POLİTİKA - 04 Mart 2026 Çarşamba 17:00

AK Parti Grup Başkanvekili Usta:

A
A
A
AK Parti Grup Başkanvekili Usta:

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Askeri personel, hakim, savcı, sözleşmeli personellerden ayrı üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan annelerimiz için doğum izni süresini doğum öncesi sekiz hafta doğum sonrası on hafta 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıyoruz" dedi.


Usta, basın toplantısı düzenleyerek Sosyal Hizmetler ile ilgili 29 maddelik bir kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını ifade etti. Kanun teklifiyle aile bütünlüğünün desteklendiğini söyleyen Usta, "Askeri personel, hakim, savcı, sözleşmeli personellerden ayrı üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan annelerimiz için doğum izni süresini doğum öncesi sekiz hafta doğum sonrası on hafta, 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıyoruz. Babalık izni süresini memurlarda olduğu gibi işçilerde de on güne çıkardık. Çok beklenen bir konuydu bunu tüm kamuoyuna duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Annenin kendi talebi doğrultusunda son iki haftaya kadar çalışma iznini vererek o altı haftayı da doğum sonrası aktarma imkanı da veriyoruz. Böylece anne ve bebeğin doğum sonrasında daha uzun süre bir arada kalmasını desteklemiş oluyoruz. Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı tamamlanamayan çocukların eğitim bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu devleti ile paylaşan koruyucu ailelerimize yönelik olarak da hem kamu hem de özel sektör çalışanları için on günlük izin vererek koruyucu ailelerine teşvik edilmesini amaçlıyoruz. Daha önce koruyucu aile olanlara izin yaparken bu taslakla birlikte koruyacağımız ailelerimize de on günlük izin hakkını tanımış oluyoruz. Evlat edinenlere verilen izinler askeri personellere de tanınmış durumdadır. Teklifle okul kreş, yurt servisi gibi çocukların yoğun olduğu yerlerde başta çocuklara karşı istenilen suçlar olmak üzere belirli suçlardan mahkum olan kişilerin çalıştırılması ve bu yerlerin bu kişilerce işletilmesinin önüne geçilmesi için bir düzenleme yapıyoruz. Sosyal Hizmetler Kanununda ergin olarak ayrılan çocukların kamu desteği ilişkin koşullarda değişikliğe gidilmektedir. Koruyucu aile kadın konukevi harçlıklar ve benzeri sosyal yardım uygulamalarına yönelik süreklilik ve öngörülebilir deneyim sağlanmasını amaçlanmaktadır. Kuruluşların kapatılması halinde hizmet alan bireylerin mağduriyeti yaşamaması amacıyla tasfiye süreçlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlemektedir" dedi.


Usta, açıklamalarına şöyle devam etti:


"Yapay zeka destekli olarak da uygulanan hataların, şiddetin veya yanlış yapılan işlemlerin uyarılacak şekilde merkezi bir sistemle kontrol edilmesi ve güvenliği tedbirlerini artırılması amacıyla böyle bir düzenleme hizmetlerimizin yoğun bir şekilde denetlenmesini sağlayacaktır. Başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm toplum için yeni fırsatların yanı sıra siber içerikleri maruz kalma dijital bağımlılık gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Devletin çocukların fiziksel zihinsel psikolojik ve sosyal genişliğini tehdit eden unsurlara karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayından yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi kanunda yapılması öngörülen değişikliklerle yalnızca mevcut sosyal sağlayıcıların sorumluluklarını netleştirmekte kalmayıp hatta hukuki statüleri tanımlanan haklar, uyum sağlayıcılar ön dağıtıcıları da kapsam içerisine alarak çocukların güvenliğini merkeze alan bütüncül bir koruma kalkanı oluşturulması amaçlanmaktadır. Sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmalarını engelleyecek düzenleme teklif edilmekte ve platformlara bu kuralın uygulanması için gerekli adımları atma noktasına yükümlülükler getirmektedir. Ebeveynlerine, çocuklarına sosyal medya kullananları kontrol etmek için ebeveyn denetim amaçları üstünde tüm bu konularda önlemlerin belirli periyotlarda hem BTK ve hem de kamuya açık biçimli raporlama yükümlülüğü getirilmesini teklif ediyoruz. Temel hedefimiz çocuklar için bir koruma kalkanının oluşturulması, ebeveynler için denetimin sağlanması arzu ediyoruz. Kullanıcılarına başvuru mekanizması sunmak, 15 yaşını doldurmuş çocukları hizmet sunmak, 15 yaşını doldurmuşlar ayrı derece hizmet sunmak yaş doğrulama istemiyorsun bak şeffaflık raporları sunmak aldatıcı reklamları önleme gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içerik çıkarma erişim engeli kararının en geç 1 saat içinde uygulama yükümlülükleri de getirmeliyiz. Yüz binden fazla hacmi olan oyunda sadece Türkiye’de temsilci atama kurum tarafından talep edilen bilgileri sunma yönünde yükümlülükleri getiriyoruz. Düzenlemelerle ilgili altı aylık bir süre tanıyacağız. 6 ay sonra yürürlüğe geçirmiş olacağız."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta Trafik Haftası’nda farkındalık yürüyüşü Sinop’ta Karayolları Trafik Haftası kapsamında trafik bilincini artırmak amacıyla yürüyüş ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sinop’ta Karayolları Trafik Haftası, trafik bilincini artırmak ve yaya güvenliği konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen geniş kapsamlı bir programla kutlandı. Sinop Valiliği önünden başlayan yürüyüş, Uğur Mumcu Meydanı’na kadar devam etti. Meydanda oluşturulan özel etkinlik alanında çocuklara uygulamalı trafik eğitimi verildi. Kurulan minyatür parkurda akülü arabaların direksiyonuna geçen öğrenciler, trafik jandarmaları gözetiminde sürüş yaptı. Trafik ışıkları, yaya geçitleri ve levhaların bulunduğu pistte çocuklara durma, geçme ve yaya önceliği kuralları eğlenceli bir şekilde aktarıldı. Etkinlikler kapsamında Sinop İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube ile İl Jandarma Komutanlığı Trafik Şube ekipleri tarafından bilgilendirme stantları açıldı. Trafik denetimlerinde ve uygulamalarda kullanılan radar cihazları, alkolmetreler ve diğer teknik ekipmanlar tek tek tanıtıldı. Cihazları yakından inceleyen öğrenciler, görevli personelden trafik güvenliğinin nasıl sağlandığına dair bilgi aldı. "Emniyet kemeri ölümlü kazaları yüzde 60 engelliyor" Programda açıklamalarda bulunan Vali Mustafa Özarslan, trafik kazalarındaki insan faktörüne ve koruyucu ekipman kullanımına değinerek, "Trafik kazalarının en büyük nedenlerinden birinin insan kaynaklı olduğu yapılan araştırmalarda gözüküyor. Özellikle emniyet kemeri takıldığı zaman ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında yüzde 40 ve yüzde 60 oranında ölümlü kazaların önüne geçilebiliyor. Motosikletlerde kask takıldığı zaman yüzde 40 ile yüzde 70 oranında ölümlü kazaların önüne geçilebiliyor. Otomobillerde emniyet kemeri, motosikletlerde de kask önemli bir altın kural. Yani bunları kullanmalıyız. Bizim şu anda Sinop’umuzda yaklaşık 85 bin 900 araç var. Bu araçlardan otomobillerde her sene ortalama geçen sene içinde benzer şekilde yüzde 8 artış var. Motosikletlerde ise yüzde 21. Malumunuz üzerine genelde topografik yapısı şehrimizin, il merkezimizin özellikle yollarımızın sınırlı kapasitesi. Dar bir alandayız. Yollarımızı daraltma, genişletme ve uzatma yönünde sorunlar yaşıyoruz. Oysa biraz önce belirttiğimiz gibi sürekli taşıt sayısında artış var. Bundan dolayı bizim rasyonel bir akılla, ortak akılla trafiği sağlıklı bir şekilde yönetmemiz lazım. Bunun için akıllı trafik yönetimine dönük bir çalışmayı daha önceden bahsetmiştim. Kalkınma ajansımızın şu anda yürüttüğü, valimiz koordinesinde paydaşlarımızın da beraber olduğu teknik bir çalışma devam ediyor. Uzman bir akademisyen grubu bu konuda raporlamalarını yapacak ve bizim akıllı trafik yönetimimizde ne yapabileceğimize dönük bize öneriler getirecek. Bu eylem planında mutlaka bize faydalı çözümler üretecektir. Bunları biz kamuoyuyla da paylaşacağız. Bizim arzumuz her zaman söylediğimiz gibi trafik kuralları insanlığın büyük acılarından, büyük travmalarından sonra ortaya konulmuş bilimsel kurallardır. Bir kural bir hayat, bir can kurtarır derken bakanlığımızın mottosu, ilkesi bunu demek istiyoruz. Lütfen ama lütfen trafik kurallarına uyalım. Uymayanları ikaz edelim ve toplumsal bir trafik kültürü bilinci oluşsun. Böylece büyük acılar, büyük kayıplar yaşamayalım. Bu aldığımız tedbirler ve şu andaki eğitimler sayesinde bu acılarımızı, kayıplarımızı azaltabiliriz. Buna inanıyoruz. Bunun için okullarımızda yaygın bir şekilde gerek anaokulundan liselerimize kadar jandarma birimlerimiz, emniyetteki trafikten sorumlu birimlerimiz yaygın bir şekilde bu eğitimi yapıyorlar. Burada da gördüğünüz gibi bir farkındalık eğitimi yaptık" dedi.
Karabük Karabük Belediyesi kendi enerjisini üretmeye hazırlanıyor Karabük Belediyesi, enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla kendi enerjisini üreteceği projeyi hayata geçiriyor. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, belediyenin enerji giderlerini düşürerek yıllık 50 milyon liralık tasarruf sağlamayı hedefleyen projeyi kamuoyuyla paylaştı. Karabük Belediyesi, yerel yönetim bütçelerinde önemli yer tutan enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla yeni bir projeyi uygulamaya alıyor. Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında belediye hizmet binalarının yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre edilmesi planlanıyor. Proje kapsamında belediye binalarının enerji üretim kapasitesinin artırılmasıyla kurumun enerji giderlerinin önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor. Böylece belediye bütçesinde sağlanacak tasarrufun yeni yatırımlara aktarılması amaçlanıyor. Çalışmalar doğrultusunda Karabük’ün su dağıtım sistemlerinde kullanılan eski su motorları ve ekipmanlar da yenilenecek. Yüksek enerji tüketen sistemlerin yerine daha verimli teknolojilerin kullanılacağı belirtilirken, enerji sürekliliğinin artırılması ve altyapı hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 150 milyon liralık yatırım bedeliyle planlanan projenin 3 yıl içerisinde tamamlanmasının öngörüldüğü, sistemin yıllık yaklaşık 50 milyon lira tasarruf sağlamasının beklendiği bildirildi. Başkan Özkan Çetinkaya, projeyle ilgili yaptığı açıklamada, belediyenin enerji tüketen değil, kendi enerjisini üreten bir yapıya kavuşacağını belirtti. Çetinkaya, enerji maliyetlerinden elde edilecek tasarrufun vatandaşların yaşam kalitesini artıracak hizmet ve yatırımlarda kullanılacağını ifade etti.
Denizli Denizli Ticaret Odası, Denizli İhracatçılar Birliği’ne tebrik ziyaretinde bulundu Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Meclis Başkanı Salih Sarıkaya ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Denizli İhracatçılar Birliği’ni ziyaret ederek DENİB Başkanı Osman Uğurlu ve yönetim kuruluna hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyaret kapsamında, Denizli iş dünyasının mevcut durumu, küresel ekonomik gelişmelerin ihracata ve ekonomiye etkileri ve kurumlar arası iş birliğinin önemi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. DTO heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden DENİB Başkanı Osman Uğurlu, "Başkanımız ve kıymetli heyetini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Denizli Ticaret Odası’nın yürüttüğü projeleri takdirle takip ediyoruz. Denizli iş dünyasının karşı karşıya olduğu zorlukların aşılmasında kurumlar arası iş birliği büyük önem taşıyor. Bizler de DENİB olarak her türlü desteği vermeye, süreçleri ortak akılla ve birlikte hareket ederek yürütmeye hazırız. Küresel rekabetin giderek arttığı bu dönemde, özellikle finansmana erişim, maliyet baskıları ve yeni pazarlara açılım konularında iş dünyamıza destek olmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Denizli’nin üretim ve ihracat gücünü daha ileriye taşımak adına tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz" dedi. "Ortak akıl ve iş birliğiyle Denizli ekonomisini daha ileriye taşıyacağımıza inanıyoruz" DTO Başkanı Uğur Erdoğan ise ziyarette yaptığı değerlendirmede, Denizli iş dünyasının güçlü üretim altyapısı ve ihracat kabiliyetine dikkat çekerek şunları ifade etti: "Denizli İhracatçılar Birliği, ilimizin dış ticaret vizyonuna yön veren en önemli kurumlarımızdan biridir. Yeni dönemde Sayın Başkanımıza ve yönetimine başarılar diliyoruz. Küresel ölçekte rekabetin arttığı bu süreçte, iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu dönüşümün sağlanması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi adına kurumlarımız arasında güçlü bir koordinasyon büyük önem taşıyor. Denizli Ticaret Odası olarak bizler de üyelerimizin rekabet gücünü artıracak projeler üretmeye, finansmana erişimden dijitalleşmeye kadar pek çok alanda destek sağlamaya devam edeceğiz. Ortak akıl ve iş birliğiyle Denizli ekonomisini daha ileriye taşıyacağımıza inanıyoruz."
Adıyaman Adıyaman Valisi Abdullah Küçük göreve başladı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılan yeni atamalar kapsamında Adıyaman’a atanan Vali Abdullah Küçük göreve başladı. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Adıyaman Valisi Osman Varol Aydın Valiliği’ne, İstanbul Güngören Kaymakamı Abdullah Küçük ise Adıyaman Valisi olarak görevlendirilmişti. Adıyaman’a atanan Vali Abdullah Küçük, Adıyaman Valiliği önünde Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, vali yardımcıları, kurum müdürleri, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve çok sayıda kamu çalışanı tarafından karşılandı. Herkesle tek tek tokalaşan Vali Küçük, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Hazreti Üzeyir Peygamberin diyarı, kutlu sahabelerin yurdu, huzurun ve kardeşliğin şehri Adıyaman’da bugün valilik görevime başladım. Bu ulvi görevi bana tevdi eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye şükranlarımı sunuyorum. Öncelikle 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı haktan rahmet, tedavileri devam eden kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeniden ayağa kalkma sürecini büyük bir başarıyla sürdüren Adıyaman’ımızı her alanda çok daha güçlü bir şehir haline getirmek için var gücümüzle çalışacağız. Görev sürem boyunca hukukun üstünlüğünü esas alan, her vatandaşımızı eşit gören, şeffaf, samimi, ulaşılabilir ve insanı önceleyen bir yönetim anlayışıyla Adıyaman’a hizmet etmeyi en büyük vazifem olarak görüyorum. Kapımızda, gönlümüzde her zaman siz değerli hemşehrilerimize sonuna kadar açık olacaktır. İnanıyorum ki Adıyamanlı kardeşlerimin duası ve desteği, kıymetli milletvekillerimizin katkıları, tüm kurum ve kuruluşlarımızın, üniversitemizin, sivil toplumumuzun ve basınımızın güçlü iş birliğiyle Adıyaman’ımızı hep birlikte daha güzel yarınlara taşıyacağız" diye konuştu.
Gaziantep Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Elazığ Lise öğrencilerinin bilimsel yetenekleri projeye dönüştü Elazığ Çubukbey Anadolu Lisesi, il genelinde projeleri desteklenmeye değer bulunan 17 okuldan biri olarak öğrencilerin hazırladığı bilimsel çalışmaların yer aldığı 4006-TÜBİTAK Bilim Fuarı’nın açılışını gerçekleştirdi. Elazığ Çubukbey Anadolu Lisesi bünyesinde hazırlanan 4006-TÜBİTAK Bilim Fuarları Destekleme Programı projeleri, düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı. Çubukbey Anadolu Lisesi, fuar kapsamında projeleri desteklenmeye hak kazanan il genelindeki 17 okuldan biri oldu. Bu çerçevede okul binasında düzenlenen fuarda, öğrenciler tarafından hazırlanan teknolojik, bilimsel ve toplumsal içerikli projeler katılımcılara tanıtıldı. Proje yürütücülüğünü okul öğretmenlerinden Veysel Emir’in üstlendiği etkinlikte, öğrencilerin merak ve araştırma duygularıyla geliştirdikleri çalışmalar detaylı bir şekilde paylaşıldı. Açılış konuşması gerçekleştiren Okul Müdürü Dr. Bekir Erol, "Bu sene TÜBİTAK 4006 projelerinde il genelinde başvuran okullar arasından projeleri desteklenmeye layık görülen 17 okuldan birisi olduk. Bu nedenle emek veren öğrencilerimize, danışman öğretmenlerimize ve proje yürütücümüze teşekkür ediyorum. Hangi bilim diye soruyoruz. Bence, önce bu soruyu kendimize sormamız gerekiyor ve alacağımız cevaba göre de çocuklarımızı yönlendirmemiz gerekiyor. Bugün dünyanın değişik bölgelerinde, coğrafyalarında çocukları, masum insanları katleden silahları üreten bilim mi, yoksa Aziz Sancar’ın kanserli hücrelerin hasar gören DNA’larını nasıl onardığını keşfeden bilim mi. Ahlakla, erdemle, vicdanla yoğrulmayan bilimin içinin boş olduğunu biliyoruz ve buna inanıyoruz. İşte bizler Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin de ortaya koyduğu gibi ahlakla, vicdanla, sorumlulukla bütünleşmiş bir bilimi tercih ediyoruz. Bugün burada sergilenen her çalışma merak eden, araştıran, düşünen ve aynı zamanda insanlığa, çevreye ve toplumsal değerlere duyarlı gençlerimizin emeğini yansıtmaktadır" dedi. Açılış programına eğitimciler, öğrenciler ve davetliler katılırken, sergilenen projeler ise katılımcılardan tam not aldı.