GÜNDEM - 17 Şubat 2026 Salı 16:40

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz. 81 vilayetin de potansiyelini harekete geçirerek topyekun kalkınmayı ve Türkiye Yüzyılı’na yürüme hedefimizi gerçekleştirebiliriz" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da gerçekleştirilen ‘Valiler Buluşması’ programında konuştu. Yılmaz, konuşmasının öncesinde görevine yeni başlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye üstün başarı dileklerini iletti.


Yılmaz, valilerin devletin il bazındaki temsilcileri olduklarını ve önemli bir temsil makamı olduklarını dile getirerek, "Valilik makamı vatandaşımızın, kurumların muhatap olduğu bir makam. Bir taraftan güvenlik ve asayiş konusundan çok önemli görevleri var. Bunların hepsi saygın ve çok önemli sorumluluklar. Valilerimize duyulan güven, sosyal sermaye ve aynı zamanda yerel kalkınma için de bize büyük bir fırsat veriyor. Toplumun tüm kesimlerinin güven duyduğu, koordinasyonu sağlayan bir makam olarak hem kamunun kendi içindeki koordinasyon hem de kamu, özel sektör, sivil toplum, üniversite gibi farklı aktörleri bir araya getirip ilin kalkınmasına odaklanma anlamında valilerimizin önemli bir konumu var. Ben buna ‘kalkınmacı vali’ diyorum. Protokolde, temsilde, güvenlikte önemli ama sonuçta bütün yaptıklarımız vatandaşımızın daha huzurlu, güvenli ve daha müreffeh bir şekilde hayatını sürdürmesi, ülkemizin üretim gücünü ve kalkınmasına güç vermek içindir" diye konuştu.



"Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz"


Türkiye Yüzyılı vizyonunun hayata geçmesi için topyekun kalkınma kavramıyla hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz. Bu şehirlerimiz çok önemli ama sonuçta 81 vilayetimiz var, 81 vilayetin de potansiyelini harekete geçirerek topyekun kalkınmayı ve Türkiye Yüzyılı’na yürüme hedefimizi gerçekleştirebiliriz. Bu anlamda valilerimizden şunu bekliyoruz; hiçbir şey bilgisiz olmuyor. Bilenlerle bilmeyenler bir değil, en önemlisi ilimizi iyi tanımak" dedi.



"Son 22-23 yılda dünya ekonomisi yüzde 3,5 büyürken, yıllık ortalama olarak biz yüzde 5,4 büyümüşüz"


Dünyada güç dengelerinin değiştiğini ve bu durumdan kaynaklanan jeopolitik gerilimlerin olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bölgesel bazda bu savaşları ve çatışmaları görüyoruz. Dünyamız şu anda içinde geçtiğimiz dönemde maalesef uluslararası kuralların ve kurumların zayıfladığı bir dönemden geçiyor. Herkesin gücü ile hareket ettiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun ekonomik yansımasına bakıldığında giderek her ülke kendi piyasasını, pazarını tarifelerle ve tarife dışı yöntemlerle koruyor. Bu dönemin şartları dünyadaki ekonomik büyümeyi ve ticareti aşağı çekmiş durumda. Dünya ticareti de büyümesi de tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Dünyada bir pandemi yaşandı, bunun etkileri hala devam ediyor. Bütün bu şartlar altında Türkiye olarak devam ediyoruz. Son 22-23 yılda dünya ekonomisi yüzde 3,5 büyürken, yıllık ortalama olarak biz yüzde 5,4 büyümüşüz. Bu önemli bir fark, dünyadan her yıl 1,9 puan daha yüksek bir büyüme hızımız olmuş. Bu da bizi bugün belli bir yere getirmiş durumda. 2002 yılında 238 milyar dolar olan ekonomik hacmimiz, tahmin olarak geçen yıl ki ekonomik büyüklüğümüz ilk defa 1,5 trilyon doları aştı. Oldukça önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış durumdayız. Türkiye 2002 yılında AB’nin kişi başına gelirinin yüzde 35’i civarındaymış. Bugün yüzde 70’i aşmış durumdayız. Henüz yüzde 100’üne gelemedik, Türkiye Yüzyılı’nda inşallah onu da yakalarız, gelişmiş ülkeler denilen sınıfta kalıcı bir şekilde yerimizi alırız" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, siyasi istikrarı olmayan, iç cephesini güçlendirmemiş, kendi içinde öngörülebilirliği ortaya koymayan, yönetim kapasitesi zayıf ülkelerin dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde çok daha farklı sonuçlarla karşılaşabileceğini söyledi. Siyasi istikrarın her zaman önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Yılmaz, belirsizliklerin ve risklerin yükseldiği bu fırtınalı dönemde bir kat daha önemli olduğunu da belirtti.



"Önceliklerimizi iyi tayin edelim ve kaynakları odaklayalım"


Kaynakların tasarruflu ve verimli kullanılması gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Her valinin etki edebildiği belli kaynakları var. Önceliklerimizi iyi tayin edelim ve bu kaynakları odaklayalım. Sonuç alalım, o aldığımız sonuçlarla da daha iyisini yapalım. Belli bir kaynak var, kaynaklarımız sınırlı. Bunları çok sayıda projeye dağıtırsanız hiçbiri bitmez, hepsi zamana yayılır ve bir fayda üretemeyiz. Bu para basıp piyasaya dağıtmak gibi bir durum. Projeyi bitirirseniz bu bir fayda sağlamaya başlıyor. Özellikle kaynakları bitme aşamasına yakın projelere odaklayalım ki hemen bitsin, bir fayda üretsin, o gelen fayda ile de diğer projeleri bitirelim. Böylece verimlilik ve bereket artsın. Kaynağımızı çok sayıda projeye dağıtırsak hiçbiri bitmez, hiç birinden fayda elde edemeyiz ve zamanla kaynak maliyeti çok daha yükselmiş olur, verimlilik düşmüş olur" ifadelerine yer verdi.



"Bir yörenin sadece kamu yatırımları ile kalkınması mümkün değil"


Yatırım ortamının iyileştirilmesinin de beklentileri arasında olduğunu kaydeden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:


"Valilerimiz kamu kaynaklarını iyi kullanacaklar, koordine edecekler ama bir yörenin sadece kamu yatırımları ile kalkınması mümkün değil. Bir taraftan da özel yatırımlar var, asıl üretken yatırımlar da özel yatırımlar. Buralarda da yatırım ortamı çok önemli. Bu süreçlerde yeni kalkınma ajansları gibi yeni yapılar da kurduk. Bu yapıları değerlendirelim, sadece kamu projeleri ile ilgilenmeyelim ve yatırımı cazip hale getirelim. Dünyada artık herkes bir rekabet içerisinde ve herkes yatırım almaya çalışıyor. Dolayısıyla uygun yatırım iklimi oluşturalım, bunun için de özel sektörle güçlü bir diyalog içinde olmamızda büyük fayda var."



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakırköy’de otoparktaki araçlardan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin 9 tutuklama talebi İstanbul Bakırköy’de site otoparkındaki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin gözaltına alınan şüpheli sayısı 11’e yükseldi. Emniyette işlemleri tamamlanan şüphelilerden 9’u tutuklanma talebiyle, 2’si de adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Şubat’ta Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı’nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturmada gözaltına alınanların sayısı 11’e yükseldi. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yakalanarak gözaltına alınan 11 şüpheli, emniyetteki işlemleri tamamlanarak Bakırköy Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden K.K. "örgüt kurmak ve yönetmek", "nitelikli hırsızlık", "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", "suç delillerini yok etme, değiştirme veya gizleme", R.S. isimli şahıs ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "nitelikli hırsızlık" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", E.K. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", Ş.K. isimli şüpheli "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlık" suçlarından, E.K, M.G, B.B, R.K, O.D. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek" suçlarından tutuklamaları talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Savcılık, şüphelilerden Ö.F.S. ve E.Ç. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etti. Olaya ilişkin 6 şüphelinin yakalanmasına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Öte yandan, olay sonrası şüpheli şahısların adreslerinde yapılan aramalarda yeni detaylara ulaşıldı. Ekipler, olayla bağlantısı olduğunu değerlendirilen şüpheli K.K.’nın gözaltına alınmasının ardından yaşadığı sitenin de güvenlik kamera kayıtlarını incelerken, şüpheliye ait giriş-çıkış görüntülerinin silindiği ortaya çıktı. Aralarında site yöneticileri ve güvenlik görevlilerinin de yer aldığı 5 şüpheli, bu kayıtları silerek delilleri yok ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Evinde yapılan aramada 1 milyon 670 bin 500 dolar ve 20 bin TL bulunan şüpheli K.K’nın emniyetteki ifadesinde tekstil işi yaptığını, paraların bir kısmını ticaretten, bir kısmını da ev satışıyla eşinin altınlarını bozdurması sonucu elde ettiğini söylediği öğrenildi. Şüphelilerden Ş.K.’nın evinde ise 5 bin 500 dolar, 3 bin 200 TL, 860 adet uyuşturucu hap, 1 adet kurusıkı tabanca ve 1 adet ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Şüphelilerin tamamının emniyetteki ifadelerinde suçlamaları reddettiği öğrenildi.
Ankara Süleyman Soylu ve Mansur Yavaş arasındaki tazminat davasında karar bozuldu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a tazminat ödemesine hükmeden kararı kaldırdı. Mahkeme, Soylu’nun ifadelerini "siyasi polemik" saydı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Mansur Yavaş ile Süleyman Soylu arasında görülen manevi tazminat davasında yerel mahkemenin Yavaş lehine verdiği 20 bin TL’lik tazminat kararını kaldırarak, davanın reddine hükmetti. Mahkeme Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik sözlerinin hukuka uygun olduğuna karar verirken, daha önce ödenen tutarın da iadesinin yolu açılmış oldu. 49 bin TL ödenmişti, karar bozuldu Dava, 30 Nisan 2023 gecesi özel bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik yaptığı siyasi eleştiriler üzerine açılmıştı. Yavaş, bu açıklamaların kişilik haklarını hedef aldığını ileri sürerek, manevi tazminat davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, Soylu’nun 20 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, karar icraya konularak, faiz ve yargılama giderleriyle birlikte yaklaşık 49 bin tahsil edilmişti. Soylu’nun istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı hukuka aykırı bularak, tamamen kaldırdı. İstinaf kararında, tarafların siyasetçi olduğu vurgulandı. Mahkeme, sert siyasi eleştirilerin demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, Soylu’nun sözlerinin hakaret değil, siyasi polemik ve eleştiri niteliğinde olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ifade edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 3 Şubat 2026 tarihli kararıyla yerel mahkeme hükmü kaldırıldı ve davanın reddine karar verildi. Bu kararla birlikte Mansur Yavaş’ın açtığı dava sonuçlanmış olurken, Süleyman Soylu hukuken haklı bulundu.