GENEL - 03 Aralık 2015 Perşembe 10:52

Engelliler İçin İşaret Diliyle Klip

A
A
A
Engelliler İçin İşaret Diliyle Klip

Yozgat’ta Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi çalışanları, işitme engelli hastalara daha iyi hizmet verebilmek için işaret dili eğitimi aldı. Hastane personeli farkındalık oluşturmak için de işaret dili ile bir de klip hazırladı.
Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, işitme ve konuşma engelli hastalar ve yakınları ile sağlıklı ve doğru iletişim kurabilmek, amacıyla düzenlenen işaret dili eğitimi düzenledi. Eğitime 26 personel katıldı. 3 ay süren eğitimde personelin engelli vatandaşlarla daha rahat iletişim kurmaları amaçlanırken, eğitim alan personel bir de klip çekerek eğitimlerini sergilemenin yanında İşaret diline karşı farkındalık oluşturmaya çalıştı. Klipte hastane çalışanları işitme engellilerin sosyal hayatın birçok alanında iletişim konusunda karşı karşıya kaldıkları sorunları video kliple anlatarak her vatandaşın birer engelli adayı olduğu mesajını verdi. Hastane personeli öğrendikleri işaret dili ile engellilere daha iyi hizmet vereceklerini söyledi.
İşaret Dili Eğitmeni Tuğçe Bozkurt , engelsiz bir yaşamın ilk basamağı olarak hastane personeline işaret dili öğrettiklerini söyledi. Bu sayede sağlık hizmeti sunum kalitesini arttırarak hasta ve hasta yakınları için daha iyi bir hizmet vermeyi amaçladıklarını belirten Bozkurt, “Bizler bu vesile ile 3 Aralık Dünya Engelliler günü için farkındalık oluşturmak amaçlı hastane personelimiz ile kısa video hazırladık. Bu video ile bu farkındalığı oluşturabildiğimize inanıyoruz. İşitme engelli vatandaşlarımız için bu engeller artık ortadan kalkıyor. Hastanemize gelen hastalarımız ve yakınları artık aracısız hizmet alabilecekler: Çünkü hastane personelimiz işaret dilini öğrendi. İşitme engelli vatandaşlarımız için engel kalktı” diye konuştu.
Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey de engelli vatandaşların dertlerini anlayabilmek için hastane personelinin engellilerle iletişim eğitimi aldığını belirterek, onların her hangi bir sıkıntı yaşamadan doğrudan doğruya maksatlarını anlatabilmeleri veya anlattıklarını anlayabilmek personelin için büyük bir çaba içerisine girdiklerini söyledi. Rektör Karacabey, “Personelimiz şu anda bunu başarmış durumdalar. Bugün önemli bir hizmeti yerine getirirken, ümit ediyorum ki ileride de bu noktada çok daha iyi hizmet yapabilecek seviyeye geleceğiz. Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Araştırma Hastanesi olarak bizim açımızdan sevindirici ve kıvanç verici bir durumdur. Bu hizmetlerin artarak en güzel şekilde devam edeceğine inanıyorum. 3 Aralık Dünya Engelliler Gününü kutluyorum. Dolayısıyla bugün sadece bir güne mahsus değil, yılın 365 gününde vatandaşımızın her hangi bir noktada engelli olsa da Bozok Üniversitesinde engelliler için engel olmayacaktır. Vatandaşlarımızın engelliler gününü kutluyor. Onlara huzurlu bir hayat diliyorum” diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.
Antalya Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci günde artarak devam etti Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a. O kadar fark var" diye konuştu.