GENEL - 03 Ağustos 2018 Cuma 13:09

Dünyadaki ikinci Roman soykırım anıtı Yalova’da açıldı

A
A
A
Dünyadaki ikinci Roman soykırım anıtı Yalova’da açıldı

Dünyada Roman soykırımının anlatıldığı ikinci anıt Yalova’da açıldı.

Dünyada Roman soykırımının anlatıldığı ikinci anıt Yalova’da açıldı.


Yalova Belediyesi tarafından 2. Dünya Savaşı süresince Alman işgali altındaki Avrupa’da katledilen on binlerce Roman’ı anmak, hatıralarına sahip çıkmak adına Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman’ın talimatıyla yaptırılan Roman Soykırım Anıtı’nın açılışı gerçekleştirildi. Anıtın açılışı, ‘2 Ağustos Dünya Çingene Soykırım Günü’nde yapıldı.


Açılışa; Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, belediye başkan yardımcıları, Yalova Genç Romanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Kerem Koyuncu, çevre illerden gelen Roman temsilci ve başkanları, Roman vatandaşlar ile Yalovalılar katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda günün anlam ve önemine binaen ilk konuşmayı Yalova Genç Romanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Kerem Koyuncu yaptı.


Koyuncu, konuşmasında; 1933-1945 yılları arasında Aryan ırkının saflaştırılması projesi kapsamında 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin 22 ana kamp, 1200 uydu kampta; gaz odaları, tıbbi deneyler, kötü muamele ve infaz edilmek suretiyle sistematik olarak resmi kaynaklara göre, 500 bin Roman’ın soykırıma uğramış olmasından dolayı duyduğu derin hüzünden bahsederek kendilerini saygı ve sevgi ile andıklarını belirtti.


Koyuncu, bir halkın görmezden gelinmemesi, dünya kamuoyunda gerçek tarihin günümüzle yüzleşmesi, Roman gençlerinin atalarının yaşadığı zulmü öğrenmeleri ve tarihsel bellek oluşturulması için soykırıma uğrayan tüm Romanların anısına ithafen yaptırılan Roman Soykırım Anıtı için de Belediye Başkanı Vefa Salman’a teşekkür etti.


“Dünya tarihi çok sayıda trajediyle doludur”


Ardından konuşmasını gerçekleştiren Başkan Salman, “Emir Kusturica’nın geçen yüzyıla damgasını vurmuş bir başyapıt, Çingeneler Zamanı filminin ana karakteri Perhan’ın “Kendime yalan söylediğimden bu yana artık kimseye inanmaz oldum” deyişi 20. yüzyılda yaşanmış tüm acılar için damga vuracak bir tespit niteliği taşımaktadır. Ne yazık ki 20. Yüzyıl insanlık tarihinin Ortaçağ’dan sonra en karanlık yıllarının yaşandığı 2. Dünya Savaşı’nda milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bir yüzyıl olarak tarihteki yerini almıştır. Resmi tarihin kazananlarca yazılmasının gerçekleri gölgede bıraktığı dünya tarihi, çok sayıda trajediyle doludur.


Bugün, burada Holokost sözcüğünün tüm dillerin sözlüklerindeki yerini konulmaz acılarla sağlamlaştırdığı bir gecenin sonrasında yaşananlara bir kez daha dikkat çekmek için toplandık. Romanların tarihi dünya tarihi kadar eski acılarla yaşanmış bir süreçtir. 2. Dünya Savaşı’nın insanlık tarihine bıraktığı trajik izler sanılanın aksine tek bir etnik gruba karşı yürütülmemiş çok daha fazla etnik grup ne yazık ki bu yok edilişten kurtulamamıştır. O nedenle Holokost sözcüğü sadece Yunanca dil kökeni ile açıklanacak anlam içeriğiyle (kurbanların yakılması) tanımlanamaz. Holokost, Nazilerin Alman ırkını saflaştırma yasası olarak bilinen Nürnberg Belgesi’nden hareketle kendilerinden farklı olanlara soykırım uygulayışlarının ifadesidir.


“Romanlar, türlü işkencelere maruz kalarak hayatlarını kaybetmişlerdir”


2. Dünya Savaşı sırasında başta Almanya ve Avusturya’da olmak üzere, Doğu Avrupa’da yaşayan tüm Yahudilere uygulanan soykırım aynı sertlikte Romanlara da uygulanmış, 1 milyondan fazla Roman türlü işkencelere maruz kalarak hayatlarını kaybetmişlerdir. Romanların Porrajmos olarak adlandırdıkları soykırımın tüm kurbanlarını saygıyla anıyor, aziz hatıralarını saygıyla selamlıyorum.


Yirmi üç bin Alman ve Avusturyalı Roman (Çingene) Auschwitz’te mahkumdu ve bunların yaklaşık 20 bini ’burada öldürüldü. Roman (Çingene) erkekler, kadınlar ve çocuklar birlikte ayrı bir kampa kapatıldılar. 2 Ağustos 1944 gecesi, büyük bir Roman grubuna gaz verilerek “Çingene ailesi kampı” yok edildi. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık 3000 Roman öldürüldü. Erkeklerden bazıları Almanya’daki zorunlu çalışma kamplarına gönderildi ve birçoğu o kamplarda öldü. Genelde, Alman işgali altındaki Avrupa’nın her yerinden getirilen yüz binlerce Roman, kamplarda ve mobilize katliam birliklerince öldürüldü. 2 Ağustos gecesi bir başlangıçtı ve savaşın sonunda katledilen Romanların sayısı 1 milyonu geçmişti.


Konuşmaların ardından Başkan Salman, protokol üyeleri ve vatandaşlar ile birlikte Roman Soykırım Anıtı’nın açılışını gerçekleştirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin 2 sanık hakim karşısında Esenyurt’ta, Hakan Tosun’un dövülerek öldürülmesine ilişkin 2 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi. Esenyurt’ta 11 Ekim 2025 tarihinde Hakan Tosun’un 2 şahıs tarafından dövülerek öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat (18) ve Adnan Şahin (25) Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Tosun’un müşteki ailesi ile tarafların avukatları ise salonda hazır bulundu. Tutuklu sanık Abdurrahman Murat, "Yaşanan olay için üzgünüm. Maktulün ailesine sabır diliyorum. Olay günü evde otururken Kadir Can isimli arkadaşım, nişan davetiyesi vermek için yanıma geldi. Can’ın arabasına bindim, araçta yemek yedik, bu esnada maktul Hakan Tosun, bir direğe yaslanmış şekilde alkol alarak aracımızı izliyordu. Biz, maktulün darbedildiğini düşündük. Daha sonra ben evime geçtim. Beş dakika sonra markete gitmek için çıktım. Hakan Tosun yine oradaydı. Bende onu uyarmak istedim. Elinde ve etrafından alkol şişeleri vardı. Burada içme yukarda arsa var git orada iç dedim. Ben bunu iyi niyetle söyledim. Bana küfür etti. Omzuna sert olmayan bir tekme attım. Bana yine küfür etti. Kafasına vurmadım. Yanımda arkadaşım da vardı, marketten dönüyorduk. Hakan Tosun’u gördük. Arkadaşım bana, ’adam tuvaletini yapıyor’ dedi. Ben de inanamadım ve tam hizasına geldim beni görünce ’yine mi sen?’ diyerek küfretti. Ben tekme attım. O ara Adnan abi araçla geçerken beni gördü. Adnan abi de bir tane tekme attı. Çünkü bize küfür ediyordu. Olay yerinden ayrıldık. Elim kırılsaydı o yumruğu atmasaydım. Şahıs beni tahrik etti" ifadelerini kullandı. "Ayağa kalkıp, gitmesi için yaptım" Tutuklu sanık Adnan Şahin ise, olay günü arabasındayken bağrışma sesi duyduğunu, sesin geldiği yere gittiğinde sanık Murat’ı gördüğünü ve yanına gittiğini belirterek, "Murat’a ne olduğunu sorduğumda, maktulün bağırarak küfürler ettiğini söyledi. Ben de maktulün gitmesini söyledim. Bunun üzerine maktul bana küfür etti. Abdurrahman’ı arabaya bindirdim. Hakan’ı daha önce hiç görmemiştim. Üstü başı yırtıktı. Ben sadece baldırına dürttüm. Ayağa kalkıp, gitmesi için yaptım. Darbetmedim" şeklinde konuştu. Beyanda bulunan Tosun’un müşteki ailesi, sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek cezalandırılmalarını talep ettiler. Duruşmada, ’tanık’ sıfatıyla beyanda bulunan Berithan Kuluban, "Maktul, metrobüste küfür ediyordu. Diğer yolcularla birlikte maktulü uyardık. Metrobüste Tosun’un birilerini taciz ettiğini duydum. Bu nedenle maktule inmesini söyledik. Maktul inmedi. Biz de, metrobüsten zorla indirdik ve güvenliğe teslim ettik" dedi. Tanık Gözde Obay ise, olayın yerinin evinin karşısından olduğunu, bağrışma seslerini duyunca ne olduğuna bakmak için balkona çıktığını, maktulün elektrik direğine yaslanır şekilde oturduğunu, elinde ne olduğunu bilmediği bir teneke kutu bulunduğunu söyledi. Tutukluluk halleri devam edecek Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Hakan Tosun (51) ‘maktul’, Abdurrahman Murat (18), Adnan Şahin (25) ‘sanık’ sıfatıyla yer aldı. Şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde öldürme kastıyla tekme ve yumruk vurmaları sonucu maktulü öldürdüğü belirtildi. Maktulün hayati önem taşıyan ölümcül baş bölgesinden yaralanmış olması, maktulün yaralanmasının, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı neticesinde ölümünün meydana geldiği aktarıldı. Şüpheliler Adnan ve Murat’ın maktule yönelik eylemlerinin ayrı ayrı ‘kasten öldürme’ suçunu oluşturduğu bilgisi yer aldı. İddianamede, şüpheliler Abdurrahman Murat ile Adnan Şahin hakkında ayrı ayrı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Adıyaman Samsat’ta ‘Edebiyat Günleri’ programı gerçekleştirildi Adıyaman’ın Samsat ilçesinde iki günlük Edebiyat Günleri programı gerçekleştirildi. Samsat Çok Programlı Anadolu Lisesi koordinesinde, Maarifin Kalbinde Edebiyat, Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik Projesi kapsamında okul konferans salonunda Edebiyat Günleri etkinlikleri gerçekleştirildi. Programa Samsat Kaymakamı Hasan İnanç Gökçayır, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Yelken, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Akın, Adıyaman Eğitim Bir-Sen Başkanı Mehmet Demir, AK Parti İlçe Başkanı Osman İdacı, MHP İlçe Başkanı Hamit Korkmaz, kurum amirleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Kütüphane sohbetleri kapsamında Barış Ağır ve Ümit Erdem öğrenciler ile bir araya geldi. Daha sonra Okul Müdürü Mehmet Tepe moderatörlüğünde Prof. Dr. Mehmet Özger, Mustafa Köneçoğlu, Duran Boz ve Aziz Kağan Güneş tarafından, "Şiir ve Hayat İlişkisi Bağlamında Şairin Beslenme Kaynakları" konulu bir panel gerçekleştirildi. Programın ikinci bölümünde, Ahmet Tepe, Barış Ağır, Aziz Kağan Güneş, Duran Boz, Fahrettin Çelik, Mehmet Özger, Mehmet Sümer, Mehmet Tepe, Mehmet Yılmaz, Mustafa Köneçoğlu ve Ümit Erdem birer şiir yorumladı. İkinci gün ise Abdullah Saka yönetiminde, Eylül Sonuç, Ebrar Erdem ve Asya Aktoprak’ın katılımı ile "Bir Ada Hikayesi: Sait Faik Abasıyanık" konulu bir panel gerçekleştirilerek, Samsat sınırları içerisinde bulunan Bakacak Tepesi’nde şiir programı sunuldu. Programda birer açıklama yapan Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat ve Samsat Kaymakamı Hasan İnanç Gökçayır birer konuşma yaparak, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Programa katılan şairler ve diğer emeği geçenlere plaket ve hediyeleri takdim edildi.