- 04 Şubat 2020 Salı 10:08

Uşaklı minik çocuğa Danimarka’dan gelen yürüme umudu

A
A
A
Uşaklı minik çocuğa Danimarka’dan gelen yürüme umudu

Uşak’ta doğuştan ‘Serebral Palsi’ (beyin felci) hastası olan 10 yaşındaki Mehmet Buğrahan Satılmış’ın ‘yürüme’ çağrısına Danimarka’da yaşayan bir hayırsever koştu.

Uşak’ta doğuştan ‘Serebral Palsi’ (beyin felci) hastası olan 10 yaşındaki Mehmet Buğrahan Satılmış’ın ‘yürüme’ çağrısına Danimarka’da yaşayan bir hayırsever koştu. Tedavi için gerekli olan 35 bin liranın tamamını ödeyen, ismini vermek istemeyen hayırsever, Küçük Buğra’nın yürüme umudu oldu.


Aybey Mahallesi’nde oturan Ayşe ve Hulusi Satılmış çiftinin 2 çocuğundan biri olan Mehmet Buğrahan’a 6 aylıkken doğması sonucu Serebral Palsi hastalığına ek olarak kalça çıkıklığı tanısı konuldu. Hastalığı sonucu yürüyemeyen minik Buğrahan için uygulanan tedavilerin sonuç vermemesi üzerine, Uşak Valiliğinden alınan izinle 1 ay önce yardım kampanyası başlatılmıştı. Hayırseverlere yardım çağrısında bulunan aileye müjdeli haber geçtiğimiz günlerde geldi. Danimarka’da oturan ismini vermek istemeyen bir hayırsever, Buğra’nın tedavisi için gerekli olan 35 bin liranın tamamını ödedi. Yürüme hayaline bir adım daha yaklaşan Buğra, 9 Şubat’ta İstanbul’a gidip tedavi olmaya hazırlanıyor.



“Gönlümün gökyüzü tekrar maviye boyandı”


Müjdeli haberi aldığında başta inanamadığını belirten ve oğlunun tedavi olacağı için oldukça mutlu olduğunu ifade eden anne Ayşe Satılmış, “İsminin açıklanmasını istemeyen hayırsever bir ağabeyimiz yardımcı oldu. Gönlümün gökyüzü tekrardan maviye boyandı. Ben ilk önce inanamadım. Ama sonra Danimarka’daki o kişi beni tekrar aradı. Yardımcı olabileceğini ve elinden geleni yapabileceğini söyledi. Çok mutlu oldum. Bu kadar çabuk olabileceğini düşünmüyordum. Tanıdık tanımadık bütün insanlardan Allah razı olsun. Herkes bir şeyler yapabilmek adına, gerek paylaşım yaparak gerek telefon açarak maddi manevi her anlamda ellerinden geleni yapmaya çalıştılar” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Göl içindeki Augusto Antik Kentin olduğu yer sit alanı ilan edildi Adana’nın Sarıçam ilçesinde bulunan Seyhan Baraj Gölü Rezervuar Alanı, Augusto Antik Kentin olduğu yer Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Resmî Gazete’de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren karar, bölgedeki tarihi ve kültürel mirasın korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Seyhan Baraj Gölü’nde su seviyesinin düştüğü dönemlerde Sarıçam ilçesine bağlı Karaömerli Mahallesi yakınlarında Roma dönemine ait Augusta Antik Kenti kalıntıları yeniden gün yüzüne çıkıyor. M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen antik kentten bugüne kadar sikkeler, mezar taşları ve çeşitli mimari parçaların bulunduğu, bu eserlerin Adana’daki müzelerde korunduğu öğrenildi. Bu alan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Resmî Gazete’de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren kararla birlikte Seyhan Baraj Gölü rezervuar alanı ile çevresindeki tarihi bölgeler koruma altına alınırken, bölgede yapılacak tüm kazı, bilimsel araştırma ve imar planlarının birinci derece arkeolojik sit statüsüne uygun şekilde yürütülmesi kararlaştırıldı. Yetkililer, sit kararının alınmasında bölgede tarih öncesi ve antik döneme ait kalıntıların bulunma ihtimali ile kültürel miras değerinin yüksek olmasının etkili olduğunu belirtti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan tarihçi yazar Cezmi Yurtsever, sit alanı kararının önemli olduğunu belirterek bölgede kapsamlı arkeolojik çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Yurtsever, "Roma İmparatoru Augustus’un eşi Livia anısına, günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce bir antik kent inşa edildi. O kentin tarihiyle ilgili, o dönem kullanılan paralar gün yüzüne çıkıyor. Bir yüzünde Livia, diğer yüzünde ise Nehir tanrıçası bulunuyor. Arkeolojik kazı yapılmadan yalnızca yüzeyden görülen bir antik kentin varlığı biliniyor" dedi. Bölgede sualtı arkeoloji çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade eden Yurtsever, "Oranın sit alanı olarak değerlendirilmesi geç kalınmış bir karardır. 1955 yılında sular orayı kaplamış. Üzerinden 71 yıl geçmiş. Bugün sit alanı ilan edilmiş olsa da sualtında kalan çok sayıda eser var. Buna rağmen bölgede çalışma yapılması gerekiyor" diye konuştu. Yurtsever ayrıca bölgede tiyatro binası, sütunlar, yollar ve su kanallarına ait kalıntılar bulunduğunu öne sürerek, yapılacak bilimsel çalışmaların Adana tarihine önemli katkılar sunacağını kaydetti.
Kocaeli "Yok yok Hüseyin"in dükkanında sadece "yok" yok Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yarım asrı aşkın süredir esnaflık yapan ve dükkanında "yok" kelimesini kullanmadığı için "Yok Yok Hüseyin" olarak tanınan 80 yaşındaki Hüseyin Orhan, ilerleyen yaşına rağmen tezgahının başından ayrılmıyor. İzmit’te 1970 yılının nisan ayında Abdurrahman Yüksel Caddesi’nde esnaflığa adım atan 1946 doğumlu Hüseyin Orhan, 1986 yılında kardeşiyle yollarını dostça ayırarak İstiklal Caddesi’ndeki mevcut dükkanını açtı. O günden bu yana mutfak eşyalarından baharatlara kadar geniş bir yelpazede ürün satan Orhan, müşterilerinin bulamadığı her türlü parçayı temin etmesiyle nam saldı. Üretimden kalkmış bir düdüklü tencere contası veya eski bir blender parçası arayanların da son durağı her zaman Orhan’ın dükkanı oldu. "Bulunmayan her şeyi buluyorduk" Çalışma hayatına kardeşiyle birlikte başladığını belirten Hüseyin Orhan, 1986 yılına kadar burada hizmet verdiklerini anlattı. Kardeşiyle hiçbir dargınlık yaşamadan işlerini ayırdıklarını ve aynı yıl İstiklal Caddesi’ndeki mevcut iş yerini açtığını ifade eden emektar esnaf, "Yok yok Hüseyin" olarak anılmasının nedenini, o dönem İzmit’te bulunmayan ürünleri her cumartesi İstanbul’dan temin ederek müşterilerine sunmasına bağladı. Orhan, "Çevremde ’Yok Yok Hüseyin’ olarak tanınmamın asıl sebebi, işe başladığım ilk yıllarda İzmit’te pek çok ürünün bulunmamasıydı. Eksikliğini hissettiğimiz her şeyi, her cumartesi günü İstanbul’dan temin ederek müşterilerimize hizmet veriyorduk" dedi. "Ayakta durduğum müddetçe bu işe devam edeceğim" Meslekte 41 yılı geride bıraktığını ve yılların çalışmakla geçtiğini anlatan usta esnaf, "Bütün iş çalışmak. Dürüst çalıştık ve bugüne kadar geldik. Mümkün olduğunca bu işleri devam ettirdik. Arkadan da gelen yok. Benden başka bu işi yapacak yok. Ömrümüz ne kadarsa, ayakta durduğum müddetçe bu işe devam edeceğim" diye konuştu. "Yapamadığımız çok az şey var" Kocaeli’de kendi yaptığı işi yapan başka kimsenin kalmadığını vurgulayan Orhan, alışveriş yapılacak çok yer olmasına rağmen kendi dükkanının işleyişinin farklı olduğunu belirtti. Müşterilerin arayıp da bulamadığı ürünleri 1-2 hafta içinde mutlaka bir yerlerden temin ettiğini söyleyen Orhan, "Alışveriş yapılacak çok yer var ama benim gibi ’yok yok’ yok. Bana geliyorsun, bulamadığın ürünü 1 hafta ya da 15 gün sonra buluyoruz. Bir yerlerden temin ediyoruz, herkes günlük şeyler satıyor. Bizim günlükle işimiz yok. Kimin derdi varsa onları da halletmeye çalışıyoruz. Diyelim ki, bir düdüklü tencerenin parçası var ve bulunamıyor. Bizde yılların tecrübesi var, oradan buradan bulmaya çalışıyoruz. Hizmet için çok uğraşıyoruz. Yapamadığımız çok az şey var" ifadelerini kullandı. Eskiden bulunamayan düdüklü tencere ve blender gibi mutfak eşyası parçalarının artık yüzde 80’ini dükkanında bulundurduğunu söyleyen emektar esnaf, çocuklarının "Baba artık yeter" diyerek işi bırakmasını istemesine rağmen ayakta durduğu müddetçe mesleğine devam edeceğini ve sağlığını çalışmaya borçlu olduğunu kaydetti. Meslek hayatına dair önemli bir detayı da paylaşan Hüseyin Orhan, 1986 yılında İzmit’te kuru kahve satan kimsenin olmadığını hatırlatarak, "Her cumartesi İstanbul’a gidiyordum, 10 tane almaya başladım. Kuru kahveyi İzmit’e tanıtan benim diyebilirim" şeklinde konuştu.
Sivas Bir zamanlar devdi, şimdi borcundan dolayı elektrikleri kesik AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yıllardır atıl durumdaki bir zamanların sanayi devleti arasındaki Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR) suç örgütünün yönetiminde olan bir şirket olduğunu söyledi. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720 bin ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyen işletme biriken işçe ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devri için karar almıştı. Sivas’ta geçtiğimiz günlerde gazetecilerle bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, SİDEMİR ile ilgili sorularını ve devlet tarafından işletilmesi yönündeki talepleri değerlendirdi. Güler, SİDEMİR’in halen bir suç örgütünün yönetiminde olduğunu belirterek, "Sivas Demir Çelik Fabrikası (SİDEMİR) Bursa’da devam eden bir ağır ceza mahkemesinde bir suç örgütünün yönetiminde bulunan bir şirkettir. TCK’nın 220. Maddesi çerçevesinde Bursa’da şirketleri bulunan, aynı zamanda SİDEMİR’i de uhdesinde bulunduran bir suç örgütünün yargılanması neticesinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesi müsadere kararı verdi. Yani suçtan elde edilen mal varlığı nedeniyle müsadere kararı verildi. Sadece SİDEMİR değil, bu suç örgütünün kontrolünde olan onlarca şirket ve yapı hakkında bu karar verildi. Bu karar henüz kesinleşmedi, yerel mahkemenin aldığı bu karar taraflarca yargıtaya taşınacak" dedi. 8 yıldır faaliyet yok, 3.5 yıllık elektrikleri kesik Güler, işletmenin 8 yıldır faaliyeti olmadığını ifade ederek, "Mahkeme kararında bilirkişi raporları var. Raporlara göre; kötü bir yönetim var, 8 yıldır faaliyet yok, 3.5 yıldır da elektriği yok. Bazen duyuyoruz, işçiler çalıştıklarını söylüyor, orada bir çalışma hayatı yok, 8 yıldır kapalı, 3 yıldır da borcundan dolayı elektrikleri kesik. Buranın kötü yönetildiğini, uzun zamandır atıl kaldığını ve yıprandığını gösteriyor. Mahkemede bu kötü yönetimden dolayı daha büyük zarar doğmaması için TMSF’yi geçici yönetim atadı. TMSF burayı yönetemez, yatırım yapamaz, böyle bir yetkisi yok. ‘Müsadere kararı gerçekleşinceye kadar sen burayı kontrol et bir zarar ziyan olmasın’ dendi" dedi. 5 milyara yakın borç, 50 milyon dolar masraf Güler, işletmenin yeniden ayağa kaldırıla bilmesi için 5 milyara yakın borcun ödenerek, 50 milyon dolara yakın bakım onarım ve yenileme harcaması yapılması gerektiğine vurgu yaparak, "Buranın borçları var. Yaklaşık 20 yıldır 1 TL SGK primi ödenmemiş. Yaklaşık 2.5 milyara yakın SGK prim borcu var. 1 TL vergi ödememiş. 2.5. milyar vergi borcu var. Mahkeme tedbir kararı koyduğu için amme alacağı noktasında bir şey yapamamış. Şimdi bunu iyi yönetmemiz lazım. İyi bir yatırımcı bulunması lazım. Buranın iyi bir yatırımcı bulabilmesi için sabredeceğiz. TMSF’nin burada zarar ve ziyanı artmayacak şekilde iyi yönetmesi lazım" şeklinde konuştu. Kapalı olan işletmede işçi olmaz SİDEMİR işçilerinin eylemlerine de değinen Güler şunları söyledi. "Hep beraber farklı bir niyet taşımadan, bazen duyuyoruz işçi alacakları filan. 8 yıldır kapalı olan bir yerin işçisi olmaz, güvenlikçisi olur. 3.5 yıldır elektriği olmayan bir yerde üretim olmaz, faaliyet olmaz. Arada bir çalıştırır gibi yapılmış ama ağır bakımları ve alt tesisatı gerçekleştirilememiş, burada üretim yapmanın imkanı yok. ‘bunu devlet alsın yapsın’ diye bir şey yok arkadaşlar. Burası devletin değil, özel sektörde. Özel sektörün borcundan dolayı satılacaktır. Öncelikle buradan devamı olacak, yatırıma dönüşecek bir pozisyonda olması lazım. 50 milyon dolar yatırıma ihtiyaç olan bir yerde de bizim biraz düşünmemiz lazım" Güler, işletmenin vergi ve SGK borçlarının silinmesinin mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.