenen hayallerin ve üretimle anlam kazanan fikirlerin nasıl güçlü bir değere dönüştüğüne hep birlikte tanıklık ettik. Artık dünyada söz sahibi olmanın yolu bilgi üretmekten, üretilen bilgiyi teknolojiye dönüştürmekten geçmektedir. Bilginin tüketicisi değil üreticisi olmak zorundayız." şeklinde konuştu. Bilim ve teknolojinin ülkelerin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Akpolat, "Burada gördüğümüz tablo ülkemizin bu yolda ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Pırıl pırıl gençlere sahip olduğumuzu bir kez daha görmüş olduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu tam bağımsız Türkiye ve Milli Teknoloji Hamlesi Türkiye Yüzyılı vizyonuna tam uyacak bir şekilde bugün sizlere olan güvenimizi bir daha ispat ettiniz ve geleceğe olan umutlarımızı yeşerttiniz" diye konuştu. Akpolat, öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulunarak sözlerini tamamladı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:30 Başakşehir’de Millet Bahçesi’nde Bilim Şenliği Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, belediyenin uluslararası anlamda teknolojik gelişmeler içerisinde yer aldığına değinerek, "Başakşehir Belediyemiz Living Lab Teknoloji ve İnovasyon Merkezi ile Türkiye’deki 81 ilde hem de 25 ülkede teknoloji eğitim çalışmaları yapıyor. 200 bin gence de bugüne kadar eğitim çalışmalarında destek verdik" dedi. Başakşehir Belediyesi, TÜBİTAK ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle Millet Bahçesi’nde bilim şenliği programı kapsamında çocukların ve öğretmenlerin de alanda yer aldığı bir etkinlik düzenledi. Düzenlenen etkinlikte geri dönüşüm, sürdürülebilir enerji ve doğa bilimleri ön planda tutularak çocukların oynayarak öğrenmesi amaçlandı. Şenlikte interaktif ve uygulamalı atölyeler ile katılımcılar geri dönüşüm süreçlerini deneyimleme şansı buldu. Programa Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, çok sayıda çocuk ve öğretmen katıldı. Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu çocukların uygulayarak öğrenme sürecini yakından takip ederek onlarla sohbet etti. 10 okul ve bilim sanat merkezi öğrencilerinin bulunduğu şenlik özellikle çocukların ve gençlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. "Çocuklarımızın teknolojiyle ilgili olan iletişimini de güçlendirmiş olacağız" Şenlik alanında stantları gezen Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu "Bilim şenliğindeyiz. Çocuklar çok heyecanlılar, o yüzden biz de çok heyecanlıyız. Çocuklarımızla birlikte stantları gezeceğiz. Başakşehir Bilim Şenliği TÜBİTAK iş birliğiyle düzenleniyor. Burada stantlarda çocuklarımız hem teknolojiyi tanımış oluyor hem de deneyimlemeler yapıyorlar. Bilim şenliğimiz 3 gün sürecek ve dolu dolu geçecek. Aynı zamanda çocuklarımızla birlikte eğlence programları da düzenleyeceğiz. Bilim şenliğiyle birlikte çocuklarımızın teknolojiyle ilgili olan iletişimini de güçlendirmiş olacağız" dedi. "Avrupa’nın düzenlemiş olduğu inovasyon başkenti yarışmasında 2 yıl üst üste finale kalma başarısı da gerçekleştirmiş olduk" Belediyenin teknolojik gelişmeler kapsamında uluslararası olarak yer aldığını bildiren Kartoğlu "Başakşehir Belediyemiz Living Lab Teknoloji ve İnovasyon Merkezi ile aslında uzun yıllardır Türkiye’deki 81 ilde hem de 25 ülkede teknoloji eğitim çalışmaları yapıyor. 200 bin gence de bugüne kadar eğitim çalışmalarında destek verdik. Bu güzel Başakşehir’de uygulanmış teknolojiyle ilgili olan inovasyon başarısı Avrupa’da aslında Başakşehir Belediyemizi Avrupa’nın düzenlemiş olduğu inovasyon başkenti yarışmasında 2 yıl üst üste finale kalma başarısına ulaştırdı. Bu başarı Başakşehir’imizin bu başarı ülkemizin başarısı. İleriki yıllarda şampiyon olmayı birinci olmayı da başaracağız" diye konuştu. "Çalışmalarımızın temelinde milli teknoloji hamlesi yatmakta" Şenlik alanında öğrencilerinin geliştirmiş olduğu projeler hakkında konuşan öğretmen Sevgi Bayram ise, "Başakşehir TOKİ Kayaşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İnşaat Teknolojileri Bölümü öğrencilerinin dönem boyunca TÜBİTAK Teknofest yani AR-GE projelerindeki elde ettikleri başarılı maketlerini sergiliyoruz. Özellikle öğrencilerimiz burada sürdürülebilir yapı çevre enerji sistemleri yani küresel sorunları çözücü projelerini sergilemekteler. Daha çok bunu sistem çalışmaları adı altında yapmaktalar. Çalışmalarımız daha çok çevre ve enerji destekli ama temelinde milli teknoloji hamlesi yatmakta" ifadelerini kullandı. Alanda konuşan Kerem Bayır isimli bir öğrenci düzenlenen şenlik sonrası memnuniyetini dile getirerek, "Çocuklar için çok eğlenecekleri yer var. Hem eğlenip hem de öğrenebilecekleri yerler var. Başkanımız sağ olsun burada Living Lab akademileriyle birlikte çocuklar teknolojiyi öğrenebiliyor ve teknolojilerle yaşamını sürdürebiliyor. Artık teknoloji çağındayız. Ayak uydurmak için Living Lab gibi akademiler kullanılıyor. Başkanımıza çok teşekkür ederiz" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:51 Lise öğrencilerinin bilimsel yetenekleri projeye dönüştü Elazığ Çubukbey Anadolu Lisesi, il genelinde projeleri desteklenmeye değer bulunan 17 okuldan biri olarak öğrencilerin hazırladığı bilimsel çalışmaların yer aldığı 4006-TÜBİTAK Bilim Fuarı’nın açılışını gerçekleştirdi. Elazığ Çubukbey Anadolu Lisesi bünyesinde hazırlanan 4006-TÜBİTAK Bilim Fuarları Destekleme Programı projeleri, düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı. Çubukbey Anadolu Lisesi, fuar kapsamında projeleri desteklenmeye hak kazanan il genelindeki 17 okuldan biri oldu. Bu çerçevede okul binasında düzenlenen fuarda, öğrenciler tarafından hazırlanan teknolojik, bilimsel ve toplumsal içerikli projeler katılımcılara tanıtıldı. Proje yürütücülüğünü okul öğretmenlerinden Veysel Emir’in üstlendiği etkinlikte, öğrencilerin merak ve araştırma duygularıyla geliştirdikleri çalışmalar detaylı bir şekilde paylaşıldı. Açılış konuşması gerçekleştiren Okul Müdürü Dr. Bekir Erol, "Bu sene TÜBİTAK 4006 projelerinde il genelinde başvuran okullar arasından projeleri desteklenmeye layık görülen 17 okuldan birisi olduk. Bu nedenle emek veren öğrencilerimize, danışman öğretmenlerimize ve proje yürütücümüze teşekkür ediyorum. Hangi bilim diye soruyoruz. Bence, önce bu soruyu kendimize sormamız gerekiyor ve alacağımız cevaba göre de çocuklarımızı yönlendirmemiz gerekiyor. Bugün dünyanın değişik bölgelerinde, coğrafyalarında çocukları, masum insanları katleden silahları üreten bilim mi, yoksa Aziz Sancar’ın kanserli hücrelerin hasar gören DNA’larını nasıl onardığını keşfeden bilim mi. Ahlakla, erdemle, vicdanla yoğrulmayan bilimin içinin boş olduğunu biliyoruz ve buna inanıyoruz. İşte bizler Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin de ortaya koyduğu gibi ahlakla, vicdanla, sorumlulukla bütünleşmiş bir bilimi tercih ediyoruz. Bugün burada sergilenen her çalışma merak eden, araştıran, düşünen ve aynı zamanda insanlığa, çevreye ve toplumsal değerlere duyarlı gençlerimizin emeğini yansıtmaktadır" dedi. Açılış programına eğitimciler, öğrenciler ve davetliler katılırken, sergilenen projeler ise katılımcılardan tam not aldı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:12 Robotlar artık görevleri kendileri paylaşacak: BTÜ’den yapay zekâ destekli yenilik BTÜ’de geliştirilecek yapay zekâ destekli sistem sayesinde birden fazla robotun kullanıldığı operasyonlarda, robotlar sahadaki durumu analiz ederek görevleri kendi aralarında daha verimli ve dengeli şekilde paylaşabilecek. Proje, özellikle insansız kara ve hava araçlarının birlikte kullanıldığı operasyonlarda robotlar arası koordinasyonu güçlendirmeyi hedefliyor. BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Mısır’ın yürütücüsü olduğu "Çoklu Robotlar için Öngörülü, Duyarlı Adaptif Görev Atama" başlıklı proje destek kazandı. Doç. Dr. Nurettin Gökhan Adar ve Doç. Dr. Mustafa Özden’in araştırmacı olduğu proje kapsamında, çoklu robot sistemlerinde görevlerin daha verimli, dengeli ve öngörülü biçimde dağıtılmasını sağlayacak yapay zekâ destekli yenilikçi bir yöntem geliştirilecek. Bu yaklaşımın özellikle savunma teknolojilerinde, çoklu insansız kara araçları ve insansız hava araçlarının birlikte görev yaptığı operasyonlarda ve karmaşık saha yönetimi gerektiren uygulamalarda kullanılması hedefleniyor. Böylece robotlar arası koordinasyonun daha ileri bir seviyeye taşınması bekleniyor. Görevler en uygun şekilde dağıtılacak Proje Yürütücüsü Oğuz Mısır, çoklu robot sistemlerinin aynı anda birçok görevin yürütülmesinde önemli avantajlar sunduğunu belirterek, görevlerin doğru planlanmaması durumunda robotlar arasında iş yükü dengesizliği, gereksiz enerji tüketimi ve operasyonel çakışmalar yaşanabildiğini ifade etti. Projenin bu sorunlara çözüm üretmeyi hedeflediğini dile getiren Oğuz Mısır, "Geliştirilecek sistem, robotların konumlarını, görev durumlarını ve enerji tüketimlerini analiz ederek görevleri en uygun şekilde dağıtabilecek bir yapay zekâ karar mekanizmasına dayanacak. Böylece robotlar hem kendi durumlarını hem de birbirleriyle olan ilişkilerini dikkate alarak daha koordineli çalışabilecek" dedi. Sistem gerçek robotlarla test edilecek Çalışma, BTÜ ROTASAM bünyesindeki mobil robot sistemleri kullanılarak farklı senaryolarda test edilecek. Sistem önce simülasyon ortamında doğrulanacak, ardından gerçek robot platformlarında uygulanarak performansı değerlendirilecek. Proje sonucunda, çoklu robot sistemlerinde yalnızca görev dağıtımı yapan değil aynı zamanda sahadaki durumu analiz ederek buna göre karar verebilen akıllı bir yaklaşım geliştirilmiş olacak. Bu yaklaşımın, çoklu insansız kara araçları ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı operasyonlarda saha izleme, alan tarama, durumsal farkındalık üretimi ve ileri düzey operasyonel karar destek süreçlerine katkı sağlaması bekleniyor. Rektör Çağlar’dan tebrik Proje ekibini tebrik eden BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak yapay zekâ, robotik ve akıllı sistemler alanında gelişmiş bir üniversiteyiz ve bu proje, çoklu robot sistemlerinin sahadaki görevlerini daha akıllıca planlamasını sağlayarak verimliliği artırmanın yanı sıra operasyonel karar süreçlerine de önemli katkılar sunacak. Bu projemizde de olduğu gibi üniversitemiz, sadece teknoloji üretmekle kalmayıp, aynı zamanda toplum ve sektörler için somut çözümler geliştirmeye devam ediyor" dedi.
Batman’da siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:40 Batman’da siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğiyle Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda kalkınma ajansları tarafından, siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması amacıyla "Siber Vatan Programı 2026 Dönemi" başvuruları başladı. Siber Vatan Programı Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ve üniversiteler tarafından genç istihdamının sağlanması, teknoloji odaklı genç girişimlerin arttırılması ile siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması amacıyla 2019 yılından beri uygulanıyor. Türkiye’nin siber savunma kapasitesini güçlendirmek ve gençlere fırsat eşitliği sunmak amacıyla, 2025 yılında 23 ilde uygulanan Siber Vatan Programı 2026 yılında yurt genelindeki 81 ilin tamamında uygulanacak. Program ajans bölgesinde 2025 yılında Batman’da başarıyla uygulandı. Siber Vatan Programı üniversite öğrencilerinin başvurularına açık olacak, katılacak öğrencilerin belirlenmesiyle çevrim içi eğitim ve uygulama süreciyle başlayacak. İlk adım olarak her bir il bazında öğrencilerin katılımıyla 30 gün süreyle çevrim içi interaktif eğitimler verilecek. Çevrim içi eğitim sonunda yapılacak CTF (Capture the Flag) sınavında başarılı olan 40 öğrenci yüz-yüze eğitime katılmaya hak kazanacak. Her ilde düzenlenecek beş günlük yüz yüze uygulamalı eğitimle, sızma testi ve web güvenliği alanlarında yetkinlik kazandırılacak. Yüz yüze eğitimlerin ardından öğrencilere Siber Vatan Öğrenci Yönetim Sistemi (ÖYS) üzerinden çevrim içi eğitim verilerek uygulama becerileri geliştirilecek. Eğitimlerin sonunda yapılacak sınavlarla ülke genelindeki 26 kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı beş öğrenci seçilerek o bölgenin Siber Vatan Takımı oluşturulacak. Bölgelerinde birinci olan 26 takım Ankara’da gerçekleştirilecek Ulusal Siber Vatan CTF Yarışmasında birbirleriyle yarışacak. Türkiye geneli 81 ilden seçilerek başarılı bulunan 26 kalkınma ajansı bölge birincisi takımlarda bulunan gençlerin staj ve istihdam süreçleri kalkınma ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek. Siber Vatan Programına 15 Kasım 2025 tarihine kadar internet üzerinden başvuru yapılabilecek.
İş Bankası’ndan müşteri deneyimini odağına alan konferans: İş CX Türkiye
06 Kasım 2025 Perşembe - 15:14 İş Bankası’ndan müşteri deneyimini odağına alan konferans: İş CX Türkiye Türkiye İş Bankası’nın düzenlediği müşteri deneyiminin geleceğini yapay zekâ, davranış bilimi ve veri analitiği perspektifinden ele alan İş CX Türkiye Konferansı iş dünyası, akademi, teknoloji dünyasından paydaşları bir araya getirdi. İş Bankası’nın düzenlediği müşteri deneyiminin geleceğini yapay zekâ, davranış bilimi ve veri analitiği perspektifinden ele alan İş CX Türkiye Konferansı iş dünyası, akademi, teknoloji dünyasından paydaşları bir araya getirdi. Kurumsal kültürün, iş zekâsının ve sürdürülebilir başarının merkezinde yer alan müşteri deneyimi teknoloji ve özellikle yapay zekâ alanındaki gelişmelerle köklü bir şekilde değişirken, müşteri odaklı dönüşümde teknoloji kullanımı kadar insana dair içgörüler de önemli rol oynuyor. "Beklentiyi değiştirmek için müşterinizle beraber duygusal bir hikaye yazabilmeniz gerekiyor" Banka tarafından müşteri deneyiminin geleceğini ele almak üzere düzenlenen İş CX Türkiye Konferansı’nın açılışında konuşan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankacılık işlemlerinin yapay zekâyla birleştiği günümüzde müşterilere hız, kolaylık ve güvene dayalı olarak sunulan ürün ve hizmetlerin müşteri deneyiminin temel katmanını oluşturduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını söyledi. Asıl farkın müşteri beklentilerinin aşılması durumunda ortaya konulabileceğine dikkat çeken Aran, şöyle devam etti: "Beklenen şeyi yapmak ödeviniz ve göreviniz. Her kurum zaten bunu yapıyor ve bu şekilde bir fark oluştulmuyor. Beklentiyi değiştirmek için sadece finansla sınırlı olmadan, müşterinizin hayatta bıraktığı tüm ayak izlerini değerlendirmeniz; veriden değer oluşturup, o veriyi anlayıp müşterinizle beraber duygusal bir hikâye yazabilmeniz ve müşterinizin hayatında çok daha yakın bir rol üstlenebilmeniz gerekiyor. Bunun için veriyi doğru bir şekilde okuyabilmek, doğru analiz edebilmek ve müşterinize kendisini özel hissettirirken aynı zamanda arka planda teknolojinin tüm imkanlarından yararlanıp bankacılık hizmetlerini en iyi şekilde sunabilmek önemli. " "Çalışan deneyiminin müşteri deneyiminin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz" Bugün yapay zekânın geldiği noktada fark oluşturan kurumların müşteri deneyimini içselleştirerek uzun dönemli kurum kültürünün bir parçası haline getirenler olduğunun altını çizen Aran, "Eğer çalışan deneyimi, müşteri deneyimi konusunda teknolojiyi doğru, sürdürülebilir bir şekilde konumlandırabilirseniz ve stratejinizin bir parçası haline getirebilirseniz o zaman müşteri deneyiminde de farklılaşabilirsiniz. Bankamızın net tavsiye skorunda geldiği seviyenin, bu yöndeki adımları doğru zamanda doğru biçimde içselleştirilerek ve kurum kültürüne entegre ederek yapmasının sonucu olduğuna inanıyorum" diye konuştu. "Müşteri eskiden büyük bir haritada küçük bir noktaydı, şimdi çerçevenin tam ortasında" Tüketici davranışları konusunda çalışmalarıyla tanınan yazar Ken Hughes ise hızla değişen bir dünyada müşterilerini iyi anlayamayan markaların geride kalacağına işaret ederek, "İnsanlar kolaylık istiyor çünkü şu anda tek kaydırmayla her işin halledilebildiği bir dünyadayız. Müşteriler de bir uygulamayla, bir tıklamayla istediklerini almaya alışkınlar. Önlerine başka bir şey çıkartırsanız o yolu yürümeyeceklerdir. Müşteriler su gibidir. En kolay yolu bulurlar ve oradan giderler" dedi. İnsanları hayatta en mutlu eden şeyin sevdikleri insanlarla, ailesiyle, dostlarıyla kurdukları bağlantılar olduğuna dikkat çeken Hughes, "Dolayısıyla müşteriyle bağlantı kurabilmek her şeydir. Eskiden bizler büyük bir haritanın içinde küçük birer noktaydık. Şimdi ise her müşterinin haritada yeri belli ve çerçevenin tam ortasında. Ben bunu blue dot müşteriler olarak tanımlıyorum. Bir adım sola attıklarında bütün dünya onlarla birlikte sola gidiyor. Bu yüzden mesele artık ürün ya da hizmet değil, müşterinin kendisi. Onlar sürecin sonundaki bir nokta değil, sürecin tam ortasında" diye konuştu. "Yapay zekâyla yapmanız gereken şey müşteriyle derin bağlantıyı sağlamlaştırmak" Hughes, günümüzde müşterilerdeki hiper kişiselleştirme beklentisinin yapay zekâ ile karşılanabileceğini belirterek, her şeyi değiştiren bir sıçrayış oluşturan yapay zekânın geçmişte matbaanın icadı, sanayileşme, bilgisayarın ortaya çıkışı gibi iş tanımlarını tamamen değiştireceğini söyledi. Markalar için işlemsel bir modelden ilişkisel bir modele geçmenin önemine vurgu yapan Ken Hughes, şöyle konuştu: "Müşterinin yaşam boyu değerini gözetmek gerek. Bağlantı, insanlar kendilerini görülmüş, duyulmuş ve değer verilmiş hissettiklerinde ortaya çıkan bir şeydir. Veriyle, yapay zekâyla, teknolojiyle yapmamız gereken şey müşteriyle derin bağlantıyı sağlamlaştırmak. Müşteriniz her şeyin merkezinde olsun. Beklentilerinin ötesine gidin. Yapay zekâ ve veri onları iyi hissettirmek ve iyi bir ilişki kurmak için orada. Bunları yaparsanız bağlantıyı artırırsınız." Veriden davranışa: Yapay zekâ ile deneyimi dönüştürmek İş Bankası Müşteri İlişkileri Bölüm Müdürü Seçil Ünlüsoy Taşarkan, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, Artiwise Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanel Temel’in yer aldığı, Webrazzi Kurucu ve CEO’su Arda Kutsal moderatörlüğünde gerçekleşen "Veriden Davranışa: Yapay Zekâ ile Dönüşmek" adlı panelde müşteri deneyiminin yapay zekâ destekli duygu analizinden çok kanallı satışa uzanan yeni dinamikleri ele alındı. Üretken yapay zekânın müşteri yolculuğunu nasıl tasarladığı, geliştirdiği ve kurumların içgörülerden aksiyona geçmeye ne kadar hazır oldukları üzerine değerlendirmelerde bulunulan panelde verilerin gitgide çoğaldığı ve duygularla iç içe geçtiği yeni dönemde, sürdürülebilir müşteri deneyiminin ancak insanı merkeze alan ve duygulara hitap eden bir yaklaşımla ortaya çıkabileceğinin altı çizildi. İnsan karar vermez, tepki verir: CX’e davranışsal bak Future Bright kurucu ortağı Akan Abdula ise ‘İnsan Karar Vermez, Tepki Verir: CX’e Davranışsal Bakış’ başlıklı sunumunda müşteri deneyimini davranışsal ekonomi ve davranış mimarisi perspektifiyle ele aldı. İnsanların sezgisel ve duygusal tepkilerle hareket ettiğini belirten Abdula, insan davranışlarını anlamanın müşteri deneyimi yönetiminde de temel belirleyici olduğunu vurgulayarak, duyguları doğru yorumlayan markaların başarılı olabileceğini söyledi. Marka deneyimi ve müşteri deneyimi Konferansın ‘Marka Deneyimi ve Müşteri Deneyimi’ başlıklı son paneli, kapsamlı araştırmaları sonrasında her yıl ‘Türkiye’de Müşteri Deneyimi Raporu’nu yayımlayan KPMG Türkiye’nin Şirket Ortağı, İnovasyon ve Teknoloji Lideri Gökhan Mataracı moderatörlüğünde gerçekleşti. Raporda ilk 10’a giren firmalardan Anadolu Sigorta’nın Pazarlama ve Dijital Sigortacılık Koordinatörü Aydın Bozdemir, Arçelik Türkiye’nin Müşteri Deneyimi Tasarımı ve Analitiği Direktörü Melis Sencer, Şişecam’ın Perakende Direktörü Esra Tokel, Türk Hava Yolları’nın Müşteri Deneyimi Başkan Yardımcısı Mustafa Mücahitoğlu müşterilerine sundukları iyi deneyim uygulamalarını paylaştı. Oturumda müşteri odaklılık için çalışanlara yatırım yapmanın, fiziksel ve dijital deneyimlerin doğru şekilde bir araya getirilmesinin, karmaşık süreçleri sadeleştirmenin ve müşteri deneyimini sürdürülebilirlikle ele almanın önemi ele alındı. İşgörü platformu da tanıtıldı Etkinlikte İş Bankası’nın müşteri deneyimine yönelik üretken yapay zekâ destekli analiz ve içgörü platformu ‘İşgörü’ de tanıtıldı. Tüm İş Bankası çalışanlarının hizmetine sunulan İşgörü platformu, bütün temas noktalarında müşterilerden gelen yazılı ve sözlü geri bildirimleri doğal dil işleme teknikleriyle eş zamanlı analiz ederek anlamlı içgörülere dönüştürüyor. Artiwise iş birliğiyle geliştirilen İşgörü müşteri ihtiyaçları, beklentileri, duyguları, eğilimleri ve önceliklerini tespit ederek müşteriyi merkeze alma bakış açısını somutlaştırıyor. Hizmet iyileştirme süreçlerinde müşteri ile birlikte tasarlamayı gerçek kılıyor.
MSKÜ, ÜNİDES 2025’te 8 projesiyle destek almaya hak kazandı
06 Kasım 2025 Perşembe - 14:33 MSKÜ, ÜNİDES 2025’te 8 projesiyle destek almaya hak kazandı MSKÜ’nün 8 topluluk projesi, ÜNİDES 2025 kapsamında açıklanan 5.dönem başvuru sonuçlarına göre hibe almaya hak kazandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında 2025 5.dönem başvuru sonuçları açıklandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden (MSKÜ) 8 topluluk projesi, destek almaya hak kazanan projeler arasında yer aldı. Bu kapsamda Bölgesel Analiz Topluluğunun "Genç Diplomatlar Atölyesi" projesi, Yönetim ve Organizasyon Topluluğunun "Köy Okulları Yardım" projesi, Metalurji ve Malzeme Topluluğunun "MMT Talkk’s+Teknik Gezi" projesi, IEEE MSKÜ Öğrenci Topluluğunun "CS Peak" projesi, Modelleme ve Simülasyon Topluluğunun "Geleceğin Sürdürülebilir Binaları: ISO 50001Temelli Dijital Enerji Yönetimi Atölyesi" projesi, Turist Rehberleri Topluluğunun (TURET) "Geçmişin İzinde, Doğanın Sesinde: Pisidia’da Turist Rehberleri Adaylarıyla Eko-Kültür Yolculuğu" projesi ve Kültürel Miras Topluluğunun "Dünden Yarına Kültürel Miras" projesi yerel projeler kapsamında desteklenecek. Ziraat Topluluğunun ise "Bölgesel Tarım Gençlik Buluşması" projesi de ulusal projeler kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Gençlerin kişisel ve sosyal gelişimine katkıda bulunulması, gençlik merkezlerine bağlı olarak hizmet veren genç ofislerin üniversite öğrenci kulüpleriyle etkileşimlerinin artırılması ve gençlerin gelişimine yönelik projelerin desteklenmesi amacıyla uygulanan bu programda, MSKÜ, ürettiği projeler ile fark oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye Siber Vatan Programı 2026 dönemi tüm ülkede uygulanıyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 14:21 Türkiye Siber Vatan Programı 2026 dönemi tüm ülkede uygulanıyor Türkiye’de son yıllarda dijital teknolojiler alanında beşeri sermayenin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla yeni yetenekler ve girişimler ortaya çıkmaya başlamıştır. Temeli nitelikli insan kaynağına dayalı bu alanda özelleştirilmiş eğitim faaliyetleri büyük bir etki oluşturmakta ve özellikle gençlerin bu alanlara yönlenmesine aracılık etmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğinde Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda kalkınma ajansları, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ve üniversiteler tarafından ülkemizin siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması, genç istihdamının ve teknoloji odaklı genç girişimlerin arttırılması amacıyla 2019 yılından itibaren Siber Vatan Programı uygulanmaktadır. Gençlerin potansiyelini açığa çıkaran ve onları Türkiye’nin dijital geleceğinin aktörleri haline getiren Siber Vatan Programı, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü’nün yerel kalkınma hamlesi misyonunu doğrudan tamamlayan stratejik bir girişim niteliği taşımaktadır. Siber Vatan Programını diğer benzer eğitim faaliyetlerinden ayıran en önemli nokta çok taraflı ve sistematik işbirlikleri ile uçtan uca koordine edilmiş bileşenler kapsamında kapasite inşa edilmesidir. Siber Vatan Programı kapsamında özellikle üniversite öğrencilerine siber güvenlik alanında derinlemesine teknik eğitimler verilmekte, takımlar halinde görev ve uygulamalar yapılmakta, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım sağlanmakta ve teknoloji odaklı girişim geliştirme çalışmaları yapılmaktadır. 2019 yılından itibaren uygulanan program kapsamında bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok siber güvenlik yarışmasında önemli başarılar elde edilmiş, yaklaşık 380 öğrencinin istihdamına katkı sağlanmış ve 8 genç girişim ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin siber savunma kapasitesini güçlendirmek ve gençlere fırsat eşitliği sunmak amacıyla, Siber Vatan Programı 2026 yılında Türkiye’nin 81 ilinde aynı anda uygulanacaktır. Siber Vatan Programı üniversite öğrencilerinin başvurularına açık olacak ve program 81 ilden katılacak öğrencilerin belirlenmesiyle çevrim içi eğitim ve uygulama süreciyle başlayacaktır. İlk adım olarak her bir il bazında öğrencilerin katılımıyla 30 gün süreyle çevrim içi interaktif eğitimler verilecektir. Çevrim içi eğitim sonunda yapılacak çevrimi CTF sınavında başarılı olan 40 öğrenci yüz-yüze eğitimlere katılmaya hak kazanacaktır. Her ilde düzenlenecek 5-7 günlük yüz yüze uygulamalı eğitimlerle sızma testi ve web güvenliği alanlarında yetkinlik kazandırılacaktır. Yüz-yüze eğitimlerin ardından öğrencilere Siber Vatan Öğrenci Yönetim Sistemi üzerinden çevrim içi eğitim verilerek uygulama becerileri geliştirilecektir. Eğitimlerin sonunda gerçekleştirilecek sınavlarla, her kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı 5 öğrenci seçilerek o bölgenin Siber Vatan Takımı oluşturulacaktır. Bölgelerinde birinci olan 26 takım Ankara’da gerçekleştirilecek ulusal Siber Vatan CTF Yarışmasında birinci olmak için yarışacaklardır. Öncelikle 26 bölge birincisi takım üyeleri olmak üzere 81 ilde başarılı olan gençlerin staj ve istihdam süreçleri kalkınma ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecektir. Serhat Kalkınma Ajansı koordinasyonunda Ağrı İbrahim Çeçen üniversitesi, Ardahan Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi iş birliğiyle Bölgemizde yürütülecek olan Siber Vatan Programı’na 15 Kasım 2025 tarihine kadar sibervatan.org.tr internet sitesi üzerinden başvuru yapılabilecektir.
Şırnak’ta siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:54 Şırnak’ta siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğinde, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Siber Vatan Programı 2026 Dönemi" başvuruları başladı. Türkiye’nin siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması, genç istihdamının artırılması ve teknoloji odaklı girişimlerin desteklenmesi amacıyla 2019 yılından bu yana yürütülen program, 2026 döneminde Türkiye genelinde 81 ilde uygulanacak. Program, geçtiğimiz yıl TRC3 Bölgesinde Batman’da başarıyla hayata geçirilmişti. Siber güvenlik alanında farkındalık oluşturmayı ve gençlere fırsat eşitliği sağlamayı amaçlayan program, bu yıl Şırnak’ta da hayata geçiriliyor. Üniversite öğrencilerinin katılımına açık olacak program kapsamında ilk olarak 30 gün sürecek çevrim içi interaktif eğitimler verilecek. Eğitim sürecinin sonunda yapılacak CTF (Capture The Flag) sınavında başarılı olan 40 öğrenci, beş gün sürecek yüz yüze uygulamalı eğitime katılma hakkı kazanacak. Bu eğitimlerde katılımcılara sızma testi ve web güvenliği konularında uygulamalı bilgi ve beceriler kazandırılacak. Eğitimlerin ardından yapılacak değerlendirmeler sonucunda, ülke genelinde 26 kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı beş öğrenci seçilerek "Siber Vatan Takımı" oluşturulacak. Bölge birincileri, Ankara’da düzenlenecek Ulusal Siber Vatan CTF Yarışmasında Türkiye birinciliği için yarışacak. Program sonunda başarılı olan öğrencilerin staj ve istihdam süreçleri, Kalkınma Ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek. Siber güvenlik alanında kendini geliştirmek isteyen üniversite öğrencileri, 15 Kasım 2025 tarihine kadar internet üzerinden başvuru yapabilecek.
Mardin’de siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:48 Mardin’de siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğiyle, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Siber Vatan Programı 2026" başvuruları başladı. Program, Türkiye’nin siber güvenlik uzmanı ihtiyacını karşılamak ve gençlere bu alanda istihdam fırsatı sunmak amacıyla gerçekleştiriliyor. 2019 yılından bu yana uygulanan Siber Vatan Programı, gençlerin teknoloji odaklı girişimlerini desteklemeyi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi hedefliyor. 2025 yılında 23 ilde yürütülen program, 2026 döneminde Türkiye’nin tüm illerinde hayata geçirilecek. Program, geçtiğimiz yıl ajans bölgesinde Batman’da başarıyla tamamlandı. Başvurular üniversite öğrencilerine açık olacak. Süreç, çevrim içi eğitim ve uygulama programı ile başlayacak. İlk aşamada, her ilde 30 gün boyunca çevrim içi interaktif eğitimler düzenlenecek. Eğitimlerin sonunda yapılacak CTF (Capture the Flag) sınavında başarılı olan 40 öğrenci yüz yüze eğitim hakkı elde edecek. Beş gün sürecek yüz yüze eğitimlerde öğrencilerin sızma testi ve web güvenliği alanlarında yetkinlik kazanması hedefleniyor. Bu aşamanın ardından öğrenciler, Siber Vatan Öğrenci Yönetim Sistemi üzerinden destekleyici çevrim içi eğitimlere devam edecek. Program finalinde yapılacak sınavlarla, Türkiye genelindeki 26 kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı beş öğrenci seçilerek "Siber Vatan Takımları" oluşturulacak. Bölge birincisi 26 takım, Ankara’da düzenlenecek Ulusal Siber Vatan CTF yarışmasında mücadele edecek. Program kapsamında başarılı öğrencilerin staj ve istihdam süreçleri, kalkınma ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek. Siber Vatan Programı başvuruları, 15 Kasım 2025 tarihine kadar internet sitesi üzerinden yapılabilecek.
CW Enerji HIT-30 Desteğiyle Güneş Hücresi Teknolojisinde Türkiye’yi dünya sahnesine taşıdı
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:20 CW Enerji HIT-30 Desteğiyle Güneş Hücresi Teknolojisinde Türkiye’yi dünya sahnesine taşıdı CW Enerji iştiraki CW SolarCell’in geliştirdiği TOPCon High Effiency güneş hücresiyle uluslararası arenada dikkat çeken bir başarı elde etti. Firmanın geliştirdiği güneş hücresi, dünyanın en prestijli fotovoltaik laboratuvarlarından biri olan Fraunhofer ISE tarafından test edilerek yüzde 25,03 verimlilik onayı alma başarısı gösterdi. Testler, IEC 60904 standartlarına uygun olarak, AAA sınıfı solar simülatör ve EA & ILAC uluslararası akreditasyon sistemleri çerçevesinde gerçekleştirildi. Elde edilen bu sonuç, Türkiye’nin güneş enerjisi teknolojilerinde ulaştığı seviyeyi tescillerken, CW Enerji’yi dünya ligine taşıyan önemli bir kilometre taşı oldu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, bu başarının Türkiye’nin güneş teknolojilerinde geldiği noktayı tüm dünyaya gösterdiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yüksek Teknoloji Yatırım Programı (HIT-30) kapsamında aldıkları destekle hayata geçirdikleri güneş hücresi üretim tesislerinin Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük tesisi konumunda bulunduğunu belirten Sarvan, "Hücre yatırımımızı aldığımız destekle hızlı bir şekilde devreye almamızın ardından Fraunhofer ISE test sonuçlarına göre %25 üzeri verimliliğe çıkarak Türkiye’yi dünya yarışına soktuk. Bu başarıda yerli üretimi ve teknolojik gelişimi teşvik eden HIT-30 programının büyük katkısı bulunuyor. Sağlanan bu destek yalnızca tesisin hayata geçmesini hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda ülkemizin yenilenebilir enerji alanındaki rekabet gücünü de önemli ölçüde artırdı. Bu sonuç, Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknolojiye dayalı üretim vizyonunun ne kadar güçlü ve yerinde bir strateji olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu vizyoner yaklaşım, Türkiye’nin sadece enerji alanında değil, teknoloji ve sanayi yatırımlarında da dünya sahnesinde söz sahibi bir ülke olmasının önünü açıyor. Bizler de CW Enerji olarak, bu vizyon doğrultusunda üretim gücümüzü artırarak ülkemizin hedeflerine katkı sağlamaktan büyük onur duyuyoruz" dedi. Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık Sarvan, çalışmalarıyla Türkiye’nin enerji teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi olmasını hedeflediklerini vurgulayarak, " Fraunhofer testlerindeki onay çabalarımızın uluslararası alanda da karşılık bulduğunun bir kanıtı. Bu başarı, Türkiye’nin yerli mühendislik gücüyle dünya standartlarında ürünler geliştirebileceğini gösteriyor. Bu sonuç ile Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık. Amacımız ülkemizin enerji alanındaki rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmak" diye konuştu. AR-GE çalışmaları kapsamında geliştirilen yeni nesil yüksek verimli güneş hücrelerinde yüzde 25’in üzerinde verim seviyesine ulaştıkları için mutlu ve gururlu olduklarını belirten Sarvan, bu hücreleri önümüzdeki günlerde tekrar Fraunhofer ISE’ye göndererek uluslararası sertifikasyon sürecinin başlatılacağını kaydetti.
Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor"
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:26 Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor" Dijitalleşmenin hızla arttığı günümüzde bireylerin dijital dünyayla olan ilişkilerini kontrol altına almaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin teknoloji kullanımını sınırlayarak dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu ve sosyal ilişki problemlerine karşı koruma sağladığını vurguladı. Günümüzde teknolojinin hayatın her alanına girmesiyle birlikte dijital bağımlılık oranı da giderek artıyor. Sosyal medya, akıllı telefon ve dijital oyunlara aşırı maruz kalmanın bireylerde dikkat dağınıklığı, odaklanma bozukluğu, uyku sorunları ve sosyal ilişkilerde kopukluk gibi problemlere yol açabiliyor. Özellikle yatak odasında telefon ve tablet bulundurmak, melatonin hormonunun yeterince salgılanamamasına neden olarak uyku kalitesini düşürüyor. Ayrıca sürekli bildirimlere maruz kalmak, kişilerin sabırsızlık, acelecilik ve dürtüsel davranışlar sergilemesine yol açabiliyor. Bu durum da dijital farkındalığın önemini daha da artırıyor. Bu sorunların önüne geçebilmek için önerilen ‘dijital diyet’, bireyin dijital temasını sınırlı, bilinçli ve amaçlı bir şekilde yönetmesini sağlayan bir yöntem olarak öne çıkıyor. Dijital diyet ise bireylerin gün içerisinde ne kadar süreyle, hangi amaçla ve kimlerle dijital etkileşimde bulunduğunu fark etmesini hedefliyor. Bu süreç, dijital araçların gereksiz kullanımını azaltarak daha dengeli ve sağlıklı bir yaşam alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyor. Bilimsel araştırmalar, dijital diyet uygulayan bireylerde farkındalık seviyesinin yüzde 30 ila 35 oranında arttığını ve buna bağlı olarak yaşam kalitesinin yükseldiğini gösteriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin üç aşaması olduğunu ve ilk olarak haftalık farkındalık çalışması yapılması gerektiğini söyleyerek, dijital yaşam risk haritasının çıkarılması gerektiğini söyledi. "Çeki düzen gerekiyor" Zayıflamak için beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi etkenlere dikkat edildiğini ve dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı da diyet yapılması gerektiğini söyleyen Tuncay Dilci, "Yoğun bir dijitalizm çağı içerisindeyiz ve hiç beklemediğimiz yeni bir yaşam dönüşümüyle dijital sosyalizme giden bir boyutun içerisindeyiz. Bu noktada dijital diyet; bireyin yaşamını kontrol altına alabilmek adına dijital temas alışkanlıklarını kontrollü, amaçlı ve bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayan süreçtir. Bu anlamda sınırlı ve sorumlu davranabilen bir takım uygulama silsilelerini ifade etmektedir. Bir nevi halk arasındaki perhiz yapma gibidir. Nasıl ki zayıflamak veya sağlık için doğru beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi alışkanlıklarımızı kontrol altına almak zorundaysak, aynı şekilde dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı kendi yaşamımızı minimalize etmek ve bu minimum uygulamalar içerisinde her türlü temas alışkanlıklarımıza çeki düzen vermek gerekir. Dijital diyetin amacı; dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi gibi sorunlara karşı daha farkında hareket etmek. Bunun dışında sosyal ilişkilerimizi sabote ettiği için bu konuda yine bir farkındalık oluşturmak. En önemlisi de uyku. Özellikle dijital nesnelerin zorunlu kullanımı ve yatak odasında kalmasından dolayı melatonin hormonunun yeterince üretilememesinden kaynaklı sağlıksız bir durumla karşı karşıyayız. Yine zihinsel yorgunluğun ortaya koymuş olduğu bir takım odaklanma problemleri, ilişki, iletişim sorunlarından bahsedebiliriz. Zorunlu dijital nesne kullanımından kaynaklı en büyük sorunlardan bir tanesi de sabırsızlık, acelecilik ve dürtü bozukluğu ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla insanların bu hal ve hareketlerine çeki düzen vermesi gerekiyor" dedi. "Farkındalık çalışmaları gerekiyor" Kişi sorun yaşıyorsa profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Dilci, "Dijital diyetin üç aşaması var. İlk olarak yapmamız gereken şey haftalık farkındalık çalışması. Bir hafta boyunca nelerle temas halindeyiz, hangi amaçla giriyoruz, ne kadar düzeyde giriyoruz ve kimlerle muhatap oluyoruz? Bunların süresiyle birlikte dijital yaşam risk haritamızı çıkarmamız gerekiyor. İkinci aşama ise sınırlama evresi. Gereksiz ve amaçsız 5 saatin üzerinde temas halindeysek gerçekten ciddi bir dijital yaşam sorunumuz var demektir. Üçüncüsü ise sessiz moda almak. Dijital nesnenin herhangi bir şekilde uyarıcı niteliği olan imge, simge, ses ve mesajları sessize alarak biz istediğimiz zaman bakabileceğimiz moda getirmek. Yani farkındalıktan kurtuluşa doğru evirilen yeni bir yaşam biçimine dönük süreçleri başlatmamız ve bunun bir yaşam kültürü haline gelmesi. Bu konuda başa çıkma sorunu veya dijital diyet dediğimiz uygulamaları aşamalı bir şekilde gerçekleştirmekte sorun yaşıyorsak profesyonel bir destek almak gerekir" diye konuştu. "Yaşam kalitesi artacaktır" Dijital diyetle yaşam kalitesinin arttığını ifade eden Dilci, "Bu konuda yapılan birçok çalışma var. Dijital diyetle ilgili yapılan çalışmalarda yüzde 30 ila yüzde 35 arasında kişinin farkındalığı arttığı ve bu farkındalığa bağlı olarak da yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür. Daha mutlu, nezih bir yaşam sürdüğü ve dijital nesneleri de daha sağlıklı ve kontrollü kullanma becerisinin arttığı yönünde sonuçlar bilimsel ve deneysel çalışmalara yansımıştır" şeklinde konuştu.
DTS Tasarım Merkezi yapay zeka destekli tekstil tasarımında Türkiye’nin ön saflarında
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:08 DTS Tasarım Merkezi yapay zeka destekli tekstil tasarımında Türkiye’nin ön saflarında Türkiye çapında ihtisaslaşan ilk üniversitelerden biri olan Uşak Üniversitesi’nde kurulan Deri, Tekstil ve Seramik Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (DTS Tasarım Merkezi), ürettiği 3 boyutlu (3D tasarım) tasarımlarla da rakiplerinin önüne geçiyor. Uşak Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren DTS Tasarım Merkezi, Türkiye’de dijital tekstil ve yapay zeka tabanlı tasarım alanında öncü projelere imza atıyor. Gelişen teknolojilerle birlikte tekstil sektöründe dönüşüm başlatan merkez, dijitalleşmeyi sadece bir araç değil, üretim süreçlerinin temel unsuru haline getirdi. Yaklaşık 6 yıldır Uşak’ta faaliyetlerini sürdüren merkez, özellikle CLO3D giysi simülasyonları konusunda Türkiye’nin en deneyimli ekiplerinden birine sahip. 2009 yılından beri bu yazılımı profesyonel düzeyde kullanan uzman kadro, fiziksel numune üretimi olmadan sanal ortamda 360 derece gerçekçi kıyafet tasarımları yaparak sektörde fark gösteriyor. Türkiye’nin önde gelen kurumları için tasarımlar hazırladıklarının altını çizen Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, DTS Tasarım Merkezinin 3 boyutlu tasarım çalışmaları ile ilgili şunları kaydetti: "DTS Tasarım Merkezimiz, özellikle Sağlık Bakanlığı 112 Acil Servis Kıyafetleri Projesi, PTT, Orman Genel Müdürlüğü, UMKE ve AB RescUE Sahra Hastaneleri gibi önemli kurumların kıyafetlerini dijital ortamda başarıyla tasarladı. CLO3D ile geliştirilen 3D sanal numuneler sayesinde üretim öncesi revizyonlar uzaktan yapılabildi, zamandan ve maliyetten ciddi tasarruf sağlandı. Ayrıca bu tasarımlar için insan kullanımına gerek kalmadı. Yaşlı, hasta ya da çocuklarının kullanılmasına gerek olmadan tasarlanan ürünler 3 boyutlu üretilen mankenlerle sunuldu." dedi. Geleneksel olarak günler süren tasarımların 3D tasarım sayesinde artık dakikalar içinde tamamlanabildiğini belirten Rektör Savaş, "Merkez, bu teknolojiyi sadece tekstil değil, endüstriyel tasarım ve otomotiv sektörü gibi farklı alanlarda da aktif şekilde kullanıyor. Bugüne kadar, Baby Cosy, MTN Trade, Cozzy Wolf, Columbus gibi uluslararası markaların ürünlerinin dijitalleştirilmesi ve yapay zeka destekli tasarımları geliştirildi. DTS Tasarım Merkezi’nin dijital kütüphanesinde bugüne dek 20 bin - 30 bin arasında görsel üretildi. Tüm bu çalışmalar; dijital dönüşüm, verimlilik ve kalite artışına somut katkılar sağladı." dedi. DTS Tasarım Merkezinin, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sektöre yönelik eğitim faaliyetleri de yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Ekrem Savaş, "DTS Tasarım Merkezindeki uzmanlarımız tarafından Türkiye’nin önde gelen tekstil firmalarına yapay zeka destekli kalıp ve tasarım eğitimleri de veriliyor. Ayrıca çeşitli firmalar için demo projeler hazırlanıyor." diye konuştu. DTS Tasarım Merkezinde görev yapan Öğr. Gör. Fatih Aytekin konuyla ilgili verdiği bilgide yapay zekanın sosyal medyada yaygın olarak görülen yüzeysel kullanımlarının aksine; mühendislik temelli, üretim süreçlerine entegre ve verimlilik odaklı kullanımına dikkat çekti. Uşak Üniversitesi DTS Tasarım Merkezinin teknolojiyi bilimsel bir zeminde, ölçülebilir ve sürdürülebilir çıktılarla birleştirerek kullanmaya devam ettiğinin altını çizen Aytekin ‘‘DTS Tasarım Merkezi, dijitalleşme ve yapay zeka entegrasyonu konusundaki çalışmalarıyla Türkiye’nin tekstil ve moda sektöründe global rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Kamu kurumları ve özel sektörle yürütülen projeler sayesinde hem ulusal hem uluslararası alanda katma değer üretiliyor.’’ dedi.
Canik Ekofest 16 bine yakın kişiyi ağırladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:41 Canik Ekofest 16 bine yakın kişiyi ağırladı Samsun’da, Canik Belediyesi ve Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilçede düzenlediği Samsun’un ilk doğa festivali Canik Ekofest’te 15 bin 768 kişi sıfır atık, geri dönüşüm, doğa ve çevre konularında uygulamalı eğitimlerle buluştu. Canik Belediyesi’nin sıfır atık kültürü ve sürdürülebilir gelecek anlayışıyla hayata geçirdiği projeler büyük ilgili görmeye devam ediyor. Canik Belediyesi ve Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve Samsun’da düzenlenen ilk doğa festivali olma özelliğini taşıyan Canik Ekofest, her yaştan doğaseverin buluşma noktası oldu. Canik’te 3 gün süren ve 15 bin 768 kişinin katıldığı festivalde, sıfır atık, geri dönüşüm, enerji verimliliği, küresel iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemler, temiz enerji ve doğal yaşam konularında eğitimler ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Canik Ekofest’te ziyaretçileri bilimsel deneyler, gözlem etkinlikleri ve yapay zekâ araçlarıyla desteklenen eğitim programlarıyla bir araya getirdiklerini dile getiren Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde sıfır atık konusunda farkındalık oluşturan çalışmalara imza atıyor, doğa ve çevre dostu nesiller yetiştiriyoruz" dedi. "Sıfır atık bilinciyle daha yaşanılabilir bir gelecek bırakabiliriz" Canik Ekofest’le doğanın ve çevrenin korunması ile ilgili toplumsal farkındalığın artmasına katkılar sunduklarını ifade eden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde gerçekleştirdiğimiz şehrimizin ilk doğa festivali olan Canik Ekofest ile sıfır atık, geri dönüşüm, doğa ve çevre konularında toplumsal bilincin yaygınlaşmasına katkılar sunduk. 15 bin 768 ziyaretçimizi ağırladığımız Canik Ekofest’te çocuklarımızı ve gençlerimizi, sıfır atık ve enerji verimliliği başta olmak üzere doğa ve çevre konularında uygulamalı eğitimlerle buluşturduk. Doğa biliminin heyecan dolu yolculuğuna ilk adımı atan ziyaretçilerimizi, yapay zekâ araçlarıyla hazırladığımız atölye etkinlikleriyle bir araya getirdik. Doğa, çevre ve sıfır atık konusunda yeni çalışmaları hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Çünkü sıfır atık bilinciyle doğamızı koruyabilir, nesillerimize daha yaşanılabilir bir gelecek bırakabiliriz" şeklinde konuştu. Canik Ekofest’te 37 farklı atölyede uygulamalı eğitimler gerçekleştirdiklerini ifade eden Başkan Sandıkçı, ayrıca yapay zekâ ve hologram teknolojisi ile zenginleştirdikleri atölye etkinlikleri çerçevesinde ziyaretçileri, orman yangınlarına karşı alınması gereken önlemler ile ilgili eğitimlerle de bir araya getirdiklerini sözlerine ekledi. Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü Şenlik Alanı’nda gerçekleştirilen ve TÜBİTAK 4007 Bilim Şenlikleri Destekleme Programı tarafından desteklenen Canik Ekofest’te düzenlenen eğitimler ve etkinlikler ziyaretçilerden tam not aldı. Canik Kaymakamlığı koordinasyonunda düzenlenen ve Canik Bilim ve Sanat Merkezi öğretmeni Fatma Ağaçdiken’in yürütücülüğünü üstlendiği festivalde, ziyaretçilere karaçam fidanı da hediye edildi.
Uşak Üniversitesi yenilikçi fikirlerle geleceğe yön veren gençleri ödüllendirdi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:02 Uşak Üniversitesi yenilikçi fikirlerle geleceğe yön veren gençleri ödüllendirdi Uşak Üniversitesi tarafından, Helal Finans Araştırmaları Derneği (HEFİAD) ve Sigortambir sponsorluğunda düzenlenen "3. Genç Nesiller Yarışıyor" Proje Yarışmasının proje sunumları ve ödül töreni, 4 Kasım 2025 tarihinde Güzel Sanatlar Fakültesi Mustafa Kemal Paşa Amfisinde gerçekleştirildi. Yenilikçi, ülke ekonomisine katkı sağlayacak mühendislik, mimarlık, bilgi işlem teknolojileri, nanoteknoloji, biyoteknoloji, teknoloji bilimleri, eğitim teknolojileri ve diğer alanlardaki öğrenci projelerinin değerlendirildiği yarışmanın kapanış programına; Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Kenan Taş, ile Prof. Dr. Osman Birgin, Genel Sekreter Bülent Şahin, HEFİAD Başkanı Mehmet Gürdaş, Uşak Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (UTTO) Koordinatörü Doç. Dr. Atike İnce Yardımcı ile UTTO ekibi, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Ayrıca programa Uşak İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Zafer Kalkınma Ajansı, TKDK temsilcileri de katılım sağladı. "Bilgiyle hayalin buluştuğu anlamlı bir etkinlik" Törenin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş, yarışmanın bilgiyle yenilikçiliği buluşturan çok değerli bir etkinlik olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bu yarışma, yalnızca bir rekabet platformu değil; aynı zamanda öğrencilerimizin fikirlerini gerçeğe dönüştürebilecekleri, girişimcilik ruhlarını ortaya koyabilecekleri bir öğrenme ve gelişim alanıdır. Yaşadığımız çağ, bilginin üretildiği kadar ticarileştiği, fikirlerin hızla değere dönüştüğü bir çağdır. Girişimcilik artık sadece ekonomik bir faaliyet değil; bir vizyon, bir yenilikçilik kültürüdür. Biz üniversiteler olarak, siz gençlerin sadece bilgi tüketen değil, aynı zamanda bilgi üreten, sorunlara çözüm geliştiren bireyler olmasını hedefliyoruz." Prof. Dr. Savaş, Uşak Üniversitesi’nin proje ve girişimcilik kültürünü geliştirmeye yönelik önemli adımlar attığını belirterek 2024 yılında 210 öğrencinin TÜBİTAK 2209-A projeleriyle başvuru yaptığını, bu projelerden 119’unun destek almaya hak kazandığını vurguladı. Rektör Savaş, "Öğrencilerimizin teknolojiye ve bilime ilgisi arttıkça ülkemizin geleceğine duyduğumuz umut da güçleniyor. Her bir proje küçük bir fikirden doğsa da büyük bir etki oluşturma potansiyeli taşır. Cesur olun, farklı düşünün ve hayallerinizi gerçeğe dönüştürmekten korkmayın." ifadelerini kullandı. HEFİAD Başkanı Mehmet Gürdaş ise ‘Genç Nesiller Yarışıyor’ Proje Yarışmasının paydaşı olmaktan ve bu yıl yarışmanın üçüncüsünü gerçekleştirmekten duydukları memnuniyeti dile getirerek başta Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş olmak üzere tüm Uşak Üniversitesi ailesine teşekkür etti. Gürdaş konuşmasında, bilim ve teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, insanın bu gelişimin merkezinde yer alması gerektiğine dikkat çekti. Gürdaş, bilimin ve teknolojinin insana hizmet etmesi gerektiği vurgulayarak ‘‘İnsanı oluşturulanların en şereflisi olarak gören anlayışla yapılan bilim ve teknoloji çalışmaları tüm insanlığa barış, huzur, refah ve adalet sağlar. Bu kapsamda siz değerli gençlerin hedefi, bilim ve teknolojiyi; milletimizin, İslam coğrafyasının ve tüm insanlığın barış, güven ve adalet içinde bir geleceğe ulaşması için bir araç olarak kullanmak olmalıdır’’ dedi. Finale kalan projeler sunum yaptı, ödüller sahiplerini buldu Programın devamında finale kalan 9 proje jüriye sunuldu. Jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucunda dereceye giren öğrencilere ödülleri Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş ve HEFİAD Başkanı Mehmet Gündaş tarafından takdim edildi. Yarışmada Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden Özge Nur Cingitaş, "Postral Bozukluklar için Akıllı Destek ve Uyarı Sisteminin Geliştirilmesi" konulu projesi ile birinci oldu ve ödülünü Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş’ın elinden aldı. Sakarya Üniversitesi’nden Şevval Nur Kalaycı "Yapay Zeka Destekli Toplu Taşıma" konulu projesi ile ikinci oldu ve ödülünü HEFİAD Başkanı Mehmet Gürdaş’ın elinden aldı. Uşak Üniversitesi’nden Nesibe Özge Toy, "Doğal İçerikli Yerli ve Milli Ürün: Propolisli Islak Mendil, Kolonya ve Maske Üretimi" konulu projesi ile üçüncü oldu ve ödülünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Birgin’in elinden aldı. Diğer projelere ise mansiyon ödülleri verildi. Etkinlik, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Endüstri 4.0’ın kör noktası: Veri güvenliği
04 Kasım 2025 Salı - 13:43 Endüstri 4.0’ın kör noktası: Veri güvenliği Sensörlerle yönetilen akıllı hatlar ve bulut tabanlı veri süreçleri fabrikaları verimlilikte öne taşıyor. Ancak internet bağlantılı bu ekosistem, fidye yazılımları ve veri ihlalleriyle üretimi saatlerce hatta günlerce durdurabiliyor. Uzmanlara göre bu tehdit, yalnızca BT ekiplerinin değil, şirket yönetimlerinin doğrudan sorumluluğu hâline geldi. Akıllı sensörlerle çalışan hatlar, otomasyon düzeyi yüksek karanlık/akıllı fabrikalar ve bulut tabanlı veri akışları, Endüstri 4.0’ın verimlilik avantajını büyütürken siber risklerin ölçeğini de artırıyor. Üretim tesislerinin durma nedeni artık yalnızca mekanik arızalar değil; internet bağlantılı yapılara yönelen sofistike saldırılar, operasyonel sürekliliği ve marka itibarını tehdit ediyor. Bu tablo, siber güvenliği teknik bir BT görevi olmaktan çıkarıp yönetim seviyesinde ele alınması gereken stratejik bir iş riski hâline getiriyor. Fidye yazılımları, tedarik zinciri açıkları ve çalınan kimlik bilgileri; üretim planlarını aksatıyor, teslimat takvimlerini zorluyor ve müşteri güvenini aşındırıyor. Küresel ölçekte bazı üreticilerin yaşadığı veri ihlalleri ve haftalarca süren üretim duruşları, siber dayanıklılığın artık rekabetin ayırt edici unsurlarından biri olduğunu gösteriyor. Yükselen tehdit: Veri ihlali ve kurumsal casusluk Saldırganların yöntem seti genişliyor. Kimlik avı, üçüncü taraf yazılım açıkları, yetkisiz erişim için çalınmış kimlik bilgileri ve tedarik zincirine sızma girişimleri öne çıkıyor. Üretimin bir saatlik kesintisi dahi önemli maliyet oluştururken, sözleşme iptalleri ve yasal süreçler toplam faturayı büyütüyor. İş dünyası açısından risk, yalnızca teknik bir açık değil; doğrudan finansal dayanıklılık ve itibar yönetimi meselesi. "Teknik bir sorun değil, stratejik bir iş riski" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CTO’su Barış Bayram, üretim sektörünün maruz kaldığı siber tehditlerin yalnızca BT departmanlarının sorumluluğunda görülemeyeceğini söyledi. Bayram’a göre modern saldırılar, şirketlerin iş sürekliliğini ve marka itibarını doğrudan etkileyen stratejik bir risk boyutuna ulaştı. Yıllardır kullanılan operasyonel teknoloji (OT) altyapılarının güncel saldırı tekniklerine karşı savunmasız kaldığını belirten Bayram, "güncelleme veya yenileme" kararının çoğu zaman bir maliyet kalemi değil, oluşabilecek zararı azaltan yönetsel bir yatırım olarak düşünülmesi gerektiğini vurguladı. BT ve OT aynı pencereden izlenmeli Üretim sistemleri masaüstü bilgisayarlarla sınırlı değil; hat üzerindeki sensörler, PLC’ler, HMI’lar, endüstriyel ağ anahtarları ve SCADA bileşenleri de saldırı yüzeyinin parçası. Bayram, mümkün olduğu ölçüde BT altyapısıyla birlikte OT katmanının da izlenmesini; olay kayıtlarının tek bir platformda ilişkilendirilerek anormalliklerin üretimi durdurmadan önce tespit edilmesini öneriyor. Riskleri azaltmak için odak başlıklar Uzmanlara göre üretim şirketlerinin önceliği, eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı, sürekli izleme ve anomali tespiti, ağ segmentasyonu ve erişim kontrolü, otomatik yama ve zafiyet yönetimi ile çevrimdışı yedekleme ve geri yükleme senaryoları olmalı. Bu beşli çerçeve, saldırı yüzeyini küçültmenin yanı sıra kesinti sürelerini de anlamlı biçimde kısaltıyor. XDR ve MDR ile genişletilmiş savunma Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değil. Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR), uç noktalar, sunucular ve bulut sistemlerinden gelen sinyalleri bir araya getirerek saldırı paternlerini bütünsel biçimde ortaya çıkarıyor. Maliyet yalnızca veri kaybı değil Endüstriyel bir ihlalin faturası çoğu zaman dosya kurtarma bedelinin ötesinde; üretim kaybı, gecikmiş teslimatlar, ceza şartları ve müşteri sadakati üzerindeki etkilerle büyüyor. Sonuç: Veriyi koruyabilen kazanır Endüstri 4.0 yarışında belirleyici olan yalnızca otomasyon seviyesi değil; dijital tehdide karşı dayanıklılık. En akıllı fabrikalar, en çok veri toplayanlar değil; verisini güvenle işleyip sürekliliği koruyanlar olacak. Yalnızca teknoloji değil, kültür ve yönetişim Barış Bayram, işletmelerdeki en büyük zafiyetin güncel olmayan yazılımlardan ziyade güvenlik kültürü eksikliği olduğunu belirterek, Fazlanet’in teknik çözümleri yönetişim politikalarıyla birlikte kurguladığını ifade etti. Şirket; kullanıcı erişim yetkilendirmeleri, ağ segmentasyonu, yama süreçleri ve felaket senaryoları gibi başlıkları operasyonel kapasiteyle uyumlu hale getiriyor. Bayram’a göre bu çerçeve, üretim tesislerinde kesinti sürelerini kısaltan ve müşteri güvenini koruyan bir güvenlik omurgası oluşturuyor. Kurumsal çözüm ortağı olarak Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş., Türkiye’de 7/24 Türkçe destek, üretim hatlarına özel siber güvenlik danışmanlığı ve sektör bazlı risk modellemesi sunan az sayıda firmadan biri. Şirket, işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini güvenlik, süreklilik ve maliyet optimizasyonu temelinde yapılandırarak, Endüstri 4.0 yatırımlarının kesintisiz ve sağlıklı ilerlemesini hedefliyor.