GÜNDEM - 23 Şubat 2026 Pazartesi 13:06

Uzmanından Doğu Anadolu için uyarı, "2011’deki deprem her şeyin bittiği anlamına gelmiyor"

A
A
A
Uzmanından Doğu Anadolu için uyarı, "2011’deki deprem her şeyin bittiği anlamına gelmiyor"

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kutoğlu, İngiltere’deki Leeds Üniversitesi ile yürüttükleri uydu radar çalışmaları sonucunda Van’ın doğusunda büyük bir sismik hareketlilik tespit ettiklerini açıkladı. Kutoğlu, 250 kilometre uzunluğundaki fay sisteminin homojen bir gerginlik taşıdığını ve 6 Şubat Hatay depremlerine benzer yıkıcı bir sarsıntı üretebileceğini ifade etti.



Uydu radar tekniğiyle gerginlik haritaları çıkarılıyor


Türkiye’nin jeolojik yapısı itibarıyla aktif bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kutoğlu, bilinen 500’den fazla fayın yanı sıra henüz keşfedilmemiş kırıklar bulunduğunu belirtti.


Leeds Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttükleri projeye değinen Kutoğlu, radar interferometri adı verilen uydu radar tekniği sayesinde Türkiye genelindeki yer kabuğu hareketlerini anlık olarak izlediklerini dile getirdi. Elde edilen veriler ışığında sismik gerginlik haritaları oluşturduklarını aktaran Kutoğlu, Türkiye sınırları içerisinde yıllık bazda en yüksek stres birikiminin Van’ın hemen doğusunda kalan hatta yaşandığını vurguladı.



"250 kilometrelik alanda büyük bir deprem kaydı yok"


İnceleme yapılan bölgede daha önceden tespit edilmiş çok sayıda fay hattı bulunduğunu ve bunlardan birinin de Çaldıran Fayı olduğunu söyleyen Kutoğlu, bu fayın 1647 ve 1976 yıllarında kırıldığını, geçmişte 7.3 büyüklüğünde sarsıntılar ürettiğini hatırlattı.


Hattın güneyindeki Van bölgesinde ise 1881 ve 2011 yıllarında yıkıcı depremler meydana geldiğini belirten Kutoğlu, çıkarılan haritalardaki kırmızı bölgelerin homojen bir yüksek gerilimi işaret ettiğini anlattı. Yıllar geçtikçe bu sismik stresin katlanarak arttığını söyleyen uzman isim, Çaldıran fayının kırılmasına rağmen o bölgede hiçbir büyük deprem kaydı bulunmayan 250 kilometre uzunluğunda devasa bir alan bulunduğunu ifade etti.



6 Şubat Hatay depremi gibi aynı anda çalışabilir


Haritadaki 250 kilometrelik alanın baştan aşağı homojen bir kırmızı renge sahip olmasının, tüm fay sisteminin birbiriyle bağlantılı çalıştığını kanıtladığını aktaran Prof. Dr. Kutoğlu, uyarılarını şöyle sürdürdü:


Burada baktığımız zaman şu kırmızı bölge homojen bir şekilde yüksek gerilim bölgesini elde ediyor, gerginlik bölgesini. Her yıl bu gerginlik üst üste koyuluyor ve devam ediyor. Çaldıran fayı burada kırılmış ama burada hiçbir büyük deprem kaydı olmayan kocaman bir alan söz konusu. Bu alanın uzunluğu yukarıdan aşağıya kadar 250 km ve bunların homojen bir şekilde kırmızı renkte görünmesi bu sistemin birlikte çalıştığını gösteriyor. Birlikte çalışması da şu anlama geliyor. Biraz korkutucu olacak ama bu 6 Şubat 2023’te Hatay’da görmüş olduğumuz gibi 250 kilometrenin aynı anda çalışması da ihtimal dahilinde bir durum. Buradaki harita bölgenin eşit oranda gerildiğini gösteriyor. Homojen bir gerginlik söz konusu. Biz sürekli tabii nüfusun büyük bir bölümü batıda yaşadığı için sürekli batıdaki faaliyetler üzerinde konuşuluyor ama bizim Türkiye geneli üzerinde yaptığımız çalışmalar bu bölgenin en fazla gelinen bölgelerden bir tanesi olduğunu gösteriyor. Bu bölgeye de dikkat etmek ve gereken tedbirleri almak gerekiyor."


2011 yılında Van’da yaşanan depremin her şeyin bittiği anlamına gelmediğini de sözlerine ekleyen Kutoğlu, o dönemki sarsıntının sadece çok küçük bir alanı kapsadığını, arka planda çok daha büyük bir mekanizmanın çalışmaya ve enerji biriktirmeye devam ettiğini vurgulayarak şöyle dedi:


"2011’de burada bir deprem oldu. Her şey bittiği anlamına gelmiyor. 2011’de deprem olan yer sadece bu küçük bölgeydi. Ama gördüğünüz gibi burada çok daha büyük bir sistem çalışmaya devam ediyor."



Uzmanından Doğu Anadolu için uyarı, "2011’deki deprem her şeyin bittiği anlamına gelmiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Beyin ölümü gerçekleşen baba 5 hayata umut oldu Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan ve beyin kanaması nedeniyle hafta sonu Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesine sevk edilen Mustafa Özer’in (70), yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi tarafından alınan örnek bir kararla Özer’in organları bağışlandı. Yoğun bakım sürecinde yapılan tetkikler sonucunda beyin ölümü gerçekleştiği tespit edilen 3 çocuk ve 5 torun sahibi Mustafa Özer’in karaciğeri, iki böbreği ve korneaları, hastaneye gelen iki ayrı ekip tarafından alındı. Organlar, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla İzmir ve Denizli’ye gönderildi. Aile olarak bağışlama kararı alındı Babasının yoğun bakımda tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını belirten Ramazan Özer, organ bağışı kararının ailece alındığını ifade etti. Özer, "Benim sonradan haberim oldu. Annem onay vermiş, kardeşlerim de onay vermiş. Beni aradılar, sen de onaylıyor musun dediler. Siz onay verdiyseniz benim için problem değil dedim" şeklinde konuştu. "Organları 5 hastaya umut olacak" Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Prof. Dr. Gönül Tezcan Keleş, hafta sonu gerçekleşen organ bağışının büyük önem taşıdığını belirterek, "Hastamız Mustafa Özer, yaygın beyin kanaması nedeniyle cumartesi sabah hastanemize getirilmişti. Yapılan tüm tetkikler maalesef beyin ölümünü kanıtlar düzeydeydi. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hastanın yaşama şansı hiçbir zaman olmuyor. Ancak diğer organlar sağlıklı çalıştığı için bunu organ nakli olarak değerlendirmek çok kıymetli bir basamak. Ülkemizde organ nakline çok ihtiyaç var." dedi. Hastanın karaciğeri, iki böbreği ve kornealarının 5 hastaya nakledileceğini belirten Keleş, "Kaybından dolayı çok üzgünüz ancak ailesinin özellikle Ramazan ayı içerisinde böyle manevi bir karar alması hepimizi duygulandırdı. 5 kişiye can olacak bu bağış için aileye teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Organ bağışı bekleyen çok hasta var" Organ bağışının hem Türkiye’de hem de dünyada büyük önem taşıdığına dikkat çeken Keleş, "Beyin ölümü gerçekleşen hastalarımızın sağlam organlarını, organ bekleyen vatandaşlarımız için değerlendirmek istiyoruz. Bu hem dini hem de tıbbi açıdan çok kıymetli bir durum. Tüm vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Başhekim aileye teşekkür etti Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu da organ bağışında bulunan aileye başsağlığı dileyerek, "Mustafa Özer, organlarını bağışlayarak nakil bekleyen hastalara umut oldu. Bu duyarlılığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Organ bekleyen çok sayıda hastamız var. Gösterdiğiniz hassasiyet son derece kıymetli" dedi.