GÜNDEM - 13 Mart 2026 Cuma 11:41

Zonguldak’ta yaşlı nüfus 98 bini aştı

A
A
A
Zonguldak’ta yaşlı nüfus 98 bini aştı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı "İstatistiklerle Yaşlılar, 2025" verilerine göre, Zonguldak’taki yaşlı nüfus 98 bin 314 kişiye ulaşarak toplam nüfusun yüzde 16,8’ini oluşturdu.


TÜİK, 2025 yılı "İstatistiklerle Yaşlılar" bülteninin sonuçlarını ve illere göre detaylı demografik verileri kamuoyu ile paylaştı. İl ve cinsiyete göre yaşlı nüfus, yaşlı nüfusun yaşadığı hanehalkı tipleri ve yaşlıların çocuklarıyla ikamet yakınlıklarını kapsayan güncel istatistiklerde, Zonguldak’ın yaşlı nüfus haritası netleşti.


Nüfusun yüzde 16,8’i yaşlı


Açıklanan verilere göre, Zonguldak il genelinde 65 ve daha yukarı yaştaki kişileri kapsayan yaşlı nüfus 98 bin 314 kişi olarak kayıtlara geçti. Bu rakamla birlikte kentteki yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 16,8 seviyesinde gerçekleşti. Zonguldak, Türkiye genelindeki yaşlanma eğilimine paralel olarak yüksek yaşlı nüfus oranına sahip iller arasındaki yerini korudu.


Tek başına yaşam ve çocuklarla yakınlık durumu


Bültende yer alan hanehalkı kompozisyonu ve çocuklarla yakınlık durumu verileri, kentteki yaşlıların yaşam biçimlerine de ışık tuttu. Tablolara göre, Zonguldak’ta binlerce yaşlı fert hayatını tek kişilik hanehalkı olarak sürdürüyor. Tek başına ya da yalnızca eşiyle yaşayan yaşlı nüfusun çocuklarıyla ikamet yakınlıkları incelendiğinde ise, büyük bir kısmının 15 yaş ve üzeri çocuklarıyla aynı evde olmasa dahi aynı bina, mahalle veya ilçe sınırları içerisinde, birbirlerine yakın konumda ikamet etmeyi tercih ettikleri gözlemlendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa DSİ’den Manisa’ya 23 yılda 221 su tesisi Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından son 23 yılda Manisa’ya 38,6 milyar liralık yatırım yapılırken, inşa edilen 221 su tesisiyle hem tarımsal üretim güçlendirildi hem de bölge ekonomisine yılda yaklaşık 4,2 milyar liralık katkı sağlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, son 23 yılda Manisa’da gerçekleştirdiği yatırımlarla kentin su altyapısını önemli ölçüde güçlendirdi. Toplam 38 milyar 671 milyon liralık yatırım kapsamında 221 su tesisi vatandaşların hizmetine sunulurken, yapılan çalışmalarla bölge ekonomisine yılda yaklaşık 4,2 milyar liralık katkı sağlandı. Tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, arazi toplulaştırma çalışmalarıyla verimliliği artırmak, yerleşim yerlerini taşkın risklerine karşı korumak ve içme suyunu güvenli şekilde vatandaşlara ulaştırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren DSİ, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla yatırımlarına devam ediyor. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha fazla hissedildiğini belirterek su yapılarının öneminin her geçen gün arttığını ifade etti. Balta, iklim değişikliğine bağlı olarak suyun zamansal ve mekânsal dağılımında belirsizliklerin arttığını ve bunun da kuraklık ve taşkın gibi afetlerin sayısını ve şiddetini artırdığını söyledi. Bu nedenle özellikle depolama tesislerinin kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Depolama tesislerinin kurak dönemlerde vatandaşlar ve tüm sektörler için büyük güvence olduğunu belirten Balta, havza özelliklerine göre planlanan su depolama tesislerinin hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem olaylara karşı ekonomik ve sosyal direnci artıran hayati altyapılar olduğunu dile getirdi. Balta ayrıca suyu depolamak kadar suyun son kullanıcıya en az kayıpla ulaştırılmasının da büyük önem taşıdığını belirterek, özellikle tarım sektöründe basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu ve elektronik ölçüm sistemlerinin kullanılmasıyla suyun daha verimli kullanılması adına önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi. Manisa’ya 34 baraj, 14 gölet Manisa’nın üzüm ve zeytin başta olmak üzere birçok tarım ürününde Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Balta, son 23 yılda kentte önemli yatırımlar gerçekleştirildiğini söyledi. Balta, "Manisa’da 2003 yılından bu yana 34 baraj, 14 gölet ve 16 yeraltı depolaması inşa ettik. Toplam 64 depolama tesisiyle Manisa’nın su depolama hacmine 596 milyon metreküp ilave ederek toplam kapasiteyi 1,82 milyar metreküpe çıkardık" dedi. 245 bin dekar arazi sulamaya açıldı Manisa’da modern sulama yatırımlarına da büyük önem verildiğini ifade eden Balta, son 23 yılda 73 sulama tesisinin tamamlandığını belirtti. Bu yatırımlarla 244 bin 805 dekar tarım arazisinin borulu basınçlı modern sulama sistemiyle sulamaya açıldığını kaydeden Balta, söz konusu projelerin bölge ve ülke ekonomisine yılda ortalama 4,09 milyar liralık katkı sağladığını vurguladı. 78 taşkın koruma tesisi Doğal afetlere karşı önlem alma konusunda da çalışmalar yürüttüklerini belirten Balta, özellikle taşkın riskine karşı önemli yatırımlar yaptıklarını söyledi. Balta, "Manisa’da son 23 yılda 78 taşkın koruma tesisini tamamladık. Bu projelerle binlerce dekar araziyi ve birçok yerleşim yerini taşkın riskine karşı koruma altına aldık. Çalışmalarımız aralıksız devam ediyor" diye konuştu. Arazi toplulaştırma projeleri Manisa’da arazi toplulaştırma çalışmalarının da sürdüğünü ifade eden Balta, 3 arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri projesinin tamamlandığını belirtti. Toplam 119 bin 450 dekar arazide tescil çalışmalarının tamamlandığını kaydeden Balta, projeler sayesinde bölgede yıllık 116 milyon 822 bin liralık zirai gelir artışı sağlandığını söyledi. Enerji üretimine katkı Suyun aynı zamanda enerji üretiminde de önemli bir kaynak olduğunu ifade eden Balta, Manisa’da kurulu 2 hidroelektrik santralinin toplam 10 megavat kurulu güce ve yıllık 23 milyon kilovatsaat enerji üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Balta sözlerini, "DSİ olarak ‘su vatandır’ anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmalıyız" diyerek tamamladı.
Ankara Türkiye’nin halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesi 19 bin 836 megavat termale ulaştı Türkiye’nin halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesi 19 bin 836 megavat termali buldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarını azami ölçüde değerlendirirken jeotermal enerjide de önemli bir aşama katetti. Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla arz güvenliğine katkı sağlamayı sürdüren Türkiye, güneş ve rüzgar enerjisinin yanı sıra yer altındaki jeotermal akışkanları değerlendirerek halihazırda değerlendirdiği toplam kurulu jeotermal kapasitesini 19 bin 836 megavat-termale yükseltti. Türkiye’de halihazırda üretim yapılan ve toplam kurulu gücü 1786 megavat olan 68 jeotermal enerji santrali bulunuyor. Bu santrallerden 2025’te toplam 11,66 gigavatsaat elektrik üretildi. Bu da Türkiye’nin yıllık toplam elektrik üretiminin yüzde 3,2’sine denk geliyor. Bakanlık verilerine göre jeotermal enerjinin kullanım alanlarında ilk sırada yüzde 65,5 ile elektrik üretimi geliyor. Değerlendirilen toplam jeotermal enerji kapasitesinin yüzde 12,3’ü kaplıca, termal otel, termal tesisler, termal otel, hamam ve hastane gibi çeşitli yerlerde termal suların ve mekanların ısıtılmasında kullanılıyor. Öte yandan, bu kapasitenin yaklaşık yüzde 9,7’sine karşılık gelen kısmı, 170 bin konutun ihtiyacını karşılayan merkezi ısıtma sistemleri için kullanılıyor. Türkiye’nin jeotermal enerjisinin yüzde 9,6’sı da sera ısıtmasında kullanılırken, bu miktarla yaklaşık 7 bin dönümlük seranın ısı ihtiyacı karşılanıyor.
Kocaeli Kocaeli Üniversitesi ve Tüpraş iş birliğiyle Temel Rafinericilik Staj Programı başlıyor Tüpraş ve Kocaeli Üniversitesi iş birliğiyle rafinericilik alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlamak amacıyla Temel Rafinericilik Staj Programı başlıyor. Program kapsamında meslek yüksekokulu öğrencileri hem teorik eğitim hem de rafineri ünitelerinde işbaşı deneyimi kazanma fırsatı bulacak. Türkiye enerji sektörünün dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Tüpraş, Temel Rafinericilik Staj Programı’nı Kırıkkale ve Batman Üniversitelerinin ardından Kocaeli Üniversitesi’nde de hayata geçirdi. Program ile rafinerilerin bulunduğu illerde öğrencilere saha deneyimi ve teknik gelişim imkânı sunarak yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlanması hedefleniyor. Üniversite ile iş birliği protokolü kapsamında 13 Mart tarihinde Kocaeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Çelik ve Tüpraş İzmit Rafineri Müdürü Arda Yıldırım’ın katılımıyla imza töreni gerçekleşti. Kocaeli Üniversitesi’nde ilk kez gerçekleştirilecek olan Temel Rafinericilik Staj Programına meslek yüksekokullarının Kimya Teknolojisi, Rafineri ve Petro-kimya ile Elektrik bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler programa başvurabilecek. Başvuruları 3 Nisan 2026 tarihine kadar devam edecek programa dahil olan öğrenciler, teorik eğitimle birlikte rafineri ünitelerinde gerçekleştirilecek uygulamalı çalışmalarla rafinericiliğin temel süreçlerini yakından tanıma fırsatı elde edecek. "Gençlerin gelişimine katkı sağlamak önceliklerimiz arasında" Tüpraş İzmit Rafineri Müdürü Arda Yıldırım, Tüpraş’taki bilgi birikimlerini ve operasyonel deneyimlerini genç nesillerle paylaşmayı önemli bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. Yıldırım iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Üniversite-sanayi iş birliklerinin ülkemizde yetenek gelişimine ve gençlerin iş gücüne katılımına önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda gerçekleştireceğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı’nda öğrencilerin rafineride geçirecekleri zamanı en verimli şekilde değerlendirmelerini amaçlıyoruz. Program, öğrencilerin sektörü yakından tanımasına ve mesleki yetkinliklerini geliştirmesine katkı sağlarken diğer yandan rafinerilerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine de destek olacak." Kocaeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Çelik, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamasında şunları söyledi: "Kocaeli Üniversitesi olarak bulunduğumuz şehrin güçlü sanayi altyapısıyla birlikte gelişmeyi ve üniversite-sanayi iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Şirket ile imzaladığımız bu protokolün öğrencilerimizin uygulama odaklı deneyim kazanmasına, araştırma faaliyetlerimizin gelişmesine ve bilgi üretiminin toplumsal faydaya dönüşmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu iş birliğinin hem üniversitemiz hem de ülkemizin üretim ve teknoloji ekosistemi açısından değerli sonuçlar doğuracağına inanıyorum." 3 Ağustos-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek programın müfredatı Temel Rafinericilik Eğitimi ile Ünite İşbaşı Eğitimi olmak üzere iki ana bölümden oluşacak. Bu kapsamda öğrenciler rafineri süreçlerine ilişkin teknik bilgi edinirken, aynı zamanda Tüpraş İzmit Rafinerisi’nde gerçekleştirilecek uygulamalı eğitimlerle sahadaki operasyonları yakından gözlemleme fırsatı bulacak. Programı başarıyla tamamlayan öğrencilere TÜPRAŞ Akademi tarafından "Temel Rafinericilik Katılım Sertifikası" takdim edilecek. Şirket, Temel Rafinericilik Staj Programı’nı gelecek yıllarda da devam ettirmeyi ve genç yetenekleri enerji sektörüne kazandırmayı amaçlıyor.
Bursa BUÜ’de 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Dekanlığı, Bursa Tabip Odası ile birlikte düzenlediği organizasyonda 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı. Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezinde gerçekleştirilen törene BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, 14 Martn sadece bir takvim günü değil, 1919’da işgale karşı yükselen bir isyanın ve Türk modernleşmesinin en olgun meyvelerinden biri olduğunu ifade etti. Hekimliğin, Türkiye’nin hem imparatorluktan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde hem de ordunun modernleşme köklerinde stratejik bir rol oynadığını belirten Yılmaz; günümüzde teknolojinin ve yapay zekanın meslekleri dönüştürdüğünü, ancak insana dokunan hekimliğin bu süreçte en sarsılmaz kale olarak kalacağını dile getirdi. Rektör Yılmaz, her geçen gün daha da gerilen dünya sisteminde sağlık ordusunun, savunma ordusu kadar hayati bir önem taşıdığını vurgulayarak tüm sağlık çalışanlarının bayramını kutladı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun, 14 Mart hekimlik onurunu ve topluma adanmışlığı simgeleyen bir hafıza olduğunu hatırlattı. Tıbbın vicdan, sabır ve empati gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu savunan Coşkun, bilimsel gelişmelerin ve teknolojinin hızı ne kadar artarsa artsın, hekimliğin en güçlü yanının bilim ile insanlığın kesiştiği noktada durması olduğunu belirtti. Genç hekimlere bilginin yanı sıra etik sorumluluk ve insan sevgisini aşılamayı hedeflediklerini söyleyen Dekan Coşkun, zorlu çalışma şartlarına rağmen büyük bir özveriyle çalışan tüm meslektaşlarına teşekkürlerini sundu. Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, konuşmasında 14 Mart Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşlarının emperyalizme karşı açtığı bağımsızlık bayrağı olduğunu vurguladı. Güncel sağlık panoramasını verilerle paylaşan Binbaş, Türkiye’deki muayene sayılarının OECD ortalamalarının çok üzerinde olduğuna ve bu durumun sağlık sisteminde bir "doldur boşalt" düzenine yol açtığına dikkat çekti. Artan şiddet olayları, tahlil ve görüntüleme yöntemlerindeki dışa bağımlılık ile muayene sürelerinin 5 dakikanın altına düşmesi gibi sistemsel sorunlara değinen Binbaş, halkın sağlığını korumak için daha adil ve sürdürülebilir bir sağlık sisteminin inşa edilmesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Fakülte öğrencileri temsilcisi İnt. Dr. Simay Ekinciler, öğrencilik yıllarının son Tıp Bayramı’nı kutlamanın heyecanını paylaştı. Hekimliğin sadece teorik bir eğitim değil, insanın en kırılgan anında yanında olma sanatı olduğunu söyleyen Ekinciler, zorlu sınavlar ve yoğun çalışma temposuyla geçen eğitim sürecinde meslek onurunu korumayı öğrendiklerini belirtti. Program; plaket takdim töreni, Prof. Dr. M. Murat Civaner’in "14 Mart Tıp Öğrencilerinindir" başlıklı sunumu, ardından sergilenen tiyatro gösterisi ve müzikle son buldu.
Erzurum ETÜ’de "Küllerinden doğan şehir Erzurum" konferansı Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ), Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla "Küllerinden Doğan Şehir Erzurum" konferansı gerçekleştirildi. Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Muammer Yaylalı Konferans Salonu’nda düzenlenen ve Tarih Kulübü’nün katkılarıyla gerçekleştirilen programa Erzurum Valisi Aydın Baruş, 9. Kolordu Komutanı Tümgeneral Osman Akyıldız, Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Bingül, ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, şehrin idari ve mülki erkânı, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, Erzurum’un düşman işgali altındaki yıllarını ve şehrin kurtuluş sürecini tarihsel belgeler, dönemin siyasi gelişmeleri ve toplumsal koşulları çerçevesinde kapsamlı bir şekilde ele aldı. Küçükuğurlu, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi Erzurum’un da zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek işgal yıllarında yaşanan gelişmeleri ve halkın içinde bulunduğu şartları ayrıntılı biçimde anlattı. Konuşmasında Erzurum’un milli mücadele sürecindeki stratejik konumuna dikkat çeken Küçükuğurlu, şehrin Anadolu’da şekillenen bağımsızlık mücadelesinde önemli bir merkez hâline geldiğini ifade etti. Erzurum Kongresi’nin milli mücadele tarihindeki yerinin de bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Küçükuğurlu, Erzurum halkının işgal yıllarında ortaya koyduğu direniş ruhunun ve dayanışma anlayışının Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. 12 Mart 1918’in Erzurum tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Küçükuğurlu, kurtuluşun askeri bir başarının ötesinde, bir milletin özgürlük iradesinin ve kararlılığının güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti. Konuşmasında döneme ilişkin arşiv belgeleri, tarihsel anlatımlar ve önemli gelişmeler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Küçükuğurlu, Erzurum’un kurtuluşunun milli hafızadaki yerinin doğru anlaşılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği program, Tarih Kulübü tarafından hazırlanan fotoğraf sergisinin gezilmesi ve Vali Baruş’un Rektör Çakmak’a ve Prof. Dr. Küçükuğurlu’ya teşekkür belgesi takdim etmesi ile sona erdi.