SAĞLIK - 04 Eylül 2024 Çarşamba 10:03

Menopoz hastalık değil, kadın sağlığında yeni bir dönem

A
A
A
Menopoz hastalık değil, kadın sağlığında yeni bir dönem

Dr. Gürhan Poçan, menopoz öncesinde kadınların erkeklere göre 4 kat daha az kalp damar hastalığı ile karşılaşırken menopoz sonrası dönemde bu avantajlarını kaybettiklerini söyledi.


Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Aile Hekimliği Anabilim Dalı’ndan Dr. Gürhan Poçan, menopozun bir hastalık değil kadın sağlığıyla ilgili bir husus olduğuna vurgu yaparak açıklamalarda bulundu.


Dr. Gürhan Poçan, bu dönemde kadınların karşılaştıkları şikayetler veya menopoza ilişkin algıları nedeniyle doktora geldiklerini belirterek, “Bizim açımızdan birtakım tarama testlerini yapma fırsatı oluşur. Son adetin üzerinden yaklaşık 12 ay kadar geçtikten sonrası menopoz dönem kabul edilir. Birdenbire gerçekleşmez, yaklaşık bir veya iki yıl süren belli bir geçiş süreci söz konusudur. Bu süreç içerisinde adet periyotlarında öncelikle biraz kısalmalar arkasından uzamalar gibi değişiklikler olur. Bu dönemde ateş basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları gibi şikayetler ortaya çıkmaya başlar” dedi.


Poçan, menopoz sonrası dönem ile menopoz öncesi dönem arasındaki en önemli farkın kalp damar hastalıkları olduğunu kaydederek, “Menopoz öncesinde kadınlar erkeklere göre 4 kat daha az kalp damar hastalığı ile karşılaşırken menopoz sonrası dönemde bu avantajlarını kaybederler. İkinci olarak günlük konuşma dilinde kemik erimesi olarak ifade edilen osteoporoz (kemik dokusunun gücünü kaybetmesi) ve kırık ile karşılaşılma riskidir. Bir başka konu ise 50 yaşından itibaren kadınların karşılaştıkları birtakım kanser riskleridir. Kadınlar hem menopoz sonrası metabolik değişiklikler sebebiyle hem de sosyal hayatlarındaki birtakım değişiklikler nedeniyle kilo almaya eğilimli hale gelebilirler ve bu dönemde obezite riski oluşabilir” diye konuştu.



Menopoz sonrası dönemde karşılaşılan kanamalar önemsenmeli


Menopoz sonrası kanamanın altı çizilmesi gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Dr. Gürhan Poçan, “Menopoz sonrası dönemde yani adetin kesilip, üzerinden bir yıl geçtikten sonra karşılaşılan kanamalar önemsenmeli ve altta yatan önemli bir hastalık var mı diye mutlaka araştırılmalıdır. Menopoz sonrası kanamaların bir kısmı kötü huylu hastalıklarla ilişkili olduğu görülmektedir. Tarama testlerinde öncelikle şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi kronik hastalıklara bakılmalı, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri uygulanmalıdır. Yılda en az bir kez tansiyon ölçülmelidir. Bunun dışında kadın kanserlerinden başta meme olmak üzere kanser tarama testleri yapılmalıdır. Ayrıca serviks kanseri için PAP SMEAR testi yapılmalıdır. Osteoporoz (kemik erimesi) açısından da riskler değerlendirilmelidir. Diğer bir konu hem erkekler hem de kadınlarda 50 yaşından itibaren karşılaştığımız kalın bağırsak kanseri açısından tarama testlerinin muhakkak uygulanması önemlidir. 20 yıl kadar önce yayımlanan bir klinik araştırma ile tartışmalı hale gelse de hormon tedavisi günümüzde daha iyi tanımlanabilir hale gelmiştir. Menopoz sonrasında uygulanan 5 yıllık bir hormon tedavisi, özellikle ateş basmalarının ve genital atrofinin kontrol altına alınmasında çok etkilidir” diye konuştu.


Dr. Gürhan Poçan, menopozun toplumda olumsuz algılansa da menopoz sonrası dönem zannedildiği gibi bir yaşlanma süreci değil, aslında kadınların zihinsel ve bedensel olarak olgunluğa ulaştıkları, daha verimli hale geldikleri hatta bazı yönlerle daha bağımsız ve özgür oldukları bir dönem olduğunu ifade etti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Şimşek: "Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki büyük şoka rağmen Türkiye’deki rezervlerin yeterliliğine dikkat çekerek, "Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, finans zirvesinde ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel piyasalardaki belirsizliklere ve yüksek faiz ortamına dikkat çeken Bakan Şimşek, Türkiye’nin bu süreci pazar çeşitlendirmesi ve inşa edilen ekonomik tamponlar sayesinde başarıyla yöneteceğinin altını çizdi. "Programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Küresel ekonominin ve Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini ifade eden Bakan Şimşek, "Büyümede ivme kaybı riskiyle karşı karşıyayız. Kısa vadede belirsizlikler yüksek, küresel ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem. Faizlerin yüksek seyrettiği dönemde yüksek küresel borçluluk önemli bir sorun. Bugün gerçekten çok büyük bir şok söz konusu. Ancak biz programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Gelir dağılımında bu programla birlikte düzelme başladı. İş gücünün milli gelirdeki payı program döneminde ciddi şekilde arttı" ifadelerini kullandı. "Şok büyük ancak yönetilebilir, rezervimiz 5 ayı karşılıyor" Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları söyledi: "Şok büyük ancak yönetilebilir durumda. Çünkü biz bu şoklar için tamponlar inşa ettik. Kamuda ciddi tasarruf yaptık ve harcama disiplininde sonuç alıyoruz. Türkiye’de birçok anlamda rezerv yeterliliği devam ediyor. Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok." "Terörsüz Türkiye en büyük fırsat penceresi" Türkiye’nin kalkınma vizyonunda bölgesel gelişimin önemine değinen Bakan Şimşek, "Terörsüz Türkiye ülkemizin önündeki en büyük fırsat penceresi. GAP bölgesi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun Türkiye’nin yeni büyüme motorları olması lazım. Terörün gölgesinin ortadan kalkması ile bu bölge hızla koşacak ve Türkiye gelişmiş ülkelerle arayı kapatacak. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşümü de ıskalayamayız. Büyük ölçekli veri merkezleri yatırımları devam ediyor" dedi. Varlık barışı uygulamasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Şimşek, "Yurt içi ve yurt dışı varlıkların sisteme girmesini istiyoruz. Varlık barışında para sistemde uzun süre tutulursa vergi olmayacak. Bu varlıkları kendi şirketlerine sermaye olarak koyarlarsa yine vergi yok, bankalara mevduat olarak koyarlarsa vadesine göre vergi sıfıra kadar iniyor. Uygulama basit ve yatırımcı odaklı" şeklinde konuştu. "Yeni ticaret koridorlarının merkezinde Türkiye var" Son olarak geleceğe dönük iyimser beklentilerini koruduğunu belirten Şimşek, "Savaş sonrası petrol fiyatlarının düşeceğini öngörüyoruz. Savunma sanayinde muazzam bir teknolojik devrim var. Yeni enerji ve ticaret koridorları gündemde ve hepsinin merkezinde Türkiye var. Evet şoktan etkilendik ancak bunu yönetilebilir görüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’a Devlet Nişanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’a Türkiye Cumhuriyeti Devlet Nişanı tevcih etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki köklü kardeşlik ve dostluk ilişkilerine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Cezayir arasında 5 asra yaklaşan tarihi bağların her geçen gün güçlendiğini belirterek, "İkili ilişkilerimiz, kıymetli kardeşim Tebbun’un samimi destekleriyle Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır" dedi. 2023 yılında Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyarette ilişkileri stratejik seviyeye yükseltme kararı aldıklarını hatırlatan Erdoğan, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısının başarıyla tamamlandığını ve iş birliğini güçlendirecek çeşitli anlaşmalara imza atıldığını ifade etti. Cezayir’in bölgesinde önemli bir aktör haline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Tebbun’un dirayetli liderliği altında Cezayir’in bir yıldız gibi parladığını memnuniyetle görüyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine sağladığı katkılardan dolayı Tebbun’a Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek nişanı olan Devlet Nişanı’nı tevcih etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Tebbun ise kendisine takdim edilen nişandan dolayı teşekkür ederek, Türkiye ile Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesini temenni etti. Tören, iki liderin karşılıklı iyi niyet mesajlarıyla sona erdi.