SAĞLIK - 16 Kasım 2024 Cumartesi 10:19

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz’dan o virüslerle ilgili dikkat çeken açıklama

A
A
A
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz’dan o virüslerle ilgili dikkat çeken açıklama

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, eskiden beri dolaşıma girmiş, insanlar arasında yayılmış virüslerin her zaman tek dük karşımıza çıkacağına dikkat çekerek, “Covıt-19 var, domuz gribi de ara ara var” dedi.


Halen domuz gribi vakalarıyla karşı karşıya kalındığını kaydeden Yılmaz, “Biz o salgını 2010 yılında yaşamıştık. Ama halen domuz gribi vakalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. İnsanlar arasında dolaşıyor bunun ağırlaşması önemli. Ağırlaşıp ta tanı konulması, hafif geçiren çok vaka var” diye konuştu.


Eskiden grip geçirildiği zaman bir hafta ya da on günde düzeliyordu


Ekim-Kasım aylarında solunum yolu hastalıkların arttığını eskiden bir hafta ya da on günde geçen bu hastalıkların artık süresi uzadığına dikkat çeken Yılmaz, “Ekim-Kasım ayları hava değişimlerinin olduğu aylar. Bu aylarda en çok gördüğümüz enfeksiyon hastalıkları solunum yolu enfeksiyonları. Her zaman gördüğümüz ishal, idrar yolu enfeksiyonları yine devam ediyor. Ancak solunum yolu enfeksiyonları özellikle grip tarzındaki enfeksiyonlar bu aylarda daha çok karşımıza çıkıyor. Bu grip geçen sene Eylül ayında başlayıp devam eden dört mevsim grip dediğimiz bir grip sezonu yaşadık. Bu yazın bir süre ara vermişti şimdi tekrar böyle bir grip durumu söz konusu gribal şikâyetler. Bu şikâyetlerin eskisine göre farklılığı geçen seneden beri aynı şekilde eskiden grip geçirildiği zaman bir haftada ya da on günde düzelmiş oluyordu. Şimdi uzamış bir süreç var. Özellikle belki hastanın kas ağrıları eklem ağrıları halsizliği düzeliyor ama öksürük şikâyeti bir ay iki ay üç ay kadar sürebiliyor. Bunlarla karşılaşıyoruz ve hastalarımız bundan mustarip olarak karşımıza geliyor. Bunlara ne neden oluyor? Tekrarlayan viral enfeksiyonlar farklı farklı virüsler olabileceği gibi yaşantı şeklinin değişmesi obezitenin artması, yiyeceklerden doğallıktan uzaklaşma, katkı maddeli yiyecekler yeme vücudun bağışıklık sistemi düşmesi ve yaşın yükselmesi olarak düşünebiliriz” diye konuştu.


Covit -19 hala devam ediyor


Gribal enfeksiyonların pandemi ile ilgili olup olmadığı konusunda kesin bir şey söylenemeyeceğini belirten Yılmaz, “Pandemi ile alakalı mıdır? Bu noktada bir şey diyemeyiz ama sonuçta gribal şikayetlerin bir kısmında Covit -19 hala devam ediyor bu var. İnfluenza var RSV dediğimiz Respiratuar sinsityal virüs var sıklıkla karşılaştığımız. Yine sigara kullanımının artması ile birlikte bu enfeksiyonların biraz daha uzaması söz konusu olabiliyor. Halkımızın biraz daha yediğine içtiğine dikkat etmesi hijyenine dikkat etmesi gerekiyor. Temiz hava almasını öneriyoruz, rüzgârda kalmaması rüzgarlı ortamlarda gereken bariyer önlemlerini alması giysisini ona göre giyinmesi gerekiyor. Özellikle cereyan ortamında kalmamasını öneriyoruz” dedi.


Sadece enfeksiyon değil kardiyak hastalıkları da bu dönemlerde arttı


Hava sıcaklığının birden yükselip azalması hastalıkları tetiklediğini ifade eden Yılmaz, “Sıkıntımız, hava sıcaklığının birden bire yükselmesi birden bire düşmesi. Vücut adaptasyon sürecini buna yeterince ayarlayamıyor. Yeterince ayarlayamadığı için de enfeksiyon hastalıkları karşımıza çıkıyor. Sadece enfeksiyon değil kardiyak hastalıkları da bu dönemlerde arttı. Biz mesela bu aylarda İnfektif endokardit daha çok görüyoruz. Yani kardiyak rahatsızlıkları var bu dönemlerde bir artış söz konusu. Yine menenjit vakalarımız oldu bu şekilde. Yaz sonu Kırım Kongo bitiyor son baharda solunum yolu enfeksiyonları başlıyor. İshal yaz ile birlikte devam ediyor. Bu dönemde de gribal hastalıklarda bir artış oluyor” diye konuştu.


Covıt-19 var domuz gribi de ara ara var


Virüslerin her zaman tek dük olacağına dikkat çeken Yılmaz, “Bunlar her zaman tek dük, her zaman olacak şeylerdir. Eskiden beri dolaşıma girmiş insanlar arasında yayılmış virüsler her zaman tek dük vakalar şeklinde karşımıza çıkacaktır. Covıt-19 var, domuz gribi de ara ara var. O salgını biz 2010 yılında yaşamıştık. Ama halen domuz gribi vakalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. İnsanlar arasında dolaşıyor bunun ağırlaşması önemli, ağırlaşıp ta tanı konulması. Hafif geçiren çok vaka var” dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul L’Oréal’den Türkiye ekonomisine 40 milyar TL’lik etki L’Oréal Türkiye, ülkemizdeki 40’ıncı yılını, güzelliğin bireylerden topluma, ekonomiden sürdürülebilirliğe kadar uzanan dönüştürücü etkisini/gücünü merkeze alan özel bir etkinlikle kutladı. "Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Oluşturuyoruz" var oluş amacıyla hareket eden L’Oréal, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki oluştururken, 22 markası, yaklaşık bin çalışanı ve bugün Türkiye nüfusunun yaklaşık 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketiciye dokunan ekosistemiyle Türkiye güzellik sektörünün dönüşümüne katkıda bulunmayı sürdürüyor. Şirket bu kapsamda 40’ıncı yılını özel bir etkinlikle kutladı. Şirket faaliyet gösterdiği kategorilerdeki yüzde 25 pazar payıyla, gerçekleştirdiği etkinlikte, güzelliğin kültürel, ekonomik ve teknolojik boyutlarını tekno-güzellik vizyonu ve sürdürülebilirlik odaklı inovasyonlarıyla birlikte ele aldı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, "Yalnızca güzellik ürünleri ve hizmetleri sunmuyor; insanların hayatına, hayallerine ve geleceğine eşlik ediyoruz. Güzelliği görünenin ötesinde bireyleri güçlendiren, toplumsal kalkınmayı destekleyen ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç olarak ele alıyoruz. Bugün tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi olarak inovasyon, bilim ve sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyor, geleceğin güzelliğini bugünden oluşturmaya devam ediyoruz" dedi. "Güzellik görünüşün ötesinde; özgüven, bakım ve toplumsal güçtür" Şirketin 40’ıncı yıl kutlamasında açılış konuşmasını gerçekleştiren Panayotova, "Güzellik sadece görünenle sınırlı değil; bireyleri güçlendiren, toplumsal fayda oluşturan ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç. Günlük bakım ritüellerinden bireylerin özgüvenli hissetmesine, toplumsal kalkınmadan ekonomik büyümeye uzanan geniş bir etki alanından söz ediyoruz. Tüketicilerimize her temas noktasında ‘Görülüyorsunuz, sizi anlıyoruz ve kendi benzersiz hikayenizde her zaman yanınızdayız’ mesajını veriyoruz. "Her Şey Seninle Güzel" diyerek şirket olarak insanların hayatı güzelleştirdiği her ana 40 yıldır eşlik etmekten gurur duyuyoruz. Bu güvenle, bilimi, teknolojiyi, inovasyonu ve insanı odağımıza alarak geleceğin güzelliğini bugünden oluşturma kararlılığımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. 40 yılda Türkiye’de güçlü büyüme: Türkiye nüfusunun üçte birine dokunan marka Şirket, 1986’dan bu yana güzelliği herkes için erişilebilir kılma vizyonuyla büyümeye devam ediyor. Bugün dört ana iş birimi; Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik ile faaliyet gösteren şirket, 22 markası ve 8 bin 500’den fazla ürün çeşidiyle Türkiye genelinde yüz binlerce satış noktasında tüketicilere ulaşıyor. Yaklaşık 1000 çalışanıyla Türkiye nüfusunun 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketicinin hayatına dokunan şirket, bugün güzellik pazarının lideri konumunda bulunuyor. Şirket; dengeli marka portföyü ve inovasyon gücüyle her yıl pazar büyüme oranının yaklaşık 1.5-2 katı üzerinde büyümeyi hedefleyerek, bu başarıyı sürdürülebilir bir liderliğe dönüştürmeye devam ediyor. Güzellik ekonomisi: Her 1 istihdam, Türkiye’de 12 ek istihdam oluşturuyor Yapılan açıklamaya göre şirket, yalnızca güzellik sektörüne değil, Türkiye ekonomisine de güçlü katkı sağlıyor. Şirket, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki sağlarken, L’Oréal Türkiye’nin operasyonları doğrudan ve dolaylı olarak 10 binden fazla tam zamanlı istihdam oluşturuyor. Global bir araştırmaya göre şirket ekosisteminde oluşturulan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 12 ek istihdam oluşturuyor. Tedarikçilerden eczanelere, kuaförlerden perakende ortaklarına, STK’lardan start-up’lara kadar uzanan geniş ekosistem; büyümeyi ve sosyal kalkınmayı destekliyor. Tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi Açıklamaya göre şirket, bugün kendisini yalnızca bir güzellik şirketi olarak değil, "tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi" olarak tanımlıyor. Şirket, yıllık yaklaşık 1 milyar Euro Ar-Ge yatırımı, dünya genelinde 4 binden fazla bilim insanı, yılda 725 patent ve 5 bin 900 teknoloji ve veri uzmanıyla geleceğin güzelliğini bugünden inşa ediyor. İstanbul ise Grup’un dünya genelindeki 7 Açık İnovasyon Merkezi’nden biri. Türkiye’de ise 2014 yılında başlayan dijital güzellik yolculuğu, bugün 14’ü aktif olmak üzere toplam 22 dijital servis ile devam ediyor. Dijitalleşmeyi büyüme motoru olarak konumlayan şirket, 2025’te dijital servislerinde 7 milyon oturuma ulaştı. Kullanıcıların 6,3 milyon renk tonu denediği ve kişi başına ortalama 19 görünüm keşfettiği bu ekosistem, 1 dakika 8 saniyelik etkileşim süresiyle öne çıkıyor. Şirket, aynı yıl Avrupa Bölgesi’nde en yüksek ‘keşfedilebilirdik oranına’ ulaşarak başarısını uluslararası düzeye taşıdı. Bilim ve teknolojiden güç alan bu yapı; yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik destekli servislerle tüketicilere ultra kişiselleştirilmiş güzellik deneyimleri sunuyor. Sanal cilt analizlerinden makyaj denemelerine, saç ve cilt bakım önerilerinden online güzellik danışmanlığına kadar uzanan bu ekosistem; e-ticaret, veri ve CRM gücüyle birleşerek tüketiciyle daha derin ve anlamlı bağlar kurulmasını sağlıyor. Güzelliğin geleceği sürdürülebilirlikte şekilleniyor Sürdürülebilirliği sadece çevresel bir hedef değil, iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak gören şirket; bu yaklaşımını 2020 yılında başlattığı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 17 maddesinin 16’sını kapsayan "Gelecek İçin L’Oréal" programı üzerine kurguluyor. Türkiye’deki tesislerinde yüzde 100 yeşil enerji kullanan şirket, sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden son kullanıcıya kadar uzanan bütünsel bir dönüşüm alanı olarak ele alarak, teknoloji ve bilimi yalnızca inovasyon için değil, sürdürülebilirlik için de kullanıyor. Şirket, İstanbul içi lüks ve profesyonel ürün dağıtımlarında yıllık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçerken, direkt e-ticaret sitelerinden yapılan tüm teslimatlarda ise sıfır plastik kullanımıyla fark oluşturuyor. Mağaza teslimatlarında yeniden kullanılabilir kutu sistemine geçerek yıllık 400 ton su tasarrufu elde ederken; müşterilerine sunduğu yeşil dönüşüm desteğiyle bugün yeşil salon ve yeşil eczane projelerine destek veriyor. Garnier Sosyal ve Çevresel Etiketleme sistemi ile tüketicilere ürünleriyle ilgili şeffaflık sunmaya devam eden şirket, Impact+ iş birliği ile dijital medya kampanyalarında 41 ton karbon emisyonu azaltımı sağlıyor. Tedarik zinciri aracılığıyla yüzde 61’i kadın girişimci ve yüzde 39’u KOBİ’lerden oluşan toplam 146 kişiye istihdam desteği sağlıyor.
İstanbul Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Mustafa Muhittin Fisunoğlu son yolculuğuna uğurlandı Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mustafa Muhittin Fisunoğlu, İstanbul’da düzenlenen askeri törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı. 98 yaşında hayatını kaybeden eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mustafa Muhittin Fisunoğlu için Üsküdar’daki Selimiye Camii’nde askeri cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Fisunoğlu’nun Türk bayrağına sarılı naaşı, askerlerin omuzlarında askeri top aracına taşındı. Törende askeri erkan hazır bulunurken, Fisunoğlu’nun ailesi ve yakınları da taziyeleri kabul etti. Düzenlenen askeri tören kapsamında saygı duruşunda bulunulurken, duaların edilmesinin ardından Fisunoğlu’nun naaşı defnedilmek üzere Karacaahmet Mezarlığı’na götürüldü. Muhittin Fisunoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) uzun yıllar çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevinde bulunmuş, 1993 yılında emekliye ayrılmıştı. Cenazesiyle ilgili yıllar önce dikkat çeken vasiyette bulunmuştu Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Muhittin Fisunoğlu, emekliliğinin ardından verdiği röportajlarda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki bazı komuta kademelerine yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu. Fisunoğlu, dönemin üst düzey komutanları olan Doğan Güreş, İsmail Hakkı Karadayı, Halis Burhan ve Vural Beyazıt’a kırgın olduğunu belirterek, kendisine gönderildiğini ifade ettiği "şantaj mektubu" nedeniyle bu isimleri affetmediğini söylemişti. Fisunoğlu, söz konusu açıklamasında, "Sivil ve düşüncemi yansıtmakta hür bir insanım. Doğan Güreş, Karadayı, Halis Burhan ve Vural Beyazıt’a dargınım. Bana şantaj mektubu yazmalarından dolayı onları affedemiyorum. Vasiyet ediyorum, sakın cenazeme de gelmesinler" ifadelerini kullanmıştı. Fisunoğlu’nun bu sözleri, 1990’lı yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki komuta kademesinde yaşanan görüş ayrılıkları ve askeri vesayet tartışmalarına yönelik sert çıkışlardan biri olarak hafızalarda yer etmişti. Cenaze törenine Fisunoğlu’nun ailesi ve sevenleri yanı sıra, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, 26’ıncı Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve çok sayıda askeri personel katıldı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden yararlandı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’’ Tütün ve alkol kaynaklı geleneksel bağımlılık riskleri; bugün uyuşturucu madde kullanımındaki yeni eğilimler ve dijital mecralar üzerinden yayılan sanal tehditlerle birleşerek çok boyutlu ve karmaşık bir risk alanı oluşturmaktadır. Yurtlarımızda yürütülen eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler kapsamında yalnızca 2025 yılı içerisinde 4 milyonu aşkın öğrenciye ulaşılmış, yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden doğrudan yararlanmışlardır’’ dedi. Tütün ve alkol gibi maddelerin bağımlılığıyla mücadele kapsamında Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın hayata geçirdiği ‘Adım Adım El Ele: Bağımlılıkla Mücadele Hareketi’ programının tanıtımı yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen tanıtım programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, milli güreşçilerden Rıza Kayaalp ile bazı sivil toplum kuruluşları, öğrenciler ve davetliler katıldı. Program bağımlılık mücadele hareketinin kısa tanıtım filmiyle başladı. Tanıtım filminin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz burada bir konuşma gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici bir perspektifle gençlerin farkındalığını güçlendiren, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen bu gibi programların, bağımlılıkla mücadeleye katkı sunduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ‘’Teknolojik gelişmelerin sunduğu yeni imkanlarla beraber modern dünyada bağımlılık olgusu, bireyin ruh sağlığından toplumsal dayanıklılığa kadar her alanı kuşatan çok katmanlı bir meseleye dönüşmüştür. Tütün ve alkol kaynaklı geleneksel bağımlılık riskleri; bugün uyuşturucu madde kullanımındaki yeni eğilimler ve dijital mecralar üzerinden yayılan sanal tehditlerle birleşerek çok boyutlu ve karmaşık bir risk alanı oluşturmaktadır’’ dedi. ‘’Hem savunma alanında hem de bağımlılıkla mücadelede her geçen yıl daha ileri gitmeye devam edeceğiz’’ Sabah saatlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA EXPO’yu ziyaret ettiklerini dile getiren Cevdet Yılmaz, ‘’Aslında buradaki gündemle oradaki gündem çok örtüşen gündemler diye düşünüyorum. Bir taraftan savunma sanayiimizle ülkemizi korumaya, bağımsızlığımızı, egemenliğimizi, özgürlüğümüzü teminat altına almaya çalışıyoruz; bir taraftan da bağımlılıkla mücadele ederek bireylerin, ailelerin özgürlüğünü, bağımsızlığını koruyoruz. Her iki alanda da her geçen yıl daha ileri gitmeye devam edeceğiz. Topyekun bir savunma anlayışı içinde hareket ediyoruz. Koruyucu sağlık gibi veya afetler oluşmadan riskleri engellemek gibi bu alanda da temel mesele, riskleri iyi tespit edip bu risklerin üzerine etkili bir şekilde gitmek. İşin bir adli tarafı var, güvenlik tarafı var; onu da etkili yapıyoruz. İstihbaratımız, polisimiz, jandarmamız, adli makamlarımız zehir tacirleriyle gece gündüz uğraşıyorlar. Ama bu yeter mi? Yetmez. İşin bir de talep tarafı var. İşte iki tarafı da dikkate alan çok boyutlu bir stratejiyle hareket ediyoruz ve bu vizyon doğrultusunda başkanlığını yaptığım Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu koordinasyonunda kurumlarımız kapsamlı çalışmalar yapıyorlar, biz de uygulamayı takip ediyoruz’’ şeklinde konuştu. "Planlı operasyonlarla uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde ettik’’ Bağımlılıkla mücadelede tüm bağımlılıkların birbiriyle ilişkisini ve geçişkenliğini gözeten bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını aktaran Yılmaz, ’’2024-2028 dönemini kapsayan ’Uyuşturucu, Tütün ve Davranışsal Bağımlılıkla Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planımız’la tütün kontrolünden uyuşturucuyla mücadeleye, davranışsal bağımlılıklardan dijital risk alanlarına kadar geniş bir çerçeve oluşturduk. Bu stratejik çerçeve kapsamında mücadelede arzın engellenmesine yönelik kararlı operasyonel faaliyetler ile talebin önlenmesine yönelik eğitsel çalışmaları tam bir denge ve eş güdüm içerisinde sürdürüyoruz. Uyuşturucu arzıyla mücadele eden kurumların teknik, istihbari ve personel kapasitesini artırırken planlı operasyonlarla uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde ettik’’ diye konuştu. " Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’ hazırladık’’ Tütün ve alkol ürünlerine yönelik talebin önlenmesi amacıyla sigara bırakma polikliniklerinin sayısını artırdıklarını ve uzaktan hizmet modellerinin devreye sokulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ’’ ALO 171 ve ALO 191 danışma hatları ile Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Yeşilay Danışmanlık Merkezleri üzerinden vatandaşlarımıza destek sağlıyoruz. Tütün alanında hayatın her kademesinde dumansız hava sahası hedeflerini güçlendiriyor, iş dünyasını da bu mücadelenin bir paydaşı haline getiriyoruz. Ayrıca 2025-2026 yıllarını kapsayan ’Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’ hazırladık. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Cumhurbaşkanımızın bir genelgesiyle bu planı hayata geçirmeye başladık. Her türlü bağımlılıkla mücadelede eğitimden spora, gönüllülükten sanata, kültürel ve sosyal faaliyetlere kadar gençlere ulaşan koruma kalkanımızı ne kadar kuvvetlendirirsek mücadelemiz de o kadar güç kazanacaktır’’ dedi. ‘’ Yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden doğrudan yararlandı’’ 14-15 Nisan’da Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin altında yatan çok yönlü nedenleri çok katmanlı bir yaklaşımla değerlendirdiklerini söyleyen Yılmaz, ’’Risklerin erken aşamada önlenmesi için proaktif ve bütüncül olarak uygulanacak sistemsel tedbirler üzerinde ilgili tüm kurumlarımızla çalışıyoruz. Benzer hadiselerin bir daha yaşanmaması adına orta ve uzun vadeli olarak belirlediğimiz tedbirleri kararlılıkla hayata geçireceğiz. Gençlik ve Spor Bakanlığımız gerçekleştirdiği kapsamlı önleyici ve koruyucu çalışmalarla bağımlılıkla mücadeleyi gençlerin bulunduğu her noktaya doğrudan taşıyan güçlü bir saha yapılanmasına sahiptir. Yurtlarımızda yürütülen eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler kapsamında yalnızca 2025 yılı içerisinde 4 milyonu aşkın öğrenciye ulaşılmış, yüz binlerce gencimiz bağımlılıkla mücadelede farkındalık eğitimlerinden doğrudan yararlanmışlardır’’ diye konuştu.