POLİTİKA - 28 Nisan 2022 Perşembe 14:03

Prof. Dr. Kıdırali: “Türk Dünyası entegrasyon sürecinin 30. yılını idrak etmekteyiz”

A
A
A
Prof. Dr. Kıdırali: “Türk Dünyası entegrasyon sürecinin 30. yılını idrak etmekteyiz”

Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof.

Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali, “Kazakistan ve diğer Türk devletlerinin bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle başlayan Türk devletlerinin bütünleşme süreci önemli aşamalardan geçmiştir. Bu açıdan biz bu sene Türk Dünyası entegrasyon sürecinin de 30. yılını idrak etmekteyiz” dedi.


Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nde (ANKASAM) düzenlenen konferansa katıldı. ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol programda yaptığı konuşmada, “Dünya düzeninin yeniden inşa edildiği bir süreçte Türk Dünyası ülkelerinin ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın oynadığı rol kuşkusuz büyük bir öneme sahiptir. Bunun yanı sıra Uluslararası Türk Akademisi, Türk Dünyası’nı merkezine alan bir perspektifle akademik alanda önemli çalışmalara imza atmaktadır. Yeni dünya düzeninin yeniden inşa edildiği süreçte Türk devletlerinin bütünleşmesi bağlamında çok hızlı adımların atılması gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenle TDT ile birlikte Türk devletleri arasındaki bölünmüşlük giderilmeye başlanmıştır. TDT, çok hızlı bir ivme kazanmaya başlamış ve Orta Asya’dan Balkanlar’a doğru çok büyük bir havzayı içine alan, işbirliğine dayalı bir birliktelik ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Türk Dünyası’nı içine alan Avrasya bazlı bir güç mücadelesine şahit olduğumuz bir süreçte TDT kritik bir rol üstlenmektedir” ifadelerini kullandı.


Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali ise, “Kazakistan ve diğer Türk devletlerinin bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle başlayan Türk devletlerinin bütünleşme süreci önemli aşamalardan geçmiştir. Bu açıdan biz bu sene Türk Dünyası entegrasyon sürecinin de 30. yılını idrak etmekteyiz” diye konuştu.


Türk Dünyası entegrasyon süreci çerçevesinde Kazakistan’ın dış politikasını ve Kazakistan-Türkiye ilişkilerini ele almada yarar olduğunu kaydeden Kıdırali, “Esasında bağımsızlığının 30. yılında Kazakistan’ın pek çok başarıyı elde ettiği aşikardır. Kazakistan’ın devlet inşası süreci tamamlanmış, sorunlu bölgelerle ilgili meseleler çözülmüş, ülke sınırları net olarak çizilmiş ve uluslararası hukuk tarafından tescil edilmiştir. Büyük bozkırların göbeğinde ihtişamlı ve modern yeni başkent yükselmiştir. Ekonomik olarak Kazakistan, uluslararası piyasanın önemli bir üyesi haline gelmiştir. Kıtanın tam ortasındaki en uzun kara sınırları, barış ve güvenliğin teminatına dönüşmüştür” açıklamasında bulundu.


Ocak olaylarından sonra Kazakistan’ın Türk Dünyası ülkeleriyle yoğun iş birliğini devam ettirdiğinin altını çizen Kıdırali, “Bu bağlamda Ankara’nın her zaman olduğu gibi, Nur-Sultan’ın yanında bulunduğuna vurgu yapmamız gerekmektedir. Söz konusu süreçte Cumhurbaşkanı Tokayev, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birkaç kere telefonda görüşmüşlerdir. Ocak ayında yaşanan trajik olaylar sırasında Türk işbirliği kurumları, hususen TDT Sekreterliği, TÜRKPA, Uluslararası Türk Akademisi, Türk Kültürü ve Mirası Vakfı Kazakistan’a destek vermiştir. 31 Ocak’ta TDT Genel Sekreteri Bağdat Amreyev, Kazakistan’ın başkentine gelerek Bakan Tileuberdi ile görüşmüştür. 11 Şubat’ta ise tanınmış devlet adamı İkram Adırbekov, TDT Aksakallar Konseyi’nin üç günlük toplantısına katılmıştır. Böylece Kazakistan’ın Türk Dünyası ile ilişkileri güncelliğini korumuştur” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanlığı’ndan dezenformasyona geçit yok: İngiliz gazetesi asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), The Telegraph gazetesinin Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddialarına müdahale ederek çürüttü. Türkiye’nin stratejik iletişim kanalları, uluslararası medyada yayılan geniş çaplı bir dezenformasyon operasyonunu daha başarıyla çürüttü. The Telegraph gazetesi, Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddiaları İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) müdahalesi sonrası geri çekmek zorunda kaldı. Söz konusu iddialarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran veya Lübnan’a yönelik muhtemel bir saldırıyı "Türkiye’ye yapılmış sayacağı" ve "İsrail’in Türkiye tarafından işgal edileceğine" dair açıklamalarda bulunduğu öne sürülmüştü. İsrail destekli sosyal medya hesapları ve çeşitli mecralar tarafından dolaşıma sokulan bu dezenformasyon, kısa sürede İngiliz The Telegraph gazetesi tarafından da haberleştirilerek uluslararası boyuta taşındı. Gazete özür diledi İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, iddiaların ardından hızla harekete geçerek söz konusu söylemleri çürüttü ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bölgedeki barış, istikrar, huzur ve güvenlik odaklı duruşunu net şekilde ortaya koydu. İletişim Başkanlığı’nın kararlı ve etkin duruşu neticesinde gazete, asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı. İçeriği giren editör, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak özür diledi. İsrail medyası gerçeğe daha fazla kayıtsız kalamadı İsrail’in en etkili medya organlarından biri olan Maariv, İletişim Başkanlığı’nın yalanlama metnini ve gerçek bilgileri yayınlamak zorunda kaldı. Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası dezenformasyon operasyonlarına karşı yürüttüğü ‘hakikat mücadelesinin’ başarısını bir kez daha gözler önüne serdi. İletişim Başkanlığı’nın sonuç odaklı müdahalesi, sadece haberi sildirmekle kalmadı, aynı zamanda uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye hakkındaki haberlerinde daha ihtiyatlı bir dil kullanması gerektiğini tescilledi.
Kayseri AKİB’den Hulusi Akar’a destek: "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, son günlerde yaşanan provokatif gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’a yönelik gerçekleştirilen saldırıları sert bir dille kınadı. Hızar, özellikle Paskalya Bayramı vesilesiyle yapılan provokatif eylemlerin tesadüf olmadığını vurgulayarak, bu girişimlerin Türkiye’nin birlik ve beraberliğini hedef aldığını ifade etti. Ali Hızar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şanlı Türk Bayrağımıza uzanan hain elleri daha önce nasıl kırdığımızı en iyi bilen odakların, bugün yeniden benzer provokasyonlarla karşımıza çıkması asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’mize, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Sayın Hulusi Akar Paşamıza yönelik gerçekleştirilen bu çirkin eylemleri şiddetle kınıyoruz." "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Hızar, Hulusi Akar’ın hem Türkiye hem de Kayseri için büyük bir değer olduğunu vurgulayarak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Hulusi Akar, Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur. Devletimize ve milletimize yıllarca büyük bir sadakatle hizmet etmiş bir komutanımıza ve devlet adamımıza yönelik yapılan her saldırı, aslında doğrudan milletimizin iradesine yapılmış bir saldırıdır. Paşamıza sonuna kadar destek olacağız." "Türkiye’nin gücünü kimse sınamaya kalkışmasın" AKİB olarak her zaman devletin ve milletin yanında olduklarını belirten Hızar, Avrupa’da yaşayan yüz binlerce Kayserili adına da güçlü bir mesaj vererek, "Hiç kimse ülkemizin birliğini, beraberliğini ve milli değerlerini hedef alarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü geçmişi, güçlü iradesi ve kararlı duruşuyla bu tür girişimlere asla boyun eğmez. Bizler de Avrupa’daki Kayserili iş insanları olarak; bayrağımıza, devletimize ve milli iradeye yönelen her türlü saldırı karşısında duruşumuzu açık ve net bir şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz. Kimse Türkiye’nin gücünü sınamaya kalkışmasın" ifadelerini kullandı. AKİB’in bu açıklaması, Avrupa’daki Türk toplumunun milli konulardaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyarken, birlik ve beraberlik vurgusunun altı güçlü şekilde çizildi.
İstanbul "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor. Yarışmada dereceye giren projelere 725 bin TL ödül ve 500 bin TL yapım desteği verilecek. Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması için geri sayım başladı. Genç senaristlere önemli fırsatlar sunan yarışmada son başvuru tarihi 15 Mayıs olarak açıklandı. 15 Temmuz’un 10’uncu yılına doğru ilerlenirken hayata geçirilen yarışma, toplumsal hafızayı sanatın estetik diliyle geleceğe taşımayı amaçlıyor. Katılımcılardan direniş ve adalet kavramlarını yalnızca tarihsel bir çerçevede değil, evrensel, insani ve vicdani boyutlarıyla ele alan özgün hikayeler geliştirmeleri bekleniyor. Dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül Yarışmada dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül verilecek. Ayrıca birinci seçilen senaryo, 500 bin liralık yapım desteğiyle profesyonel bir kısa filme dönüştürülecek. Ortaya çıkacak film, 15 Temmuz 2027’de düzenlenecek anma etkinliklerinde izleyiciyle buluşturulacak. Yarışmanın seçici kurulunda yönetmen ve senarist Faysal Soysal ile birlikte Gülin Tokat ve Yıldız Ramazanoğlu yer alıyor. Kurul, temanın özgün işlenişi, dramatik yapı, karakter derinliği ve sinematografik potansiyel gibi kriterler üzerinden değerlendirme yapacak. 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor Yarışmaya 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor. Senaryoların özgün ve daha önce yayımlanmamış olması gerekirken, metinlerin en fazla 15 sayfa uzunluğunda olması şartı aranıyor. Başvurular dijital ortamda gerçekleştiriliyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Mayıs olurken, ön eleme sonuçlarının 15 Haziran tarihinde, ödül töreni ise 15 Temmuz tarihinde yapılacak. Katılımcılar yarisma@zeytinburnu.ist adresi üzerinden başvuru yapabilecek. Yarışmaya ilişkin detaylı bilgilere Zeytinburnu Belediyesi’nin resmi internet sitesinden ulaşılabiliyor. "Direniş ve Adalet" temalı yarışma, genç senaristlere yalnızca ödül değil, fikir aşamasındaki projelerini profesyonel bir prodüksiyonla hayata geçirme imkanı da sunuyor. Yarışma, kültür-sanat alanında kalıcı eserler üretmeyi ve toplumsal hafızayı sanat yoluyla canlı tutmayı hedefliyor.