GÜNDEM - 05 Ekim 2023 Perşembe 13:49

17 silah arkadaşı şehit olan Aktütün gazisi 15 yıl sonra yaşadığı o anları anlattı

A
A
A

Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Sınır Karakoluna 3 Ekim 2008 tarihinde yapılan terör saldırısından sağ ayağını kaybederek kurtulan Gazi Piyade Komando Onbaşı Bayram Yıldırım, 15 yıl sonra yaşadığı o anları anlattı. Gazi Yıldırım, “Keşke ben de şehit olabilseydim. Rabbim benim çocuklarımı da şehitlik mertebesine ulaştırsın. Bunu canı gönülden diyorum” dedi.

2007 yılında vatani görevini yapmak üzere Erzincan 59. Topçu Tugayında uçaksavar eğitimini alarak acemi birliğini tamamlayan Bayram Yıldırım, Hakkari Geçitli 5. Motorize Piyade Komutanlığına usta birliğini yapmak üzere görevlendirildi. 2008 yılında 3 aylık geçici görevle gittiği Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Aktütün köyü Jandarma Sınır Karakolunda 3 Ekim 2008 günü öğle saatlerinde bir grup PKK’lı teröristler tarafından roketli ve uzun namlulu silahlarla ateş açılması sonucu çıkan çatışmada sağ ayağını kaybeden Bayram Yıldırım, gazi ünvanını aldı. Aynı çatışmada 17 silah arkadaşı şehit olan Gazi Yıldırım, 15 yıl sonra o anları anlattı.

2007 yılında Dağlıca köyündeki Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı komando taburuna yönelik ağır silahlarla düzenlenen 12 askerin şehit düştüğü, 16 askerin ise yaralandığı saldırının planlayıcısı "Aslan Çele" kod adlı Müzdelif Taşkın’ın, Suriye’nin Kamışlı-Amude Karayolu üzerinde MİT’in düzenlediği operasyonla etkisiz hale getirilmesini sevinçle öğrendiğini belirten Bayram Yıldırım, “Devletimiz bu konuda hem İHA’larımız hem SİHA’larımız olsun, bu operasyonlar, İçişleri Bakanımız sağ olsun ’İnlerine gireceğiz, nefes aldırmayacağız’ diyor, çeşitli operasyonlar yapılıyor. Şehit aileleri için gaziler için çok sevindirici. Ülkemiz için devletimiz için çok sevindirici şeyler” dedi.

“İHA’larımız, SİHA’larımız ülkemizin geleceği için çok güzel atılımlar”

17 silah arkadaşının şehit olduğu o günü anlatan Yıldırım, “Bizim zamanımızda İHA, SİHA’lar yoktu. Biz sabah saat 00.08’de çatışmaya girdik gece karanlığa kadar çatışma devam ediyordu. Çatışmada 17 silah arkadaşımı peygamber efendimize komşu eyledik. Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun. Belki o günün şartlarında İHA’lar, SİHA’lar olsaydı bu kadar şehit verilmezdi. Bugün gelinen noktada ülkemiz için devletimiz için milletimiz için güzel şeyler oluyor. Milli tanklarımız olsun helikopterlerimiz olsun İHA’larımız, SİHA’larımız ülkemizin geleceği için çok güzel atılımlar. Bunları şehit aileleri ve gaziler olarak her zaman destekliyoruz. Devlet büyüklerimizden Allah razı olsun bunların önünü açıyorlar hepsine teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Keşke ben de şehit olabilseydim”

PKK’lı teröristlerin üç koldan ateş etmeye başladığını ve mevzilerin içinde sıkıştıklarını kaydeden Yıldırım, “Bizim çatışma o zamanın şartlarında zor bir çatışmaydı. Sınır ötesine kurulmuş bir karakol Bayraktepe üst bölgesindeydi o zaman 17 şehidimiz vardı çatışmada. Üç koldan bize ateş etmeye başladılar mevzilerin içinde sıkıştık. Başımızı kaldıramaz hale geldik mevziye el bombası geldi şarapnel parçaları vücudumuza isabet etti. Toplar, havanlar, dockalar o zamanki şartlarda araziyi kullandıkları için kendilerini daha kuvvetli hissediyorlardı ama şu anda devletimizden Allah razı olsun; İHA’larımız, SİHA’larımız önemli boşluğu doldurdular. Akşam görüntü alımıyla başladık, teröristler sızma girişiminde bulundular Bayraktepe üst bölgesine. Karakolumuzda Şahingöz vardı geceden teröristleri tespit etti, biz onlara karşı ateş etmeye başladık. Geceden bir kişiyi vurduğumuz için arazide mayınlı olduğu için oraya geçemiyorduk. Sabah Aktütün Karakolundan özel tim geldi, araziye geçtikleri zaman zaten teröristler orada toplanmıştı. Çatışma başladı, bize üç koldan ateş gelmeye başladı, çok değişik bir olaydı. Rabbim kimsenin başına vermesin böyle olaylar ama şahadet mertebesine ulaşmak, şehit arkadaşlarım için keşke ben de şehit olabilseydim. Rabbim benim çocuklarımı da şehitlik mertebesine ulaştırsın, bunu canı gönülden diyorum. Çatışma devam ederken saat 2-3 gibi mevzimize el bombası yedik. El bombası yiyince mevzi içinde 6 kişi şarapnel paçası yedik, afalladık, ikinci el bombası gelince mevziden kendimi attım. Daha sonra teröristlerin kullandığı havanlar ayağıma isabet etti, ayağım parçalandı, koptu. O zaman 17 şehit verdik. Yedi buçuk aylık askerdim. Ben Aktütün’ün askeri değildim, Hakkâri geçidinin askeriydim. Oraya göreve gitmiştim, bizden önce bir çatışma olmuştu. Oradakilere takviye olsun diye üç aylığına göreve gitmiştik. Tam görevim bitecekti Rabbim böyle bir şey nasip etti, kötü olay olarak bakmıyorum. Oradaki arkadaşlarımla görüştüğüm var şehit olan, kardeşlerimin aileleriyle görüştüğüm var” ifadelerini kullandı.

Ozan Köse - Bekir Koca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Hatay Hatay’da çöl tozu etkisini sürdürüyor Libya üzerinden kuvvetli rüzgarla birlikte Türkiye’ye ulaşan çöl tozu, ülkenin en güneyinde yer alan Hatay’da etkisini sürdürüyor. Libya üzerinden Türkiye’ye gelen toz taşınımı konusunda meteoroloji uyarıda bulunmuştu. Türkiye’nin en güneyinde yer alan Hatay’da Libya üzerinden gelen çöl tozu etkisini sürdürüyor. Antakya ve Defne ilçelerinde toz taşınımından dolayı puslu bir hava hakim olurken, güneş gündüz olmasına rağmen güçlükle görülebildi. Havadan çekilen görüntülerde kent merkezinin çöl tozu içerisinde kaldığı görüldü. "Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın" Çöl tozu nedeniyle dışarıya çıkılmayacak bir havanın olduğunu ifade eden Semire Coşkun, "Bugün havalar çok kötü ve tozlu olduğu için her yerde toz var. Tozun etkisi geçer diye düşündük ama geçmedi ve berbat bir hava var. Dün toz havası çok etkiliydi. Bu sabah çok iyiydi ama öğleye doğru toz etkisini gösterdi. Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın. Yağmur yağarsa toz havası etkisini kaybeder" dedi. "Bu havada nefes almakta zorlanıyorum" Tozlu havalarda nefes almakta zorlandığını anlatan İbrahim Elmas, "Dün hava çok bulanık ve tozdu, bugün de etkisi devam ediyor. Bu havalarda çok bunalım içindeyiz. Bu çöl fırtınası Yemen veya Libya tarafından geliyor. Her yıl birkaç gün böyle havalar oluyor. Yağmur yağarsa tozları yıkar gider. İnşallah yağmur yağar. Bu havada nefes almakta zorlanıyorum ve öksürüyorum. Benim yaşımdaki insanların dışarıya çıkmamalarını tavsiye ederim. Evlerde kalmaları daha güzel olur. Aslında bu havada maske takmanın tam zamanı" ifadelerini kullandı.