GÜNDEM - 18 Kasım 2024 Pazartesi 13:12

Balkan Harbi’nde şehit düşen Trabzonlu Gönüllüler Taburu törenle anıldı

A
A
A
Balkan Harbi’nde şehit düşen Trabzonlu Gönüllüler Taburu törenle anıldı

Balkan Harbi sırasında 87. Alay içinde yer alan ve hepsi şehit düşen 511 kişilik Trabzon Gönüllüler Taburu bugün törenle anıldı.


Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Balkan Harbi sırasında 87. Alay içinde yer alan Trabzon Gönüllüler Taburu’nu anmak için ‘Gidip de Dönmeyenler” isimli program düzenledi. Trabzon Gönüllüler Taburu’nun harbe uğurlandığı Kalepark’ta gerçekleşen etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra önceki Dönem Milli Savunma Bakanı, Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Trabzon Şubesi Başkanı Gazi Ahmet Tezcan, gaziler, şehit aileleri, STK temsilcileri, askeri öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.


Şehitlere saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Mücadeleleriyle bu aziz vatan için büyük bir gayreti ortaya koyan gazilerimizle, muhterem şehitlerimizin çok kıymetli babalarıyla, çok kıymetli askeri öğrencilerimizle, sivil toplumumuzla beraber dedelerimizi anıyoruz. Tam bağımsız Türkiye uğruna canlarıyla beraber bize bu vatanı emanet eden dedelerimiz, şehitlerimiz... Bütün bu toprakların altı üstünden çok daha kıymetli. Çünkü şehitlerimizle beraber bu topraklar inşallah ilelebet Türk yurdu olarak ayakta durmaya, ayakta kalmaya devam edecek. 1912’de Balkan Harbi esnasında Bulgarların İstanbul’u işgalini öğrenen Anadolu harekete geçiyor. Trabzon’umuzdan vatansever dedelerimiz de 87. Alay 3. Tabur ismiyle Gülcemal vapuruna binmek üzere burada (Kalepark’ta) toplanıyorlar. Limandan Gülcemal vapuruna biniyorlar. 511 kahraman dedemiz Çatalca’ya ulaşıp oradaki birliklerle buluşuyorlar. 509’u bir hafta içerisinde şehit oluyor. Ama o bir hafta çok önemli bir hafta. Çünkü muhasarayı bir hafta öteliyorlar ve İstanbul belki bu vesileyle Alanya’dan da gelen birliklerle işgalden kurtarılıyor. Böyle önemli bir tarih. Bu vesileyle bize bu toprakları ilelebet Türk yurdu olarak bırakan bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz. Bugüne özgü olarak da 511 kahraman dedemizin anma törenini geleneksel hale getirdik. 4.’sünü düzenledik. İçerisinde dramanın da olduğu bir belgesel ile birlikte kayıt altına alacağız. Çocuklarımıza, gençlerimize, tarihimizi bir şuurla beraber öğreteceğiz” dedi.


TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “Trabzon’da çok güzel gelişmeler olduğunu gördük, görüyoruz ve bu da bizler için büyük bir memnuniyet vesilesi. Tarihi bilmek ve bunu gençlerimize aktarmak mecburiyetindeyiz. Tarihimizde çok şanlı ve hüzünlü sayfalar var. Dolayısıyla tarih okumak ve incelemek demek, herhangi bir şekilde düşmanlık konusu değildir. Tarihten maksat, oradaki başarılarımızdan, dedelerimizin, atalarımızın başarısından bugünkü yaptığımız çalışmalara ilham almak ve önümüze bakmak. Bu konuda bugünkü yapılan çalışmalar gerçekten son derece değerli. Çünkü büyük düşünürlerimizin ifade ettiği gibi herhangi bir şekilde bir milleti tarihinden sıyırırsanız; tarihle alakasını keserseniz geriye bir sürü kalır. Dolayısıyla bizim, tarihi bilme mecburiyetimiz var. Hak hukuk davası olduğunda, vatan imdadına koşmak gerektiğinde, sağına soluna bakmadan, kimseden medet ummadan ’Ben varım’ diye ortaya atılabilen bir milletin evlatlarıyız bizler. Dolayısıyla o gün de bu gönüllüler hiçbir şekilde sağına soluna bakmadan, görev kime ait demeden bu görevin gerekli olduğunu düşünerek, inanarak bu görevi üstlenmişlerdir. Gayet güzel görevlerini yapmışlardır ve şehadet rütbesine erişmişlerdir. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bugün de herhangi bir şekilde silahlı kuvvetlerimiz, ordumuz ve milletimiz, 85 milyon vatandaşımız, gerekli olduğu zaman gözünü kırpmadan vatan müdafaasında görev alacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.


Vali Aziz Yıldırım ise yaptığı konuşmada “Bu topraklarda şehit torunu olmayan yoktur. Rus işgali zamanında benim de dedemin babası, amcası, dayısı Sis Dağı’na bir gitmişler bir daha cepheden dönmemişler. Annemin dedesi, annemin amcası Çanakkale’ye gitmiş, bir daha dönmemişler. Burada 4, Çanakkale’de 5 şehidimiz var. Hepimiz şehit torunuyuz. Gidenler döneceğiz diye gitmiyor. Vatan, millet için bu gerekli. Bu ezanlar susmayacak. Bu bayrak inmeyecek. Onun içindir ki hepsi, en kıymetli varlığı olarak bildiği sevdiklerini ve canını, bu vatan, bu millet, bu inanç için feda etmekten çekinmediler. Geriye dönmeyi düşünmeden gittiler. Allah hepsine rahmetiyle muamele eylesin” diye konuştu.


Yapılan konuşmalardan sonra şehitler için dua edildi. Katılımcılar Trabzon Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı eşliğinde taburun yürüyüş yolunu takip ederek 17-18 Ekim 1912 tarihinde denize açıldığı Trabzon Limanı’na ulaştı. Program, şehitler anısına denize çelenk bırakılmasıyla son buldu.



Balkan Harbi’nde şehit düşen Trabzonlu Gönüllüler Taburu törenle anıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.
İstanbul Edebiyat uyarlamaları "Edebi Filmler Festivali"nde beyaz perdeye taşınacak Dünya edebiyatının önemli eserlerinden sinemaya uyarlanan filmlerin gösterileceği "Edebi Filmler Festivali", 7-10 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek. Biletinial’dan yapılan açıklamaya göre, Hande Kara ve Onur Kırşavoğlu’nun küratörlüğünde düzenlenen etkinlik, Mecidiyeköy’deki Torun Center Biletinial Sinemaları’nda yapılacak. Başka Sinema ve Bir Film’in desteğiyle hazırlanan festivalde, klasikten moderne farklı türlerdeki edebiyat eserlerinden uyarlanan 16 film izleyiciyle buluşacak. Etkinlik kapsamında bazı film gösterimlerinin ardından yazar ve senaristlerin katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenecek. Bu oturumlarda edebi metinlerin beyaz perdeye aktarılma süreçleri ve senaryo yazımındaki teknik detaylar ele alınacak. Biletleri Biletinial platformu üzerinden satışa sunulan festivalin 4 günlük gösterim programı kapsamında; 7 Mayıs Perşembe günü saat 11.45’te "Yabancı (L’Etranger)", 14.00’te "Aşk ve Gurur (Pride & Prejudice)", 17.00’de "Baba (The Godfather)" ve 20.30’da "Baba 2 (The Godfather Part II)" filmleri izleyiciyle buluşacak. Festivalde 8 Mayıs Cuma günü saat 11.45’te "Transit", 14.00’te "Piyano Öğretmeni (The Piano Teacher)", 17.00’de "Kıyamet (Apocalypse Now)" ve 20.30’da "İnce Kırmızı Hat (The Thin Red Line)" filmlerinin gösterimi yapılacak. Etkinliğin 9 Mayıs Cumartesi günkü programında 11.45’te "İçinde Yaşadığım Deri (The Skin I Live In)", 14.00’te "Jaws", 17.00’de "Boyalı Kuş (The Painted Bird)", 20.30’da ise "Şüphe (Burning)" beyaz perdede olacak. Festivalin son günü olan 10 Mayıs Pazar günü ise saat 11.45’te "Şato (The Castle)", 14.00’te "İhtiyarlara Yer Yok (No Country for Old Men)", 17.00’de "Ran" ve 20.30’da "Drive My Car" filmleri sinemaseverlerin beğenisine sunulacak.
Kayseri Prof. Dr. Fulya Tahan: "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde, "5 Mayıs Dünya Astım Günü" dolayısıyla hasta ve hasta yakınlarını bilinçlendirmek amacıyla öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınlarının katıldığı etkinlik düzenlendi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, Dünya Astım Gününün bu yılki temasının "Astım hastası olan herkes için iltihap önleyici inhalerlere erişim - hâlâ acil bir ihtiyaç" şeklinde belirlendiğini, astım tedavisi ve inhaler ilaç kullanım teknikleri ile ilgili güncel bilgilerin paylaşılmasının amaçlandığına değindi. Prof. Dr. Fulya Tahan ve ekibi tarafından astım hastalığı ile ilgili hasta ve hasta yakınlarının bilgilendirilmesi ile eğitim broşürlerinin dağıtılması ve öğretim üyesinin farklı coğrafyalarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan kişisel fotoğraf sergisinin gezilmesi ile programa devam edildi. Çocuklarda görülen müzmin hastalıkların en başında astımın yer aldığını ve sıklığının giderek artığına değinen Prof. Dr. Fulya Tahan, "Astım, kalıtsal ve çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Anne babada astım ya da diğer allerjik hastalıklardan birinin olması çocuklarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Çevresel faktörler olarak da özellikle sigara dumanı, hava kirliliği, allerjen teması ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır" dedi. "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir" Prof. Dr. Fulya Tahan, "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir. Astımlı çocukların hava yollarında aşırı bir hassasiyet vardır. Bu hassasiyetten dolayı allerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği gibi uyaranlarla öksürük, nefes darlığı ve hışıltı gibi astım keşifleri ortaya çıkar. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha da belirginleşen ve uykudan uyandırabilen bir öksürüktür" şeklinde konuştu. "Astım hastalığı kontrol altına alınabilmektedir" Prof. Dr. Tahan, "Astım tedavisinin amacı hastanın yakınmalarının kontrol altına alınması ve yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirmesinin sağlanmasıdır. Hastanın, verilen tedavileri doğru dozda ve doğru teknikle uygulaması; tetikleyicilerden uzak durması ile astım hastalığı kontrol altına alınabilmektedir" ifadelerini kullandı. "Bu ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanımı çok önemlidir" Tahan, "İnhaler yolla verilen tedaviler, hava yollarına doğrudan ulaşmaktadır. Ancak bu ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanımı çok önemlidir. Doğru uygulanmadığında, ilaç, akciğerlere yeterli miktarda ulaşamayacağı için tedavi de etkili olamayacaktır. Bu nedenle hastaların bu ilaçları nasıl kullanacaklarını bilmeleri çok önemlidir" şeklinde konuştu.