ASAYİŞ - 17 Nisan 2026 Cuma 14:01

Başkale’de 162 kilo asetik anhidrit maddesi ele geçirildi

A
A
A
Başkale’de 162 kilo asetik anhidrit maddesi ele geçirildi

Van’ın Başkale ilçesinde polis ekiplerince yürütülen operasyonda 162 kilo 920 gram asetik anhidrit maddesi ve silah ele geçirildi.


Van Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, il genelinde haksız kazanç sağlamak amacıyla uyuşturucu madde ticareti, nakli veya depolanması faaliyetlerini yürüten şahıs/şahıslara yönelik yürütülen operasyonların devam ettiği belirtildi. Açıklamada, "Müdürlüğümüz Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Başkale Narkotik Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ve İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerimizce yapılan müşterek çalışmalar neticesinde; Başkale ilçesinde tespit edilen bir ikamette yapılan aramada 162 kilo 920 gram asetik anhidrit maddesi, 2 adet Ak-47 tüfek ve 2 adet şarjör, 1 adet tabanca, 1 adet şarjör ve 2 adet fişek ele geçirilmiştir. Ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgili olarak gözaltına alınan 1 şüpheli şahıs hakkında adli işlemlere başlanılmıştır" denildi.


Asetik anhidrit, patlayıcı madde ve eroin üretiminde kullanılan kimyasal bir maddedir.



Başkale’de 162 kilo asetik anhidrit maddesi ele geçirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamada, "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Moderatörün, en alttan en üste kadar bir araya gelmiş bir topluluk ile zorlanan bir ekonomiye işaret ederek, tüm dünyanın Suriye’nin değişimini yakından izlediğini ve salondaki liderler arasında belirsizliklerin ağırlığını en fazla taşıyan isim olduğunu belirtmesi üzerine Şara, sözlerine davet için teşekkür ederek başladı. "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor" "Hayatınız şu anda ne kadar zor?" sorusunu yanıtlayan Şara, hayatın zor olduğunu ve bölgenin son yüz yılın tamamında yaşanmamış istisnai şartlardan geçtiğini ifade etti. Şara, "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor. Sanırım biz de bu şartlarda yaşamaya yazılmış olanlardanız ve aynı zamanda istisnai sorumluluklar üstlenmek durumundayız. Bölgenin yaşadığı sorunların büyüklüğü, istisnai çözümler de gerektiriyor. Biz de bu konuda, arkamızda duran halkımızın dirayetiyle ve ayrıca bölgede bizi seven tüm ülkelerle güç buluyoruz" dedi. "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Orta Doğu’daki Filistin-İsrail çatışmasından, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa kadar önemli fay hatlarının kesişiminde yer alan Suriye’de, büyük güçlerin pay sahibi olma isteğinin kendisine ne hissettirdiğine yönelik soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin istisnai bir coğrafi konuma sahip olduğunu vurguladı. Şara, "Bu yüzden oradaki çatışma anlık bir durumun ürünü değil; bilakis tarih boyunca uzanan uzun bir zincirin birbirine bağlı halkalarıdır. Bölgede her zaman, bir büyük devletin yanında başka bir büyük devlete karşı durmak gibi seçenekler vardı ama sanırım biz bugün bu seçeneklerle sınırlı değiliz. Aksine, herkesle eşit mesafede durabiliyoruz. Hatta Suriye, büyük devletler arasında bir köprü olabilir. Şimdi dikkat edin, Suriye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle de ideal ilişkileri var; aynı şekilde Rusya Federasyonu’yla, Çin’le, Britanya’yla, Fransa’yla ve Almanya’yla da aynı anda ilişkileri var. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve bölgedeki tüm önemli ülkelerle de ilişkileri var. Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" diye konuştu. "Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik" Suriye’nin İran’a karşı yürütülen belirli savaşta taraf seçmeyerek köprü gibi hareket etmesiyle ilgili süreci nasıl okuduğu sorulan Şara, bunun ülkesi açısından karmaşık bir konu olduğunu dile getirdi. Suriye’nin son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadığını hatırlatan Şara, şöyle devam etti: "Suriye, son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadı. Fakat bütün bu önceki şartlara rağmen, biz hâlihazırda süren savaşta İran’a karşı herhangi bir çatışmanın tarafı olmadık; ister Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olsun, ister İsrail ile İran arasında. Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik. Çünkü İran da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip bir devlet. İran’ın içeriden zarar görmesi, genel olarak bölgeyi ve çevreyi de etkileyebilir. Biz, istikrarlı bir bölgenin oluşması, sorunlarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi ve büyük çatışmalara ve savaşlara girmemesi yönünde çalışıyoruz. Her hâlükârda bu çatışmanın sonucu ne olursa olsun, sonuçta bu savaş durdu ve işler bir bakıma yeniden rayına oturdu. Ayrıca Suriye, Lübnan’da yaşananlardan da etkileniyor. Biz, Başkan Trump’ın Lübnan’da süren savaşı durdurmak için yürüttüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve bölgede rotaların düzeltilmesi, bu tür savaşların bir daha yaşanmaması için başka bir aşamaya geçmeyi umuyoruz." "Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu" Stratejik tarafsızlık tutumundan ne elde ettiklerine yönelik soru üzerine ise Şara, savaş ortamında fayda düşünmenin bencillik olacağını söyledi. Şara, "Doğrusu, savaş ve çatışma ortamında hangi faydayı elde edeceğimizi düşünmek bence bencillik olur. Ancak Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu. Büyük göçler yaşadık, kimyasal silah saldırılarına maruz kaldık, iç göç yaşadık, çok büyük yıkım gördük. Suriye’nin herhangi bir çatışmaya girmesinden kaçınmak; bence bu, Suriye için de herhangi bir ülke için de doğru ve doğal olan yoldur. Çünkü çevremizde süren savaşların açık hedefleri ya da net stratejileri olmadan devam etmesi, bana göre bir bakıma anlamsızlık hâlidir. Suriye’nin bu manzaradan uzak durması, bence doğru ve sağlıklı seçeneğe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu. "Golan’ın İsrail lehine tanınmasını reddediyorum" İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği yönündeki beyanları ve İbrahim Anlaşmaları bağlamındaki tartışmalara değinen moderatörün sorusunu yanıtlayan Ahmedd Şara, herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddettiğini bildirdi. Şara, şöyle konuştu: "Herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddediyorum. Çünkü bu tür bir tanıma batıldır. Bu toprak Suriye halkının hakkıdır; herhangi bir devletin hakkı değildir. Bir devlet, halkı buna razı olursa belki kendi toprağının bir bölümünden vazgeçebilir; ama başkalarının toprağını satamaz ya da başkaları adına İsrail’e tanıyamaz. Nitekim Başkan Trump döneminde işgal altındaki Golan’ın İsrail’e tanınması da böyle olmuştur. Diğer taraftan uluslararası toplum hâlâ bu toprağın Suriye’ye ait olduğunu desteklemektedir. Son oylamada, dünya genelinde yaklaşık 134’ten fazla devleti, Golan’ın kesinlikle Suriye toprağı olduğunun tanınması konusunda topladık. O toprak İsrailliler tarafından işgal edilmiştir. Müzakereler ise birkaç aşamadan geçiyor. Öncelikle Suriye ile İsrail arasında bir ateşkes anlaşması vardı; 1974 anlaşması 50 yıldan fazla süre ayakta kaldı. Ancak İsrail, eski rejimin 8 Aralık’ta düşmesinden sonra yaptığı ihlallerle bunu büyük ölçüde aştı. Şimdi ilk seviyeye giriyoruz; bu da İsrail’in 1974 hatlarına çekilmesini güvence altına alacak bir güvenlik anlaşmasının araştırılmasıdır." "Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor" Ülkedeki geçiş sürecine, özellikle bir Amerikan şirketiyle yapılan müzakerelere ve yaşanan askeri patlamalara ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, "Her aşamada adımlarımızı ilerlettik. Anlaşma birkaç aşamadan geçti. Ayrıca QSD ile de 10 Mart 2025’te bir anlaşma vardı. Sonra bu anlaşmaya bağlı kalınmadı; onun da bir süresi vardı ve o süre de aralık ayında sona erdi. Aralık ayında da bazı çatışmalar yaşandı. Sonra genel entegrasyon anlaşmasına ulaştık. Ayrıca Amerikalılar da sürecin içindeydi. Orada Britanyalıların da bulunduğu birkaç üs vardı, Amerikalılar da vardı, Fransızlar da vardı, aynı zamanda Ruslar da vardı. Şimdi Suriye’nin kuzeydoğusu yabancı üslerden tamamen arındırılmış durumda. QSD güçlerinin entegre edilmesi, QSD durumunun sona erdirilmesi ve Suriye devletinin içine dahil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor. Sanırım bizim çatışmalara girmemize gerek yok" diye konuştu. "Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak" Suriye’nin değişiminin tüm dünya tarafından örnek bir vaka olarak izlendiği belirtilerek, anayasal bildiri, geçiş konseyi ve beş yıllık yetki kapsamındaki adımların sorulması üzerine Şara, bu süreçte seçim aşamasından geçtiklerini bildirerek şu ifadeleri kullandı: "Doğrusu, bu beş yıl içinde; anayasal bildirinin ilanından, Suriye hükümetinin oluşturulmasından sonra biz seçim aşamasından da geçtik ve parlamentonun kurulması sürecine geldik. Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak. Ayrıca Suriye parlamentosunun gündeminde anayasanın yazılması da olacak. Anayasanın içinde de birçok yasa çıkarılacak." Süreçteki zorluklar ve belirli adımlara ilişkin Şara, hedeflerinin net olduğunu vurgulayarak; anayasal bildiriyle otorite boşluğunun doldurulması, seçimlerin yapılması, anayasanın yazılması, ekonomik yapının inşası, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması aşamalarından geçtiklerini anlattı. Şara, şöyle devam etti: "Bu konuda Suriye nettir. İlk olarak anayasal bildiriyle siyasi boşluğun ve Suriye devletindeki otorite boşluğunun doldurulması. Ondan sonra parlamentonun kurulması için seçimlerin yapılması. Ardından anayasanın yazılması. Daha sonra ekonomik yapının inşası; ekonomik ve yatırım iklimi için uygun ortamın hazırlanması ve uluslararası ile bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması. Sonra yaptırımların kaldırılması aşamasından geçtik. Ardından da yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yatırım aşamasına girdik. Sanırım bu beş yıl içinde Suriye’nin çok sayıda sayım turuna da ihtiyacı var; veri toplamak için. Bunların içinde nüfus verileri ve benzeri de var. Çünkü bildiğiniz gibi Suriye, Suriye dışına büyük bir göçe ve aynı zamanda iç göçe maruz kaldı. Bütün bunlar yaşananların yeniden belgelenmesini gerektiriyor. Ayrıca ülkenin birliğinin yeniden sağlanması gerekiyor; çünkü ülke de bir bakıma parçalanmış ve bölünmüş durumdaydı." "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi" Avrupa’nın mali desteği ve ABD’nin yaptırımları kaldırması bağlamında yeniden inşa sürecinin finansmanına ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin doğrudan yardım almadığını, ancak yardım vaatleri bulunduğunu söyledi. Ahmed Şara, "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi. Uygun iklimi açtı ve yatırımı teşvik etmek için yatırım yasalarını değiştirdi. Yatırım yoluyla iş fırsatları oluşuyor ve Suriye’de üretim artıyor; dolayısıyla ekonomi iyileşiyor. Doğrudan yardımlara gelince; Suriye bu ana kadar doğrudan yardım almadı. Yardım vaatleri var. Ayrıca yatırım için çok sayıda sözleşme yapıldı; bunların bazıları mutabakat zabıtları, bazıları ise fiilen sahada uygulanmaya başlamış sözleşmeler. Bence Suriye şu anda bu siyasetle bu doğrultuda ilerliyor. Ama buna rağmen Suriye’nin bazı yardımlara da ihtiyacı var ki daha hızlı ve daha sağlam bir planla ilerleyebilsin. Fakat biz öncelikle kendimize dayanmayı deniyoruz. Eğer yardımlar gelirse de siyasallaştırılmamış ya da belirli şartlara bağlanmamış olsun" dedi. Uluslararası katılımcılara ne sundukları yönündeki geniş kapsamlı soruya, "Suriye dosyası büyük. Görünen o ki bu oturumda her şeyi sormak istiyor; bunun için çok araştırma gerekir" cevabıyla başlayan Şara, "Bizim sunduğumuz ilk şey, aslında çok şey sunmuş olmamızdır. Öncelikle Suriye’yi çatışma ve savaş hâlinden çıkarıp güvenli, istikrarlı ve yatırım fırsatı sunan bir ortama dönüştürdük. Bugün Suriye içindeki yatırımdan konuşuyor olmamız olumlu bir şeydir. Artık Suriye’de çatışmanın durmasından ya da çekişen tarafların birbirine mesaj attığı bir posta kutusu olarak kalmasından konuşmuyoruz. Suriye ilk olarak sahneyi kurtardı; bölgeyi bazı bölgesel devletlerin yayılmasından ve Suriye’yi saldırı başlatma veya bölgeyi istikrarsızlaştırma platformu olarak kullanmalarından kurtardı. Suriye, dünyadaki bir numaralı Captagon kaynağıydı; bu mesele çok büyük ölçüde azaldı ve neredeyse ortadan kalktı" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Şara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye’de silah denetimsizdi; biz de bu silahları ciddi biçimde kontrol altına alma sürecine başladık. Bugün artık Suriye’den bir kriz olarak söz etmiyoruz; çok büyük bir fırsata dönüştü. Bu fırsattan şimdi, bir yıl ve birkaç ay sonra söz ediyoruz. Yani çok hızlı aşamalardan geçtik. Gerçek bir duruma ulaştık. Bugün Suriye daha istikrarlı, daha güvenli. İçindeki yatırım fırsatları çeşitlendi. Özellikle doğu ile batı arasındaki tedarik zincirlerinin güvenliği ve enerji arzı konusunda dünyanın dikkat merkezlerinden biri hâline geldi. Nitekim bu süreç fiilen başladı. Suriye, şimdi Irak’tan bazı petrol sevkiyatlarını Suriye kıyıları üzerinden ihraç etmeye başladı. Ayrıca birçok ülke, Suriye’nin coğrafi konumuna yatırım yaparak bölgesel bağlantıyı düşünmeye başladı; Akdeniz kıyılarıyla birlikte kendi ürünlerini, ister petrol olsun ister petrol dışı, Suriye toprakları üzerinden ihraç etmeyi ve bölgesel bağlantıyı, ayrıca Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle birlikte doğu ile batı arasında kara bağlantısını kurmayı hedefliyor. Ayrıca geçen hafta konuşulan dört deniz projesi de var. Bugün Suriye, konumu itibarıyla yatırım açısından fiilî bir durum hâline geldi. Biz artık havada konuşmuyoruz; tüm bunlar, Suriye’yle ilgilenen bütün devletler tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Şu anda biz, yalnızca sevgi başlığı altında değil; çıkarların buluşması temelinde bölgesel devletlerle ve dünya devletleriyle ilişkiler kuruyoruz. Tüm dünya, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve Suriye’deki bu tarihî anın değerlendirilmesinin önemini fark ediyor. Bu yüzden Suriye’ye yönelim var. Bu tarihî fırsata yatırım yapılması, bölgesel ve çevresel istikrarın yararınadır; aynı zamanda ekonomi ya da güvenlik bakımından küresel istikrara da stratejik olarak hizmet eder." "Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı" Enerji altyapısını dönüştürmeye yönelik Türk, Katarlı ve Amerikan şirketleriyle yapılan yaklaşık 7 milyar dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın Kilis-Halep hattından gaz sağlaması, Mısır-Ürdün Arap gaz hattı ve Irak Kerkük-Baziyan hattı projeleri ışığında Suriye’nin enerji merkezine dönüşme vizyonunu anlatan Şara, "Suriye’nin birçok niteliği var. Birincisi, doğu ile batı arasında bağ kuran stratejik konumu. Tarih boyunca Suriye, doğu ile batı arasında dünya ticaretinin geçtiği İpek Yolu’ydu. Aynı zamanda hac yoluydu. Bu da Suriye içindeki yatırımın en önemli unsurlarından biridir. Ayrıca Suriye, orta, hafif ve ağır yatırımlara uygun çeşitli insan kaynaklarına sahiptir. Çünkü Suriye’de tecrübeler çeşitlidir. Son 15 yıl içinde de Suriye halkının maruz kaldığı göç ve yerinden edilme sebebiyle, halk bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmiş ülkelerde bulunmaktan yararlandı. Bu durum, Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı. Bunların bir kısmı geri döndü, bir kısmı da bu tecrübelerden yararlanmak üzere Suriye’ye dönme aşamasında. Ayrıca Suriye bir tarım ülkesidir. Bölgedeki birçok ülke için, Körfez ülkeleri de dâhil, Libya da dâhil, gıda eksikliği yaşayan bazı ülkeler için bir gıda sepetiydi. Dolayısıyla Suriye sadece enerji dağıtım ve yeniden ihracat noktası değil; aynı zamanda iyi bir gıda sepetidir. Temel gıda maddelerinin toplanması ve yeniden Suriye üzerinden ihraç edilmesi için de bir merkez olabilir. Biz bugün, dünyanın son altmış yılda kaybettiği modern Suriye’den söz ediyoruz. Bu yüzden dünya bu stratejik konumun önemini unuttu" şeklinde konuştu. "Hava yolu şirketlerine birçok kolaylık sağlayacak" Eski rejimin düşmesiyle yeni bir tarih oluştuğunu kaydeden Şara, Suudi Arabistan’ın STC şirketiyle saniyede yaklaşık yüzde 70 hız artışı sağlayacak fiber hattın Suriye üzerinden geçirilmesi konusunda anlaşıldığını ve Suriye hava sahasının dünya havacılığına açılmasının ulaşımı hızlandıracağını kaydetti. Şara, "Suriye hava sahasının doğu ile batı arasında dünya havacılığına açılması, havayolu şirketleri için birçok kolaylık sağlayacak; aynı zamanda doğu ile batı arasındaki ulaşımı da hızlandıracaktır. Dolayısıyla Suriye, kaynakları çeşitli olan bir ülkedir. İçinde yararlanılabilecek çok şey vardır ve ona geçmiştekinden farklı şekilde bakılabilir. Sanırım geçen yıl boyunca Suriye diplomasisinin başarısı, güvenlik istikrarı ve Suriye içindeki güvenlik kurumlarının başarısı sayesinde, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve bölgesel ile uluslararası stratejik çıkarların aynı anda burada bağlanmasının önemini pratik biçimde gösterebildik" dedi. "Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor" Moderatörün "Eğer geleceğe bakıyorsak, bana inşa etmeye çalıştığınız Suriye’yi anlatın" sorusuna Şara, "Bu, Britanya’dan daha iyidir. Suriye, Suriye’ye benzer. Suriye tarihte insanlığın bildiği en eski başkenttir. Barışçıl birlikte yaşamın en iyi başlığıydı. Dünyada insanların dinlerde ve fikirlerde farklı olup barış içinde birlikte yaşayabilmesini ilk ortaya koyan yerdi; bundan 1400 yıldan fazla zaman önce. Dolayısıyla Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor; gelişmişliğini ve doğru tarihini geri getiriyor. Suriye yalnızca bölgesel değil, küresel bir ticaret merkeziydi. Uygarlıkların, kültürün, kalkınmanın ve değerlerin büyük bir buluşma noktasıydı. Suriye’de öğretilen şey, aynı anda dünyanın doğusuna da batısına da ihraç edilirdi. Fakat Suriye, fitnelerden, krizlerden ve eski rejimin uyguladığı yanlış politikalardan geçti; bu da büyük bir yalnızlığa yol açtı. Ayrıca Suriye, birinci ve ikinci dünya savaşı dönemlerinde yaşadıklarına da maruz kaldı ve bugün ulaştığı noktaya geldi. Sanırım Suriye, geçmişte kendi kendisine benzeyen bir ülke olmaya çalışıyor ve geleceğini çizerken geçmişine dayanmak istiyor. Aynı zamanda yeniden müreffeh, güçlü ve başarılı olarak dönmek istiyor inşallah" yanıtını verdi. (HFV-
Manisa Kuzey yarımkürenin ilk kirazı rekor fiyatla satıldı Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde kuzey yarımkürenin hasat edilen ilk kirazı pazara getirilirken, yapılan açık arttırmayla kilogramı 6 bin TL’den satışı yapıldı. Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde erkenci kiraz cinsleri kuzey yarımkürede yetişen ilk kiraz olma özelliğiyle gerek yurt içi gerekse de yurtdışı pazarda önemli bir yere sahip. Nisan ayının sonlarına doğru gelirken, çiftçiler de hasat edilen ilk kirazı pazara yetiştirmek için tatlı bir telaşa girdi. Bu yıl pazara kirazı ilk getiren kiraz üreticisi Yusuf Bakan, düzenlenen açık arttırmayla hasat ettiği kirazı kilogramı 6 bin TL’den kiraz tüccarı Mesut Altıok’a sattı. Düzenlenen açık arttırmada konuşan Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Mümin Yılmaz, "2026 yılının kuzey yarımkürenin ilk kirazı Sancaklı İğdecik, Sancaklı Bozköy, Sancaklı Uzunçınar, Karaoğlan mahallelerimizde üretilmektedir. Çiftçilerimizin emeklerine sağlık" dedi. Rekoltenin bu yıl yüksek beklendiğini belirten Manisa Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Serdar Mersinli, "Kuzey yarımkürenin ilk kiraz hasadını gerçekleştirmiş oluyoruz. İlçemiz ve ülkemiz adına bereketli bir yıl olmasını diliyoruz. Sezonumuz iyi gidiyor. Rekolteyi yüksek bekliyoruz. Geçen sene don felaketi dolayısıyla yaşadığımız olumsuzlukları bu yıl beklemiyoruz" diye konuştu. Pazarda açık arttırmayla kilogramı 6 bin TL’den yaklaşık 5 kilogram kiraz alan kiraz tüccarı Mesut Altıok, "Geçen sene don felaketinden dolayı üreticilerimiz mağdur olmuştu. Bu yıl rekoltenin yüksek olduğundan dolayı kazancın iyi olacağını düşünüyoruz. 6 bin TL’ye satın aldım ama önemli değil. Çiftçilerimiz mutlu olsun. Kirazı çıkartmak kolay değil" ifadelerini kullandı. Yapılan satışın sembolik olduğunu ancak ilerleyen süreçlerde kiraz fiyatlarının düşeceğini söyleyen kiraz üreticisi Yusuf Bakan, "Doğal ortamlarda kirazımızı yetiştirdik. Güzel bir sezon geçireceğimizi düşünüyorum. 6 bin TL’lik fiyat beni mutlu etti ama şu an sembolik bir satış. Mayıs ayına geldiğimizde 250 TL civarında satışı yapacağımızı düşünüyorum. Biz 250 TL’ye tüccara vereceğiz. Tüccarlarımızın artan maliyetleri dolayısıyla pazarda muhtemelen 500 TL’leri bulacaktır" dedi.
Bursa Karacabey Belediyesi çocuk tiyatro ekibi kuruldu Karacabey Belediyesi, kültür ve sanat alanındaki vizyon projelerine bir yenisini daha ekleyerek çocuk tiyatro ekibini kurdu. Yoğun katılımla gerçekleşen seçmelerin ardından belirlenen ekip, Genel Sanat Yönetmeni Ozan Arif Demirtaş öncülüğünde sahne çalışmalarına başladı. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, "Sanatla büyüyen çocuklarımız, geleceğin özgüvenli ve bilinçli bireylerini oluşturacak" sözleriyle projeye verdikleri önemi vurguladı. Karacabey Belediyesi, kültür ve sanat alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek geleceğin sanatçılarını yetiştirecek önemli bir projeyi hayata geçirdi. Karacabey Belediyesi Karacabey Belediyesi, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde kurulan Çocuk Tiyatro Ekibi, seçmelerin tamamlanmasının ardından çalışmalarına resmen başladı. Karacabey Belediyesi Tiyatro Topluluğu Genel Sanat Yönetmeni Ozan Arif Demirtaş öncülüğünde yürütülen çalışmalar, çocukların sanatsal gelişimlerine katkı sunmayı ve sahne sanatlarına erken yaşta ilgi duymalarını sağlamayı hedefliyor. Yoğun katılımla gerçekleştirilen seçmeler sonucunda belirlenen ekip, disiplinli bir eğitim süreciyle tiyatronun temel dinamiklerini öğrenerek sahneye hazırlanacak. Proje kapsamında çocuklara yalnızca oyunculuk eğitimi verilmekle kalınmayacak; aynı zamanda diksiyon, beden dili kullanımı, özgüven geliştirme, ekip çalışması ve sahne disiplini gibi birçok alanda kapsamlı bir gelişim imkânı sunulacak. Alanında uzman Genel Sanat Yönetmeni Ozan Arif Demirtaş eşliğinde sürdürülecek çalışmalar, çocukların hem kişisel hem de sosyal becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, projeye ilişkin yaptığı açıklamada çocuklara ve gençlere yönelik kültür-sanat yatırımlarının önemine dikkat çekerek, "Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sadece akademik değil, kültürel ve sanatsal anlamda da donanımlı bireyler olarak yetişmesini önemsiyoruz. Bu doğrultuda kurduğumuz Çocuk Tiyatro Ekibi ile onların özgüvenlerini artırmayı, kendilerini ifade edebilen bireyler olmalarına katkı sunmayı hedefliyoruz. Sanatla büyüyen bir nesil, daha bilinçli ve daha güçlü bir toplumun temelini oluşturacaktır. Karacabey Belediyesi olarak kültür ve sanata yönelik projelerimizi artırarak sürdüreceğiz" diye konuştu. Karacabey Belediyesi’nin öncülüğünde hayata geçirilen bu anlamlı proje, ilçede sanata olan ilgiyi artırırken, çocukların sahne deneyimi kazanarak yeteneklerini keşfetmelerine de önemli katkı sağlayacak. Önümüzdeki süreçte çocuk tiyatro ekibinin hazırlayacağı oyunların Karacabeyli sanatseverlerle buluşturulması planlanıyor. Öte yandan Karacabey’de sanatın gelişimine ivme kazandıracak bu adım, hem aileler hem de sanat camiası tarafından memnuniyetle karşılanırken, çocukların sahnedeki yolculuğu şimdiden büyük bir heyecan uyandırıyor.