SAĞLIK - 07 Aralık 2022 Çarşamba 09:17

Ketojenik diyet dirençli epilepsi hastalarında tedavi başarısını arttırıyor

A
A
A
Ketojenik diyet dirençli epilepsi hastalarında tedavi başarısını arttırıyor

Yağlardan zengin, yeterince protein içeren ve oldukça kısıtlı karbonhidratlardan oluşan özel ketojenik diyetin, dirençli epilepsi hastalarında tedavi başarısını arttırdığı bildirildi.

Yağlardan zengin, yeterince protein içeren ve oldukça kısıtlı karbonhidratlardan oluşan özel ketojenik diyetin, dirençli epilepsi hastalarında tedavi başarısını arttırdığı bildirildi.


Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlknur Erol, ketojenik diyetin mutlaka hekim kontrolünde, düzenli sağlık kontrollerinin yapılmasıyla uygulanması gerektiğini belirterek, diyetin temel amacının; düşük karbonhidrat alımı ile vücudun ketozis moduna geçirilmesi ve vücut depolarında yer alan yağların yakılmaya başlamasının sağlanması olduğunu ifade etti.


Ketojenik diyeti özellikle dirençli epilepsi tedavilerinde uyguladıklarını vurgulayan Prof. Dr. İlknur Erol, “Açlıkta oluşan biyokimyasal değişikliklerin epilepsiye iyi geldiği uzun yıllardır bilinmektedir. Ketojenik diyet, vücudu yakıt olarak glikoz yerine yağ ve keton cisimciklerini kullanmaya zorlar. Keton özellikle yağ yakımı sonucu ortaya çıkan bir enerji kaynağıdır. Yapılan çalışmalar özellikle beynin keton kullanımına geçmesinin, dirençli nöbetlerde nöbetleri azalttığını göstermiştir. Bu sebeple yüksek yağ, temel ihtiyaç kadar protein ve düşük karbonhidrat içeren diyet protokolleri bulunmaktadır" dedi.


Ketojenik diyetin en az 3 ay uygulanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. İlknur Erol, şöyle devam etti:


“Ketojenik diyet epilepsi öyküsü bulunan bir yaşından sonraki çocuklarda; yaş, epilepsi tipi, cinsiyet, kilo, gelişim gibi parametreler göz önüne alınarak, tedaviyi bilen bir diyetisyen ve çocuk nöroloğunun yakın takibiyle uygulanmalıdır.


Klasik Ketojenik Diyet (KKD), Orta Zincir Trigliserit (MCT) Diyeti, Modifiye Atkins Diyeti (MAD), Düşük Glisemik İndeks Tedavisi (DGİT) gibi 4 ayrı beslenme yöntemi bulunan ketojenik diyet; uygulama ve hazırlığından önce diyetisyenin, ailenin sosyoekonomik, sosyokültürel ve besin tercihlerini iyi tahlil edilmesi şarttır. Hastanın geniş çaplı bir beslenme öyküsü alınmalı ve uygun beslenme seçeneği belirlenerek kademeli olarak başlanmalıdır."


Gerekli koşulların sağlanması ve sıkı takibinin yapılmasıyla dirençli epilepsisi olan çocuklar için ketojenik diyetin olumlu sonuçlar getirdiğini belirten Prof. Dr. İlknur Erol, şunları kaydetti:


“Diyetin, uzun süre takip edildiği çalışmalarda; 1/3’ünün yüzde 90’dan daha fazla nöbet kontrolü sağladığı ve bu çocukların yarısının nöbetlerinden tamamen kurtulduğunu bildirmiştir. Bir diğer 1/3’ünde ise nöbet sayısında yüzde 50’den daha fazla azalma göstermiştir. Geri kalan 1/3’ü ise diyetin etkisizliğine ya da zorluğuna bağlı olarak devam etmektedir. Kliniğimizde bu konuda uzman çocuk nöroloji uzmanları, çocuk beslenme ve diyetisyenleri ile koordineli çalışarak birçok hastamızdan olumlu geri dönüşler almaktayız.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Bu laleleri gözleri gibi koruyorlar Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi Değişören mahallesi, ilkbaharla birlikte çiçek açan ve yörede ‘Turşail’ olarak isimlendirilen ters lalelerle süslendi. Nadide bitkiye çok değer veren yöre halkı tarafından laleleri adeta gözleri gibi korunuyor. Bazı bölgelerde "Ağlayan gelin" ya da "Hüzün çiçeği" olarak da bilinen endemik tür ters laleler, kanunen koruma altında da bulunuyor. Türkiye genelinde 43 türü bulunan ve bunlardan 20’si endemik olan laleyi koparanlara 700 bin liralı cezai işlem uygulanacağı belirtilerken Değişören mahallesi halkı, bu bilinçle hareket ediyor. Her yıl nisan ve mayıs aylarında çiçek açan laleler, kısa ömürlerinde renkleri ve duruşları ile çevresine büyük güzellik katıyor. Mahalle sakinlerinden Selami Özdemir, ters lalelerinden açması ile geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu ilkbaharda da mutlu olduklarını anlattı. Gerek kendiliğinden yetişen ve gerekse soğanları ile sayıları artan lalelerin uzun yıllardır köy mezarlığı başta olmak üzere birçok evin bahçesinde, çevrede yetiştiğini anlatan Özdemir, "Biz bu lalelerin kıymetini elbette biliyoruz. Bu laleler mahallemize ayrı bir renk katıyor. Koparmanın cezasını da biliyorum, ama zevkle koruyoruz. Her yıl yaklaşık 20 günlük bir sürede mahallemizin birçok yeri bu laleler ile süsleniyor. Eskiden köy içinde daha fazla vardı, ama bu yıllarda sayılarında bir azalma var. Biz yöremizde bu laleye ‘Turşail’ ismini veriyoruz" dedi.