KÜLTÜR SANAT - 12 Kasım 2023 Pazar 10:32

70 yazarın kaleme aldığı 90 farklı konunun işlendiği "Türk Yurdu Ankara" kitabı raflardaki yerini aldı

A
A
A
70 yazarın kaleme aldığı 90 farklı konunun işlendiği "Türk Yurdu Ankara" kitabı raflardaki yerini aldı

Cumhuriyet’in ve Ankara’nın başkent oluşunun 100. yılına özel olarak kaleme alınan Türk Yurdu Ankara kitabı, 70 farklı kalemin katkısıyla üretilen 90 farklı konuyla birlikte raflardaki yerini aldı.


Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz önderliğinde yaklaşık 900 sayfalık geniş kapsamlı bir çalışmaya imza atan 70 yazar tarafından kaleme alınan Ankara’nın protokol yollarından endemik bitkilerine, Ankara tarihinde meydana gelen felaketlerden, Ankara’nın ayazına kadar 90 farklı konunun işlendiği Türk Yurdu Ankara kitabı her yaştan okuyucunun anlayabileceği yalın diliyle raflardaki yerini aldı. Cumhuriyetin ilanının, Ankara’nın başkent oluşunun ve Ankara Ticaret Odası’nın kuruluşunun 100. yılına özel olarak kaleme alınan Türk Yurdu Ankara kitabının editörü Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı, Yazar ve Tıp Doktoru Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu.



“Ankara herkesin bildiği gibi sıradan bir başkent değil”


Ankara’nın başkent olarak seçilmesinin tesadüfi olmadığını ve çok derin tarihi ve kültürel bir dayanağa sahip olan bir il olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, “Ankara’nın tarihini, istiklal harbini, Ankara’nın başkent oluşunu, Milli Mücadele’ye kadar olan dönem içindeki tarihi biz kademe kademe işledik. Bütün bunların hepsini tarihi bir perspektif içinde sıraya dizerek yazdık. Bu da çok güzel oldu. Okuyanlar tarihi Ankara’nın geçmişiyle ilgili çok kapsamlı bilgiler alabilirler. Ankara herkesin bildiği gibi sıradan bir başkent değil. Atatürk başkenti buraya kurarken ‘Ben coğrafya kitaplarından değil, Ankara’yı tarih kitaplarını okuyarak seyrettim ve başkent yaptım’ diyor. Bu aslında son derece önemli bir nokta. Tarihe baktığınız zaman da aslında Ankara’nın tarihinin çok eski olduğunu görüyorsunuz. Zaten Ankara Nehri’nin isminin haricinde Ankara’da çok sayıda tümülüs ve kurganı olduğunu bunlardan da şu an en bilinenin Güdül’deki Salihler köyündeki Runik alfabesiyle ilgili yazıların ve resminin olduğu kaya yazıtlarında tescil edildiğini görmek mümkün. Bir diğer kısımda Ankara’nın kültürü dedik. Ankara’daki kültürle ilgili Ankara’nın kahvehaneleri, eserleri, radyo evi, sinemaları, ahileri, kitapları, sahafları, evleri, paraları bütün bunların hepsini ayrı bir bölümde değerlendirdik. Ankara’daki kültürle ilgili gerçekten kapsamlı yazılar var. Ankara’yla ilgili hatıraları topladık. Ankara’nın hatıralarının olduğu yerde de geçmiş dönemden itibaren Ankara’da yaşayanların Cumhuriyet’ten bugüne kadar geliş dönemi içindeki seyrinde yaşadıkları hatıraları aldık” ifadelerini kullandı.



“Ankara Kulübü’nün Atatürk’ün direktifi ile 1925’te kurulduğunu mührüyle beraber ilk defa bu kitapta yayınladık”


Ankara Kulübü’nün kuruluş yılı ile ilgili olarak Atatürk’ün mührünün bulunduğu bir belgeyi gün yüzüne çıkardıklarını ve ilk defa Türk Yurdu Ankara kitabında yayınlandığını ifade eden Yavuz, “Belirli bir grubun içine alamadığımız ama Ankara’yı anlatan o kadar çok konu ekledik ki mesela Ankara’nın protokol yolları, köşkleri, dereleri, felaketleri, ayazı var. Herkes Ankara’nın ayazını söyler ama kimse Ankara’nın ayazından bahsetmez. Ankara’nın simidi, keçisi, kedisi, armudu var, balı var. Hiç kimsenin aklına gelmeyen Ankara’nın güvercinleri var, evleri var, paraları var ve bizim değerli müdürümüz Kadir Çimen Bey’in arşivlerden bulup çıkardığı bir belgenin de gün yüzüne çıktığını kitapta görüyoruz. Ankara Kulübü’nün Atatürk’ün direktifi ile 1925 kurulduğunun da mührüyle beraber belgesini bu kitapta ilk defa makale halinde yayınladık. Ankara Kulübü’nün hangi yıl kurulduğuna dair çok tartışmalar vardı. 2 farklı görüş belirtiliyordu ama artık 1925’te mührüyle beraber Atatürk’ün talimatıyla kurulduğuna dair burada bir belgemiz var” açıklamalarında bulundu.



“O kadar çok konu var ki her gece okuyacak bir başka konuyu buluyorsunuz”


Yaklaşık 900 sayfadan oluşan kitabın içerisindeki 90 konunun birbirinden farklı ve ilginç olduğunu, her sayfasında farklı bir konunun işlendiği doyurucu bir kitap olduğunu belirten Yavuz, şu sözleri kaydetti:


“Ankara’nın içinde yüzün üzerinde kuş var. Ankara’nın Ankara ismiyle veya ilçelerin ismiyle literatüre geçmiş Latince ismiyle çok sayıda bitki ve çiçek var. Sadece endemik olarak bulunan. Ankara’da geçen şarkılar, Ankara’yı mekan almış romanlar, Ankara’ya ait 650 tane kaynak, Atatürk’ün Ankara’da kaldığı yerlerin listesi, Ankara’daki Cumhuriyet Dönemi’nde yapılmış olan binaların hem hangi tarihte yapıldığını hem de mimarlarıyla beraber listesi, UNESCO mirasında yer alan yerler, Ankara’nın ve ilçelerinin eski tarihi isimlerinin listeleri, Ankara’nın kısa kronolojisi, ölmeden önce görülecek Ankara’daki yerlerin listesi var. O kadar çok şey var ki siz bunlara baktığınız zaman zaten her gece okuyacak bir başka konuyu buluyorsunuz. Kitabımız gerçekten çok kapsamlı. İlkokul çocukları efsanelerden başlayarak hikaye tadında okuyabilir. Ortaokul gençleri bu kitabı okuyabilir, liseliler okuyabilir. Üniversiteliler, akademisyenler zaten içinde kendilerine ait çok şey bulacaklardır. Futbolundan eğlencesine, radyo evinden sinemasına, tarihinden kültürüne kadar ne isterlerse bu kitapta düzenli bir şekilde var. Her Türk’ün ve Ankaralının mutlaka okuması gereken bir kitap. Çünkü burası 100 yıllık bir başkent. Burası sıradan bir başkent değil, Cumhuriyet’in başkenti. Ankara’nın gerçekten çok fazla bilinmeyeni var. İstanbul bizim geçmişimizdir, Ankara bizim bugünümüz ve geleceğimiz. Kitabı herkesin okumasını tavsiye ediyorum.”



"Atatürk Yumurta Tepe’ye defnedilmek istedi"


Kitapta, Ankara ve Atatürk ile ilgili olarak da onlarca hikaye ve anekdotun bulunduğunu bu anekdotlardan birinin de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün defnedilmek istediği yer ile ilgili olarak söylemiş olduğu sözlerle ilgili olduğunu belirten Yavuz, Atatürk ile ilgili anıyı şu sözlerle aktardı:


“Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde bulunan Çiftlik Kavşağı’nın tam karşısında Yumurta Tepe olarak bilinen bir tepe var. Büyük Atamız çok mütevazı bir insan. Yediklerine, içtiklerine, hayatına bakıyorsunuz hep örnek olarak gösterilen biri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Benim milletim vefatımdan sonra beni şu Yumurta Tepe’ye gömmeyi çok görmez herhalde’ diyor. Çok mütevazı bir istek. Yumurta Tepe şu anda boş ama Türk milleti atasına karşı görevini yerine getirip ona Ankara’nın merkezinde bulunan bir diğer tepe olan Rasat Tepe’yi layık gördü.”


Cumhuriyet’in ilanının, Ankara’nın başkent oluşunun ve Ankara Ticaret Odası’nın kuruluşunun 100. yılına özel olarak kaleme alınan Türk Yurdu Ankara kitabı Türk Yurdu Yayınları’nın internet adresinden çevrim içi olarak sipariş edilebiliyor. Ayrıca, kitaptan elde edilen tüm gelirin üniversite okuyan öğrencilere burs olarak aktarıldığını ifade eden Yavuz, bu vesileyle öğrencilerimiz sayesinde Cumhuriyet’imizin yüzyıllar boyu yaşatılacağını vurguladı.



70 yazarın kaleme aldığı 90 farklı konunun işlendiği "Türk Yurdu Ankara" kitabı raflardaki yerini aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Sarıkamış’ta kardan heykellerin yapımı tamamlandı Sarıkamış Harekatı’nda Allahuekber Dağları’nda donarak şehit olan askerlerin temsili heykellerinin yapımı tamamlandı. Kars’ın Sarıkamış ilçesinde 3-4 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler kapsamında sergilenecek kardan heykellerin yapımı tamamlanırken, heykellerin açılışı ise 3 Ocak 2026 tarihinde yapılacak. Kars Valiliği, Sarıkamış Kaymakamlığı ve Sarıkamış Belediyesi’nin destek verdiği heykellerin yapımı Kafkas Üniversitesi Kazım Karabekir Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda görevli Doç. Dr. Muhammet Hanifi Zengin koordinesinde 7 kişilik ekip tarafından yapıldı. Kardan heykellerinin yapımın tamamlandığını ifade eden Vefa Kocaalaz, "111 yıl önce bu topraklarda vatan uğruna aziz şehitlerimize bir vefa bu çalışmayı gerçekleştirdik. Çalışırken bu amansız soğuğu ellerimizde, hüznü ise ruhumuzda hissettik. Amacımız kahraman ecdadımızı gelecek nesillere aktarmak. Bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum" dedi. Öte yandan 3-4 Ocak 2026 tarihinde Sarıkamış’ta "Bu Toprakta İzin Var" sloganıyla düzenlenecek olan etkinliklerin programı da belli oldu. Etkinlikler 3 Ocak 2026 Cumartesi günü şehit yakınları ve gaziler onuruna düzenlenecek yemek ile başlayacak. Etkinlikler daha sonra kardan heykeller sergisinin açılışı, meşaleli kayak gösterisi, Mevlid-i Şerif programı ve meşaleli yürüyüşler ilk gün programı sona erecek. 4 Ocak 2026 Pazar günü ise büyük yürüyüş için vatandaşlar Kızılçubuk toplanma bölgesinde bir araya gelecek. Program 4 kilometrelik yürüyüşün ardından Ayyıldız Tören alanında devam edecek. Buradaki tören protokol konuşmaları ve çelik kanatlar gösterisinin ardından sona erecek. Törenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’ta katılacak.
Samsun İlkadım’da karla mücadele Samsun’un İlkadım ilçesinde etkili olan kar yağışı sonrası belediye ekipleri, ulaşımın aksamaması ve günlük yaşamın olumsuz etkilenmemesi için kent merkezi ile kırsal mahallelerde yoğun bir karla mücadele çalışması yürüttü. İlkadım Belediyesi, ilçe genelinde etkisini artıran kar yağışının ardından yol açma, temizleme ve tuzlama çalışmalarını eş zamanlı olarak hayata geçirdi. Fen İşleri ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, ana arterler, ara sokaklar ve toplu taşıma güzergâhlarında buzlanmaya karşı önlem alırken, özellikle kırsal mahallelerde ulaşımın kesintiye uğramaması için gece boyunca sahada görev yaptı. Karla mücadele çalışmalarının 24 saat esasına göre sürdürüldüğünü belirten İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, kar yağışının çocuklar için sevindirici olsa da şehir yaşamında aksamalara yol açabildiğine dikkat çekti. Yağışın başlamasıyla birlikte ekiplerin anında sahaya indiğini ifade eden Kurnaz, kırsal mahallelerde iş makinelerinin yoğunlaştırıldığını, kent merkezinde ise yol açma ve tuzlama çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü söyledi. Başkan Kurnaz, gece boyunca fedakârca görev yapan ekiplere teşekkür ederek, önümüzdeki günlerde görülebilecek yeni kar yağışlarına karşı da teyakkuzda olduklarını vurguladı. Vatandaşlara da uyarıda bulunan Kurnaz, buzlanma ve don riskine karşı mecbur kalınmadıkça özel araçlarla trafiğe çıkılmamasını, mümkün olduğunca toplu taşımanın tercih edilmesini istedi.
Antalya Yeni yıla ’don’ nöbetiyle girdiler Antalya’nın Serik ilçesinde gece saatlerinde hava sıcaklığı 0 derecenin altına düşmemesi için örtü altı üreticilerin şarkı sözlü don nöbeti başladı. Üreticiler soba ve dumanlama yöntemiyle mahsulünün don tutmasını önlemeye çalıştı. Önlem alınmayan bazı seralarda ise ürünler dondan dolayı zarar gördü. Türkiye’nin en büyük örtü altı üretimi yapılan Serik’te üreticiler, gece saatlerinde hava sıcaklığının 0 dereceye kadar düşmesi sonrası, ürünlerini dondan korumak için gece boyunca seralarda soba yakarken kimisi de dumanlama yöntemini tercih etti. Üreticiler gece boyunca sık sık derece ile sera içerindeki ürünleri kontrol ediyor. Çandır Mahallesi’nde domates üreticiliği yapan Arısoy ailesi, sabaha kadar sürecek nöbette gitar eşliğinde söylenen şarkılarla, sabaha kadar süren nöbette birbirlerine destek oluyor. "Bu gece baya uzun olacak" Domates üreticisi Fahrettin Arısoy, hava sıcaklığının 0 dereceyi gösterdiği için domateslerin don tutmaması için mücadele ettikleri belirterek, "Aynı zamanda ailemde yanımda onlarla sohbet edip çay içip bize destek oluyorlar. Bu gece baya uzun olacak. Allah tüm çiftçilerimizin yardımcısı olsun" dedi. Şeyma Arısoy ise gitar çalarak söylediği şarkılarla üreticilere destek olduğunu belirtti. Muzların zarar görmemesi için dumanlama yöntemi Serik ilçesine bağlı Üründü Mahallesi’nde de örtü altı muz üretimi yapan üreticiler, ürünlerinin zarar görmemesi için dumanlama yöntemini tercih etti. Gece saatlerinde başlatılan uygulama, sabahın ilk saatlerine kadar her saat başı düzenli olarak sürdürüldü. Üreticiler, saman ve yanıcı maddeler kullanarak seraların içine duman verip iç ortam sıcaklığını korumaya çalıştı. Zorlu hava şartları altında geçen nöbette çiftçiler, yoğun dumanın içinde seraları tek tek dolaşarak ürünlerini kontrol etti. "Sera içerisine duman vermezsek ürün üşür ve verim alamayız" Muz üreticisi Selman Sarı yaptıklarını işlemin ürünlerinin donmaması üzerine duman vermek olduğunu söyleyerek, "Her 2 saatte bir kontrol ederek, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyoruz. Sera içerisine duman vermezsek ürün üşür ve verim alamayız" diye konuştu. Tarım işçisi Ahmed Zemrullah ise yaptıkları işin zor olduğunu belirterek, "Çünkü sabaha kadar seraya girip saman yakarak duman veriyoruz. Çünkü ürünleri korumak için başka türlü yolu yok" dedi. Patlıcanları don vurdu Yine gece saatlerinde Üründü Mahallesi’nde bazı seralarda ise ürünler zarar gördü. Üretici Mustafa Ünal’a ait serada yetiştirilen patlıcanları don vurdu. Sabah saatlerinde gün ağırınca seraların üzerinde oluşan buzlanma ve ürünlerin zarar gördüğü görüldü. Mustafa Ünal, "Allah’tan gelen bir şey yapacak bir şey yok. Tüm çiftçilerimize geçmiş olsun" dedi.
İstanbul Fiba Commercial Properties’ten Moldova’ya stratejik yatırım Fiba Commercial Properties (Fiba CP) ve Summa iş birliğiyle Moldova’nın başkenti Kişinev’de, iki uluslararası otel markası ve yeni nesil sağlık altyapısını bir araya getiren 40 milyon euroluk karma kullanım projesinin temeli atıldı. Marriott Moxy, Residence Inn by Marriott ve Medpark City Clinic’i kapsayan proje, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizminin yeni merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Fiba Commercial Properties ve Summa iş birliğiyle, Moldova’nın başkenti Kişinev’de uluslararası standartlarda iki otel ve yeni nesil sağlık altyapısını kapsayan karma kullanım projesinin temel atma töreni gerçekleştirildi. Marriott International bünyesindeki Moxy Hotels ve Residence Inn by Marriott markalarını aynı projede buluşturan bu yatırım, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizmi merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında ayrıca, yeni nesil sağlık hizmetleri sunacak Medpark City Clinic de yer alacak. Uluslararası markalar, yeni nesil konseptler Projede yer alan Moxy Hotels, genç ve dinamik yaşam tarzına hitap eden modern tasarımı ve teknoloji odaklı hizmet anlayışıyla öne çıkarken; Residence Inn by Marriott, uzun süreli konaklama ihtiyacına yönelik yeni bir konsepti Moldova pazarına taşıyacak. Kompleksin bir diğer önemli bileşeni olan Medpark City Clinic, Moldova’da JCI (Joint Commission International) akreditasyonuna sahip özel hastane olan Medpark International Hospital’ın altyapısıyla entegre çalışacak. Klinik; ileri tıp teknolojileri, uluslararası standartlar ve sertifikalı uzman kadrosuyla sağlık turizmine de katkı sağlamayı hedefliyor. Bölgesel etki ve uzun vadeli değer Toplam 40 milyon euro yatırım bedeline sahip olan projenin, 2028 yılının ilk yarısında tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje, Moldova’nın uluslararası yatırım cazibesini güçlendirirken; turizm, sağlık ve gayrimenkul alanlarında bölgesel ölçekte katma değer oluşturmayı amaçlıyor. Fiba Commercial Properties, uluslararası portföyü ve geliştirdiği yüksek nitelikli projelerle, faaliyet gösterdiği pazarlarda sürdürülebilir büyüme, uzun vadeli değer üretimi ve küresel standartlarda varlık yönetimi yaklaşımını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Özyeğin: "Moldova’nın potansiyeline güveniyoruz" Törende konuşan Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, "Fiba Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde yurt içi ve yurt dışındaki fırsatları değerlendirerek yatırımlarımızla derinleşmeyi önemsiyoruz. Gayrimenkul sektöründe Moldova Cumhuriyeti ve bu bölge önemli bir potansiyele sahip. Yatırımlarımızla hem grubumuza hem de ülkeye uzun vadeli katkı sunacağız. Bu projeyle birlikte, dünya standartlarında iki oteli ve örnek teşkil edecek bir sağlık kliniğini Moldova’ya kazandıracağımız için mutluyuz" dedi. Kahraman: "Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürmek için çalışıyoruz" Fiba Commercial Properties’in (Fiba CP) hem Türkiye’de hem de yurt dışında yenilikçi projelere imza atarak sektörde fark oluşturmaya devam ettiğini belirten Fiba CP CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, "Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürme hedefiyle çıktığımız bu yolda önemli adımlar atıyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Moldova, Romanya, Kosova ve Çin’de; alışveriş merkezlerinden rezidanslara, otellerden ofislere uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyoruz. Moldova’da da bu kapsamda hayata geçirdiğimiz önemli yatırımlarımızdan birinin temel atma törenini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Marriott Moxy (kısa süreli konaklama), Marriott Residence Inn (uzun süreli konaklama) ve Medpark Tıp Merkezi’ni kapsayan 18 bin 500 metrekarelik karma kullanım projesinin temelini attık. Projenin toplam inşaat alanı; personel yemekhaneleri, catering hizmet alanı, depolama alanı ve teknik hacimler de dahil olmak üzere yaklaşık 23 bin 500 metrekare. Bu projeyle, uluslararası standartlarda sağlık ve konaklama çözümleri sunarak bölgede önemli bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyoruz. Uzun yıllardır güvenle iş birliği yaptığımız SUMMA Grubu ile birlikte yürüttüğümüz bu yatırım, yalnızca ticari bir proje olmanın ötesinde; sosyal, kültürel ve kentsel gelişimi destekleyen, bütüncül yaşam alanları oluşturma vizyonumuzun da somut bir yansımasıdır" dedi. Bora: "Moldova’nın kalkınmasına katkı sağlıyoruz" Moldova Cumhuriyeti’nin kalkınmasına ve refahına gerçek anlamda katkı sağladıklarına dikkat çeken Summa Yönetim Kurulu Başkanı Selim Bora, "Bugün itibarıyla ortaklarımızla birlikte, istikrarlı ve uyumlu koşullarda yaşayan ve çalışan bin 250 kişilik bir ekibimiz var. Bu bizim için çok büyük bir değer. Bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz. Fiba Grubu ile birlikte, yakın gelecekte hayata geçirilecek projeleri uygulamak üzere son derece adanmış bir ekip oluşturduk. 1995’den beri yatırım ve inşaat alanında Moldova’nın en önemli aktörlerinden biri olarak yeni bir projeye başlamanın heyecanını yaşıyoruz. En kısa sürede hayata geçirmemiz gereken büyük bir proje bizi bekliyor. Ortaklarımızla birlikte bu ülkenin gelişimine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz" dedi.