POLİTİKA - 05 Mayıs 2026 Salı 12:09

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.


Bahçeli, açıklamasında Türkiye’nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu vurguladı. Dış politikada Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını söyleyen Bahçeli, "Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiilî durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez" açıklamasında bulundu.


"Kıbrıs, Türk milletinin stratejik hafızasıdır"


Kıbrıs meselesinin bu çerçevede ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Kıbrıs yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs; Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz; kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır" ifadelerine yer verdi.


"Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak"


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak; Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak; Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir" diye konuştu.


"Terörün tasfiye edildiği Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır"


Bahçeli, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacının, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışı olduğuna dikkati çekti. Söz konusu seferberliklerin kültür, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanlarında olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk Milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir" diye konuştu.


"Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez"


Türk milliyetçileri olarak vatanın her karışında kardeşliği hakim kılmak arzusunda olduklarının dile getiren Bahçeli, "Bu sorumluluğun bugünkü aşaması, terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak; şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı, Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa; Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa; Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.


"Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte"


Bahçeli, İran-ABD-İsrail geriliminin Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte; değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerindeki her yükseliş, pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir" şeklinde konuştu.


"Terörü bitirmek artık farz olmuştur"


Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil; Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053’ün ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetlerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın Süryani’nin doğulunun, batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye; komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir. Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur."


"Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter"


Terörsüz Türkiye’nin güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacağını savunan Bahçeli, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşlüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil; kültür turizminin, gastronominin merkezi akla gelecektir" ifadelerine yer verdi.


"Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır"


Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktaran Bahçeli, "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır" şeklinde konuştu.


"Abdullah Öcalan için statü açığı Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır"


Bahçeli PKK terör örgütünün kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu kaydederek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.


"Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister"


Cumhur İttifakı’nın, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği olmadığını kaydeden Bahçeli, "Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Menemen’de on binler, Hıdırellez coşkusunda buluştu Menemen Belediyesi tarafından düzenlenen Hıdırellez Şenlikleri, on binleri aynı meydanda buluşturdu. Gün boyunca süren etkinlikler, Cumhuriyet Meydanı’nda Kibariye ve Hüsnü Şenlendirici ile doruğa ulaştı. Menemen Belediyesi tarafından düzenlenen Hıdırellez Şenlikleri, ilk olarak Ahıhıdır Mahallesi’nde geleneksel oyunların oynanmasıyla başladı. Yumurta yarışı, çuval, yoğurt yeme, sandalye kapmaca, halat çekme gibi oyunların oynandığı yarışmalar kıyasıya rekabetle geçerken, renkli görüntülere de ev sahipliği yaptı. Menemen Genç Romanlar Derneği ile birlikte gerçekleştirilen program, heyecanlı anlara sahne oldu. Şenlikler kapsamında düzenlenen konser öncesi binlerce vatandaş Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi. Hakan Doğanay, Okan Bear ve Royal ile başlayan eğlence, Hüsnü Şenlendirici ve Kibariye’nin sahneye çıkmasıyla doruğa ulaştı. On binlerce Menemenlinin konser alanını tamamen doldurduğu programa Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ve ilçe protokolü de katıldı. Başkan Pehlivan, eşi Filiz Pehlivan ve AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, ateş üstünden atlayarak Hıdırellez geleneğini yaşattı. "Bu kenti sözle, hamasetle değil, gönülle yönetiyoruz" Programda alanı dolduran vatandaşlara seslenen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Hıdrellez, binlerce yıllık bir gelenek, toprağın uyanışı, doğanın yeniden nefes alışı ve insanın kalbini kardeşliğe açışıdır. Gönül rahatlığıyla söylüyorum ki Menemen’de Hıdrellez bir başka yaşanır. Çünkü Menemen’de yürekler birlikte atar. Bu güzel kente tertemiz bir sayfa açtık. Menemen’e eserler kazandırdık. Projeler kazandırdık. Ama en önemlisi ne yaptık biliyor musunuz? Umudu büyüttük! Sadece yollar yapmadık. Hayatlara dokunduk. Sadece binalar yapmadık. Geleceğe güven inşa ettik. Menemen artık sadece büyüyen bir şehir değil, aynı zamanda paylaşan, sahip çıkan, birbirine omuz veren büyük bir ailedir. Sosyal yardımlarımızla, günlük sıcak yemek hizmetlerimizle, evde bakım desteklerimizle, yeni doğan bebeklerimizden yaşlılarımıza kadar biz bu kenti sözle değil, siyasetle değil, hamasetle değil, gönülle yönetiyoruz! Bugün Menemen’imizi hep birlikte parmakla gösterilen, örnek alınan bir kent haline getirdik. Bu hizmetlerin hayata geçmesinde güçlü iradesiyle her zaman yanımızda olan, bizlere her alanda destek veren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, şahsım ve Menemenli hemşehrilerim adına gönülden teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum." dedi. "Bizim derdimiz Menemen, bizim derdimiz İzmir" Menemenlilere hitap eden AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı da, ilçedeki eser ve hizmet siyasetine dikkat çekti. Çankırı, "Toprağın uyandığı, baharın müjdelendiği, dileklerin umutla buluştuğu bu güzel günde, Hıdırellez neşesiyle bir aradayız. Bu meydanı dolduran binlerce yürek, Menemen’in artık eser ve hizmet siyasetiyle ayağa kalktığının en büyük ispatıdır. Biz bu yola çıkarken "cek-cak" edebiyatı yapmaya değil, bu şehrin tozuna, toprağına, taşına mühür vurmaya geldik. Aydın Başkanımız ile göreve geldiğimiz ilk günden bugüne; Menemen’in çehresini değiştiren alt geçitlerden üst geçitlere, pazar yerlerinden modern düğün salonlarına kadar her noktaya imzamızı attık. Gençlerimiz kahve köşelerinde değil; kütüphanelerde, gençlik merkezlerinde, buz pateni pistlerinde ve Türkiye’nin en büyük çocuk oyun köyünde geleceğe hazırlansın diye ter döktük. Ege’nin en büyük kütüphanesini bu topraklara kazandırırken bir gelecek inşa ettik. Taziye evlerinden polikliniklere, zeytinyağı fabrikasından kentsel dönüşüme kadar "Menemen’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dedik ve sözümüzü tuttuk! Çünkü bizim derdimiz koltuk değil, bizim derdimiz hizmet! Bizim derdimiz Menemen! Bizim derdimiz İzmir! Hıdırellez ateşimiz hiç sönmesin, birliğimiz daim olsun. Dilekleriniz kabul, baharınız bereketli, geleceğimiz aydınlık olsun." diye konuştu. Konuşmaların ardından sahneye çıkan Hüsnü Şenlendirici, klarnetiyle dinleyenlere unutulmaz bir gece yaşatırken, Şenlendirici’nin ardından sahne alan Kibariye de, en güzel şarkılarını Menemenliler ile birlikte söyledi.
Diyarbakır Diyarbakır’da "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla anne adaylarına birebir destek Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı proje kapsamında Diyarbakır’da gebeler evlerinde ziyaret edilerek doğuma hazırlanıyor, kaygıları birebir iletişimle gideriliyor. Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Ekim 2024 tarihinde "Doğal Olan Normal Doğum" Projesiyle başlatılan ve son üç ayına giren gebelere yönelik aramalarla sürdürülen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Diyarbakır’da aktif şekilde devam ediyor. Proje kapsamında kentteki gebeler, görevlendirilen ebeler tarafından evlerinde ziyaret edilerek doğum sürecine hazırlanıyor. Özellikle ilk bebeğini bekleyen anne adaylarına yönelik uygulamada, gebeliğin son üç ayını kapsayan süreçte her anne adayına bir ebe görevlendiriliyor. Ebeler, gerçekleştirdikleri ev ziyaretlerinde anne adaylarının doğuma ilişkin kaygılarını birebir iletişimle gidermeyi hedefliyor. Ziyaretlerde normal doğumun faydaları detaylı şekilde anlatılırken, sezaryenin bir doğum yöntemi değil, ancak anne ya da bebeğin hayati risk taşıdığı durumlarda başvurulan cerrahi bir müdahale olduğu vurgulanıyor. Anne adaylarının bilinçlendirilmesi amacıyla Gebe Okullarında da kapsamlı eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerde gebelik süreci, normal doğumun önemi, bebek bakımı, aşılama hizmetleri ile lohusalık dönemi gibi konular ele alınıyor. Anne adaylarının yanı sıra talep eden yakınları da bu eğitimlere katılabiliyor. Diyarbakır’da toplam 46 koordinatör ebenin görev aldığı proje kapsamında son bir yılda 21 bin 104 anne adayına eğitim verildi. Hastaneler ve İlçe Sağlık Müdürlükleri bünyesinde faaliyet gösteren gebe okullarında dört modül halinde sunulan eğitimler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Ev ziyaretleri sırasında ayrıca, gebelikten 0-2 yaş bebek gelişimine kadar süreci kapsayan "Annelik Yolculuğu" mobil uygulaması hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen bu dijital rehber sayesinde anne adaylarının güvenilir bilgiye kolay erişimi sağlanıyor. ’’Anne adaylarımızı Gebe Okullarımıza bekliyoruz’’ Ebe Demet Savaç, bölgede bulunan bütün gebeleri gebeliği, gebelik süreci, doğum süreci, doğumdan sonraki bebek beslenmesi, lohusalık eğitimi, aile planlaması eğitimi, bebeğin aşıları ile ilgili bilgilendirmeleri telefonla arayarak bilgilendirip ve ev ziyareti planladıklarını söyledi. Savaç, "Gebelerimizin tamamını gerek evde, ev ziyaretinde gerekse telefonla arayarak hastanelerimizde bulunan gebe okullarına, aynı zamanda Toplum Sağlığı Merkezlerinde bulunan gebe bilgilendirme sınıflarına ücretsiz bir şekilde yararlanabilmeleri için yönlendirmeler yapıyoruz" dedi. Koordinatör ebe Hülya Caner ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen "Doğal Olan Normal Doğum" uygulaması çerçevesinde gebeler ile sürekli iletişim halinde olduklarını dile getirdi. Caner, "Bu uygulamayla birlikte birçok Gebe Okulu açıldı. Ben de bu okullardan birinde görev yapıyorum. Anne adaylarımızı gebe okullarımıza bekliyoruz. Burada kendilerine gebelik süreci, doğum öncesi ve doğum sonrası konularda bilgilendirmeler yapıyoruz. Kısaca bir mobil uygulamamızdan da bahsetmek istiyorum. Bu da Sağlık Bakanlığı’nın ’Annelik Yolculuğu’ mobil uygulaması. Anne adaylarımız bu uygulamayı telefonlarına indirebilirler. Uygulama içerisinde gebelik süreci boyunca hafta hafta merak edilen soruların cevapları yer alıyor. Ayrıca bebek gelişimi, beslenme programları, dikkat edilmesi gereken egzersizler ile bebek bakımı, banyo ve genel bakım süreçlerine ilişkin pek çok bilgiye de bu uygulama üzerinden ulaşabiliyorlar" diye konuştu. Anne adayı 20 haftalık gebe Berivan Atlı da ilk gebeliği olduğunu ve ebe hizmeti konusunda bilgilendirildiğini, gebe okuluna yönlendirme yapıldığını ifade etti. Atlı, "Tansiyonum ölçüldü. Beslenme ve egzersiz konusunda düzenli bilgilendirme aldım. Çok memnun kaldım, teşekkür ederim. Ev ziyareti de yapılması çok iyi oldu. Çoğu anne adayı bunu reddediyor ancak bence kabul etmeliler. Geldiklerinde faydasını göreceklerdir" şeklinde konuştu.
İstanbul Türk Eximbank’ın 650 milyon dolarlık tahvil ihracına uluslararası piyasalardan yoğun ilgi Türk Eximbank, uluslararası sermaye piyasalarında 3 yıl vadeli 650 milyon dolar tutarında tahvil ihracı gerçekleştirdi. Söz konusu işlem, mevcut küresel piyasa koşulları dikkate alındığında son dönemin en dikkat çekici ihraçlarından biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası piyasalarda süregelen belirsizlik ortamına karşın, Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu Türk Eximbank, önemli bir tahvil ihracına imza attı. Türk Eximbank, uluslararası sermaye piyasalarında 3 yıl vadeli 650 milyon dolar tutarında tahvil ihracı gerçekleştirdi. İhraca; İngiltere, Amerika, Orta Doğu ve Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan yaklaşık 2,5 milyar dolar tutarında talep geldi. Güçlü yatırımcı ilgisi sayesinde tahvilin nihai getirisi, başlangıç seviyesine kıyasla 47,5 baz puan iyileşerek gerçekleşti. Yatırımcı talebinin gücü doğrultusunda başlangıçta 500 milyon dolar olarak öngörülen ihraç büyüklüğü 650 milyon dolara yükseltildi. İşlemde yeni ihraç primi oluşmaması, Türk Eximbank’ın uluslararası yatırımcılar nezdindeki güçlü kredibilitesini ve güvenilir konumunu bir kez daha teyit etti. Ayrıca ABD Hazine tahvilleri referans alındığında oluşan risk primi seviyesi, Türk Eximbank’ın önceki işlemlerine kıyasla en düşük düzeyde gerçekleşti. 4 ayda 4 milyar dolar kaynak Tamamı Türkiye Hazinesi’ne ait olan Türk Eximbank tarafından gerçekleştirilen bu ihraç, küresel ölçekte devam eden belirsizliklere rağmen uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye duyduğu güvenin sürdüğünü ortaya koydu. İşleme dünya genelinde toplam 116 kurumsal yatırımcı katılırken, özellikle Amerika, Kıta Avrupası ve Asya’daki uzun vadeli yatırımcı ilgisinde geçen yıla kıyasla belirgin bir artış gözlendi. Tahvilin yatırımcı dağılımında Avrupa yüzde 59 ile ilk sırada yer alırken, Orta Doğu ve Asya yüzde 21, Amerika ise yüzde 20 pay aldı. Yatırımcı tabanının yüzde 78’ini uluslararası varlık yönetim şirketleri ve kurumsal yatırımcılar oluşturdu. Bu çeşitlilik, işlemin küresel ölçekte dengeli ve güçlü bir talep yapısıyla karşılandığının da bir göstergesi olarak değerlendirildi. Bu tahvil ihracıyla beraber Türk Eximbank, uluslararası piyasalardan 2026 yılının ilk dört ayında toplam 4 milyar dolar yeni kaynak temin etmiş oldu. "Türkiye ekonomisine duyulan güven açık biçimde ortada" Küresel piyasalardaki belirsizliklere rağmen son derece başarılı bir tahvil ihracı gerçekleştirmekten dolayı mutlu olduklarını belirten Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, "Sağladığımız 650 milyon dolar tutarındaki kaynak, Türk Eximbank’ın orta ve uzun vadeli fonlama stratejisinin önemli bir bileşenini oluşturuyor. Zorlu küresel piyasa koşullarına rağmen yaklaşık 2,5 milyar dolar düzeyinde talep toplanması, Türk Eximbank’ın uluslararası yatırımcılar nezdindeki güçlü konumunu ve Türkiye ekonomisine duyulan güveni açık biçimde ortaya koymaktadır. Güçlü talep sayesinde tahvil getirisinin 47,5 baz puan iyileşmesi de bizim için sevindiricidir. Bu sonucun; jeopolitik gelişmelerin ve dalgalı makroekonomik görünümün belirleyici olduğu bir dönemde elde edilmesi ise ayrıca önem taşımaktadır. Uygun ihraç zamanlamasının isabetli şekilde değerlendirilmesi ve süreç boyunca sürdürülen disiplinli iletişim, bu başarının temel unsurları arasında yer almıştır. Türk Eximbank olarak, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik uygun koşullu finansman sağlamayı ve Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı.