EĞİTİM - 14 Haziran 2024 Cuma 20:07

Bakan Tekin: "(Gebze’de mezuniyet töreninde yaşananlar) Bakanlık olarak incelemeleri yapacağız”

A
A
A
Bakan Tekin: "(Gebze’de mezuniyet töreninde yaşananlar) Bakanlık olarak incelemeleri yapacağız”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Gebze’de bir lisedeki mezuniyet töreninde bazı öğrencilerin kıyafetlerinin uygun olmadığı gerekçesiyle alınmadığı iddiasına ilişkin, "Bakanlık olarak, incelemeleri yapacağız" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Etimesgut Şehit Yasin Kendircioğlu Ortaokulunda, karne dağıtım töreninin ardından "Yıllık Değerlendirme Basın Toplantısı"nda konuştu. Bir yıl boyunca sergilenen çabaların meyvelerinin alındığı ve herkes için heyecan verici bir gün olduğunu belirten Tekin, herkesin sağlıklı ve mutlu bir tatil geçirmesi temennisinde bulundu. Bakanlık olarak, bu süreci tatil olarak değil eğitim öğretim sürecinin bir alanı olarak tanımladıklarını ifade eden Tekin, çocukların okul dönemini daha verimli geçirebilmesi için okul dışı dönemde enerji topladıklarını ve bu nedenle bu süreci en az eğitim-öğretim dönemi kadar dolu dolu geçirilmesi gereken bir dönem olarak gördüklerini söyledi.



“Örnek olarak iyi bir ebeveyn profili çizebilirsiniz”


Velilere de seslenen Tekin, tüm ülkelerde ebeveynlerin de eğitim-öğretim sürecinin bir parçası olduklarını belirterek 12 yıllık zorunlu eğitimini tamamlayan bir öğrencinin ailesiyle okulda geçirdiği vakitten daha fazlasını geçirdiğine dikkati çekti. Ailelerin, çocuklarının eğitim sürecinde kendilerine destek olmaları gerektiğini ifade eden Tekin, şöyle devam etti:


"Tatile girerken velilerimizden isteğim şu, çocuklarımızın, gençlerimizin nasıl yetişmesini istiyorsanız, nasıl bir genç ve çocuk yetişsin istiyorsanız, tatil aylarında çocuklarınız yanınızdayken onlara en güzel şekilde örnek olarak iyi bir ebeveyn profili çizebilirsiniz. Ben velilerden bunu talep ediyorum. Çocuklarımıza ’Okuyun’ demek yerine gelin, beraber her gün yarım saat, bir saat kitap okuyalım. Çocuklara, ’Evladım cep telefonunla, bilgisayarınla, televizyonla çok vakit geçiriyorsun’ diyeceğimize kendimiz de aynı tür etkinliklerimizi azaltalım. Saatlerce televizyon seyreden bir anne ya da babanın çocuğuna ’televizyon seyretme’ demesi, hiç kitap okumayan, evinde kitap olmayan bir ailenin çocuklarına ’kitap okuyun’ demesi biraz tuhaf kaçıyor."



‘Gebze’de bazı öğrencilerin kıyafetlerinden dolayı mezuniyet törenine alınmadığı iddiası’


Tekin, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gebze’de bir lisedeki mezuniyet törenine bazı öğrencilerin kıyafetlerinin uygun olmadığı gerekçesiyle alınmadıkları yönünde çıkan haberlere ilişkin soru üzerine Tekin, bakanlık bünyesinde yaklaşık 76 bin okul, 1 milyon 100 bin öğretmen ve 100 binin üzerinde okul idarecisi bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:


"Ben şundan çok büyük üzüntü duyuyorum, bu kadar büyük bir ailenin emeklerinin takdir edildiği, onlara teşekkür edeceğimiz bir hafta içerisinde bir günün, bir haftanın bütün bu emeklerin üstünü örtüp, tartışmaları başka bir yere evirmesinden dolayı gerçekten huzursuzum ve mutsuzum. Medya, siyaset, sivil toplum örgütlerinden de bir şey rica ediyorum, bu kadar büyük bir ailenin içerisindeki bir tane olumsuzluğu bu kadar gündem yapacağınıza şuradaki öğretmen arkadaşlarımızın yıl boyunca yaptığı fedakarlıkları keşke aynı samimiyetle, gayretle medyatik hale getirseniz, onlara şükran borçlarımızı keşke bu şekilde ödesek."


Medyada bu tür olayların speküle edilerek servis edildiğini belirten Tekin, geçtiğimiz hafta İstanbul’da yine bir mezuniyet töreninde otizmli bir çocukla ilgili yaşanan olayı hatırlattı. Medyaya düşen olaylar üzerinden ilgili öğretmeni linç etmenin ve bütün öğretmenleri zan altında bırakmanın doğru olmadığını ifade eden Tekin, bu tür konularda herkesi daha sorumlu davranmaya davet etti.



"Öğrenciler listede yazdığının iki katı kadar misafirle gelince tartışma başlıyor"


Gebze’de yaşanan olayla ilgili konuşan Tekin, şu ifadeleri kullandı:


"Olayın başlangıç noktasında okul müdürü, öğrencilere mezuniyet töreninin yapılacağı alanın büyüklüğü kadar kontenjan veriyor. Burada formu da var, her öğrenciye 4 kontenjan veriyor ve ’Kiminle beraber geleceksin’ diye soruyor. Başlangıçta listede ismi olmayan öğrenci arkadaşlarımız, listede yazdığının iki katı kadar misafirle gelmek isteyince okul müdürü doğal olarak ’Biz bu listedeki isme göre bir organizasyon yaptık. Önce listedeki isimleri alalım. Yer kalırsa sizi de alırız’ dedi diye tartışma başlıyor ve arzu etmediğimiz bir boyuta ulaşıyor. Olay duyulur duyulmaz İlçe Milli Eğitim Müdürümüz 7-8 dakika içerisinde olay yerine intikal ediyor ve problemi çözüp çocuklarımızın mezuniyet törenine katılması sağlanıyor. Okul müdürümüzün olay artık yönetilemez boyuta geldikten sonra ’yönetmelik ifadesi’ diye söylediği şey normal okulumuzun eğitim öğretim kısmıyla ilgili yönetmelik. Yani madde, onunla ilgili madde. Mezuniyet törenlerini ya da benzeri etkinlikleri bu çerçevede değerlendirmek doğru değil. Nitekim İlçe Milli Eğitim Müdürümüz de geldikten sonra sorunu çözüyor."


Bakan Tekin, olayın detayı yeterince araştırılmadan öğretmen ve okul idarecilerinin toplum nezdinde linç edilmesinin kendisini üzdüğünü belirterek bunu yıl boyunca sergilenen emeğe, çabaya saygısızlık olarak gördüğünü ifade etti.



"Sınıf tekrarı konusunda çok marjinal bir tabloyla karşı karşıya değiliz"


9’uncu sınıflarda sınıf tekrarının geri getirilmesiyle birlikte kaç öğrencinin tekrara kaldığı ve bu yıl YKS’ye katılan ancak devamsızlık nedeniyle tekrar yapacak kaç öğrencinin olduğuna ilişkin sorular üzerine Tekin, karnelerin dağıtılmasının telafi niteliğindeki süreçlerin tamamlandığı anlamına gelmeyeceğini belirterek sınıf tekrarıyla ilgili işlemlerin henüz tamamlanmadığını ve bayram sonrası net rakamları göreceklerini söyledi. Tekin, genel olarak çok marjinal bir tabloyla karşı karşıya olmadıklarını belirterek şöyle devam etti:


"Bütün attığımız adımlar öğretmen arkadaşlarımızın bizlerden eğitim öğretim sürecinin daha ciddi şekilde yürümesi, öğretmenlerimizin emeklerinin karşılığının daha sağlıklı şekilde alınabilmesi, öğretmen arkadaşlarımızın itibarlarının korunması açısından alınması gereken tedbirlerdi. Öğrenciler açısından da başarısının arttırılması için aldığımız tedbirlerdi. 9’uncu sınıflar açısından da yönetilemeyecek bir süreç yok. Medyada speküle edildiği gibi, ’çok ciddi sayıda sınıf tekrarı olacağı için önümüzdeki yıl 9’uncu sınıflara kayıtlarda sıkıntı yaşanacak.’ şeyi doğru değil. Bunun hesabını zaten yapıyoruz."



“Devamsızlıkla ilgili herhangi bir af ya da benzeri düzenleme yapmayı düşünmüyoruz”


Devamla ilgili aldıkları kararı da çok önemsediklerini bildiren Tekin, şu ifadeleri kullandı:


"Özellikle 12’nci sınıflar açısından söyleyeyim, çocuklarımızın üniversite hazırlık anlamında en çok faydalanabilecekleri alanın okullarımız ve öğretmenlerimiz olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla çocuklarımız devamsızlık yapıp merdiven altı kurslarda, kaçak eğitim veren kurslarda ya da çok farklı yapıların organize ettiği kurslarda eğitim öğretim adı altında sınava hazırlık kursları almasını arzu etmiyoruz. Çocuklarımızın okullarda zaman geçirmesini istiyoruz. Öğretmenlerimizle birlikte bu süreci yürütmesini istiyoruz. Bunun için de daha önce defaten söyledik, ÖSYM ile çok sağlıklı bir süreç yürütüyoruz. ÖSYM, soru hazırlama havuzundaki kişilerin yarıya yakınını Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki öğretmen arkadaşlarımızdan oluşturdu. Aynı şekilde ÖSYM Başkanımızla da konuştuk, üniversite sınavı için çıkan soruların tamamı kazanımlarımız, müfredatımız ve kitaplarımız odaklı. Hal böyle olunca çocuklarımızın dışarıda değil okulda bu süreci tamamlamalarını arzu ediyorduk. Bunu sağlamak için de başka tedbirler almıştık. Devamla ilgili aldığımız kararın önemli bir gerekçesi de buydu. Biz bu anlamda doğru bir iş yaptığımıza inanıyoruz. Devamsızlıkla ilgili herhangi bir af ya da benzeri düzenleme yapmayı düşünmüyoruz."



"Çocuklarımızın örgün öğretimde eğitim almasını arzu ediyoruz"


Tekin, açık liseye geçişle ilgili soruya Milli Eğitim Temel Kanunu’nun, örgün öğretimi esas kabul ettiğini hatırlatarak, "Yani asli işimiz, çocuklarımızın örgün öğretime devam etmesini sağlamak. Açıköğretim aslında örgün öğretim çağının dışına çıkmış ya da insani sebeplerle örgün öğretim alamayacak olan çocukların yönlendirildiği bir mekanizma. Yani bir zorunluluk durumunda başvuracağımız bir şey. Dolayısıyla bu tür bir durum olmadığında çocukların açık öğretime yönlendirilmesi, Milli Eğitim Bakanlığının da kendisi açısından bir zaafiyeti teşkil eder. Çocuklarımızın örgün öğretime gelip, örgün öğretimde öğretmenlerimizden eğitim almasını arzu ediyoruz. Yaz aylarında yaptığımız düzenlemenin sebebi de buydu” yanıtını verdi.



Çocukların üniversiteye hazırlık dahil olmak üzere bütün eğitim-öğretim ihtiyaçlarını giderebilecek kadar büyük bir aile olduklarını ifade eden Tekin, çocukların varsa eksikliklerini, destekleme ve yetiştirme kurslarıyla giderebileceklerini bildirdi. Tekin, "Öbür taraftan baktığımızda, çocuklarımızın devam ettiğini iddia ettiği yapılar yani dershane dediğimiz şeyler, bizim zaten örgün öğretim çağındaki çocuklarımızın devam edeceği bir yapı yok. Yani bunlar demek ki illegal. Onların niteliğiyle ilgili bakanlık olarak kefil olmadığımız, denetlemediğimiz bir süreç var orada. Çocuklarımızın oralara gitmesini o yüzden istemiyoruz. Gitmemeleri için de elimizden gelen tedbirleri alacağız." diye konuştu.



“Yasal bir düzenlemeyi ben şahsen doğru bulmuyorum”


Özel sektör öğretmenlerine ilişkin soru üzerine Tekin, bu konunun da çok fazla speküle edildiğini söyledi. Özel okulların salgın döneminde öğrenci kaybından dolayı irtifa kaybettiklerini dile getiren Tekin, bu okullara artık salgın döneminin geride kaldığını ve artık normalleşmeleri gerektiğini kendileriyle paylaştıklarını belirtti. Özel okul yöneticilerinin "Pandemi koşullarında yaşadığımız sıkıntılar sebebiyle küçüldük. Bazı tedbirler almak durumunda kaldık. Bunu düzeltmeye biz de varız" dediklerini ve bunun üzerine kendileriyle masaya oturup konuştuklarını anlatan Tekin, şunları kaydetti:


"Nihayetinde şu noktaya gelmiştik. Bize dediler ki, doğrusu da bu zaten, ’Öğrenci kayıtlarını her takvim yılının başında yani ocak, şubat aylarında, mayıs, haziran aylarında da öğrenci kayıtlarına ve kontenjan doluluk oranlarımıza göre öğretmen sözleşmelerimizi yapıyoruz.’ Onların bazı taleplerini yerine getirdik. Dolayısıyla ocak, şubat aylarındaki kayıt sürecinde yaşadıkları sıkıntıları aşmış olduk. Bunun karşılığında da onlara, mayıs ve haziran aylarında öğretmen arkadaşlarımızla yaptıkları yıllık sözleşmelerde öğretmenlerinin hukukunu koruyacak mali tabloyu kendilerine sunmaları gerektiğini söylemiştik. Onlar da bize bu yıl için yani 2024-2025 eğitim öğretim yılı için bunu çözeceklerini deklare etmişlerdi. Mayıs ve haziran aylarında yeni sözleşmelerini yapıyorlar. Yasal bir düzenlemeyi ben şahsen doğru bulmuyorum. Bunun ikili görüşmeler üzerinden yürüyeceğine ve özel okul temsilcilerinin, sahiplerinin bu hukuka riayet edeceklerine inanıyorum. Anlaşmamız öyle kendileriyle. Buna riayet etmeyen özel okul varsa bu hem Türkiye’deki özel okulculuk faaliyetini sıkıntıya sokar hem de kamuoyundaki itibarlarını zora sokar. O yüzden öğretmen arkadaşlarımız gerekli başvuruları bize yaparlarsa biz de özel okul gruplarıyla bunları konuşup, herhangi bir mağduriyet yaşamamalarını, hak ettikleri özlük haklarını elde etmelerini sağlamak için ilgili okullarla gerekli görüşmeleri yaparız."


Muhalefetin, Atatürk ile ilgili dersin seyreltildiğine dair eleştirileriyle ilgili sorusuna Tekin, "Bunları medyada tartışmak yerine nerede seyreltildiğine dair veya hangi hususların seyreltildiğine dair net raporları bizimle paylaşırlarsa biz de arkadaşlarımızla konuşuruz. Seyreltmekten kastettikleri şey, müfredatın dışına çıkartmaksa katılmıyorum" diye konuştu.


Eğitim öğretim sürecinin tepeden tırnağa gözden geçirilerek bazı kazanımların farklı sınıflara kaydırıldığı realitesinden hareket edildiğinde bu eleştirilerin çok doğru olmadığının görüleceğini ifade eden Tekin, "Bu konuda bir eleştirisi olan varsa televizyon ekranlarında konuşmak yerine bize hazırladıkları metinleri getirirler, biz de kendilerine gerekli cevapları veririz, eksiğimiz varsa düzeltiriz” ifadelerini kullandı.



"Hem LGS için hem de üniversiteye giriş sınavları için bizim kitaplarımız esas"


Bakan Tekin, yeni müfredat kapsamındaki ders kitaplarının basımına ilişkin soruya, okul öncesi, 1, 5 ve 9. sınıflarda yeni müfredata göre hazırlanmış kitapların okutulacağını söyledi. Bunun dışındaki sınıflarla ilgili kitap basım sürecinin devam ettiğini belirten Tekin, "Onun ihalesi yapıldı ve tamamlanmış olacak. Bizim iş yükümüz zaten dörtte bir oranında kalmış durumda yeni kitaplar, yeni müfredatlar için. Onunla ilgili de müfredatları hazırlayan ekipler yani özel sektörden bu konuda kitap almadığımız için sadece bakanlık tarafından hazırlanan ders kitapları, materyaller hazırlanmış durumda. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızın onayına sunulacaklar ve sonra da biz onların basım sürecini yürüteceğiz. O sürecin 9 Eylül’e kadar yetişeceğini öngörüyoruz, bir sıkıntımız yok" dedi.



“Velilerden fahiş fiyatlarda ders kitabı için ücret talep eden özel okullarla ilgili biz gerekeni yapacağız”


Tekin, "Özel okullar için gelecek sene Bakanlık tarafından ücretsiz dağıtılacak ders kitaplarını okutma zorunluluğu getirildi. Ancak bazı özel okulların velilerden talep ettiğine ilişkin de bilgiler geliyor, bu konuda değerlendirmeniz ne olacak?" sorusuna Tekin, şöyle yanıt verdi:


"Özel okullardaki öğretmen arkadaşlarımızın özlük hakları örneğinde olduğu gibi özel okullarla ilgili biz karşılıklı bir paydaşlık ilişkisi yürütüyoruz. İyi bir ilişki yürüttüğümüze inanıyorum. Bu kararımızı alırken de özel okullarla konuşarak aldık. Şunun altını çizerek söyleyeyim, çocuklarını özel okula gönderen velilerimiz için söylüyorum, Bakanlığımızın ders kitaplarını okutmuyor ise eğer özel okullar, çocuklarınızın ciddi bir sıkıntı yaşayabileceğini uzun vadede görmeniz gerekiyor. Çünkü hem LGS için hem de üniversiteye giriş sınavları için bizim kitaplarımız esas kabul ediliyor. Bunun takibini biz ÖSYM üzerinden yapacağız. Velilerden fahiş fiyatlarda ders kitabı için ücret talep eden özel okullarla ilgili biz gerekeni yapacağız. Yani bize bu anlamda şikayetler ulaşırsa bu okullarla ilgili genel müdürlüğümüz ve Teftiş Kurulu Başkanlığımız tedbirlerini alacaktır."



Bakan Tekin: "(Gebze’de mezuniyet töreninde yaşananlar) Bakanlık olarak incelemeleri yapacağız”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Gümüşhane’de sel sularıyla coşan derede cansız ayı görüntülendi Gümüşhane’de dün öğleden sonra etkili olan gök gürültülü sağanak yağışın oluşturduğu sel dereleri taşırırken, vatandaşların cep telefonlarına ilginç görüntüler yansıdı. Merkeze bağlı İkisu köyünde çekilen videoda derenin sel sularıyla iyice coştuğu, çok sayıda ağaç ve malzeme taşıdığı fark edilirken, vatandaşlar suyun içerisinde cansız halde hareket eden bir ayı görüntülediğini iddia etti. İkisu köyü Fazlıoğlu Mahallesi sakinlerinden Furkan Akif Bostancı, sel geldiğini görünce eski köprünün üzerine çıktığını ve görüntüleri kaydettiğini söyledi. Yağlıdere deresinden akan sel sularının içerisinde kütükler ve cansız bir ayının da olduğunu ifade eden Bostancı, "Sel geliyor dikkatli olun dediklerinde evimiz derenin kenarında olduğu için korktum. Dereden gelen sel sularını izlemek için yola çıktığımızda telefonumla o anları kaydettim. Bir anda gelen selle birlikte derenin seviyesi yükselirken suların içerisinde cansız bir ayı olduğunu fark ederek o anları kaydettik" dedi. Diğer yandan kent merkezinin dik rampalarından akan selde oynayan 2 çocuğun son anda sel sularına kapılmaktan kurtulduğu görüntüler de sosyal medyada paylaşıldı. Görüntülerde sel sularıyla oynayan 2 çocuktan birisinin suya girdiği ve ayakkabısını sel sularına kaptırdığı fark edilirken, çocuğun suya kapılmaktan son anda kurtulduğu görüldü.
Isparta Isparta 15 Temmuz’un 8’inci yılında tek yürek oldu Isparta’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü 8’inci yılı kortej yürüyüşü ve düzenlenen programla anıldı. Programda konuşan Isparta Valisi Aydın Baruş, “15 Temmuz, milli iradenin zaferi, büyük Türk milletinin zaferidir.15 Temmuz’da, hayatlarını vatana ve bu aziz millete siper ederek demokrasi destanı yazan aziz şehitlerimize olan borcumuzu asla ödeyemeyiz” dedi. Isparta’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü çerçevesinde bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. Isparta Belediyesi önünden mehter takımı eşliğinde kortej ile başlayan etkinlik 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanındaki programla devam etti. Binlerce vatandaşın meydanları doldurduğu program İstiklal Marşı’nın okunması ile Kuran’ı Kerim Tilaveti ve dualar edilmesi ile başladı. “15 Temmuz, milli iradenin zaferi, büyük Türk milletinin zaferidir” Anma etkinliğinde konuşan Isparta Valisi Aydın Baruş, “Bundan tam 8 yıl önce, 15 Temmuz 2016’da Cuma Gününün ruhumuza verdiği huzuru yaşarken, bu beraberlik ruhuna kurşun sıkan bir suikastla karşılaştık. Türk Milletinin büyük teveccühüyle, seçimiyle işbaşına gelmiş Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alarak milli iradeyi, Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalayarak demokrasimizi lağvetmek istediler. Devletin stratejik kurumlarını hedef alarak güvenliğimizi yok etmek istediler. Meydanlara akan insanlarımızı kurşun yağmuruna tutarak, tanklarla ezerek inancımızı, direncimizi ortadan kaldırmak istediler. Ülkemize, demokrasimize, şerefimize kasteden darbeci hainlere karşı Milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına uyarak, ölüme meydan okuyarak tarihin altın sayfalarında yer alacak destansı bir mücadele verdi. Bu millet izzetinin ayaklar altına alınmasındansa, ölmeyi tercih eden bir millet olduğunu unutmadı. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle, polisiyle, askeriyle, jandarmasıyla verilen bu destansı mücadelede 252 kardeşimiz şehadet makamına, 2.740 kardeşimiz gazilik mertebesine ulaştı. Ankara’da Özel Kuvvetler Komutanlığı’na girmeye çalışan darbeci hain Semih Terzi’yi alnından vurarak öldürdükten sonra, otuz kurşunla şehit edilen, 15 Temmuz direnişinin simgesi olan Niğdeli Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir başta olmak üzere, Canımızdan canlar kaybettik. Her birinin hikâyesi bu direnişteki azmin, sebatın ve fedakârlığın simgesi oldu. Onların kahramanlıkları, vatan ve millet aşkının ne anlama geldiği konusunda evlatlarımıza anlatacağımız ilham kaynakları oldu. Onlar, şehit kanlarıyla sulanmış bu Aziz Vatanın bağımsızlığı, Milletimizin bu topraklar üzerinde izzet ve şerefle yaşaması için canlarını Hakka teslim ettiler. Binlerce gazimiz, bu ülkeye ve insanına zarar gelmesin diye vücutlarını siper ettiler. 15 Temmuz, milli iradenin zaferi, büyük Türk milletinin zaferidir.15 Temmuz’da, hayatlarını vatana ve bu aziz millete siper ederek demokrasi destanı yazan aziz şehitlerimize olan borcumuzu asla ödeyemeyiz. Şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve vefa borcumuz vardır. Bu borcu ifa etmek için üzerimize düşen vazifeler olduğunu asla unutmayacağız. 15 Temmuz diriliş ruhunu benliğimizde ve kalbimizde daima yaşatacağız” dedi. Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü parçalamaya yönelik FETÖ / PDY terör örgütü tarafından yapılan 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yılında; milletçe tek yürek olup eşine az rastlanır bir kahramanlık destanı yazmış olmanın onur ve gururunu yaşadığını belirten Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ise “Bugün bir taraftan milletimizin kazandığı muhteşem zaferin mutluluğunu, bir yandan da hain darbe girişimi esnasında vatanımız uğruna verdiğimiz 252 şehidimizin hüznünü birlikte yaşıyoruz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, gazilerimize sağlıklı, güzel bir hayat diliyor, minnettarlığımızı ifade ediyorum. 15 Temmuz gecesi özgürlüğüne, ezanına, bayrağına, vatanına, devletine, geleceğine sahip çıkarak FETÖ darbecilerine direnen, hiç tereddüt etmeden sokakları, caddeleri, meydanları dolduran, tanklara, uçaklara, helikopterlere, namlulara gövdelerini siper eden mermilere aldırış etmeden, yurdumuzun dört bir köşesinde mücadelelerini sürdüren Türkiye aşkına çarpan yüreklere şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu. “Milletimiz en zor demokrasi sınavını büyük başarıyla vermiştir” Konuşmasının devamında Türk milletinin destansı direnişte birliğini vurgulayan Başkan Başdeğirmen “15 Temmuz gecesi, Cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlara canımız pahasına sahip çıktık. Tek yürek ve tek bilek olarak darbecilere karşı yürüttüğümüz destansı direnişle dosta ve düşmana Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini, Türk milletine asla diz çöktürülemeyeceğini gösterdik. Hainleri üzerimize salanların heveslerini kursaklarında bıraktık, milli iradenin gücünü bir kez daha tüm dünyaya ilan ettik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletimiz, vatan, millet, istiklal ve istikbal tehlikeye düştüğünde birlik ve beraberliği sağlayarak nasıl tek bir yürek olunabileceğini, devlet-millet bütünleşmesiyle tarihe altın harflerle nakşedilecek bir zafere imza atıldığını bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir. Kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla tek vücut olan kahraman milletimiz 15 Temmuz’da ezanı, bayrağı, özgürlüğü ve geleceği için gerektiğinde yenilmez birer kahramana dönüşebileceğini ispatlamış, sel olup sokakları, meydanları doldurmuş tankın, topun, uçağın, helikopterin, tüfeğin karşısında sadece imanıyla, inancıyla canı pahasına “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek karşı koymuş, en zor demokrasi sınavını büyük başarıyla vermiştir. Büyük Türk Milleti; nereden gelirse gelsin açıkça veya haince yapılan bütün saldırıları ve düşmanca kalkışmaları, 15 Temmuz’da olduğu gibi, daima ortadan kaldıracak inanç, cesaret, iman ve kararlılığa sahip olarak hür, bağımsız ve aydınlık yarınlara doğru ilerlemeye devam edecektir” açıklamalarında bulundu. Programa Isparta Valisi Aydın Baruş, Isparta Milletvekilleri Mehmet Uğur Gökgöz, Osman Zabun ve Hasan Basri Sönmez, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, askeri, adli ve mülki erkan, kamu kurum ve kuruluş müdürleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Burdur 15 Temmuz şehidi Akif Altay’ın oğlu: “Babamın bize vasiyeti gibi son türküsü ’Bayrağımı yere düşürmeyin sakın’” Burdur’da düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü programında konuşan Şehit Özel Harekat Polisi Akif Altay’ın oğlu Niyazi Altay; “Babamızın şehit olmadan önce dinlediği ve bize vasiyeti gibi olan son türkü ’Bayağımı yere düşürmeyin sakın’ olmuştu. O halde Şehit Akif Altay ve bütün aziz şehitlerimiz için şimdi de sözü ben veriyorum. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” dedi. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016 yılında düzenlenen hain darbe girişiminin engellenmesinin 8. yılında Burdur’da şehitleri ve gazileri anma programı düzenlendi. Gazi Caddesi üzerinde gerçekleştirilen 100 metre Türk bayrağı eşliğinde kortej yürüyüşü sonrasında Cumhuriyet Meydanı’nda toplanıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan Cumhuriyet Meydanı’nda ki etkinlik Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Babamın bize vasiyeti gibi son türküsü “Bayrağımı yere düşürmeyin sakın” 15 Temmuz gecesi Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’na F16 uçağıyla düzenlenen bombalı saldırıda şehit olan Özel Harekat Polisi Akif Altay’ın oğlu Niyazi Altay programda Hüseyin Nihal Atsız’ın “Bayrak ki onun gölgesi bozkurtları toplar. Bayrak ki bütün kaybedilen yurtları toplar.” sözleriyle başladığı konuşmasında; “Bu dizelerle başlamamın sebebi babamın bizlere adeta vasiyeti gibi olan son dinlediği türküsüdür. “Bayrağımı yere düşürmeyin sakın!” Ömrünü adeta Polis Özel Harekat’a adayan babama her göreve gidişinde bu sefer olsun gitme dediğimizde adım yazıldı bir kere derdi. Yazıldı, bayrağımızın ilmek ilmek kanlar ile işlendiği yere, yerlerin hakimi göklere. Bir gece olur üstümüzü örter şehit olmaya giderdi. Belki bir ay belki birkaç ay. Kavuşacağımız günleri beklerdik. Geldiğinde ise bayram estirirdi. Sarılırdı kocaman, evinde dört dolanırdı. Fakat bir an olsun derin düşüncelere dalardı. Sorduğumuzda çoğu zaman cevap bile veremezdi. Çok zor bir süreçti, ona giderken, morga giderken, namazını kılarken, ilk toprağını atarken. O sonsuz varlığın kendisini sonsuzluğa uğurlarken. Fakat o gülüyordu. Dudaklarında alabildiğine bir gülümseme vardı. Ellerini de bize doğrultmuş ’Gidiyorum sonsuzluğa, beni de öyle gülümserken karşılayacaklar elbet. Öpün elimden. Şimdilik sonsuz bir veda’ diyordu. O öğretti bize bu vatan için göz kırpmadan öne atılmayı. Bu vatan için vatan toprağını kanımızla sulamayı. Bu ezanlar için dimdik durmayı. Çünkü Mustafa Kemal’in de dediği gibi ’Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.’ O halde şehit Akif Altay ve bütün aziz şehitlerimiz için şimdi de sözü ben veriyorum. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” dedi. 7’den 70’e her kesimin katıldığı programda Burdur Valisi Dr. Türker Öksüz, Ak Parti Burdur Milletvekilleri Prof. Dr. Adem Korkmaz, Mustafa Oğuz da birer konuşma yaptı. Allah birliğimizi bozmasın, Türk’ü korusun ve yüceltsin Vali Dr. Türker Öksüz konuşmasında; “Necip Türk milleti için 15 Temmuz 2016 tarihi bu nevi bir milat, bir mihenktir. Sureti haktan görünerek on yıllar boyunca kutsal değerlerimizi istismar etmekten çekinmeyen FETÖ’nün kamuflaj giymiş militanları, son ve akıl almaz bir cüretle bağımsızlığımıza kast etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. Üç bin yıllık tarihimizde bize düşmanlık etme cesareti gösterebilenlerin bildiği ve fakat akıl tutulması yaşayan bu güruhun ön göremediği şey damarlarında Türk kanı taşıyan aslanların ve havsaların vatan uğruna can alıp can vermeye daima hazır olma hasletiydi. Cümle cihan bilir ki savaş Türk’ün düğünüdür. Şerefle ölmeyi, ayağında prangayla korkakça yaşamaya yeğ tutan milyonların, ’Ölürsek cennet bizim, kalırsak devlet bizim’ diyerek akın akın sokaklara dökülüşünü hatırlayın. O gece aralarında, yıllarını Terörle Mücadeleye adamış hemşehrimiz Özel Harekat Polisi Şehit Akif Altay’ın da bulunduğu 252 vatan evladı şehadetle, 2196 vatan sevdalısı ise gazilik payesiyle şereflendi. Sekiz sene önce mukaddesatı uğruna şehit düşen 252 vatan evladını tekrar rahmetle anıyorum. Allah onlardan ebeden razı olsun. Bedir, Uhud, Kerbela, Malazgirt, Sarıkamış, Çanakkale ve tüm milli mücadele şehitlerine komşu eylesin. Gazilerimizi ve hayasız haine dur diyebilmek için elinde bayraklarla meydanlara dökülen milyonları da sevgi ve saygıyla selamlıyor, böyle bir milletin ferdi olmaktan gurur duyduğumu belirtmek istiyorum. Allah birliğimizi bozmasın, Türk’ü korusun ve yüceltisin!” ifadesinde bulundu. Konuşmaların ardından sancak koşusuna katılan sporcular tarafından getirilen sancak Vali Dr. Türker Öksüz’e takdim edilirken koşuda dereceye giren sporculara ödülleri takdim edildi. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programı İl Müftülüğü İlahi Grubu tasavvuf musikileri dinletisi, Halk Şairi Hüseyin Yıldız’ın 15 Temmuz Destanı şiiri dinletisi, 15 Temmuz Otuz Kuş temalı oratoryo gösterisi, Güzel Sanatlar Lisesi Öğretmenlerinin saz ve ses sanatçılarının kahramanlık türküleri konseri ile devam etti. Saat 00.13’te tüm camilerde sala okunurken vatandaşlar tarafından gecenin geç saatlerine kadar demokrasi nöbeti tutuldu.
Gümüşhane Gümüşhane’de 15 Temmuz Anma etkinlikleri Gümüşhane’de 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin 8. yıl dönümünde anma programı düzenlendi, demokrasi nöbeti tutuldu. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle Atatürk Parkı’nda gerçekleştirilen anma programı saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılan anı defterine vatandaşların ve protokol üyelerinin görüşlerini aktardığı programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından İl Müftüsü Hüseyin Gün tarafından dua yapıldı. Sancak koşusunun sonunda sporcuların Vali Alper Tanrısever’e sancağı takdim etmesinin ardından protokol konuşmalarına geçildi. Vali Tanrısever, konuşmasında milletin birlik ve beraberliğini tüm dünyaya gösterdiği, devleti, demokrasiyi, milli birlik ve beraberliği, anayasal düzeni ve özgürlükleri hedef alarak Türkiye’nin bekası ve bölünmez bütünlüğünü parçalamaya yönelik FETÖ/PDY terör örgütü tarafından yapılan 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8.yılında milletçe tek yürek olup eşine az rastlanır bir kahramanlık destanı yazmış olmanın onur ve gururunu hep birlikte yaşadıklarını söyledi. “Bu gece milletimizin iradesine ve demokrasiye sahip çıkma gecesi olarak da hafızalarımızda yer edinmiştir” 15 Temmuz 2016 gecesinin Türkiye tarihinde kara bir leke olarak yerini aldığını kaydeden Vali Tanrısever, “Ancak bu gece, milletimizin iradesine ve demokrasiye sahip çıkma gecesi olarak da hafızalarımızda yer edinmiştir. Hain darbe girişimine karşı sokaklara dökülen vatandaşlarımız, tankların önüne yatarak, bu vatanın sahipsiz olmadığını tüm dünyaya haykırmışlardır. Bu direniş, Türk milletinin cesaretini, vatan sevgisini ve birlik ruhunu tüm dünyaya göstermiştir. Bu aziz millet, mücadelenin, kavganın her türlüsünü görmüş ve hepsinin de üstesinden gelmiş bir millettir. Çok ihanetler gördük, çok hainlikler gördük ama 15 Temmuz kadar sinsi olanı, onun kadar yakınımıza sokulanı belki de daha önce hiç görmedik. Ama elhamdülillah sonuç değişmedi. 40 yıl hazırlık yaptılar, hiç beklemediğimiz anda saldırdılar. Allah’ın izniyle milletimiz yine galip geldi” dedi. “Tüm hain odaklara ve bölücü terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz” 15 Temmuz’u unutmamak, yaşananları gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak ve bu mücadele ruhunu canlı tutmanın önemli olduğunun altını çizen Vali Tanrısever, “Bugün aynı zamanda milletimizin kenetlenmesinin, vatan sevgisinin ve demokrasiye olan bağlılığımızın en güçlü simgesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, devletimizin tüm kurumları, güvenlik güçleri ve aziz milletimizin dua ve destekleriyle ülkemizin bekâsına, birliğine, huzuruna ve geleceğine kasteden tüm hain odaklara ve bölücü terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz” diye konuştu. “Türk milleti öyle oldu bittilerle teslim olacak bir millet de değil” Milletvekili Musa Küçük Türk milletinin tarihinde önemli kırılma günleri, anları olduğunu, 15 Temmuz’un da öyle bir gün ve öyle bir an olduğunu belirterek, “Biz o gün ne FETÖ’yle ne PKK’yla onlar sadece olsa olsa maşa olurlar. Onların ağababalarıyla savaşa tutuştuk ve Türk milletinin desteğiyle, Türk milletinin omuz vermesiyle birlikte çok şükür galip geldik. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, liderimiz Devlet Bahçeli olmak üzere o gece bu işi ateşleyen, bu işi göğüs göre bütün devlet mensubu arkadaşlarımıza, kardeşlerimize, sivil vatandaşlarımıza minnetlerimi, şükranlarımı sunuyorum. Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun. Bir kez daha şunu gösterdik ki, Türk milleti bu topraklarda tesadüf yaşamıyor. Türk milleti öyle oldu bittilerle teslim olacak bir millet de değil. Biz bugünlere kolay gelmedik. Demokrasi güzel bir şeydir. İnsan hakları güzel bir şeydir. Özgürlük güzel bir şeydir. Ama hiçbiri devletin bekasını yeri tutamaz. Milletimizin birliğinin dirliğinin yerini tutamaz. Türk milleti sırası geldiğinde bu değerler için canını vermeye hazırdır. 15 Temmuz bunun en güzel örneğidir. Bu ezanlar bu minarelerden dinleyecek. Bu bayrak bu göklerden inmeyecek. Türk milleti yeniden büyük millet olacak. Yeniden bölgesinde ve dünyada yeniden büyük güç olacak diyorum. Tekrar şehitlerimizi rahmetle, minnetle arıyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar diyorum” ifadelerini kullandı. “Devletimiz bugün dünden daha güçlüdür” Belediye Başkanı Vedat Soner Başer ise 8 yıl önce milletin sağladığı imkanlarla, milletin teslim ettiği silahlar ve namluların millete çevrildiğini hatırlatarak, “Devletimizin bekasına kastettiler. Milletimizin geleceğine kastettiler, insanımızın canına kastettiler. Maalesef o gün dış güçler tarafından içimizde devşirilenlerle bunları yaptılar. Darbe kalkışmasının ilk saatlerinde Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli ilk siyasi açıklamayı yapmıştır. Darbecilere karşı seçilmiş hükümetin yanındayız demişti. Bu milletimizin darbecilere karşı direnişinin ilk işaret fişeğiydi. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımız çıktı, dünya liderine yakışır bir şekilde korkusuz, cesur bir şekilde milletimizi şehirlerin meydanlarına, sokaklarına, havalimanlarına davet etti. Allah’a şükürler olsun. Milletimiz bu iki çağrıya uyarak darbecilere karşı, namlulara karşı, kurşunlara karşı, tanka, topa, helikoptere, hatta uçağa karşı göğsünü siper etti ve darbeyi akamete uğrattı. Bunları bizler unutmadık, unutmayacağız. Devletimiz bugün dünden daha güçlüdür. Yarın inşallah daha da güçlü olacak. Bizler burada yine demokrasi nöbetindeyiz. Hiç kimse yeise kapılmasın. Devletimiz gerekli her türlü tedbiri alıyor. Bu hain örgütle hem adli manada hem askeri manada hem de sosyal alanlarda mücadelemiz devam ediyor, devam edecektir. Biliyoruz halen kriptolar var. O taktikleri uygulayanlar halen var. Ama milletimiz de bunun farkında, devletimiz de bunun farkında, bizler de bunun farkındayız. İnşallah Allah bir daha o günleri bu millete göstermesin. Rabbim bizim birliğimizi, dirliğimizi daim eylesin. Bizler birliğimize, dirliğimize sahip olduğumuz müddetçe bizim ezanımızı susturamayacaklar. Bu bayrağımızı göklerden indiremeyecekler. Bizim vatanımızı bölemeyecekler. Bize diz çöktüremeyecekler. Bunu Gümüşhane meydanından tüm dünyaya haykırıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının canlı yayınla izlettirildiği programda sinevizyon, kamu spotları ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan "Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim" belgeseli alanda bulunan vatandaşlara duygu dolu anlar yaşattı. Belediye tarafından sıcak çorba, Zigana Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından şerbet, Kızılay tarafından da çeşitli ikramların yapıldığı programda saatler 00.13’ü gösterdiğinde tüm camilerde demokrasi şehitleri için sela okundu ve ardından demokrasi nöbeti tutuldu.