SPOR - 09 Nisan 2021 Cuma 12:21

8 yaşında altın madalya kazanan Tural antrenmanlarına devam ediyor

A
A
A
8 yaşında altın madalya kazanan Tural antrenmanlarına devam ediyor

Yalova’da düzenlenen karate turnuvasında 477 kulüp arasında birinci olan Uşak Karate Özlem Spor Kulübü Antrenörü Özlem Güngör, spora küçük yaşta başlamanın büyük avantaj olduğu belirterek öğretmenlerden çocukların spora yazılmaları konusunda destek istedi.

Yalova’da düzenlenen karate turnuvasında 477 kulüp arasında birinci olan Uşak Karate Özlem Spor Kulübü Antrenörü Özlem Güngör, spora küçük yaşta başlamanın büyük avantaj olduğu belirterek öğretmenlerden çocukların spora yazılmaları konusunda destek istedi.


Uşak Karate Özlem Spor Kulübü, Türkiye Karate Federasyonu tarafından 81 ilden spor kulüplerinin katıldığı Türkiye Karate Şampiyonası’na katıldı. Yalova’da düzenlenen şampiyonaya ülke genelinden 477 karate spor kulübü katıldı. 4 gün süren şampiyonanın ilk 2 gününde minik ve ümit yıldız kategorilerinde yarışan Uşak Karate Özlem Spor Kulübü, katıldığı 5 takımın 3’ünün şampiyon olması ve 9 sporcunun da altın madalya kazanmasıyla Türkiye şampiyonu oldu. 2016 senesinden beri farklı şampiyona ve kategorilerde şampiyonluk ve dereceler elde eden Uşak Karate Özlem Spor Kulübü, elde edilen büyük başarının ardından antrenman çalışmalarına hız kesmeden devam etti. Antrenman çalışmalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerine açan spor kulübü hocası Özlem Güngör, özel açıklamalarda bulundu. Sporun yaşla alakası olmadığını belirten Güngör, bir bireyin küçük yaştan hayatı boyunca spor yapması gerektiğini belirtti. Kazandıkları başarının arkasında küçük yaştaki sporcuların 3 yıllık bir spor geçmişi olduğunu da aktaran Güngör, küçük yaşta spora başlamak 1 adım önde olmak demektir, daha avantajlı olmaktır. Ailelerden çocukların küçük yaşta spora başlatmalarını istediklerini aktardı. Konuşmasına devam eden Güngör, çocukların okul için spordan alınmasının kendilerinin de kanayan yaraları olduğunu belirtti. Spor yapan bir çocuğun derslerine çalışmasının daha kolay olduğunu belirten Güngör, “Çocukların okul için spordan alınması bizim de kanayan yaramız. Okuldan ve öğretmenlerden de ailelere bu yönde yönlendirmeler geliyor. Sporun asla okula olumsuz yönde etkisi yok. Spor yapan bir birey burada enerjisini attığı zaman, haftada 3 gün düzenli spor yaptığı zaman hem sağlıklı oluyor, hem dinç oluyor hem de ders çalışmak için kafasını boşaltmış oluyor. Biz kesinlikle okulun ve sporun aynı anda devam edileceğini savunuyoruz. Bunu da yetiştirdiğimiz öğrencilerden görebilirsiniz. Tıp ve Fen Fakültesi okuyan öğrencilerimiz de var. Hepsi çok başarılı. Haftada 3 gün antrenmanın okulu kötü bir etkisi yok. Ben kendim de küçük yaştan beri spor yapıyorum. 11 yaşından beri hem okulu hem de karateyi devam ettirdim. Türkçe öretmeni mezunuyum ve bunun üzerine de Uşak Üniversitesi beden öğretmenliğinden mezun oldum. Bunu kendim de yaşadığım için ailelere de rahatlıkla söyleyebiliyorum. Okul ve öğretmenlerden de beklentimiz, çocukları spora yönlendirmesi. Pandemi döneminde de yaşadık. Sadece eğitim hayatı ev ve okuldan dışarı çıkamayan çocukların hayatlarında da düşüşe sebep oluyor. Bunu sporla birlikte yapınca daha fazla verim alacaklarını düşünüyorum. Okul yönetici ve öğretmenlerden beklentilerimiz çocukları spora yönlendirmeleri” şeklinde konuştu.



Turnuvada altın madalya kazan Muhammed Emin Altın ise, hocalarının desteklerinin çok büyük olduğunu belirtirken, kazanılan başarıdan sonra esnaf ve mahalle sakinlerinden farklı hediyeler alarak gurur duyduğunu belirtti. Altın, “Bu başarı öncelikle hocalarımızın, sonra ailemizin ve en sonda ben ve antrenman arkadaşlarımın. Kendi hayatlarından fedakarlık eden hocalarımızın başarısı bu. Biz onları dinledik ve şampiyon olduk. Adımızın söylenmesi çok güzel bir duygu. Benim de ilk şampiyonluğum, o nedenle çok güzel bir duygu. Ben esnaf çocuğuyum, mahalle sakinleri şampiyonluğumdan sonra bana hediyeler aldılar, ben de çok mutlu oldum” dedi.



Şampiyonada en küçük yaşta yarışmaya katılan 8 yaşındaki Celal Şefik Tural ise Hocaları tarafından doğru antrenmanla çalıştığını belirterek şampiyon olduklarını, şampiyonluktan sonra çok mutlu olduğunu aktardı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Ankara Ankara’da yaya geçidinde otomobilin çarpması ile hayatını kaybeden Elif’in davasına devam edildi Ankara’da 14 yaşındaki kızın yaya geçidinden yolun karşısına geçerken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin davaya devam edildi. Ölen çocuğun annesi Tuğba Güner, "Yaya geçitlerindeki ölümlü kazalar için kaza demiyorum, kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum. Bunların cinayetle ve ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Kızımın başına gelen basit bir trafik kazası olarak görülmesin. Benim çocuğumun geçecek başka bir yeri yoktu" dedi. Yaya geçidinden geçerken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden Elif Güner’le (14) ilgili davanın ikinci duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü. Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen vatandaşlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, trafik kazalarında yaşanan can kayıplarına dikkat çekerek, adalet çağrısında bulundu. Elif Güner’in annesi Tuğba Güner ve ailenin avukatı Tahir Burak Koçak, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı. "Kızım Elif Güner için adalet istiyoruz" Kızı Elif’in sesini duyurmak için adliye önünde toplandıklarını belirten Tuğba Güner, "Kızım 19 Şubat akşamı saat 20.00 sıralarında Turan Güneş Bulvarı’nda yaya geçidinde katledildi. Katledildi diyorum, çünkü kızım yaya geçidinde kurallara uyan bir çocuktu. Kurala uymayan bir insan, bir maganda tarafından, şahitlerin de dediği gibi bir araç ile tampon tampona yarış halinde giderken 110-120 kilometre süratle, frensiz bir şekilde, manevra yapmadan kızıma çarpıp, 42 metre savurup olay yerinde kızımın ölümüne sebep oldu. Bugün ikinci duruşmamız var. Emsal kararlardan da gördüğümüz üzere yüksek ihtimalle tutuksuz yargılanacak. Biz bunun can yangını ve korkusu içerisindeyiz. Biz adalet istiyoruz. Elif’in şu an sesi çıkmıyor. Elif toprağın altında. Biz kızımın sesini çıkarmak için hepimiz burada toplandık. Elif için ve Elif gibi olan çocuklar için adalet istiyoruz" dedi. "Kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum" Anne Güner, "Yaya geçitlerindeki ölümlü kazalar için kaza demiyorum, kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum. Bunların cinayetle ve ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Kızımın başına gelen basit bir trafik kazası olarak görülmesin. Benim çocuğumun geçecek başka yeri yoktu. O yaya geçidi çizgileri görsel olarak yapılmadı, güvenli alan demektir. Benim çocuğum güvenli alandaydı. Kurallara uydu ama kurala uymayan bir maganda benim çocuğumun hayatına kastetti. Benim 14 yaşındaki kızımın hayalleri yarım kaldı, biz yarım kaldık. Katiller dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesin. Adalet yerini bulsun. Yaptırımlar, cezalar biraz arttırılsın ki bu kazalar, cinayetler artık düşsün. Biz ve bizim gibi olan mağdur aileler ve toprak altında yatan çocuklarımızın seslerini lütfen duyun, adalet istiyoruz" diye konuştu. "Böyle bir kaza olsa olsa kasttır" Duruşmanın geldiği aşama hakkında bilgi veren Güner ailesinin avukatı Tahir Burak Koçak ise, "Elif’in adalet arayışının ikinci celsesi için buradayız. İlk celsede tanıklarımızın tamamı dinlendi. Bütün tanıklar sanığın çok hızlı seyrettiğini, önündeki araçla yarıştığını, frene basmaksızın yaya geçidinde Elif’e 110-120 kilometre hızla vurarak, 40 metre savurup ölümüne sebep olduğunu beyan ettiler. Dosyamız Adli Tıp Kurumu’na gönderildi, kusur raporu alındı ve sanığın yine aynı tespitlerle tamamen kusurlu olduğuna yönelik rapor geldi. Sanık şu anda bilinçli taksirden dolayı yargılanıyor, tutuklu olarak yargılanıyor ancak biz bunun bir kaza olmadığını söylüyoruz. Yaya geçidinde bu şekilde meydana gelen bir kaza olsa olsa bir olası kasttır, kaza değildir. Sanık 120 kilometre hızla yaya geçidinde, kendi beyanına göre de 20 metre geriden çocukları görmesine rağmen frene basmaksızın, önündeki araçla yarışarak ölüme sebebiyet verdi. En ağır cezayı almasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Cezaların artırılmasını talep ediyoruz" Yaşanan mağduriyetler için cezaların artırılması gerektiğini vurgulayan Koçak, "Biz ve bizim gibi birçok mağdur aile var ve bu insanlar acılarını yaşayamıyorlar. Cezaların artırılmasını talep ediyoruz. Adalet Komisyonu’na bir yasa teklifi için başvurumuz da var. Bunun olumlu sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Onun dışında alınacak herhangi bir karar bu ailelerin acılarını daha fazla arttıracaktır" dedi.
İstanbul Fatih’te 400 yıllık cami minaresinin kubbesi vinç çarpmasıyla yıkıldı İstanbul Fatih’teki 400 yıllık cami minaresinin kubbesi inşaat çalışmaları esnasında vincin taşıdığı demirin çarpması sonucu yıkıldı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, sabah saatlerinde Fatih Unkapanı’ndaki Atlamataşı Camisi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 1 yıl önce başlayan inşaattaki kule vinç, malzemeleri taşıdığı esnada 400 yıllık caminin minaresinin kubbesine çarptı. Çarpma sebebiyle minare kubbesi yere düştü. Kubbenin düştüğünü görenler, durumu inşaat çalışanlarına haber verdi. Yaşanan olay sonrasında cami çevresi vatandaşların giriş ve çıkışına kapatıldı. Cami 1 yıldır kapalı Çarpma esnasında çıkan sesi duyduğunu söyleyen Sertan Saltan, "Sabah vinç burada çalışırken malzemeyi buradan o tarafa inşaat alanına doğru çekerken malzeme minarenin kenarına çarpmasıyla kubbe yere düşmüş. Kopan parçalar caminin ön tarafına düşmüş. Biz sesi duyduk, baktık çarpmış düşüyor. Burası 1616 yılından beri tarihi eser bir cami. Ama minarenin sonradan yapılmış parçaları vardı. İnşaatın tadilatı dolayısıyla cami 1 senedir kapalı" dedi. 400 yıllık tarihi caminin minaresindeki kubbenin vincin çarpması sonucu yıkıldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde inşaat malzemesi taşıyan vincin minareye çarptığı ve sonrasında kubbenin yıkıldığı görülüyor.