SAĞLIK - 16 Temmuz 2024 Salı 09:40

Prof. Dr. Mertsoylu: “Kanserde başarı, kişiselleştirilmiş tedavi ile çok daha yüksek”

A
A
A
Prof. Dr. Mertsoylu: “Kanserde başarı, kişiselleştirilmiş tedavi ile çok daha yüksek”

Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Mertsoylu, kanser alanında son yıllarda yaşanan en büyük gelişmelerden birinin kişileştirilmiş tedavi yaklaşımları olduğunu kaydetti.


Medical Park Adana Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Mertsoylu, kanserde kişileştirilmiş tedavinin önemi hakkında bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Mertsoylu, “Birçok kanser alt tipinde neredeyse onkoloji rutinine girmiş olan özel moleküler ve genetik testlerle iki şeyi hedeflemektedir. Birincisi hastaya özel bir tedavi yöntemi olup olmadığıdır. İkinci olarak ise önleyici amaçlı verilmesi planlan kemoterapinin gerekip gerekmediğidir. Örneğin, kemoterapi gerektiğini düşündüğümüz erken evre meme kanserinde yapılan bazı testlerle hastanın kemoterapiden fayda görüp görmeyeceğini anlayabilir, birçok hastayı kemoterapiden ve kemoterapinin oluşturacağı olumsuz sonuçlardan artık kurtarabilmekteyiz” şeklinde konuştu.


“Herkesin kanseri kendisine özel bir hastalıktır”


Kişileştirilmiş tedavi yaklaşımlarından birinin de hedefe yönelik tedaviler ve immunoterapiler olduğunu ifade eden Mertsoylu, “Herkesin kanseri kendisine özel bir hastalıktır. Evresi ve patoloji raporu tamamen aynı olan iki hasta çok farklı yöntemlerle tedavi edilebilir. Bir hasta da nadir görülüp tespit edeceğimiz bir mutasyonu hedefleyen hap şeklinde bir ilaç kullanabilirken, başka bir hasta immünoterapi ve veya kemoterapiden daha fazla fayda görebilmektedir” açıklamalarında bulundu.



“Alk hedefleyici tedavi ile elde edilen başarı, kanserle mücadelede devrim niteliğinde”


“Hedefleyici tedavilerde geldiğimiz en son noktayı gösteren en son örnek alk mutasyonu pozitif akciğer kanserinde kullanılan bir ilacın elde ettiği başarıdır” açıklamasında bulunan Prof. Dr. Mertsoylu, şunları söyledi:


“Dünyanın en büyük onkoloji toplantısı olan ve ASCO 2024’de 5 yıllık sonuçları yayınlanan çalışmada metastatik evre IV solid kanserde bugüne kadar elde edilen en iyi yaşam sürelerine ulaşılmıştır. Hatta beyin metastazı olan ve eskiden çok ölümcül seyreden hastalarda bile oldukça iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bu kadar kötü seyirli bir hastalık grubunda 5 yılın sonunda hastaların çoğu hastalıklarında ilerleme olmadan hayatlarına devam etmektedir.”


Mertsoylu, eskiden yaşam süresi aylar ile belirtilen bir hastalıkta Alk hedefleyici tedavi ile elde edilen başarının kansere karşı mücadelede devrim niteliğinde bir sonuç olduğunu vurgulayarak, “Bu durum akciğer kanserinin kronik bir hastalık haline gelmesine katkı sağlamıştır. Artık bazı hasta gruplarında vücuda dağılmış kansere rağmen elde edilen yaşam süreleri bazı kronik böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği hastalarının yaşam süresinden daha uzundur” dedi.



“Genomik inceleme genetik değişiklikleri tespit etmeye yardımcı oluyor”


Günümüzde yapılan ve giderek daha sık kullanılan hastaya özel yapılan ayrıntılı genomik incelemenin, hastalığın gelişmesine neden olabilecek tüm genetik değişiklikleri tespit etmeye yardımcı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mertsoylu, “Bu testler yaygınlaştıkça kanseri giderek daha iyi tanımakta ve hedefe yönelik tedaviler geliştirerek hemen hemen tüm kanserlerde alk pozitif akciğer kanserinde elde edilen başarıya benzer sonuçlar elde etmek için çalışmalar devam etmektedir” diye konuştu.



“Kanser tedavisinde ilerlemeler kapsamlı çalışmalar sayesindedir”


Gelişmelerin çok umut verici olduğunu ancak tüm ileri evre tüm kanser hastaları için bu başarılı sonuçları elde etmenin uzun ve zorlu süreçler gerektireceğinin altını çizen Prof. Dr. Mertsoylu, “Günümüzde tüm kanser hastalarının ancak yüzde 5 civarının hedefleyici tedaviden, yüzde 15-20 civarının ise immonoterapiden fayda görebildiğini düşünürsek yolumuz daha çok uzun. Bu ilaç gelişimleri için de en önemli konu yeni yapılacak ve yapılmakta olan klinik çalışmalardır. Klinik çalışmalar kanserin biyolojisi, yayılma mekanizmaları, direnç gelişme üzerinde önemli bilgiler sağlar. Bu bilgiler kanserin daha iyi anlaşılması ve tedavi stratejisi geliştirmede çok önemlidir. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nın onay ve teşviki ile birçok ilde ve birçok merkezde yürüyen onkoloji alanında klinik çalışmalar yapılmaktadır. Klinik çalışmaya katılmak hem daha ülkemizde geri ödemeye alınmamış güncel standart tedavilere ulaşmak hem de yıllar sonra kullanıma girecek bir ilaca erken ulaşmak için imkân sağlar. Kanser tedavisinde ilerlemeler büyük ölçüde bu kapsamlı çalışmalar sayesindedir” şeklinde konuştu.


Prof. Dr. Mertsoylu, “Sonuç olarak bu hastalık ile mücadele eden biriyseniz, doktorunuzdan kişileştirilmiş tedavilerin size uygunluğu, yapılabilecek ayrıntılı ileri genetik incelemeler ve katılabileceğiniz ulaşılabilir klinik çalışmalar hakkında bilgi alabilirsiniz. Tüm hastalarımıza ve yakınlarına sağlıklı, mutlu bir ömür diliyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Mersin Mersin’deki fabrika yangınına köpüklü müdahale Mersin’de 1 işçinin hayatını kaybettiği yağ üretim ve enerji depolama tesisindeki yangına köpüklü müdahale gerçekleştirildi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu tanktaki alevlerin büyük bölümü kontrol altına alınırken, bölgede soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Edinilen bilgiye göre olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi. Yangının kontrol altına alınabilmesi için Adana ve Niğde’den de takviye itfaiye ekipleri gönderildi. Ayrıca Mersin’in çeşitli ilçelerinden destek ekipleri bölgeye yönlendirildi. Tanktaki benzin nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmaları güçlükle yürütüldü. Akşam saatlerinde yangına köpükle müdahale edilirken, tanktaki alevlerin kısmen söndürüldüğü ve bölgede yoğun şekilde soğutma çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü, olayla ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi.