ASAYİŞ - 19 Eylül 2024 Perşembe 13:02

2 kişinin yaralandığı kazada sürücülerden biri firar etti

A
A
A
2 kişinin yaralandığı kazada sürücülerden biri firar etti

Afyonkarahisar’da iki otomobilin çarpıştığı kazada 2 kişi yaralanırken, kazanın ardından araç sürücülerinden birisi olay yerinden firar etti.


Kaza, Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 03 VP 003 plakalı otomobil henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü A.T.’nin kullandığı 03 AT 673 plakalı araçla çarpıştı. Kazada A.T., ile birlikte yanında bulunan E.O., yaralandı. Kazanın ardından çevredekilerin haber vermesi ile bölgeye gelen sağlık ekipleri yaralanan 2 kişiyi ambulanslarla hastaneye kaldırdı. Kaza sonrası 03 VP 003 plakalı otomobil sürücüsünün olay yerinden firar ettiği öğrenilirken, kazayla ilgili polis tarafından inceleme başlatıldığı bildirildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de kurbanlıklarda kıran kırana pazarlıklar başladı Yaklaşan Kurban Bayramıyla Mersin’de kurban pazarlarında hareketlilik artarken vatandaşlarla besiciler arasında kıran kırana pazarlıklar başladı. Küçükbaş kurbanlıkların 15 bin ile 40 bin lira, büyükbaşların ise 140 bin ile 320 bin lira arasında satışa sunulduğu pazarda yoğunluğun arife günü daha da artması bekleniyor. Kurban Bayramı öncesinde kentte kurulan kurban pazarlarında hareketlilik her geçen gün artarken, yurdun çeşitli illerinden gelen besiciler alıcılarla buluşuyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren pazara gelen vatandaşlar bütçelerine uygun kurbanlık bulabilmek için hayvanları tek tek inceleyip satıcılardan bilgi alırken, pazarda zaman zaman kıran kırana pazarlıklar da yaşanıyor. Küçükbaş kurbanlıklar kilo ve cinsine göre 15 bin ile 40 bin lira arasında değişirken, büyükbaş hayvanların fiyatı ise 140 bin liradan başlayıp 320 bin liraya kadar çıkıyor. Yaklaşık bir haftadır pazarda olduklarını belirten Yunus Bak, "Müşterilerimiz yağıştan dolayı gelemediler. Artık bugünden itibaren iyi olacağını düşünüyoruz. Bayram tatilleri başladı. Müşterilerimizin kurbanlığını alacağını düşünüyoruz. Bizde 70 kilo ile 140 kilo arası Honamlı erkek çebiçler var. Fiyatlarımız 25 bin ile 40 bin lira arasında değişiyor" dedi. Satıcılardan Hüseyin Tuğrul ise küçükbaş kurbanlıkların 15 bin liradan başlayıp 40 bin liraya kadar çıktığını belirterek, "Kuzu, teke ve koçlarımız var. Geçen seneye göre bu yıl fiyatlarda yüzde 20-25 civarında artış var. Yağmurdan dolayı biraz gecikme oldu ama halk yavaş yavaş gelmeye başladı. Müşteri uygun almak ister, biz de emeğimizin karşılığını almak isteriz. İnşallah bu sene kurbanlıklarımızı bitireceğiz" diye konuştu. Kurbanlık alanlardan Ahmet Özdemir "İki tane aldık. 25-30 bin bandında fiyatlar bu sene fena değil. Pazarı gezdik, mal çok her bütçeye göre fiyat var" ifadelerini kullandı.
Denizli Binlerce yıllık Anadolu geleneği ‘Yağmur Gelini’ Denizli’de yaşatıldı Denizli’de düzenlenen 2. Dağmarmara Yağmur Gelini, Kekik ve Doğa Şenliği, Anadolu’nun köklü yağmur duası ritüellerini yeniden yaşatırken, dünyanın en kaliteli kekiklerinden birinin yetiştiği bölgenin üretim gücünü de gözler önüne serdi. ’Yağmur Gelini’ manileri, kekik tarlalarının kokusu, halk oyunları ve üreticiye verilen destek mesajları şenliğe damga vurdu. Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Dağmarmara Mahallesi’nde düzenlenen "2. Dağmarmara Yağmur Gelini, Kekik ve Doğa Şenliği", bölgenin kültürel mirasını ve tarımsal zenginliğini aynı çatı altında buluşturdu. Şenliğe Çal Kaymakamı Hatice Gamze Kuran, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, çevre ilçelerin belediye başkanları, kekik alımı yapan firmaların temsilcileri, sivil toplum temsilcileri ve yüzlerce vatandaş katıldı. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen doğa yürüyüşüyle başlayan etkinlikte, katılımcılar Dağmarmara’nın kekik kokulu yamaçlarında doğayla iç içe vakit geçirdi. Ardından mahalle meydanında kurulan alanda vatandaşlara yemek ikram edildi. Denizli Büyükşehir Belediyesi Çocuk Halk Dansları Topluluğu ile Tavas Belediyesi Halk Oyunları ekiplerinin sahne performansları büyük alkış aldı. Şenlikte Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık ve katılımcı belediye başkanlarının oynadıkları yöresel oyunlar, davetliler ve mahalle sakinleri tarafından alkışlandı. "Türkiye’deki kekiğin büyük bölümü bu topraklardan çıkıyor" Dağmarmara ve çevresinin Türkiye’deki kekik üretimindeki stratejik önemine dikkat çeken Dağmarmara Muhtarı Hüseyin Ünal ise kekiğin bölge insanı için yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını belirterek, "Çal’da üzüm neyse bu bölgede de kekik odur. Türkiye’de üretilen kekiğin çok büyük bölümü bu coğrafyada yetişiyor. Bu ürün sadece tarım değil, aynı zamanda halkın emeği, alın teri ve geçim kaynağıdır. Üreticinin kazandığı, emeğinin karşılığını aldığı bir düzen için çalışıyoruz. Kekik kokan bu topraklar bizim için bir yaşam mücadelesidir. Bu köy üretir, çalışır ve asla geri durmaz. Buradaki birliktelik, üreticinin ayakta kalma mücadelesinin göstergesidir" diye konuştu. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık da kekiğin dünya üretimindeki payına dikkat çekerek, Dağmarmara’nın düzenlediği bu etkinliğin bölge tanıtımı açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Üreticinin en büyük sorununun fiyat istikrarsızlığı olduğunu ifade eden Başkan Tatık, "Dünyanın kekiği burada üretiliyor ama üretici hâlâ hak ettiği güvenceye sahip değil" dedi. Binlerce yıllık Anadolu geleneği: Yağmur Gelini Şenliğin en dikkat çekici bölümü ise Anadolu’nun kadim ritüellerinden biri olan "Yağmur Gelini" geleneğinin yeniden canlandırılması oldu. Yöresel kıyafetler giyen çocuklar, süsledikleri çam dallarıyla protokol masalarını dolaşıp maniler söyleyerek yumurta topladı. Protokol üyeleri ise bereket ve şükür simgesi olarak çocukların başından aşağı su döktü. Kutluk Geçmişten Geleceğe Dağmarmara Kültür Sanat ve Eğitim Derneği Başkanı Hasibe Feza, yağmur gelini ritüelinin Anadolu’da binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu anlatarak, "Geçen yıl başlattığımız bu etkinlik aslında Anadolu’nun çok eski bir kültürel mirası. Araştırmalarımızda Hititler dönemine kadar uzanan kayıtlarla karşılaştık. Bu geleneği yaşatmak, kültürümüzü geleceğe taşımak istiyoruz" dedi. Şenlikte sahne alan Işıl Koç, Ramazan Ünlü ve Adnan Koparan konserleriyle vatandaşlar doyasıya eğlendi. Yağmur duasının, Anadolu kültürünün ve kekik üretiminin aynı potada buluştuğu Dağmarmara Şenliği hem bölgenin kültürel hafızasını canlı tuttu hem de üreticinin sesini duyurdu.
Diyarbakır Ergani’de enerji altyapısı güçleniyor: Dicle Elektrik’ten ilçeye 1.2 milyarlık yatırım Dicle Elektrik, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde enerji altyapısını güçlendirmek için 2026 yılı sonuna dek yaklaşık 1.2 milyar lira yatırım gerçekleştirmeyi hedefliyor. İlçede yürütülecek çalışmalarla 387 kilometrelik yeni dağıtım hattı kurulacak ve toplam 49 MVA gücünde trafo devreye alınacak. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Diyarbakır genelinde enerji altyapısını modernize etmeye yönelik projelerini sürdüren şirket, Ergani’de kapsamlı bir yatırım süreci başlattı. Planlanan çalışmalar ile hem şehir merkezi hem de kırsal bölgelerde enerji arz güvenliğinin artırılması hedefleniyor. 387 kilometrelik yeni dağıtım hattı inşa edilecek Diyarbakır genelinde bugüne kadar 18 milyar lirayı aşan yatırım gerçekleştiren Dicle Elektrik, 2026 yılı için planladığı yatırımın önemli bir bölümünü Ergani’ye ayırdı. İlçede yürütülecek çalışmalar kapsamında bir kısmı yeraltı olmak üzere toplam 387 kilometre uzunluğunda yeni dağıtım hattı inşa edilecek. Bununla birlikte 36 adet beton köşk, 36 adet köşk tipi trafo ve 9 adet havai tipi trafo tesis edilerek toplamda 49 MVA kurulu güç devreye alınacak. Ayrıca yatırım sürecinde 52 bin 300 metreküplük kazı çalışması gerçekleştirilecek. 10 ilçe merkezinde şebeke tamamen yenilenmiş olacak Ergani’de yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmede bulunan Dicle Elektrik İl Müdürü Uğur Yaka, il genelinde enerji altyapısının önemli ölçüde yenilendiğine dikkat çekerek, 9 ilçe merkezinde şebeke altyapısının tamamen yenilendiğini ve Ergani ile birlikte bu sayının 10’a çıkacağını ifade etti. Kırsal bölgelerde de kapsamlı yatırım sürecinin başlayacağını da vurgulayan Yaka, yapılan çalışmaların temel amacının abonelere daha kaliteli ve kesintisiz enerji sunmak olduğunu dile getirdi. 2 bin 263 adet yeni aydınlatma direği kurulacak Öte yandan, Dicle Elektrik, şebeke yenileme çalışmalarını aydınlatma altyapısıyla da destekliyor. Bu kapsamda ilçe genelinde 2 bin 263 adet yeni aydınlatma direği kurulacak. Bu yatırımlar sayesinde hem enerji altyapısının güçlendirilmesi hem de yaşam kalitesinin artırılması amaçlanıyor.
Gaziantep Gaziantep’te "Meme Kanseri Farkındalık Eğitimi" düzenlendi Gaziantep’te, Türk Cerrahi Derneği tarafından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğünün katkılarıyla, Roche İlaç Türkiye’nin sponsorluğuyla meme kanseri farkındalık ve eğitim programının üçüncüsü gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan uzmanlar, meme kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığına vurgu yaparak, kadınların düzenli tarama programlarına katılmasının yaşam süresini uzattığını ve tedavi başarısını artırdığını belirtti. Uzmanlar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ücretsiz tarama programları sayesinde meme kanserinin erken evrede tespit edilebildiğini ifade ederek, "Erken tanı sayesinde kadınların yaşam kalitesi korunabiliyor ve hastalık büyük ölçüde tedavi edilebiliyor" dedi. Program kapsamında kadınlara kendi kendine meme muayenesinin önemi, doktor kontrolü ve mamografi taramalarının gerekliliği anlatıldı. Katılımcılardan edindikleri bilgileri çevrelerindeki kadınlarla paylaşmaları istendi. Etkinlikte ayrıca Gaziantep’te kadınların tarama programlarına neden yeterince katılmadığına ilişkin görüş ve değerlendirmeler de ele alındı. Elde edilen verilerin Sağlık Bakanlığı’na sunulacak raporda değerlendirilerek çözüm önerileri geliştirileceği belirtildi. Konuşmalarda, Türkiye’nin ücretsiz meme kanseri tarama programları sayesinde birçok Avrupa ve Kuzey Amerika ülkesine göre avantajlı durumda olduğuna dikkat çekildi. Kadınlardan yılda en az bir kez mamografi taramasına katılmaları istendi. "Meme kanseri, hem ülkemizde hem de dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür" Programda konuşan Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, "Bugün burada Türk Cerrahi Derneği, Sağlık Bakanlığımız ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ortaklığında, Roche İlaç Türkiye’nin sponsorluğunda meme kanseri farkındalık ve eğitim programlarının üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Halkımızın desteği ve yoğun katılımı gerçekten bizleri çok mutlu etti. Meme kanseri, hem ülkemizde hem de dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Ülkemizde meme kanseri tarama programları Sağlık Bakanlığımız tarafından ücretsiz olarak gerçekleştirilmektedir. Bu sayede erken tanı koyduğumuz kadınlarda, yaşam süresini kısaltmadan ve yaşam kalitesini çok fazla etkilemeden tedavi olanağına sahip olabiliyoruz. Bu noktada Gaziantepli kadınların desteğini almak için buraya geldik. Kadınları erken tanı konusunda bilgilendirdik. Kendi kendine meme muayenesinin önemini, doktor muayenesinin gerekliliğini ve mamografi tarama programlarına katılmalarının hayatlarını nasıl etkileyebileceğini anlattık. Ayrıca buradan ayrıldıktan sonra edindikleri bilgileri çevrelerindeki kadınlarla paylaşmalarının, diğer kadınların hayatlarına da olumlu katkı sağlayabileceğini konuştuk. Dolayısıyla meme kanserinde erken tanının kadınların yaşam süresi üzerindeki etkisini, kadınların tarama programlarından neden çekindiklerini ve bazı yanlış bilinen bilgiler nedeniyle neden bu programlara dahil olmadıklarını Gaziantep özelinde öğrenmiş olduk. Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığımıza sunacağımız raporda çözüm önerileri için bir yol haritası çizmeye çalışacağız. Kadınlarımızın bu toplantılar sonrasında farkındalıklarının artacağını ve ülke genelinde mamografi tarama oranlarının istediğimiz seviyeye ulaşacağını umut ediyoruz" dedi. "Erken tanı, aslında tüm kanser türlerinde olduğu gibi tedavinin en önemli anahtarıdır" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Göktürk Maralcan ise "Meme kanserinde erken tanı, aslında tüm kanser türlerinde olduğu gibi tedavinin en önemli anahtarıdır. Başarılı tedavinin temel noktası erken teşhistir. Meme kanserinde de bu durum bir gerçektir. Erken tanıdan da önemlisi, kadınlarımızı hiçbir şikayetleri yokken tarama programlarına dahil edebilmektir. Özellikle mamografi, doktor muayenesi ve kendi kendine meme muayenesi sonrasında hastalıkla ilgili bir bulgu tespit edilirse ve tedaviye erken başlanırsa, evre sıfır dediğimiz dönemde hastalık yakalanmış olur. Bu evrede yakalanan kadınlarımızın neredeyse yüzde 98 ila yüzde 100’ü bu hastalıktan kurtulabilmektedir. Evre sıfırda teşhis için en önemli anahtarlar, kendi kendine muayene, genel cerrahi muayenesi ve mamografidir. Kadınlarımız bu üç adıma dikkat ettiğinde çok büyük oranda erken tanı koyabilir ve başarılı bir tedavi süreci sağlayabiliriz" şeklinde konuştu. "Düzenli tarama alışkanlığının yaygınlaşması kritik rol oynuyor" Türk Cerrahi Derneği Başkanı, Başkent Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Serdar Karaca, meme kanserinde düzenli tarama alışkanlığının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi sürecinin daha etkili yönetilebilmesi, tarama alışkanlıklarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan bu eğitimler ise erken tanı kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sunuyor." "Doğru bilgiyle desteklenen kadınlar tarama süreçlerine daha bilinçli yaklaşıyor" Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gaziantep Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Bülent Sultanoğlu, "Meme kanseriyle ilgili doğru bilgiye erişim arttıkça, kadınların tarama ve kontrol süreçlerine yaklaşımı da olumlu yönde değişiyor. Erken belirtiler konusunda farkındalık kazanılması, hastalığın daha erken evrede tespit edilmesine katkı sağlayabiliyor. Toplumda bilinç düzeyinin artması ise kadınların kendi sağlıklarıyla ilgili daha proaktif adımlar atmasını destekliyor." "Yerel ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirmek gerekiyor" Gaziantep Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Gökhan Erdoğan, bölgesel tarama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunları söyledi: "Tarama oranlarını artırmak için toplumun ihtiyaçlarını doğru analiz eden ve yerel dinamiklere uygun iletişim yöntemlerini merkeze alan yaklaşımlar büyük önem taşıyor. Aile hekimleri ise toplumla birebir temas kurabilmeleri sayesinde bu süreçte önemli bir rol üstleniyor. Özellikle birinci basamakta yürütülen bilinçlendirme çalışmalarının yaygınlaşması, kadınların tarama programlarına katılımını artırmada etkili olabiliyor." "Tarama hizmetlerine erişim konusunda farkındalık artırılmalı" Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Kanser Birim Sorumlusu Uzman Dr. Artun Onuker, tarama programlarının yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Ücretsiz tarama hizmetlerinin daha fazla kişiye ulaşabilmesi için farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor. Kamu kurumları, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi, tarama programlarının etkisini güçlendirecektir. Özellikle yerel düzeyde yürütülen iş birlikleri, toplumun tarama programlarına katılımını teşvik etmede önemli katkı sağlayabiliyor." "Hasta deneyimi farkındalık çalışmalarına güç katıyor" Şehitkamil İlçe Sağlık Müdürlüğü Uzman Aile Hekimi Dr. Nihan Şenol ise hasta temsilciliğinin toplumsal farkındalık üzerindeki etkisine değinerek şunları söyledi: "Kadınların benzer deneyimleri yaşamış kişilerin hikâyelerini duyması, sağlık süreçlerine yaklaşımını olumlu yönde etkiliyor. Hasta deneyimlerinin paylaşılması, yalnız olmadıklarını hissetmelerine ve tarama süreçlerine daha bilinçli yaklaşmalarına katkı sağlıyor. Bu tür deneyim paylaşımları aynı zamanda toplumdaki farkındalık düzeyinin güçlenmesine ve erken tanı konusunda cesaret verici bir etki oluşmasına destek oluyor."
İstanbul Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme önerileri Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et ve tatlı tüketimi, sindirim problemlerinden kilo artışına kadar birçok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor. Uzmanlar, bayram boyunca dengeli beslenmenin ve porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekiyor. Liv Hospital Ulus Diyetisyeni Özgenaz Kazan, Kurban Bayramı sürecinde sağlıklı beslenmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bayram sabahında ağır ve yağlı öğünlerden kaçınılması gerektiğini belirten Diyetisyen Kazan, güne hafif bir kahvaltıyla başlanmasının sindirim sistemi açısından daha doğru olacağını ifade etti. Yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Kazan, etin en az 12-24 saat dinlendirilmesinin sindirimi kolaylaştırdığını söyledi. Kırmızı etin kaliteli protein ve demir kaynağı olduğunu ancak aşırı tüketimin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Kazan, bir öğünde ortalama 100-150 gram et tüketiminin yeterli olduğunu kaydetti. Etin yanında mutlaka salata ve sebze gibi lif kaynaklarının tüketilmesi gerektiğini ifade eden Kazan, böylece sindirimin destekleneceğini belirtti. Bayram sofralarında fazla yağ kullanımının yaygın bir hata olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Özgenaz Kazan, "Et zaten kendi içerisinde yağ barındırır. Bu nedenle pişirme sırasında ekstra yağ eklenmesini önermiyoruz. Ayrıca etin çok yüksek ateşte pişirilmesi sağlık açısından risk oluşturabilir" dedi. Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğini vurgulayan Kazan, özellikle diyabet ve insülin direnci bulunan bireylerin şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih etmesi gerektiğini söyledi. Su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Özgenaz Kazan, artan et tüketimiyle birlikte günlük en az 2-2,5 litre su içilmesinin önemli olduğunu belirtti. Kazan, yemek sonrası yapılacak kısa yürüyüşlerin de sindirime katkı sağlayacağını aktardı. "Küçük ama doğru seçimlerle sağlıklı bir bayram geçirmek mümkün" Kazan, sağlıklı bir bayram dönemi için şu önerilerde bulundu: "Bayramda önemli olan çok yemek değil, doğru ve dengeli beslenmektir. Porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi, etin sağlıklı yöntemlerle pişirilmesi, su tüketiminin artırılması ve tatlı tüketiminde ölçülü davranılması büyük önem taşıyor. Küçük ama doğru seçimlerle bayramı hem sağlıklı hem de keyifli geçirmek mümkündür."