EKONOMİ - 23 Mayıs 2026 Cumartesi 11:32

Sunar Yatırım’dan sürdürülebilirlik vurgusu: "Üretimin geleceği dönüşümde"

A
A
A
Sunar Yatırım’dan sürdürülebilirlik vurgusu: "Üretimin geleceği dönüşümde"

Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Sürdürülebilir üretim bizim için verimlilik, düşük karbon ve döngüsel ekonomi ekseninde şekillenen bütüncül bir dönüşüm modelidir" dedi.


Türkiye’nin tarıma dayalı en köklü sanayi gruplarından biri olan Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Yeşil İş Platformu’nun COP31 çerçevesinde Adana’da düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katılarak, sanayideki dönüşümün üretimin geleceği üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sanayide karbon azaltımı, enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi ve yeşil finansman başlıkları ele alındığı konferansta Çomu, Sunar Yatırım’ın entegre üretim modeli, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve biyoendüstriye dönüşüm stratejilerini de paylaştı.


"Çukurova’dan dünyaya uzanan biyoendüstri yolculuğu"


Konuşmasında Sunar Yatırım’ın dönüşüm hikayesini anlatan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, şirketin üretim modelini anlatarak, "Sunar Yatırım olarak yapımızı Çukurova’dan dünyaya uzanan entegre bir biyoendüstri yolculuğu olarak görüyoruz. 1974 yılında başlayan üretim serüvenimiz bugün 6 kıtaya yayılan, 120’den fazla ülkeye ihracat yapan bir yapıya dönüştü. Bizim yaklaşımımız yalnızca tarımsal hammaddeleri işlemek değil; onları gıda, kimya, ilaç ve biyoplastik gibi farklı alanlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmektir" dedi.


Çomu konuşmasında, sürdürülebilirliğin şirket stratejisinin merkezinde yer aldığını vurgulayarak, üretim kararlarının artık yalnızca ekonomik değil, çevresel etkileri de dikkate alacak şekilde şekillendiğini ifade etti.


"Entegre yapı ile çevresel etkiyi azaltıyor, verimliliği artırıyor"


Mustafa Nuri Çomu, entegre yapıları sayesinde aynı tarımsal hammaddenin gıda, kimya, ilaç ve biyoplastik gibi farklı alanlarda katma değerli ürünlere dönüştürülebildiğini, böylece hem kaynak verimliliğinin artırıldığı hem de döngüsel ekonomi yaklaşımının üretim süreçlerine entegre edildiğini söyledi. Çomu, sürdürülebilir üretim yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde, "Sürdürülebilir üretim bizim için verimlilik, düşük karbon ve döngüsel ekonomi ekseninde şekillenen bütüncül bir dönüşüm modelidir. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık geri kazanımı ve ambalaj optimizasyonu gibi tüm süreçlerimizi birbirine entegre bir sistem olarak ele alıyor; üretimimizi hem çevresel etkiyi azaltacak hem de verimliliği artıracak şekilde sürekli geliştiriyoruz" ifadelerini kullandı.


2027’de tesislerin tüm elektrik ihtiyacını kendi GES santrallerinden karşılayacak


Konferansta Sunar Yatırım’ın sürdürülebilirlik stratejisine de değinilerek, şirketin yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği çalışmaları ve döngüsel üretim yaklaşımını üç ana eksende yürütüldüğü ifade edildi. 41,5 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi yatırımlarının bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olduğu belirtildi. 2025 yılı itibarıyla gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu sağlandığı ve 3.529 ton karbon salımının önlendiği paylaşıldı. Ayrıca 36 ambalaj optimizasyon projesiyle plastik kullanımının azaltılması ve kaynak verimliliğinin artırılması yönünde önemli ilerleme kaydedildiği ifade edildi. İleri biyolojik atıksu arıtma sistemleri ve biyogaz üretimi uygulamalarıyla da suyun yeniden kullanımının sağlandığı ve atıkların enerjiye dönüştürülerek üretim süreçlerine geri kazandırıldığı aktarıldı. 2025 yılı itibarıyla tükettiği elektriğin yüzde 50’sini kendi güneş enerjisi santrallerinden (GES) karşılamaya başlayan şirket, 2027 yılına kadar üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerinden karşılamayı; karbon salınımını da 2027’ye kadar yüzde 50, 2030’a kadar ise yüzde 75 azaltmayı hedefliyor.


"Petrol bazlı plastiklere alternatif olan biyobozunur biyopolimerleri, sanayiyle uyumlu, üretim hatlarına entegre edilebilir bir teknoloji olarak ele alıyoruz"


Konferansta Sunar NP’nin biyoplastik alanındaki çalışmaları, sanayi ölçeğinde uygulanabilirlik ve dönüşüm kapasitesi açısından da değerlendirildi. Bu kapsamda Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklerin gelecekteki üretim modelleri içindeki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Çomu, biyoplastik dönüşümünü "alternatif bir ürün geliştirme süreci" olarak değil, doğrudan sanayinin üretim altyapısını etkileyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak tanımladı. Bu çerçevede Sunar NP’nin geliştirdiği çözümlerin yalnızca çevresel fayda değil, aynı zamanda mevcut endüstriyel sistemlerle uyumlu çalışabilirlik hedefi taşıdığını vurguladı. Çomu, "Plastik tartışması bugün dünyada çok kritik bir noktaya geldi. Ancak burada önemli olan, her malzemenin aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğidir. Sunar NP olarak biz, petrol bazlı plastiklere alternatif olarak geliştirilen biyobozunur biyopolimerleri yalnızca çevresel bir çözüm değil, sanayiyle uyumlu, üretim hatlarına entegre edilebilir bir teknoloji olarak ele alıyoruz" dedi.


"Dönüşüm artık bir tercih değil, sanayinin kaçınılmaz yönüdür"


Biyoplastik üretiminde en kritik unsurun üretim süreçlerinin sürekliliğini ve verimliliğini koruyabilmek olduğunu söyleyen Çomu, geliştirilen ürünlerin mevcut üretim hatlarında kullanılabilir, proses stabilitesi sağlayan ve ölçeklenebilir yapıda tasarlandığını belirtti. Sunar NP’nin W-Natural ürün grubunun ambalaj, e-ticaret, perakende ve endüstriyel uygulamalarda yaygın şekilde kullanıldığına dikkat çekildi. Bu ürünlerin 90 ila 180 gün içerisinde biyolojik olarak çözünerek mikroplastik oluşumunu engellediği ve böylece döngüsel ekonomi yaklaşımına doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Çomu, biyoplastiklerin gelecekteki rolüne ilişkin değerlendirmesinde "Biz biyoplastikleri yalnızca çevre dostu bir alternatif olarak değil, geleceğin üretim standardını şekillendiren temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Bu dönüşüm artık bir tercih değil, sanayinin kaçınılmaz yönüdür" ifadelerini kullandı.


Konferansta Sunar Yatırım’ın tarımdan biyoendüstriye uzanan entegre üretim modeli, sürdürülebilir sanayi dönüşümüne yönelik örnek yaklaşımlar arasında gösterildi.



Sunar Yatırım’dan sürdürülebilirlik vurgusu: "Üretimin geleceği dönüşümde"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çankırı Çankırı’da ihracat Nisan ayında 45 milyon 700 bin dolar oldu Türkiye İstatistik Kurumu tarafından verilen bilgiye göre, Çankırı’da 2026 yılı Nisan ayında ihracat 45 milyon 700 bin dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) ‘Dış Ticaret İstatistikleri’ni açıkladı. Paylaşılan verilere göre, 2026 yılının Nisan ayında Çankırı’dan yapılan ihracat 45 milyon 700 bin dolar oldu. Gerçekleşen ihracatın ISIC Rev4 ürün sınıflamasına göre dağılımı incelendiğinde ilk sırada 33 milyon 655 bin dolar ile "iç ve dış lastik imalatı" ürün grubu bulundu. Bu ürün grubunu 8 milyon 113 bin dolar ile "makarna, şehriye, kuskus vb. unlu mamullerin imalatı" ve 832 bin dolar ile "öğütülmüş hububat ve sebze ürünleri imalatı" ürün grubu takip etti. Nisan ayında Çankırı’dan ISIC Rev4 sınıflamasına göre 38 farklı ürün grubundan ihracat gerçekleşti. Nisan ayında Çankırı’dan 75 farklı ülkeye ihracat yapılmış olup ilk sırada 11 milyon 319 bin dolar ile Almanya yer aldı. En fazla ihracatın gerçekleştiği ikinci ülke 5 milyon 881 bin dolar ile Birleşik Krallık olurken üçüncü sırada 5 milyon 123 bin dolar ile Macaristan bulundu. Çankırı’nın 2026 yılı Nisan ayındaki ithalatı ise 15 milyon 852 bin dolar oldu. 36 farklı ürün grubunda gerçekleştirilen ithalatta ilk üç sırada, 3 milyon 411 bin dolar ile "tahılların (pirinç hariç), baklagillerin ve yağlı tohumların yetiştirilmesi" ürün grubu, 2 milyon 925 bin dolar "diğer çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi" ve 2 milyon 253 bin dolar ile "diğer özel-amaçlı makinelerin imalatı" ürün grubu yer aldı. Nisan ayında 32 farklı ülkeden Çankırı’ya yapılan ithalatta ise ilk sırada 3 milyon 778 bin dolar ile Rusya Federasyonu yer aldı. İkinci sırada 2 milyon 607 bin dolar ile Çin, üçüncü sırada 1 milyon 165 bin dolar ile Kotdivuar takip etti. Öte yandan, Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı Çankırı’da yüzde 288,3 oldu.
Bursa Anket sonuçlandı, belediye heykeli kaldırma kararı aldı Bursa’nın Nilüfer ilçesi 23 Nisan Mahallesi’nde bulunan bir parka yerleştirilen heykel, mahalle sakinlerinin tepkisini çekti. Tepkilerin ardından 23 Nisan Mahallesi Muhtarı Sevda Bayraktar tarafından sosyal medya üzerinden vatandaşların görüşünü almak amacıyla bir anket düzenlendi. Anket sonucunda vatandaşların büyük genelinin heykelin kaldırılması yönünde oy kullandığı belirtildi. Bunun üzerine Nilüfer Belediyesi’nin heykelin kaldırılmasına karar verdiği açıklandı. Muhtar Sevda Bayraktar ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Sizlerle yaptığımız anket ile park alınına konan bu alanın konseptine uymayan yüzde 97 ile kaldırılması talebine karşılık Nilüfer Belediyesi tarafından kaldırılmasına karar verilmiştir. Bir sanat eserine sanatçıya karşı değiliz. Bu heykelin bulunduğu yerin konseptine uygun olmadığını düşünüyorum. Bu karar Nilüfer Belediyesi Başkanı Şadi Özdemir’in ’ortak akıl ile yönetiyoruz’ söylemine de uygun oldu. Keşke daha önce bizlerede danışılsaydı. Parkımız ile ilgili en acil taleplerimiz kuruyan ağaçların değiştirilmesi ve ilave çöp kovalarının konulması yinede bizlere kulak veren Nilüfer Belediyesi Kültür Sanat müdürlüğüne teşekkür ederiz." Heykelin kaldırılması kararı sosyal medyada da geniş yankı uyandırırken, olay kamusal alanlara yerleştirilen sanat eserlerinde vatandaş görüşünün ne kadar belirleyici olması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şule Senin Hikayen" dizisinin galasına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türkiye’nin uluslararası dijital platformu tabii’nin yeni orijinal dizisi Şule Senin Hikayen’in galasına katıldı. Edebiyat ve düşünce dünyamızın öncü isimlerinden Şule Yüksel Şenler’in hayat hikayesini anlatan Şule Senin Hikayen, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen galayla izleyicilerin beğenisine sunuldu. TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen galaya; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şule Yüksel Şenler Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Grup Başkan Vekili ve Şule Yüksel Şenler Vakfı Başkanı Leyla Şahin Usta, milletvekilleri, TRT yönetimi, dizinin oyuncu kadrosu, yapım ekibi ile sanat ve medya dünyasından çok sayıda isim katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan galayı birlikte izledi Dizinin ilk iki bölümünün gösterildiği galada birçok sahne katılımcılardan uzun süre alkış aldı. Gösterimin ardından sahneye çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yazar Şule Yüksel Şenler’in portresinin yer aldığı bir tablo hediye edildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran gala programının ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada "Şule Senin Hikayen" dizisinin Türkiye’nin hikayesi olduğunu belirterek, "Türkiye’de kadın olmanın, başörtü takmanın nasıl bir hikayesi olduğunu, acılarıyla, sevinçleriyle bize gösteren çok önemli bir dizi. Şunu söylemem lazım; Türkiye’de özgürlüğün, hep birlikte yaşamanın, farklılıkların bir arada olmasının da sembolü bu hikaye. Hepimizin hikayesi, Türkiye’nin hikayesi. Dolayısıyla emeği geçen herkesi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Gala programının İstanbul’un fethinin yıl dönümüne yakın bir zamanda yapılmasını güzel bir tevafuk olarak nitelendiren Duran, "Malum, dizideki önemli kavramlardan bir tanesi de tevafuktu. İşte hem İstanbul’un fethi, Ayasofya’nın daha sonra özgürleşmesi ve başörtüsüne özgürlük, bunların hepsinin bir araya geldiği çok güzel bir semboller tevafuku oldu" dedi. Türk sinema sektörünün çok başarılı işlere imza attığını dile getiren Duran, şöyle devam etti: "Tüm dünyada, bakan yardımcısı olarak yaptığım seyahatlerde de gördüm. Dünyanın değişik yerlerinde Türk sinema ve dizi endüstrisinin ürünleri çok ilgi görüyor. Bunların bir kısmı tarihiyle ilgili, bir kısmı İstanbul’la ilgili, bir kısmı Türkiye’mizin farklılıklarıyla ilgili, hepsi çok ilgi görüyor. Türkiye’nin hikayesi bütün kıtaların birleştiği yerde, kendi medeniyet birikimine sahip çıkarak ama dünyayla da yüzleşerek dünyaya Türkiye’de verilen mesajın iletilmesi açısından çok önemli." "Bütün farklılıklarımızla, bu toprakların bütün zenginlikleriyle hep beraberiz, hep birlikteyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, "Dünya beşten büyüktür." ve "Daha adil bir dünya mümkün." diyerek aslında bütün insanlığa seslendiğine işaret eden Duran, kendilerinin de Türkiye’de böyle bir vizyonu gerçekleştirmeye çalıştıklarını belirtti. Duran, bu çerçevede TRT’nin söz konusu yapımının da buna işaret ve hizmet ettiğini anlatarak "Biz, bütün farklılıklarımızla, bu toprakların bütün zenginlikleriyle hep beraberiz, hep birlikteyiz. Bunu gösteren, aslında acılara yer olmadığını, birbiriyle kucaklaşarak ne kadar mutlu ve geleceği parlak bir ülke olduğumuzu gösteren çok önemli bir yapım oldu. Elbette bunlar mücadelelerle ortaya çıkıyor. Bir başörtüsü mücadelesi olarak bunun ne kadar değerli olduğunu, dışlamadan, kucaklayarak kendi insanımıza neler söyleyebileceğimizi, bu ortak hikayemizi anlattığı için başarılı bir yapıt olarak buluyorum." diye konuştu. "Şule Yüksel Şenler başörtü mücadelesinde çığır açmıştır" Gösterim öncesi basın mensuplarına açıklama yapan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, tabii platformunda yer alan her yapım gibi Şule Senin Hikayen dizisinin hazırlık sürecinin de titizlikle yürütüldüğünü ve yoğun bir emek sonucu ortaya çıktığını söyleyerek, "tabii platformunda maceradan aksiyona, komediden distopyaya, tarihten dramaya kadar 60’ın üstünde yapım mevcut. Aslında bu yapımların ortak özelliği, fikrini ve hikayesini bu topraklardan alıyor olması. Ülkemizin, maneviyatımızın, kültürümüzün nice kahramanına nice hikayesine bu yapımlarda yer verdik. Şule dizisi de bu yaklaşımımızın, bu anlayışımızın en somut yansımalarından biridir" dedi. Şule Yüksel Şenler’in bilgi ve birikimi, duruşu, güçlü kalemi ile 1960’lar, 1970’ler Türkiye’sinin kasvetli iklimine güçlü bir soluk verdiğini aktaran Sobacı, "Özellikle muhafazakar dindar genç kızların kamusal alanda var olma mücadelesini bambaşka bir noktaya taşımıştır. Fikrini ifade etmekten hiçbir zaman çekinmemiştir, inandığı değerleri ortaya koymaktan, temsil etmekten hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Tabii o dönemi koşullarını düşündüğümüzde bunları yapabilmek de kolay değildi. Şule Hanım bu profili çizerken aslında çok büyük baskılara, karalamalara maruz kalmıştır. Cezaevine gönderilmek de dahil olmak üzere ağır bedeller ödemiştir ama yürüdüğü yoldan asla geri adım atmamıştır. Şehir şehir dolaşıp genç kızlarla buluşmuştur ve deyim yerindeyse başörtüsü mücadelesinde çığır açmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye’de hedefe oturtulan ve önü kesilmek istenen en önemli isimlerden birisi de Cumhurbaşkanımızdır" Türkiye’de Şule Yüksel Şenler gibi zarif bir münevverin bile hedef tahtasına oturtulduğu dönemler olduğundan bahseden Sobacı, "Toplumun büyük kesiminin fikirleri, kılık kıyafeti, yaşam tarzı itibari ile ötekileştirildiği, milli ve manevi değerleri ile barışık olmayan vesayetçi bir zihniyetin, topluma istikamet çizmek istediği dönemleri tecrübe etmişizdir. Aslında önü kesilmek istenen, hedefe oturtulan Türkiye’de en önemli isimlerden biri de zaten Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan‘dır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Emine Erdoğan Hanımefendi’nin teşrifleri galamıza başka bir anlam yüklemektedir. Ben kendilerine, Zat-ı Devletleri’ne ve Hanımefendi’ye teşriflerinden dolayı şükranlarımı arz ediyorum, yine bu vesileyle Şule Yüksel Şenler Hanımefendi’yi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum." şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkan Vekili ve Şule Yüksel Şenler Vakfı Başkanı Dr. Leyla Şahin Usta ise rol model olmuş bir ismin hikayesini ekranlara taşıdığı için TRT’ye ve tabii’ye teşekkür etti. Şenler’in Türkiye’nin tarihinde çığır açtığını, Müslüman kadının toplumsal kimliğiyle var olma mücadelesini anlattığını aktararak, "1950’li yılların Türkiye’sinde tek başına bir kadın olarak mücadele vermiş, pek çok erkeğin yapamadığını tek başına, yanında sadece ailesinden fertler ile hedeflerini ve ideallerini hayata geçirmiş kıymetli bir isim kendisi. Şule Hanım’ın bir ayrı özelliği de Emine Erdoğan Hanım Efendi ile gençlik yıllarında çok yakın bir arkadaşlıklarının olmuş olması ve sivil toplum kuruluşlarında birlikte çalışmış olmaları. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Erdoğan Hanım Efendi’nin hayatlarının kesişmesinde ve birleşmesinde de büyük bir rol oynamış kıymetli bir isim" dedi. Şule Senin Hikayen oyuncuları hazırlık süreçlerine dair konuştu Dizinin başrollerinden Yıldız Çağrı Atiksoy basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "En başta onu gerçek hayatta tanıyan insanlardan günlerce dinlemekle, derneği ziyaret etmekle başladık. İzlediğinde bence herkesin hikayesi olduğunu zaten seyircimiz de anlayacak. Gücü, azmi, mücadelesi, milyonlarca kadına olan desteği, istihdamı, yolunu aydınlatması hepsi beni çok etkiledi" dedi. "Özge Karlıgil" karakterini canlandıran İlayda Alişan, dizide Şule Yüksel Şenler’in Özge’nin hayatına dokunuşunu görülebileceğine değinerek, "Onun hayatındaki etkilerini izleyeceğiz. Değişimini, dönüşümünü izleyeceğiz. Gerçekten çok güçlü bir kadın ve çoğu kadının yanında durmuş, birçok şeyi günümüze kadar başarılarına taşımış birisi. Umarım bizler de onun gibi kendi hayatımızda güçlü kadınlar olmayı başarabiliriz" sözlerini paylaştı. "Kerem Karay" karakterini oynayan Alp Navruz, kariyerinde istediği bir karakteri canlandırdığını ifade derek, dijital bir platformda yayınlanmasından duyduğu memnuniyeti belirtti.
Ankara Türkiye’nin Afrika’daki deniz gücü Senegal’de görev başında Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait Deniz Karakol uçakları, Senegal hava sahası ve deniz yetki alanlarında yürüttüğü keşif-gözetleme faaliyetlerinde 76 sorti ve 358 saati aşan uçuş gerçekleştirdi. Topel’den Dakar’a uzanan uzun menzilli intikal göreviyle Türkiye’nin Afrika’daki savunma ve deniz güvenliği iş birliği sahada bir kez daha gösterildi. Türk Deniz Kuvvetleri’nin Senegal hava sahası ve deniz yetki alanlarında yürüttüğü keşif-gözetleme faaliyetleri aralıksız sürüyor. Türkiye’nin Afrika’daki savunma iş birliği, deniz güvenliği ve bölgesel istikrara katkı faaliyetleri kapsamında görev yapan Deniz Karakol unsurlarının, 18 Mayıs 2026 tarihinde icra ettiği keşif-gözetleme uçuşunu emniyetle tamamladığı öğrenildi. Son faaliyetle birlikte bölgede gerçekleştirilen toplam uçuş miktarı 76 sorti ve 358 saati aşarken, uçuş sırasında rutin faaliyetler dışında herhangi bir olağan dışı durum tespit edilmedi. Topel’den Dakar’a uzanan uçuş Faaliyet kapsamında Senegal Deniz Hava Birlik Komutanlığındaki uçak değişim süreci de dikkat çekti. Donanma Komutanlığına bağlı Deniz Karakol uçağı, 16 Mayıs tarihinde Kocaeli’de bulunan Topel Deniz Hava Ana Üs Komutanlığından kalkış yaptı. Uçak, İspanya’daki Rota ve Gran Canaria meydanlarında gerçekleştirilen yakıt ikmallerinin ardından Senegal’in başkenti Dakar’a intikal etti. Görevde bulunan diğer Türk unsuru tarafından Moritanya-Senegal hava sahası sınırında havada karşılanan uçak, daha sonra Dakar’a kol uçuşu düzeninde iniş gerçekleştirdi. Faaliyet kapsamında fotoğraf ve video çekimleri de yapıldı. Uzun menzilli intikal faaliyetinin, Türk Deniz Kuvvetleri’nin uzak coğrafyalarda kesintisiz görev icra kabiliyetini bir kez daha ortaya koyduğu değerlendiriliyor. Devir-teslim faaliyetleri sürüyor Bölgede görev yapan her iki Deniz Karakol uçağının da faal durumda olduğu belirtilirken, görev devir-teslim faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiği ifade edildi. Bu kapsamda görevi devreden ve devralan uçuş ekiplerinin müşterek katılımıyla standart görev uçuş profili, meydan paternleri ve çevre tanıma faaliyetlerini kapsayan bir uçuşun icra edilmesinin planlandığı öğrenildi. Senegal’de görev yapan Türk Deniz Karakol unsurlarının operasyonel temposunu koruduğu, uçuş emniyeti ve operasyonel sürekliliğin ön planda tutulduğu belirtilirken, personel ve materyal açısından faaliyetleri etkileyen kritik bir sorun bulunmadığı kaydedildi. Senegal Deniz Hava Birlik Komutanlığının verilecek her göreve hazır durumda olduğu vurgulandı. Afrika’da Türkiye’nin savunma iş birliği dikkat çekiyor Senegal’de yürütülen hava-deniz gözetleme faaliyetlerinin yalnızca teknik bir görev olmanın ötesinde, Türkiye’nin Afrika’daki dost ve müttefik ülkelerle geliştirdiği savunma iş birliği, deniz emniyeti ve müşterek çalışabilirlik kapasitesinin sahadaki yansımalarından biri olduğu değerlendiriliyor. Bölgedeki faaliyetlerin, Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaşırı bölgelerde kesintisiz görev icra kabiliyetini ortaya koyduğu belirtilirken, Afrika ülkelerinin Türkiye ile savunma ve güvenlik alanında geliştirilen iş birliklerine yönelik artan ilgiyi de gözler önüne serdiği ifade ediliyor.