GÜNDEM - 13 Eylül 2023 Çarşamba 16:49

Taş Medreseli Ülkücüler 1980 darbesinde idam edilen ülkücüleri Ulucanlar Cezaevi’nde andı

A
A
A
Taş Medreseli Ülkücüler 1980 darbesinde idam edilen ülkücüleri Ulucanlar Cezaevi’nde andı

12 Eylül 1980 darbesinde cezaevinde yatan ve "Taş Medreseli Ülkücüler" olarak bilinen grup, darbe döneminde idam edilen ülkücüleri Ankara’nın Altındağ ilçesindeki Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde andı.

Onlarca kişinin idam edildiği Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde hayatını kaybeden ülkücüler için anma programı düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programa Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım ve MHP Ankara İl Başkanı Alparslan Doğan’ın yanı sıra çok sayıda Taş Medreseli Ülkücü katıldı. Okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından topluluk Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni gezerek, saz eşliğinde marşlar okudu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, 80 ihtilalinde işkence görürken bile devletin yanında olduklarını ve bugün de devletin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Burada gördüğünüz herkesin saçı sakalı ağarmış. Buradaki herkes gençliğinde çile çekmiş insanlar. 12 Eylül 1980 darbesinde en fazla çile çeken camianın insanlarıdır. 12 Eylül’ün Türkiye’ye olduğu kadar ülkücülere de çok zararı olmuştur. 12 Eylül ile birlikte Yunanistan NATO’ya tekrar alındı. PKK 12 Eylül’de patladı. FETÖ 12 Eylül’de kadrolaşmaya başladı. Türk milliyetçileri ve ülkücüleri hayatlarından pişman olacakları şekilde ezdiler. Hiç kimseyi dışarıda bırakmadılar. Hayatlarından bezsinler ve bir daha ülkücülük yapamasınlar diye uğraştılar. Ne milliyetçilik kalsın ne de MHP kalsın düşüncesiyle hareket ettiler. Ama MHP bugün Türkiye’nin 3. partisidir. Türkiye ve dünyada en önemli etkenlerden birisidir. Ülkü Ocakları da dimdik ayaktadır. O ezdikleri çocuklar da buradadır. Hiç kimse davasından geri adım atmamıştır. Hiç kimsenin bir pişmanlığı yoktur. Allah hepsinden razı olsun. Allah o günleri bir daha yaşatmasın. Avrupa Birliği İnsan Hakları Komisyonu gelip Mamak Cezaevi’nde ‘Sizi dövüyorlar mı, işkence ediyorlar mı?’ diye sorduklarında devleti şikayet etmedik. Bu devlet bizimdir, döver de sever de. Marksistler ve komünistler şikayet ettiler. Biz işkence görürken de devletin yanındaydık, bugün de yanında olacağız” açıklamasında bulundu.

Taş Medreseli Ülkücüler Derneği Genel Başkanı Mehmet Yamtar Çelik ise, 3 sene boyunca Mamak Cezaevi’nde kaldığını ve Türk milletinin tam bağımsızlığı için her şeyi yapmaya hazır olduğunu belirterek, ”Taş Medreseliler, 1960 ile 1980 yılları arasında Türkiye’nin bağımsızlığını, dirliğini ve birliğini hedef alan Marksist ve Leninist bir sistem getirmek isteyenlere karşı mücadele veren bir topluluktur. 80 ihtilalini anma sebebimiz de Türk milletinin varlığını tehlikeye atacak şekilde içeriye sızmış olan yandaşlara karşı verdiğimiz mücadelenin hatırlanmasını istiyor olmamızdır. Ömrümüz zindanlarda geçti ama bu sevdamız hiçbir zaman bitmedi ve bitmeyecektir. O günlerde yaptıklarımızdan hiçbir zaman pişmanlık duymadık. Biz Türk milletinin dirliği, birliği ve bağımsızlığımızı temsil eden bayrağımızı yere düşürmemek için mücadele ettik. Ayaklarımız bedenlerimizi taşıdığı müddetçe varlığımızı Türk milletine armağan etmek için hazırız” ifadelerini kullandı.

Evren Doğru

Taş Medreseli Ülkücüler 1980 darbesinde idam edilen ülkücüleri Ulucanlar Cezaevi’nde andı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.