POLİTİKA - 12 Kasım 2024 Salı 16:47

CHP Genel Başkanı Özgür Özel:

A
A
A
CHP Genel Başkanı Özgür Özel:

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “CHP olarak öneriyoruz; emekli maaşı asgari ücrete denk olmalıdır ve derhal bu ay her emekliye bir asgari ücret, 17 bin liralık maaş bu aydan itibaren yatırılmalıdır” dedi.


CHP Lideri Başkanı Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, gruplarının önerge hazırlayacağını belirterek, “Dün akşam maalesef memleketim sayılacak büyükşehir İzmir’den büyük bir facia haberi aldık. Bugün sabah erken saatlerden itibaren Selçuk’ta o büyük acıyı hafifletebilmek için orada bulunan arkadaşlarımızla temas halindeyiz. Belediye Başkanı’mız yurt dışındaydı, ilk vasıtayla dönüşte. Maalesef çok büyük bir acı. Öğrendikçe insanın içi yanıyor. Emekli bir felsefe öğretmeninin kızı Melisa, 22 yaşında bir evlilik yapıyor kendi tercihiyle. Hurda toplayarak yaşamını sürdüren bir erkekle evleniyor. O günden sonra 5 yaşında olan Nefes, 4 yaşında olan Beril, 3 yaşında Aslan, 2 yaşında Masal, 1 yaşında Aras Bulut. Her sene bir evladı oluyor. Eşi hapse giriyor, çeşitli suç kayıtları var. Bu sefer kendisi başlıyor hurda toplamaya. Evde yanan bir soba, en büyüğü 5 yaşında olan 5 çocuk ve büyük bir felaketle karşı karşıya kalınıyor” ifadelerini kullandı.


Özel şöyle konuştu: “Türkiye’de yoksulluk, güvencesizlik, felaketlere karşı ya da aile içinde yaşananlara karşı; kadınların dirençsizliği, sosyal devletin kanunlarla korunması gereken o çocuklar noktasında düştüğü birtakım acizler buna kimse gözü kulağı kapalı kalamaz. Grubumuz bir araştırma önergesi yazacak. Türkiye’de korunmaya muhtaç çocukların bu durumundan ailenin itirazı, başka durumlar, objektif kriterler, bağımsız kurumlar, sivil toplumun dahil edilmesi eksik neyse benzer vakalar bir daha yaşanmasın diye bir araştırma komisyonu kurulmasını teklif edeceğiz. Bu meseleyi de çok yakından hep birlikte takip edeceğiz.”


Özel, Atatürk’ün ölüm yıl dönümüne ilişkin olarak, “Birileri işine gelince Atatürkçü olanlar, Atatürk’e zerre muhabbet besleyen ‘Ne ölüme ne dirime’ diyen meczupların hastanesine de cenazesine de koşanlar ama 15 Temmuz akşamı ‘Atatürk posteri bulun. İl Başkanlıklarımıza asın’ diyenler, sıkıştığında, kafası bozulduğunda dönüp ‘iki ayyaş’ deyip, sıkıştığında ‘Keşke 10 yıl daha yaşasaydı’ diyenlerin samimiyetini, bu milletimiz vicdan terazisinde tartıyor. Bu milletin Atatürk’e sadakatini her 10 Kasım’da görüyoruz, görmeye de devam edeceğiz" şeklinde konuştu.


Hükümeti ekonomi üzerinden eleştiren Özel, “AK Parti’nin memur 7.5 emekliye aylık maliyeti 5.5 altın, asgari ücretliye Erdoğan hükümetlerinin maliyeti 4.5 altın. Biz hem pazarda hem kahvelerde, meydanlarda, sokaklarda emekliye asgari ücretliye memura çiftçiye bütçe istiyoruz, vatandaşın bütçe hakkını savunuyoruz. En düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2,5 çeyrek altın. AKP’nin her emekliye aylık maliyeti 5,5 çeyrek altın. Asgari ücret 7 çeyrek altın alıyordu, bugün 3 çeyrek altın. Asgari ücretliye Erdoğan hükümetlerinin maliyetleri ayda 4 çeyrek altın” diye konuştu.



"Asgari ücret talebimiz 30 bin TL, bunun altında biz yokuz”


"Emekli maaşı asgari ücrete eşit olmalıdır" diyen Özel, “Emekli Dernekleri Başkanı dedi ki 1 Ocak’ı bile bekleyemeyiz, bize nefes aldırsınlar. CHP olarak öneriyoruz; emekli maaşı asgari ücrete denk olmalıdır ve derhal bu ay her emekliye bir asgari ücret, 17 bin liralık maaş bu aydan itibaren yatırılmalıdır” dedi.


Asgari ücretin 1 Ocak tarihinde zamlanacağını belirten Özel, “Biliyorsunuz; asgari ücret için 14 Mayıs seçimlerinden önce Erdoğan ’Yılda dört kez zam vermeyi düşünebiliriz’ dedi. Seçim bitti, iktidar oldu. Temmuzda dahi zam yapmadı, şimdi zam verilse bile telafi edici olmuyor. Bir de utanmadan gerçekleşen değil, beklenti enflasyonuna göre zam vermeyi tartışıyorlar. Bunlar enflasyonu kendileri bile tutturamıyorlar. Ama zammı gerçekleşen değil, beklenti enflasyonuna göre yapıp aradaki farkı kazık olarak asgari ücretliye atacaklar. Krizin faturasını asgari ücretliye kesecekler. Bütün sendikalara çağrımız budur; asgari ücret talebimiz 30 bin TL, bunun altında biz yokuz” ifadelerini kullandı.


Özel, etki ajanlığı maddesinin de içinde bulunduğu noterlik kanun teklifine değinerek, “Etki ajanlığını geçtiğimiz yasama yılında getirdiler, direndik geri çektiler. Şimdi noterlik düzenlemesi ile getirmek istiyorlar. Muhalefet, muhalif gazeteciler, öğrenciler, köyünü koruyan köylüler için bir sopa olarak getirmek istiyorlar. Öyle bir düzenleme yapmışlar ki, hukukun en temel beklentisini, nedenselliği bile aramadan, ’Birisi bana muhalifse ben onu başkalarının etki ajanı olarak nitelendiririm, içeri atarım, kimseyi de konuşturmam’. Yabancı ülkenin buradaki taşeronu yakalanınca bir buçuk yıl ceza verebiliyoruz. Ama senin yazdığın gibi olursa, akademisyen yurt dışından fon bulur, etki ajanısın diyecekler. Gazeteci dışarıdan fon bulur, yayın yapar, etki ajanısın diyecekler. Öğrenciye diyecekler, muhalefet milletvekillerine diyecekler. Otoriterlik bulaşıcı, birbirlerinden öğreniyorlar. Bu etki ajanlığının patenti Putin’de. NATO Parlamenterler Meclisinde bu düzenlemenin demokrasiye tehdit olduğu karara bağlanmış. 18 üyenin 8’i AK Partili, 2’si MHP’li. Bu 10 arkadaş NATO’da demokrasiye aykırı diye imza atmışlar. Devlet Bey için kolay, iki tanesini partiden atar. Tayyip Bey ne yapacak? Son sözümüz budur: Kırmızı alarm. Hayvan hakları ve kadına şiddet yasasında olduğu gibi kırmızı alarm. Tüm milletvekillerimiz etki ajanlığı yasasını geçirmemek için ellerinden ne geliyorsa onu yapacaklar" diye konuştu.


Özel, CHP’li belediyelerin okullarda su sebili uygulaması yaptıklarını belirterek, “Parası olan gidip su içecek, parası olmayan yutkunacak, dayanamayacak ve tuvaletten sağlıksız su içecek. AK Parti’nin yöneticilerine bir kez daha söylüyorum; biz öğrencilere yemek ve su vermeye, okulları temizlemeye hazırız ve talibiz. Partizanlık yapıp çocukları hasta etmeyin, aç ve susuz bırakmayın" diye konuştu.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek‘i hedef alan Özel, “Ahmet Özer 13 gündür tutuklu. Dün Serdar Ortaç, hakkında iddia var, gece evine gitmişler. Kapıyı çalmışlar, duymayınca beklemişler. Uyanıp kapıyı açınca ifadeye davet etmişler. Doğrusu bu. Ahmet Özer’in kapısını balyozla kırdılar, eşini duvara vurdular. Canlı bombaymışçasına özel timle girip o şartlar altında yatağından kaldırıp itibarsızlaştırdılar. Aramada avukat sokmadılar eve. Güya buldukları delillerle bir sürü yalan attılar. ’Remzi Kartal ile telefonda görüştü’ diyorlar, kanıtı yok. Ama konuşan 2 tane AK Partili var. Velev ki görüştü, o gün akademisyen. AK Parti’li olup olmamayla bir şey değişiyorsa bu nasıl hukuk sistemi? Ne ’terör örgütü üyesi’? Ahmet Özer atadıysa şu PKK’lıları bir de biz görelim dedik, 12 gün sokmadılar. En sonunda girdik. Dediler ki kayyımı gördünüz mü? Şeytan görsün yüzünü. Gösteremediler. Bize göstere göstere seçilmiş CHP’li üyelerin boş grup odalarını gösterdiler. AKP’li giriyor babasının evine girer gibi ama CHP’ye yasak. Neden? Ahmet Özer aleyhine delil uyduracaklar" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.