POLİTİKA - 13 Mayıs 2025 Salı 08:49

Van’da Sosyal Güvenlik Haftası kutlandı

A
A
A
Van’da Sosyal Güvenlik Haftası kutlandı

Her yıl 12-18 Mayıs tarihleri arasından kutlanan ’Sosyal Güvenlik Haftası’ tüm ülkede olduğu gibi Van’da da kutlandı.


Sosyal Güvenlik Haftası nedeniyle bir açıklamada bulunan Van Sosyal Güvenlik İl Müdürü Abidin Göksoy, bu yılki sloganlarının; ‘Kayıtlı Çalış, Güvenli Yaşa’ olduğunu belirtti. Açıklamasında çalışma hayatının, birbirini tamamlayan unsurlar üzerine inşa edilmiş bir yapı olduğunu ifade eden Göksoy, "Bu unsurlardan birinin eksikliği, sistemin bütününü olumsuz etkileyebilir. Bireyler genellikle eğitimlerini tamamladıktan sonra iş hayatına atılırlar ve bu süreci sürdürülebilir kılmak için çaba gösterirler. Çalışmak yalnızca geçim kaynağı sağlamak için değil; insan olmanın, üretmenin ve topluma faydalı olmanın bir gereğidir. Aynı zamanda çalışmak, geleceği inşa etmektir. Sağlıklı ve gücü yerindeyken çalışan bireyler, olumsuzluklarla daha kolay başa çıkabilirler. Çalışma hayatında bireyin çalışamamasına neden olabilecek birçok risk bulunmaktadır. Bu risklerin gerçekleşmesi durumunda gelir kaybını önlemek adına sosyal güvenlik sistemi devreye girer. Sosyal güvenlik; bireyleri yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri mesleki, fizyolojik ve sosyoekonomik risklere karşı korumayı amaçlayan politika ve sistemler bütünüdür. Devlet tarafından yönetilen bu sistem; vatandaşlara sağlık hizmeti sunmak, asgari gelir düzeyini sağlamak ve yaşlılık, hastalık, malullük, işsizlik, iş kazası gibi nedenlerle çalışamadıkları dönemlerde onları koruyarak bu risklerin doğurduğu zararları telafi etmeyi hedefler" dedi.


Türkiye’de gelişmiş bir sosyal güvenlik sisteminin bulunduğuna dikkat çeken Göksoy, "Bu sistemden faydalanmanın temel şartı, kayıtlı çalışmaktır. Sosyal güvenliğin bu denli önemli olmasına rağmen, bazı vatandaşlarımızın hâlâ sosyal güvencesi bulunmamaktadır. Bunun başlıca nedenlerinden biri de kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı istihdam, çalıştığı halde hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi durumudur. Bu durum hem çalışan hem işveren hem de devlet açısından ciddi olumsuzluklara yol açmaktadır. Sigortasız çalışan bireyler; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık gibi sigorta kapsamındaki yardımlardan yararlanamaz; yaşlılık, malullük aylığı, iş göremezlik ödeneği, işsizlik maaşı, kıdem ve ihbar tazminatı gibi birçok yasal haktan mahrum kalırlar. Aynı zamanda, bu bireylerin aileleri de ölüm aylığı veya iş göremezlik geliri gibi haklardan yararlanamaz ve mağdur olurlar. İşverenler açısından da kayıt dışı istihdam; haksız rekabete neden olur, ekonomik düzeni bozar ve yapılan denetimlerde kayıt dışı istihdam tespit edilirse, işverenler ciddi para cezaları ve diğer hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Devlet açısından bakıldığında ise önemli ölçüde prim ve vergi kaybı yaşanmakta, çalışan-emekli dengesi bozulmakta, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği tehlikeye girmekte ve gelir dağılımında adaletsizlik meydana gelmektedir" ifadelerini kullandı.


Kayıt dışı istihdamın Türkiye’de önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Göksoy, "Bugüne kadar birçok yöntemle bu sorunun önüne geçilmeye çalışılmış ve bu çabalar sonucunda kayıt dışı istihdam oranlarında ciddi azalmalar sağlanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu olarak kayıt dışı istihdamla mücadele amacıyla; hizmet kalitesinin artırılması, kurumlar arası veri paylaşımına dayalı çapraz denetimler, denetim sisteminin etkinliğinin artırılması, teşvik uygulamalarıyla işveren üzerindeki mali yükün azaltılması, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gibi birçok strateji geliştirilmektedir. Bu kapsamda; kurum işlemlerinin çoğu elektronik ortama aktarılmış, işlem süreçleri kısaltılmış ve kırtasiyecilik azaltılmıştır. Kurumlar arası veri paylaşımı stratejisi ile bankalar ve kamu kurumları vatandaşlara ait mesleki bilgileri toplayarak periyodik olarak Kurumumuza iletmektedir. Bu veriler il müdürlüklerimizde kurulan "Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Servisleri" tarafından titizlikle analiz edilmekte, bu sayede herhangi bir denetime gerek kalmadan sigortasız çalışanlar kolaylıkla tespit edilebilmektedir" diye konuştu.


Denetim öncesinde işverenlere gönderilen bilgilendirme yazıları ile hak ve yükümlülüklerin hatırlatılmasının rehberlik anlayışını güçlendirdiğini belirten Göksoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Diğer kamu kurumlarının denetim elemanları da kendi denetimleri sırasında sigortalılık kontrolü yapmakta, sigortasız çalışanları Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirme zorunluluğu taşımaktadır. Bu uygulama sayesinde denetim ağı genişletilmiştir. İşverenlerin primlerin düzenli ödemesini teşvik etmek ve mali yüklerini azaltmak amacıyla uygulanan teşvik düzenlemeleri, daha fazla kişinin sigortalı çalışmasına katkı sağlamakta ve özellikle dezavantajlı kesimlere istihdam imkânı sunmaktadır. Kurumumuz tarafından yapılan denetimlerin yanı sıra en çok önem verilen konulardan biri de bilgilendirme ve rehberlik faaliyetleridir. Bu kapsamda; toplumun tüm kesimlerine yönelik seminerler, afiş ve broşür dağıtımları, reklam filmleri gibi etkinlikler düzenli olarak gerçekleştirilmektedir. Ayrıca, ulusal ve uluslararası kaynaklarla finanse edilen projelerle kayıtlı çalışmanın özendirilmesi hedeflenmektedir. Kayıt dışı istihdam, ülke olarak hepimizin sorunudur ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmakta, gelecek kuşakların güvencesini riske sokmaktadır. Kayıtlı çalışan sayısının artması; sosyal güvenliğin güçlenmesini, bireylerin geleceğe güvenle bakabilmesini sağlayacaktır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.