GÜNDEM - 02 Ekim 2025 Perşembe 17:25

MİT, özel koleksiyondan 2 istihbarat raporunu daha yayımladı

A
A
A
MİT, özel koleksiyondan 2 istihbarat raporunu daha yayımladı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), özel koleksiyonunda yer alan "İngiliz Kemal" hakkında görüş bildiren raporlar ve dönemin Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Franz Von Papen’in uğradığı suikasttan sonra gönderilen tebrik mektupları ve belgeleri içeren bir bölümü paylaştı.


MİT’in resmi internet sitesinde "Özel Koleksiyon" içinde ziyaretçilerin erişimine açılan belgeler kısmında 2 raporu daha yayımladı. Aralarında en eskisi 85 yıllık olan belgelerde adına romanlar ve filmler çekilmiş "İngiliz Kemal" lakabıyla bilinen Ahmet Esat Tomruk’a ait olumsuz görüş içeren rapor ve dönemin Almanya Ankara Büyükelçisi Franz Von Papen’in uğradığı suikasttan kurtulması sonrası gönderilen tebrik mektubuna ait rapor paylaşıldı.


"İngiliz Kemal"e olumsuz görüş


Milli Mücadele yıllarındaki istihbarat faaliyetlerine dair adın romanlar yazılan ve filmler çekilen "İngiliz Kemal" nam-ı diğer Ahmet Esat Tomruk hakkında Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti’nin (MAH) olumsuz görüşünü içeren 26.12.1940 tarihli bir yazıya koleksiyonda yer verildi.


Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti tarafından dönemin Genelkurmay Başkanlığına yazılan raporda İngiliz Kemal lakabının yanı sıra Boksör Kemal, Kemal Esat ve Gözlüklü Kemal isimleri de taşıyan Tomruk’un uzun zamandır ilgi ile takip edildiği kaydedilmiş. Ayrıca Tomruk’un edindiği bilgilerin yurtdışı gezilerinde edindiği ağızdan duyma olduğu ve bir zamanlar Hizmetçe de İngiliz Kemal’in kullanıldığı aktarılmış. Raporda Tomruk hakkında olumsuz görüş bildiren kısım şu ifadelerle verilmiş:


"Sarhoş ve kumarbaz olduğu da öğrenilen bu adamdan istifade melhuz olmadığı gibi verdiği veya vereceği haberlerde itimada layık olmaktan uzaktır. Şimdi Bulgaristan’da bulun Kemal’in durumunun takip edilmekte olduğunu saygılarımla arz ederim."


Büyükelçi Von Papen’e mektup gönderen muhtara "Alman sempatisi" notu


Dönemin Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Von Papen, 1942 yılında kendisine mektup gönderen İzmir’in Karşıyaka ilçesi Şemikler Köyü Muhtarı Şakir’e cevap mektubu ve MAH İzmir Merkez Amirliği’nden konuya ilişkin 21.04.1942 tarihli raporu da koleksiyonda paylaşıldı.


Dönemin haberlerinde de yer aldığı üzere suikasta uğrayıp kurtulan Von Papen’e tebrik mesajı gönderen Şemikler Köyü Muhtarı Şakir’in mektubu üzerine Von Papen’in cevap mektubu, zarf üzerinde açık adrese yer verilmemesi üzerine MAH’a gönderilip görevlendirilen bir postacı ile Muhtar Şakir’e ulaştırılması sağlandığı raporda yer almış. Köy Muhtarı Şakir hakkında yapılan araştırmalarda, Von Papen’i şahsen tanımadığı, Almanlara karşı beslediği sempati dolayısıyla gazetede okuduğu bomba hadisesini müteakip Von Papen’e bir mektup yazarak olaydan sağ kurtulmasından dolayı memnuniyet duyduğu mektubu gönderdiği kaydedilmiş.


Büyükelçi Von Papen tarafından kaleme alınan cevap mektubunda ise şu ifadelere yer verilmiş:


"Sayın Bayım, Türk Milletinin muhtelif tabakalarından tebriknameler meyanında sizinki bilhassa memnuniyetimi mucib olmuştur. Beni hatırlayarak iyi temennilerde bulunmanızdan dolayı kalbi teşekkürlerimi sunarım. Milletlerimiz arasındaki büyük dostluğun takviyesi için bundan sonra da çalışabileceğimden bahtiyarım. Bilvesile en iyi temennilerimi saygılarımla beraber sunarım."



MİT, özel koleksiyondan 2 istihbarat raporunu daha yayımladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Vakıflar harekete geçti: Konut mağduriyeti bitiyor Samsun’da yıllardır tamamlanamayan Haznedar Konakları’nda beklenen adım atıldı. Vakıflar Bölge Müdürlüğü, 10 yılı aşan konut mağduriyetinin sona ermesi için süreci hızlandırdı; eksiklerin tamamlanmasının ardından dairelerin 5-6 ay içinde hak sahiplerine teslim edilmesi hedefleniyor. Baruthane Mahallesi’nde, arsası Vakıflar’a ait olan ve 2010 yılında ihalesi yapılan Haznedar Konakları projesi, 136 daire ve 11 dükkândan oluşmasına rağmen yıllardır tamamlanamadı. Büyük ölçüde bitmiş olmasına rağmen çeşitli eksikler ve hukuki süreçler nedeniyle teslim edilemeyen konutlar, hem hak sahiplerini hem de projede yer alan taşeronları mağdur etti. Süreç içinde zaman zaman eylemler yapılırken, son olarak taşeron firma sahiplerinden Birkan İpoğlu’nun binaya pankart asmasıyla konu yeniden gündeme geldi. Bu eylem sonrası ilk önce yüklenici firma kayyumu Lütfiye Özbek, bugün de Vakıflar Samsun Bölge Müdürü Hüseyin Uysal açıklamalarda bulunarak binanın son durumu hakkında kamuoyunu bilgilendirdi. Geride kalan 15 yıllık süreçte kurum olarak her zaman sürecin tamamlanması için üzerine düşen görevleri yerine getirdiklerinin altını çizen Samsun Vakıflar Bölge Müdürü Hüseyin Uysal, "Baruthane’deki Haznedar Konutları, 7 Nisan 2011’de kat karşılığı inşaat yapım işi modeliyle ihale edilmiştir. Kurumumuz burada arsa sahibi vasfındadır. Sözleşme karşılığı burası 2011’de müteahhide teslim edildi. Toplam 900 iş günü belirlendi. Bu süreç sonrası buranın normalde firma tarafından bize teslim edilmesi gerekiyordu. Bazı nedenlerden dolayı teslim edilmedi. 2017’de de yüklenici firma sahibi hayatını kaybetti. 2018’de vasisi durumunda olan Lütfiye Özbek, kurumumuzla ilgili açıklamalarda bulundu. Haklarının verilmediğini, kurumun bu konuda hatalı olduğunu belirterek bazı ithamlarda bulundu. Biz bu 15 yıllık süreçte Vakıflar Bölge ve Genel Müdürlüğü olarak hukuki süreçte yapmamız gereken ve sözleşmeden geçerli olan tüm süreçleri takip ettik. Son noktada bu konuyu çözmek için gece-gündüz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Burada muhatabımız yüklenici firma olan Esmi İnşaat’tır. Bunun dışında firmaya verdiğimiz 25 tapuyu firma başka kişilere satmış. Neticede imalatlarla alakalı eksiklikler geçici kabul komisyonu tarafından ve İlkadım Belediyesi ekipleri tarafından belirlendi. Sözleşme gereği inşaat firması bize iskânı getirmek zorunda. Belediye, teknik elemanları ve bizim komisyonumuz tespitlerinde inşaatta eksikler olduğunu, iskân veremeyeceklerini söylediler. Bunu firmaya bildirdik. Firma, eksikleri giderme konusunda bir adım atmadı" dedi. "Son 2 kişiden vekâlet alma işi kaldı, konutlar hak sahiplerine verilecek" Eksikleri tamamlamayan yüklenici firma yerine kendilerinin devreye girdiğini dile getiren Hüseyin Uysal, "Biz de sürecin uzun sürdüğünü belirterek devreye kurum olarak biz girdik. Firmaya 2 sefer bitirebileceklerini resmî olarak sorduk. Firma ’bitirdik’ diyor. Tespitlerimizde eksik olan imalatların tamamını kabullenip oraya projeyi çizdirdik. Tadilat projesini belediyeden onaylattık. Belediyenin onayladığı tadilat projesine iskân vereceğini ancak binadaki tüm hak sahiplerinin, diğer satılan 25 tapu sahibinin de vekâletini istediğini belirtti. Bu 25 kişi Samsun’da yaşamıyor. Başka iller ve yurt dışında yaşayanlar da var. 3 aylık süreçte 25 kişiden 23’ünün vekâletini aldık. 2 kişi kaldı. Kalan 2 kişiden de vekâleti aldıktan sonra Haznedar Konakları’nda eksik olan imalatları projeye göre tamamlayıp hem kurumun hakkını hem de hak sahiplerinin haklarını korumak görevimiz. Bu işleri de yaparak tamamen firmanın nam ve hesabına yapacağız. Çünkü sözleşmemizin gereği bize iskânı getirmek zorundalar. Başka türlü bu işi çözme şansımız yok. Süreci buraya kadar getirdik. Son noktasına geldiğimizi düşünüyorum. Son 2 kişiden vekâlet alma işi kaldı. Onlar da alınınca bu işin yapım süresi 5-6 ay sürer. 6 ay sonra tüm problemlerin ortadan kalkacağına inanıyorum. Herkes hakkını alacak. Burada en önemli şey kamu hakkını ve oradaki vatandaşların haklarını korumak. Devlet de biz de bunun için varız. En kısa sürede inşaatın tüm eksikliğini tamamlayıp hak sahiplerine vereceğiz" diye konuştu.
İstanbul 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için il koordinasyon toplantıları başladı 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için hazırlıklar sürerken, 26 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek organizasyonun kritik aşamalarından biri olan il koordinasyon toplantıları da başladı. Türkiye’nin en prestijli uluslararası spor organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu (Tour of Türkiye), 2026 yılında 61. kez düzenlenerek dünya bisikletinin önemli takımlarını Türkiye’de buluşturmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından gerçekleştirilecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Aydın, Marmaris, Kıran, Fethiye, Patara, Kemer ve Antalya etaplarının ardından Ankara’da sona erecek 8 etaplık parkuruyla uluslararası bisiklet dünyasının dikkatini bir kez daha Türkiye’ye çevirecek. Tur öncesinde il koordinasyon toplantıları Muğla ve İzmir’de gerçekleştirilirken, Antalya’da da yapılacak toplantıyla devam edecek. Muğla Valisi İdris Akbıyık, İzmir Valisi Süleyman Elban ve Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirilen koordinasyon toplantılarına, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Yol Bisikletinden Sorumlu Asbaşkan Metin Cengiz ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katılım sağladı. Toplantılarda organizasyonun tüm operasyonel hazırlıkları masaya yatırılırken; parkur güvenliği, trafik düzenlemeleri, ulaşım, sağlık ve acil durum planlamalarına ilişkin süreçler detaylı şekilde değerlendirildi.
Gümüşhane Emekli Tuğgeneral Sipahioğlu: "Kendi silahını üretmeyen güçlü olamaz" Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdür Yardımcısı emekli Tuğgeneral Erhan Sipahioğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada güçlü kalabilmesi için yerli ve milli savunma sanayisinin hayati öneme sahip olduğunu söyledi. TSKGV Genel Müdür Yardımcısı Erhan Sipahioğlu, Gümüşhane’de 2. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na katıldı. Toplantıda Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın çalışmaları hakkında protokol üyelerine bilgi veren Sipahioğlu, Türkiye’nin çevresinde yaşanan çatışmalara dikkat çekti. Savaşların artık teknoloji odaklı hale geldiğini belirten Sipahioğlu, "Bu coğrafyada kendi ürettiğiniz yazılımı yani beyni, size ait olan silah sistemlerini üretmek mecburiyetindesiniz" diyerek, ülkelerin kendi savunma sistemlerini üretmelerinin zorunluluk haline geldiğini ifade etti. "Türkiye’nin gelişen teknolojiyle birlikte hazırlıklı olması gerekiyor" Ortadoğu’da ve Türkiye’nin kuzeyinde meydana gelen gelişmelerden bahseden Sipahioğlu, "Yaşadığımız coğrafya itibarıyla Türkiye etrafında çatışmalar var. Türkiye ise ortada bir huzur adası. Türkiye’nin huzur adası olmasının mutlaka bir sebebi var. Bu coğrafyada huzur içerisinde oturup bu toplantıları gerçekleştirebiliyorsak bunun bir bedeli var, bir sonucu var. En yakından bizi ilgilendiren ve Avrupa’yı çok ilgilendiren Rusya-Ukrayna savaşı var. Dünya bunda şunu öğrendi; güç dengeleri değişiyor, güvenlik endişeleri arttı. Artık bütün ülkeler savunma harcamalarına ciddi yatırımlar yapmaya başladılar. Özellikle Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri desteğine dayandığı için şimdi gelinen noktada bu desteğin azalmasıyla savunmaya yatırım yapıyor. Türkiye zamanında alınan stratejik kararlarla bu durumu öngörüp, önceden mesafe aldı. Her savaştan alınması gereken dersler var. Çünkü savaşlar yeni teknolojilerin kullanım alanlarıdır. Örneğin Rusya-Ukrayna savaşı bize şunu gösterdi ki eskiden bir tankın en büyük karşı silahı tanksavardı. Şimdi tankın en büyük karşı silahı kamikaze dron oldu. Konseptler teknolojiyle beraber değişiyor. Türkiye’nin de buna göre hazırlıklı olması gerekiyor" dedi. "Kendinize ait silah sistemleri üretmek mecburiyetindesiniz" ABD, İsrail ve İran arasındaki savaştan alınması gereken dersler olduğunun altını çizen Sipahioğlu, "Azerbaycan-Ermenistan savaşında insansız hava araçlarından atılan mühimmatlar çok etkili oldu. İran-İsrail savaşından alınacak çok önemli dersler var. Burada balistik füzeler, hava savunma sistemleri ve istihbarat ön plana çıktı. Savaşın başlangıcında çok sayıda lider kadronun etkisiz hale getirilmesi, istihbaratın önemini ortaya koydu. Bunların her birinden alınacak önemli dersler var. Biz de bu huzur adasında eğer huzur içinde yaşamak istiyorsak bu coğrafyada güçlü olmak mecburiyetindeyiz. Bu güçlülük de şöyle ifade edeyim: Yani başkasının silahıyla, başkasının malzemesiyle burada güçlü olamazsınız. Bu coğrafyada kendi ürettiğiniz yazılımı yani beyni, size ait olan silah sistemlerini üretmek mecburiyetindesiniz" diye konuştu.
Antalya Antalya itfaiyesinin taze kanları göreve hazır Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, kadrosuna kattığı 45 yeni itfaiye eriyle gücünü artırdı. Zorlu eğitim sürecini başarıyla tamamlayan itfaiye erleri, kura çekiminin ardından görev yerlerine atandı. Her türlü afet ve kurtarma olayına anında müdahale eden Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, 45 yeni personelle birlikte sahadaki etkinliğini daha da güçlendirdi. Mülakat sürecinin ardından göreve kabul edilen itfaiye erleri, tehlikeli kurtarma şartlarına hazırlıklı olabilmek için fiziksel dayanıklılık, teknik bilgi ve kriz anı yönetimi gibi konularda kapsamlı bir eğitim programından geçti. Görev öncesi uygulamalı eğitim Eğitim sürecinde personel; yangına müdahale tekniklerinden, arama-kurtarma çalışmalarına, yüksekten iniş tatbikatlarından, kapalı alan senaryolarına kadar birçok başlıkta uygulamalı eğitim aldı. Tam teçhizat ve ağır ekipmanla gerçekleştirilen tatbikatlarda ekipler, fiziksel dayanıklılıklarını sınarken, zamanla yarışarak koordinasyon ve doğru müdahale becerilerini geliştirdi. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından, kahraman itfaiye erleri, yapılan kura sonrasında yeni görev yerlerine atandı. Gerçeğini aratmayan tatbikatlar Zamanla yarışılan senaryolarda ekipler, hem koordinasyon hem de doğru müdahale becerilerini geliştirme fırsatı buldu. Gerçeğini aratmayan tatbikatlarda itfaiye erleri karşılaşabilecekleri en zorlu durumlara hazırlandı. Yalnızca fiziksel güç değil aynı zamanda soğukkanlılık ve hızlı karar alma yeteneği gerektiren itfaiyecilikte verilen eğitimler, bu özellikleri geliştirmeye yönelik planlandı. Her an göreve hazır Antalya gibi geniş bir coğrafyada ve farklı risk alanlarında görev yapan itfaiye ekipleri için bu eğitimler hayati önem taşıyor. Orman yangınlarından trafik kazalarına, doğal afetlerden kurtarma operasyonlarına kadar geniş bir yelpazede görev alan itfaiye erleri, her an göreve hazır şekilde yetiştiriliyor. Bu zorlu eğitimin ardından yeni itfaiye erleri Antalyalıların can ve mal güvenliği için sahada görev yapmaya hazır hale geldi. Zorlu mesleği bilinçli bir tercih olarak seçtiklerini ifade eden itfaiye erleri, insan hayatına dokunabilmenin en büyük motivasyonları olduğunu dile getirdi.