GÜNDEM - 31 Mayıs 2026 Pazar 08:49

Yurtta hava durumu

A
A
A
Yurtta hava durumu

Yurdun kuzey, iç ve doğu kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Trakya kesimi, Doğu Akdeniz’in Toroslar mevkii, Batı ve Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz’in iç ve yüksek kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan tahminlere göre, hava sıcaklıkları iç ve batı kesimlerde 2 ila 4 derece artacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın ise genellikle kuzeyli, doğu kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Doğu Anadolu’nun doğusunda güneyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.


Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:


Ankara: Parçalı ve az bulutlu 23


İstanbul: Parçalı ve az bulutlu 26


İzmir: Az bulutlu ve açık 31


Adana: Parçalı ve yer yer çok bulutlu 30


Antalya: Az bulutlu ve açık 27


Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 21


Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 20


Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu 16


Diyarbakır: Az bulutlu ve açık 29


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Bitlis yaylalarında çiriş otu mesaisi devam ediyor Bitlis’te vatandaşlar bahar aylarının habercisi ve sofraların vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan çiriş otu (güllük) toplama mesaisi devam ediyor. Bu yıl kış mevsiminin ardından baharın bölgeye gecikmeli gelmesi, çiriş otunun da belli bölgelerde yeni yeni filizlenmesine neden oldu. Dağların zirvelerinde eriyen karların ardından toprak altından baş gösteren şifalı bitkiyi toplamak isteyen vatandaşlar, zorlu yollara aldırmadan dik yamaçlara tırmandı. Arkadaşlarıyla birlikte çiriş otu toplamak için dağlara çıkan yöre sakinlerinden Mehmet Okay, bu yıl baharın geciktiğini belirterek, "Bu yıl bahar memleketimize biraz geç geldi. Dolayısıyla yüksek kesimlerde, belli bölgelerde çiriş otları daha yeni yeni filizlenmeye başladı. Dağların zirvesindeki karların erimesiyle birlikte bu eşsiz lezzet de gün yüzüne çıktı. Biz de bu fırsatı değerlendirerek arkadaşlarımızla birlikte dağlara çıktık" dedi. Çiriş otu toplamanın kendileri için aynı zamanda bir sosyal aktivite olduğunu vurgulayan Okay, "Burası bizim için sadece çiriş otu toplama yeri değil. Günlük hayatın yoğunluğundan uzaklaşmak, stres atmak ve temiz havada doğa yürüyüşü yapmak için de harika bir fırsat sundu. Arkadaşlarımızla hem dağ havası aldık hem spor yaptık hem de doğanın bize sunduğu bu şifalı lezzeti topladık. Zorlu ve dik yamaçlara tırmanmak yorucu olsa da buradaki manzara ve huzur her şeye değdi" şeklinde konuştu. Doğal ortamda tamamen organik olarak yetişen ve mutfakların vazgeçilmezi olan çiriş otunun, Bitlis yaylalarındaki toplama mesaisinin bir süre daha devam edeceği belirtildi.
Bitlis Bitlis’te baharın habercisi "Mavi Kanatlar" doğayı süslemeye başladı Bitlis’te baharın gelişiyle birlikte canlanan doğa, renkli misafirlerini ağırlamaya başladı. Kentin zengin florasında boy gösteren "Çokgözlü Mavi" kelebeği, izleyenlere adeta görsel şölen sundu. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerine dönmesiyle birlikte Bitlis ve çevresindeki zengin bitki örtüsü yeniden hayat buldu. Doğanın uyanışıyla birlikte bölgenin biyoçeşitliliğine renk katan binlerce kelebek de kırları süsledi. Doğaseverlerin ve fotoğrafçıların uğrak noktası haline gelen yeşil alanlarda, mavi kanatlarıyla göz kamaştıran "Çokgözlü Mavi" (Polyommatus icarus) kelebeğinin bir çiçek üzerindeki beslenme anı objektiflere yansıdı. Lycaenidae (Mavi kelebekler) familyasına ait olan ve özellikle yonca ile korunga gibi bitkileri mesken tutan bu narin canlılar, sadece görsel bir güzellik sunmakla kalmıyor. Uzmanlar, kelebeklerin bitkiler arası tozlaşmada arılar kadar büyük bir rol üstlendiğini ve ekosistemin devamlılığı için kritik bir öneme sahip olduğunu belirtiyor. Bölgedeki biyoçeşitliliğin ve tarımsal verimliliğin en önemli göstergelerinden biri olan kelebekler, doğadaki dengenin korunmasında gizli kahramanlar olarak nitelendiriliyor. Nemrut Kalderası havzasından Tatvan kırsalına kadar uzanan geniş coğrafyada makro fotoğrafçılık yapan doğaseverler, Bitlis’in saklı kalmış biyolojik zenginliklerine dikkat çekiyor. Bitlis semalarını ve ovalarını süsleyen baharın renkli misafirleri, doğal ortamlarında havadan ve karadan çekilen büyüleyici görüntüler oluşturmaya devam ediyor.
Erzurum Oyaların diliyle Anadolu’nun kadının sessiz anlatısı Anadolu’da el sanatları içinde bulunan ve kadınının gözyaşını, gülüşünü, emeğini, zarafetini anlatan oyalar aldıkları isimlerle de dikkat çekiyor. Erzurumlu kadınlar oya örneklerine "Türkan Şoray Kirpiği, Limon, Kardelen, Muska, Dut, Lisvak, Merdiven, Çavuş Sırması, Tren Yolu ve Peynir" adını vermiş. Oya motiflerinin hepsinin ayrı ayrı hikayesi var. Türkan Şoray’ın kirpiği oyaya isim oldu Şehir Tanıtım Uzmanı Canan Şimşek, her bir oyanın hikayesi olduğunu hatırlatarak, "Örneğin Kardelen Oyası var. Bunu herkes Papatya" Oyası diye kabul etse de bu Erzurum’un Karayazı ilçesinde bir kardelen motifidir ve güçlü kadını temsil eder. Padişahların tılsımlı gömlekleri vardır. Bu da muska motifi olarak karşımıza çıkıyor. Kadın bu muskayı yaparken aynı zamanda dua okuyarak bunu bir başörtüde yapmış. Yöremizde farklı dut oyaları var. Birisi Tortum ilçesinin diğeri Olur ilçesinden. İkisi de boncuk oyası ama Tortum’daki dut biraz daha küçük, Olur’daki biraz daha büyük. Dut oyası bile olsa, ilçeden ilçeye kadın gördüğünü çok güzel bir şekilde nakş ediyor. Erzurum soğuk bir şehir ve limonlu çayla çok meşhur. Limon oyamız var. Erzurum’da limonlu çay çok olunca limonlu başörtüde, oyalı başörtüde olmazsa olmazdır. Merdiven oyası var. Her şey zıttıyla terbiye olur. İyi, kötü, güzel, çirkin, siyah, beyaz ve hepsi iç içe girişik. Yani bir nevi dünyayı temsil ediyor. Bu da merdiven oyası. Kadın coğrafyadan, ürünlerden, yediklerinden, her şeyden etkilenmiş. Burada da Yeşil Çamdan etkilenmiş. Türkan Şoray Kirpiği Oyası var. Çavuş sırması, siyah boncuklar askerleri temsil ediyor. Peynir oyası var. Bu da olmazsa olmaz. Kadınlarımız bunu peynir oyası olarak yapmış" dedi. Oyalar bir iletişim aracı olmuştur Oya, Anadolu geleneksel kültürünün ve el sanatlarının önemi bir kolu olarak ifade ediliyor. Özenle sandıklarda saklanan ve büyük bir kültürü barındıran oyalara verilen adlar Türk dilinde önemli bir yer almıştır. Oyalar, aslında kadınların dışa açılan bir penceresi, söyleyemediği sözlerin tercümanıdır. Bazen sevgisini, bazen öfkesini, bazen kıskançlığını, bazen kavgasını, bazen hayallerini yansıtmış oyalara. El sanatları içinde yer alan oya; Anadolu’da kimi zaman genç kızların çeyizini süslemiş, kimi zaman kadınların başörtüsünde yerini almıştır. Hatta renk ve motiflerdeki anlamlar sayesinde iletişim aracı da olmuştur. Örgü sanatı içinde yer alan oya ince ya da kalın bükümlü, çeşitli cins ipliklerin yardımcı malzemelerle, iğne, mekik, şiş gibi araçlar ve el yardımı ile birbiri üzerine ilmik atılması ile yapılır. Oyalar çember, yemeni, yazma, gömleklerin kol ve etek uçlarına yapılıyor. Bir araştırmada; oya adlarının sosyoloji, psikoloji, botanik, zooloji, dil bilim, tarih gibi daha birçok bilim dalı ile bağlantısı olduğu ifade edilmiştir.
Bursa Panik atağınızın en önemli belirtisi, ’felaket düşüncesi’ Panik atak, ortada herhangi bir tehlike unsuru veya uyaran olmamasına rağmen, endişe ve yoğun korku ataklarıyla ortaya çıkan, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı ve terleme gibi semptomlar gösteren psikolojik bir rahatsızlık olarak bilindiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, panik atağın, toplumda çok sık duyulan ve çoğu kişide farklı seyreden bir durum olduğunu söyledi. Panik atak, gelip geçici fiziksel bazı belirtilerin, kişi tarafından bir felaket gibi görülmesi neticesinde, saniyeler içinde kötüleşebildiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koşturuyor. Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası ’senin bir şeyin yok, psikiyatriye git’ cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra ’ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi’ diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de ’kafada kurma’ ve ’çok büyütme’ kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi. "Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu. İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu. Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi.