ÇEVRE - 06 Kasım 2024 Çarşamba 11:53

Romanya ve Ukrayna’dan gelen kimyasal atıklar Karadeniz ve Marmara’yı etkiliyor

A
A
A
Romanya ve Ukrayna’dan gelen kimyasal atıklar Karadeniz ve Marmara’yı etkiliyor

Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Semi Hamzaçebi, Romanya ve Ukrayna gibi ülkelerden gelen kimyasal atıkların özellikle fosfor ve azot gibi besin maddelerinin birikmesine neden olarak deniz suyu kalitesini düşürdüğünü belirterek, “Bu durum bölgedeki biyolojik çeşitliliğin azalmasına, oksijen seviyelerinin düşmesine ve ötropikasyon sonucu alg patlamalarına yol açmaktadır. Bu durum özellikle Karadeniz’le ilintili olan Marmara Denizi için de önemli bir sorundur. Oluşan ölü bölgeler deniz yaşamını tehdit ederken, bölgenin ekonomisine dayanan balıkçılık ve turizm gibi sektörleri de olumsuz etkilemektedir” dedi.


Trabzon Kent İçi Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi Paneli düzenlendi. Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra akademisyenler katıldı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Trabzon Bölge Temsilciliği, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi ile TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi iş birliğinde düzenlenen panelde Karadeniz’deki kirlilik durumu, atık su arıtma tesisi olan şehirler ile olmayan şehirlerin Karadeniz’e verdiği kirlilik oranının değerlendirmesi ele alındı.


Panelin açılış konuşmasını yapan Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Semi Hamzaçebi, Karadeniz havzasının yoğun sanayi, tarım ve yerleşim faaliyetleri nedeniyle ciddi bir kirlilikle karşı karşıya kalan önemli ekosistemlerden biri olduğuna dikkat çekti. Romanya ve Ukrayna gibi ülkelerden gelen kimyasal atıkların deniz suyu kalitesini düşürdüğünü dile getiren Hamzaçebi, “Özellikle Tuna Nehri, batı ve kuzey Karadeniz kıyılarına ulaşan yoğun endüstriyel ve tarımsal kirleticiler için ana taşıyıcı olarak işlev görmektedir. Romanya ve Ukrayna gibi ülkelerden gelen kimyasal atıklar, özellikle fosfor ve azot gibi besin maddelerinin birikmesine neden olarak, deniz suyu kalitesini düşürmektedir. Bu durum bölgedeki biyolojik çeşitliliğin azalmasına, oksijen seviyelerinin düşmesine ve ötropikasyon sonucu alg patlamalarına yol açmaktadır. Bu durum özellikle Karadeniz’le ilintili olan Marmara Denizi için de önemli bir sorundur. Oluşan ölü bölgeler deniz yaşamını tehdit ederken, bölgenin ekonomisine dayanan balıkçılık ve turizm gibi sektörleri de olumsuz etkilemektedir. Tuna Nehri’nin olumsuz etkisinden Batı Karadeniz kadar etkilenmeyen Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Samsun ve Ordu Büyükşehir Belediyeleri biyolojik arıtma tesislerine yatırım yaparak kıyı kirliliğiyle mücadele etmeye çalışmaktadır” diye konuştu.



“Trabzon Belediyesi 1970’li yıllarda derin deşarj hatlarıyla atık sularını Karadeniz’in derinliklerine bırakıyordu”


Trabzon gibi büyük bir şehrin ileri biyolojik arıtma teknolojilerine yönelmesinin su kalitesini iyileştirerek deniz canlılarının sağlığını koruma ve sahil şeridindeki çevre kalitesini arttırma açısından gerekli olduğunu vurgulayan Hamzaçebi, “Samsun, özellikle doğu illeri biyolojik arıtma tesisiyle bölgenin en büyük çevre yatırımlarından birine sahiptir. Bu tesis 105 bin metreküp kapasite ile Samsun ve çevresinde atık suları arıtarak denize deşarj sistemiyle Karadeniz’den uzak bir noktaya ulaştırmaktadır. Samsun’daki bu altyapı bölgenin sahil şeridini korumada büyük rol oynamayı ve çevre kirliliğini azaltarak sürdürülebilir bir turizm ve balıkçılık için sağlıklı koşullar oluşturmayı hedeflemektedir. Ordu’da da çevreyi korumaya yönelik benzer arıtma projeleri yürütülmektedir. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin atık su arıtma tesisi, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti ortak lansmanıyla kurulan büyük bir projedir. İlk aşaması 2025’e kadar 213 bin kişiye hizmet edecek şekilde tasarlanmış olup, günlük 34 bin metreküp su akma kapasitesine sahiptir. Giresun Belediyesi’nin bir biyolojik atık su arıtma tesisi 2021 yılında Avrupa Birliği desteğiyle başlamış olup, 2024 yılı itibarıyla tamamlanması hedeflenmektedir. Proje şehrin atık su sorununu köklü bir şekilde çözmeyi amaçlamaktadır. Bu projeler bölgenin deniz ekosistemlerini ve sahillerini koruma amaçlı olarak tasarlanmıştır. Bölgenin en kalabalık yerleşim birimlerinden biri olan Trabzon, maalesef ki atık suların bertaraf edilmesiyle ilgili yeni tip projelere ilgiyi diğer şehirlere göre daha geç göstermiştir. Oysaki Trabzon Belediyesi 1970’li yıllarda derin deşarj hatlarıyla atık sularını Karadeniz’in derinliklerine bırakıyordu. Sahil yolunun geçilmesi sırasında bir kısmı hasar gören sistem hala bir şekilde kullanılmaya çalışılmaktadır. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin hızla artan nüfusu ve artan atık su hacmi nedeniyle biyolojik arıtma tesisine olan ihtiyacı giderek artmaktadır. Bu durum mevcut durumda Trabzon’da atık suların yeterince arıtılmadan denize ulaştığı bölgelerde bulunmaktadır. Karadeniz’in ekolojik dengesini korumak için Trabzon gibi büyük bir şehrin ileri biyolojik arıtma teknolojilerine yönelmesi, su kalitesini iyileştirerek deniz canlılarının sağlığını koruma ve sahil şeridindeki çevre kalitesini arttırma açısından gereklidir. Bu yatırımların yapılması halk sağlığını korumanın yanı sıra bölgenin turizm ve balıkçılık sektörlerini de destekleyerek, ayrıca Avrupa Birliği çevre standartlarına uyum sağlanmasına katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.



Başkan Genç: “Artık çevre risklerle dolu”


Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ise yaptığı konuşmada, atık su yönetiminin çok önemli olduğunu belirterek, “Özellikle geldiğimiz yüzyıl itibarıyla çevre yönetimi çok önemli. Bu tabiat bize emanet, korumalı ve aynı sorumlulukla devretmeliyiz. Bu çevre yönetimi anlayışı içerisinde en önemli konulardan bir tanesi de su yönetimi. Su insan için, hayat için, canlı için olmazsa olmaz. Aynı zamanda atık suyun da yönetimi çok çok önemli. Biz de bu manada Trabzon’umuzun geldiği nokta itibarıyla artık bu atık su işi için çalışıyoruz. Bunun hayati manada şehrimiz için de, Karadeniz’imiz için de çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu sadece Trabzon’un konusu değildir. Karadeniz’i de ilgilendiren bir konu. Bütünüyle beraber ele almamız lazım. Birlikte bizler de seçim döneminde bu işin önemine binaen bu işi projelerimiz arasına aldık. Şehrimiz adına önem verdik. Bunun biyolojik arıtma dediğimiz sistemle olması gerekiyor. Samsun ve Ordu bunu yaptı. Trabzon’umuzun da bu konuda gecikmesizin adım atması gerektiği konusunda arkadaşlarımızla beraber hemfikir olduk. Çünkü artık çevre risklerle dolu” ifadelerini kullandı.



“Dirençli şehirler oluşturmalıyız”


Başkan Genç, riskleri en aza indirmek ve insanların hayatını kolaylaştırmak durumunda olduklarını kaydederek, “Yeni yüzyıldaki anlayış; dirençli şehirler oluşturmak. Dirençli şehirler oluşturmak için çevre konusunda hassasiyet göstermemiz lazım. Yapılaşma konusunda hassasiyet göstermemiz lazım. Biz her zaman bu şehri yönetirken şehrin dinamikleri ile fikir alışverişinde bulunduk. Bu oturumu önemli gördüğümüz bir konumuz olan raylı sistemle ilgili olarak da yaptık. Biz yaptık, biz belediye başkanıyız, bu doğrudur anlayışında asla olmadık, olmayacağız da. Bu şehirde hep beraber yaşıyoruz. Bu şehrin ciddi manada avantajları var. Üniversitelerimiz ve odalarımız var. Bu alanlarda tebarüz etmiş nitelikli isimlerimiz var. Bunun da şehir adına ve şehri yöneten bizler adına da çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Artık bu dönem bu adımları atmak istiyoruz. Bu durum şehrin ekonomisini de doğrudan ilgilendiriyor. Biz deniz şehriyiz ama denizden çok istifade eden bir şehir değiliz. Oysaki turizmde de büyük bir iddia ortaya koyuyoruz. Atık Su Biyolojik Arıtma Tesisi’nin fizibilite çalışmalarını yürütüyoruz. Bu dönem hayata geçirmek hedefimiz. İnşallah bu hedeflerimizi gerçekleştirmenin mutluluğunu, gururunu hep beraber sizlerle yaşarız. Bugüne kadar fikri ve bilimsel manadaki destekler nedeniyle teşekkür ediyorum. Bu işe ortak bir akılla vaziyet edelim ve şehrimizde yakışır bir şekilde atık su arıtma işini bu dönem hayata geçirelim. Benim hedefim bu” dedi.


Konuşmaların ardından Prof. Dr. Arzu Ersoy’un moderatörlüğünde Prof. Dr. Coşkun Erüz, Çevre Mühendisi Murat Mert Otuzaltı, Dr. Alper Evcen ve İnşaat Mühendisi Nevzat Kamiloğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı panel düzenlendi.



Romanya ve Ukrayna’dan gelen kimyasal atıklar Karadeniz ve Marmara’yı etkiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Efeler’de hıdırellez coşkusu Baharın gelişini ve bereketi simgeleyen olan Hıdırellez, Efeler Belediyesi’nin ev sahipliğinde Pınarbaşı Mesire Alanı’nda düzenlenen şenlikle kutlandı. Aydın Roman Dernekleri Federasyonu ve Aydın Roman Müzisyenler Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, vatandaşların sevincine ortak oldu. Aydın Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Abdül Aydeniz, Aydın Roman Müzisyenler Derneği Başkanı Fehmi Yener, Kocagür Mahalle Muhtarı Orhan Akrancı ve Ilıcabaşı Mahalle Muhtarı Alim Tarım’ın katıldığı etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Şenliğe katılanların yoğun ilgisi ve sevgi gösterileriyle karşılanan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, hemşehrileriyle tek tek selamlaştı. Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin yaptığı konuşmada, "Emeği geçen tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Gerçekten gülümseyen yüzlere ihtiyacımız var. Zor günlerden geçiriyoruz belki ama bundan sonra çok güzel olacağına inanıyorum. Şair, ‘çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz’ diyor. 6 Mayıs da öyle bir gün. Katılan herkese, gülümseyen, baharı bekleyen, çiçekleri, doğayı seven tüm arkadaşlarıma, tüm hemşerilerine saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. Herkese iyi eğlenceler diliyorum" dedi. 6 Mayıs’ın ruhuna uygun olarak düzenlenen şenlikte; Serdar King, Can Demir, Emircan Özanit ve Dana Kerim gibi sevilen isimler sahne aldı. Hıdırellez Şenliği’nde, her yaştan vatandaş müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında tanıklardan "altın" ve "Rolex" ifadeleri Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Tanık Erhan Kantar iddianamede bahsi geçen Rolex saat alımına ilişkin, "Berkan Bey bana bir kredi kartı verdi. ‘Lara’da bir saat var, onu alıp gelirsin’ dedi" ifadelerini kullandı. Tanık Yavuz Can İmirgi ise Muhittin Böcek’e ait olduğunu emniyette öğrendiğini söylediği dairedeki proje çalışmasına ilişkin, "2 defa bir mekana giderek Berkan Genç’ten 1 milyon TL elden para aldım" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı dosyada tanıkların ifadeleri alınmaya devam edildi. "Zeynep Kerimoğlu ile ilgili işlem hakkında hiçbir bilgim yok" Bir döviz bürosundan yapılan işlemle ilgili tanık olarak dinlenen İsmail Hilmi Şanlı, 25 yıldır döviz bürosunda çalıştığını belirterek, yüklü miktarda alım satım işlemlerine ilişkin bilgisi olmadığını söyledi. Şanlı, "Müşteri geldiği zaman altın isteyen olursa başka firmaya yönlendiririz. Yüklü miktarda alım satım olduğundan bilgim yok. Mustafa A. ve Erkan A. bizim işlerin başında durur. Bülent Ç.’yi tanımıyorum, hiç görmedim. Zeynep Kerimoğlu ile ilgili işlem hakkında hiçbir bilgim yok. Kasada hiç altın görmedim. Bir kuyumcu dükkanı ile döviz bürosunun ortaklığı var" ifadelerini kullandı. "Zuhal M.’ye 900 bin TL gönderdim" Gökhan Böcek’in eşi Zuhal Böcek’e araç alımına ilişkin tanık olarak dinlenen Erdem Eylem, 2023 yılının ocak ayında Çağrı Bey’in kendisinden vekalet çıkarmasını istediğini anlattı. Eylem, "2023 yılının ocak ayında Çağrı Bey benden vekalet çıkarmamı istedi, araç alış vekaleti çıkardım. Çağrı Bey’in vermiş olduğu 730 bin TL parayı aracı satan kişiye havale yaptım. Bir ay sonra bana aracı devredeceğini söyledi, 16. Notere yönlendirdi. Ben de gidip aracı devrettim. Verilen parayı Çağrı Bey’in hesabına gönderdim. Birkaç gün sonra Zuhal M.’ye para göndermemi istedi. Verdiği hesaba ben de 900 bin TL gönderdim" dedi. Eylem, ifadesinin devamında 2023 yılı mart ayında yaşanan para hareketine ve dükkanların gösterilmesi sürecine ilişkin de beyanda bulundu. Eylem, "2023 Mart ayında da Çağrı Bey, bir bankanın şubesinden para alacağımı söyledi. 7 milyon para aldım, 5 milyonunu Çağrı Bey’in hesabına gönderdim, 2 milyonunu kasaya koydum. Daha sonra 3 tane anahtar verdi, ‘Belediyeden birileri gelecek, 3 tane dükkan var onları göster’ dedi" ifadelerini kullanarak bir şirketten birilerinin geldiğini, kent lokantası yapacaklarını söylediğini ve dükkanlara baktığını söyledi. "554,5 gram altın karşılığı para yatırılması" Kuyumcu dükkanı aracılığıyla başka bir kuyumculuk dükkanı üzerinden altın alım satımı gibi gösterilerek, Muhittin Böcek’in kız arkadaşı M.K.’nın hesabına o günkü altın kuru üzerinden 554,5 gram altın karşılığı para yatırıldığı iddiasına ilişkin tanık İhsan Özkoç dinlendi. Özkoç, "Halil A. müşterimizdir. O gün de altın satmak için dükkanımıza gelmişti. Kasamız müsait olmadığı için başka bir dükkana yönlendirdik. Telefonla arıyoruz, fiyat soruyoruz, ‘550 gram altın var’ diyoruz. Uygunsa yanımızdaki çocukla altını gönderiyoruz. Altını gönderdik, 1 milyon 800 bin TL’ye karşılık geldiğini hatırlıyorum" diyerek Halil A.’nın vermiş olduğu IBAN numarasını belirtilen kuyumcu dükkanına gönderdiğini açıkladı. Saat alımı Rolex saat alımına ilişkin dinlenen tanık Erhan Kantar, Berkan Genç’in şoförü olduğunu ve plaj açıldığında plajda çalışmaya başladığını söyledi. Kantar, "Berkan Bey bana bir kredi kartı verdi. ‘Lara’da bir saat var, onu alıp gelirsin’ dedi. Lara’da Rolex mağazasına gidip Berkan Bey’in gönderdiğini söyledim. Kredi kartıyla ödeme yaptım, saati aldım. Daha sonra ‘Saati Ali Altun’a bırak’ dedi. Ben de saati Ali Bey’e bıraktım" ifadelerini kullandı. Kantar, olaydan birkaç gün sonra siyah bir poşet verildiğini de belirterek, "‘Bunu Serkan T. alacak’ dedi. 2 kat sonra geldi, ona poşeti verdim, alıp gitti. İçinde ne olduğunu bilmiyordum. İki hafta sonra Berkan Genç yine siyah poşet verdi, ‘Gelip alacaklar’ dedi. Berkan Bey’in gönderdiğini söyleyerek biri geldi, ona da o poşeti verdim" dedi. "Dairenin Muhittin Böcek’e ait olduğunu emniyette öğrendim" Muhittin Böcek’in evine yapılan tadilata ilişkin konuşan tanık Yavuz Can İmirgi, mimar olduğunu belirterek, bir daire için proje hazırlamasının istendiğini söyledi. İmirgi, "Mimarım, bir daire için proje hazırlamam istendi. Dairenin kime ait olduğunu bilmiyordum. Emniyette verdiğim ifadede dairenin Muhittin Böcek’e ait olduğunu öğrendim. Projenin gerçekleşme aşaması 2-3 ay sürdü. 2 defa Kupa Kızı adlı mekana giderek Berkan Genç’ten 1 milyon TL elden para aldım. Daha sonra 2 parça halinde 200 bin TL aldım. Serkan T. teyzemin oğlu olur. Ödemeye dair fatura almadım. Daire sahibiyle proje aşamasında hiç görüşmedim" diye konuştu. "Babamın talimatıyla bankadan para çekerek elden teslim ettim" Ekpa Sitesi’nden Muhittin Böcek’e 3 adet ve diğer belediye çalışanlarına maliyeti karşılığında 2 adet dükkan alınması eylemine ilişkin tanık Elvan Köysüren de beyanda bulundu. Köysüren, "Dükkanlarla ilgili işlerin içinde değilim. Bir dükkanla ilgili para transferim gerçekleşti. Belirtilen tarihlerde babam Sezgin Köysüren’in talimatıyla bankadan para çekerek elden Fırat Akyürek’e teslim ettim" dedi. "Oğlum Kaan evi üzerine aldı" İsmail E. tarafından Muhittin Böcek’e ait olduğu iddia edilen evi üzerine alması istenen tanık Cihangir Karbukan, İsmail E.’yi 20 yıldır tanıdığını ve kendisiyle birçok kez ticaret yaptığını söyledi. Karbukan, "2002 yılından beri Antalya’da bir şirketin sahibiyim. İsmail E.’yi 20 yıldır tanırım, kendisiyle birçok kez ticaret yapmıştık. Ankara’da iş seyahatindeyken, ‘Alacak verecek sıkıntısı olan bir yer var, bir süreliğine üzerine alır mısın?’ dedi. Ben de vaktimin olmadığını, oğlum Kaan Karbukan’a yönlendireceğimi söyledim. Kaan’ı arayıp bilgi verdim. Daha sonra oğlum Kaan üstüne aldı. Bir süre sonra İsmail beni arayarak Tuncay S.’nin evi Kaan’ın üzerinden devralacağını söyledi. Sonra da Tuncay S., Kaan’ın üzerinden evi devraldı" şeklinde konuştu. "Mimari projelerde benim imzamın olmasını istedi" Tutuksuz yargılanan Özlem Yıldız K.’nın eski çalıştığı iş yerinde mimar olduğunu belirterek, mimari projelerde kendi imzasının kullanılmasına ilişkin tanık Nilay Gizem Altay, beyanda bulundu. Altay, "Özlem Yıldız K. eski çalıştığım iş yerinde mimardı. Eşi belediyede çalıştığı için mimari projelerde benim imzamın olmasını istedi. Projelerden biri Demir Demir’e aitti, diğerlerini hatırlamıyorum" diye konuştu.