SAĞLIK - 27 Temmuz 2019 Cumartesi 13:06

Kristal oynamasının tedavileri

A
A
A
Kristal oynamasının tedavileri

OP.

OP.Dr. Canset Aydın.”Halk arasında "Kristal Oynaması" olarak ifade edilen iç kulak kristali kaynaklı rahatsızlık, baş dönmesinin yaygınlığı da kişilerin günlük hayatlarına etkili. Rahatsızlığın tedavisi ise sandığımızdan çok daha kolay”


Yatakta diğer yöne dönerken ya da yere hızla eğildiğinizde veya kafanızı aniden çevirdiğiniz bir anda iç kulak kristali kaynaklı baş dönmesi sorunu ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Medicana International Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Canset Aydın, halk arasında hastalığın oluşma şekli nedeniyle "Kristal Oynaması" olarak adlandırılan "Vertigo"nun oldukça yaygın görülen baş dönmesi hastalığı olduğunu belirtti.


Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo’nun açılımının "iyi huylu, tekrarlayıcı, baş pozisyonu ile tetiklenen baş dönmesi" olduğuna işaret eden Op. Dr. Aydın, "Halk dilindeki ismiyle ’Kristal Oynaması’ ise hastalığın oluşma mekanizmasını açıklamaktadır. İç kulak kanalındaki kristaller, dengemizi sağlamamıza yardım eder. Kristallerin olması gerektiği yerler dışına sürüklenmesi Vertigo dediğimiz baş dönmesinin ortaya çıkmasına sebep olur" dedi.


Etkisi ve süresi kişiye göre değişiyor


Op. Dr. Aydın, şunları kaydetti:


"Hastalığın en belirgin göstergesi, kişinin başını hareket ettirdiğinde (örneğin yatakta diğer bir yöne döndüğünde, başını hızla çevirdiğinde, eğildiğinde) dönüyor hissine kapılmasıdır. Genelde bir dakikadan az sürer fakat gün içerisinde başın her hareketinde ortaya çıkmasından dolayı son derece rahatsız edici bir durumdur. Rahatsızlığın etkisi, hafif de olabilir; mide rahatsızlığı ve kusma oluşturacak kadar şiddetli de seyredebilir. Hatta bazı durumlarda, dengenizi kaybetmeden ayakta durmakta ve yürümekte zorlanabilirsiniz. Vertigo,birkaç hafta içerisinde kendiliğinden geçebilir, bazen sürekli hale gelebilirken bazen de geçer ve sonra tekrar ortaya çıkabilir."



Vertigo’nun semptomlarını ise Dr. Aydın şöyle sıraladı:


Etrafın döndüğünü ya da hareket ettiğini hissetmek (baş dönmesi),Sersemlik,Bayılma hissi,Denge kaybı,Baş dönmesinden kaynaklanan bulanık görme,Mide bulantısı,Kusma


Tanı ve tedavi, manevralarla mümkün


Tanının, Dix-Hallpike Testi ile konduğunu belirten Dr. Aydın, "Bu test, doktor başınızı bir yöne doğru 45 derece çevirdikten sonra, sizi sırt üstü yatırıp, başınızı 30 derece aşağıya indirirken ortaya çıkan istemsiz göz hareketinin (nistagmus) gözlenmesidir" dedi.Tedavinin ise yine hekimin uygulayacağı manevra hareketleriyle söz konusu olduğunu ve en çok Epley Manevrasının kullanıldığını aktaran Op. Dr. Aydın, şunları kaydetti:


"Bu tedavide, baş hareketleriyle kanal içindeki partiküller yer çekimi yardımıyla kanal dışına iletilir. Basit tanımı ile ’iç kulaktaki kristallerin mikro seviyede çıkığı’ olarak tanımlandığından yapılan manevralar ile çıkığın yerine oturtulması (repozisyon) amaçlanır. Bu tedaviden sonra, hastalara bir hafta süreyle aşırı fiziksel egzersizden ve ani baş hareketlerinden kaçınmaları ,yüksek yastıkla yatmaları önerilir."


Op. Dr. Aydın, baş dönmesinin ve eşlik edebilecek semptomların ayırıcı tanısının da unutulmaması gerektiğini; gerekirse İşitme Testleri, Kalorik Testler, Denge Testleri, Bilgisayarlı Tomografi, Manyetik Rezonans görüntüleme gibi özellikli testlerden yararlanılabileceğini sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.