EKONOMİ - 22 Eylül 2025 Pazartesi 15:34

Yalova’da Dereköy elması üreticisinin yüzünü güldürdü

A
A
A
Yalova’da Dereköy elması üreticisinin yüzünü güldürdü

Yalova’da elma üretimi yapılan son köylerden olan Dereköy’de bu yıl hem kalite hem fiyat çiftçinin yüzünü güldürdü. Muhtar Hidayet Köken, göletler sayesinde kuraklıktan etkilenmediklerini, verimin arttığını ve Dereköy elmasının pazarlarda marka değerini koruduğunu söyledi.


Bir zamanlar elma denilince akla gelen ilk yerlerden olan Yalova’da, yıllar geçtikçe üreticiler farklı ürünler yetiştirmeye başlamış ve elma üretimi azalmıştı. Kentteki son elma üretimi yapılan köylerden olan Dereköy’de bu yıl elma verimi ve kalitesi beklenenin çok üzerinde gerçekleşti. Dereköy Muhtarı Hidayet Köken, göletlerin devreye girmesiyle sulama imkanlarının artmasının üretimi ve kaliteyi doğrudan etkilediğini söyledi. Muhtar Köken yaptığı açıklamada, "Göletlerin faydası çok fazla oldu. Bu yıl olan kuraklıktan göletler sayesinde hiç etkilenmedik" diye konuştu.



Çiftçinin yüzü güldü


Geçen yıla kıyasla fiyatların çiftçinin yüzünü güldürdüğünü belirten Muhtar Köken, "Geçen yıl elmayı 12,5 TL’ye verdik, dalından. Bu yıl 45 TL’ye verildi. Elma şu an 40-50 TL arasında değişiyor. Bu yılki fiyatlar geçen yılki fiyatlardan yüksek. Bu yıl memnunuz. Çiftçi bütün meyvelerden çok para kazandı bu yıl" dedi. Dereköy’de yapılan sulama göletlerinin çiftçilere büyük katkı sağladığını vurgulayan Köken, göletlerin büyük yatırımlar sonucu kurulduğunu söyledi.


Sulama imkanının düzenli olması nedeniyle ağaçların büyüdüğünü, verimin arttığını ve yeni çeşit bahçelerinin kurulabildiğini ifade eden Muhtar Köken, "Bölgeye bir gölet daha yapılırsa elma rekoltesi 2 bin tonlara kadar çıkabilir. Dereköy Yalova’daki elma üretim geleneğini ayakta tutan yerlerden biri. Elma bakmak zor, artık herkes elma bakmıyor ama Dereköy hala bu değerini koruyor. Yalova’da elma yapacak son köylerden biri Dereköy’dür. Yalova’da sadece Dereköy kaldı. Dereköy elmaları İstanbul pazarlarında ve Yalova pazarlarında Dereköy elması adıyla satılıyor. Dereköy elmada bir markadır" diye konuştu.



Pazarlamada sıkıntı yaşanmadı


Dereköy’de yetiştirilen başlıca elma çeşitleri arasında Golden, Starking, M106 ve M9’un yer aldığını dile getiren Muhtar Köken, pazarlama açısından bu sezon sorun yaşanmadığını sözlerine ekleyerek, "Türkiye genelinde elma popülasyonu azalmaya başladı. Genç neslin elma yetiştiriciliğine yönelmemesi nedeniyle üretici sayısı düşüyor. Elma bakmak çok zor. Zor olduğu için yeni nesil yönelmiyor. Yönelmediği için de popülasyon azalmaya başladı. Artık bu iş bizde kaldı. Dereköy bu konuda namını hala yürütüyor" dedi.



Yalova’da Dereköy elması üreticisinin yüzünü güldürdü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.