ASAYİŞ - 04 Şubat 2026 Çarşamba 09:19

Yeşilırmak Nehri’nde su seviyesi 2 metreye kadar yükseldi, piknik masaları akıntıya kapıldı

A
A
A
Yeşilırmak Nehri’nde su seviyesi 2 metreye kadar yükseldi, piknik masaları akıntıya kapıldı

Geçen yıl kuraklığın etkisiyle derelerin kuruduğu Amasya’da son bir ayda yağan kar ve yağmur suları Yeşilırmak Nehri’nin su seviyesini artırdı. Amasya Valiliği’nin sel ve taşkın uyarısı yaptığı şehirde yer yer 2 metreye kadar yükselen nehir suları nedeniyle bir piknik alanındaki masalar akıntıya kapıldı.


Şehrin ortasından geçen Yeşilırmak Nehri, eriyen kar ve yağmur sularının etkisiyle coştu. Su seviyesindeki artış halkı sevindirirken, Amasya Valiliği ise sel ve taşkın uyarısı yaptı. Yapılan açıklamada, "İlimiz ve komşu illerde son günlerde meydana gelen yoğun yağışlar sonrası özellikle Yeşilırmak ile ırmağı besleyen derelerde su seviyesinin artmakta olduğu Devlet Su İşleri tarafından tespit edilmiştir. Bu kapsamda vatandaşlarımızın özellikle kırsal bölgelerde, ırmak ve dere yataklarında meydana gelebilecek taşkın ile sel gibi olumsuzluklara karşı tedbirli olmalarını rica ediyoruz" ifadelerine yer verildi.



Piknik masaları akıntıya kapıldı


Helvacı Mahallesi civarında Çağlayan Köprüsü yakınlarındaki piknik alanının bir kısmında kamelyalar yükselen suların arasında kaldı. 4 piknik masası akıntıya kapıldı. Diğer piknik masaları ise ağaçlara iplerle bağlanması sayesinde kurtarıldı.



"Suyun bu kadar yükseldiğini ilk defa görüyorum"


Piknik alanının işletmeciliğini yapan Can Çelik, "Valiliğin uyarısını görünce erkenden iş yerine geldik. 4 piknik masası akıntıya kapıldı. Suya girip diğerlerini ip bağlayarak kurtardık. Su seviyesi 2 metre yükseldi. 33 yaşındayım. Suyun bu kadar yükseldiğini ilk defa görüyorum" dedi.



Barajlarda doluluk ortalaması yüzde 25 seviyesinde


Kurak bir yılı geride bırakırken Ocak ayının başından bu yana süren yağışların etkisiyle barajlarda yüzde 25 seviyesinde olan ortalama doluluk oranının artacağını düşünen Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci ise, "Şu an için yağış durumu çok iyi. İnşallah böyle sürer. Bereketli bir yıl olur. Çünkü dereler kurumuştu. Yağışlarla özlediğimiz Yeşilımak Nehri yeniden coştu. Akdağ bölgesinde 2 metre kar vardı. Bu durum sularımızın çoğalmasını sağlayacak" diye konuştu.



Yağışlar yüzleri güldürdü


Geçen yıl 11 Nisan’da görülen zirai don felaketi sonrasında bölge üreticisinin başta kiraz ile elma olmak üzere meyveye hasret kaldığını hatırlatan Cebeci, bu yaz bol ve bereketli bir hasat dilediğini vurguladı. Çalıştığı restorandan Yeşilırmak Nehri’ni takip eden döner ustası Lütfi Kol da yağışların yüzlerini güldürdüğünü söyledi.



Yeşilırmak Nehri’nde su seviyesi 2 metreye kadar yükseldi, piknik masaları akıntıya kapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Spor yayıncılığının deneyimli isimleri gençlerle buluştu Spor yayıncılığının deneyimli isimleri Erdoğan Arıkan ve Erbatur Ergenekon, Esenler’de gençlerle buluşarak medya dünyasında başarılı olmanın yollarını ve yayıncılığın değişen yüzünü anlattı. Esenler Belediyesi’nin Spor Akademisi kapsamında düzenlediği "Spor Spikerliği Söyleşisi"nde Erdoğan Arıkan ve Erbatur Ergenekon gençlerle bir araya gelerek spor medyasında kariyer imkanları, yayıncılığın değişen yapısı ve meslekte fark oluşturmanın yollarını anlattı. Deneyimlerini paylaşan ikili, gençlere özgün olmaları, kendilerini sürekli geliştirmeleri ve medya dünyasındaki dönüşümü doğru okumaları gerektiğini vurguladı. "Başarı geçmişte kalır, hedefler gelecektedir" Michael Schumacher ile yaptığı bir röportajdan örnek vererek başarı kavramının çoğu zaman yanlış yorumlandığını belirten Erbatur Ergenekon, "Schumacher’in geçmiş şampiyonluklarını değil, içinde bulunduğu anı ve yeni hedefleri düşündüğünü söylüyor. Bunun beni de çok etkiledi. Büyük başarılar bile zamanla geçmişte kalıyor ve insanın sürekli yeni hedeflere odaklanması gerekiyor. Hayatı bölümler hâlinde görmek ve her dönemde yeniden gelişmeye çalışmak gerekiyor. Sporcu biyografileri mücadele ve başarı hikâyeleri açısından önemli dersler içeriyor. Johan Cruyff, Allen Iverson ve Marcovan Basten gibi isimlerin biyografileri gençler için ilham verici; muhakkak izlemelisiniz" ifadelerini kullandı. Spor ve gazetecilik tutkusu okul yıllarında başladı Spor ve gazeteciliğe olan ilgisinin lise yıllarında başladığını söyleyen Ergenekon, "Okul maçları için arkadaşlarımla duvar gazetesi hazırlardım. Hem sporun içinde yer alıyor hem de yayıncılığa ilgi duyuyordum. Üniversite yıllarında zorunlu stajı beklemeden TRT’de gönüllü staja başladım. Medya merkezlerinde de gönüllü olarak çalıştım. Mesleğe erken adım atmak büyük avantaj sağladı" dedi. Dijitalleşme yayıncılığı dönüştürüyor Yayıncılık dünyasının hızla değiştiğine dikkat çekerek dijital ve ana akım medya ayrımının yakın gelecekte ortadan kalkacağını söyleyen Ergenekon, şu sözleri söyledi: "Büyük dijital platformların spor yayıncılığına yatırım yapması bu dönüşümün en önemli göstergesi. Önemli olan hangi platformda yayın yapıldığı değil, içeriğin kalitesi ve yayıncının özgünlüğü. Spor yayıncılığında sık yapılan hatalardan biri de iyi maç anlatan herkesin iyi bir program sunucusu olabileceği düşüncesidir. İki alan farklı beceriler gerektiriyor." Geçmişten ders alın, ama gözünüz hep önünüzde olsun Erdoğan Arıkan ise konuşmasında geçmiş deneyimlerin insan için önemli birer ders olduğunu ancak sürekli geriye bakmanın ilerlemeyi zorlaştırdığını dile getirerek bunu araç kullanırken dikiz aynasına fazla bakmanın kazaya sebep olmasına benzetti. Başarıya ulaşmanın ve meslekte kalıcı olmanın yolunun sürekli kendini geliştirmekten geçtiğini vurgulayan Arıkan, hayatın herkese fırsatlar sunduğunu ve önemli olanın bu anlara hazır olmak olduğunu ifade etti. Sporcu biyografilerinin de başarıların arkasındaki mücadeleyi gösterdiğini söyleyen Arıkan, meslek hayatında yapılan hataların ve yaşanan zor anların da kişiyi geliştiren, olgunlaştıran önemli deneyimler olduğunu sözlerine ekledi.
Ankara Bakan Kurum depremzede küçük Yusuf ve dedesinin yeniden başlayan hikayesini paylaştı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabında 6 Şubat depremlerinde enkazdan kurtarılan 65 yaşındaki emekli Abdullah Çelik ve o zaman 40 günlük olan torununun yeni evlerindeki hayatlarını paylaşarak, "Adıyamanlı Abdullah ağabeyimiz huzurlu yuvasında torunuyla yepyeni bir hayata başladı. Bizlere de gözlerindeki hüznü silmek, yarasını sarmak, yüzünü güldürmek nasip oldu. Bundan daha kıymetli bir şey yok" dedi. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde 53 bin 537 kişi yaşamını yitirirken, binlerce kişi de yaralandı. Adıyamanlı Abdullah Çelik de, depremde yarıyıl tatili için yanlarına gelen 2 kızı ve 4 torunu ile birlikte akrabalarından 10 kişiyi kaybetti. Çelik, o zaman 40 günlük olan ve yıkılan binanın enkazında beşiği içinde uyurken bulunan torunu Yusuf Berk ile hayata tutundu. Çelik, şimdi 3 yaşında olan torunu Yusuf Berk ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Adıyaman İndere’de inşa edilen yeni evlerinde yaşıyor. "Bundan daha kıymetli bir şey yok" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, depremin ardından bir başlarına kalan dede ve torunun yüreklere dokunan hikayesini ve yeni evlerinin görüntülerini paylaştı. Mesajında Çelik’in "Devlet güçlü oldu mu her şey olur" sözlerine yer veren Bakan Kurum, "Adıyamanlı Abdullah ağabeyimiz huzurlu yuvasında torunuyla yepyeni bir hayata başladı. Bizlere de gözlerindeki hüznü silmek, yarasını sarmak, yüzünü güldürmek nasip oldu. Bundan daha kıymetli bir şey yok" ifadelerini kullandı. "Ailem gitti, bir ben kaldım, bir de 40 günlük torunum" Abdullah Çelik, depremin ardından torununu kimseden destek almadan kendi başına büyüttüğünü anlattı. Çelik, deprem günü yaşadıklarını şöyle dile getirdi: "Ben en üst kattaydım, bir baktım ki üzerimde yağmur yağıyor. Hiçbir yeri tanıyamadım ben. Adıyaman diye bir şey yoktu orada. Bilhassa da bizim o etrafındaki binaya dair hiçbir şey kalmamıştı. Yani bir felaketti. Ailem hepsi gitti, bir ben kaldım, bir de 40 günlük torunum." "Çok acılar çektim, devlet de bunları yapmasaydı daha çok üzülürdüm" Devletin desteği sayesinde yeniden hayata tutunduklarını kaydeden Çelik, "Tamam ben acıları çok çektim, keşke acılar çekilmeseydi. Canlar gitti. Devlet de eğer yapmamış olsaydı, ben daha fena üzülürdüm. Devlet babalık etti bize, ev yaptı, yuvamızı kurduk burada. Bir tesellidir yani, bizim için büyük bir teselli oldu. Tamam devlet kendi cebinden yapmıyor ama devlet güçlü oldu mu her şey olur. Ben devletim, sen devletsin. Başka kim devlet ki? Devlet babadır, baba da evlatlarını bırakmadı. Devlet de aynısını bize yaptı, babalık yaptı. Hala da yapıyor" diye konuştu. "Bu yapılanlarla hakikaten bir nebze teselli verildi" Çelik, yeni inşa edilen evlerinde dede-torun yeni bir hayata başladıklarını söyleyerek, "Hakikaten çok büyük çileler çektik ama devlet bizi çok çabuk toparladı. Vallahi bu kadar erken biteceğini tahmin etmiyorduk. Devlet zaten gerekeni yaptı. Çadır verdi, konteyner verdi, prefabrik verdi. Yani bize hissettirmedi. Aniden geldik, bizim evler bitmiş. Kendimiz yapmış olsaydık, ben 65 yaşındayım, bir ev yapamadım. Ama devlet 2 sene içinde bize ev verdi, teslim etti. Bundan iyisi can sağlığı. Benim ailem bitti. Ailemden 10 yakınım gitti. Maddi bakımdan hiçbir sıkıntı çekmedim ama maneviyat. Mümkün mü yani maneviyat? Ama bu yapılanlarla hakikaten bir nebze teselli verildi" dedi. "Torunum evde tek ama parka gidince çocuklarla oynuyor" Afet konutlarının sosyal alanları sayesinde torununu gönül rahatlığıyla büyüttüğünü belirten Çelik, "Torunumu bazen kreşe götürüyorum. Akşamları da gidip getiriyorum. Camiye gidiyorum, evde oturuyorum. Torunumla ilgileniyorum. Sosyal faaliyetler çok burada. Çocuklar da geziyor. Evde çocuk tek ama parka gitti mi orada çocuklarla oynuyor. O bakımdan çok şükür iyi, sıkıntı yok" dedi.